{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/590 <br>KARAR NO\t: 2025/1830<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 14/06/2022<br>NUMARASI: 2019/155 Esas 2022/520 Karar <br>DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ: 18/05/2018<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/11/2025 <br>Davanın kabulüne ilişkin kararın bir kısım davalılar vekili ve davalı ... ... tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili; davalıların müvekkillerine yönelik olarak “milletin mallarına ... işbirliği ile konduğu – ... -... ilişkisi eski tarihlere dayanırken iki grubun birbirini koruyup kolladığı” şeklindeki ifadelerle 15 Temmuz 2016 hain darbe girişimini yapan ... ve ... faaliyetleri ile müvekkilleri ilişkilendirerek, müvekkillerinin ...’ye destek olduğuna dair son derece ağır ithamlarda bulunduğunu, ticari başarısını bu hain örgüt sayesinde elde ettiğini, terör destekçisi olduğunu, marka ve şahsi saygınlığın temelinin ... olduğu gibi ağır ithamlarda bulunarak son derece ağır, aşağılayıcı, tahkir edici bir olgu isnadında bulunduklarını, bu yayınların tekzip edilmesi için davalılara ihtarname gönderilerek müvekkilleri hakkındaki haksız karalama kampanyasının düzeltilmesinin istendiği, davalıların eylemlerinin kişilik haklarına saldırı ve haksız rekabet teşkil ettiğini  ileri sürerek, her bir müvekkili için ayrı ayrı olmak üzere 10.000.-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalılar davaya cevap vermemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; davalı ... Basın..Şti'ye ait Şehir Gazetesinin 26/04/2018 tarihli nüshasında davalı Fethi ... tarafından kaleme alınan \"...'e ...\" başlığı altındaki yazıda davacıların kişilik haklarına saldırıda ve haksız rekabette bulunulduğunun ileri sürüldüğü gazete yazısı bir bütün olarak incelendiğinde; davacıların terör örgütü ile ilişkilendirildiği, davacıların muhafazakar kesimi istismar ettiğine değinildiği, davacı hakkında terör örgütü ile ilişkili olduğuna ilişkin kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı tespit edilemediği, yazı içeriğinde bu ifadelerin bulunmasının açıkça davacıların kişilik haklarına saldırı niteliğinde olup kişilerin şeref ve itibarının korunması hakkına aykırı hareket edildiği, bu durumda davacıların şeref ve itibarının korunmasını isteme hakkı, davalıların ifade özgürlüğünden üstün tutulmalı ve davacıların kişilik haklarının saldırıya uğradığı kabul edilmesi gerektiğini, davacı tarafın bir terör örgütü ile ilişkilendirmesi suretiyle davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı sonucuna varılmış, tarafların sosyal ekonomik durumları da gözetilerek  davanın kabulü ile, davacı ... ... için 10.000-TL, ... Holding A.Ş için 10.000-TL, ... ... San AŞ için 10.000-TL olmak üzere toplam 30.000-TL'nin davalılardan dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacılara ödenmesine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEBLERİ: 1-Davalılar .....ltd şti,... ...  vekili ; kişilik haklarına saldırı niteliğinde ki davalara bakmaya asliye ticaret mahkemesinin görevli olmadığını, ayrıca gerçek kişi davalının bir eylemi olmadığı halde tazminattan sorumlu tutulduğunu, davacıların terör örgü destekçisi veya üyesi olduğuna ilişkin bir beyanda bulunulmadığını, yazı içeriğinin ifade özgürlüğü kapsamında kaldığını, üyesi veya destekçisi olduklarına yönelik herhangi bir ifade yer almadığını, müvekkil şirket davalılar gibi kamusal ilginin daima odağında olan ünlü şirketler ve şahıslar olduklarından çarpıcı ifadelerin kullanılmasının aynı oranda makul karşılanması gerektiğini, haberde yer alan çarpıcı ifadelerin, eleştirilerin de hem AİHM kararları hem de Yargıtay İçtihatları ışığında basın özgürlüğü kapsamında kaldığını,haber metninde yer alan çarpıcı ifadelerin, eleştirilerin de hem AİHM kararları hem de Yargıtay İçtihatları ışığında basın özgürlüğü kapsamında kaldığını, manevi tazminata hükmedilmesi basın özgürlüğünü kısıtladığını, müvekkillerinin temel haklarını ihlal ettiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.2-Davalı ... ...; adı geçen haberde tamamen isminin kullanıldığını, kendisinden habersiz imza atıldığını, haberin yazıldığı tarihte işçi olup, gazete sahibi ... ... tarafından kadrolarının açık olmasından dolayı usulen sorumlu yazı işleri müdürü olarak gösterildiğini, tek sorumlunun ... ... olduğunu, davacılarla hiçbir mesleki ve kişisel ilişkisi olmadığı gibi husumetinin de olmadığını, açılan davaya kadar yapılan haberlerden dahi haberinin olmadığını, bilgisinin dışında gerçekleştiğini ileri sürerek  kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava,davalı ... Basın..Şti tarafından yayımı yapılan Şehir Gazetesinin 26/04/2018  tarihli nüshasında davalı ... ... tarafından kaleme alınan ...'e ... başlığı altındaki yazıda davacıların kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu, yazı içeriğinin haksız rekabet  teşkil ettiği iddiasıyla açılan manevi tazminat davasıdır.5187 sayılı kanunun 13.maddesinde \"Basılmış eserler veya internet haber siteleri yoluyla işlenen fiillerden doğan maddî ve manevî zararlardan dolayı süreli yayınlarda, eser sahibi ile yayın sahibi ve varsa temsilcisi, süresiz yayınlarda ise eser sahibi ile yayımcı, yayımcının belli olmaması halinde ise basımcı müştereken ve müteselsilen sorumludur.Bu hüküm, süreli veya süreli olmayan yayınlarda yayın sahibi, marka veya lisans sahibi, kiralayan, işleten veya herhangi bir sıfatla yayımlayan, yayımcı gibi hareket eden gerçek veya tüzel kişiler hakkında da uygulanır. Tüzel kişi şirketse, anonim şirketlerde yönetim kurulu başkanı, diğer şirketlerde en üst yönetici, şirket ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.\" hükmünü haizdir. Gazetenin imtiyaz sahibinin ... Basın..Şti' adına ... ... olduğu ve davalı şirket müdürünün  de ... olduğu anlaşılmaktadır.Yargıtay HGK'nın 2009/79 esas, 2009/117 karar sayılı 11.03.2009 tarihli ilamında da; imtiyaz sahibi, az yukarıda tanımı yapılan “yayımcı” sıfatına sahip olmasa dahi, yayın hakkı sahibi olması nedeniyle, “yayımcı gibi hareket eden” durumundadır. O nedenle, basın yoluyla işlenen fiillerden dolayı 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 13. maddesi uyarınca sorumludur.\" denilmiştir.Davalıların tamamı 5187 sayılı kanun 13 maddesi uyarınca müteselsil sorumlu olup husumete yönelik istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır.Gerek bilgi edinme ve haberlere ulaşmada gerekse düşüncelerin açıklanmasında en önemli araçlardan birisini oluşturan basının en temel görevi ise, kamuoyunu aydınlatmaktır. Bu amaçla basın, bireyleri gerek kişisel gerekse toplumsal olay ve olgular hakkında bilgilendirerek, kamuoyunun oluşumuna katkıda bulunmaktadır. Basının bu tür haber ve düşünceleri vermekle görevli olmasının yanı sıra halkın da bu tür haber ve düşüncelerle ilgili bilgi edinme hakkı vardır. Dolayısıyla basın özgürlüğü ve enformasyon (bilgi edinme) özgürlüğünün bir gereği olarak, basın yoluyla haber, düşünce ve bilgilerin devlet müdahalesi ve ülke sınırları söz konusu olmaksızın serbestçe dolaşımının sağlanması gerekmektedir.Uyuşmazlık aynı zamanda  haksız rekabet de teşkil ettiği ileri sürülen kişilik haklarına saldırı teşkil eden yazı içeriği  nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkin olup  TTK 55/(1)-a-1 maddesinde yazılı haksız rekabet hükümlerine de dayandığına göre 6102 sayılı TTK ve 6100 sayılı HMK'nın göreve ilişkin hükümleri uyarınca uyuşmazlığın Asliye Ticaret Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekir. Davacı tarafın kişilik haklarına saldırıdan dolayı manevi tazminat talebinin Asliye hukuk mahkemesinde görülmesi mümkün ise de; eylem tek olup, manevi tazminatın takdirinde delillerin birlikte değerlendirilmesi gerektiği, özel görevli mahkemenin genel mahkemenin görevine giren hususlarda yargılama yapma yetkisine sahip olduğu da gözönünde bulundurulduğunda bir kısım  davalılar vekilinin göreve yönelik istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır.Uyuşmazlık bakımından ayrıca incelenmesi gereken TTK’nın 55/(1)-a-1 maddesinde “Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek” haksız rekabet olarak düzenlenmiştir. Madde kapsamında kötülemeden bahsedilebilmesi için; ortada başkalarının şahsı, emtiası, iş mahsulleri, faaliyetleri yahut ticari işleri hakkında sözlü, yazılı veya resimli şekilde bir açıklama bulunması, nihayet bu beyanın yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici olması gerekmektedir.Yanlış açıklama, içeriği gerçekle bağdaşmayan, belirli bir vakıa veya olay ya da durum hakkında içeriği objektif olarak yanlış olan açıklamalardır. Yanıltıcı beyan, mahiyeti, tarzı ve içeriği birlikte değerlendirildiğinde açıklamanın muhatabının hataya düşmesine sebep olabilecek, yanlış izlenim bırakabilecek açıklamalardır. Gereksiz yere incitici beyan ise, içeriği doğru olmakla birlikte ölçüsüz bir şekilde ve amacını aşarak kişi, faaliyetleri, iş ürünleri vb. hakkında olumsuz intiba yaratan açıklamalardır. Gerçeğe uygun olmayan açıklamalar objektif olarak doğruluğu ve yanlışlığı tespit edilebilen açıklamalardır. Olaylar/olgular hakkındaki her türlü kötüleyici nitelikteki yanlış açıklamalar haksız rekabet olarak değerlendirilecektir. Açıklama gerçek ise bu durumda haksız rekabetten bahsedilemez. Yanıltıcı açıklamadan kastedilen ise; açıklamanın takdim ediliş tarzının, seçilen sözcüklerin resimlerin veya yapılan karşılaştırmanın hedef kitlede veya kişilerde bıraktığı genel izlenim neticesinde açıklama konusunun olduğundan değişik ve olumsuz algılanmasıdır. Gereksiz yere incitici beyanlar, amacını aşan değer yargılarını ifade etmektedir. Amacın aşılmasıyla birlikte, gerçek dahi olsa açıklamalar gerçek dışı veya gerçeğe uymayan, gerçekle bağdaşmayan veya gerçeğe ters hâle gelmektedir. Zira burada gerçek olmasına rağmen, açıklama amacını aşan bir durum ortaya çıktığından bu açıklama gereksiz yere incitici olmaktadır. Somut olayın özelliklerine göre genel olarak toplumda ve özellikle hedef alınan muhatabın algılama seviyesi dikkate alındığında, gerçek dahi olsa teamülün kabul ettiği tolerans sınırının aşılması halinde açıklama, TTK’nın 55/(1)-a-1 maddesi gereğince haksız rekabet teşkil edecektir. \"Bir açıklamanın yanlış olup olmadığı tespit edilirken yegâne ölçüt gerçekle bağdaşıp bağdaşmadığı iken, yanıltıcı olup olmadığı veya gereksiz yere incitici olup olmadığı tespit edilirken kullanılacak ölçüt, açıklamanın orta yetenekteki olağan muhatabıdır. Bir açıklamanın belirli kişi veya kişiler tarafından ne şekilde algılandığı değil, açıklamanın orta yetenekteki olağan muhatabının algılama şekli önemlidir\" (Yargıtay HGK'nın 2017/2475 esas, 2021/246 karar sayılı, 11.3.2021 tarihli emsal ilamı).Haksız rekabet koşullarının her somut olayın özelliği dikkate alınmak suretiyle yapılan eylemin saiki, amacı, tekrar sayısı, uygulanan yöntem ya da araç gibi hususlar değerlendirilerek haksız rekabet teşkil edip etmediğinin değerlendirilmesi gerekir. Somut olayda davalıların imtiyaz sahibi ve yaımcısı oldukları gazetede yazar tarafından \"milletin mallarına ... işbirliği ile konmaktan geri kalmadığı, ...nda ...'nün fabrikayı ele geçirdiği, fabrika sahibi...'in araziyi satamadığı için ...'ya borcunun katlanarak arttığı ,2012 yılında ...'nın eline geçen farikayı 2013 yılında ... Holding'e satarak 120 milyon TL kar ettiği \"2016 yılı ekim ayında davanın sonuçlanmasının ardından Bursa Şehir gazetesi sahibi ... ...'nun sosyal medya hesabından \"fabrikayı peşkeş çekenler tutuklandı, peşkeş çekilen ... ...???paylaşımı üzerine ... ...'in şikayeti üzerine açılan davada mahkemenin beraat kararı verdiği, \"...-... ilişkisinin uzun süredir kamuoyunda takip edildiği vb\" ifadeler içerdiği, davacılar hakkında bu yolda açılmış bir dava veya mahkumiyet kararı bulunmadığı ilk derece mahkemesince belirlendiğinden dava konusu haberin içeriğinin kişilik haklarına saldırı teşkil eden \"lüzumsuz yere incitici beyan\" olduğunun kabulü gerekir. Talep ve takdir olunan manevi tazminat tutarı da paranın alım gücü, ekonomik koşullar tarafların sosyal durumuna göre manevi tatmini sağlayacak ölçüde olup  fahiş düzeyde bulunmamıştır.  Açıklanan nedenlerle, haber içeriğinin TTK’nın 55/(1)-a-1 ve TBK nın 59  maddeleri kapsamında değerlendirilerek davanın kabülüne karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından karara yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmeyen davalılar vekili ve davalı ... ...'nın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle: <br>Davalılar vekili ve davalı ... ...'nın istinaf başvurularının HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 2.049,30-TL istinaf karar harcından davalılar tarafından peşin yatırılan toplam 1.203,30-TL harcın mahsubu ile kalan 846-TL harcın davalılardan müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davalılar tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 117-TL istinaf yargı giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, \tHMK 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 12/11/2025<br>\t<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"59f41121a6255d95","SID":"21e54b13f8494300"}}