{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO\t: 2025/608 <br>KARAR NO\t: 2025/1789<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 05/02/2025<br>NUMARASI: 2022/346 Esas - 2025/88 Karar<br>DAVA: Tazminat <br>DAVA TARİH: 18/09/2017<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/11/2025<br>Davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen kararın davacı ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili; müvekkili şirkete ait geminin davalı şirketin KKTC Kalecik'de bulunan enerji üretim tesisinde akaryakıt tahliyesi yaptığı sırada, davalının tesisindeki yakıt tahliye borularının, taraflar arasındaki tarihli yakıt tahliye protokollerine aykırı olması nedeniyle 15.07.2013 tarihinde davalı şirkete ait tesiste yakıt sızıntısı meydana geldiğini ve izleyen günlerde müvekkiline ait geminin kirliliğe bağlı olaylar ve davalı tarafa ait tesisteki yetersizlikler nedeniyle tesisten ayrılmasına mani olunduğunu, taraflar arasındaki tahliye protokollerine aykırılığa bağlı olarak çıkan kirlilik ve gecikmeler nedeniyle meydana gelen zarardan davalının sorumlu olduğunu, zira olaydan sonra yapılan  bilirkişi incelemesi ile davalının  kusurlu olduğunun  tespit edildiğini,  buna bağlı olarak müvekkilinin yapmak zorunda kaldığı giderlerden davalının sorumlu bulunduğunu ayrıca  geminin  tersanede kaldığı süre içerisinde  müvekkilinin gelir kaybına  uğradığını, gelir kaybından da davalının sorumlu olduğunu belirterek müvekkili şirketin onarım kaynaklı 1.057,154,54-USD tutarındaki alacağının 3095 S.lı Kanun'un 4/a maddesi gereğince işleyecek faiziyle birlikte ve seyahat giderleri ile ödemek zorunda kalınan para cezaları kaynaklı 93.892,80-TL alacağının ödemelerin yapıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili; davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkili şirketin enerji üretim tesisine taşınacak akaryakıt için İsviçre’de mukim ... isimli firma ile carter sözleşmesi akdedildiğini, müvekkili ile davacı arasında sözleşme bulunmadığını, bu bakımdan asliye hukuk mahkemelerinin görevli olduğunu, taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunmaması nedeniyle davacının aktif müvekkilinin pasif husumetinin bulunmadığını, rehinli alacaklı HSH Nordbank'ın dava için muvafakatinin alınmadığını, davacı tarafın iddiasını tamamen ... 'den alınan rapora dayandırdığını, oysa ... raporunun, makine mühendisi bilirkişiler tarafından gemi ile ilgili bir çalışma yapılmaksızın kaleme alındığını ve bilimsel sonuç verecek düzeyde bir rapor olmadığını, somut olay ile ilgili olarak ... Gemi İnşaat Fakültesi Öğretim Üyeleri tarafından bilimsel ve tarafsız nitelikte bir bilirkişi raporu düzenlendiğini, bilirkişi raporunda kirlenmeye sebebiyet veren olayın “…geminin boşaltma sırasında çok yavaş şeklide baş taraftan dönmesi, geminin bu dönme sonucunda hortuma yüklenmesi ve elastik boruyu koparması…” olarak belirlediğini, somut olayda tankerin dönmesi suretiyle hortumu koparttığını ve kopan hortumdan yayılan petrol ürününün kirliliğe sebebiyet verdiğini, bu gerekçe ile davacı şirketin kendi malvarlığında meydana gelen zarara kendisinin katlanması gerektiği gibi müvekkilinin bu olay nedeniyle uğradığı zararı da tazmin etmek ile mükellef olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemenin 30/12/2020 tarihli (2017/1002 E. 2020/828 K.)  kararıyla; kazanın 15/07/2013 tarihinde gerçekleştiği, daha önce bu konuda açılmış davanın takipsiz bırakılması nedeniyle açılmamış sayılmasına karar verildiği, bu nedenle daha önce görülen davanın zamanaşımını kesmeyeceği, görülmekte olan davanın 18/09/2017 tarihinde açıldığı, BK.nın 72.maddesinde haksız fiillere ilişkin zamanaşımı düzenlenmiş olup, bu düzenlemeye göre, tazminat isteminin, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağı, davalının zamanaşımı defi yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Dairemizin 28/04/2021 tarihli  (2021/652-616 Sayılı) ilamıyla; olayın 15/07/2013 tarihinde meydana geldiği, davanın görevsiz mahkemede zamanaşımı süresi içerisinde 30/12/2014 tarihinde açıldığı, 09/09/2015 tarihinde davanın görev yönünden reddine karar verildiği, kararın 31/05/2017 tarihinde onanarak kesinleştiği, Yargıtay ilamının davacıya 18/07/2017 tarihinde tebliğ edildiği, araya adli tatilin girmesi nedeniyle dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi için 07/09/2017 tarihine kadar başvuruda bulunulmadığı, davanın 08/09/2017 tarihinde açılmamış sayıldığı ve zamanaşımı süresinin bu tarihten önce dolduğu, iş bu davanın ise 18/09/2017 tarihinde TBK m.158'de davacıya tanınan 60 günlük ek süresi içerisinde açıldığı, ilk derece mahkemesince davanın zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle reddine karar verilmesinin isabetli olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.Mahkemece; davacı şirketin kendisine ait geminin davalı şirketin KKTC Kalecik'de bulunan enerji üretim tesisinde akaryakıt tahliyesi yaptığı sırada davalı tarafın tesisindeki yakıt tahliye borularının, taraflar arasındaki tarihli yakıt tahliye protokollerine aykırı olması nedeniyle 15.07.2013 tarihinde davalı şirkete ait tesiste meydana gelen yakıt sızıntısının davacıya ait gemide yol açtığı kirliliğe bağlı olarak yapmak zorunda kaldığı giderler ve geminin  tersanede kaldığı süre içerisinde oluşan kar kaybını nedeniyle zararının tazminini talep ettiği, bilirkişilerce düzenlenen raporda somut olayda iş organizasyonunun yeterli olarak yapılmadığının, güvenliğin sağlanması için gerekli olan önlemlerin ihmal edildiğinin, önlemlere uyulup uyulmadığının denetlenmediğinin, davaya konu limana bağlanan geminin yakıtını boşalttıkça konumun değişeceğinden buna bağlı olarak tahliyede kullanılan esnek borularda bırakılan 1,5 m tolerans payının yeterli olmayacağının gözönüne alınmadığının, bu durumun boru üzerinde eksenel yük oluşturabileceği hesap edilerek yakıt aktarımının durdurulmasını sağlayacak denetim mekanizmasının kurulmadığının, bu bakımdan sızıntının gerçekleştiği aktarım işini üstlenen davalının kusurlu olduğunun, ancak davacının mülkiyetinde bulunan geminin boşaltılmasının usulüne uygun olarak yapılabilmesi için gerekli özeni göstermesi gerektiğinin, zararın meydana gelmesinde geminin doğru konumlandırılmamasının da etkili olduğunun, bu bakımdan davacının %20 oranında müterafik kusuru bulunduğunun, limana yanaşan geminin yakıt hattına karşı konumlandırılması ve gemiye esnek boru hattının bağlaması da dahili olmak üzere limanda yürütülen işlerin bütünüyle davalı şirkete ait olduğunun, bu nedenle davalı şirketin olayın meydana gelmesinde %80 oranında kusurunun bulunduğunun tespit edildiği, davacı şirket gelir kaybına ilişkin belgelerinin dosyada bulunduğu, yine davacının dava konusu deniz kirliliği nedeniyle gemisinin altının kirlendiği ve muhtelif hasarlar oluştuğu, bu hasarların giderilmesi için geminin bir tersane ortamında havuza alınması gerektiği noktasında şüphe bulunmadığı, bilirkişi raporunda 15.07.2013 tarihinde meydana gelen deniz kirliliği nedeniyle davacının, gemide oluşan kirlilikten kaynaklı yapmak zorunda kaldığı harcamalar ve gelir kaybının toplam 643.858,45-USD ve 93.892,80-TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 515.086,76-USD'nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, 75.114,24-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili; davalının kusurun tamamını kabul ettiği halde müvekkiline %20 kusur atfının hukuka aykırı olduğunu, davalının kendi sigortacısına açtığı İstanbul 7. ATM’nin 2015/376 esas sayılı davasında kusurun kendilerinde olduğu yönünde beyanda bulunduğunu, ayrıca 114.007,30-USD olan tersane masraflarının yevmiye defterlerinde kayıtlı olduğunu, ancak bilirkişi heyetince talep edilebilecek masrafların 78.469,45-USD olduğunun belirtildiği, yine 335.000-USD olan tersane havuz ücretinin fatura bulunduğu halde hükmedilmediğini  belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı vekili; müvekkili şirketin enerji üretim tesisine taşınacak akaryakıt için İsviçre’de mukim ... isimli firma ile carter sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşme kapsamında ... firmasının taşıyıcı, müvekkilinin taşıtan, davacının donatan olduğunu, İsviçre’de mukim Vilma firmasının bu iş için davacının donatanı olduğu gemiyi kiraladığını, davacının alacak taleplerinden yakıt ücreti, gözlemci ücreti, gemi personeli fazla çalışma ücretleri, boğaz geçiş ücreti ve acente masrafı, gümrük ve diğer zorunlu giderler gibi kalemlerden kimin sorumlu olduğunun Çarter sözleşmesine göre belirlenmesi gerektiğini, davanın bu kısmının Denizcilik İhtisas Mahkemesinin görev alanına girdiğini, yargılamanın hiçbir aşamasında Çarter sözleşmesinin analiz edilmediğini, alacaklı sıfatının sözleşmeye göre kimde olacağının incelemesinin yapılmadığını, bu bakımdan görevsizlik kararının verilmemesinin hatalı olduğunu, kirleten belirlenmeden hüküm kurulmasının da doğru olmadığını, davacının donatan olduğu geminin akaryakıt ikmali sırasında akaryakıtın denize boşalmaya başlamasına rağmen yakıtın denize sızmasını engellenmesinde gemi adamlarının geç kaldığını, denize boşalan bu yakıtın davacının kendi gemisini kirlettiğini, dosyaya sunulan bilimsel görüşte de kirlenmeye sebebiyet veren olayın geminin boşaltma sırasında çok yavaş şekilde baş taraftan dönmesi, geminin bu dönme sonucunda hortuma yüklenmesi ve plastik boruyu kopartması olarak belirlendiğini, bilirkişiler tarafından bu hususta olumlu veya olumsuz bir görüş belirtilmediğini, bilirkişiler tarafından bilimsel mütaalaanın aksine detaylı bir inceleme yapılmadığını, bilirkişi raporunda kirletenin kim olduğu açık ve net bir şekilde tespit edilmeden hatalı karar verildiğini, çarter sözleşmesi uyarınca davacının talep hakkı bulunmadığını, talep hakkının münhasır taşıyan sıfatına sahip ... isimli firmaya ait olduğunu, davacının donatan olduğu geminin denize yola ve elverişli olmadığını, davacının donatanı olduğu geminin tahliyeye başlayacağı sırada gemide yaşanan basınçlı hava sorunu nedeniyle müvekkili şirketten kompresör kiralama talebinde bulunduğunu, müvekkilin teknik servisi tarafından yapılan teknik yardıma rağmen gemideki arızanın giderilemediğini, bahsi geçen hava kompresörün tahliye amacı ile kullanıldığından davacının donatanı olduğu geminin tahliye için yeterli olmadığını, yine Gemi Mühendisleri Odası tarafından düzenlenen 03/08/2013 tarihli raporda tankerin acil durdurma pompalarının test edildiği ve üç nolu acil durdurma pompasının ilk denemede çalışmadığının tespit edildiğini, hortumun olay günü saat 23:21’de kopmasına rağmen, davacıya ait geminin 23:43’e kadar yakıt basmaya devam ettiğini, davacının gemisinin yakıtın tahliyesini 22 dakika boyunca durduramadığını, bu süreçte geminin 22 dakika boyunca denize yakıt bastığını, bu durumun davacıya ait gemideki üç nolu kargo pompasının acil durdurma mekanizmasının çalışmadığını gösterdiğini, tahliyenin 1,5 dakika gibi sürede durmuş olması halinde 3-5 ton arasında kirlenme olacakken 98 ton kirlilik meydana geldiğini, tersane harcamaları yönünden 114.007,30-USD harcamanın davacının defterlerinde yer almadığını, davacının defterlerinde yer almayan bir hususun müvekkilinden talep edilemeyeceğini, havuzlama ücretinin gerçek olmadığını ve örtülü kazanç niteliğinde olduğunu, olayın meydana gelmesinden sonra tanker henüz santralin öndeyken ...Ltd Şirketi tarafından davacıya ait geminin temizlik işini üstlenildiğini, 35 saatlik çalışma ile temizleme işini bitirildiğini, bu temizleme işinin herhangi bir itirazı kayıt olmaksızın gemi kaptanı tarafından onaylandığını, temizlenmiş olan bir tankerin tersaneye sokulmasını gerektiren bir neden bulunmadığını, geminin havuzlandığı tersanenin yönetim kurulu başkanının ... olduğunun, bu kişinin oğlunun ise davacı şirketin yönetim kurulunda yer aldığını, bu bakımdan tersane ve havuzlama harcamalarının gerçek olmayan harcamalar olduğunu, somut olayda günlük 15.000-USD sürastarya ücreti kararlaştırıldığından ayrıca detention/gelir kaybı talep edilmesinin mümkün olmadığını, ayrıca dava için rehinli alacaklının muvafakatinin alınmadığını, geminin 22/10/2013 tarihi itibari ile iki sene boyunca çıplak kiraya verildigini, bu nedenle rehin hakkı sahibinden muvafakat alınması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava; davacının donatanı olduğu gemi tarafından taşınan akaryakıtın, davalıya ait tesise boşaltılması sırasında akaryakıt sızıntısı nedeniyle davacıya ait gemide meydana gelen kirlenmenin giderilmesi için yapılan masraflar ve mahrum kalınan kazanç kaybı nedeniyle oluşan zararın tazmini istemine ilişkindir. <br>Taraflar arasında aynı dava ilk olarak, İstanbul 17. ATM'nin 2014/1476 E.2015/353 K. Sayılı dosyasında görülmüş olup, 09/09/2015 tarihinde davanın görev yönünden reddine, dosyanın İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, bahsi geçen karar Yargıtay incelemesinden geçmek suretiyle kesinleşmiştir. Bahsi geçen davada dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi için süresinde müracaat edilmemesi nedeniyle 11/09/2017 tarihinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinden sonra bu defa aynı taleple eldeki dava açılmıştır. Her ne kadar davalı tarafça Denizcilik İhtisas Mahkemesinin görevli olduğu ileri sürülmekte ise de aynı talepleri havi İstanbul 17. ATM'nin 2014/1476 E.2015/353 K. Sayılı dava dosyasında verilen görevsizlik kararının Yargıtayca onanarak kesinleşmesi karşısında davalının göreve ilişkin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, yakıt boşaltımı sırasında meydana gelen sızma sonucu kirlenme kaynaklı zararda hangi tarafın kusurun olduğu, kirlenme nedeniyle davacıda meydana gelen zararın miktarı hususlarında toplanmaktadır.Çarter sözleşmesi uyarınca davacının talep hakkı bulunmadığı, talep hakkının münhasır taşıyan sıfatına sahip Vilma isimli firmaya ait olduğu ileri sürülmüş ise de bahsi geçen akaryakıt sızıntısı nedeniyle zararın davacıya ait gemide meydana geldiği, geminin onarımı ve diğer masraflara davacının katlanmak zorunda kaldığı anlaşılmakla çarter sözleşmesinin tarafı olmasa dahi davacı donatanın kendi üzerinde doğan zararın tazminini genel hükümlere göre istemesine engel bulunmamaktadır. Bu nedenle aktif husumete yönelik itiraz yerinde değildir. Dosyadaki bilgilere ve bilirkişi raporuna göre kazanın sebebinin, boşaltmada kullanılan hortumun boşaltma sırasında gemide meydana gelecek hareketleri karşılayacak yeterli uzunlukta olmamasından kaynaklandığı tespit edilmiştir. Yük boşaltma protokollerine göre boşaltma için gerekli nitelik ve nicelikteki hortumun sağlanması, geminin yakıt hattına karşı konumlandırılması da dahil olmak üzere limandaki işlemlerin tamamının davalının yükümlülüğünde olduğu, hasarın yeterli uzunlukta hortum kullanılmamasından kaynaklandığı ve davalının kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Buna karşılık, TTK'nın 1091. ve 1178. maddeleri gereğince davacının boşaltmanın uygun yapılması için gerekli koşulların varlığını denetlemesi yükümlülüğü bulunmaktadır. Her ne kadar hortumun sağlanması davalının yükümlülüğünde olsa da kendisinden taşıyıcı olarak basiretli hareket etmesi beklenen davacının boşaltmada kullanılacak hortumların boşaltma sırasındaki geminin olağan hareketlenmesine uygun uzunlukta olup olmadığını kontrol etmesi, gerektiğinde davalıyı bu hususta uyarması gerekir.  Somut olayda tahliye sırasında davacının bu yönde bir uyarıda bulunduğuna dair bilgi bulunmamaktadır. Bu durumda limana yanaşan geminin yakıt hattına karşı konumlandırılması ve gemiye boru hattının bağlaması da dahil olmak üzere limanda yürütülen bütün işleri üstlenen davalının %80 oranında, denetleme yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirmeyen davalının ise %20 oranında kusurlu olduğunun kabulü yerindedir. Davacı tarafça, davalının dava dışı çevre sorumluluk sigorta poliçesi kapsamında dava dışı sigorta şirketine karşı açtığı davada sorumluluğun kendilerinde olduğu yönündeki beyanlarının eldeki dava açısından bağlayıcı olduğu ileri sürülmüş ise de bahsi geçen dava, sigorta poliçeleri ve poliçelerin teminat altına aldığı risklerin düzenlendiği mevzuat çerçevesinde ilgili mevzuat ve poliçe hükümleri kapsamında değerlendirilmesi gereken, eldeki davadan farklı bir dava olduğu anlaşılmakla davacının aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde değildir. Davalı tarafça, uzman görüşünün dikkate alınmadığı ileri sürülmüş ise de davalı tarafından ibraz edilen 21/07/2013 tarihli uzman görüşünün bilirkişi raporunda değerlendirildiği ve bahsi geçen rapordaki tespitler de dikkate alınarak sonuca gidildiği anlaşılmakla tarafların kusur oranlarına ilişkin aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.  Geminin tahliyeyi derhal durdurma butonunun çalışmadığı ve bu nedenle denize ve yüke elverişli olmadığı ileri sürülmüş ise de olaydan sonra davalı şirket yetkililerinin de katılımıyla yapılan testte durdurma düğmesine basılması halinde tahliyenin 1 dakika 50 saniyede sona erdiği tespit edilmiş, dava dilekçesi ekinde sunulan 03/08/2013 tarihinde alınan bilirkişi raporunda bu husus teyit edilmiştir. Davalı tarafından tesislerdeki tanklardaki yükselmenin saat 23:25'de durduğu, bu nedenle 24 dakika boyunca akaryakıtın denize pompalandığı, davacıya ait geminin acil durdurma butonunun çalışmadığı ileri sürülmekte ise de davalının kendi kontrolünde olan yakıt tankındaki dolumun durduğu hususunu davacıya derhal bildirdiğine ilişkin bir delil bulunmadığından davalının geminin denize ve yüke elverişsiz olduğu iddiasına dayalı olarak ileri sürdüğü itirazlar yerinde görülmemiştir.   Bunun dışında davalı, sürastarya ücreti ödemesi nedeniyle ayrıca gelir kaybı talep edilemeyeceği ileri sürülmüştür. TTK'nın 1155/2. maddesi gereğince sürastarya süresi içerisinde talep edilebilecek ücretin tarafların sözleşmede belirledikleri ücreti aşamayacağı düzenlenmiş ise de eldeki davada gelir kaybı, yükün gemiden tahliyesi sırasında geçen süre için değil, gemide oluşan kirlenme nedeniyle hasarın giderilmesi için geçen sürede oluşan gelir kaybı talep edilmektedir. Davacının gelir kaybı, geminin kirlenmesi nedeniyle geminin kullanılamamasına bağlı olarak ortaya çıkmıştır. Tahliye işlemlerinin tamamlanmasına rağmen geminin sefere müsaade edilmediği 23/07/2013 saat 16:00'dan bakımlarının tamamlanarak yeniden yük taşımaya başladığı 23/08/2013 saat 23:48 arasında geçen süre için davacının çarter partide belirlenen günlük 15.000-USD'den 469.875-USD gelir kaybına uğrayacağı anlaşılmakla bu tutardan davalının kusuruna isabet eden kısma hükmedilmesi yerindedir.Yine havuzlama işlemine gerçek olmadığı halde, bu ücretin yansıtılamayacağı ileri sürülmüş ise de kirlenme hadisesinden sonra davacıya ait geminin genel bir temizliğe tabi tutulmasına rağmen 29/07/2013 tarihli protesto mektubunda geminin iskele tarafında manifold bölgesinden başa doğru olan bölgenin bazı yerlerindeki yağ kirliliğinin tamamen temizlenmediği, sancak tarafta da baştan kıça doğru yağ kirliliğinin bulunduğu tespit edilmiştir. Yine akabinde yapılan sörvey incelemelerinde de gemide yer yer renk değişikliği ve pislik tutmayı önleyen boya üzerinde kısmi olarak akaryakıt kalıntıları tespit edilmiştir. Bahsi geçen tespitlere göre geminin dalgıç yardımıyla Kalecik'de genel bir temizliğe tabi tutulmasına rağmen kirliliğinin geçmediği anlaşılmaktadır. Bu nedenle davalının tersane ve havuzlama harcamasının gerçek olmadığına dair itiraz yerinde görülmemiştir. Bunun dışında bilirkişilerce geminin onarımı için gereken işlemler tek tek belirlenerek yüzey ve boya hasarının giderilmesine yönelik olmayan \"palamar tamiri için rota değiştirme\", temizliğe ilaveten yapılan sadece \"çamur/tortu temizleme\", \"yağlı sintine sularının tahliyesi\", \"sintine suları/çamur tahliyesi için filika hizmeti\", \"ana güverte temizliği\", \"ana güvertenin tüm boya kat uygulaması\" masraf kalemleri dışlanmış, 114.007,30-USD talebin içinden geminin onarımı için yapılması gereken harcama tutarının 78.469,45-USD olduğu belirlenmiştir. Bilirkişilerce fazladan harcanan yakıt bedeli 58.890-USD, gemi personelinin fazla çalışma ücreti ise 750-USD olarak belirlenmiş, geminin donatanı temsilen bulunması gereken kişilere yapılan harcamaların, geminin onarımı için İstanbul-Tuzla'ya getirilmesi sırasında kullanılan yakıt, boğaz geçiş ve acente ücreti, diğer zorunlu giderler, kirlilik nedeniyle ödenen para cezası, seyahat giderlerinin gemideki kirlenmeye bağlı olarak yapılan  makul giderler olduğu tespit edilmekle davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Davacı tarafça geminin havuzlanmasına ilişkin 12/10/2013 tarihli 335.000-USD bedelli fatura kapsamında yapılan harcamanın da tazminat olarak ödenmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de havuzlama hizmetinin tersane giderleri kapsamında fiyatlandırıldığı ve mahkemece tersane giderleri kapsamında havuzlama masraflarının da hüküm altına alındığı, 12/10/2013 tarihli 335.000-USD bedelli fatura konusu havuzlamanın farklı hangi iş ve işlemler için yapıldığına dair bir delil bulunmadığı anlaşılmakla bu kısım yönünden davanın reddi yerinde görülmüştür.Gemide bulunan ipotek nedeniyle dava açılmadan önce lehine ipotek tesis edilen bankadan muvafakat alınması gerektiği ileri sürülmüş ise de geminin onarımı davacı gemi maliki tarafından yaptırılmış olup rehinli malın değerinde düşme söz konusu değildir. Bu nedenle lehine ipotek tesis edilenin hukuku etkilenmediğinden somut olayda lehine ipotek tesis edilenin muvafakatinin alınmasına lüzum bulunmamaktadır.  <br>Açıklanan nedenlerle; taraf vekillerince ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde olmadığından, taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: <br>Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,Davacının peşin harcından karar harcının mahsubuna, başkaca harç alınmasına yer olmadığına,Davalıdan alınması gereken 127.049,08-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 31.762,27-TL harcın mahsubu ile kalan 95.286,81-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davalı ve davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraflara tebliğine,   Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde HMK’nın 361/1. maddesi gereği Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.06/11/2025<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4ad12f22be36924e","SID":"8945924052aad514"}}