{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/261 <br>KARAR NO\t: 2025/1568<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 12/10/2021<br>NUMARASI\t: 2018/34 Esas -  2021/913 Karar<br>DAVA: Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/11/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  ... plakalı ... Marka 2010 model E 350 tipi otomobilin davacı tarafından davalı... şirketinden 17/11/2009 tarihinde satın alındığını, diğer davalı ... ...şirketinin ise ithalatçı firma olduğunu, ancak aracın satın alındığı tarihten bu yana sürekli arıza yaptığı ve çalışmadığını, tamir için davalıya ait yetkili servise sürekli götürüldüğünü ve arızanın giderildiği söylendiğini, aracınsürekli arıza yaptığı ve davacının birçok defa yolda kaldığını, yetkili servisin ise tüm uğraşlara rağmen arızanın nereden geldiğini bulamadığını, buna rağmen sorunun bulunduğu söylenerek davacının sürekli oyalanıldığını, araç üzerinde yapılan tespit sonucu bilirkişi tarafından aracın elektrik sisteminden kaynaklı bir arıza olup kullanıcı hatasından kaynaklanmadığının belirtildiğini davalı şirketin arızayı tespit dahi edemediğini bu nedenle davalı şirketin kötü niyetli ve kusurlu olarak davacıyı arızanın giderileceğine dair inandırdığını bu nedenle aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP : Davalı... Otomotiv Tic A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı... Otomotiv şirketinin merkezinin Odabaşı mah. Atatürk cad. ... ... olduğu, diğer davalı firmanın asıl sorumlu şirket olması nedeniyle şirket merkezinin de ... mah. ... cad. ... Esenyurt/İstanbul olduğunu, davacı taraf ile davalı tarafların tümünün ticaret şirketi olup satın alınan ve dava konusu olan araçta ticari şirket adına kaydı yapıldığını, tarafların tacir olmaları nedeniyle ve davalı ithalatçı ... ...Türk A.Ş.'nin şirket merkezinin İstanbul ilinde olması nedeniyle davaya bakmaya yetkili mahkemenin İstanbul Mahkemeleri olup dosyanın yetkisizlik kararı verilerek İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesini, zamanaşımı itirazlarının olduğunu,  davanın zamanaşımına uğradığını, taraflar arasındaki davadaki zamanaşımının BK nun 478.maddesinde yazılı bulanan zamanaşımına tabi olduğunu, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini, HMK 107-109 maddeleri uyarınca dava kıymetinin ve dava harcının tamamlanmaması halinde davacının davasının dava şartı yokluğu nedeniyle reddine, yargılama sonucunda belirlenecek durumlar karşısında yasal dayanağı olmayan davanın esas yönünden reddine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... ... Türk A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı ve hakdüşürücü süre itirazlarının olduğunu, dava konusu aracın 23/11/2009 tarihinde trafiğe çıktığını, 02/12/2009 tarihinden 01/04/2014 tarihine kadar dava dışı... Tic Türk A.Ş yetkilisi servisinde olağan bakımlarının yapıldığını ve var olan şikayetlerin giderildiğini, satış tarihindeki yürürlükte bulunan BK 207 maddesine göre davacının yasal süre içerisinde müvekkili şirkete ayıp ihbarında bulunmadığından ve dava açmadığından davacının dava hakkının düştüğünü, yeni 6098 sayılı BK nun 231 maddesinde bu sürenin 2 yıl öngörülmekle birlikte bu serelerin de geçtiğini, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini, ayıplı olduğu iddia edilen aracın, müvekkili firmanın ithalat yoluyla getirdiği bir araç olup, satış ve bakım işlerinin diğer yetkili servislerce yapıldığını, davacının müvekkili ile bir ticari ilişkisinin de bulunmadığını, ticari davalarda da ticaret ilişkisinde bulunulmayan tarafa husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, davacının talep ve iddialarının haksız ve yasal dayanaktan ve delillerden yoksun olması sebebiyle usul ve esas yönünden davanın reddine, mahkeme masrafları ile ücreti vekaletin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" Somut olayımızda davacı tarafından dava konusu araç 17/11/2009 tarihinde satın alınmış ve satın alındığı tarihten itibaren sürekli davalının yetkili servisine arıza sebebiyle  2010 yılından itibaren sürekli kısa aralıklarla 2015 yılının 3. ayı da dahil olmak üzere götürmüştür. Davalı şirket yetkili servisi tarafından sürekli arızanın giderildiği belirtilmesine rağmen arıza tekrarlamış ve sonucunda netice alınamamıştır. Bunun üzerine davacı tarafça Adana 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2015/34 Değişik İş dosyası ile 08/06/2015 tarihinde tespit için başvuru yapılmıştır. Daha sonra da 01/11/2016 tarihinde iş bu dava açılmıştır. Davacı tarafından araç satın alındığı tarihten itibaren sürekli bir şekilde davalının yetkili servisine  götürülmesine rağmen arızanın giderilmemesi sebebiyle ağır kusurludur ve bu nedenle 6098 sayılı TBK'nun 225/1 maddesi uyarınca ayıbın süresinde bildirilmediği hususu  ve aynı Kanunun 231/2 maddesi uyarınca zamanaşımı defi ileri sürülemeyeceğinden davalılar vekillerinin bu savunmalarına itibar edilmemiştir. (...) Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde davalı... Otomotiv Tic. A.Ş. tarafından davacıya satılan aracın ayıp olduğu ve ayıpın gizli ayıp olduğu tespit edilmiştir. Ancak her ne kadar davacı tarafından aracın bedel iadesi talep edilmiş ise de ayrıntılı olarak bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere  ayıp bedelinin araç piyasa 2. el bedeline oranı, ayıbın önemi göz önünde bulundurulduğunda, misli ile değişim şartlarının ve bedel iadesi şartlarının oluşmadığı ve ayıp oranında bedel indirimine karar verilmesi durumunda ayıp bedelinin 35,000,00 TL olduğu tespit edilmiştir ve tespit edilen bu hususlar karşısında sözleşmeden dönülmesi ve aracın misli ile değişimi ve  bedelinin iade edilmesi hakkaniyete uygun olmadığından davacının bu talebinin reddine ve ayıp oranında bedel indirimine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Davacı tarafından her ne kadar dava konusu aracın üretici davalı ... ... Türk A.Ş. aleyhine iş bu dava açılmış ise de; Mahkememizce bedel indirimine karar verildiği, dava konusu satış sözleşmesinin tarafların davacı ve davalı... Otomotiv Tic. A.Ş. olduğu, davalı ... ... Türk A.Ş.'nin satış sözleşmesinin tarafı olmadığından ve ayıp sebebiyle bedelde indirim talebinin sadece satıcıya karşı kullanılabileceğinden bu davalı aleyhine açılan davanın pasif husumet ehliyeti yokluğundan reddine, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dava konusu araç alındığı günden bu yana sürekli olarak arıza yapmış ve her defasında davalının yetkili servisine onarımı için götürülmüş ve garanti kapsamında sair bakım ve onarımları yapıldığını, Türkiye genelinde ... markasının satışını yapan ve yaygın uzman servis ağı ile yıllardan beri bunu meslek edinmiş olan davalı ... firmasının bu arızayı tespit edememesinin mümkün olmadığını, davalı firma onarımı mümkün olmayan bu arızayı yıllardan beri tespit edebildiği halde sırf aracı değiştirmemek için geçici çözümler bulmuş olup, aracın onarıldığını, sorunun giderildiğini dile getirerek dava tarihine kadar davacı oyalama yoluna gitmiş, davalı taraflar zamanaşımı definde bulunmuş ve davanın zamanaşımı sebebi ile reddini istemiş, TTK 23. Maddesinde “Bu maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde de Türk Borçlar Kanununun satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine  ilişkin hükümleri uygulanır.” Şeklinde TBK’ ya atıf yapıldığını, TBK'nın 219 ve devamı maddeleri de bu husus düzenlediğini, TBK 225. Maddesi çok açık bir düzenleme içerdiğini, buna göre “Ağır kusurlu olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamayacağını, satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından da aynı hüküm geçerlidir” denildiğini, her ne kadar mahkemece davalı ... ... Türk A.Ş pasif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmişse de, davalı ... ... Türk A.Ş kendisi ile davacı şirketin bir ticari ilişkisi olmadığından kendisinin sorumlu olmadığını ileri sürmesi de kabul edilemeyeceğini, ... markasının Türkiye Genelinde dağıtımını yapan ve yetkili bayilikler veren firma olup elbette ki aracı davacıya satan bayi ile birlikte ayıptan müteselsilen sorumlu olduğunu, yine Davalı ... ... Türk A.Ş dilekçesinde dava konusu araçta arızaların giderildiğinden bahsettiğini, oysaki arıza bir türlü giderilmemiş her defasında geçici çözümlerle konu geçiştirilmiş ki davalı ...’in dilekçesinde listesi yapılan arızaların her defasında tekrarlanması da araçta halledilemeyen bir sorun olduğunun açık göstergesi olduğunu ancak bu sorun her seferinde aküye atfedilip, akü değiştirilerek geçiştirme yolu tercih edildiğini, aracın farklı noktaları farklı bir biçimde sürekli arıza verdiğini, araç dava açıldıktan sonra da aynı arızaları vermeye devam ettiğini, araç kullanılmadığı için aküsünün boşaldığı iddiası da gerçek olmadığını, davacının aracı sürekli olarak kullanmak istemekte ancak bu arızalar sebebi ile kullanamadığını, örneğin araca güvenemediği için şehir dışı seyahatlerine dahi bu araçla çıkamadığını, aracı evinin önüne parkı edip sabah tekrar sabah yeniden binmek istediğinde aracın kapıları dahi açılmadığını, oysaki hiçbir ... müşterisi yüzlerce bin TL ödeyerek aldığı aracının durup dururken çalışmamasını, kendisini yolda bırakmasını kabul edemeyeceğini, davalı ... dilekçesinde aracın az kullanıldığı için aküsünün sık sık boşaldığını iddia etmekte iken dilekçesinin başka bölümünde aracın uzun süre ve kötü kullanılmasından kaynaklı bu tür arızaların çıkabileceğini iddia ettiğini, kendi içinde dahi çelişkiler içeren bu iddiaların gerçekçi olmadığını, bu çelişkili beyanlar dahilinde davanın reddinin istenilmesi hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, zaten halihazırda ilk derece mahkemesinde aldırılan bilirkişi raporlarından da görüleceği üzere; araçta meydana gelen bu arızaların üretim hatasından kaynaklandığı, araçta mevcut olan arızaların ayıp niteliği taşıdığı, kullanıcının aracı satın alırken ayıbı basit muayene veya gözle tespit etme şansının bulunmadığını ve ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğunu, aracın bir adet kazaya karıştığı ancak mevcut arızaların oluşumu ile illiyet bağının olmadığı, arızanın ve sair arızaların kullanıcı hatasından kaynaklanmadığı, servisin arızayı tam ve eksiksiz gideremediği, ayrı ayrı belirtilmiş, günümüze kadar arıza vermeye devam eden araç için verilmiş olan bedelin bu aracın arızalarına çözüm getirmeyecek ve davacı bu aracı gönül rahatlığı ile kullanamayacak olup bilirkişi raporlarıyla da sübut bulmuş olan gerçek olan gizli ayıp, hali hazırda sabit bir sorun olarak alanlarında uzman kişilerce tespit edilememiş böyle imalat kusuru/gizli ayıbı bulunan bir araç ile trafiğe çıkılması durumunda muhtemel arıza nedeniyle kaza gerçekleşmesi, maddi ve manevi zararlar doğurması kuvvetle muhtemel olup halihazırda kusurun kendilerinden kaynaklamadığını iddia eden davalılarca gerçekleşmesi muhtemel bu durumun kabul edilmeyeceği çok açık bir gerçek olduğunu, ayrıca Mahkemece gerekçeli kararda da tespit edildiği üzere TBK m.227 gereği  satılan malın ayıplı olduğu durumlarda seçimlik hakkın alıcıda olduğu tespit edilmekle beraber, somut olayda söz konusu seçimlik hakkın alıcı olan davacı yanca kullanılması imkanı elinden alındığını, Mahkemece talebi olmamasına rağmen kendiliğinden TBK m.227'de ki seçimlik haklardan fıkra 2 de düzenlenen \" satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme\" seçimlik hakkını baz alarak tarafımızca talep olunmamasına rağmen iş bu doğrultuda hüküm kurduğunu, dava dilekçesinde ve davanın devam eden seyrinde tarafımızca hiçbir şekilde \"satış bedelinden indirim isteme\" yönünde bir talepte bulunulmadığını, söz konusu seçimlik hak davacı yanca tercih edilmeyerek, asıl talebimiz ayıplı malın misli ile değişimi ya da mümkün değil ise satım bedelinin iadesini karar verilmesi olup fakat Mahkemece talebe aykırı olarak kendiliğinden farklı bir seçimlik hak doğrultusunda karar verildiğini, öncelikle, daha ileri boyutta geri dönüşü olmayan zararlar doğmaması için üretim hatalı/ gizli ayıplı  aracın  misli ile  (sorunsuz/ayıpsız yenisi) ile değiştirilerek davacıya teslimi gerektiğini, mahkeme aksi kanaatte ise üretim hatalı/ gizli ayıplı aracın daha fazla kullanımı mümkün olmadığından ve sair onarımlar ile sorunun giderilemediğinden dolayı satın alım bedeli olan 239.587,12 TL'nin satın alım tarihi 17.11.2009 tarihinden itibaren işletiletecek  TTK 1530. Madde temerrüt faizi(iki tarafta tacir olduğundan) ile birlikte davalı taraftan tahsili gerektiğnii beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; usuli açıdan itirazlarının reddine karar verilmesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, tarafların tacir olduğunu, yeni TTK.nun 23.(1) c)  maddesine göre; Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmesi gerektiğini, açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlü olduğunu, diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü  maddesinin ikinci fıkrası uygulanacağını, Borçlar Kanununun 223/2. maddesinde ise “alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse satılanı kabul etmiş sayılır.” Hükmüne yer verildiğini, bu itibarla, davacı iddialarını kabul etmemekle birlikte davanın, TTK hükümlerine göre süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığından reddine karar verilmesi gerekmekte iken, esas yönden incelenmesi hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, ilk derece mahkemesince, davanın, diğer davalı ... - ... Türk A.Ş.yönünden, pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi hukuki dayanaktan yoksun olmuş diğer davalı ... - ... Türk A.Ş. aracın üreticisi olduğunu, ilk derece mahkemesince, yapılan yargılama neticesinde aracın, gizli ayıplı olduğu yönünde değerlendirmede bulunulduğunu, dava konusu aracın, gizli ayıplı olduğunu kabul etmemekle beraber, araçta gizli bir ayıp varsa, bundan üreticinin de sorumlu olması gerektiğini, zira, davalı... Otomotiv Tic. A.Ş. Üretici firmanın, araçlarını satan bir bayi ve araçta üretim/imalattan kaynaklanan ayıplar nispetinde, üretici firmaya rücu ettiğini, bu halde, ilk derece mahkemesince, bedelden indirim yapılmasına dair karar verildiğinden bahisle üretici firma, diğer davalı ... - ... Türk A.Ş. hakkında, pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hüküm kurmaya elverişli olmayan bilirkişi raporuna göre karar verilmiş olup bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmediğini, araçta var olan sorunun ne olduğu belirlenebiliyorsa, bu sorunun nasıl ve ne şekilde giderilebileceği ve giderim maliyetinin ne olacağının da tespit edilmesi gerektiğini, bilirkişi raporunda, bu husus hakkında: \"bu incelemenin üniversite ortamında gerçekleştirilmesinin mümkün olmaması sebebi ile bu hususun değerlendirilemediği\" şeklinde yapılan açıklamadan, dosyanın gönderildiği bilirkişilerin, bu tespiti yapabilecek donanıma ve bilgiye sahip olmadıklarının anlaşıldığını, bu itibarla, konusunda uzman bilirkişiler marifetiyle bir inceleme yapılması gerektiğinin açıkça ortada olduğunu, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bir rapor aldırılması gerektiğini, zira, sağlıklı ve hukuka uygun bir karar verilebilmesi için,  bu arızanın ne gibi önlemler ile tamamen giderilebileceği ve değerine ilişkin bir tespit yapılmış olması gerektiğini, bu itibarla, dava konusu araçta var olduğu iddia edilen ayıbı/gizli ayıbı/ üretim hatasını kabul etmemekle birlikte arıza giderilebilir nitelikte ve giderilebilir arıza durumunda aracın misli ile değiştirilmesinin söz konusu olamayacağı yönündeki değerlendirme ve mahkemenin, bilirkişi raporu doğrultusunda bu yöndeki değerlendirmesi uygun olup bununla birlikte, bilirkişi kök raporunda ve mahkeme kararında, değer eksikliğinin 35.000 TL meblağ olduğunu kabul etmemekle beraber, dava konusu araç, 23.11.2009 tarihinde trafiğe çıktığını, davacının kullanımında olan aracın kilometresi ve kullanım süresi dikkate alındığında, iş emirlerinde gösterilen bakım ve arızaların olması muhtemel olup, bir kısmı da kullanıcı hatasından kaynaklanması kuvvetle muhtemel olup, bu türden arızalar sebebiyle, davanı kısmen de olsa kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı keza bedel indirimine ilişkin hesaplanan 35.000,00 TL meblağ da, afaki olarak tespit edilmiş ve fahiş olduğunu, değer kaybı olarak tespit edilen 35.000,00 TL meblağa, dava tarihinden itibaren avans faizine hükmedilmiş olması da haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, hükmedilen avans faizine yönelik hükmün de kaldırılması gerektiğini, reddedilen kısmı yönünden, davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmediğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir<br>.GEREKÇE :Dava, ticari satım sözleşmesi kapsamında satılanın ayıplı olarak teslim edildiği iddiası ile satılanın ayıpsız misli ile değiştirilmesi davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, satılanın ayıplı olup olmadığı, ayıp ihbarının yapılıp yapılmadığı, ayıpsız misliyle değiştirme koşullarının bulunup bulunmadığı ve davalı ... Türk A.Ş.'nin husumetinin bulunup bulunmadığı noktasındadır.Davacı şirket, davalı... Otomotiv Ticaret A.Ş.'den 17/11/2009 tarih ve 870437 nolu faturaya ile davaya konu ... plakalı aracı satın almıştır. Davacı tarafça, satılanın ayıplı olması nedeniyle aracın ayıpsız misliyle değiştirilmesine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Öğretide ayıp satılanda, hasarın geçtiği anda, vaat edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır(Yargıtay HGK'nın 24.05.2017 tarih, 2017/19-1633 E.- 2017/1013 K. Sayılı kararı).6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 23/1-c maddesi; \"Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.\" şeklinde düzenlenmiştir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 223/2. maddesi ise, alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır, şeklindedir. Ancak, ticari satımlarda satılanı incelemek veya inceletmekle, adi satışlarda ise satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.Satış sözleşmesinde, satıcı zapttan ve ayıptan ari bir şekilde satılanın, mülkiyetini geçirmek amacıyla, zilyetliğini alıcıya devretmekle yükümlüdür. Satılanın ayıplı olması halinde alıcı TBK'nın 227/1. maddesinde düzenlenen seçimlik haklarını kullanabilir.Ticari satımlarda ayıp teslim sırasında açıkça belli ise ihbar süresi iki gün; ayıp açıkça teslim sırasında belli değilse muayene ve ihbar süresi sekiz gündür. Gizli ayıplarda ise TBK'nın 223/2. maddesine göre ayıp ihbarı derhal yapılmalıdır. Davaya konu araçta meydana gelen arızalar nedeniyle servise müracaat edildiği ve garanti kapsamında onarımlar yapıldığı nazara alındığında satıcıya ayıp ihbarının süresinde yapıldığının kabulü gerekir. İlk derece mahkemesince talimat yoluyla alınan kök ve ek bilirkişi heyeti raporunda, dava konusu araçta akünün normalden çok daha kısa zamanda tükenmesinin, elektriksel bir arızanın varlığını gösterdiği ve arızanın kullanıcı kaynaklı olmayıp araç elektrik ve elektronik sistemlerindeki yetersiz gerilimden ileri geldiği ve bunun sebebinin yine akünün kısa devre yolu ile erken azalmasından/bitmesinden kaynaklandığı, bu sebeple sistemleri besleyemediği, servisin arızayı tam ve eksiksiz olarak gideremediği, aracın gizli ayıplı olduğu, bedel iadesinin orantısız olacağı tespit edilmiştir. Adana 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/31 D. İş numaralı tespit dosyasına sunulan 09/07/2015 tarihli raporda; emniyet sistemi arıza, şerit tutma asistanı şu anda mevcut değil, ABS ve ESP şu an mevcut değil arızalarının görüldüğü sonrasında motor çalıştırmak istendiğinde motorun kendini korumaya aldığı, araç elektronik kontrol ünitesine bağlanarak, farklı kodlarda ; “beyin besleme gerilimi çok düşük”, “sistem gerilim beslemesi çok düşük”, “besleme gerilimi çok düşük”, “ortam aydınlatması şase kısa devre”, “merkezi kilit motorları kesintili\" “klemens 30 gerilim düşüklüğü”, “terminal 30 G gerilim düşüklüğü”, “sol ön kemer gerdiricisi motor arızası” olduğu belirtildikten sonra araçtaki arızanın elektrik tesisatından kaynaklanan kısa devre nedeniyle aküdeki elektriğin şaseye akarak akünün geriliminin düşmesi ve akünün bitmesi sonucu oluştuğu ifade edilmiştir.Dosyada alınan bilirkişi kök ve ek raporları ile delil tespiti dosyasında alınan raporun uyumlu olması, bilirkişi kök ve ek raporlarının iş emirleri ve servis raporları da esas alınarak hazırlanmış olmaları nedeniyle, somut olaya uygun, gerekçeli ve denetime elverişli raporların hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Ayıba karşı tekeffül hükümleri satış sözleşmesinin tarafları arasında geçerli olup, ithalatçı olan davalı ... ... Türk A.Ş.'nin söz konusu hükümler nedeniyle alıcıya karşı sorumluluğu bulunmamaktadır. Davacının dayandığı 6502 sayılı Yasa hükümlerinin ise ticari satıma ilişkin somut olayda uygulama yeri yoktur.Davacı, aracındaki arızanın servis müdahalesine rağmen giderilememesi üzerine aracın misliyle değiştirilmesini talep etmiştir. Kanun tarafından korunan sözleşme taraflarından alıcının yanında, kurulacak hükmün sözleşmenin diğer tarafı olan satıcı için de orantısız güçlükleri de beraberinde getirmemesi gerekir. Ayıbın öneminin aracın kullanımına ve beklenen faydaya bir etkisinin olmaması, aracın ayıplı ve ayıpsız değeri arasındaki farkın araç bedeli nazara alındığında azlığı yani karşılıklı menfaatler dengesi ile hukukun temel prensibi olan  hakkaniyet kuralları değerlendirilerek ayıp nedeni ile hâkimin, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebileceği de gözetilmelidir(Yargıtay 11. HD'nin 11.09.2024  Tarih ve 2023/3706 E. - 2024/6237 K. sayılı kararı). Dava konusu aracın bir adet kazaya karışması ve bilirkişiler tarafından  aracın ayıplı ve ayıpsız değeri arasındaki fark nazara alındığında bedel iadesinin orantısız olacağının tespit edilmiş olması karşısında, aracın misliyle değişimi yerine satış bedelinden indirim yapılmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Davalı... Otomotiv Tic. A.Ş. tarafından değer kaybı olarak tespit edilen 35.000,00 TL meblağa, dava tarihinden itibaren avans faizine hükmedilmiş olmasının ve davanın reddedilen kısmı yönünden, davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmemiş olmasının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu ileri sürülmüş ise de, taraflar tacir olduğundan avans faizine hükmedilmesinde ve mahkeme takdiri ile satış bedelinden indirime karar verilmesi nedeniyle davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı ve davalı... Otomotiv Tic. A.Ş. vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR  : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacı vekili ile Davalı... Otomotiv Tic. A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davalı... Otomotiv Tic. A.Ş. tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 598,3 TL harcın, alınması gerekli olan 2.390,85 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.792,55 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,5-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.  06/11/2025<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5317f276a1e76ac3","SID":"b14d2eac9d0f9bd7"}}