{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br> İSTANBUL <br> BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/1302 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/1519<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 30/04/2025<br>NUMARASI\t: 2023/283 Esas, 2025/340 Karar<br>DAVANIN KONUSU: SÖZLEŞMENİN İPTALİ<br>KARAR TARİHİ: 20/11/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:  <br> Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 30/.../2002 tarihinde ...Toplu Konut Yapı Kooperatifinin üyesi olduğunu, kooperatif tarafından müvekkiline verilen daire tahsis belgesine göre İstanbul ili, Pendik İlçesi, ... pafta, A-3 blokta yer alan bir adet dairenin vadedildiğini, ancak müvekkilinin 20 yıldır aidat ödenmesine rağmen vadedilen dairesini alamadığını, kooperatifin yüklenicisi olan davalının, tüm üyelerin deneyimsizliğinden yararlanarak 50'ye yakın üyenin hakkını devir aldığını, müvekkili gibi onlarca üyenin artık kooperatifin amacını gerçekleştireceğinden şüphe duyarak davalıya haklarını devir ettiğini, müvekkili ile davalı arasında 19/04/2022 tarihli geçici devir protokolü yapıldığını, protokole göre müvekkilinin kooperaftifteki haklarına karşılık davalı tarafından müvekkiline hiçbir bedel ödenmediğini, davalı tarafından müvekkilinin kooperatife olan borçları ödenmesi taahhüt edilmiş ise de, dava tarihine kadar hiçbir ödemenin yapılmadığını, davalı taraf ile yapı kooperatifinin birlik olduğunu ve tüm üyeleri bezdirmek için genel kurulda kararlar çıkartıldığını, bu yolla 50'ye yakın üyenin hakkının gasp edildiğini, buna göre davalının gabinin subjektif koşulu olan yararlanma ve sömürme kastının olduğunu, söz konusu genel kurul toplantısı ve öncesinde kooperatif tarafından büyük usule ve hukuka aykırılıklar gerçekleştirildiğini, özellikle 29/06/2022 tarihli genel kurulda ek ödeme niteliğinde olan müvekkilini ve diğer kooperatif üyelerini mali külfete sokacak kararların nisaplara uyulmadan alındığını, yine aynı genel kurulda bazı kişilerin üyelik haklarından edilmesi için özel çaba sarfedilerek insanların müzayaka, bilgi ve tecrübesizliği ile sıkışık durumlarından faydalanılmaya çalışır şekilde hukuka ve hakkaniyete aykırı kararlar alındığını, bu kararlara karşı açılan davanın derdest olduğunu, bu dosyadan alınan bilirkişi raporunda yapılan tespitlerden anlaşılacağı üzere, kooperatif yönetimi ile davalının bir araya gelerek kooperatif üyeleri üstünde muazzam baskı kurarak üyelerin hisselerini ya bedelsiz yada çok düşük bedellerle devir almak için çok ağır yükümlülükler getirildiğini, kooperatif üyelerinden aldığı devirler ile çoğunluğu ele geçiren davalının, kooperatif yönetimi ile birlikte istediği kararları alarak üyeleri ekonomik olarak zora soktuğunu, gabinin objektif koşulu olan edimler arasında aşırı oransızlık bulunduğunu, müvekkili ile davalı arasında yapılan protokole göre davalının devir karşılığında müvekkiline hiçbir bedel ödemediğini, müvekkilinin hakkına düşen dairenin değerinin ise bugün itibari ile en az 3.500.000,00 TL olduğunu belirterek müvekkili ile davalı arasında yapılan 19/04/2022 tarihli devir sözleşmesinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının, ...Konut Yapı Kooperatifinde iki adet hissesinin bulunduğunu, ilk olarak bu iki hisse için davacı ile müvekkili arasında devir protokolü yapıldığını, protokole göre davacının iki hissesini; ödenmeyen eski aidat borçlarının, inşaat maliyet bedellerinin müvekkili tarafından karşılanması ve ayrıca bunlara ilave olarak hisselerin bedeli olarak 900.000,00 TL ödenmesi karşılığında müvekkiline devredeceği konusunda anlaşıldığını, akabinde davacının talebi doğrultusunda 19/04/2022 tarihli ikinci bir protokol akdedilerek ilk protokolün geçersiz kılındığını, bu protokole göre ise, davacının hisselerinden sadece birinin müvekkiline devredileceği ve karşılığında davacının yapı maliyeti ödemeyeceği noktasında anlaşıldığını, ayrıca ilk protokolden itibaren ikinci protokol tarihine kadar müvekkili tarafından yapılan toplam 541.000,00 TL ödemenin iadesine ilişkin haklarının saklı olduğunu, davacının davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, zira edimleri ifa edilen hukuka uygun sözleşme üzerine kooperatif yönetim kurulunun aldığı kararı gereği davacıya ait bir adet hissenin devrinin yapıldığını, müvekkilinin de sonradan bu hisseyi 3. bir kişiye devrettiğini, bu nedenle davacının hisse üzerinde hak iddia edemeyeceğini, müvekkilinin akdedilen protokol gereği dava dışı kooperatif hesabına üyelik aidatı, gider ve yapı maliyetlerini ödediğini, müvekkili tarafından davacının kooperatife ödemesi gereken ek maliyet ve aidat bedelleri ile inşaat yapı maliyeti dahil yaklaşık 1.500.000,00 TL ödendiğini, somut olayda taraflar arasındaki hukuki ilişkide gabin şartlarının bulunmadığını, davacının hissesinin talebi doğrultusunda müvekkili tarafından satın alındığını, kabul anlamına gelememek kaydı ile hisse bedelinin fahiş derecede düşük olduğu iddia edilmekteyse de, devir protokolündeki  tutarın hakkaniyete uygun olduğunu, davacının gabin iddiasını ispatla yükümlü olduğunu, protokol tarihinden sonra emlak sektöründe yaşanan hareketlilik dolayısıyla gabine dayalı olarak işbu dava açılmış ise de, edimler arasında aşırı bir oransızlık bulunmadığını, söz konusu protokolün davacının deneyimsizliğine denk geldiğinden söz edilemeyeceğini, işbu davaya emsal olan kooperatifin başkaca üyeleri tarafından huzurdaki dava ile aynı gerekçe ile açılan aynı talepli davalardan biri olan İstanbul Anadolu 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/656 Esas sayılı dosyasında verilen karar ile davanın reddedildiğini belirterek davanın öncelikle usulden aksi halde esastan reddine karar verilmesini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI:<br>İlk derece mahkemesince; somut olayda kooperatif ile ortak arasındaki sözleşmenin iptali değil, davacı ile davalı arasındaki kooperatif hisse devrinin iptalinin söz konusu olduğu, bu nedenle eldeki davanın mutlak ticari dava olmadığı gibi, davacının tacir olmadığı ve uyuşmazlığın nispi ticari dava niteliğinin de bulunmadığı, bu nedenlerle davanın genel yetkili mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiği gerekçelerine istinaden mahkemenin görevsiz olduğundan bahisle dava şartı noksanlığından davanın usulden reddine dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ:<br>Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; tacir olan müvekkili ile kooperatif üyesi olan davacı arasındaki kooperatif hisse devri sözleşmesinin iptali talebine ilişkin uyuşmazlığın çözümü bakımından Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:<br>Dava, kooperatif hissesinin devrine yönelik yapılan sözleşmenin aşırı yararlanma (gabin) hukuki sebebine dayalı olarak iptali  istemine ilişkindir.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.6102 sayılı TTK'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirileceği belirlenmiş olup anılan Kanunun 5. maddesinde ise Asliye Ticaret Mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grupta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olup nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davalarıdır. Bunlar dışında üçüncü grup ticari davalar ise, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Ayrıca mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nun 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmış olup bunlar yanında özel kanunlarında ticari dava olarak belirlenmiş davalar da kanun gereği ticari dava sayılan davalardandır. Mutlak ticari davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz.Somut olayda, davacı ile davalı arasında yapılan 19/04/2022 tarihli devir sözleşmesinin TBK'nun 28. maddesi uyarınca aşırı yararlanma (gabin) hukuksal sebebine dayalı iptali talep edilmiş olup uyuşmazlığın çözümünde TBK'da yer alan aşırı yararlanmaya dair hükümler uygulanacaktır. Davada üyeliğin tespiti veya devri ile ilgili bir talep bulunmadığından, uyuşmazlıkta Kooperatifler Hukukunu ilgilendiren bir durum bulunmamaktadır. Nitekim aynı nedene dayalı olarak açılan davaya ilişkin Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2012/2206 Esas, 2012/3518 Karar sayılı emsal kararında da  uyuşmazlığın çözümünün Kooperatifler Hukukunu ilgilendirmediğine değinilmiştir. Bu nedenle davada genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi görevli olduğundan, mahkemece görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; <br>1-İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/283 Esas, 2025/340 Karar sayılı ve 30/04/2025 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf harcı davalı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.20/11/2025<br>\t<br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a1b916cc1b09b129","SID":"bee874831f34fcec"}}