{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/743 <br>KARAR NO\t: 2025/1882<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 20/12/2022<br>NUMARASI: 2020/442 Esas - 2022/917 Karar<br>DAVA: Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ: 31/08/2020<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/11/2025<br>Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA:Davacı vekili; ... Kitabevi Yayıncılık Kırtasiye ve ... İşletmeciliği Tic Ltd Şti nin 17.07.2007 tarihinde kurulmuş ve 632952 sicil numarası ile İstanbul Ticaret Sicili’ne kayıtlı iki ortaktan oluşan bir şirket olduğunu, Şirket’in ana iştigal konusu kırtasiye malzemesi ticareti ve ... işletmeciliği yapmak olup Şirket ana iştigal konusu kapsamında “Büyükdere Cd. ..., ... Şişli/İstanbul” adresinde bulunan ... Kitabevi .../Bar’ı işlettiğini, Şirketin %50 hisse ortağı ... <br>... ve %50 hissesi ...’ya ait olup, şirket müdürünün ... olduğunu, ... ... ’ya ait olan %50’ payın Beyoğlu 10. Noterliği’nin ... yevmiye numarası ile yapılan \"Limited Şirket Hisse Devir Sözleşmesi\" kapsamında müvekkile devredeceğini, anılan devir işlemi karşılığında davalı ...’ya 20.000-TL nakit ödeme gerçekleştirdiğini. Ancak müvekkil tarafından sözleşmede yazılı olan 20.000-TL haricinde ek olarak 70.000-TL daha elden nakit ödeme gerçekleştiğini, davalı tarafca tescil işlemi için oyalandığını, devir akabinde Şirket’e ait olan Şişli Kelepir Kitabevi .../Bar müvekkil tarafından işletilmeye başlandığı, kiraların müvekkilce kiraya verenin hesabına ödendiği, müvekkilce  iş yerine tadilatlar  yapıldığını davalı ... tarafından müvekkile ilgili hisselerin devrine yönelik bir genel kurul kararı alınmadığı gibi gerekli tescil işlemleri yapılmadığı, alınan bedelin iade edilmediğini, müvekkilin uğradığı zarara binaen 20.000-TL’nin güncellenen değerinin hesaplanarak faizi ile birlikte ödenmesini, müvekkilin şirkete yaptığı harcamaların da zarar kalemi olarak faizi ile tespitini ve tahsiline  karar verilmesini  talep etmiştir.TALEP ARTIRIM: Davacı vekili; 18/10/2022 tarihli dava değerini arttırım dilekçesi ile \"bilirkişi raporu kapsamında 20.000-TL'nin güncellenmiş değeri 58.716,51-TL olarak hesaplandığından dava değerini 38.716,21-TL artırarak 58.716,51-TL'ye çıkardıklarını belirterek, bu miktarın dava tarihinden itibaren faiz işletilerek davanın kabulüne karar verilmesini\" talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili; müvekkilinin 05.02.1945 doğumlu olup sözleşme tarihinde  65 yaşında dava tarihinde ise 76 yaşında ev hanımı olduğunu, davadaki taleplerin muhatabı müvekkil olmadığını, müvekkiline, sözleşmede yazılan <br>20.000-TL’nin verilmediğini, davacıyla noter anı dışında, öncesi sonrası doğrudan veya aracı ile hiçbir görüşmesi olmadığını, kendinden hiçbir talep de olmadığını dava dilekçesinde ve ekinde sunulan davacıya ait kredi kart dökümündeki ödemenin ne için yapıldığı belli olmadığını, Kitabevi için yaptığı iddia edilen giderlerin müvekkille ilgili olmadığını, 26.3.2010 tarihinde hisse devrinin tamamlanması için gerekli işlemler yapılmadığından geçersiz sözleşme ve işlem nedeniyle yasal zamanaşımı süresinin geçtiğini, işyerinin giriş kat kitabevi, üst / asma kat ... olduğunu sözleşme tarihinden önce yüksek miktar vergi, sigorta, kira ve diğer borçları olduğunu, şirketin borçlarından çekindiğinden hissedar görünmek istemediğini,devirden itibaren 3 ay kadar projelerini uygulamış, giriş katta kitapları, kitap raflarını kaldırtmış, doğum günü organizasyonları yaptırıp, süslemeler yaptırdığı havalandırma sistemini olduğu gibi söktürüp hurdacıya verdiğini, projeler uygulamada başarılı olmamış, büyük zarar vermiş, müşteri profili dahi bozulduğunu, işletmenin bu dönemdeki cirosu, önceki ve sonraki yıllara göre %70 civarı düştüğünü, davacı taahhütlerini yerine getirmemiş,işletme adına yaptırdığı bu değişikliklerin parasını ödemediği gibi kazancı da aldığını belirterek  davacı taleplerinin reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; taraflar arasında noterde devir sözleşmesi yapıldığı, hisse devir sözleşmesinin geçerlilik kazanmadığı, Noter onaylı 26.03.2010 tarihli Limited Şirket Hisse Devir Sözleşmesinden kaynaklı davalıya ödendiği iddia olunan bedelin ve sözleşme gereği yapıldığı iddia olunan masrafların davalıdan tahsili isteminde, zamanaşımı bakımından elde ki davada davacı davalıya bedelin ödenmesine rağmen, limited şirket hissesinin devredilmemesinden ötürü ödediği bedelini talep ettiğinden ve kanunun emredici hükmüne göre taraflar arasında dahi hüküm ifade etmeyen sözleşmede ancak tarafların verdiğini sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri isteyebileceğini, zamanaşımının 5 değil 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu taraflar arasında noterde yapılan hisse devir sözleşme tarihi ve arabulucuya başvuru tarihi gözetildiğinde davacının alacağının zamanaşımına uğramadığını, davalının paylarının 20.000-TL bedelle devir ve temlik edildiği ve bedelin nakden alındığının belirtildiği ,davalı tarafından davacıya hisse devrinin yapılmadığını, bu nedenle geçerli olmayan bir sözleşmede tarafların verdiklerini sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri isteyebilecekleri, ek olarak elden ödediğini ileri sürdüğü 70.000-TL’ye ilişkin tevsik edici belge bulunamadığı, yine, davacının zarar talebine ilişkin de bir delil sunulmadığı iddianın ispata muhtaç olduğu, davanın kabulü ile; davacının ödediği miktarın dava tarihi itibariyle güncellenen değeri olan bilirkişi raporunda hesaplanan 58.716,51-TL nin dava tarihinden itibaren avans faizi  işletilerek davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili; zamanaşımı defiinin dikkate alınmamasının usule yasaya aykırı olduğunu, Limited şirket hisse devri sözleşmesi tarihi 26.03.2010, dava tarihi 31.08.2020 olduğunu, 818 sayılı BK nın66 madde 1 ve 10 yıllık sebepsiz zenginleşme zamanaşımı geçtiğini, kararda, geçersiz sözleşme taraflarının verdiğini sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri isteyebileceği, değerlendirmesine rağmen 818 sayılı BK 66 madde hükmü 1 ve 10 yıllık zamanaşımının geçtiğinin dikkate alınmadığını, davacı sözleşme anında geçersizliği ve varsa talep hakkını bilecek durumda olduğunu, takip eden işlemlerin yapılması talebinin olmadığını, müvekkilinin devir bedeli almadığını, davacı müşteri olarak uzun süre geldiği kafeyi işleten şirketin hisseleri için devir sözleşmesi yapmayı tercih etmiş, içine girip 3 aydan az süre projelerini uyguladıktan, cironun düşmesiyle zararlar verdikten sonra, resmi devir işlemlerini tamamlamakla zarar edeceğini değerlendirerek, kendi kendine ekonomik tercihinden vazgeçtiğini, bu arada işletmeden kazançları aldığını, kar amacıyla risk alan, zarar edeceğini değerlendirerek tercihini sürdürmekten vazgeçen kişinin, zararının karşılanarak işlemden çıkmasını sağlamanın, yargı organı görevi kapsamında olmadığını, davada  tadilat ve zarar kalemleri  reddedildiği halde davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmediğini, davada bir miktar paranın ödenmesi talep edilmiş ise de ;son tutanakda Ticari Uyuşmazlık olarak tarif edilerek , 'Taraflar Limited Şirket Hisse Devrinden kaynaklı uyuşmazlık konusunda anlaşmaya varamamışlardır.' şeklinde olduğunu ,usulune uygun olarak arabulucu şartının yerine getirilmediğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava; Noter onaylı 26.03.2010 tarihli Limited Şirket Hisse Devir Sözleşmesi nedeniyle davalıya ödendiği iddia olunan hisse devir  bedelinin  güncellenmiş değerinin  ve devrin gerçekleşeceğine inanılarak işyerine yapılan masrafların  davalıdan tahsili istemine ilişkindir.Öncelikle dava değerinin belirlenmesi gerekir.Dava dilekçesinde 75.000-TL nin elden ödendiği belirtilmiş ise de bu konuda bir netice  talep bulunmamaktadır.Açılan belirsiz alacak davasında ;dava değeri olarak 20.000-TL gösterilmiş ; hisse devir bedeli olarak ödenen 20.000-TL nin dava tarihindeki güncel değeri+davacının işyeri için yaptığı masrafların (tadilat ,kira ödemeleri vs)tesbit edilerek anılan bedellerin davalıdan tahsili talep edilmiştir.Buna göre ; dava dilekçesinde iki kalem alacak talebi olup,ne kadarının hangi alacağa ilişkin olduğu açıklanmadığından eşit olarak yapıldığının  kabulü gerekir.Buna göre 10.000-TL masraflar ,10.000-TL de ödenen hisse devir bedeli için olduğunun kabulü gerekir. Dava değeri artırım talebiyle  38.716,21 TL artırılmıştır. Taraflarca akdedilen Beyoğlu 10. Noterliği 26.03.2010 tarih ve ... yevmiye numaralı Limited Şirket Hisse Devir Sözleşmesinde davalının paylarını 20.000-TL bedelle devir  edildiği ve bedelin nakden alındığı belirtilmiştir. Mahkemece; elden ödeme ve yapılan masrafların kanıtlanamadığı belirtilerek; hisse devir bedeli olarak alındığı  sözleşmede belirtilen 20.000-TL nin dava tarihi itibariyle güncellenmiş değerinin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.Pay devrinin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan eTTK 520 maddesine göre; Bir payın devri, şirket hakkında ancak şirkete bildirilmek ve pay defterine kaydedilmek şartıyla hüküm ifade eder. Devir hususunun pay defterine kaydedilebilmesi için, ortaklardan en az dörtte üçünün devre muvafakat etmesi ve bunların esas sermayesinin en az dörtte üçüne sahip olması şarttır. ....\" hükmünü haizdir. Pay devri sözleşmesinden sonra TBK nın 520 maddesi uyarınca şirket pay defterine kaydedilmediği ve ortaklar kurulunda karar alınmadığı hususunda ihtilaf olmayıp ; geçersiz sözleşme nedeniyle davacının ödediği hisse devir bedelinin iadesinin istenebileceği,devir senedinde bedelin alındığı yazılı olduğu, aksinin ispatlanamadığı görülmekle davalı vekilinin aksi yönde ki istinaf nedeni haklı bulunmamıştır.Madde de öngörüldüğü üzere üç işlemin yapılması halinde pay devri gerçekleşmiş olmaktadır. Bu itibarla sadece birinci aşama  yerine getirildiğinden pay devri sözleşmesi geçerli değildir.bu nedenle davalı aldığını sebepsiz zenginleşme kurallarına göre iade etmelidir.Bu noktada ilk derece mahkemesinin bu aşamaya kadar olan tesbitleri yerinde bulunmuştur.Davalı tarafça süresinde verilen (21.01.2021 tarihinde dava dilekçesi davalıya  tebliğ edilmiş, 29.01.2021 tarihinde süre uzatımı istenilmiş cevap süresi iki hafta uzatılmış uzatılan sürenin son gününde cevap süresinde 18.02.2021 tarihinde) cevap dilekçesinde zamanaşımı defiinde bulunulmuştur. eBK 66 maddesinde sebepsiz zenginleşmenin öğrenildiği tarihten itibaren  1 yıl ve her halde -10-yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüştür. 6101 sayılı kanunun 6(1)maddesi uyarınca TTK nın  yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlayan zamanaşımı süreleri eski hukuka tabidir. (TBK nın 82 maddesi uyarınca ,2-10 yıl)Elde ki davada dayanılan hukuki sebep geçersiz sözleşme ile verilenin iadesi talebi olduğuna göre 1 ve 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerekirken; davacının şirket ortağı olduğu gerekçesiyle 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanacağına ilişkin gerekçe doğru bulunmamıştır.Somut olaya emsal teşkil eden davada Yargıtay 11 HD \"1-Dava, sebepsiz zenginleşme hukuksal nedenine dayalı olarak gerçekleşmeyen şirket hisse devrine ilişkin ödenen meblağın istirdadına yönelik icra takibine itirazın iptali isteminden ibarettir. Davacı, limited şirket hisselerinin 01.07.2010 tarihinde sözleşme yapılarak kendisine devredileceğini ancak bu hususun gerçekleşmediğini ileri sürerek devir için ödediği meblağın iadesini istemiştir. İddianın ileri sürülüş biçimi gözetildiğinde, davada 818 sayılı BK 61 ve devamı maddeleri ile TBK 77 ve devamı maddelerinin tatbiki gerektiği açıktır. Davalılar süresinde zamanaşımı definde bulunmuşlardır. Bu durumda davacının vaki ikrarı da gözetilerek taraflarca belirlenen 01.07.2010 tarihinde gerçekleşmeyen hisse devri nedeniyle davalıların bu tarih itibariyle sebepsiz zenginleştiklerinin kabulü gerekir. Davacı yanın, davalılar bakımından gerçekleşen sebepsiz zenginleşme halini, devrin gerçekleşmesi gereken tarihten makul bir süre sonra idrak ve ıttıla etmesi gerektiği gözetildiğinde dahi, dava tarihi itibariyle 818 sayılı BK m. 66'da  öngörülen  bir yıllık zamanaşımının dolduğu anlaşılmaktadır. 6101 sayılı Kanun 5. maddesi de gözetilerek davalı yanın zamanaşımı def'inin kabulüyle davanın bu nedenle reddine karar vermek gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. (Yargıtay 11 HD nin 2017/1041  Esas - 2018/5002 Karar sayılı ilamı) denilmiştir.İlk derece mahkemesince, arabulucuya başvuru tarihi gözetilerek, 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı kabul edilmiş ise de bu sürede doğru hesaplanmamıştır.Pay devri sözleşmesi 26.03.2010 tarihinde yapılmış olup ,kural olarak 26.03.2020 tarihinde 10 yıllık zamanaşımı süresi dolacaktır. Ne var ki 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmasına 20 gün kala davacı tarafça 06.03.2020 tarihinde arabulucuya başvurulmuş olup arabulucu sürecinde son tutanak imzalanıncaya kadar zamanaşımı işlemesi duracaktır. Son tutanak 06.07.2020 tarihinde imzalanmış olup; zamanaşımına işlemeyen süresi 20 gün ilave edildiğinde zamanaşımı 26.07.2020 tarihinde dolacaktır. Dava ise 31.08.2020 tarihinde  10 yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra açılmıştır.Açıklanan nedenlerle; süresinde yapılan  zamanaşımı defiinin kabulü ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesi yerinde olmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına; yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç olmadığından; yeniden karar verilerek davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: <br>Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/12/2022 Tarih 2020/442 Esas - 2022/917 Karar sayılı kararın HMK'nun 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; \"Davanın  zamanaşımı nedeniyle  reddine\" İlk derece mahkemesine ilişkin olarak;\"Alınması gereken 615,40-TL karar harcının davacı tarafından peşin yatırılan 341,55‬-TL ve ıslah harcı 661,20-TL olmak üzere toplam 1.002,75-TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 387,35-TL harcın davacıya talebi halinde iadesine,Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına Davalı lehine takdir olunan 45.000-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazine'ye ödenmesine, \"Yatırılan 1.003-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde  davalıya iadesine,Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yapılan 91-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.<br>17/11/2025<br><br>     <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"684ca1796c5b535f","SID":"abdd4e517ad0e10b"}}