{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br> İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/1305 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/1463<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br> İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 18/07/2025<br>NUMARASI\t: 2022/177 Esas, 2025/551 Karar<br>DAVA: Kayıt Kabul (İİK 235)<br>KARAR TARİHİ: 06/11/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:   <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki uzun yıllar süren ticari ilişki nedeniyle lpg tank dolum, taşıma, tank imalatı ve bakımı nedeniyle davalıya hizmet verildiğini, verilen hizmetler nedeniyle davalı adına faturalar düzenlendiğini, davalı tarafından faturalardan kaynaklı borçların bir kısmı için çek  verildiğini, ancak çek bedellerinin ve cari hesaptan kaynaklanan fatura bedellerinin ödenmediğini, alacağın iflas masasına kaydı için başvurmalarına rağmen alacağın yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle kayıt başvurusunun iflas masası tarafından reddedildiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 8.721.854,72 TL nin iflas masasına kayıt kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın hak düşürücü sürede açılmaması nedeniyle reddi gerektiğini, alacaklı tarafında masaya sunulan belgeler alacağı tevsik edici mahiyette olmadığından ve yargılamaya muhtaç olduğundan masa tarafından başvurunun reddine karar verilmesinin haklı nedenle olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece; taraflara ait deliller toplandıktan sonra davacının alacağının olup olmadığının belirlenmesi için bilirkişi incelemesi yaptırıldığını, bilirkişi raporunda davacının iflas tarihi itibariyle davalıdan alacağı olduğunun tespit edildiği, müflis hakkındaki iflas kararı kesin olarak kaldırılmış olduğundan somut uyuşmazlıkta kayıt kabul davasının konusu yargılama evresinde ortadan kalktığından davanın esası hakkında  karar verilmesine yer olmadığına, davalı aleyhine yargılama giderlerine ve vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmiştir.\t\t<br>İSTİNAF NEDENLERİ<br>Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; süresinde açılmayan davanın öncelikle usulden reddi gerektiğini, davacının 23.12.2022 tarihli bilirkişi incelemesine defterlerini süresinde ibraz etmediğini, bilirkişi incelemesi sonrasında alınan bilirkişi raporuna da itiraz etmediğini, dolayısıyla ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının ilk bilirkişi raporuna itiraz etmemesi nedeniyle kendileri lehine usuli kazanılmış hak oluştuğunu, talimat dosyasına sunulan e-defterlerin delil niteliğine haiz olmadığını, davacının defterlerini süresinde ibraz etmediğini, davacının rapora karşı beyan dilekçesinde alacak davası gibi talepte bulunmasına itiraz ettiklerini, davacıya herhangi bir borçları bulunmadığından raporda tespit edilen borç miktarını kabul etmediklerini, kabul anlamına gelmemek üzere davacının talep ettiğinden daha az miktarın raporda tespit edildiğini, raporlardaki aleyhe hususlara da itiraz ettiklerini, mahkemece süresinde sunulmayan davacı defterlerine dayanılarak 4 ayrı bilirkişi raporu alınarak sonrasında müvekkili aleyhine hüküm verildiğini, yargılama boyunca itirazlarının dikkate alınmadığını, iflasın kaldırılması nedeniyle konusuz kalan davada davasını ispat edemeyen davacı lehine yargılama giderlerine ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddi ile davacı aleyhine yargılama giderlerine ve vekalet ücretine hükmedilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:<br>HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususları da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, İİK'nun 235. maddesi gereğince açılan sıra cetveline itiraz (kayıt kabul) davasıdır.2004 sayılı İİK'nun 235. maddesinde, sıra cetveline itiraz edenlerin, cetvelin ilanından itibaren 15 gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecbur oldukları, 223. maddenin üçüncü fıkrası hükmünün mahfuz olduğu belirtilmiştir. Maddede düzenlendiği üzere, sıra cetveline itiraz davası açma süresi 15 gündür. Süre, sıra cetvelinin ilanından itibaren başlar. İİK 166. maddedeki gazetelerde yapılan ilanlardan en son ilan tarihinden itibaren işlemeye başlar. İflas masasına alacak yazdırırken, tebligatı kabulü elverişli adres gösterilerek, Adalet Bakanlığınca çıkarılan tarifede gösterilen yazı ve tebliğ giderlerini avans olarak vermek suretiyle, İflas idaresince alınacak kararların kendisine tebliğ edilmesini istemiş olan alacaklılara, alacaklarının kabul veya ret edildiği ayrıca tebliğ edilir (İİK 223. Md). Bu alacaklılar için sıra cetveline itiraz davası açma süresi, sıra cetvelinin ilanından itibaren değil, bu tebligatın yapıldığı tarihten itibaren işlemeye başlar.İflas dosyasından verilen cevaba göre, sıra cetvelinin 22.02.2022 tarihli ticaret sicil gazetesinde ilan edildiği anlaşılmıştır. Davacı vekilinin iflas dosyasına tebliğ gideri yatırmadığı gözetildiğinde, davanın son ilan tarihi olan 22.02.2022 tarihinden itibaren 15 gün içinde açılması gerekir. Somut olayda, davanın 07/03/2022 tarihinde hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Davalı şirket hakkında bu dava öncesinde açılan konkordato davasında, 25.10.2021 tarihli duruşmada davanın reddi ile davalı şirketin iflasına karar verilmiştir. Davacı alacak başvurusu kaydını, öncelikle davalı iflas masasına yapmış olup iflas masası tarafından alacağın yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.Davalı şirket hakkında verilen iflas kararı, BAM kararıyla 22.06.2022 tarihinde kaldırılmıştır. Kaldırma ilamı sonrasında mahkemece, sadece davalı şirketin konkordato talebinin reddine verilmiştir. Bu kararın istinaf edilmesi üzerine 21/12/2022 tarihli kesin nitelikli BAM ilamı gereğince davalı şirketin konkordato talebinin reddi kararı kesinleşmiştir. Dolayısıyla iş bu davanın açıldığı 07/03/2022 tarihinden, iflas kararının kaldırıldığı 22.06.2022 tarihine kadar yargılamaya kayıt kabul davası olarak devam edilmiştir.\"Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda (6100 sayılı Kanun/HMK) “usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Konu, yargı içtihadı ile gelişmiştir. Bu  kurum davaların  uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.\" (Yargıtay HGK'nın 2018/10(21)-94 Esas, 2021/111 Karar sayılı kararı) HMK’nın “Bilirkişi raporuna itiraz” başlıklı 281. maddesinin birinci fıkrasında “Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler.” hükmü mevcuttur.Bir tarafın bilirkişi raporuna itiraz etmemesi ile diğer (bilirkişi raporuna itiraz eden) taraf lehine usulî kazanılmış hak doğar. Yani, bir taraf bilirkişi raporuna itiraz etmez, diğerinin itirazı (veya mahkemenin kendiliğinden gerekli görmesi) üzerine yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılır (veya aynı bilirkişiden ek rapor alınır) ve ikinci bilirkişi raporu (veya ek rapor) birinci rapora itiraz edenin daha da aleyhine olursa, ilk rapora itiraz etmeyen taraf bakımından ilk bilirkişi raporu kesinleştiğinden ve bununla diğer (itiraz eden) taraf lehine usulî kazanılmış hak doğduğundan, mahkemenin ilk bilirkişi raporuna göre karar vermesi gerekir (Kuru, B., Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s. 2753)27.02.2023 tarihli bilirkişi raporunda; davacı ve davalı şirketin inceleme gün ve saatinde mahkeme kaleminde hazır bulunmadığı, ticari defterleri ve dayanağı belgeleri ibraz etmediği, huzurdaki davanın konusunun kalmadığı, dosyaya sunulu belgelerle davanın açılmasına kimin sebebiyet verdiğinin belirlenmesinin mümkün olmadığı yönünde görüş bildirilmiştir.Mahkemenin 2 nolu celsesinde, davacı tarafın hazır olduğu celsede taraf ticari defterlerinin incelenmesi yönünde bilirkişi incelemesine karar verilmiştir. Bu ara karar taraflara tebliğ edilmiş olup her iki taraf da defterlerini inceleme günü 23.12.2022 tarihinde mahkemeye sunmamıştır. Bilirkişi incelemesinden sonra düzenlenen 27.02.2023 tarihli bilirkişi raporu, taraflara tebliğ edilmesine rağmen her iki taraf da bilirkişi raporuna karşı bir beyanda bulunmamıştır. 3. celse davacı davayı takip etmediğinden mahkemece dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir. Kayıt kabul davalarında, ispat yükü, kural olarak, hakkının tanınmasını isteyen davacı alacaklıda olup, davacı alacağının mevcudiyetini gerçek bir hukuki ilişkiye dayandığını sonradan düzenlenmesi mümkün olmayan ve birbirini doğrulayan delillerle ispatlaması gerekir. Somut olayda, her iki taraf da ticari defterlerini bilirkişi incelemesine ibraz etmediğinden davacı taraf davalıdan alacaklı olduğunu ispat edememiştir. Öte yandan 27.02.2023 tarihli bilirkişi raporunda, dosyaya sunulanlar kapsamında davacının davalıdan alacaklı olduğu tespit edilememiştir. Bu rapora karşı, davacı tarafından itiraz edilmediğinden artık bu bilirkişi raporu kesinleşmiş olacağından bu durum davalı lehine usuli kazanılmış hak oluşturacaktır. Bu nedenlerle, mahkemece, konusuz kalan davada, davalı lehine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesi gerekirken yukarıda yazılı şekilde karar verilmesi yerinde olmamıştır.Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının HMK'nun 353/1.b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm tesisi ile dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davalı lehine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M\t:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere,<br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/177 Esas, 2025/551 Karar ve  18/07/2025 tarihli kararının HMK'nun 353/1.b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE,2-a)Yargılama aşamasında konusuz kalan dava hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,b)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,d)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,e)Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konu hakkında karar verilmesine YER OLMADIĞINA,  f)Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince takdir olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,İstinaf Giderleri Yönünden3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken istinaf harçları davalı tarafından yatırıldığından başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,4-Davalı tarafından yatırılan 2.298,50 TL istinaf harçları ile yapılan 270,00 TL istinaf yargılama gideri olmak üzere toplam 2.568,50 TL'nin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,6-HMK'nun 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının hüküm kesinleştikten sonra yatıran tarafa İADESİNE, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 164. fıkrası gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde Temyiz Kanun Yolu Açık olmak üzere üye hakim ... ...'nun karşı oyu ile oyçokluğuyla karar verildi.06/11/2025<br>MUHALEFET ŞERHİ:<br>Kayıt kabul davalarında, ispat yükü, kural olarak, hakkının tanınmasını isteyen davacı alacaklıda olup, davacı alacağının mevcudiyetini gerçek bir hukuki ilişkiye dayandığını sonradan düzenlenmesi mümkün olmayan ve birbirini doğrulayan delillerle ispatlaması gerekir. Kambiyo senetleri kural olarak illetten mücerret sayılsalar da, bunlar tek başına alacağın varlığını ispata yeterli olmayıp, bunlara dayalı olarak iflas masasına kayıt isteyen alacaklının alacağını, yukarıdaki ilkelere göre ispatlaması gerekir. Çeklerin ve bonoların hangi alacak nedeniyle verildiği hususu davacı yanca kanıtlanmalıdır. Bu durumda davacı, kayıt başvurusunda bulunulan çeklerin hangi hukuki ilişkiye dayanarak elinde bulundurulduğunu kanıtlamalıdır. (Y. 6. HD. 01.07.2024 2023/2297 E. 2024/2382 K. Sayılı ilamı)Davacı şirket ticaret sicil adresinin Osmaniye ve davalı şirket adresinin Maltepe/İstanbul olduğu dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden anlaşılmıştır.Davalı şirket hakkında bu dava öncesinde açılan konkordato davasında, 25.10.2021 tarihli duruşmada davanın reddi ile davalı şirketin iflasına karar verilmiştir. Davacı alacak başvurusu kaydını, öncelikle davalı iflas masasına yapmış olup iflas masası tarafından alacağın yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.Davalı şirket hakkında verilen iflas kararı, önce BAM kararıyla 22.06.2022 tarihinde kaldırılmıştır. Kaldırma ilamı sonrasında ilgili mahkemece sadece davalı şirketin konkordato talebinin reddine verilmiştir. Bu kararın istinaf edilmesi üzerine 21/12/2022 tarihli kesin nitelikli BAM ilamı gereğince davalı şirketin konkordato talebinin reddi kararı kesinleşmiştir. Dolayısıyla iş bu davanın açıldığı 07/03/2022 tarihinden, iflas kararının kaldırıldığı 22.06.2022 tarihine kadar yargılamaya kayıt kabul davası olarak devam edilmiştir.Mahkemenin 2 nolu celsesinde davacı tarafın hazır olduğu celsede taraf ticari defterlerinin incelenmesi yönünde bilirkişi incelemesine karar verilmiş olup bu ara karar davalı şirkete de tebliğ edilmiş olup her iki taraf da defterlerini inceleme günü 23.12.2022 tarihinde mahkemeye sunmamıştır. 27.02.2023 tarihli bilirkişi raporunun taraflara tebliğine rağmen her iki taraf da rapora karşı beyanda bulunmamıştır. 3. Celse davacı davayı takip etmediğinden dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir. 5 nolu celsede, davacı vekili fiziken ticari defterleri ibraz edemeyeceklerini belirterek şirket merkezi Osmaniye'ye talimat yazılmasını talep etmiş olup mahkemece talimat yoluyla davacı defterlerinin incelenmesi yönünde ara karar oluşturulmuştur.  05.01.2024 tarihli talimat raporunda, davacının 6.504.483,63 TL alacaklı olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Davacı vekili, enflasyon ortamı nedeniyle her kadar kabul etmeseler de raporda belirlenen miktar üzerinden alacağın avans faiziyle tahsiline karar verilmesi yönünde rapora karşı beyanda bulunmuştur. Davalı vekili ise, davacının ilk bilirkişi raporuna itiraz etmemesi nedeniyle kendileri lehine usuli kazanılmış hak oluştuğunu, talimat dosyasına sunulan e-defterlerin delil niteliğine haiz olmadığını, davacının defterlerini süresinde ibraz etmediğini, davacının alacak davası gibi talepte bulunmasına itiraz ettiklerini, davacıya borçları bulunmadığından raporda tespit edilen borç miktarını kabul etmediklerini, kabul anlamına gelmemek üzere davacının talep ettiğinden daha az miktar tespit edildiğinden konusuz kalan davada yargılama giderlerinin kısmi alacağa göre belirlenmesi gerektiğini belirterek rapora itiraz etmiştir. Davacı şirketin adresi Osmaniye'de olduğundan mahkemece davacı şirket adresi itibariyle talimat yazılarak rapor aldırılması gerekirken davacı yönünden de İstanbul'da bilirkişi incelemesi yapılmasına dair ara karar oluşturulması doğru olmadığından davalının usuli kazanılmış hak iddiası belirtilen nedenle yerinde değildir. Ayrıca bilirkişi incelemesine esas olmak üzere davalıya yapılan ihtaratlı tebligata rağmen davalı tarafından ticari defterler bilirkişi incelemesine ibraz edilmediğinden davalı taraf defter ibrazından vazgeçmiş sayılacaktır. Dolayısıyla davalı tarafın, davacının ticari defterlerini ibraz etmemesi nedeniyle davasını ispatlayamadığından davanın reddi gerektiği ve davacının bilirkişi raporuna itiraz etmemesi nedeniyle müvekkili lehine usuli kazanılmış hak doğduğu yönündeki itirazlarının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.7 nolu celsede, davalı defterlerinin incelenmesine karar verilmiş olup usulüne uygun olarak inceleme gün saati davalı vekiline tebliğ edilmiştir. Ancak davacı tarafından bilirkişi ücretinin yatırılmaması, tarafların incelemeye katılmaması ve davalı tarafından ticari defterlerin bilirkişi incelemesine sunulmaması nedenleriyle 28.06.2024 tarihli bilirkişi incelemesinin yapılamadığı anlaşılmıştır.Davacı vekili birlikte bilirkişi ücretini yatırdığını beyan ederek celse arasında bilirkişi incelemesi yapılması yönünde   Davacı vekili tarafından 8 nolu celse öncesinde, 19.09.2024 tarihli beyan dilekçesi ile davacı tarafından davalının ticari defterlerine delil olarak dayanılmadığından  bilirkişi ücretini davalının yatırması gerektiği ve bilirkişi ücretinin yatırılması konusunda kesin süre ihtarının ara kararda bulunmadığı ileri sürülerek her ne kadar bilirkişi ücretinin yatırılmasından davalı taraf sorumlu olsa da kendilerinin bilirkişi ücretini dosyaya yatırdıklarını beyan ederek mahkemeden yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılması yönünde talepte bulunmuştur. 8 nolu celsede, davalı vekili, davacı tarafın ticari defterlerini fiziki olarak tuttuğunu beyan etmesine rağmen, mahkemece talimat yoluyla yaptırılan bilirkişi incelemesine de flaş bellek içinde e-defter sunarak gerçek dışı beyanda bulunduğu savunularak kesin sürede davacı tarafından bilirkişi ücreti dosyaya yatırılmadığından yeniden bilirkişi incelemesi yapılmasına onaylarının bulunmadığı beyan edildikten sonra Mahkemece, heyet değişikliği nedeniyle dosyanın incelemeye alınmasına karar verilerek duruşma talik edilmiştir.Mahkemece, celse arasında davacı vekili tarafından dosyaya sunulan beyan dilekçesinden sonra 01.10.2024 tarihli ara karar ile yeniden davalının defterlerinin incelenmesine karar verilmiş olup usulüne uygun olarak inceleme gün ve saati davalı vekiline tebliğ edilmesine rağmen davalı tarafından ticari defterler bilirkişi incelemesine sunulmamıştır. Ancak 18.04.2025 tarihli bilirkişi raporunda, konkordato davasında komiserlik yapan bilirkişi tarafından konkordato dosyasındaki mali tespitlere göre yapılan hesap neticesinde davalının davacıya 516.499,53 TL borçlu olduğu tespit edilmiştir.Davalı vekili rapora itirazında, önceki itirazlarını yineleyerek davacıya müvekkilinin borcunun bulunmadığı belirtilerek davacının davasını ispat edememesi nedeniyle öncelikle davanın reddi gerektiği, aksi halde bilirkişi raporunu kabul anlamına gelmemek kaydıyla raporda davacının talep ettiğinden daha az miktarda alacağın tespit edildiği beyan edilerek konusuz kalan davanın reddi ile dava açmakta davacının kusurlu olması nedeniyle davacının yargılama giderlerinden sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili ise rapora itiraz dilekçesinde, 21.12.2022 tarihli kesin  nitelikli BAM kararı ile davalı şirketin iflas kararının kaldırılmasının kesinleştiğini, davanın açılmasına ilk başta verilen iflas kararının neden olduğunu, uzun yıllar süren ticari ilişki nedeniyle davalıdan konkordato tarihini de geçen çeklerin alındığını, bu çeklere ilişkin olarak dayanak faturaların davalıya düzenlendiğini, davacı kayıtlarında yer alan faturaların davalı tarafından itiraz edilmeksizin kabul edildiğini, ticari ilişki karşılığında faturaların düzenlendiğini, karşılığında da çeklerin alındığını belirterek itirazlarını gözetir şekilde raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmesi için yeni bir rapor alınmasını talep etmiştir.Mahkemece 12 nolu celsede, davalı defterleri incelenerek talimat raporu da dikkate alınarak dosya üzerinden rapor alınmasına, davalı defterlerinin incelenmesi için bilirkişilere yerinde inceleme yetkisi verilmesine karar verilmiş olup 02.07.2025 tarihli bilirkişi heyet raporunda, iflas kararının kaldırılması nedeniyle kayıt kabul davasının konusuz kaldığı, davacının davalıdan iflas tarihi itibariyle 6.504.483,63 TL alacaklı olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. 02.07.2025 tarihli bilirkişi heyet raporunda ise, mahkeme ara kararına rağmen davalı şirket defterlerinin yerinde incelenemediği belirtilerek davalı şirket kayıtlarının 18.04.2025 tarihli bilirkişi raporundan alınarak hesaplama yapıldığı izah edilmiştir. 02.07.2025 tarihli bilirkişi heyet raporu, taraflara 09.07.2025 tarihinde tebliğ edilmiş olup 18.07.2025 tarihli karar celsesinde, davalı vekili bilirkişi raporlarını kabul etmediklerini ve önceki itirazlarını tekrarladıklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.Davacı vekili ise, karar duruşması öncesinde mazeret dilekçesiyle birlikte öncelikle duruşmanın ertelenmesini, aksi halde karar verilecekse önceki beyanları doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, iflas kararının kaldırılması nedeniyle konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına ve davanın başlangıcında bilirkişi incelemesine göre iflas tarihi itibariyle davacının davalıdan alacaklı olduğunun tespit edilmesi nedeniyle davalı aleyhine vekalet ücreti ile yargılama giderine hükmedilmiştir.Karar davalı vekili tarafından, yukarıda belirtilen itirazlar tekrar edilerek istinaf edilmiştir.Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda, davacı şirketin adresi Osmaniye'de olduğundan davalının usuli kazanılmış hak iddiası yerinde olmadığı gibi davalıya yapılan ilk bilirkişi incelemesine esas olmak üzere ihtaratlı tebligata rağmen davalının ticari defterlerini dosyaya ibraz etmediği, böylece davalının defter ibrazından kendisinin vazgeçmiş sayılması gerekeceğinden davalı itirazlarının yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.Dosya kapsamında alınan talimat bilirkişi raporu ile dosya üzerinden alınan son bilirkişi heyeti raporu hükme ve denetime elverişli olup davacının davalıya düzenlediği faturalar karşılığında davalıdan çekler aldığı, cari hesap ve çekler nedeniyle davacının davalıdan 6.504.483,63 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir.Y. 19. HD. 08.02.2008 tarihli 2007/9256 E. 2008/964 K. sayılı ilamı; \"Dava, sıra cetveline itiraz (kayıt-kabul) davası olup, bu davayla ilgili karar verildikten sonra Kooperatif hakkındaki iflâs kararının Kadıköy Asliye 4’üncü Ticaret Mahkemesi tarafından kaldırıldığı ve hükmün de 27.7.2007 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.Mahkeme kararına dayanak yapılan 17.05.2007 tarihli bilirkişi kurulu raporunda; muadil daire bedeli olarak hesaplamaya esas alınan Kooperatifin C Blok 7 Numaralı Dairesinin içinin yapılı olduğu belirtilmiştir. Davalı vekili ise bilirkişi raporuna yaptığı itirazlarda; dairelerin üyelere kaba inşaat şeklinde teslim edildiğini, pencere, kapı, badana, mermer, fayans, parke, marley, armatür, boya, badana, mutfak dolapları gibi kısımlarının üyeler tarafından yapıldığını, kooperatifin daireleri üyelere dört duvar olarak teslim ettiğini beyan ederek, dilekçesine bu konudaki Kooperatif Genel Kurul toplantı tutanağı ile üyelerle yapılan protokollerin fotokopisini eklemiştir. Gerek bilirkişi raporunda gerekse mahkeme kararının gerekçesinde davalı vekilinin bilirkişi raporuna yaptığı ve temyiz nedeni olarak da ileri sürülen itirazlar hakkında açıklama bulunmamakta olup, eksik inceleme ile hüküm kurulması usul ve yasaya aykırılık teşkil eder.O halde mahkemece yapılacak iş; davalı Kooperatif hakkında verilen iflâs kararının kesinleşmesi nedeniyle bozmadan sonra davaya alacak davası olarak devam edilerek, davacı vekilinin bilirkişi raporuna karşı itirazları da dikkate alınmak suretiyle yapılacak incelemeye göre, ulaşılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar vermekten ibarettir.\" şeklindedir. Davalı şirket hakkında verilen iflas kararı, yargılama devam ederken ortadan kalkmıştır. 05.01.2024 tarihli talimat bilirkişi raporunda, davacının davalıdan 6.504.483,63 TL alacaklı olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Davacı vekili, bu rapora karşı sunduğu beyan dilekçesinde, her kadar raporda belirlenen miktarı kabul etmeseler de enflasyon ortamı nedeniyle raporda belirlenen 6.504.483,63 TL üzerinden alacağın avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.  Davacı davada, 8.721.854,72 TL nin iflas masasına kayıt kabulüne karar verilmesini talep etmiş olup yargılamada yukarıda açıklandığı üzere davacının 6.504.483,63 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Mahkemece, davalı şirket hakkında yargılama sırasında iflas kararı kalkmış olduğundan yukarıda değinilen Yargıtay ilamı doğrultusunda yargılamaya alacak davası olarak devam edilerek bir karar verilmesi gerekirken davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi doğru olmamıştır. Ancak istinaf kanun yoluna davalı taraf başvurduğundan kanun yoluna başvuran aleyhine hüküm tesis edilemeyeceğinden bu hususa değinilmekle yetinilmiştir.Neticeten, davacı tarafından 8.721.854,72 TL nin iflas masasına kayıt kabulüne karar verilmesi talep edilmiş olup davacının davalıdan 6.504.483,63 TL alacaklı olduğu ise yukarıda belirtilen gerekçelerle yargılama sırasında tespit edilmiştir. Dolayısıyla davanın başlangıcındaki haklılık durumuna göre, davada her iki tarafın da kısmen de olsa haklı olduğu ortaya çıkmıştır. Bu nedenlerle, her iki taraf aleyhine davadaki haklılık oranına göre yargılama giderlerine ve her iki taraf vekili lehine de maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken ilk derece mahkemesince davacı lehine yargılama giderine ve vekalet ücretine hükmedilmesi yerinde olmamıştır.Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm tesisi ile davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, davadaki haklılık durumuna göre her iki taraf aleyhine yargılama giderlerine ve her iki taraf vekili lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun aksi yöndeki görüşüne muhalif kaldığımı bildiririm.<br> <br>\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8f7ed4e4c505bd91","SID":"fa2e70fadababe12"}}