{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/361 <br>KARAR NO\t: 2025/1554<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 18/10/2021<br>NUMARASI\t: 2019/733 Esas -  2021/991 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 03/11/2025<br>Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin UPS logosu ile yurt içi ve yurt dışı paket ve kargo taşımacılığı işi ile iştigal ettiğini, müvekkili şirket ile davalı borçlu şirket arasında 06/02/2018 tanzim tarihli \"yurt içi taşıma ve cari hesap sözleşmesi\" ve 06/02/2018 tanzim tarihli yurt dışı taşıma sözleşmesinin akdedildiğini, müvekkili şirketin taraflar arasında akdedilen taşıma sözleşmelerine tevfikan davalı şirkete ait yurt içi gönderileri ve uluslararası gönderileri taşıdığını, alıcılarına teslim ettiğini, hak kazandığı taşıma ücretini tanzim ettiği taşıma ücreti faturalarının tahakkuk ettirdiğini, davalı borçlu şirketin taşıma ücreti borcundan mahsup edilmek üzere çeşitli tarihlerde banka havaleleri ile kısmi ödemeler yaptığını, 13/03/2019 tarihinde bakiye taşıma ücreti borcu olan 82.990,46 TL'sinin ödenmesi aksi halde yasal yollara müracaat olunacağı davalı borçlu şirkete gönderilen 18/03/2019 tarihli e mail ile talep ve ihtar edildiğini, davalının ödeme yapmaması üzerine 29/03/2019 tarihine kadar keşide olunan taşıma ücreti faturaları ile bakiye taşıma ücreti alacağı 85.554,66 TL'sine ulaştığını, bu tutarın tahsiline temin bakımına 15/04/2019 tarihinde davalı borçlu şirket aleyhine Bakırköy 12. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile takibe girişildiğinini, davalı borçlu şirketin icra takibine ve borca itiraz ederek icra takibini durdurduğunu, bu nedenlerle icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama masrafları ile ücreti vekaletin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yetkili mahkemenin İstanbul Çağlayan Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davanın usulden reddi gerektiğini, müvekkili şirketin davacıya herhangi bir borcu olmadığını, davacı şirketin ticari ilişki kapsamında üzerine düşen edimleri gerektiği gibi ifa etmediğini, davacının herhangi bir alacak hakkı doğmadığını, davacı şirketin taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı olarak müvekkili şirkete bildirilmeden ve konuya ilişkin onay almadan fiyat listesinde fahiş oranında artışlar yapıldığını, bu nedenlerle davanın reddine, %20'den aşağı olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"..Yapılan inceleme neticesinde davacı defterlerine göre davacının davalıdan  85.554.66-TL alacaklı olduğu, davalı defterlerine göre ise davalının davacıya takip tarihi itibariyle 85.412,41 -TL borçlu olduğu, arada 142,25 TL'lik bir farklılığın bulunduğu  tespit edilmiş, ayrıca davalının 44 adet faturaya ilişkin vergi dairesine bildirimde bulunduğu anlaşılmıştır. Bu durumda usulüne uygun tutulan taraf ticari defter kayıtları ile alacağın varlığı kısmen ispatlanmıştır. Zira davalının hem vergi dairesine bildirimleri hem de uyuşmazlık konusu faturaları kendi defterlerine borç olarak kayıtları bir nevi borçlu olduğu hususunun kabulüdür. Gerekli hizmetin verilmediği iddiası ispata muhtaç olup, davalı tarafından bu konuda yeterli delil sunulmadığından \"tevehhüme itibâr yoktur\" (soyut beyana itibâr edilemez-Mecelle-i Ahkâm- Adliyye) kuralı gereği bu savunmaya itibar edilmemiş, neticede taraf defterlerinin kısmen uyuştuğu, davacının bakiye bedel olan 142,25 TL yönünden ilgili faturayı davalıya teslim ettiğine ve hizmet verdiğine dair yeterli ispatı bulunmadığı, tespit edilen  85.412,41-TL alacağın ise likit olduğu dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne dair davanın kısmen kabulü ile davalının aleyhine yapılan Bakırköy 12. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen  iptaline, takibin asıl alacak miktarı olan 85.412,41 -TL üzerinden  devamına, hüküm altına alınan asıl alacağa davacının takip talebindeki miktarı aşılmamak üzere takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, hüküm altına alınan asıl alacağın %20'sine tekabül eden icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, reddedilen kısma ilişkin kötü niyet tazminatı talebinin reddine \" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece usule ilişkin itirazlarının dikkate alınmaksızın hüküm kurulmuş olmasının, usul ve yasaya aykırı olduğunu,müvekkili leyhine başlatılacak icra takibi ile açılacak davanın da şirket adresinin bulunduğu yargı çevresinde yetkili mahkeme olan İstanbul (Çağlayan) Adliyesi'nde açılması ve bu bakımdan davanın usulden reddedilmesi gerekmekteyken, işin esasına girilerek hüküm tesis edilmiş olmasının usule aykırılık teşkil ettiğini, davacının faturalara konu alacak talebinin, davacı şirketin, taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı olarak, müvekkili şirkete bildirmeden ve onay almadan tamamen tek taraflı bir şekilde taşıma fiyat listesinde fahiş oranda artış yapmasından kaynaklandığını, ancak bu hususun, mahkemenin gerekçeli kararında tartışılmadığı gibi bilirkişi raporunda da değerlendirilmediğini, takip konusu faturalara dair sevk irsaliyeleri celp edilmeden; bir diğer ifade ile, fatura konusu mal veya hizmetin gerçekten de verildiğine dair kayıtlar celp edilmeden ve ayrıca hizmetin sözleşmeye uygun olarak ifa edilmediği yönündeki savunmalarına ilişkin olarak yeterli araştırma yapılmadan hüküm kurulmuş olmasının eksik incelemeye sebebiyet verdiğini, taraflar arasında imzalanan 06.02.2018 tarihli sözleşme, TBK m.20 gereğince genel işlem koşullarını içeren bir sözleşme olduğundan, müvekkili şirket aleyhine olan tüm sözleşme maddelerinin geçersiz olduğunu, açılan davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, bilirkişi heyeti, somut uyuşmazlığı çözebilecek nitelikte uzman kişilerden teşekkül etmediğini, ayrıca, iki kişilik heyet içerisinde, somut olayda hukuki uzmanlık gerektirecek bir hukuki mesele bulunmamasına karşın hukukçu bilirkişinin yer aldığını, ayrıca, bilirkişi heyetinin tek sayıda olması gerekirken iki kişiden oluşması da emsal Yargıtay kararlarına aykırılık teşkil ettiğini, huzurdaki davanın ticari bir dava da olduğu göz önünde bulundurulduğunda, mahkemece ek bilirkişi raporu talepleri değerlendirilmeden hüküm kurulmuş olması, anayasa ile güvence altına alınan adil yargılanma hakların ihlal ettiğini, açılan davayı hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle beraber, davacı şirket lehine icra inkar tazminatına hükmedilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, ayrıca, müvekkili şirket lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi taleplerinin mahkeme tarafından reddinin de hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, Mahkemece hukuka ve yasaya aykırı olarak tesis edilen 18.10.2021 tarih ve E:2019/733, K:2021/991 sayılı kararın kaldırılarak, istinaf incelemesi/yeniden inceleme sonucu davanın reddine, yargılama masrafları ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava; taşıma ilişkisinden kaynaklanan cari (açık) hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince  davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacı alacaklı  tarafından davalı hakkında, Bakırköy 12. İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyası ile \"cari hesap ekstresinde görülen bakiye taşıma ücreti alacağına tevfikan\" borcun sebebi gösterilerek 85.554,66 TL asıl alacağın  tahsili istemiyle 14.04.2019 tarihinde  ilamsız  takip başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Taraflar arasında 06.02.2018 tarihli \"yurt içi taşıma ve cari hesap sözleşmesi\" ve 06.02.2018 tarihli yurt dışı taşıma sözleşmesi akdedildiği ihtilafsızdır. İtirazın iptali davası için İİK'nda özel bir yetki kuralı öngörülmemiştir. Bu nedenle, yetkili mahkeme, 6100 sayılı HMK'nun 6.  ve devamı maddelerinde tanzim edilen yetki kurallarına göre belirlenecektir. İcra dairesinin yetkisine itiraz edilmemiş veya itiraz usulüne uygun değil ise yetkinin kamu düzenine ilişkin kesin yetki olduğu haller hariç takip artık yetki itibariyle kesinleşir. Alacaklı, genel yetkili tüm mahkemelerden borçlunun itirazının iptalini talep edebilir.(Yargıtay 11. HD'nin 06.12.2010 tarih, 2009/6465 - 2010/12510 E/K). HMK 6. maddesi uyarınca, dava açıldığı tarihte davalının yerleşim yeri mahkemesi olan mahkemeleri genel yetkili mahkemedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 89/1-1 maddesinde aksine bir anlaşma yoksa para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edileceği, HMK 10. maddesi uyarınca da sözleşmeden doğan davaların sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabileceği düzenlenmiştir. Bu durumda davanın, davacı alacaklının şirket merkezi olan Zeytinburnu /İstanbul adresinin yetki çevresine alan  Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesinde açılabileceği anlaşılmakla davalının bu yöne ilişen istinaf istemi yerinde değildir. Taraflar arasında akdedilen 06.02.2018 tarihli \"yurt içi taşıma ve cari hesap sözleşmesi\"nin fiyatlandırma başlıklı 3.8 maddesinde \"göndericiye(davalı şirket) uygulanacak fiyat listeleri, yükselmiş hizmet üretilen (zaman aralığı belirtilmiş teslimat, telefon ihbarı, randevulu teslimat, kimlik kontrollü testimat, sms hizmeti, sayımlı teslimat, ek uğrama, geri dönüşlü paketler, ardiye, uzak bölge kapsamındaki ilçelere ve adalara yapılacak savkiyatlar, servis çağrı, ek elleçleme, büyük paket, limit aşımı) palet ücreti, acil express ücreti, yurt içi yakıt ek ücreti, adres değişikliği ek hizmet bedeli, arşiv raporlama ek hizmet bedeli v.s. ek ve özel hizmet bedelleri sözleşme ve sözleşmenin  ayrılmaz parçası olan revize formları ile belirlenmiştir. UPS yetkilisince tarih ve kaşelendikten sonra imzalanmamış olan va göndericinin elinde bulunan fiyat listeleri geçersiz addedilecektir. Sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren bu fiyatlar ve oranlar gönderici için uygulanmaya başlanacaktır. Uygulamaya konan bu fiyat listeleri göndericinin bildirdiği gönderi hacmi doğrultusunda hazırlanmış olup, bu gönderi hacminde bir değişiklik olduğu takdirde UPS (davacı şirket)'nin bu fiyat listelerinden indirimi çoğaltma, azaltma veya kaldırma ve de derhal uygulama hakkı saklıdır. Gönderici işbu sözleşmede günün şartlarına ve içimai durumuna göre UPS'nin uygulayacağı artan ya da azalan ek ücret tutarlarını ve oranlarını, UPS'nin fiyat  değişikliklerini kabul eder\" hükmü mevcuttur.Genel işlem koşulları, bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleridir. Buna göre bir sözleşmede genel işlem koşulları bulunması bu düzenlemeleri geçersiz kılmaz. Ancak sözleşme kapsamındaki karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının geçerli olması, sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa, bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip, bunların içeriğini öğrenme imkânı sağlamasına ve karşı tarafın da bu koşulları kabul etmesine bağlıdır. Sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı olan genel işlem koşulları da yazılmamış sayılır.Türk Borçlar Kanunu'nun 20 vd. maddelerinde düzenlenen genel işlem koşullarına ilişkin hükümler tacirler hakkında da geçerli olmakla birlikte, genel işlem koşullarının TTK'nın 18/2. maddesinde düzenlenen her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğü ile birlikte değerlendirilmesi gerekir.Genel işlem koşulları, bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleridir. Buna göre bir sözleşmede genel işlem koşulları bulunması bu düzenlemeleri geçersiz kılmaz. Ancak sözleşme kapsamındaki karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının geçerli olması, sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa, bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip, bunların içeriğini öğrenme imkânı sağlamasına ve karşı tarafın da bu koşulları kabul etmesine bağlıdır. Sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı olan genel işlem koşulları da yazılmamış sayılır. TBK'nın 20. maddesi uyarınca, genel işlem koşulu içeren sözleşme yapılması mümkündür. Genel işlem koşulu içeren sözleşmenin geçersiz olması için TBK'nın 25. maddesi uyarınca, karşı tarafa dürüstlük kurallarına aykırı olarak zarar verici veya karşı tarafın durumunu ağırlaştırıcı nitelikte olması halinde söz konusudur. Yani sözleşmenin salt genel işlem koşulu şeklinde düzenlenmesi sözleşmeyi geçersiz kılmaz; geersizlikten söz edebilmek için genel işlem koşullarının dürüstlük kuralına aykırı haksız şart niteliğinde olması veya TBK'nın 21/2. maddesi uyarınca sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı hüküm niteliğinde olması gerekir.Somut olayda, taraflar arasında imzalanan yurt içi taşıma sözleşmesindeki hüküm ve koşulların, tüm yurt içi taşımacılık işlemlerinde yaygın olarak kullanıldığı gözetildiğinde   tacir olan davalının bu sözleşmeyi basiretli bir iş adamı gibi davranarak incelemiş olması gerekir. Bu durumda davacı tarafından sözleşme şart ve koşullarının içeriğinin öğrenilmesine imkân sağlanmadığı kabul edilemeyeceği gibi davalının sözleşme şart ve koşulları altında  taşıma yapılmasını kabul ettiği sonucuna varmak gerekir. Bu nedenle davalının genel işlem koşullarına aykırılığa ilişkin  istinaf istemi yerinde görülmemiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer   tarafın  ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.  Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde  ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir. Taraf ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme  sonucunda dosya kapsamına alınan bilirkişi raporunda; taraf defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davacının ticari defterlerine göre takip tarihi itibari ile davacının davalıdan 85.554,66 TL alacaklı olduğu, davalının ticari defterlerine göre takip tarihi itibariyle davacıya 85.412,41 TL borçlu olduğu, davacının usulüne uygun tutulmuş defter kayıtları ile davalının usulüne uygun tutulmuş defter kayıtlarının 142,25 TL'lik bir fatura dışında birbirine uygun olduğu, davacı defterlerinde kayıtlı 142,25 TL'lik faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı, uyuşmazlığa konu taşıma işlerinin yerine getirildiğinin aksini ispat yükünün davalı üzerinde olduğu, taşıma işlerinin gereği gibi yerine getirilmediğini ispata elverişli herhangi bir bilgi ve belgenin mevcut olmadığı, davacının 2019 yılında 45 adet toplamda 58.555 TL (KDV hariç) fatura bildiriminde bulunduğu, davalının 2019 yılında 44 adet toplamda 58.412 TL (KDV hariç) fatura bildiriminde bulunduğu, davacı ile davalı arasında BA/BS karşılaştırmasında 1 adet fatura ve tutar olarak 143,00 TL (KDV hariç) farkın bulunduğu, BA/BS karşılaştırılmalarındaki farkın yukarıda belirtilen  faturadan kaynaklandığı tespit edilmiştir.Bilirkişi raporuna göre davalının davacı tarafça düzenlenen faturaları 1 fatura haricinde ticari defterlerine işlediği, BA bildiriminde bulunduğu , bu faturalara süresinde itiraz edildiğini gösterir bir bilgi ve belge de mevcut olmadığı gözetildiğinde davalının ticari defterlerindeki kayıtların aksini ispatlaması gerekir. Dosyada bu yönde bir ispat bulunmamaktadır. Bu durumda takip konusu faturalara dair sevk irsaliyelerinin celbine de gerek yoktur. Davacı, takip tarihi itibariyle davalıdan 85.412,41 TL alacaklı durumdadır.  Davalı taşıma hizmetini eksik ve gereği gibi yapılmadığını savunmuş ise de  bu iddiasını ispat edemediği gibi bu iddiasına yönelik usulüne uygun süresinde açılmış bir karşı dava ya da takas mahsup defi bulunmadığından  davalının savunmasına itibar edilmemiştir. Davalı tarafça, davacının taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı olarak kendilerine bildirmeden ve onay almadan tamamen tek taraflı bir şekilde taşıma fiyat listesinde fahiş oranda artış yaptığı savunulmuş ise de eldeki davaya konu icra takibine konu cari hesap alacağını oluşturan ve yeni fiyattan düzenlendiği iddia  olunan davacı faturaları, davalı ticari defterlerinde kayıtlıdır. Bu durumda yeni fiyattan düzenlenen faturaları kabul ederek kendi ticari defterlerine kaydeden ve faturalar konusu taşıma hizmetini alan davalının, fiyat artışını kabul ettiği, sözleşme gereği de  davacının  herhangi bir ihtara gerek olmaksızın fiyat artışı yapabileceğinin davalı tarafça kabul edildiği göz önüne alındığında mahkemece davalının kendi ticari defterlerinde kayıtlı davacı faturalarından kaynaklanan borçtan sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.  Yargılamanın hızlı ilerlemesi, rapora karşı sunulabilecek itirazların  sonuçlandırılmasının uzun vakit almasının önüne geçmek adına mahkemeler, alanında uzman bilirkişilerden ayrı ayrı rapor almak yerine alanında ayrı ayrı uzman bilirkişilerden oluşan tek bilirkişi heyeti oluşturmak suretiyle yargılama yapma yoluna gitmektedir.6100 sayılı HMK nun 267. Maddesinde belirtilen bilirkişilerin tek sayıda olması yönündeki hüküm aynı alandaki uzman bilirkişilerden oluşturulacak heyette nazara alınmalıdır. Zira yasa koyucunun amacı,  oybirliği ile karar verilmemesi halinde ortaya çıkan sakıncalara  meydan verilmesinin önüne geçmektir. Dosyada hükme esas alınan bilirkişi heyeti her ne kadar 2 kişiden oluşmakta ise de  her bilirkişinin  ayrı uzmanlığa  sahip olması nedeniyle bu şekilde oluşturulan bilirkişi heyeti 6100 sayılı  HMK nun 267. Maddesine aykırılık teşkil etmemektedir. İş bu nedenle, bu konuya ilişkin ileri sürülen davalının istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Dosyada mevcut deliller ile hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporuna göre davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 85.412,41 TL alacaklı olduğu ispatlanmış olmakla  ilk derece mahkemesinin bu miktar üzerinden davanın kabulüne dair verdiği karar ve gerekçesi yerinde olduğundan davalının aksi yöndeki istinaf isteminin reddi gerekmiştir.İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Eldeki davada, takibe konu alacak davalının  kendi ticari defterlerine kaydettiği faturadan kaynaklı likit olup, hüküm altına alınan miktar üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuştur. Bu nedenle davalının bu yöne ilişen  istinaf istemi yerinde görülmemiştir.Davalının kötü niyet tazminatı talebine ilişkin istinafı yönünden yapılan değerlendirmede; davanın kısmen reddine karar verilmiş olmakla birlikte reddedilen kısım yönünden davacının takip başlatmasında ve itirazın iptali davası açmasında kötü niyetli olduğu ispat edilmediğinden mahkemece davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöne ilişen istinaf istemi yerinde görülmemiştir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:<br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 1.458,63 TL harcın, alınması gerekli olan 5.834,52 TL harçtan mahsubu ile bakiye 4.375,89 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.  03/11/2025<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6e01cc5b3b12fdd1","SID":"0cc75b85ad346a3c"}}