{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO\t: 2025/1455 <br>KARAR NO\t: 2025/1790<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 04/12/2024<br>NUMARASI: 2010/965 Esas - 2024/1037 Karar<br>DAVA: Alacak<br>DAVA TARİHİ: 05/04/2010<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/11/2025<br>Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili; müvekkili ile ...'nin diğer davalı ... Bul Gıda ...Ltd. Şti'yi kurduklarını, bu şirketin %85 hissesinin davalı ... ...'ye, %15 hissesinin müvekkiline ait olduğunu, müvekkilinin oğlu ...'ın şirkete müdür olarak atandığını, Beşiktaş 6. Noterliğinin 10.07.2009 tarihli ve ... yevmiye nolu devir sözleşmesi ile müvekkilinin hisselerini davalı ... ... ... firmasına 250.000-Euro bedelle devretmiş gözükmesine rağmen, hisse devir sözleşmesindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin oğlu tarafından müvekkiline vekaleten atılan bir imza da söz konusu olmadığını, geçerli bir hisse devir sözleşmesi bulunmadığından müvekkilinin şirkette hissedar olmaya devam ettiğini, davalı ...'nin, diğer davalı ... ...Ltd. Şti'nin kaynaklarını kullanarak fiilen elde edilen ancak hesaplara yansıtılmayan şirket kârını Avusturya'ya aktardığını ve şirketin görünürdeki kayıtları ile bilançolarda zarar halinde gösterildiğini, bu yöntemle müvekkiline ait hisselere geçmiş yıllarda tahakkuk etmesi ve ödenmesi gereken kâr paylarının tahakkuk etmesinin önlendiğini, müvekkillerinin hisselerinin bedeli 250.000-Euro olarak kabul edilmesine rağmen şirketin yıllık ciroları dikkate alındığında hisselerin gerçek değerinin 18.000.000 Euro ile 250.000.000 Euro arasında olduğunu, davalı ...'nin müvekkilinin oğlunun mesleki itibarını zedeleyerek ticari hayatını bitireceğini, sermaye artırımı yoluna giderek şirkette sahip olduğu hisse oranını azaltacağını söyleyerek müvekkilini müzayaka haline soktuğunu, bu şekilde müvekkilinin şirkette sahip olduğu %15 oranındaki hisseyi fahiş oranda düşük bir bedelle iştiraki ... ...-7 ...'ye devretmeye zorladığını belirterek müvekkilinin hissedarı olduğu ... ...Ltd. Şti'nin hakim ortağı olan davalı ...'nin kendi şirketine transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç aktarması dolayısıyla müvekkilinin elde edemediği kâr paylarına, örtülü kazanç aktarımı sonucunda müvekkilinin hisselerinin gerçekte olduğundan daha az değerde belirlenmesi nedeniyle uğradığı zarara mahsuben şimdilik 100.000-TL tutarındaki tazminatın usulsüz hisse devir işlem tarihi olan 10.07.2009 tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>ISLAH: Davacı vekili 08/07/2010 tarihli ıslah dilekçesi ile davadaki talebini 6.429.801-TL'ye yükselmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili; davacının oğlu ...'ı en geniş yetkilerle donatan anlaşmayı ve hisse devir sözleşmesi ile hisse devrini onaylayan, aynı tarihli ve 27 sayılı ortaklar kurulu kararının ... tarafından imzalanmasına itiraz etmeyen, Kartal 3. İcra Dairesince %15 hisse üzerinde uygulanan haczin kaldırılması için yaptığı yazılı başvuruda hisse devrini açıkça kabul eden ve hisse devir anlaşması şerhiyle 250.000 Euro'yu herhangi bir ihtirazı kayıt ileri sürmeksizin kabul ve tahsil eden davacının, oğlu ... tarafından temsil edilmediğini ileri sürmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ...'ın devir sözleşmesindeki imzayı ...'a vekaleten attığını savcılıkta verdiği ifadesinde ikrar ettiğini, vekaletin geçerliliği için yazılılık şartı aranmadığını, imzanın vekil veya temsilci sıfatıyla atıldığının bildirilmesinin de temsilin veya vekaletin sıhhat şartı olmadığını, ...'ın İsviçre'deki banka hesaplarına 1.750.000-Euro'nun 4.75 milyon Euro'nun ilk taksidi olarak ödendiğini, müvekkilinin distribütör olarak ürünleri, diğer davalı ...'nin Avrupa ülkelerinin genelinde uyguladığı fiyatlara benzer ve hatta zaman zaman daha düşük fiyatlara satın aldığını, müvekkilinin zararının bir kısmının Türkiye'de enerji içeceklerinin ithalatına getirilen sınırlamalardan kaynaklandığını, bunun dışındaki zararlarda esas etkenin ...'ın faaliyetleri olduğunu, davacı tarafından dosyaya sunulan e-posta çıktılarının sahte olarak oluşturulduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; davacının davalı ... ...Ltd Şti'nde %15 hissesinin olduğu, %85 hissenin de hakim ortak ...'ye ait olduğu, davacı tarafça diğer davalının hakim ortak olması nedeniyle bilanço tablolarının kendisi tarafından düzenlendiğinden, şirket kârının örtülü kazanç aktarımı ile hakim ortağa aktarılarak şirketin değerinin düşük gösterilmesinden ve şirketin zararda gösterilerek kar payı tahakkukunun önlendiğinden bahisle meydana gelen zararın tazmininin talep edildiği, davanın 28.12.2009 tarihinde açıldığı, davacının %15 hissesinin devrine ilişkin Beşiktaş 6. Noterliğinin 10.07.2009 tarihli Hisse Devir Sözleşmesinin geçersizliğinin tespitine ilişkin 2019/187 E 2021/690 K sayılı davada dava hisse devir sözleşmesinde hiçbir usulsüzlük olmadığı, devir sözleşmesinin yazılı bir şekilde yapıldığı, imzaların noterce onaylandığı, pay defterine usulüne uygun olarak işlendiği hususları tespit edilerek davanın reddine karar verildiği, uyuşmazlığa konu davanın açılış tarihi itibariyle davacının kendisine ait olan %15 hisseyi dava dışı firmaya devrettiği ve bu haliyle açılan dava yönünden davacının 6100 HMK 'nın 114/1-d bendi uyarınca \"Aktif Husumet Ehliyeti\" bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili; davacıların birlikte ika ettiği fiillerin müvekkilinin doğrudan zararına neden olduğunu, çünkü müvekkilinin alması gereken temettü gelirlerini alamadığını, şirketin olduğundan son derece düşük kar eden, dolayısıyla düşük değerde şirket olduğu izleniminin yaratıldığını, bu şekilde müvekkiline daha düşük kar payı verildiğini ve müvekkillerinin hisselerini satmaya zorlandığını, bekletici mesele yapılan davanın davalılar lehine sonuçlanmasının sonucu değiştirmediğini, müvekkilinin hissedar olduğu dönemler için tazminat hakkı bulunduğunu, Hakim ortağın şirket politikasını ve faaliyetini tek başına belirleme imkanına sahipken şirkete ve ortaklara verdiği zarardan sorumlu olmamasının düşünülemeyeceğini, davalı şirketin tüm karının hakim ortağa aktarılması nedeniyle şirketin sürekli zararda göründüğünü, şirketin Türkiye'deki bugünkü pazar payına ulaşmasının girmesinde müvekkilinin sayesinde olduğunu, ancak davalıların müvekkilini hak ettiği kazançtan mahrum bıraktıklarını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava, örtülü kazanç aktarımı nedeniyle şirket kârının ve şirket değerinin düşük belirlenmesinden dolayı eksik ödenen hisse bedeli ve tahakkuk ettirilmeyen kâr payı kaynaklı zararın tazmini istemine ilişkindir.<br>Davacı vekili, müvekkilinin hissedarı olduğu davalı ... Gıda ...Ltd Şti'nde hakim ortak konumundaki diğer davalı ...'den ürünlerin emsallere göre yüksek bedelle alınmasından, davalı ... Gıda ...Ltd Şti'nin hakim ortak davalı ...'ye borçlandırılarak pasifinin artırılmasından kaynaklı hakim ortak ...'ye örtülü kazanç aktarımı yapıldığını, bundan dolayı şirketin zarar gösterilerek kâr payı ödenmediğini, ayrıca örtülü kazanç aktarımı nedeniyle müvekkilinin hisselerinin gerçekte olduğundan daha az değerde belirlendiğini belirterek müvekkilinin uğradığı zararın tazminini talep etmektedir.Uyuşmazlık; davalıların iddia edilen örtülü kazanç aktarımı eylemleri nedeniyle davacının doğrudan zarar görüp görmeyeceği, dava açma hususunda aktif husumetinin bulunup bulunmadığı hususundadır.Bir şirketin ilişkili kişiyle emsaline aykırı koşullarda işlem yaparak kendi malvarlığını azaltması ve karşı tarafa menfaat sağlanması şeklinde tarif edilen örtülü kazanç aktarımında, şirketin malvarlığı eksileceğinden doğrudan zarar gören şirket tüzel kişiliğidir. Şirketin karı veya değeri azaldığı için ortaklar dolaylı olarak zarar görürler ise de doğrudan zarar gören şirket olduğundan aktarılan tutarın şirket tarafından kendi adına talep edilmesi gerekir. Bunun dışında örtülü kazanç aktarımından şirket yöneticilerinin de sorumluluğuna gidilmesi mümkün olup, şirket ortakları tarafından dolaylı zarar niteliğindeki bu zarar TTK'nın 555. maddesi uyarınca şirkete ödenmek üzere talep edilebilir.Somut olayda davacı, davalı ... Gıda ...Ltd Şti'nin kârlarının örtülü olarak hakim ortak firmaya aktarılması sonucunda yeterli kâr payı alamaması ve hisselerini daha düşük bedelle elden çıkarmak zorunda kalması nedeniyle uğradığı zararın tazminini talep etmektedir. Davacı,  davalı ... Gıda ...Ltd Şti'nin % 15 oranında hissedarı olup Beşiktaş 6. Noterliği'nin 10/07/2009 tarihli ... nolu hisse devir sözleşmesi ile 250.000-Euro karşılığında dava dışı ... ...-7 ... isimli firmaya devrettiği, satış bedelinin ödendiği, bahsi geçen hisse devrinin geçersizliğine yönelik açılan davanın ise reddine karar verilerek kesinleştiği anlaşılmaktadır. Davacının, şirketin kuruluşundan itibaren ortağı olduğu, oğlunun ise kuruluştan itibaren şirket yönetiminde görev aldığı, genel müdür olarak görevlendirildiği, şirkette her mali dönemin sonunda zarar tespit edildiği ve davacının ibraya olumlu oy kullandığı, hisse devrinin davacı adına oğlu tarafından yapıldığı hususlarının birlikte değerlendirilmesinde, hisse devrinin yapıldığı sırada, şirketin mevcut durumu ve işleyiş biçimi davacının bilgisi dahilinde olup kendi hür iradesi ile yapılan hisse devri sözleşmesinin davacı tarafından bağlayıcı olduğu açıktır. Davacının şirketi ortağı olduğu dönemde bahsi geçen hususlarla ilgili sorumluluğu olan kişiler aleyhine hukuki yola başvurmadığı gibi iddia edilen olaylarla ilgili hisse devri sırasında haklarını saklı tutmamıştır. Bu durumda ortaklıktan hisse devir sözleşmesi ile ortaklıktan ayrılan davacının ortaklık sıfatının sona ermesinden sonra bu davayı açmak üzere aktif husumeti bulunmadığından mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle; mahkemece davanın reddine dair verilen kararda isabetsizlik bulunmadığından, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: <br>Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,Peşin harcın karar harcından mahsubuna, başkaca harç alınmasına yer olmadığına,Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde HMK’nın 361/1. maddesi gereği Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.06/11/2025<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"367facce760b88cc","SID":"343e5b5355c63cc0"}}