{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/252 <br>KARAR NO\t: 2025/1564<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARETMAHKEMESİ<br>TARİHİ: 15/09/2021<br>NUMARASI\t: 2018/1514 Esas -  2021/626 Karar<br>DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/11/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalılar arasında, davalıların maliki oldukları Antalya ili, Muratpaşa ilçesi, Alan Mahallesinde mevcut taşınmazla ilgili olarak 03/06/2015 tarihli intifa sözleşmesi imzalandığını, intifa süresinin tapuya şerh tarihine müteakip 04/03/2020 yılına kadar geçerli olacağının kabul edildiğini, bu sözleşmenin eki ve ayrılmaz parçası olan farklı tarihli ek sözleşmelerin de imzalandığını, tüm ek sözleşmelerin 3.maddesinde BP lehine taşınmaz üzerinde intifa tesis edilmesi şartıyla sözleşmenin 2.2.a maddesinde yer alan intifa ivazının avans olarak maliklere ödeneceği ve söz konusu tutarın intifa hakkının tesis edilmesini müteakip maliklere ödenecek intifa bedelinden mahsup edileceğinin kararlaştırıldığını, söz konusu avansın davalılara ödenmiş olmasına rağmen davalı tarafça intifanın tapuya şerhinin sağlanmadığını, bu konuda davalılara gönderilen ihtarnameyle intifa hakkının tapuya şerh edilmemesinden dolayı sözleşmenin yürürlüğe girmediğini, bu yüzden sözleşmeyle bağlı olmadıklarını bildirilerek avans olarak ödenen tutarın damga vergisi tutarıyla birlikte iadesinin talep edildiğini, ancak davalı tarafça ödemenin yapılmadığını, davalılara 247.000 USD.intifa ivaz avansı ödendiğini, sözleşmeyle birlikte tahakkuk eden 43.747,92 TL.tutarında damga vergisinin de müvekkili tarafından ödendiğini belirterek 247.000 USD.intifa ivaz avansının ödeme tarihinden itibaren yabancı paraya uygulanacak en yüksek mevduat faiziyle birlikte ve 44.747,92 TL.damga vergisinin de ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte her bir davalı, dava konusu talebin ve fer'ilerinin 1/4'ünden sorumlu olacak şekilde davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkillerinin sahibi oldukları taşınmaz ile ilgili olarak davacıyla müvekkilleri arasında 03/06/2015 tarihli intifa sözleşmesi imzalandığını, daha öncesinde de 04/03/2010 tarihli 5 yıl süreli intifa hakkı sözleşmesi imzalanmış olup tapuya şerh verildiğini, 04/03/2015 tarihinde sözleşmenin sona ermesini müteakip davacı şirketin taşınmaz üzerinde hukuki ve fiili tasarruf hakkının devam ettiği sırada davacının istemiyle tekrar sözleşme imzaladıklarını, davacının kendi iç işleyişi ve kusurundan kaynaklanan sorunlar nedeniyle intifa sözleşmesinin tapu kütüğüne şerh verilmesine ilişkin müracaatın 29/06/2015 tarihinde yapılabildiğini, ancak önceki intifa hakkı terkin edilmeden yeniden intifa hakkı tesis ve tescil edilemediğini, terkin harcının davacı tarafından ödenmek istenmemesi nedeniyle Muratpaşa Tapu Sicil Müdürlüğünün kararına davacının yönlendirmesi doğrultusunda müvekkillerinin itiraz ettiklerini,  Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünün 29/04/2016 tarihli kararı ile imzalanan yeni sözleşmenin tapuya şerh verilecek hale getirildiğini, bu tarihten sonra davacının inisiyatifi ile tapuya şerh verilmediğini, davacının taşınmaz üzerindeki  tasarrufunun 23/09/2016 tarihinde noter kanalıyla yapılan tespit tutanağı neticesinde sonlandırıldığını, intifa hakkı sona erdiği gibi hak sahibinin hakkın konusu olan malı malike geri vermekle yükümlü olduğu halde davacının bunu yapmadığını, davacının talebinin TMK 802 maddesi uyarınca zaman aşımına uğradığını, davacının müvekkillerine ait taşınmazla ilgili intifa bedelini 2016 yılı Nisan ayına kadar ödemiş olmasına rağmen bu tarihten sonrasında ödeme yapmadığı için ihtarname gönderilerek talepte bulunduklarını, bunun üzerine davacının 17/05/2016 tarihli ihtarnameyi gönderdiğini, sözleşmenin geçersizliğini ileri sürmenin TMK 2 maddesi uyarınca iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"TMK 799 maddesinde intifa hakkı sona erdiğinde hak sahibinin hakkın konusu olan malı malike geri vermekle yükümlü olduğu  kabul edilmiştir. Somut olayda taraflar arasında imzalanan 04/03/2010 tarihli 5 yıl süreli sözleşmenin sona ermesinden sonra taşınmazın davacı tarafça davalıya teslim edildiğine dair bir delil dosyaya sunulmamıştır. Taraflar sözleşmenin 04/03/2015 tarihinde sona ermesiyle tekrar bir araya gelip 03/06/2015 tarihli intifa sözleşmesi ile ek sözleşmeleri imzalamıştır. En son ek sözleşme 07/01/2016 tarihli olup davacı bu sözleşme ile 2016 yılı Ocak-Şubat-Mart ayları ivaz bedellerini de ödemiş ve bu süreçte önceki bayisi ile ilişkisini sürdürmüş 04/06/2015 tarihinde yeni bir bayilik sözleşmesi imzalamış ve bayinin lisansı 2016 yılı Ağustos ayında sonlanmıştır. Davacı bundan sonra yeni bir bayi ile sözleşme imzalamış ve bu bayi masrafları davacıya ait olmak üzere taşınmaz ve akaryakıt istasyonunda tadilatlar yapmıştır. Bu durumda taşınmazın davacının fiili kullanımında olduğu taşınmaz üzerinde tasarruflarda bulunduğu, davacının aksi yöndeki beyanlarının yerinde olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Davacının bir diğer iddiası ise sözleşme ile davalılara yüklenen intifa hakkının tapuda tescili işleminin davalı tarafça yerine getirilmediği, bu nedenle sözleşmenin yürürlüğe girmediği, sözleşme ile bağlı olmadığı yönündedir. Bu konuda davalılara ihtarname göndererek bildirimde bulunmuş sözleşme nedeniyle ödediği intifa bedelleri ile damga vergisinin iadesini talep etmiştir. Davalılar ise davacıdan kaynaklı sebeplerle tapuya 29/06/2015 tarihinde buşvurabildiklerini, yapılan başvurunun daha önce tescil edilen intifa hakkı terkin edilmeden yeni intifa hakkı tescil edilemeyeceği gerekçesiyle reddedildiğini, önceki intifa hakkının silinmesi için ödenmesi gereken terkin harcının davacı tarafça ödenmediğini, davacının ve Muratpaşa ilçe Tapu Müdürlüğünün yönlendirmeleri ile Antalya Tapu Kadastro VI.Bölge Müdürlüğüne itiraz ettiklerini itirazın reddedilmesi üzerine yine davacının isteği ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğüne başvurduklarını, 29/04/2016 tarihli karar ile Muratpaşa Tapu Sicil Müdürlüğü ve Antalya Tapu Kadastro VI. Bölge Müdürlüğü kararlarının bozulduğunu ve sözleşmenin tapuya şerh verilebilir hale geldiğini, işlemler devam ederken davacının ihtarname gönderdiğini, sözleşme uyarınca üzerine düşen tüm edimleri yerine getirdiklerini sözleşmenin tapuya şerh verilememesinde kusurlarının ve sorumluluklarının olmadığını savunmaktadır. Muratpaşa Tapu Müdürlüğünün 01/07/2015 tarihli yazısında 29/06/2015 tarihli başvurunun taşınmaz üzerinde tesis edilmiş intifa hakkı terkin edilmedikçe ikinci bir intifa hakkı tesis edilemeyeceği belirtilerek reddedildiği, davalıların tekrar başvurusu üzerine bu kez 09/02/2016 tarihli red kararının verildiği, davalıların bu hususu Antalya Tapu ve Kadastro VI.Bölge Müdürlüğüne taşıdıkları burası tarafından da Muratpaşa Tapu Müdürlüğü kararının onandığına dair 29/02/2016 tarihli karar verildiği, Çevre Şehircilik Bakanlığı Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, Tapu Dairesi Başkanlığını 29/04/2016 tarihli kararı ile önceki kararların bozulduğu ve davalıların işlem yapabileceğinin kabul edildiği anlaşılmıştır. Dayanak 03/06/2015 tarihli sözleşmenin 2.2.maddesinde davalılar intifa hakkının tapuda tesisi için gerekli işlemlerin yapılmasını, BP lehine tesis edilen intifa hakkının taşınmazın bulunduğu tapu kaydına tescil edilmesini kabul ettiklerini, intifa hakkının tapuya tesciline ilişkin olarak üzerlerine düşen tüm sorumluluğu yerine getirmeyi kabul ve taahhüt etmişlerdir. Sözleşmede intifa hakkının tapuya ne zamana kadar tescil ettirileceğine ilişkin bir düzenleme yoktur. Davalılar 29/06/2015 tarihinde ilgili tapu müdürlüğüne başvurmuştur. İntifa hakkının tesisi idari prosedürler nedeniyle ancak 29/04/2016 tarihi itibariyle mümkün hale gelebilmiştir. Taralarda bu süreçte pek çok ek sözleşme düzenleyerek sözleşmeye devam iradesini ortaya koymuşlar ve davacı intifa bedelini avans olarak ödemeye devam etmiştir. Tapu Müdürlüğü nezdinde yapılan başvurunun red sebebi yine taraflar arasında daha önce düzenlenip tapuya tescil edilen intifa hakkının sicildeki varlığı olup bunun terkininin gerektiğidir. Terkin için gerekli harçlar yatırılmadığından terkin işlemi yapılamamış, bu nedenle de yeni bir intifa hakkı tesciline tapu müdürlüğü yanaşmamıştır. Dayanak sözleşmenin son sayfasında intifa hakkının tapuya tescil edilmesine ilişkin tüm masrafların ve sözleşmeden doğan damga vergisinin davacı tarafından ödeneceği kabul edilmiş olup, bu masrafların davacı tarafından karşılandığı/karşılanmasının teklif edildiği hususlarında dosyaya hiçbir delil sunulmamıştır. Aksine, tapuda yatırılması gereken harçlar yatmadığı için işlemlerin uzadığı dosya kapsamı ile sabittir. Bu durumda davacının davalıların intifa hakkının tapuya tescili için üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirmediğinden bahisle  sözleşmenin geçerli olmadığını, bağlayıcılığının kalmadığını ileri sürmesinin haksız olduğu, davacının taleplerinin TMK 2 maddesindeki dürüstlük kurallarına da aykırılık teşkil ettiği sonucuna varıldığından davanın reddine , ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme'nin, önceki 04.03.2010 tarihli İntifa Sözleşmesi'nin süresi sona ermesine rağmen taşınmazın teslim edildiğine dair dosyada delil bulunmadığı, taşınmazın davacının fiili kullanımında olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar vermesi usul ve yasaya aykırı olduğu gibi, kararın dosya kapsamına da aykırı olduğunu, Yerel Mahkeme'nin kararında belirtilen 04.03.2010 tarihinden itibaren başlamak ve 5 yıl süreyle geçerli olmak üzere akdedilen İntifa Sözleşmesi kapsamında tapuya şerh edilen intifa hakkı süresi sonunda kendiliğinden sona erdiğini, davacının süresi sona eren intifa hakkına dayalı olarak taşınmazı kullanımı söz konusu olmadığı gibi, dava konusu bedel süresi sona eren intifa hakkından kaynaklanmadığını, öncelikle süreli intifa haklarında sürenin geçmesinin/bitmesinin intifa hakkı üzerinde ne gibi bir sonuç doğuracağı konusunun bakılması gerektiğini, kabul edilen görüşe göre eşyaya bağlı irtifak hakkında olduğu gibi intifa hakkının da sürenin geçmesi ile sona ereceği, tescilin hukuki değerini kaybetmiş olacağı ve bu sebeple de gayrimenkul malikinin Medeni Kanun'un 1026. maddesi gereğince tapu memurundan terkini talep edebileceği olup Medeni Kanunun belirtilen maddesi kapsamında yapılan terkinin fonksiyonu, açıklayıcı olması gerektiğini, nitekim Medeni Kanun'un 796. (eski 720.) Maddesi de intifa hakkının sona ermesi sebebi olarak gösterilen sürenin dolması durumunda taşınmaz malikinin terkini isteyebileceğini hüküm altına almıştır. \"...intifa hakkı, konusunun tamamen yok olması ve taşınmazlarda tescilin terkini; yasal intifa hakkı, sebebinin ortadan kalkması ile sona erer. Sürenin dolması veya hak sahibinin vazgeçmesi ya da ölümü gibi diğer sona erme sebepleri, taşınmazlarda malike terkini isteme yetkisi verir...” denildiğini, süresi biten intifa hakkının davalılar tarafından terkin edilmemiş olması taşınmazın kullanım hakkının davacı şirkette olduğu anlamına gelmediği gibi, taşınmaz davalıların zilyetliğinde olduğunu, söz konusu süreçte taşınmaz üzerinde davacının akaryakıt satış ve servis faaliyeti de gerçekleşmediğini, yapılan tespit ve dosyaya sunulan Kira Sözleşmesi ile dava konusu taşınmazın davacı tarafından değil, davalılar tarafından kira sözleşmesi akdedilen dava dışı Hüseyin Kaya tarafından kullanıldığı ortaya konduğundan, yerel Mahkeme'nin taşınmazın davalılara teslim edildiğine dair delil bulunmadığı gerekçesiyle verdiği davanın reddine dair kararının kaldırılması gerektiğini, davacının taşınmaz üzerinde hiçbir zaman fiili tasarruf hakkı bulunmadığını, EPDK tarafından dosyaya gönderilen bayilik anlaşmaları, intifa hakkına değil Bayi'nin tasarruf hakkına dayalı olarak akdedilmiş olup, bayilik anlaşmalarının 1. maddesinde bayilik anlaşmasına konu yerde bayinin kullanma ve yararlanma hakkına sahip olduğu açıkça düzenlenmiş ki bayilik anlaşmaları 04.08.2015 tarihine kadar süre ile akdedilmiş olup, EPDK tarafından dosyamıza gönderilen 27.03.2019 tarihli yazıda da belirtildiği üzere, bayilik lisansı 11.08.2015 tarihinde sona ermiş, bu tarihten sonra taşınmazda akaryakıt satış ve servis faaliyeti yürütülmediğini, mahkemece süresi sona eren intifa hakkına dayanarak taşınmazın davacının kullanımında olduğu gerekçesi ile davanın reddinin açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, ek sözleşmenin imzalanması sözleşmeye devam iradesini değil, asıl sözleşmeye konu edimlerin ifa edileceği inancıyla davalı tarafa mühlet verildiğini gösterdiğini, intifa Sözleşmesi \"... intifa hakkının tesis edilmesi ve taşınmaz üzerinden tesis edilecek akaryakıt ve otogaz istasyonunda fiili olarak BP marka ve logosu altında akaryakıt ve otogaz satışına başlanılması..\" amacıyla akdedildiğini ancak dava konusu olayda, davalılar sözleşme tarihi üzerinden yaklaşık bir yıl süre geçmiş olmasına karşın intifa tesisi işlemini gerçekleştirmemiş ve taşınmazın üçüncü bir kişiye kiraya vermiş, dolayısıyla İntifa Sözleşmesi'nin uygulanmasını imkansız hale getirdiğini, davalıların İntifa Sözleşmesi kapsamında yükümlülüklerini yerine getirmediği, dava dışı ... Ürünleri Tur. Taş. İnş. Tic. Ltd. Şti. tarafından davalılar aleyhine ikame edilen alacak davası kararıyla da sabit olduğunu,  İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/222E. sayılı kararında, taşınmazdaki faaliyetin davalılar tarafından gerekli izin ve belgelerin alınmaması nedeniyle yürütülemediği, intifa sözleşmesinin davalılar tarafından tapuya şerh edilememesi nedeniyle geçersiz olan intifa sözleşmesinin geriye dönük sonlandırıldığı, taşınmazın davalılar tarafından \"Boludağı Mangaevi\" isimli dava dışı ... tarafından işletildiğinin tespit edildiği gerekçesi ile ... Petrol'ün talepleri kabul edildiğini, açıklanan nedenle, Sözleşme'ye devam irademiz bulunmadığı gibi, Sözleşme'nin uygulanması dahi imkan dahilinde olmadığı ortada olduğundan, davacı şirket tarafından Sözleşmeler kapsamında davalılara mühlet verilmesinden vazgeçilerek, İntifa Sözleşmesi ve Ek Sözleşmeler ile bağlı olunmadığı, avans olarak ödenen tüm intifa ivazlarının ve damga vergisi tutarının davalılardan tahsili için dava açıldığını, intifa Sözleşmesi'nde intifa hakkının tapuya tescil edilmesine ilişkin tüm masrafların müvekkil BP'ye ait olduğu kararlaştırılmış ise de; yerel Mahkeme kararının aksine, intifa hakkının tesis edilememesinin nedeni tescil harcının değil, süresi dolan intifanın tapudan terkini işleminin gerçekleştirilmesi için tapu müdürlüğü tarafından talep edilen intifa terkin harcının yatırılmaması olup, davacının intifa terkinine ilişkin masraflara katlanma yükümlülüğü bulunmadığını, intifa hakkının tapudan terkini için yatırılacak harç, Harçlar Kanunu'nun 57. ve 58. maddeleri ile eki 4 sayılı Tarifenin 4/4 maddesi hükümlerine göre lehine işlem yapılan kişiden (malikten) tahsil edildiğini, somut olayda lehine işlem yapılan malik davalılar olduğundan, davalıların terkin harcından sorumlu olduğunu, dava konusu taşınmaz üzerinde 04.03.2010 tarihinde davacı şirket lehine tesisi edilen intifa hakkının sürenin bitmesiyle sona erdiğini, Davalı taraf, süresinin geçmesiyle sona eren intifa hakkını tapudan terkini talep etme yetkisine haiz olmasına rağmen intifa hakkını terkin ettirmediği, dolayısıyla da yeni intifa şerhini tescil ettirmediği için peşin ödenen intifa ivazı ve damga vergisini faiziyle birlikte iade etmekle yükümlü olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalılar ... ..., ... ... ve ... ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı vekilinin TBK. 99/3 maddesi uyarınca tahsilini talep ettiği yabancı para alacağının karar tarihi itibariyle Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilerek hesaplanması gereken vekalet ücretinin uygulama ve yüksek yargı kararlarının aksine dava tarihi itibariyle yabancı para alacağına ilişkin talep edilen tutarın Türk Lirasına çevrilmek suretiyle hükmün 5.maddesinde eksik taktir edilmiş olmakla sehven yapıldığı düşünülen bu maddi hatanın yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE : Dava, geçersiz sözleşmeye istinaden ödenen sözleşme bedelinin iadesi davasıdır.<br>İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, geçersiz intifa sözleşmesi kapsamında ödenen intifa bedelinin iadesinin gerekip gerekmediği, önceki intifa hakkının süresi dolduktan sonra taşınmasın iade edilip edilmediği, iade edilmediyse bu döneme ilişkin intifa bedelinin talep edilip edilemeyeceği noktasındadır.Taraflar arasında 03/06/2015 tarihinde adi nitelikte intifa sözleşmesi, 26/06/2015 tarihli ek sözleşme ile intifa avansının ilk dört ay avansı, 14/08/2015 tarihli ek sözleşme ile intifa ivazının beşinci ve altıncı aylar avansı, 10/09/2015 tarihli ek sözleşme ile intifa ivazının Eylül ayı avansı, 22/10/2015 tarihli ek sözleşme ile intifa avansının Eylül ve Ekim ayı avansı, 11/12/2015 tarihli ek sözleşme ile intifa ivazının Kasım ve Aralık ayı avansı, 07/01/2016 tarihli ek sözleşme ile intifa ivazının Ocak, Şubat, Mart ayları avansının maliklere ödeneceği, ödenen tutarın intifa ivaz avansı kabul edileceği düzenlenmiştir.Davacı tarafından davalı muhataplarına çekilen Kadıköy 15. Noterliğinin 17/05/2016 tarih ve ...N'lu ihtarnamesi ile intifa hakkının tesis edilmemesi, taşınmazın mevcut durumunda meydana gelen değişiklik edeniyle sözleşmenin davacı açısından ifasının imkansız hale gelmesi, sözleşmenin geçersiz olması nedenleriyle maliklere ödenen intifa ivaz avansının ve sözleşme nedeniyle ödenen damga vergisinin ödenmesi ihtar edilmiştir. Davalılar tarafından davacı muhataba çekilen Kadıköy 30. Noterliğinin 14/06/2016 tarih ve ... YN'lu cevabi ihtarnamesi ile, 04/03/2010 tarihli intifanın terkin işlemlerinin yapılması ve fiili teslime kadar geçecek süre için intifa bedelinin ödenmesin ihtar edilmiştir.Davacı tarafça, ihtarnameye rağmen iade edilmeyen intifa ivaz avansı ile sözleşme nedeniyle ödenen damga vergisi tutarının davalılardan her biri 1/4 oranında sorumlu olmak üzere tahsiline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Davacı tarafından 2016 Nisan ayına kadar intifa ivaz avansı olarak 247.000,00 USD ödendiği hususunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki önceki intifa hakkı 04/03/2010 tarihinde 5 yıl olarak tesis edilmiş olup, süresi 04/03/2015 tarihinde sona ermiştir. Davaya konu adi yazılı şekilde yapılan 03/06/2015 tarihinde adi nitelikte intifa sözleşmesinde intifanın sona ereceği tarih 04/03/2020 olarak belirlenmiştir. Bu haliyle, söz konusu intifanın esasen önceki intifanın sona erdiği tarihten itibaren 5 yıl hesaplanarak belirlendiği ve sözleşmede kararlaştırılan aylık 19.000,00 USD ödemenin toplam intifa bedeli olan 1.140.000,00 USD'nin 60 aya bölünmesi ile bulunduğu, buna göre davaya konu intifa sözleşmesi ile önceki intifa hakkının devamının amaçlandığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, sözleşmenin anılan niteliği itibariyle, davacı sözleşme tarihinden itibaren, intifa hakkının terkini ve/veya taşınmazın maliklere iadesi tarihine kadar intifa bedelinden sorumludur. Davacının, 07/01/2016 tarihli ek sözleşme ile intifa ivazının Ocak, Şubat, Mart aylarına ilişkin avans maliklere ödediğine göre en azından bu tarihler itibariyle taşınmazın maliklere iade edilmediği anlaşılmaktadır. Davacının dayandığı kira sözleşmesi ise 10/05/2016 tarihli olup, davaya konu dönemler itibariyle eldeki uyuşmazlığa bir etkisi bulunmamaktadır. Davacının taşınmazı iade etmediği ve kendi edimini de ifa etmeye başladığı nazara alındığında bu aşamada taşınmazın iade edilmediği dönem için sözleşmenin geçersizliğini ileri sürmek hakkın kötüye kullanılması niteliğindedir. Bu nedenle davacının talep edebileceği bir alacağı bulunmamakta olup, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Davalı tarafça ilk derece mahkemesi kararı vekalet ücreti yönünden istinaf edilmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin  istikrarlı bir şekilde kabul ettiği üzere, yabancı para borcu ile ilgili alacaklarda talep edilen yabancı paranın dava tarihindeki efektif döviz kuru karşılığı Türk Lirası üzerinden, karar tarihindeki tarifeye göre vekalet ücreti ile nisbi karar ve ilam harcının hesaplanması gerekmektedir.(Yargıtay11. Hukuk Dairesinin 14.12.2022 Tarih ve 2021/8284 E.- 2022/9092 K. sayılı; 19.09.2011 Tarih ve 2010/966 E. - 2011/10441 K. Sayılı kararları). İlk derece mahkemesini kararı anılan kararlara uygun olup davalı yan lehine takdir edilen vekalet ücretinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.  HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı ve davalılar ... ..., ... ... ve ... ... vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR  : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacı vekilinin ve davalılar ... ..., ... ... ve ... ... vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davalı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,5-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.  06/11/2025<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"574a71cb1a3a928a","SID":"cd41118131dff1f9"}}