{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO\t: 2022/2088 <br>KARAR NO\t: 2025/1939<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 01/07/2022<br>NUMARASI\t: 2020/273 Esas - 2022/556 Karar<br>DAVA: Sözleşmenin İptali<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/11/2025<br>Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili; kardeş olan tarafların dava dışı ...... Tel .. AŞ'de %50'şer oranında ortakları olduklarını, davalının müvekkili ile şirket hakkında Gaziosmanpaşa 3. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyalarında icra takipleri başlattığını, davalının ödeme emirlerini kendi şirketinde çalışan kişiye tebliğ ettirerek takipleri kesinleştirdiğini, müvekkilinin takiplerin iptaline ilişkin olarak Gaziosmanpaşa 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/243 ve 2017/244 esas sayılı dosyalarında dava açtığını, davalının müvekkiline davalardan feragat etmesi halinde icra takiplerini kaldıracağını söyleyerek müvekkilini ikna ettiğini, ancak müvekkili davalardan feragat etmesine rağmen davalının icra takiplerine devam ettiğini, davalının bu kez de müvekkilinden şirketteki %1 hissesini devretmesi halinde icra takiplerini kaldıracağını söylediğini, müvekkilinin de abisi olan davalıya güvenerek 25/08/2017 tarihinde %1 hissesini 47.500-TL bedelle davalıya devrettiğini, ancak davalının yine icra takiplerinden vazgeçmediğini ve 23/01/2018 tarihinde şirkete ait mallar üzerine fiilen haciz koydurduğunu, dolayısıyla 23/01/2018 tarihi itibariyle müvekkilinin iradesinin sakatlanarak davalının hileli davranışları, icra takibi ile korkutma çabaları sonucunda hataya düştüğünü anladığını, müvekkilinin hisse devri karşılığında 47.500-TL’yi dahi almadığını, davalının 23.01.2018 tarihindeki fiili haciz sırasında müvekkilinin başına matkapla vurdurup hastanelik ettiğini, bu olayla ilgili olarak Gaziosmanpaşa 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/333 esas sayılı dosyasında dava açıldığını, müvekkilinin yaşadığı tüm bu olayların iradesinin sakatlanmasına neden olduğunu, bu nedenle 25.08.2017 tarihli hisse devir sözleşmesinin TBK’nın 26 vd. maddeleri uyarınca iptalinin gerektiğini belirterek,hisse devrinin iptaline, müvekkilinin şirkette %50 oranda hissedar sayılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili; davanın zamanaşımına uğradığını, 25.08.2017 tarihli hisse devir sözleşmesi hiçbir vaade bağlanmadığı gibi, anında gerçekleştirilebilecek bir vaadin yerine getirilmeyeceğinin anlaşılmasının basiretli bir tacir için yaklaşık 5 ay zaman almasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu,sözleşmenin 1 yıl içinde iptalinin talep edilmediğini, ayrıca davacı iradesinin sakatlandığını belirtmekte ise de bunun hangi yolla olduğunu açık bir şekilde belirtmediğini, kaldı ki olayda irade sakatlığı hallerinden hiç birisinin mevcut olmadığını, hisse devri hukuka uygun olarak yapılmış olup iptalini gerektirir bir sebebin mevcut olmadığını, ayrıca davacının hisse devrinden önce değil sonra 15.09.2017 tarihinde açtığı davalardan feragat ettiğini,10.08.2017 tarihinde ortaklıktan çıkarma veya tasfiye konulu dava açıldığını, taraflar arasındaki yönetim krizini çözebilmek adına davacının 25.08.2017 tarihinde hür iradesi ile %1 hissesini bedelini almak suretiyle devrettiğini, davacının sözünü ettiği icra takiplerinin ise davacının şirketin iş ve ödemelerini kilitlemesi nedeniyle müvekkilinin şahsi firmasının alacağına yönelik olarak başlatıldığını, müvekkilinin hisse devrini takipten feragat edeceğine dair şarta bağlamadığını, davacının hisse devrinden sonra müvekkilinin takiplerden feragati olmadığı halde yaklaşık 1 ay sonra açtığı davalardan vazgeçmesinin ve 3 ay sonra müvekkiliyle kurucu üye olunan vakıfta müvekkili ve vakıf lehine işlemde bulunmasının iddiasının haksızlığını ortaya koyduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; şirket ortağı davalı  tarafından Gaziosmanpaşa 3. İcra Dairesinin ... esas dosyasında 1.804.200-TL, 2017/10289 esas dosyasında 350.913,40-TL alacak için takipleri başlattığı, 23.07.2018 tarihinde ...... .. AŞ'nde haciz işlemi yapıldığı, yapılan icra takipleri sonucu şirketin üretim makinalarının haczedildiği, davalının davacı ... ...'yi şirkette bulunan %50 hissesinden %1'ini devir etmesi halinde haczin kaldırılacağı kanısını uyandırarak sözleşme yapmaya sevk ettiği, 25/08/2017 tarihinde hisse  devir sözleşmesinin yapıldığı, ancak hacizlerin kalkmadığı ve icra takiplerinin devam ettiği, yapılan hata/hile esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşmenin bağlayıcı sayılamayacağı, aldatılan tarafın hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili olarak ortadan kaldırabileceği ve verdiği şeyi geri isteyebileceği, hile her türlü delil ile ispatlanabileceğinden, tüm dosya kapsamı deliller ve tanık beyanları ile  ... ...'nin hile yaparak davacı ... ...'yi %1 şirket hissesini devir etmek konusunda hataya düşürdüğünün sabit olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile taraflar arasındaki 25/08/2017 tarihli hisse devir sözleşmesinin iptaline, davacı ... ...'nin ...... .. AŞ'de %50 oranında hissedar olduğunun tespitine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili; davaya konu  ...... .. AŞ hakkında 2020 yılında iflas kararı verilmiş olup, şirket yönetiminin İstanbul 3. İflas Dairesinde olduğunu,talep edilmesine rağmen  iflas müdürlüğü dosyada zorunlu hasım olarak gösterilmediğini, davanın konusu olan %1 hissenin davacıya iadesine ilişkin olsa da, %51 hissedar müvekkilinin tüm hisselerini devrettiğini, bu nedenle şirkette hissesi olmayan müvekkiline karşı verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin devir işlemini gerçekleştirdiği kişinin tespitiyle davanın 3. kişiye de ihbar edilmesi gerekirken, mahkemece bunun göz ardı edildiğini, davacının soyut iddialar dışında somut delil sunmadığını, davacı kandırıldığını iddia etse de, hisse bedeli karşılığında noter huzurunda ödemeyi aldığına dair devir sözleşmesini imzaladığını, basiretli bir tacirin bedelini almayarak husumetli ortağının sözüne inanıp şirket üzerindeki bütün yetkisini davalıya bırakmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, mahkemece davacının %50 hissedarlığının tespitine hüküm kurulmasına rağmen müvekkilinin davacıya ödediği 47.500-TL bedelin müvekkiline iadesine karar verilmediğini, davanın zamanaşımı yönünden tekrar ele alınması gerektiğini, şirketin iflas etmiş olması ve müvekkilinin bir payının bulunmaması nedeniyle kararın icrasının mümkün olmadığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava, anonim şirket hisse devir sözleşmesinin hile hukuksal nedenine dayalı olarak iptali istemine ilişkindir.<br>Somut olayda; davacı ile davalının dava dışı ...... .. AŞ'nin %50'şer oranında ortağı oldukları, taraflar arasında, davacının dava dışı şirketteki paylarından %1'ine tekabül eden 100 adet hissenin 47.500-TL bedelle davalıya devredilmesine dair 25.08.2017 tarihli hisse devri sözleşmesi imzalandığı ve şirketin aynı tarihli yönetim kurulu kararıyla hisse devrinin pay defterine işlenmesine karar verildiği; davacı tarafından, davalının kendisi ve şirket hakkında icra takipleri başlattığı, davalının kendisinden şirketteki %1 hissesini devretmesi haline icra takiplerinden feragat edeceğini bildirdiği, kendisinin de buna istinaden %1 hissesini davalıya devrettiği, ancak davalının icra takiplerinden feragat etmediği, bu suretle davalı tarafından aldatıldığı ileri sürülerek, aldatma hukuki sebebine dayalı olarak işbu davanın açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonucunda yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.Dava anonim şirket hisse devrinin iptali ile davacının dava dışı şirkette %50 oranında pay sahibi olduğunun tespiti istemine ilişkin olup, dava payı devralan kişiye karşı açılmış, payları devir konusu olan şirkete ise husumet yöneltilmemiştir.Davacının şirketin %50 hissesi bulunduğunun tesbiti de talep edildiğinden  şirketin davada taraf olarak yer alması gerekmektedir.Dava eksik hasımla açılmıştır.Diğer yandan yargılama sırasında davalı vekilince sunulan 07.06.2022 tarihli dilekçede, davalının dava dışı şirketteki hisselerini 13.12.2020 tarihinde ...ı'ya devrettiği beyan edilmiştir. Bu durumda davacı tarafından pay devrinin geçersiz olduğu, halen şirkette pay sahibi olduğunun tespiti talebini de içeren işbu davada verilecek karar, davalının paylarını devralan ...ı'nın da haklarını doğrudan etkileyecek niteliktedir.Davalının şirketteki hisselerini bu kişiye devredip etmediği araştırılarak, devredilmiş olması halinde ...aleyhine  davacıya uygun bir süre verilmesi, davacı tarafından dava açılması halinde de bu dava ile birleştirilerek davanın birlikte görülmesi suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, davada taraf teşkili sağlanmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne;diğer istinaf nedenleri incelenmeksizin kararın kaldırılarak, taraf teşkili sağlanarak  dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/07/2022 Tarih 2020/273 Esas - 2022/556 Karar sayılı kararın HMK 353(1)a-4 maddesi gereği KALDIRILMASINA; \"Dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine\" Yatırılan 615,40-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davacıya iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-g maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.25/11/2025<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1fd4ea1577a205a8","SID":"e975964d8d4954d2"}}