{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br> İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2025/1562 <br>KARAR NO\t: 2025/1277<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 04/04/2024<br>NUMARASI\t: 2019/317 Esas, 2024/288 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ : 11/11/2025<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : <br>Dava, eser sözleşmesinden kaynaklı alacak sebebiyle başlatılan icra takibine davalıların haksız itiraz ederek takibi durduklarından bahisle açılan itirazın iptali davası olup, davanın reddine yönelik karar davacı tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili  özetle, Çakmak ... A 17 P projesinde müvekkilinin iş sahibi, dava dışı... Yönetim Danışmanlık ve İnşaat A.Ş.'nin ana yüklenici olduğu, söz konusu iş kapsamında dava dışı ana yüklenici ile davalılardan ... Boru Endüstrisi A.Ş arasında 30/05/2018 tarihinde ... İskele İşleri Alt Yüklenici Sözleşmesi imzalandığını, müvekkili ile davalı firma ve davalı kefil arasında 30/05/2018 tarih ve 2005-04-0008 nolu ... iskele temini ve kurulması hakkında mali sorumluluk sözleşmesi bulunduğunu, diğer davalı ...'ın alt yüklenici şirketin yetkilisi olup bu sözleşmeye şahsi kefalet koyduğu,  davalı iş bu sözleşmeler ile üzerine aldığı işi yerine getirmediğini, davalının borcundan dolayı 3.kişiler tarafından müvekkiline haciz ihbarnameleri gönderildiğini ve ayrıca ... şantiyesinde haciz işlemi uygulandığını, davalı şirketin edimini yerine getiremeyeceğinin anlaşılması üzerine Beyoğlu 13. Noterliğinin 11.12.2018 tarihli ve ...yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderilerek sözleşmenin feshedildiğini, müvekkili tarafından davalılar aleyhine İstanbul 37.İcra Müdürlüğünün... E.sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, icra takibinin konusunun davalı şirketin edimlerini yerine getirmemesinden kaynaklı müvekkilinin cari hesabında husule gelen alacak olduğunu, davalı tarafça İstanbul 37.İcra Müdürlüğünün... E.sayılı icra dosyasına itiraz edildiği ve icra takibinin durduğunu belirterek itirazın iptali ile icra takibinin aynen devamını, davalıların en az %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmamıştır.Mahkemece 04/04/2024 tarihli karar ile özetle, davacı şirket ile davalı şirket arasında ''mali sorumluluk sözleşmesi'' başlıklı ve 30/05/2018 tarihli sözleşmenin bulunduğu, bu sözleşmeye ek nitelikte olmak üzere ve ayrıca alt yüklenici sözleşmesine dayanıldığı gibi eki sözleşmelere dahi dayanıldığı, davacı ile davalı şirket arasında ... iskele temini ve kurulması hakkında yapılan mali sorumluluk sözleşmesinde davalı gerçek kişinin kefil olunduğunun iddia edildiği, davacının dayanmış olduğu sözleşmede İstanbul Çağlayan Mahkemelerinin yetkili olacağına dair düzenlemenin yapıldığı, davalıların süresi içinde icra dosyasına itiraz ettikleri, \"şirkete herhangi bir borcun bulunmadığı ve ayrıca Sakarya İcra Müdürlüklerinin yetkili olduğu\" yönünde açık itirazda bulundukları, davanın niteliği karşısında öncelikle icra müdürlüğünün yetkili olup olmadığı hususunun ele alınması gerektiği, davalılar süresi içinde cevap dilekçesi sunmamış olmakla birlikte aşamalardaki savunmalarında akdi ilişkiyi inkâr ettikleri ve dayanak yazılı sözleşmedeki imzaların kendilerine ait olmadığını belirttikleri,davalılar süresi içinde davalılar cevap dilekçesi sunmamış olsa dahi sözleşmedeki imzalara yönelik itirazlarının inkar kapsamında ve her aşamada dikkate alınabileceği, 19/09/2023 tarihli bilirkişi raporunda, dayanak sözleşmede adı geçen ve davalı şirket adına atılmış olan imzanın şirket yetkilisi olan ...'ın eli ürünü olmadığını, ayrıca davacı imzanın her ne kadar davalı şirket adına kendisine yetki verilmiş ... adlı şahsa ait olduğunu ifade etmiş ise de yapılan incelemede bu imzanın celbedilen belge asıllarına göre ...'ın dahi eli ürünü olmadığı, kefil davalı ...'a atfedilen imzanın da davalı kefilin eli ürünü olmadığının belirtildiği, 05/01/2024 tarihli ikinci bilirkişi raporunda da, dayanak sözleşmede adı geçen ve davalı şirket adına atılmış olan imzanın ...'ın ve ...'ın eli ürünü olmadıklarının anlaşıldığı, yetki şartını içeren sözleşmedeki imzanın geçersiz olması karşısında eser sözleşmesine konu olan ifa yeri mahkemesi olan Ümraniye İlçesinin bağlı olduğu İstanbul Anadolu İcra Dairelerinin yetkili olduğunu ileri sürebileceği gibi davalılardan en azından birinin takip tarihi itibariyle yerleşim yeri olan Sakarya İcra Müdürlüğünün yetkili olduğunun ileri sürülmesinin de mümkün bulunduğu, davacının davalılardan birinin yerleşim yerinin bulunduğu Sakarya İcra Müdürlüğünde veya işin ifa olunduğu ilçenin bağlı olduğu İstanbul Anadolu İcra Müdürlüğü nezdinde takip yapmak yerine yetkisiz icra müdürlüğünde takibi gerçekleştirdiği, davalı gerçek kişinin kefil olarak icra müdürlüğünün yetkisi bakımından dahi asıl borçluya bağlı durumda olduğu, kaldı ki kefil yönünden de takip tarihi itibariyle yetkili olan icra müdürlüğü nezdinde yapılmış bir takip bulunmadığı, davalı şirketin asıl borçlu olarak icra müdürlüğünün yetkisine itirazında haklı olduğu, itirazın iptali davasında usulüne uygun olarak başlatılmış ve itirazla durmuş bir takibin varlığının dava şartı olup 6100 sayılı HMK'nın 115. maddesi uyarınca yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gerektiği gerekçeleriyle davacının itirazın iptali ile takibin devamına yönelik davanın geçerli bir icra takibi olmaması sebebiyle usulden reddine, davacının açmış olduğu davanın usulden reddolunması karşısında davacının her iki davalıya yönelik icra inkar tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, müvekkilin alacağının sözleşmesel ilişkiden kaynaklandığını, dosya kapsamında Kefalet Şerhi'ndeki imzanın davalı ...'ın elinden sadır olduğunun ispat edildiği, müvekkilin ikametgahı itibarıyla da İstanbul Adliye ve İcra Dairelerinin yetkili olduğunu, davalı borçlunun yetki itirazında yetkili icra müdürlüğünü göstermediğini zira davalı borçlu tarafından icra dairesinin yetkisine itiraz edilirken borçlunun ikametgahı olan Sakarya İcra Dairelerinin yetkili icra dairesi olarak gösterildiğini, ancak takibin açıldığı sırada dahi davacının ticari sicil adresinin yani şirket merkezinin Sakarya olmadığının, sadece şubesinin Sakarya olduğunun dosyaya intigal eden ticaret sicil kayıtları ile açığa çıktığını, davalı süresi içinde davaya cevap vermediği için davayı inkâr etmiş sayıldığından ancak inkâr çerçevesinde savunma yapabileceğini ve bu bağlamda delil gösterebileceğini, dolayısıyla yargılama sürecinde davacının imza inkarı için isticvap deliline dayanmasının veya bu bağlamda bilirkişi incelemesi yapılmasının mümkün olmadığını, davalının cevap süresinde cevap vermediği gibi icra takibine yaptığı itirazda da imza inkarının bulunmadığını, oysa ki mahkeme kararında belirtilenin aksine, imzaya inkarın ayrıca ve açıkça yapılmasının gerektiğini, dosya kapsamında alınan raporlarda kefalet şerhindeki imzanın davalı ...'a ait olduğunun tespit edildiği, dolayısıyla Mali Sorumluluk Sözleşmesinin ayrılmaz ve tamamlayıcı parçası olan Kefalet Şerhi'ni imzalayan davalı ...'ın müvekkil şirket alacağından sorumlu olduğunu, Kefalet Şerhi'ndeki yazıların ...'ın elinden sadır olmadığına yönelik tespitlerin ise ticari işlere ilişkin kefalet sözleşmelerinde TBK madde 583’te yer alan şekil kurallarının  geçerli olmayacağına yönelik Yargıtay içtihatları bağlamında davalının sorumluluğunu ortadan kaldırma anlamında hukuki öneminin bulunmadığı, zira teselsül karinesi gereğince ticari iş niteliğindeki hâllerde şekil şartı zorunluluğunun aranmadığı, TTK 7/1 maddesi uyarınca ticari niteliği olan sözleşmeler ile sağlanan kefaletlerde sözleşmede hangi tür kefalet sorumluluğu altına girildiği belirtilmemiş olsa dahi kefalet türünün müteselsil kefalet olarak kabul edilmesi gerektiği, bu doğrultuda her ne kadar  TBK m. 583'de müteselsil kefalete ilişkin kayıtların geçerli olabilmesi için de kefilin el yazısı ile yazılması gerektiği şartı öngörülmüş ise de, Yargıtay kararlarında TBK madde 583’te yer alan şekil kurallarının ticari işlere ilişkin kefalet sözleşmelerinde geçerli olmayacağı, TTK madde 7’de düzenlenen teselsül karinesinin TBK madde 583’ün istisnası olduğunun belirtildiğinden bahisle mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DEĞERLENDİRME<br>Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, davacı iş sahibi, davalılardan ... Boru A.Ş.'nin taşeron ve yine davalılardan ... kefildir.Taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmaktadır.Davacı, eser sözleşmesi nedeniyle işin başında davalı taşerona ödediği ücretin iadesi amacıyla icra takibi başlattığını, davalıların itiraz ederek takibi durdurduklarını belirterek itirazın iptalini talep etmiştir.Davalılar, süre içerisinde cevap dilekçesi vermeyerek maddi vakıaları inkar etmiş sayılmışlar, yargılama sırasında taraflar arasında düzenlenen sözleşmedeki imzanın şirket yetkilisine ait olmadığını iddia etmişlerdir.Mahkemece, sözleşmedeki imzanın davalı şirket yetkilisine ait olmaması nedeniyle sözleşmedeki yetki şartının da geçersiz olduğunu, dolayısıyla icra takibinin yetkisiz icra dairesinde yapıldığını belirterek davanın geçerli bir icra takibi olmaması sebebiyle usulden reddine, davacının açmış olduğu davanın usulden reddolunması karşısında davacının her iki davalıya yönelik icra inkar tazminat taleplerinin reddine karar vermiştir.Somut uyuşmazlık ele alındığında;İstanbul 37.İcra Müdürlüğünün ... E.sayılı dosyası incelendiğinde özetle, 390.442,72 TL asıl alacak ve 28.994,38 TL işlemiş faizi ile birlikte toplam borç miktarının 419.437,10 TL olduğu, alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek 19,5 avans faizi,icra giderleri ve vekalet ücreti ile birlikte TBK 100 kapsamında ödenmesinin talep edildiği, borcun sebebi olarak 28.07.2018 tarihli cari hesap ve taraflar arasında akdedilen sözleşmelerin gösterildiği anlaşılmaktadır.23.6.2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle, davalı firmanın yüklenmiş olduğu işe başlamadığı, davaya konu işi daha sonra ... ... firması ile ASM İnşaat'ın aldığı ve davaya konu işi ASM İnşaat firmasının tamamladığı, ... ... ve ASM İnşaat firmalarının hakediş bedelleri toplamı olan 1.369.367,10 TL + KDV tutarındaki bedelin davacı ile davalı firma arasında imzalanmış olan 30.05.2018 tarihli mali sorumluluk sözleşmesinin bedeli olan 1.118.401,92 TL ile uyumlu olduğu, aradaki farkın davalı firma tarafından yapılacak olan işte iskele kiralanmayıp buyback usulünün uygulanacak olması, ancak ... ... ve ASM İnşaat ile imzalanan sözleşmelerde iskele kira bedeli ödenecek almasından kaynaklandığı, davalı şirketin işe başlamamış olması sebebiyle inşaat iş programında aksama yaşandığı, eksik kalan işlerin başkaca bir firma tarafından tamamlandığı, davacıdan tamamlamadığı işler nedeniyle davalının ödeme aldığı ve fazladan yapılan ödemeler nedeniyle davalının davacıya 384.826,34 TL borçlu olduğu tespit edilmiştir.26.10.2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle, inceleme konusu 30.05.2018, tarihli 2005-04-0008 numaralı “... Çakmak ... A 17 P Projesi ... İskele Temini ve Kurulması Mali Sorumluluk Projesi”nin 18. sayfasında yer alan Kefalet Şerhinde ... adına atılmış imza ile ...'a ait mukayese imzalar arasında tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından da uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu sözleşmenin 18. sayfasında yer alan Kefalet Şerhinde ... dına atılmış imzanın ...'ın eli ürünü olduğu; aynı sözleşmede “....A.Ş.” adına atılmış imzalar ile ...'a ait mevcut mukayese imzalar arasında, yukarıda sayılan tanı unsurları bakımından da uygunluk ve benzerlikler saptanmadığından inceleme konusu sözleşmede “....A.Ş.” adına atılmış imzaların mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'n eli ürünü olmadığı belirtilmiştir.27.09.2023 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle, sözleşmenin 18.sayfasında yer alan kefalet şerhinde bulunan yazı ve rakamların ...'n eli ürünü olmadığı, ... Boru adına atılmış imzaların ...'ın el ürünü olmadığı belirilmiştir.28.01.2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle, inceleme konusu sözleşmede “....A.Ş.” adına atılmış imzaların mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'ın ve ...'ın eli ürünü olmadığı, sözleşmenin 18. sayfasında yer alan “Kefalet Şerhi” başlıklı yazıların sonundaki isim yazısı, T.C. numarası ile imzanın ...'ın eli ürünü olduğu, sözleşmenin 18. sayfasında yer alan “Kefalet Şerhi” başlıklı belgedeki yukarıda sözü edilen ve T.C. numarası yazıları dışında kalan diğer tüm yazılar ile ...'a ait mevcut mukayese yazılar arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından da farklılıklar saptandığından inceleme konusu sözleşmedeki yazıların mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'ın eli ürünü olmadığı belirtilmiştir.Her ne kadar ilk derece mahkemesince, sözleşmedeki imzanın davalı şirket yetkilisine ait olmadığından bahisle sözleşmedeki yetki şartının da geçerli olmadığı ve yetkisiz icra dairesinde takibin başlatıldığı, bu nedenle geçerli bir icra takibi olmaması sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmiş ise de, davaya konu İstanbul 37.İcra Müdürlüğünün 2019/44682E.sayılı dosyası incelendiğinde davalıların imzaya itiraz etmedikleri anlaşılmaktadır.İcra İflas Kanununun 62/5 maddesi uyarınca, borçlunun takibin dayanağı olan senet altındaki imzayı reddediyorsa, bunu itirazında ayrıca ve açıkça beyan etmesi gerekmektedir. Aynı yasal düzenlemeye göre, imzaya ayrıca ve açıkça itiraz edilmişse senetteki imza borçludan sadır olmuş sayılır.Dosyada, davalılar tarafından icra takibine yönelik itirazda sözleşme altındaki imzaya açıkça itiraz edilmediğinden İİK 62/5 maddesi uyarınca sözleşme altındaki imza davalı şirket yetkilisi tarafından atılmış sayılması ve imzaya itirazın bu nedenle reddedilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesi tarafından sözleşmedeki imzaya yönelik bilirkişi incelemesi yaptırılarak yetki şartının geçersizliğine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.Tüm bu nedenlerle, ilk derece mahkemesince esasa girilerek yargılamaya devam edilmesi ve sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği değerlendirilerek davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne karar verilmiştir.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 04/04/2024 tarih, 2019/317 Esas, 2024/288 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,5-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 11/11/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br>\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a1d3157af53bac21","SID":"25186292f7776f53"}}