{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"> T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1347 <br>KARAR NO\t: 2025/1803<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 24/02/2022<br>NUMARASI\t: 2017/279 Esas 2022/135 Karar <br>DAVA: Tazminat ve Teminat Mektubu İadesi (Bayilik Sözleşmesinden)<br>DAVA TARİHİ: 17/03/2017<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/11/2025<br>İlk derece mahkemesince verilen kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili,taraflar arasında 01/04/2010 tarihinde Kobi Satış Kanalı (KSK) Sözleşmesi imzalandığını, sözleşme devam ederken davalının şirket organizsayonundaki değişiklikler kapsamında davalıyla ve ayrı ayrı ... ve ... ile 27/04/2015 tarihli kurumsal bayi sözleşmeleri imzalandığını, ancak davacının müvekkiline gönderdiği 18/03/2016 tarihli ihbarnameyle davalının sözleşmeyi feshettiğini (aynı şekilde diğer şirketlerin de feshedildiğini), fesihnamelerde sözleşmenin ve bayilik faaliyetinin devamında fayda görülmediğinin beyan edildiğini, müvekkilinin sözleşmeye aykırı bir davranışı olmadığından feshin haksız olduğunu; sözleşmenin ifası inancıyla yaptığı masraflar ve yoksun kaldığı kar nedeniyle zarara uğradığını; davalının acentesi olan müvekkilinin portföy tazminatına hak kazandığını ve davalıya verilen 08/03/2011 tarihli 100.000-TL bedelli kesin teminat mektubunun da iade edilmediğini ileri sürerek, belirsiz alacak davası kapsamında fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 500-TL yoksun kalınan kar ve 500-TL masraftan oluşan 1.000-TL maddi tazminatın, 500-TL portföy tazminatının ve 100.000-TL manevi tazminatın avans faiziyle davalıdan tahsili ile 08/03/2011 tarihli 100.000-TL bedelli kesin teminat mektubunun iadesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>TALEP ARTIRIM : Davacı vekili 06/07/2021 tarihli dilekçesiyle 500-TL yoksun kalınan kar talebini  432.179,32-TLye,500-TL portföy tazminatı talebini 362.763,97-TLye çıkarmıştır.<br>CEVAP : Davalı vekili, taraflara arasındaki sözleşmenin müvekkili tarafından 18/03/2016 tarihli ihtarla sözleşmenin 4.2. Maddesine göre davacının bayilik faaliyetlerinde fayda görülmediğinden haklı olarak feshedildiğini; masrafların belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceğini; hem menfi hem müspet zararın bir arada talep edilemeyeceğini, davacı münhasır yetkili bayi olmadığından portföy tazminatı şartlarının oluşmadığını ve manevi tazminata ilişkin deliller bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI : Mahkemece, sözleşmenin 4.1 ve 31. maddeleri uyarınca 27/04/2015 tarihli kurumsal bayilik sözleşmesinin, 01/04/2010 tarihli kobi satış kanalı sözleşmesinin devamı niteliğinde olmadığı; 4.2. maddesine göre 1 yıl süreli olduğu, sözleşme süresinin, taraflardan herhangi birinin sürenin sona ermesinden 1 ay önce yazılı bildirimde bulunmaması halinde 1 yıl uzayacağı ve hiçbir şekilde 5 yılı aşamayacağı, davalının 18/03/2016 tarihli ihtarında sözleşmenin ve bayilik faaliyetinin devamında fayda görülmediğinden 4.2. madde uyarınca kurumsal bayilik sözleşmesinin tebliğle birlikte feshedildiği; ihtarın davacıya 21/03/2016 tarihinde tebliğ edildiği; sözleşme süresi 1 yıl olduğundan 27/04/2016 tarihinde sona ereceği, 4.2. maddede sözleşmenin 1 yıl daha devamı için sona erme süresinden 1 ay önce yenilenmeyeceğinin bildirilmesi gerektiği, bu süreden önce gönderilen fesih ihtarı içeriği itibariyle 4.2. madde kapsamında dolmadığından sözleşmenin 21/03/2016 tarihinde olağan sona erme süresinden 1 ay önce feshedildiği; 25.4. maddede sözleşmedeki fesih sebeplerinden biri bulunmamasına rağmen tarafların yazılı bildirimle tazminatsız olarak feshedebileceği, bu durumda feshedenin sorumluluğunun, karşı tarafın talepte bulunması halinde, TTKnın 121/4'teki zararla sınırlı olduğunun düzenlendiği, TTKnın 121/4 maddesine göre davacının ancak başlanmış tamamlanmamış işler nedeniyle uğradığı zararı talep edebileceği, yoksun kalınan kar ve masraf talebinin haklı bulunmadığı; davacıya tekel hakkı tanınmadığından portföy tazminatının da kabul edilemeyeceği; manevi tazminat  şartlarının olmadığı; teminat mektubunun davalıya 01/04/2010 tarihli kobi satış kanalı sözleşmesi uyarınca verildiği, bu sözleşmenin sona erdiği, bilirkişi raporunda davacının kayıtlarında davalıya borcu görünmediği, davalının kayıtlarında alacak görünmekte ise de, dayanak delil sunulmadığı, davalının tazminat talebinde de bulunmadığı, 27/04/2015 tarihli sözleşmenin 4.1. maddesinde bu sözleşmedeki teminat mektuplarının verilmesine kadar önceki sözleşme nedeniyle verilen teminat mektuplarının davalının uhdesinde kalacağı, davalının bu sözleşme uyarınca teminat mektuplarının verilmediği hususunda bir savunması olmadığı,teminat mektubunun iadesi talep koşulları oluştuğu gerekçesiyle, davacının maddi ve manevi tazminat talebinin reddine, teminat mektubunun iadesi talebinin kabulü ile ... Bankası AŞ'ye ait 28/03/2011 tarihli, 280226 numaralı ve 100.000-TL bedelli teminat mektubunun davacıya iadesine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ : 1- Davalı vekili,dava tarihi itibariyle müvekkilinin davacıdan alacaklı bulunduğundan sözleşmenin 22.2.  maddesi uyarınca teminat mektubunun iadesi şartları bulunmadığını belirterek, kararın teminat mektubunun iadesine ilişkin kısmının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.2- Davacı vekili, kurumsal bayilik sözleşmesinin 5 yıllık yapıldığı ve bu süre boyunca sürdürülmesi gerektiğinden değerlendirmenin buna göre yapılması gerektiğini; ihtarda feshin sözleşmenin 4.2'maddeye göre yapıldığı belirtilmesine rağmen o şartlara uyulmadığı, feshin 25.4'e göre yapılmadığını, müvekkili bakımınında sözleşmedeki fesih sebepleri bulunmadığını, davalının ihtarda ileri sürdüğü sebep itibariyle feshin haksız olduğunu; sözleşmedeki ceza prosedüründeki ihlallerin ve yaptırımların sayıldığını, müvekkilinin bunlara muhatap olmadığını; davalının feshe ilişkin iç e-posta yazışmalarında dahi müvekkilinin iddialarının kanıtladığını; maddi ve  manevi tazminat ile portföy tazminatı taleplerinin şartlarının bulunduğunu, fakat bilirkişi raporundaki portföy tazminatı hesabının hatalı olduğunu, sundukları emsal bilirkişi hesaplamalarında uygulandığı üzere portföy tazminatının 659.117,23- TL olarak hesaplanması gerektiğini, davacı müvekkilin  sözleşmelerin haksız feshi  sebebiyle manevi tazminat talebini reddinin hukuka aykırı olduğunu,manevi tazminatın şartları oluştuğunu; müvekkili aleyhindeki vekalet ücretlerinin tarifeye aykırı olduğunu belirterek, kararın reddedilen kısmının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE : Dava, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin davalı tarafından haksız feshedildiğinden bahisle uğranılan kar kaybı, yapılan masraflar, portföy tazminatı ve manevi tazminat istemleri  ile teminat mektubunun iadesi istemine ilişkindir.  Taraflar arasında 01/04/2010 tarihli \"kobi satış kanalı sözleşmesi\"yle, davacı şirketin davalı ... Telekom'un bayii olduğu; sözleşmenin \"Teminat\" başlıklı 25. maddesinde davalının, sözleşmede yazılı sorumlulukların ve taahhütlerin yerine getirilmesinin ve davalı tarafından sağlanan her türlü desteğin karşılığı doğmuş ve doğacak tüm alacakların teminatı olarak miktarı davalı tarafından belirlenecek süresiz ve kati banka teminat mektubunu vereceği; davacının sözleşmeye aykırılığı nedeniyle sözleşmenin davalı tarafından feshi halinde davacının 27. maddede belirtilen 10 günlük süre içinde borçları ödememesi halinde  halinde, teminat mektupları nakde çevrilerek irat kaydedileceği ve davalının alacaklarından mahsup edilmeyerek, davalının alacaklarının ayrıca tahsil edileceği; \"Sözleşmenin Süresi\" başlıklı 26. maddesinde, sözleşmenin süresinin, imzalandığı tarihten itibaren 1 yıl olduğu, davalının sözleşme süresinin hitamından en az 15 gün evvel, sözleşmenin devamına ilişkin iradesini davacıya yazılı olarak bildirmesi halinde, sözleşmenin aynı şartlarla birer yıllık sürelerle uzatılmış sayılacağı, davalının bildirimde bulunmaması halinde sözleşmenin 1 yıllık sürenin sonunda kendiliğinden sona ereceği, sürenin uzatılması halinde toplam sürenin 5 yılı aşamayacağı düzenlenmiştir. Davacı ile davalı (ve dava dışı ... AŞ ile ... İletişim Hiz. AŞ-şirketler-) arasındaki 27/04/2015 tarihli \"Kurumsal Bayilik Sözleşmesi\"nin konusunun 3. maddede,  bayiye bildirilen ürün ve hizmetlerin müşterilere-abonelere sunulması, satılması, abonelik sözleşmesi kurulması ve sonlandırılmasına aracılık edilmesi, satış öncesi-sonrası hizmetlerin yerine getirilmesi\"olduğu;4.1. maddesinde sözleşmenin imza tarihinde yürürlüğe gireceği, yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla (istisna tutulan teminat kuralı hariç olmak üzere) taraflar arasında daha önce imzalanan bayilik sözleşmelerinin yerine geçeceği; 4.2. maddesinde, sözleşmenin süresinin, imza edildiği tarihten itibaren 1 yıl olduğu, taraflardan birinin sözleşme süresinin sona ermesinden 1 ay önce yazılı bildirimde bulunmadığı takdirde, 1 yıl uzamış sayılacağı, sözleşme süresinin bu şekilde ve devam eden yıllarda uzaması halinde, sözleşme süresinin hiçbir şekilde 5 yıldan fazla olamayacağı ; 5.1. maddesinde, sözleşme konusu faaliyetler kapsamında yer, bölge, zaman ve/veya satış faaliyetleri vb. hususlarda bayinin tek yetkili olmadığı; kendisine tekel hakkı tanınmadığı; şirketlerin, sözleşme ile bayiye tanıdığı tüm hak ve yetkileri her zaman, kısmen veya tamamen dilediği yer veya bölgede bayiden başka kişilere ve kuruluşlara tanıyabileceği; \" 22.2. maddesinde sözleşmenin davacının sözleşmeyi ağır ihlali nedeniyle feshedilmesi halinde teminat mektubunun paraya çevrilerek irad kaydedilmesi durumu ile sözleşmede teminat mektubunun iıad kaydedilebileceğinin belirtildiği diğer durumlar saklı olmak üzere, sözleşmenin sona ermesi halinde davacı taralından verilmiş teminat mektuplarının tarafların karşılıklı hesap mutabakatına vardıkları veya şirketin (imzalayan 3 şirketin)alacağı kalmadığı ve her üç şirkete de herhangi bir zarar vermediğinin şirketler tarafından tespit edildiği tarihten itibaren 6 ay içinde davacıya iade edileceği;25.2. maddesi, şirketlerin kanundan ve sözleşmeden kaynaklanan hakları saklı kalmak kaydıyla aşağıda ve/veya sözleşmenin ilgili maddelerinde belirtilen nedenler ile sözleşmeyi haklı nedenle, derhal (herhangi bir süre vermeksizin) ve tazminatsız olarak feshetme hakkına sahip olduğu, fesih anının yazılı bildirimin davacıya ulaştığı an olduğu, bu madde kapsamında 14 durumun düzenlendiği; 25.4. maddesinde sözleşmede fesih sebebi olarak belirtilen sebeplerden birinin var olmamasına rağmen, imzalayan 3 şirketin sözleşme süresi içinde herhangi bir zamanda sözleşmeyi herhangi bir sebep göstermeksizin 7 gün öncesinden; bayinin ise 2 ay önceden yazılı bildirimde bulunmak kaydıyla teminatsız olarak feshedebileceği; bu halde fesih talebinde bulunan tarafın sorumluluğunun, (karşı tarafın talepte bulunması halinde) TTK'nın 121. maddesinin (4) numaralı bendi hükmünde belirtilen zararla sınırlı olduğu; bu halde sözleşmenin, fesih bildiriminin karşı tarafa ulaştığı tarihten itibaren işleyecek olan ve işbu bent hükmünde belirtilen sürenin hitamıyla sona ereceği, fesih bildiriminin karşı tarafa ulaşıncaya kadar tarafların sözleşmeden kaynaklanan karşılıklı hak ve yükümlülüklerinin varlığını aynen sürdüreceği;26.9. maddesinde, sözleşmenin her hangi bir şekilde feshi-sona ermesi durumunda, hesap mutabakatı yapılıncaya kadar şirketlerin davacıdan prim ve alacaklarını ödememe, teminatı iade etmeme yetkisi bulunduğu; 26.11. maddesinde, sözleşmenin sona ermesi-feshi üzerine, şirketler tarafından ayrı ayrı olmak üzere bayiinin cari hesabının kapatılacağı, davacının nihai borç-alacak bakiyesinin belirleneceği, davacının şirketlere borcu olduğunun anlaşılması halinde, bayinin bildirim tarihinden itibaren aksi belirtilmedikçe 15 gün içinde ödeyeceği;31.1. maddesinde, sözleşmenin yürürlüğe girmesiyle sözleşmeden önce her bir şirket ile davacı arasında imzalanan sözleşmelerin yürürlükten kalkacağı ticari ilişkinin  bu sözleşme kapsamında devam edeceği kararlaştırılmıştır.Davalı 18/03/2016 tarihli  ihtarname ile, 27/04/2015 tarihli sözleşmenin 4.2. maddesi yazılarak sözleşme dönemi boyunca yapılan incelemeler neticesinde sözleşmenin ve bayilik faaliyetinin devamında fayda görülmediği, atıf yapılmış 4.2. maddesi uyarınca sözleşmenin feshine karar verildiği, ihbarın tebliğini müteakip sözleşmenin tazminat veya bir yükümlülük ve sorumluluk bulunmaksızın feshedilmiş sayılacağı; bildirilecek tüm borçların bildirim tarihinden itibaren 10 gün içinde ödenmesi istenilmiş; ihtar 21/03/2016 tarihinde davacıya tebliğ edilmiştir.Somut olayda davalı,18/03/2016 tarihli ihtarnamede, sözleşmedeki her hangi bir fesih sebebine dayanmamış,1 yıllık süre için imzalanan sözleşmenin süresinin uzatılmasına veya uzatılmamasına ilişkin 4.2. Maddesine dayanarak  sözleşmenin derhal feshedildiği bildirilmiştir.  4.2. madde feshe ilişkin bir madde olmayıp anılan maddeye göre davalı, 27/04/2015 tarihli sözleşmenin 1. yılı bitmeden 1 ay önce davacıya göndereceği yazılı bildirimle sözleşmenin uzatılmayacağını bildirdiği takdirde, 27/04/2016 tarihinde sözleşme son bulacaktır.Davalı olağan fesih hakkını kullanmadan sözleşmeyi doğrudan feshetmiştir. Sözleşmenin 25.4. maddesinde ise, her hangi bir zamanda sözleşmedeki fesih sebeplerinden birisi olmasa da davacıya yapacağı bildirimle 7 gün sonra yürürlüğe girmek üzere fesih imkanı tanınmıştır. Ancak davacı fesih ihbarında bu maddeye dayanmamıştır. Yargılama aşamasında da davalı, sözleşme kapsamında sözleşmenin derhal feshini gerektiren bir sebebin varlığını iddia ve ispat etmemiştir. Davalının sözleşmeyi feshinin haksız olduğu sonucuna varılmıştır.Davacı, sektör uygulamaları gereğince sözleşmenin 1 yıl süreli olarak kabul edilemeyeceğini, sözleşmenin 5 yıl olarak kabul edilmesi gerektiğini belirtmiş ise de, sözleşmenin 4. maddesinde sözleşmenin 1 yıl için imzalandığı açıkça belirtildiğinden  sözleşmenin 1 yıl süreli olduğunun kabulü gerekmektedir.Davacı, dava dilekçesinde belirsiz alacak davası kapsamında davalıdan 500-TL yoksun kalınan kar, 500-TL masraflar için uğradığı zarar, 500-TL portföy tazminatı, 100.000-TL manevi tazminat ve 100.000-TL bedelli teminat mektubunun iadesini talep etmiş; talep artırım dilekçesiyle 500-TL yoksun kalınan kar talebini 432.179,32-TL'ye ve 500-TL portföy tazminatı talebini de 362.763,97-TL'ye artırmıştır. Mahkemece alınan 07/02/2019 tarihli bilirkişi heyeti raporunda,  telekomünikasyon sektöründe haksız fesih halinde yoksun kalınan kar hesabında makul sürenin 3-6 ay olabileceği; davacının 2015 ve 2016 hesap kayıtlarına göre, aylık yoksun kalınan karın 8.762,76-TL olduğu, bunun da 6 ay üzerinden 52.576,56-TL'ye karşılık geldiği; davacının portföy tazminatı talep edilebileceği kabul edilirse, 2015 yılında raporlanan 325.751,59-TL brüt satış karının %75 hakkaniyet indirimiyle 81.437,90-TL portföy tazminatı hesaplandığı; maddi tazminat kapsamındaki masraf talebi çerçevesinde, davacının davalı şirketle daha önce yaptığı ve yıllara yayılan sözleşme ilişkisi için yapıldığı belirtilen yatırımlar vs. nedeniyle katlanılan masrafların tazmininin istenildiği, ibraz edilen kayıt ve belgelere göre öncelikle davacının yaptığı ve atıl kalmış veya zararına satılmış duran varlık satış zararı bulunmadığı  görüşü belirtilmiştir. 01/08/2019 tarihli 1. ek raporda davacının 2011-2015 yılları dahil son 5 yılda raporlanan bürüt satış karlılığının ortalamasının 362.763,97-TL olduğu; davacının tazminat talebi kapsamında masraflar olarak belirtilen alacak kalemi çerçevesinde finansal boyutları itibariyle talep edilebilecek bir zarardan söz edilmesinin olanaklı görülmediği ifade edilmiştir. 16/11/2020 tarihli 2. ek raporda, davacının kayıtlarına göre dava tarihi itibariyle davalıyla arasındaki cari hesapta herhangi bir alacak-borç bakiyesi bulunmadığı belirtilmiştir. 15/03/2021 tarihli 3. ek raporda, davalanın sunduğu yardımcı muavin hesap dökümünde sözleşmenin fesih tarihi itibariyle davacıdan 1.616,78-TL, 17/03/2017 dava tarihi itibariyle 19.429,02-TL alacaklı göründüğü ancak davalının kayıtlarına göre 2019 yılı sonu itibariyle davacıdan herhangi bir alacak bakiyesinin kalmadığı tespit edilmiştir.Davacının talebi, sözleşmenin geri kalan süresinde kar kaybının tümüyle ödenmesi gerektiğine ilişkindir. Bilirkişi kurulu, yeniden aynı koşullarla iş bulunabilecek süreyi 3-6 ay olarak tesbit ederek (aylık 8.762,76-TL) 6 ay üzerinden 2015-2016 kayıtlarına göre yapılan hesapta 52.576,56-TL hesaplamış, davacı taraf hesabın 2011-2015 yıllarındaki kar değerleri gözetilerek sözleşme süresinin 5 yıl olduğu iddiasıyla hesaplama yapılması gerektiği ileri sürmektedir. Feshe konu sözleşmenin süresinin bir yıl olduğu ve bu bir yıl içinde sözleşme fesh edildiğinden önceki sözleşme dönemi dikkate alınamayacaktır. Fakat davalının sözleşmeyi haksız olarak feshettiği dikkate alındığında, denetime elverişli bilirkişi raporuna göre davacının 6 ay üzerinden 52.576,56-TL yoksun kalınan kar talep edebileceğinin kabulü gerekir.Davacı, sözleşme nedeniyle yaptığı masraflar için dava dilekçesinde 500-TL istemiş,bu talebin reddi kararı istinaf edilemeyerek kesinleştiğinden, bu talep için değerlendirme yapılmamıştır.Taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin acentelik niteliğinde bulunmadığı gibi, davacıya tekel hakkı veren bir sözleşme olmadığı sözleşmede açıkça  belirtildiğinden , portföy tazminatı talep koşulları oluşmamıştır.Portföy tazminatının reddine ilişkin kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.Davacının diğer bir talebi ise 23/03/2011 tarihli 100.000-TL bedelli kesin teminat mektubunun iadesi istemidir. Söz konusu teminat mektubunda, davacının \"Kobi Satış Kanalı Sözleşmesi\" gereği için davacının sözleşme ve şartname hükümlerini yerine getirmemesi kapsamında verildiği ve uyuşmazlık halinde ödeme yapılacağı yazılıdır. Buna göre teminat mektubunun taraflar arasındaki 01/04/2010 tarihli sözleşme için verildiği anlaşılmaktadır. Söz konusu sözleşmenin ilk olarak 1 yıllık akdedildiği, sonrasında süresinin uzadığı ve sözleşmenin 26. maddesine göre sözleşme süresinin 5 yılı geçemeyeceği, 5. yılın sonunda yeni sözleşme imzalanacağı kabul edilmiştir. 5 yıllık süre 01/04/2015 tarihi itibariyle sona ermiş olup, taraflar sonrasında 27/04/2015 tarihli sözleşmeyi imzalamıştır. Bu sözleşmenin 4.2. maddesine göre bu sözleşmenin ekindeki teminat mektubu verilene kadar önceki sözleşmeler kapsamında verilmiş teminat mektuplarının davalıda kalmaya devam edeceği, yeni teminat mektubunun 01/06/2015 tarihine kadar verilmesi gerektiği, 22.1.3. maddeye göre davacının sözleşmedeki yükümlülüklerini ihlali halinde teminat mektubunun paraya çevrileceği; 31.1. maddesinde de  bu sözleşmeden önce verilen teminat mektubunu ekteki örneğe göre yenileneceği düzenlenmiştir. Ayrıca 01/04/2015 tarihli sözleşmenin 26.9. maddesinde, sözleşmenin feshi durumunda, hesap mutabakatı yapılıncaya kadar davalının teminatı iade etmeme yetkisi bulunduğu; 26.11. maddesinde, fesih üzerine, davacının cari hesabının kapatılacağı, davacının nihai borç-alacak bakiyesinin belirleneceği, davacının şirketlere borcu olduğunun anlaşılması halinde, bildirimden itibaren 15 gün içinde bocun ödeneceği kabul edilmiştir. Taraflar arasındaki 27/04/2015 tarihli sözleşme, davalının18/03/2016 tarihli fesih ihbarının davacıya 21/03/2016 tarihinde tebliğiyle sona ermiştir. 3. ek bilirkişi raporuna göre, o tarih itibariyle davalı kayıtlarına göre davacının davalıya 1.616,78-TL borçlu göründüğü belirtilmiştir. Söz konusu kayda göre 23/04/2016-08/10/2019 tarihleri arasında davalının davacıya, ceza bedeli-şirket cezası, thk kesintisi, Şubat 2017 fraud kesintisi, cihaz bedeli ve temlik virmanı açıklamalarıyla çeşitli tuttarlarda borç kayıtları oluşturduğu, 14/11/2019 tarihinde \"... bilgi tek. (davacının unvanı)\" açıklamasıyla davacı lehine 55.767,72-TL alacak kaydı oluşturulduğu, kalan 1.616,78 TL için de 27/05/2011 tarihli belgeye göre aynı tutarda alacak kaydının oluşturulduğu ve hesap bakiyesinin sıfırlandığı, yani davalının davacıdan herhangi bir alacağının bulunmadığı görülmektedir. Davacının kayıtlarına göre ise, dava tarihi itibariyle davalıyla arasındaki cari hesapta herhangi bir alacak-borç bakiyesinin bulunmadığı görülmüştür. Bu tespitlerden ve sözleşme hükümlerinden hareketle, 21/03/2016 tarihinde sona ermiş olan sözleşme kapsamında, yaklaşık 1 yıl sonra 17/03/2017 dava tarihi itibariyle davalının sözleşmeye göre davacının cari hesabını kapatması ve davacının nihai borç-alacak bakiyesini belirlemesi gerektiği, 23/04/2016-08/10/2019 tarihleri arasındaki borç kayıtlarına ilişkin her hangi bir dayanak sunmadığı, teminat mektubu metninde davacının sözleşme ve şartname hükümlerini yerine getirmemesi kapsamında verildiği yazılı olmasına rağmen davalının böyle bir aykırılığı ispatlayamadığı ve dava devam ederken de 2019 yılı itibariyle cari hesap bakiyesinin sıfırlandığı gözetilerek, mahkemece teminat mektubunun davacıya iadesine karar verilmesi yerinde bulunmuştur.Davalı tarafından dava açılması üzerine başka bir fesih nedenine dayanılamayacağının kabulü gerekmekte olup, sözleşmenin sebep bildirilmeden derhal feshi davacı şirketin kişilik haklarına saldırı kabul edilemeyeceğinden manevi tazminat talep koşulları bulunmamaktadır. Öte yandan 24/02/2022 karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin (RG Tarih: 20/11/2021-RG No: 31665) manevi tazminata ilişkin 10/3. maddesi \"Bu davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur.\" ve maddi tazminata ilişkin 13/4. maddesinde \"Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunacağı\"düzenlenmiştir. İlgili tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre maktu ücret asliye ticaret mahkemesi bakımından 5.100-TL'dir. Fakat mahkemece bu düzenlemeler dikkate alınmadan reddolunan tazminat talepleri için nispi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davalının sözleşmeyi feshinin haksız olduğu gerekçesiyle yoksun kalınan kar talebinin kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi yerinde olmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından kesinleşen yönler tekrar edilmek suretiyle yeniden karar verilerek, davacının yoksun kalınan kar talebinin kısmen kabulü ile 52.576,56-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin ve davacının masraflar hususundaki menfi zarar, portföy tazminatı ile manevi tazminat taleplerinin reddine; davaya konu 28/03/2011 tarihli teminat mektubunun davalı tarafından davacıya iadesine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle: <br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/02/2022 Tarih ve 2017/279 Esas - 2022/135 Karar sayılı kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA;\"Davacının yoksun kalınan kar talebinin kısmen kabulü ile 52.576,56-TL'nin dava tarihinden itibaren avans faizi  işletilerek davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazla istemin reddine,Davacının masraflara ilişkin menfi zarar ve portföy tazminatı taleplerinin reddine,Davacının manevi tazminat talebinin reddine;Davanın teminat mektubunun iadesi talebinin kabulü ile, ... Bankası AŞ'ye ait 28/03/2011 tarihli, 280226 numaralı ve 100.000-TL bedelli kesin teminat mektubunun davalı tarafından davacıya iadesine,\"İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak; \"Alınması gereken 10.422,50-TL karar ve ilam harcının davacı tarafından peşin yatırılan 16.999,69-TL harçtan mahsubu ile 6.577,19-TL fazla harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,Davacı tarafından yatırılan 10.453,90-TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan 2.900-TL bilirkişi ücreti, 344,60-TL posta masrafı olmak üzere toplam 3.244,60-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan  500-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından yapılan 100-TL posta masrafından ibaret yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 85-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalanın davalı üzerinde bırakılmasına, Davacı vekili için kısmen kabul edilen maddi tazminat (yoksun kalınan kar) bakımından 45.000-TL ve kabul edilen teminat mektubunun iadesi talebi bakımından 13.450-TL olmak üzere toplam 58.450-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,Davalı vekili için reddedilen maddi tazminat (yoksun kalınan kar talebinin reddolunan kısmı, masraf-menfi zarar ve portföy) talebi bakımından AAÜT'nin 13/3. maddesi uyarınca 45.000-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,Davalı vekili için reddolunan manevi tazminat talebi bakımından AAÜT'nin 10/3. maddesi uyarınca 5.100-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine\" Alınması gereken 6.831-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 1.707,75-TL harcın mahsubu ile kalan 5.123,25-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yatırılan 80,70-TL peşin istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve istek halinde kendisine iadesine,Davacı tarafından yapılan 19,50-TL istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından yapılan 64,80-TL istinaf yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 55-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalanın davalı üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 06/11/2025<br>\t<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"46cc567dcc44b705","SID":"299fd552c3f73ab6"}}