{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO\t: 2022/1988 <br>KARAR NO\t: 2025/1848<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 09/06/2022<br>NUMARASI\t: 2018/1069 Esas - 2022/465 Karar<br>DAVA: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)<br>Davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili; müvekkili şirketin 4 ortaklı olarak kurulduğunu, ortaklardan birinin davalı olduğunu, şirketin kentsel dönüşüm ile ilgili işlerinin takibi için verilen vekaletname ile davalının yetkilendirildiğini,sermaye borcunu yerine getirmeyen davalının 20/08/2015 tarihinde hisse devir sözleşmesiyle şirketteki hissesini ...ya devredip ortaklıktan ayrıldığını, şirketi temsilen diğer ortaklar ile davalı arasında imzalanan 07/06/2018 tarihli sözleşmenin 4.2.2 maddesi ile 6 adet dairenin satılmaya başlanmasıyla her bir dairenin satışı neticesinde aynı gün davalıya 75.000-TL ödeme yapılmasının kararlaştırıldığını, nitekim 05.10.2017 ve 27.03.2018 tarihlerinde satılan iki dairenin satışı neticesinde davalıya ödeme yapıldığını, ayrıca davalının komisyoncuya vermek üzere davalıya verilen tutarın davalı tarafça komisyoncuya 75.000-TL eksik ödenmesi nedeniyle davalının bu kısmı müvekkili şirkete borçlandığını, davalı tarafından müvekkili aleyhine İstanbul Anadolu 13. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile 2.000.000-TL alacak için ilamsız takip başlatıldığını, takibin kesinleştiğini, müvekkilinin davalıya bir borcunun bulunmadığını belirterek, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.  <br>CEVAP: Davalı vekili;  ticaret sicili kaydına göre şirket sermayesinin peşinen ve nakden ortaklar tarafından karşılandığının belli olduğunu,şirket yetkilisi  tarafından işlerin takibi için müvekkiline 07.08.2015 ve 10.04.2017 tarihli vekaletnamelerin verildiğini,  20.08.2015 tarihli sözleşme ile hisse devrinin sadece kağıt üzerinde olduğunun ve hukuki sonuç doğurmayacağının kararlaştırıldığını, sözleşmeye göre müvekkiline ait hisselerin kredi notunda sıkıntı olması nedeniyle devredildiğini ve ilk talebinde bedelsiz olarak kendisine iade edileceğini, ancak hisselerin devredildiği ...nın talebine rağmen müvekkiline hisselerini geri vermediğini, bunun üzerine 07.06.2017 tarihli sözleşmenin imzalandığını, bu sözleşmede 8 adet daire satışından elde edilecek gelirin paylaşımının düzenlendiğini, her bir daire satışında müvekkiline 75.000-TL ödeneceğini, ancak şirketçe müvekkiline sadece bir daire için 75.000-TL ödeme yapıldığını, satılan diğer daireye ilişkin bir ödeme yapılmadığını, komisyoncu ile anlaşılan 125.000-TL diğer ortakların bilgisi dahilinde tutanak ile ödenmiş olup müvekkilinin böyle bir borcu bulunmadığını, binanın bitirilerek dairelerin teslim edilmiş olmasına rağmen müvekkilinin %25 payına isabet eden meblağın hesaplanmadığını, sözleşmenin 4.2.3 maddesi gereği şirketin devletten alacağı yaklaşık 800.000-TL KDV iadesinden müvekkilinin payına isabet eden tutarın ödenmediğini, bunun üzerine müvekkilince davacı aleyhine icra takibi başlatıldığını, şirketçe satışı yapılan 4 ve 18 numaralı dairelerin satış bedelleri 1.150.000-TL olmasına rağmen satış bedelinin ayrı ayrı 600.000-TL olarak gösterildiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; davacı şirketin 4 ortaklı olarak kurulduğu, ortaklardan bir tanesinin davalı olduğu, davalı 20/08/2015 tarihinde hissesini ...ya devretmiş ise de, davalının fiilen şirket ortağı olarak kaldığının 07/06/2017 tarihli sözleşmeden açıkça belli olduğu, ...'nın da imzaladığı bu sözleşmede, davacı şirketin kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince hak kazandığı 8 adet bağımsız bölümün satışından elde edilecek bedellerin nasıl dağıtılacağının kararlaştırıldığı, bir yerde dairelerin satımı sonucunda ortaklığın nasıl tasfiye edileceğinin belirlendiği, buna göre, ilk 6 adet satıştan davalıya her bir daire için 75.000-TL'den 450.000-TL ödeme yapılacağı, daha sonra şirketin kar/zarar hesabı yapılacağı, davalının %25 hissesine 450.000-TL ya da daha az bir miktar düşerse davalıdan herhangi bir bedelin geri alınmayacağı, ancak davalının %25 hissesine 450.000-TL'den daha fazla bir bedel isabet ederse o bedelin de son kalan 2 dairenin satışından tamamlanacağı, taraflar arasındaki ihtilafın, icra takibi esnasında sözleşme gereğince daire satışlarından davalının alması gereken bedelin ne olduğu hususunda toplandığı, tapu kayıtlarına göre davacı şirkete düşen 4 ve 8 no'lu 2 dairenin icra takibinden önce satıldığı, diğer bağımsız bölümlerin icra takibinden önce satılmadıkları, icra takibinden sonra yapılan satışlar için İstanbul Anadolu 2. ATM'nin 2022/309 esas sayılı dosyasında dava açıldığı, davalı vekili takipten önce satılan dairelerden birinin bedelinin ödenmediğini, ayrıca takipten sonra kalan dairelerin de satıldığını, hiç birinin bedelinin ödenmediğini, hem bu satıştan hem de şirketin halen hissedarı olduğu için müvekkilinin kar payından dolayı alacakları bulunduğunu, satışı geciktiren tarafın davacı olduğunu bildirmişse de; icra takibinin 07/06/2017 tarihli sözleşmeye dayalı olduğu, bu sözleşmede açıkça davalının alacağının daire satışları ile ve daireler satıldıkça ödeneceğinin kararlaştırıldığı, davalıya düşen karın ilk 6 daire satıldıktan sonra yapılacak kar/zarar hesabıyla çıkarılacağı, ilk 6 dairenin satışı tamamlanana kadar davacının şirketten kar payı isteyemeyeceği, icra takibinin de 07/06/2017 tarihli bu sözleşmeye dayandırılması karşısında, davalının ancak icra takibine kadar satışı gerçekleşen 2 daire bedeli yönünden talepte bulunabileceği, şayet şirket bu satışları geciktirmişse, şirket aleyhine söz konusu gecikmeye dayalı ayrıca bir takip ya da dava açması gerektiği, oysa takip talebinde bu şekilde bir gecikmeden kaynaklanan zarar kaleminin ileriye sürülmediği, menfi tespit davasında da takip talebiyle bağlı kalınması gerektiği, davalının icra takibine koyabileceği 2 daire bedeli üzerinden alması gereken bedelin birisini takipten önce aldığı, ancak diğer dairenin bedeli üzerinden alması gereken 75.000-TL'yi almadığını savunduğu, bu bedelin elden ödendiğini ileri süren davacının bu iddiasını kanıtlayamadığı, takibin davalı tarafından 2.000.000-TL üzerinden başlatıldığı, icra takibinin muaccel alacaklar için haklı kabul edilebileceği, takip esnasında davalının sadece 75.000-TL bedel yönünden haklı olduğu, kalan 1.925.000-TL bedel yönünden haklı olmadığı ve bu nedenle menfi tespit talebinin 1.925.000-TL bedel yönünden kabulünün gerektiği, İstanbul Anadolu 2. ATM'nin 2022/309 Esas sayılı dosyasındaki dava konusunun icra takibine konulan alacak ile alakalı olmadığı, dava sonuçlarının birbirini etkilemeyeceği, sonradan açılan davanın işbu dava konusu icra takibinden sonra satılan daire bedelleri üzerinden ve 6. daireden sonra kar/zarar hesaplamasıyla ortaya çıkacak miktara göre davacının payına isabet edecek bedele ilişkin olduğu, alacak devresinin tamamen işbu dosya kapsamı dışında kaldığı, bu nedenle dosyanın bekletici mesele yapılmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davacının İstanbul Anadolu 13. İcra Dairesinin ... sayılı dosyasında takibe konulan 2.000.000-TL'nin 1.925.000-TL'sinden davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili; 20.08.2015 tarihli sözleşme ile devredilen payların talebine rağmen müvekkiline iade edilmediğini,İstanbul Anadolu 10. ATM'nin 2018/199 esas sayılı dosyasında davanın kabulü ile mezkur hisselerin müvekkili adına tesciline karar verildiğini, bekletici mesele yapılan bu dosyada verilen karar kesinleşmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, şirket hisseleri müvekkiline iade edilmeyince davacı şirket ortakları ile müvekkili arasında 07.06.2017 tarihinde ikinci bir sözleşme daha imzalandığını, bu sözleşmenin konusunun şirkete ait 8 dairenin satışından elde edilecek gelirin paylaşımına ilişkin olduğunu, sözleşme gereğince 8 adet daireden 6 adedinin satışı halinde her bir daire için müvekkiline şirketçe 75.000-TL ödeme yapılacağını, sonrasında kalan 2 dairenin satışı yapılmadan önce kar/zarar hesabı yapılarak müvekkilinin %25 payına isabet eden kalan meblağın hesap edilerek alacağı kalırsa ödeme yapılacağını, yine şirketin alacağı KDV iadesinden de müvekkiline %25 hissesi oranında ödeme yapılacağını, ancak davacı tarafça sözleşmelere uyulmayarak müvekkiline hak ve alacaklarının ödenmediğini, satılan iki adet daireden sonra müvekkiline sadece 75.000-TL ödeme yapıldığını, bu nedenle müvekkilince davaya konu icra takibinin başlatıldığını, şirketin 8 adet dairenin satışından yaklaşık 13.476.000-TL gelir elde edeceğini, bina maliyetinin ise 5.476.000-TL olduğunu, dolayısıyla şirketin yaklaşık 8.000.000-TL kar elde ettiğini, müvekkilinin de bu tutardan %25 hissesine isabet eden 2.000.000-TL alacağının bulunduğunu,  işbu davanın açılmasından sonra şirkete ait kalan 6 taşınmazın da satıldığını, ancak ödeme yapılmadığını, işbu davada yargılama devam ederken müvekkilince şirketten olan hak ve alacaklarınızın tespiti için İstanbul Anadolu 2. ATM'nin 2022/309 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını ve işbu dava ile birleştirme talep edildiğini, ancak işbu davada mahkemece söz konusu davanın birleştirme talebinin değerlendirileceği ön inceleme duruşması beklenmeden hüküm verildiğini, müvekkilinin hak ve alacaklarının tahsili için davalı şirketin tüm taşınmazları satmasının beklenemeyeceğini belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava, kesinleşen icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.<br>Somut olayda; davacı şirketin dört paydaşından birisinin %25 pay sahibi olan davalı olduğu, 20.08.2015 tarihli limited şirket pay devri sözleşmesi ile davalıya ait şirket hisselerinin Yavuz Selim Sarı'ya devredildiği, bu devir sözleşmesinin içerik ve koşullarının belirlenmesi amacıyla davalının da yer aldığı tüm şirket ortaklarınca aynı tarihli bir sözleşme daha düzenlendiği, bu sözleşme ile pay devrinin tarafların gerçek iradesini yansıtmadığı, davalının kredi notu nedeniyle geçici olarak devredildiği, hisselerin davalının ilk talebinde bedelsiz olarak iade edileceği, davalının devir konusu hisseler ile ilgili olarak tüm kar, zarar, alacak ve borçların davalıya ait olmaya devam edeceği hususlarının hüküm altına alındığı, yine davacı şirket, davalı ve diğer ortaklar arasında imzalanan 07.06.2015 tarihli sözleşme ile, şirkete ait dairelerin satışından elde edilecek gelirin paylaşımının düzenlendiği, ayrıca sözleşmedeki şartların yerine getirilmesi halinde davalının imzalamış olduğu hisse devir sözleşmesinin hükümsüz kalacağının kararlaştırıldığı, 20.08.2015 tarihli ilk sözleşme gereğince devretmiş olduğu hisselerin davalıya iadesinin yapılmadığı, davalı tarafından davacı şirket aleyhine 07.06.2017 tarihli sözleşmeye dayalı olarak 2.000.000-TL alacağın tahsili istemiyle 21.06.2018 tarihinde, İstanbul Anadolu 13. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında ilamsız takip başlatıldığı, takibin kesinleşmesi üzerine açılan işbu davada mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.  07.06.2017 tarihli sözleşmede; davalı şirkete ait 8 adet daireden ilk 6 dairenin satışı halinde her bir daire için davalıya 75.000-TL ödeneceği, kalan 2 dairenin satışı öncesinde kar/zarar hesabı yapılarak davalının %25 hissesine isabet eden tutarın belirleneceği, yapılacak mutabakat sonucunda davalının alacağı kalırsa kendisine ödeneceği, ayrıca şirketin devletten alacağı KDV iadesinden şirketin vergi borçları düşüldükten sonra kalanın davalının %25 hissesi oranında davalıya ödeneceği hüküm altına alınmıştır. İşbu davada yargılama sürerken işbu davanın davalısı ... tarafından davacı şirket aleyhine 07.06.2017 tarihli sözleşme ve şirketteki %25 pay ortaklığından kaynaklanan 2.000.000-TL alacağın tahsili istemiyle 20.04.2022 tarihinde İstanbul Anadolu 2. ATM'nin 2022/309 esas sayılı dosyasında dava açılmış olup, işbu dava dosyasının bekletici mesele yapıldığı ve dosyanın derdest olduğu, mahkemece dava konusu alacak talebinin açıklanması için süre verilmesi üzerine davacı vekilince, alacağın işbu davanın konusu olan 2 daire dışında 07.06.2017 tarihli sözleşme ile şirketteki %25 pay ortaklığından kaynaklanan tüm alacaklarına ilişkin olduğunun bildirildiği görülmüştür. Yine davacı ... tarafından İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/199 esas sayılı dosyasında şirketteki hisse devrinin iptali ve adına tescili istemiyle dava açıldığı, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği, kararın istinafı üzerine İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesinin 2020/1559 esas 2022/380 karar sayılı ilamıyla, davanın hisseleri devre konu olan ... şirketine de yöneltilmesi gerektiği, şirkete karşı dava açılarak işbu dava ile birleştirildikten sonra karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın kaldırıldığı, mahkemenin 2022/327 esasına kaydedilen davada mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verildiği ve kararın istinaf incelemesinde olduğu anlaşılmıştır.   07.06.2017 tarihli sözleşme kapsamında davacıya ödeme yapılması kararlaştırılan davalı şirkete ait 8 adet daireden 2 adet dairenin satışı, icra takip ve dava tarihi öncesinde yapılmış olup, bu dairelerden birisi için davacıya davalı şirketçe 75.000-TL ödeme yapıldığı sabittir. Diğer bir daire için ödeme yapıldığı ise davalı şirketçe kanıtlanamamıştır. Davalı şirketin söz konusu satışlara ilişkin olarak takip ve dava tarihi itibariyle KDV iadesi aldığı konusunda da bir delil bulunmamaktadır. Bu durumda takip tarihi itibariyle davacının satışı yapıldığı halde kendisine ödenmeyen 75.000-TL alacağı bulunmakta olup, diğer 6 daire satışından kaynaklanan sözleşme kapsamındaki alacak ile şirketin KDV iadesinden kaynaklanan alacak takip tarihi itibariyle henüz doğmamıştır. Davacı tarafça İstanbul Anadolu 2. ATM'nin 2022/309 esas sayılı dosyasında açılmış olan dava konusu alacak talebi, işbu dava konusu takip tarihinden sonraki dönemde doğan daire satışından elde edilecek gelir ile KDV iadesinden kalacak paya ilişkin olduğundan, mahkemece bu davanın birleştirilmesi beklenmeden karar verilmesinde usule aykırılık yoktur.Davalı tarafından İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/199 (yeni 2022/327) esas sayılı dosyasında şirketteki hisse devrinin iptali ve adına tescili istemiyle dava açılmış ise de, mahkemece verilen karar istinaf aşamasında olup henüz kesinleşmemiştir. 07.06.2015 tarihli sözleşmede, şirkete ait dairelerin satışından elde edilecek gelirin paylaşımı düzenlenmiş olup, sözleşmedeki şartların yerine getirilmesi halinde davalının imzalamış olduğu hisse devir sözleşmesinin hükümsüz kalacağı hüküm altına alınmıştır. Dolayısıyla işbu dava konusu alacak, hisse devrinin geçerli olup olmadığına bağlı olmayıp, aksine hisse devrinin hükümsüz kalması işbu dava konusu sözleşme şartlarının yerine getirilmesi koşuluna bağlanmıştır. Bu nedenle mahkemece işbu davada söz konusu hisse devri iptaline ilişkin dava dosyasının bekletici mesele yapılmaması da yerindedir. Bu nedenle mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: <br>Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 131.496,75-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 32.875-TL harcın mahsubu ile kalan 98.621,75-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davalı tarafından yapılan giderlerin kendisi üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 37,50-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraflara tebliğine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde HMK’nın 361/1. maddesi gereği Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.13/11/2025<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ae6ebc6f0070cc7c","SID":"b54de503db10c43e"}}