{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>KARAR TARİHİ:25/11/2025<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ:13/09/2022<br>DAVANIN KONUSU:Tazminat <br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ:25/11/2025<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'in davalı şirketten 03/02/2021 tarihinde Antalya 13.Noterliği'nin ... yevmiye sayılı araç satış sözleşmesiyle ... plaka nolu ... marka ... model  ... tipi Kapalı Kasa Kamyonu satın aldığını, Müvekkilinin aracı aldığı zaman ilk kontrollerini yaptığını ve ayıp görmediği için aracı satın aldığını, yine müvekkilin araç alım satım işleri ile uğraştığından, aynı gün aldığı aracı bu sefer de Serik 4.Noterliği'nin 03/02/2021 tarih ve ... yevmiye nolu araç satış sözleşmesiyle dava dışı ... isimli şahsa sattığını, aracı aynı gün teslim ettiğini, aracın dava dışı ... isimli kişiye devrinden 9 gün sonra 12/02/2021 tarihinde aracın ayıplı olduğu kullanımı ile birlikte ortaya çıktığını, aracın 12/02/2021 tarihinde motor kısmında arızalandığı, motor arızası nedeni ile ... isimli kişinin aracı ... servisine 18/02/2021 tarihinde kurtarıcı ile götürdüğünü, yapılan kontrollerde motorun neredeyse tüm parçalarının değişmesi gerektiğini ... aracı müvekkilden almış olması sebebiyle durumu müvekkiline bildirdiğini, gizli ayıp nedeni ile aracın motor aksamının tamir edileceğini, yedek parça kullanılacağını, masrafın karşılanması sureti ile araçtaki gizli ayıbın tamir ettirilmesini müvekkilinden talep ettiğini, müvekkilinin de araçta gizli ayıp olması nedeni ile yapmış olduğu ticaretin ahlakı gereğince araç servis ve yedek parça ücretlerinin tamamı olan 30.500,00 TL yi ödediğini, müvekkilinin davalı taraf ile görüştüğünü söz konusu tamir bedelinin kendisine ödenmesini talep ettiğini, ancak davalı tarafın aracın ellerinden çıktığını dolayısıyla bir sorumluluklarının kalmadığını belirterek ödeme yapmayacaklarını söylediklerini, bu nedenlerle, huzurdaki davanın kabulüne, ayıplı mal nedeni ile müvekkilinin uğradığı 30.500,00 TL lik zararın muaceliyet tarihi olan 08/03/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.<br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu aracın müvekkili tarafından davalıya sağlam, eksiksiz ve çalışır vaziyette teslim edildiğini, davacı tarafın dilekçesinde de belirttiği gibi araç alım-satım işleri ile uğraşmakta olduğunu, bu işte gerekli tecrübeye sahip olduğunu, davacı taraf araç alım-satımından önce aracın muayenesini kendisi yaptığı gibi ilgili ustalara aracın test ve muayenelerini de yaptırdığını, aracın tüm test ve muayeneleri yapıldıktan sonra davalı ile müvekkil arasında aracın alım-satım sözleşmesi yapılıp, aracın davacıya teslim edildiğini, davacı taraf araç-alım satım işiyle iştigal ettiği için gerekli olan test ve muayeneleri yapmadan aracı teslim almasının beklenemeyeceği, aksi yöndeki davacı iddiası hayatın olağan akışına aykırı olmadığını, dava konusu araç davacıya satıldıktan sonra aracın nasıl kullanıldığı, kime ne zaman satıldığı, satın alan kişinin kim olduğu ve aracın ne şartlarda kullanıldığına dair müvekkili şirketin hiç bir bilgisinin olmadığını, aracın satın alınıp teslim alınmasının üzerinden uzunca bir süre geçtikten sonra aracın arızalandığını, arızanın gizli ayıp niteliğinde olduğu iddiasının mümkün olmadığını, aracın arızalandığı, hele hele gizli ayıp nedeniyle arızalandığı iddiasının tamamıyla gerçek kişi olduğunu, dava konusu araçta bir arıza meydana geldiyse bile bunun tamamıyla davacının kullanım hatasından ve/veya aracı kullanan diğer kişilerin kullanım hatasından kaynaklandığını, aracın gizli ayıplı olduğu ve bu nedenle arızalandığı iddiasının tamamıyla gerçek dışı olduğunu,  davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"... taraflar arasında 03/02/2021 araç satış sözleşmesi yapıldığı, sözleşmeye konu ... plakalı ... ... model kamyonun aynı tarihte Serik 4. Noterliği aracılığı ile dava dışı ...'a davacı tarafından satıldığı, arızasının 18/02/2021 tarihinde fark edilmesinden sonra yetkili servise başvurulduğu, aracın 22/02/2021 tarihli servis faturasının davacı adına düzenlendiği, davacının 08/03/2021 tarihli ihtarname ile ayıp nedeniyle taleplerini dile getirdiği görülmüş olup, arızanın fark edilmesinden sonra yetkili servise başvuru dahi ayıp ihbarı niteliğinde olduğundan (Yargıtay 19.Hukuk Dairesi’nin 04.04.2019 tarihli 2017/4068 E., 2019/2268 K. sayılı emsal kararı), arızaların kullanım kaynaklı olmadığı ve gizli ayıp mahiyetinde bulunduğunun teknik bilirkişi raporu ile tespit edildiği, buna göre satılan malda gizli ayıp bulunduğu, davalının TBK'nun 219 maddesi kapsamında ayıptan sorumlu olduğu, davacının TBK'nun 227 maddesinde bahsi geçen tazminat isteme hakkını kullandığı, aracın ayıplı olması sebebi ile davacının bu hakkını kullanmakta haklı olduğu, satıcının bilmediği ayıplardan sorumlu olması (TBK m. 219) dikkate alındığında, aracın motorunun aracın en önemli aksamı olduğu ve aracın sürekli kontrol edilen bir bölümü olmayıp ancak arıza anında kontrolü gerektiği, dava konusu araçtaki motor arıza ve işçilik  bedelinin 30.500,00-TL olduğu, bu bedelin piyasa rayiçlerine uygun bulunduğu,  davacı tarafça ayıp bildirimi için davalı tarafa  gönderilen Serik 1. Noterliği'nin 08/03/2021 tarihli  ihtarnamenin tebliğ tarihi dikkate alınarak temerrüt tarihinden itibaren, davacının yasal faiz talep ettiği anlaşılmakla..\" şeklindeki gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, süresinde yapılmış bir ayıp ihbarının olmadığını, dava konusu aracın davacıya sağlam ve tüm bakımları yapılmış vaziyette teslim edildiğini beyan ederek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, tazminat istemine ilişkindir.<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, mahkemece alınan bilirkişi raporunda, dava konusu arızanın kısa bir sürede ortaya çıkamayacağı, bu durumun satın alma esnasında ortalama bir kullanıcı tarafından anlaşılamayacağı, arızanın; araç devir alındığında ilk bakışta ve/veya yüzeysel bir muayene ile tespit edilebilecek nitelikte olmadığı, dolayısıyla araçta ki motor arızasının alıcı tarafından normal bir muayene yapılarak bilinemeyeceği, meydana gelen arızanın kullanıcı hatasından oluşmayacağı hususlarının belirtilmesine, bilirkişi raporunun hükme, denetime elverişli, dosya kapsamına uygun olmasına, belirtilen gizli ayıba ilişkin ihbar külfetinin yerine getirildiğinin dosya kapsamından anlaşılmasına,  kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 2.083,45 TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 520,86 TL harcın mahsubu ile bakiye ‭1.562,59 TL istinaf karar harcının davalı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,<br>3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,  <br>Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.<br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dfcd101d00187a22","SID":"6c8e35ca1e5d962e"}}