{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br> İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1218 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/1526<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 07/01/2022<br>NUMARASI\t: 2019/275 Esas, 2022/11 Karar<br>DAVA: TAZMİNAT (Rücuen Tazminat)<br>KARAR TARİHİ: 20/11/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:  <br> Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 01/09/2006 tarihinde davalı Mustafa ...'in kullandığı ve diğer davalı ... ... Güzellik Salonu San. Tic. Ltd. Şti. ne ait ... plaka sayılı araç ile müvekkilinin sigortalısı ...'un kullandığı ... plakalı aracın çarpışması sonucu yaralamalı ve maddi hasarlı kaza meydana geldiğini, sigortalısının yaralanarak uzun süre yurt dışında tedavi gördüğünü, kazada tarafların eşit oranda kusurlu olduklarını, kaza sebebiyle 38.71,60 EURO tutarında sigortalısına ödeme yaptıklarını, yaptıkları ödemenin 1/2 sinin tahsili için davalılar hakkında yasal takibe geçildiğini, davalıların haksız itirazları sonucu takibin durduğunu, takiple kesilen zamanaşımının tekrar işlemeye başladığını, 6111 sayılı yasanın 59 ve geçici 1. maddeleri gereğince KYTK daki değişiklik ile; tedavi giderleri için SGK yasal hasım kabul edildiğinden davalı olarak gösterildiğini, müvekkili tarafından sigortalısına yapılan kazadan kaynaklı tedavi vs. ödemelerin ve yardımın, davalı sigorta şirketi ve SGK nın sorumlulukları oranında olmak üzere, tahsili tarihindeki kur karşılığının faiziyle tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP <br>Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın iş mahkemesinde görülmesi gerektiğini, 2 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğunu, 2918 sayılı TTK nın 6111 sayılı kanunun 59. maddesi ile değişik 98. maddesine göre; tedavi giderlerinden SGK nın SUT hükümlerine göre sorumlu olduğunu, yabancı uyruklu kişilerin yurt dışındaki tedavi hizmetlerin bedellerinin kurumca karşılanmayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.Davalı Mustafa ... ve ... ... Güzellik Salonu San. Tic. Ltd. Şti vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiğini, davacı isteminin dava tarihi itibarıyla zamanaşımına uğradığını, yaralanma ile kaza arasında illiyet bağının bulunmadığını, müvekkili Mustafa ...'in olayda kusursuz olduğunu, davacı sigortalısı ...'un dava konusu kazadan dolayı tedavi görmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.Davalı ... Sigorta A.Ş.  vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın olay tarihinde geçerli ZMM sigorta poliçesi ile teminat kapsamına alındığını, teminat limitinin 57,500,00 TL ile sınırlı olduğunu, tedavi giderlerinin SGK dan istenilmesi gerektiğini, müvekkili şirkete rücu edilemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece; ödeme yapan sigortacı açısından zamanaşımı süresi ödeme tarihinden itibaren 2 yıl olarak kabul edilmesi gerektiği gerekçesi ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar vermiştir. <br>DAİREMİZİN 18/04/2019 TARİHLİ 2018/2910 ESAS 2019/701 KARAR SAYILI KALDIRMA İLAMI; Davalı ... Sigorta şirketi zamanaşımı def'inde bulunmadığı halde  bu davalı hakkında işin esası ile ilgili olarak bir karar verilmesi gerekirken zamanaşımı gerekçesi ile davanın reddedilmesinin doğru olmadığı, trafik kazası sonucu dava dışı sigortalısı yaralandığına göre, 2918 sayılı Yasanın 109/2 maddesi uyarınca uzamış ceza zamanaşımın uygulanması gerekeceği, kaza tarihi ile dava tarihi arasında ceza zamanaşımı süresi (kesilme nedeniyle) geçmediğinden tüm davalılar yönünüden işin esasının incelenerek bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.<br>KALDIRMA İLAMI SONRASINDA İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece; davacının KTK'nın 98. maddesi kapsamında  belgeli tedavi giderini rücuen talep ettiği, Mahkemece aldırılan ve davacı AOK tarafından  sunulan ödeme belgelerinin kaza dolayısıyla görülen tedaviyle uygun ve uyumlu olup olmadığına ilişkin değerlendirmelere yer verilen gerekçeli ve denetime açık bulunan 19.02.2021 tarihli kök bilirkişi raporu ile 01.11.2021 tarihli ek bilirkişi raporunda, kazayla illiyetli tedavi kapsamındaki masraf tutarlarının 44.496,87 Euro olarak belirlendiği, davacı vekilinin dava dilekçesinde, kaza sebebi ile yapılan ve davacı sigorta tarafından ödenen 38.771,60 Euro'nun 1/2 si oranında 19.385.80 Euro tedavi giderine ilişkin talepte bulunduğu, Karayolları Fen Heyetinden alınan ve Mahkemece  tespit ve değerlendirmeler bakımından somut olaya uygun bulunan 30/10/2020 tarihli bilirkişi raporunda ... plakalı aracın sürücüsü ...'un %80 oranında, ... plakalı araç sürücüsü Mustafa ...'in %20 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, bu hali ile davacı tarafın talebi ile bağlı kalınarak kaza sebebi ile sigorta tarafından ödenen 38.771,60 Euro'dan davacının %80 kusuruna isabet eden 31.017,28 Euro mahsup edildiğinde, bakiye 7.754,32  Euro talepte bulunabileceği, somut olayda 6111 sayılı yasanın  değişik 98. madde hükümlerine göre belgeli (faturalı) tedavi giderlerinden SGK'nın sorumlu olduğu; yine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13/03/2013 tarih ve 2012/10-1156 Esas, 2013/339 Karar Sayılı ilamında belirttiği üzere sigorta şirketlerinin tedavi gideri sorumluluğundan kurtulmalarının prim ödeme şartına bağlı olmaması karşısında davacı kurumun anılan kanunun değişik 98. madde hükümlerine göre ödediği bedeli rücuen davalı Sosyal Güvenlik Kurumundan isteyebileceği, KTK'nın 98. maddesi kapsamında kalan tedavi giderleri bakımından, trafik sigortacısı ile sorumluluğunu üstlendiği araç işleteni ve sürücüsünün sorumluluğunun kalmadığı dikkate alınarak bu davalılar yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, davanın kısmen kabulü ile, 7.754,32 Euro maddi tazminatın fiili ödeme tarihinde Merkez Bankası'nın efektif satış kuru üzerinden belirlenecek olan Türk Lirası karşılığının dava tarihi olan  11/05/2015  tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince işleyecek faizi ile birlikte davalı SGK'dan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiştir. \t<br>İSTİNAF NEDENLERİ<br>Karar yasal süresinde davalı SGK vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı SGK vekili istinaf nedenleri olarak; davanın iş mahkemesinde görülmesi gerektiğini, 2 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğunu, 2918 sayılı TTK nın 6111 sayılı kanunun 59. maddesi ile değişik 98. maddesine göre; tedavi giderlerinden SGK nın SUT hükümlerine göre sorumlu olduğunu, 2012/5 sayılı Kurum Genelgesi ile yabancı uyruklu kişilerin yurt dışındaki tedavi hizmetlerin bedellerinin kurumca karşılanmayacağını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda olayın acil hal kapsamında olmadığı tespit edilmesine rağmen davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacının prim aktarma şartını sağlamaması nedeniyle müvekkilinden talepte bulunamayacağını, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davacının SGK ya rücu edebileceğine dair yasal düzenlemenin bulunmadığını, taraflar arasında sözleşmeye dayalı bir ilişki bulunmadığından yabancı para cinsinden hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, müvekkili kamu kurumu olduğundan yasal faize hükmedilmesi gerektiğini, 3095 Sayılı Kanun 4-a maddesine göre faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, trafik kazalarından kaynaklı tedavi giderinin sigorta kapsamında olup olmadığı, kusur ve ortak kusur durumunun tespiti açıklığa kavuşturulduktan sonra karar verilmesi gerektiğini, başvuru harcının kuruma yükletilmesinin doğru olmadığını belirterek mahkemenin müvekkili aleyhine verdiği kısmen kabul kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:<br>İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.Dava, 01/09/2006 tarihinde Türkiye'de meydana gelen trafik kazası sonucu yaralanan, davacı Alman Sigorta Mercii nezdinde sigortalı olan ...'a yapılan tedavi giderlerinin rücuen tazmini  istemine ilişkindir.Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, 7.754,32 Euro maddi tazminatın fiili ödeme tarihinde Merkez Bankası'nın efektif satış kuru üzerinden belirlenecek olan Türk Lirası karşılığının dava tarihi olan  11/05/2015  tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince işleyecek faizi ile birlikte davalı SGK'dan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin taleplerinin reddine; diğer davalılar yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.Karar, davalı SGK vekili tarafından istinaf edilmiştir.19.06.2017 tarihli bilirkişi heyeti raporunda; Dava konusu olayda davacı kuruma sigortalı ...'un yönetimindeki ... plakalı aracıyla karıştığı kazada % 75 oranında birinci derecede kusurlu olduğu, Davalı sürücü Mustafa ...'in olayda %25 oranında ikinci derecede kusurlu olduğu, Trafik Kazalarına Bağlı Tedavi Giderleri Konulu 2012/5 sayılı genelgenin 1/5 hükmü uyarınca davacı kuruma sigortalı dava dışı ...'un yabancı uyruklu olması ve trafik kazasından kaynaklanan tedavi giderlerini yurtdışında sürdürmesi halinde yurt dışında yapılan tedavi giderlerinin SGK tarafından karşılanmayacağı; bu şartlar (yabancılık unsuru) söz konusu değil ise trafık kazası nedeniyle sunulan ve KTK.m.98 hükmünde belirtilen sağlık hizmet bedellerinin (tedavi, tıbbi malzeme, ilaç, refakatçi ve yol giderleri) Sağlık Uygulama Tebliğ kapsamında Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı, KTK.m.98 hükmü dışında kalan bakıcı gideri gibi diğer tedavi giderleri ile iş görmezlik, maddi-manevi tazminat kalemleri açısından iki no'lu davalı Mustafa ..., üç no'lu davalı ... ... Güzellik Salonu San. Tic. Ltd. Şti. ve bir no' lu davalı Ankara Sigorta A.Ş. nin sorumluluğunun devam ettiği, ... plakalı aracın sürücüsü iki no'lu davalı Mustafa ...'in %25 kusuru ile meydana gelen trafik kazasında bu aracın işleteni üç no'lu davalı ... ... Güzellik Salonu San. Tic. Ltd. ye zorunlu mali sorumluluk sigortası teminatı sunan bir no'lu davalı ... Sigorta Şirketi tarafından işletenin kusur oranı ile sınırlı olarak 4370649/0 no'lu Karayolları Trafik Kanunu Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi kapsamında karşılanması gerektiği, Dava dilekçesinde talep edilen maddi tazminat talebinin yurt dışında tedavi olunan bu hesap dökümüyle davalı SGK'nın SUT kapsamında belirlenen birim fiyatlar üzerinden ne kadar sorumlu bulunduğunun, SUT kapsamında, verilen hizmetlere yönelik kodlamaların eşleşmediği, bu sebeple hatasız olarak hesaplanmasının mümkün olamayacağı, bu durumda söz konusu işlemlerin gerekli donanıma sahip bir hastane muhasebecisi ve Sosyal Güvenlik konusunda uzman bir bilirkişi tarafından yapılmasının daha uygun olacağı yönünde görüş bildirilmiştir.12.02.2018 tarihli doktor bilirkişi raporunda; trafik kazasına bağlı gelişen tıbbi durum ve sonraki süreçlerdeki tıbbi durumlar sebebiyle yapılmış tedavi giderleri toplamının 47.020,16 Euro olduğu yönünde tespit yapılmıştır.21.12.2019  tarihli doktor bilirkişi raporunda; Alman AOK Kasasının ödeme paketleri ile SGK Sağlık Uygulama Tebliğinin ödeme paketleri birbirinden farklı olduğundan bu kalemleri karşılıklı eşleştirmenin mümkün olmadığı, bu tedavi giderlerinin Sağlık Uygulama Tebliğine uygunluğunun SGK Uzmanı veya hastane yöneticisi bilirkişi  tarafından cevaplanamayacağı, 12/02/2018 tarihli raporuna ilave edebileceği bir konu veya değişiklik gerektirecek bir hususun olmadığı yönünde görüş bildirilmiştir.21.02.2020 tarihli ATK kusur raporu; davalı sürücü Mustafa ... sevk ve idaresindeki otomobil ile mahal şartlarını ve olay yeri kavşağı dikkate alarak müteyakkız bir şekilde seyretmesi gerekirken bu hususlara riayet etmeyerek sağ tarafından gelip olay yeri kavşaktan geçiş yapan sürücü ... idaresindeki otomobile çarptığı olayda alt düzeyde tali kusurlu olduğu, Sürücü ... sevk ve idaresindeki otomobil ile olay yeri kavşaktan geçişişini zamanında ve mümkün olan en kısa sürede yapması, eğer kavşaktan geçişinde kararsız kalmış ve beklediği sürede kavşağın diğer kollarının geçişi başlamış ise kavşaktan geçiş yapmadan beklemesi, bu durumdan sol tarafından gelen davalı sürücü idaresindeki otomobile ilk geçiş hakkını vermesi gerekirken bu hususlara riayet etmeyerek trafik ışıklarından geçiş yapıp, kavak içerisnde bir süre bekledikten sonra ve kavşağın diğer kollarının geçişi başladıktan sonra kavşağa giriş yaptığı esnada gerçekleşen olayda asli kusurlu olduğu,  Yukarıdaki hususlar muvacehesinde, olayda; Davalı sürücü Mustafa ...'in %15 oranında kusurlu olduğu, Sürücü ...'un %85 oranında kusurlu olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.Kusur raporları arasındaki çelişkiyi gidermek için alınan  30.10.2020 tarihli bilirkişi heyeti raporunda; ... plaka sayılı otomobil sürücüsü ...'un tali yoldan kendisine kırmızı ışıklı trafik işareti yanmasma rağmen ana yoldan gelen araçlara ilk geçiş hakkını vermeden geçiş yapması dolayısıyla dava konusu olayda birinci derecede kusurlu olduğu, sürücünün geçişi öncesinde ışıklı trafik işaretine uyması veya ana yoldan gelen araçları kontrol ederek geçişini sağlaması durumunda dava konusu kazanın meydana gelmeyeceği kanaatine varıldığı, ...plaka sayılı otomobil sürücüsü Mustafa ...'in azami hızın 50 km/saat olduğu meskun mahal içerisinde yer aları kavşağa yaklaşırken hızını azaltmaması ile gereken dikkat ve özeni göstermemesi dolayısıyla dava konusu kazada ikinci derece kusurlu olduğu, Kaza sonrasında tanzim edilen Ölümlü/Yaralanmalı Trafik Kazası Tespit Tutanağında ... plaka sayılı otomobilin olay yerinde 15 metre fren izi bırakarak kaza noktasından 8 metre ileride orta refüj üzerine çıkarak durabildiği, ... plaka sayılı otomobilin çarpışma noktasından 10 metre ileriden yol platformu dışına çıktığının belirtildiği, ... plaka sayılı otomobil sürücüsü Mustafa ...'in meskun mahal içinde yer alan kavşağa yaklaşırken hızını azami hız sınırının altına düşürmesi gerekirken fren ve çarpma etkilerine rağmen 26,8 metreden fazla yol kat ederek durabilmesi, aracın hızının kural ve yol şartlarının üzerinde olduğu kanaatine varıldığı, Sürücünün kavşağa girmeden önce yavaşlayarak, meskun mahal hız limiti alan 50km/saat'lik hızın altında girmesi durumunda, kazayı önleme veya etkisini azaltma imkanı olacağı, Yukarıdaki hususlar muvacehesinde olayda; ... plaka sayılı otomobil sürücüsü ...'un %80 oranında birinci derecede kusurlu olduğu, ... plaka sayılı otomobil sürücüsü Mustafa ...'in %20 oranında ikinci derecede kusurlu olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.19.02.2021 tarihli aktüer ve doktor bilirkişi raporunda; yurt dışında yaşayan Türklerin, Türkiye'de geçirdikleri trafik kazaları söz konusu olduğunda, Türk Vatandaşı olmaları halinde, yabancı uyruklu sayılamayacakları ve Türkiye'deki hükümlere tabi olmaları gerektiği, Türkiye'de yaşadıkları trafik kazası ile yaşadıkları ülkede aldıkları sağlık hizmetleri arasında illiyet bağı bulunması halinde, ödemelerin Türkiye'deki mevzuat hükümlerine göre yapılması gerektiği; buna mukabil 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası ile Sağlık Uygulama Tebliği kapsamında olmayan yabancı uyruklu kişilerin trafik kazalarından Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumlu tutulamayacağı; dava konusu olayda 01/09/2006 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazası neticesinde yaralanan Davacı Sigortalısı Dava Dışı ...'un Türk Vatandaşı olması nedeniyle, huzurdaki davada talep edilen tedavi giderlerinden Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu'nun, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 2019/4255 Esas, 2019/7055 Karar No.lu 07/10/2019 tarihli İlamı doğrultusunda, \"poliçe limitinden bakiye kalan miktar\" söz konusu olursa SGK'nın bu meblağdan resmi fiyatlar dâhilinde (SUT hükümleri çerçevesinde) sorumlu olabileceği”, ... Sigorta A.Ş. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi'ne göre; Kişi Başına Sağlık Giderinin 50.000,00 TL, Kaza Başına Tedavi Masrafının 250.000,00 TL ile sınırlı olduğu, hem resmi fiyatlara hem de fatura tutarlarına göre ödenecek meblağ bu sınırlar içerisinde kaldığından, yukarıda verilen Yargıtay hükmü gereğince, bu meblağın Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu dışında kalan diğer Davalılar tarafından ödenmesi ve Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu'nun herhangi bir ödeme yapmaması gerektiği, yapılan araştırmada, Davacı Almanya Sigorta Şirketinin (... ... İN ..., Alman Hastalık Kasası'nın) Davalı Kuruma (SGK'na) rücu hakkını düzenleyen yasal hükümlere rastlanılamadığı, Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu'nun hem Türkiye'de sigortalı olan Türk Vatandaşları açısından hem de Yabancı Uyruklu kişiler açısından, meydana gelen trafik kazalarında geçici iş göremezlik, emeklilik sigorta prim farkı, işsizlik sigorta prim farkı, hastalık sigorta pirim farkı ve bakım sigorta prim farkı gibi kalemler için sorumluluğunun bulunmadığı, 6111 sayılı yasa değişikliğinde de bu yönde aksi bir hükmün mevcut olmadığı (değişikliğin sadece tedavi giderlerini kapsadığı), Mahkeme tarafından aksi yönde bir hüküm kurularak, Türk Vatandaşı olan ve 5510 sayılı Kanun ile Sağlık Uygulama Tebliği hükümlerine tabi olan dava dışı kazazede ...'un tedavisi için yapılan harcamaların Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanması gerektiği yönünde karar verilmesi halinde; dava konusu olayın (trafik kazasının) 01/09/2006 tarihinde yani 04/04/2015 tarihli 6645 sayılı kanundan hatta 2011 yılındaki (13/02/2011 tarihindeki) yasal düzenlemeden önce meydana gelmiş olduğu, bu nedenle “SGK'nın fatura tutarı üzerinden mi ödeme yapması, yoksa SGK'nın resmi SUT fiyatları üzerinden ödeme yapması, geri kalan meblağdan sigorta şirketinin mi sorumlu olması ya da öncelikle sigorta şirketinin fatura tuları üzerinden sorumlu olması, ancak poliçe limitinden bakiye kalan miktar söz komusu olursa SGK'nın bu meblağdan resmi fiyatlar dâhilinde mi sorumlu olması” yönündeki kararın Mahkemenin takdirinde olduğu, hem resmi SUT fiyatları hem de fatura fiyatları üzerinden hesaplama yapıldığı, Danıştay tarafından iptal edilenin eski Yönetmelik hükmü, halen yürürlükte olanın ise yeni Kanun hükmü olduğu, ayrıca, eğer Danıştay'ın iptal kararından önceki vakalarda Danıştay'ın kazadan sonraki iptal kararı uygulanacaksa, Danıştay'ın bu kararı gibi kazadan sonra yürürlüğe konan 04/04/2015 tarihli 6645 sayılı değişikliğin de uygulanması gerekeceği, bu durumda, yine “SGK'nın geri ödeme sorumluluğunun SUT (Sağlık Uygulama Tebliği) ile sınırlı olduğu”, bu kısıtlamayı yapanın SUT (Sağlık Uygulama Tebliği), yönetmelik veya genelge hükmü değil bizzat yasa hükmü olduğu, .. Sigorta A.Ş.'ne hitaplı 23/09/2010 tarihli talep dilekçesinde talep edilen meblağın “16.363,00 Euro %50 kusura göre 8.181,52 Euro ve buna ek olarak 22.408,76 Euro %50 kusur oranına göre 11.204,28 Euro” olduğu, 5.725,07 Euro tutarındaki harcamaların talep edilmediği, 11/05/2015 tarihli dava dilekçesinde de miktarın ve harç değerinin 19.385,80 Euro x 3.0115 =58.380,336 TL olarak belirtildiği, bu durumda; taleple bağlılık ilkesi gereğince, 58.380,336 TL'yi aşan kısmın hesaplamaya dâhil edilmediği, Dava konusu tutarlara dâhil olan bir kısım tedavilerin yaşanan trafik kazası ile illiyet bağı bulunmadığı, şöyle ki; dosyada mevcut tıbbi belgeler incelendiğinde, Kronik Böbrek Hastalığı, Tip-2 Diyabet, Terminal Böbrek Yetmezliği, Sol Kalp Yetmezliği, Anemi, Ağır Renal Arteriyel Hipertansiyon, Pnömoni, Diyabetik Polinöropati, Atriyal Fibrilasyon, ...Venlerinde Tromboz, Tromboflebit ve Gastrit gibi dava konusu trafik kazası ile illiyet bağı bulunmayan (hastada daha önce de var olan hastalıklara yönelik) tedavilerin de trafik kazasına yönelik tedavilerle eş zamanlı ve beraber olarak gerçekleştirildiği, bu durumda; söz konusu tedavilerin hesaplamaya dâhil edilmemeleri gerektiği/dâhil edilmediği, Almanya'daki sağlık tesislerinde yapılan kodlamanın Türkiye'deki kodlama ile eşleşmediği, ücretlendirilen pek çok işlemin Türkiye'deki hesaplamalarda karşılığının bulunmadığı, bu durumda hesaplamanın re'sen ve tecrübeye dayalı olarak yapıldığı, Türkiye'deki Tanıya Dayalı İşlem Bedellerine ilaç ücretlerinin de dâhil olduğu ve tekrar hesaplanmalarının mükerrer ödeme anlamına geleceği, Taksi ücretlerinin hangi mesafeler için geçerli olduğu bilinemeyeceğinden Türkiye'deki resmi ambulans ücretlerine göre hesaplama yapıldığı, zaten hastanın ambulans ile transferinin taksi ile transferine göre tıbbi açıdan daha doğru bir nakil şekli olduğu, zira ambulans içerisinde bazı tıbbi işlemlerin yapılabileceği, Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) hükümleri doğrultusunda ve SUT eki İistelerde yer alan fiyatlar üzerinden tedavi, yol, ilaç ve tibbi malzeme bedelleri için hesaplama yapıldığında, Davacı Almanya Sigorta Şirketinin (AOK - DİE ... İN ..., Alman Hastalık Kasası'nın) Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan %15 Kusur durumuna göre yasal faizi hariç 7.749,90 TL (7.666,00 TL x 15/100 = 1.149,90 TL) alacaklı olduğu, Bu meblağın Talep Tarihi (23/09/2010) ile Dava Tarihi (10/05/2019) arası yasal faizinin 905,83 TL olduğu, Mahkemenin aksi yönde bir hüküm kurarak resmi fiyatlar (SUT fiyatları) üzerinden değil de fatura tutarı üzerinden ödeme yapılmasına karar vermesi halinde, Davacı Almanya Sigorta Şirketinin (AOK - DİE ... İN ..., Alman Hastalık Kasası'nın), %15 Kusur durumuna göre yasal faizi hariç 7.489,25 TL (116.595,04 TEL x 15/100 = 17.489,25 TL) alacaklı olacağı, Bu meblağın Talep Tarihi (23/09/2010) ile Dava Tarihi (10/05/2019) arası yasal faizinin 3.777,16 TL olacağı, 17.489,25 TL (asıl) + 13.777,16 TL (faiz) = 31.266,41 TL toplam alacağın poliçe limiti dâhilinde olduğu, Faiz Başlangıç Tarihi olarak 11/05/2015 tarihli dava dilekçesinde herhangi bir talepte bulunulmadığı için faiz başlangıç tarihinin (temerrüt tarihinin) ... Sigorta A.Ş. ve diğer davalılar için Dava Tarihi (10/05/2019) olduğu ancak Mahkeme tarafından kabul edilmemesi halinde talep dilekçesi tarihi (23/09/2010) olabileceği, Dosya içerisinde Davacının Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu'na başvurduğunu gösteren herhangi bir dilekçeye rastlanılamadığından, Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu açısından Faiz Başlangıç Tarihinin (Temerrüt Tarihinin) Dava Tarihi (10/05/2019) olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.06.11.2021 tarihli aktüer ve doktor bilirkişi ek raporunda; yurt dışında yaşayan Türklerin, Türkiye'de geçirdikleri trafik kazaları söz konusu olduğunda, Türk Vatandaşı olmaları halinde, yabancı uyruklu sayılamayacakları ve Türkiye'deki hükümlere tabi olmaları gerektiği, Türkiye'de yaşadıkları trafik kazası ile yaşadıkları ülkede aldıkları sağlık hizmetleri arasında illiyet bağı bulunması halinde, ödemelerin Türkiye'deki mevzuat hükümlerine göre yapılması gerektiği; buna mukabil 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası ile Sağlık Uygulama 'Tebliği kapsamında olmayan yabancı uyruklu kişilerin trafik kazalarından Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumlu tutulamayacağı; dava konusu olayda 01/09/2006 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazasi neticesinde yaralanan Davacı Sigortalısı Dava Dışı ...'un Türk Vatandaşı olması nedeniyle, huzurdaki davada talep edilen tedavi giderlerinden Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu'nun, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 2019/4255 Esas, 2019/7055 Karar No.lu 07/10/2019 tarihli İlamı doğrultusunda, ancak “poliçe limitinden bakiye kalan miktar söz konusu olursa SGK'nın bu meblağdan resmi fiyatlar dâhilinde (SUT hükümleri çerçevesinde) sorumlu olabileceği\" ... Sigorta A.Ş. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi'ne göre; Kişi Başına Sağlık Giderinin 50.000,00 TL, Kaza Başına Tedavi Masrafının 250.000,00 TL ile sınırlı olduğu, hem resmi fiyatlara hem de fatura tutarlarına göre ödenecek meblağ bu sınırlar içerisinde kaldığından, yukarıda verilen Yargıtay hükmü gereğince, bu meblağın Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu dışında kalan diğer Davalılar tarafından ödenmesi ve Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu'nun herhangi bir ödeme yapmaması gerektiği, yapılan araştırmada Davacı Almanya Sigorta Şirketinin (AOK - DİE ... İN ..., Alman Hastalık Kasası'nın) Davalı Kuruma (SGK'na) rücu hakkını düzenleyen yasal hükümlere rastlanılamadığı, 13/02/2011 tarihli kanun değişikliğinde yer alan fakat çoğunlukla değinilmeyen çok önemli bir hususun vurgulanmasının gerektiği, ilgili kanun değişikliğine göre, sigorta şirketleri için prim aktarma şartı bulunduğu, oysa dava konusu olayda AOK - DİE ... İN ... unvanlı davacının prim aktarımı yaptığına dair herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı, dolayısıyla 19/02/2021 tarihli Kök Bilirkişi Raporunda ve yukarıda açıklandığı üzere, AOK - DİE ... İN ... unvanlı davacının rücu hakkının bulunmadığı, davacı vekilinin itiraz dilekçesinde “KTK 98 maddesindeki yasa değişikliğinden önce ile sonra arasında sadece muhatap değişikliği söz konusudur.” dediği gibi, sadece muhatap değişikliği söz konusu ise 2 muhatap arasında önemli bir farklılık bulunduğu, Türkiye'de faaliyet gösteren sigorta şirketlerinin prim aktarma şartını yerine getirdikleri, oysa Almanya'da faaliyet gösteren davacının prim aktarma şartını yerine getirdiğini ispatlaması gerektiği, KTK 98. maddesinde 04/04/2015 tarihinde 6645 sayılı kanun ile yapılan değişiklikte yerli /yabancı ve yurt içi / yurt dışı gibi herhangi bir ayrım yapılmadığı, böyle bir ayrımın 13/02/2011 tarihli yasal düzenlemede de bulunmadığı, ancak söz konusu yasal düzenlemelerde (her iki yasal düzenlemede de) yabancı uyrukluların ve çifte vatandaşlığı bulunan Türk Vatandaşlarının yurt dışındaki sağlık harcamalarının da SGK tarafından ödeneceği yönünde açık bir ifade ya da hükmün de yer almadığı, dolayısıyla kanun maddesine yüzeysel olarak bakıp kişisel yorum yapmak yerine ilgili diğer kanunların ve mevzuatın açık hükümlerine de bakılması gerektiği, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun “Amaç” başlıklı 1. Maddesi ve Sağlık Uygulama Tebliği'nin (SUT'un) “Amaç, Kapsam ve Dayanak” başlıklı 1. maddesi ile diğer ilgili mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; bir kamu kurumu olan Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu'nun kanun, tebliğ, yönetmelik ve genelge gibi mevzuatın ilgili hükümlerine göre işlem tesis etmesi gerekliliğinin çok açık olduğu, dolayısıyla, 19/02/2021 tarihli kök bilirkişi raporumuzun 17, 18 ve 19. sayfalarında “Aciliyet Yönünden Değerlendirme” başlığı altına verilen mütalaanın ilgili yasal mevzuata göre yazıldığı, Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu'nun hem Türkiye'de sigortalı olan Türk Vatandaşları açısından hem de Yabancı Uyruklu kişiler açısından, meydana gelen trafik kazalarında geçici iş göremezlik, emeklilik sigorta prim farkı, işsizlik sigorta prim farkı, hastalık sigorta prim farkı ve bakım sigorta prim farkı gibi kalemler için sorumluluğunun bulunmadığı, 6111 sayılı yasa değişikliğinde de bu yönde aksi bir hükmün mevcut olmadığı (değişikliğin sadece tedavi giderlerini kapsadığı), Mahkeme tarafından aksi yönde bir hüküm kurularak, Türk Vatandaşı olan ve 5510 sayılı Kanun ile Sağlık Uygulama Tebliği hükümlerine tabi olan dava dışı kazazede ...'un tedavisi için yapılan harcamaların Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanması gerektiği yönünde karar verilmesi halinde; dava konusu olayın (trafik kazasının) 01/09/2006 tarihinde yani 04/04/2015 tarihli 6645 sayılı kanundan hatta 2011 yılındaki (13/02/2011 tarihindeki) yasal düzenlemeden önce meydana gelmiş olduğu, bu nedenle “SGK'nın fatura tuturi üzerinden mi ödeme yapması, yoksa SGK'nın resmi SUT fiyatları üzerinden ödeme yapması, geri kalan meblağdan sigorta şirketinin mi sorumlu olması ya da öncelikle sigorta şirketinin fatura tutarı üzerinden sorumlu olması, ancak poliçe limitinden bakiye kalan miktar söz konusu olursa SGK'nın bu meblağdan resmi fiyatlar dâhilinde mi sorumlu olması” yönündeki kararın Mahkemenin takdirinde olduğu görüş ve kanaati ile hem resmi SUT fiyatları hem de fatura fiyatları üzerinden hesaplama yapıldığı, Danıştay tarafından iptal edilenin eski Yönetmelik hükmü, halen yürürlükte olanın ise yeni Kanun hükmü olduğu, ayrıca, eğer Danıştay'ın iptal kararından önceki vakalarda Danıştay'ın kazadan sonraki iptal kararı uygulanacaksa, Danıştay'ın bu kararı gibi kazadan sonra yürürlüğe konan 04/04/2015 tarihli 6645 sayılı değişikliğin de uygulanması gerekeceği, bu durumda, yine “SGK'nın geri ödeme sorumluluğunun SUT (Sağlık Uygulama Tebliği) ile sınırlı olduğu”, bu kısıtlamayı yapanın SUT (Sağlık Uygulama Tebliği), yönetmelik veya genelge hükmü değil bizzat yasa hükmü olduğu, Dosyada mevcut tıbbi belgeler incelendiğinde; trafik kazasına yönelik dava konusu tedaviler yapılırken kaza ile illiyet bağı bulunmayan tedavilerin de aynı zamanda yapıldığı, böyle bir durumda; kaza ile illiyet bağı bulunmayan tüm tedavilerin ayıklanarak hesaplamaya dâhil edilmemesi gerektiği, ancak böyle bir ayıklama işleminin yapılmasının mümkün olmadığı, dolayısıyla, takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, hem Sosyal Güvenlik Kurumu'nun hem de diğer davalıların sadece kaza ile illiyet bağı bulunan işlemlerin resmi fiyatlarından sorumlu tutulmaları gerektiği, aksi takdirde ayrıştırılamayan bu tedavilerin ücretlerinin de davalılar tarafından ödenmesinin söz konusu olacağı ve böyle bir durumun hakkaniyete sığmayacağı, Kök Bilirkişi Raporunda bilirkişi heyetince “dosyada yeni bir bilirkişi incelemesinin yeniden yapılmasının beyan edilmediği”, hesaplama yapılırken, dava konusu trafik kazası ilc illiyet bağı bulunmayan hastalıkların tetkik ve tedavisine yönelik herhangi bir hesaplama yapılmadığı, başka bir ifadeyle, hesaplama yapılırken, sadece trafik kazasıyla illiyet bağı bulunan işlemler hesaplanarak illiyet bağı bulunmayan tetkik ve tedavilerin ayrıştırılmış olduğu, Fatura Tutarına Göre Hesaplama yapılırken de, 1) 5.725,07 Euro, 2) 22.408.76 Euro, 3) 16.363,04 Euro tutarlı ödeme belgeleri'nin (Kök Raporumuzun 3, 4 ve 5. sayfalarında İncelenen Belgeler başlığı altında yazılmıştır) dikkate alındığı, bu ödeme belgelerinin içeriklerine bakılacak olursa, çoğunlukla “yol ve ulaşım giderleri, fizyoterapi, yurt dışındaki giderler (Türkiye 'deki tedavi giderleri), ayakta bedensel tedavi hizmeti, kısaltma dengelemesi, ayarlı dizlik, hasta jimnastiği, alt kol desteği, üst uyluk kompresyon çorabı ve baston” gibi olayla illiyet bağı bulunan ödemelerin görüldüğü, heyet tarafından dosyada mevcut tıbbi belgelerin incelendiği, sadece dava konusu trafik kazası ile ilgili (illiyet bağı bulunan) işlemlerin Sağlık Uygulama Tebliği'ndeki karşılıklarını (kodlarını) bularak hesaplama yapıldığı, Sağlık Uygulama Tebliği'ne ekli listelerde yer almayan işlemlerin bedellerinin ise hesaplamaya dâhil edilmediği, böylece hesaplamanın dava konusu olaya ve mevzuata en uygun şekilde gerçekleştirildiği, AOK Vekilinin Ankara Sigorta A.Ş.'ne hitaplı 23/09/2010 tarihli talep dilekçesinde talep edilen meblağın “16.363,00 Euro %50 kusura göre 8.181,52 Euro ve buna ek olarak 22.408,76 Euro %50 kusur oranına göre 11.204,28 Euro” olduğu, 5.725,07 Euro tutarındaki harcamaların talep edilmediği, 11/05/2015 tarihli dava dilekçesinde de miktarın ve harç değerinin 19.385,80 Euro x 3.0115 = 58.380,336 TL olarak belirtildiği, bu durumda; taleple bağlılık ilkesi gereğince, kök bilirkişi raporunda 58.380,336 TL'nı aşan kısmın hesaplamaya dâhil edilmediği, Dava konusu tutarlara dâhil olan bir kısım tedavilerin yaşanan trafik kazası ile illiyet bağı bulunmadığı, şöyle ki; dosyada mevcut tıbbi belgeler incelendiğinde, Kronik Böbrek Hastalığı,Tip-2 Diyabet, Terminal Böbrek Yetmezliği, Sol Kalp Yetmezliği, Anemi, Ağır Renal Arteriyci Hipertansiyon, Pnömoni, Diyabetik Polinöropati, Atriyal Fibrilasyon, ...Venlerinde Tromboz, Tromboflebit ve Gastrit gibi dava konusu trafik kazası ile illiyet bağı bulunmayan (hastada daha önce de var olan hastalıklara yönelik) tedavilerin de trafik kazasına yönelik tedavilerle eş zamanlı ve beraber olarak gerçekleştirildiği, bu durumda; söz konusu tedavilerin hesaplamaya dâhil edilmemeleri gerektiği/dâhil edilmediği, Almanya'daki sağlık tesislerinde yapılan kodlamanın Türkiye'deki kodlama ile eşleşmediği, ücretlendirilen pek çok işlemin Türkiye'deki hesaplamalarda karşılığının bulunmadığı, bu durumda hesaplamanın re'sen ve tecrübeye dayalı olarak yapıldığı, Türkiye'deki Tanıya Dayalı İşlem Bedellerine ilaç ücretlerinin de dâhil olduğu ve tekrar hesaplanmalarının mükerrer ödeme anlamına geleceği, Taksi ücretlerinin hangi mesafeler için geçerli olduğu bilinemeyeceğinden Türkiye'deki resmi ambulans ücretlerine göre hesaplama yapıldığı, zaten hastanın ambulans ile transferinin taksi ile transferine göre tıbbi açıdan daha doğru bir nakil şekli olduğu, zira ambulans içerisinde bazı tıbbi işlemlerin yapılabileceği, Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) hükümleri doğrultusunda ve SUT eki listelerde yer alan fiyatlar üzerinden tedavi, yol, ilaç ve tibbi malzeme bedelleri için hesaplama yapıldığında, Davacı Almanya Sigorta Şirketinin (AOK — DİE ... İN ..., Alman Hastalık Kasası'nın) Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan %15 Kusur durumuna göre yasal faizi hariç 1.149,90 TL (7.666,00 TL x 15/100 = 1.149,90 TL) alacaklı olduğu, Bu meblağın Talep Tarihi (23/09/2010) ile Dava Tarihi (10/05/2019) arası yasal faizinin 905,83 TL, Talep Tarihi (23/09/2010) ile İcra Takibi Başlatılan Tarih (04/08/2011) arasındaki yasal faizinin ise 90,55 TL olduğu, Mahkeme tarafından SGK'nın SUT'a göre ödeme yapması yönünde hüküm kurulması halinde; diğer davalılar için %15 Kusur Oranına Göre Hesaplanan 16.339,35 TL'nin Talep Tarihi (23/09/2010) İcra Takibi Başlatılan Tarih (04/08/2011) arasındaki yasal faizinin (%9) 1.286,72 TL, toplamının 16.339,35 TL (asıl) + 1.286,72 TL (faiz)  17.626,07 TL olduğu, Mahkemenin aksi yönde bir hüküm kurarak resmi fiyatlar (SUT fiyatları) üzerinden değil de fatura tutarı üzerinden ödeme yapılmasına karar vermesi halinde, Davacı Almanya Sigorta Şirketinin (... ... İN ..., Alman Hastalık Kasası'nın), %15 Kusur durumuna göre yasal faizi hariç 17.489,25 TL (116.595,04 TL x 15/100 = 17.489,25 TL) alacaklı olacağı, Bu meblağın Talep Tarihi (23/09/2010) ile Dava Tarihi (10/05/2019) arası yasal faizinin 13.777,16 TL olacağı, 17.489,25 TL (asıl) + 13.777,46 TL (faiz) = 31.266,41 TL toplam alacağın poliçe limiti dâhilinde olduğu, Bu meblağın Talep Tarihi (23/09/2010) ile İcra Takibi Başlatılan Tarih (04/08/2011) arasındaki yasal faizinin ise 1.377.28 TL olacağı, 17.489,25 TL (asıl) + 1.377,28 TL (faiz) = 18.866,53 TL toplam alacağın poliçe limiti dâhilinde olduğu, fatura tutarına göre döviz kuru üzerinden hesaplama yapıldığında; davacının alacağının faizi hariç 38.716,60 Euro (Taleple Bağlılık İlkesi Gereği) x %15 (Kusur Oranı) = 5.807,49 Euro olacağı, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 99. maddesi doğrultusuna ödemenin döviz kuru üzerinden yapılması istenebileceğinden; yukarıda Yabancı Para üzerinden de hesaplama yapıldığı, Faiz Başlangıç Tarihi olarak 11/05/2015 tarihli dava dilekçesinde herhangi bir talepte bulunulmadığı için Faiz Başlangıç Tarihinin (Temerrüt Tarihinin) ... Sigorta A.Ş. Ve diğer davalılar için Dava Tarihi (10/05/2019) olduğu ancak Mahkeme tarafından kabul edilmemesi halinde talep dilekçesi tarihi (23/09/2010) olabileceği, Dosya içerisinde Davacının Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu'na başvurduğunu gösteren herhangi bir dilekçeye rastlanılamadığından, Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu açısından Faiz Başlangıç Tarihinin (Temerrüt Tarihinin) Dava Tarihi (10/05/2019) olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. 25.02.2011 tarih ve 6111 sayılı Yasa'nın 59 ncu maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 98 nci maddesini başlığı ile birlikte değiştirmiş ve trafik kazasına bağlı olarak gerçekleşen tüm sağlık hizmeti bedellerinin SGK tarafından karşılanacağını, trafik kazalarına sağlık teminatı sağlayan zorunlu sigortalarda, sigorta şirketlerince belirlenen primlerin ve Güvence Hesabı’nca tahsil edilen katkı paylarından belirli bir oranın Sosyal Güvenlik Kurumuna aktarılacağını, yine aynı Yasa'nın geçici 1 nci maddesi de bu Kanun’un yayınlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmeti bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağını düzenlemiştir. 6111 Sayılı Kanunun 59. maddesi ile değişik 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun \"Sağlık hizmet bedellerinin ödenmesi\" başlıklı 98. maddesinin 1. fıkrasında \"Trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmî ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmeti geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır. (Ek cümle: 4/4/2015-6645/60 md.) Ancak, Sosyal Güvenlik Kurumu, bu kapsama girenler yönünden genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmetlerine ilave sağlık hizmetlerini belirler, protez ve ortezler için farklı birim fiyatı tespit eder. Bu sağlık hizmetleri sağlık uygulama tebliğindeki istisnai sağlık hizmetleri kapsamına dâhil edilmez.\" hükmü düzenlemiştir. 6111 Sayılı Kanunun geçici 1. maddesinde ise \"Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedelleri Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır. Söz konusu sağlık hizmet bedelleri için bu Kanunun 59 uncu maddesine göre belirlenen tutarın % 20’sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve Güvence Hesabının yükümlülükleri sona erer.\" şeklinde hüküm içermektedir. Öte yandan, Danıştay 15. Dairesi 2013/773 Esas ve 14/11/2013 tarihli kararı ile önce Trafik Kazaları Nedeniyle İlgililere Sunulan Sağlık Hizmet Bedellerinin Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. bendinde yer alan \"Kurum tarafından Sağlık Uygulama Tebliğinde (SUT) yer alan hükümler doğrultusunda\" ibaresinin yürütmesinin durdurulmasına karar vermiş olup akabinde 2013/773 Esas 2016/1779 Karar ve 16/03/2016 tarihli karar ile ise, dava konusu Trafik Kazaları Nedeniyle İlgililere Sunulan Sağlık Hizmet Bedellerinin Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. bendinde yer alan \"... Sağlık Uygulama Tebliğinde (SUT) yer alan hükümler doğrultusunda\" ibaresinin iptaline karar verilmiştir.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 91. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1 maddesinde, sigortacı poliçede belirtilen aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği düzenlenmiştir. Karayolları Trafik Kanuna göre, zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırmak zorunludur. Sigorta poliçesinde belirtilen, motorlu aracın işletilmesinden kaynaklanan kaza nedeniyle sigorta şirketi zarar görenlerin tedavisi için ödenen giderleri zorunlu olarak teminat altına alır. Sigorta şirketinin, prim ödeyen işleten ve sürücüsünün yasadan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü, 6111 sayılı Yasa ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunmaktadır. 2918 sayılı Yasa'nın 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluğun davalı Sosyal Güvenlik Kurumu'na geçtiğinde kuşku yoktur. Buna karşın belgesiz tedavi giderlerinden sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün sorumlulukları devam etmektedir (Y. 4 HD. 2021/25173 E. 2024/881 K. sayılı ilamı).1-Davalı SGK vekili  görev itirazında bulunmuştur. Somut olayda, davacı kurum Türkiye Cumhuriyeti ile Federal Almanya Cumhuriyeti Arasında Sosyal Güvenlik Konusunda Yapılan Sözleşme’nin 50 nci maddesine ve 6111 Sayılı Kanunun 59. maddesi ile değişik 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98. maddesine göre davalı SGK  aleyhine dava açmıştır.<br> ZMSS sigortacısı aleyhine açılan davada 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1483/I. Maddesine dayanılmıştır. İşleten ve sürücü  aleyhine açılan davada ise haksız fiil sorumluluğuna ilişkin TBK nın 49. Maddesine dayanılmıştır. <br>Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1483/I. maddesinde sigortacıların diğer kanunlardaki hükümler saklı kalmak üzere faaliyet gösterdikleri dalların kapsamında bulunan zorunlu sigortaları yapmaktan kaçınamayacakları belirtilmiş, aynı yasanın 4/I-a maddesinde de, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı açıkça düzenlenmiştir.Somut olayda, davacı Alman sigorta mercii, davalı sigorta şirketinin trafik sigortacısı olduğu aracın karıştığı kaza neticesinde dava dışı sigortalısının yaralandığından bahisle sigortalısına ödediği tedavi giderlerine ilişkin tazminatın davalı sigorta şirketinden rücuen tazminine karar verilmesini talep etmektedir. Bu durumda uyuşmazlık, davalı sigorta şirketi açısından sigorta poliçesindeki miktar ile sınırlı olarak ödeme yapılmasına ilişkin olup, zorunlu sigortanın 6102 Sayılı TTK.nda düzenlenmesine ve aynı yasanın 4. maddesi uyarınca bu kanunda düzenlenen işlerden kaynaklanan hukuk davalarının ticari dava niteliğinde olduğunun kabul edilmesine göre ve diğer davalılar hakkındaki talep yönünden de fiili ve hukuki irtibat bulunması nedeniyle mahkemece yargılamaya devam edilip işin esası yönünden varılacak sonuca göre karar verilmesi yerinde olmuştur.(Y. 17. HD. 30/03/2015 T. 2014/1703 E. 2015/5028 K. Sayılı ilamı)2-Davalı SGK vekili, davacının davalı SGK ya rücu etmesine ilişkin yasal bir dayanak bulunmadığını ve yine yasa gereğince davacının prim aktarımı yapmaması nedeniyle de davacının rücu hakkının bulunmadığını istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür.Türkiye Cumhuriyeti ile Federal Almanya Cumhuriyeti Arasında Sosyal Güvenlik Konusunda Yapılan Sözleşme’nin 50 nci maddesinde yer alan \"(1) Akit taraflardan birinin mevzuatına göre, diğer akit taraf ülkesinde olan bir sigorta vakası dolayısı ile yardıma hak kazanan bir kimse diğer akit taraf nizamlarına göre üçüncü bir şahıstan zararın tazminini istemek hakkına sahip ise, bu hak, ilgili mevzuat dairesinde, yardımı yapacak olan akit tarafın Sosyal Sigorta Merciine intikal eder. (2) Akit taraflardan birinin Sosyal Sigorta Mercii üçüncü bir şahıstan doğrudan doğruya bir tazminat istemek hakkına sahip ise, diğer akit taraf bu hakkı tanır.\" hükmü uyarınca Alman sigorta merciinin aktif dava ehliyeti bulunduğu  anlaşılmaktadır. Rücû hakkınının kapsamı ise, Türk Hukukuna göre belirlenecektir. Dolayısıyla davalı SGK vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. 3-Somut olayda, 01/09/2006 tarihinde Türkiye'de meydana gelen trafik kazası sonucu yaralanan, davacı Alman Sigorta Mercii nezdinde sigortalı olan ...'a yapılan tedavi giderlerinin rücuen davalı SGK dan talep edilmiştir. Dosya kapsamında alınan son teknik bilirkişi raporunda yapılan tespitler gereğince davacı sigortalısının Türk Vatandaşı olması nedeniyle ve yukarıda değinilen yasa değişikliği ile artık SUT kapsamında değil fatura bedeli üzerinden ödeme yapılması gerekeceğinden ve yine geçici 1. Maddede bu Kanun’un yayınlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmeti bedellerinin de Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı düzenlendiğinden ve  2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun \"Sağlık hizmet bedellerinin ödenmesi\" başlıklı 98.  Maddesinde trafik kazası nedeniyle yapılacak ödemede aciliyet şartının aranmadığı anlaşılmakla davalı SGK uygulanan tedavilerin davacının sigortalısının kazadan kaynaklı yaralanması ile uyumlu olduğu tüm tedavi giderlerinden sorumlu olacaktır. Dosyada kapsamında alınan 12.02.2018 tarihli doktor bilirkişi raporunda, trafik kazasına bağlı gelişen tıbbi durum ve sonraki süreçlerdeki tıbbi durumlar sebebiyle yapılmış tedavi giderleri toplamının 47.020,16 Euro olduğu tespit edilmiş olup davacı tarafından da davada 38.771,60 Euro talep edildiğinden somut olayda talep edilen tedavi giderleri miktarının  kazadan kaynaklı yaralanma ile uyumlu olduğu anlaşılmıştır.Davalı SGK nın sorumluluğu 6111 Sayılı Kanunun 59. maddesi ile değişik 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun \"Sağlık hizmet bedellerinin ödenmesi\" başlıklı 98. Maddesinden kaynaklı yasal bir sorumluluk olup trafik kazasından kaynaklanan kaza ile uyumlu tedavi giderlerinden sorumlu olduğundan davacı Türk Vatandaşının yurt dışında ikamet etmesi nedeniyle uğradığı gerçek zararı telafi etmek zorundadır. Dolayısıyla mahkemece Euro üzerinden hüküm kurulması doğru olmuştur.Y. 11. HD. 13.10.2021 T. 2020/769 E. 2021/5982 K. Sayılı İlamı;\"...Davacının zararı yabancı para üzerinden gerçekleştiğine göre Dairemizin 23.09.2013 tarih 2013/11820 E.-16321K. sayılı bozma ilamında da ifade edildiği üzere, mahkemece yabancı para üzerinden tespit edilen tazminatın fiili ödeme günündeki TL karşılığına ve ödeme tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca temerrüt faizine hükmedilmesi gerekirken, bozma ilamının gereği yerine getirilmeksizin yazılı şekilde bilirkişi raporunun düzenlenme tarihindeki döviz kuru esas alınarak tazminatın TL karşılığına hükmedilmesi ve yine yasal faize hükmedilmesi doğru olmamış, davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 23.10.2019 tarih 2018/5268 esas 2019/6645 karar sayılı onama ilamının kaldırılarak, yukarıda anılan gerekçeyle mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.\" şeklindedir.Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin yurt dışında yapılan tedavi gideri ödemesi yönünden sigortalısına döviz bazında ödeme yaptığını belirterek döviz cinsinden yapılan ödemenin tahsil tarihindeki kur karşılığının faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Bu açıklamalardan sonra somut olayda, davacı tarafın talebi ile bağlı kalınarak, kaza sebebi ile davacı sigorta kurumu tarafından ödenen 38.771,60 Euro'dan kusur oranları açısından çelişkiyi gideren denetime ve hükme elverişli 30.10.2020 tarihli bilirkişi heyeti raporundaki davacının %80 oranında kusurlu olduğuna ilişkin tespit gereğince davacının kendi kusuruna isabet eden 31.017,28 Euro mahsup edildiğinde, bakiye 7.754,32 Euro maddi tazminatın fiili ödeme tarihinde Merkez Bankası'nın efektif satış kuru üzerinden belirlenecek olan Türk Lirası karşılığının dava tarihi olan 11/05/2015  tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince işleyecek faizi ile birlikte davalı SGK'dan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmesi yerinde olmuştur. Y. 10. HD. 20.11.2007 T. 2007/7271 E.2007/19426 K. Sayılı ilamı; \"..davalı SGK’nun harçtan bağışık olduğu gözetilmeksizin, davacı tarafından yatırılan başvurma harcının davacı masrafına eklenerek davalı Kurumdan tahsiline şeklinde hüküm kurularak davalının harç ile sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup nedenidir. Ne var ki; bu hususların düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.\"5502 sayılı Kanunun 36. maddesi \"İlgili kanunlarda yer verilmemiş olsa dahi, Kuruma ait taşınır ve taşınmazlar, bunların alım ve satım işlemleri ile Kuruma yapılacak bağış ve yardımlar, Kurumun taraf olduğu davalar, icra kovuşturmaları ile ilâmlar, Kurum tarafından satın alınan taşınmazlar ile ilgili tüm tapu işlemleri, Kurum tarafından yapılan bütün işlemler ve bu işlemler için ilgililere verilmesi veya bunlardan alınması gereken yazı ve belgeler ve bunların suretleri; damga vergisi ve harçlar ile belediyelerde yürütülecek her türlü hizmet karşılığı alınan ücret ve katılma payından müstesnadır.\" şeklinde düzenlenmiş olup buna göre davalı Sosyal Güvenlik Kurumu harçtan muaf olmasına rağmen mahkemece başvurma harcından sorumlu tutulması doğru olmamıştır.Mahkemece, gerekçeli kararda davalı SGK nın harçtan muaf olduğu belirtilerek hüküm kurulmuş ise de, davacı tarafından yatırılan başvurma harcının davacı masrafına eklenerek davalı Kurumdan tahsiline şeklinde hüküm kurularak davalının harç ile sorumlu tutulması doğru olmadığından davalı SGK vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüştür.Açıklanan nedenlerle; davalı SGK vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen sebeplerle kısmen kabulü ile yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından HMK'nun 353/1-b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulü ile, 7.754,32 Euro maddi tazminatın fiili ödeme tarihinde Merkez Bankası'nın efektif satış kuru üzerinden belirlenecek olan Türk Lirası karşılığının dava tarihi olan 11/05/2015  tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince işleyecek faizi ile birlikte davalı SGK'dan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; <br>1-Davalı SGK vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile, İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/275 Esas, 2022/11 Karar ve 07/01/2022 tarihli kararının HMK'nun 353/1b-2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE,2-Davanın KISMEN KABULÜNE-KISMEN REDDİNE,a) davalı SGK yönünden davanın kısmen kabulü ile, 7.754,32 Euro maddi tazminatın,  dava tarihi olan 11/05/2015  tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince işleyecek faizi ile birlikte, fiili ödeme tarihinde Merkez Bankası'nın efektif satış kuru üzerinden belirlenecek olan Türk Lirası karşılığının davalı SGK'dan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,b)Davalı SGK harçtan muaf olduğundan bu davalı yönünden davada kabul edilen miktar bakımından harç alınmasına YER OLMADIĞINA, davacı tarafından bu davalıya yönelik talep miktarına göre yatırılan 997,00 TL peşin harç ile 27,70 TL başvurma harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,c)Davacı tarafından yapılan posta, tebligat ve bilirkişi ücreti olmak üzere  toplam 7,122,10 TL yargılama giderinin davadaki kabul ve red oranına göre 2.848,84 TL'sinin davalı SGK'dan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,d)Davalı SGK tarafından yapılan 21,00 TL yargılama giderinin davadaki kabul ve red oranına göre 12,60 TL sinin davacıdan alınarak davalı SGK'ya verilmesine, kalan kısmın davalı SGK üzerinde bırakılmasına,e)Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. gereğince taktir olunan 23.352,13 TL vekalet ücretinin davalı SGK'dan alınarak davacıya VERİLMESİNE,f)Davalı SGK kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT m.13/3 gereğince 23.352,13 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı SGK'ya VERİLMESİNE,İstinaf Giderleri Yönünden;3-Davalı SGK harçtan muaf olduğundan harç alınmasına YER OLMADIĞINA,4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,5-Davalı SGK tarafından yapılan 350,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı SGK'ya VERİLMESİNE,6-Karar kesinleştiğinde HMK'nun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının taraflara İADESİNE,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile  karar verildi.20/11/2025<br>\t<br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e7d8b891fdb85038","SID":"8c8047fc22eef6f3"}}