{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/1457 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/1786 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br> B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ :  İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI\t:  2023/467 Esas - 2025/289 Karar <br>TARİH: 25/03/2025<br>DAVA: İtirazın İptali<br>KARAR TARİHİ: 06/11/2025                                                        <br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Mezkur icra takip dosyasını başlatanın ilk şirket ...Yönetim A.Ş. Olduğu, ...Bankası T.A.Ş. , Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) 'ye 2002'de geçince, TMSF, mezkur bankanın tüm alacaklarını 02.02. 2006'da ...Yönetim A.Ş.'ye temlik ettiği, ... ... ise ekte sunduğumuz Ticaret Sicil Gazetesi birleşme evrakında görüldüğü üzere 06.03.2017'de ...Yönetimi A.Ş. İle birleştiği, ...Yönetim A.Ş. Bu birleşme ile tasfiyesiz infisah ettiğinden bu tarih itibariyle yönetim bünyesindeki tüm alacakların takibi ... ... Yönetim A.Ş.'ye geçtiği, temlik eden ...Bankası T.A.Ş. tarafından \"Genel Kredi Sözleşmeleri\"ne istinaden, davalı/ borçlu şirket ve gerçek kişi müşterek borçlu ve müteselsil kefaleti ve icra takibindeki diğer borçluların müşterek borçlu ve müteselsil kefaleti ile teminat mektupları kredisi uyarınca borçlu kişi ...'ın fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla takipte kesinleşen asıl alacak tutarı olan 356.940,14 TL tutar ile sorumlu olduğu, temlik eden ...Bankası T.A.Ş. tarafından borçluya gönderilen Beyoğlu 14.Noterliğinin ... yevmiye numaralı 14.08.1998 gönderim, 20.08. 1998 tebliğ tarihli ihtarnamesi ile genel kredi sözleşmeleri gereğince borçlunun kat edilen hesapları uyarınca nakdi kredi borcu ve gayri nakdi kredi borcunun tebliğden itibaren 1 gün içinde ödenmesi ihtar edilmiş olmasına rağmen davalı borçlu tarafından işbu borç tutarı ödenmeyerek temerrüte düştüğü, davalı/ Borçlu hakkında İstanbul 9. İcra Dairesi ... E. (Eski esas 2020/8458 E.) sayılı icra dosyası ile yenilenip icra takibine devam edildiği, mezkur icra takip dosyasına ; ...'ın 28/04/2023 tarihinde, haksız, mesnetsiz, usul ve yasaya aykırı olarak itiraz ettiği, Tarafımızca ticari dava şartı Arabuluculuğa başvurulmuş ve 2023/56457 Arabuluculuk numarası ile Arabuluculuk toplantısı yapılmış ve fakat davalı/ borçlunun usulüne uygun tebligata rağmen toplantıya katılmaması nedeniyle müspet bir sonuç alınamadığı, davalı/ Borçlunun, müvekkil şirkete borçlu olduğu müvekkil şirkete ait ticari defterlerin, Kredi sözleşmelerindeki imzaların incelenmesiyle açıklığa kavuşacağı, ihtiyati haciz ve tedbir talebimiz hakkında Müvekkil alacaklı şirketin alacağının temini bakımından; Borçlunun davaya konu mezkur icra takibine itiraz ederken ödemeye ilişkin hiç bir belge sunmaması yargılama sürecinde mal kaçırma ihtimali ve böyle bir durumda ilerde verilecek olan kararın infazının mümkün olmayacağı ihtimali göz önüne alınarak, davalı/ borçlu adına kayıtlı menkul ve gayrimenkul mallar ile 3.kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyati haczine karar verilmesinin talep edildiği, davamızın kabulü ile, davalı borçlunun, İstanbul 9. İcra Dairesi 2023/ ... E. (Eski esas 2020/8458 E.) sayılı dosyasına yapmış olduğu haksız ve kötü niyetli itirazın iptaline, takibin devamına, davalı borçlu aleyhine haksız ve kötüniyetli itirazları nedeni ile takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, davalı/ borçlunun mal kaçırma ihtimali göz önüne alınarak borçlu adına kayıtlı menkul ve gayrimenkul mallar ile 3.kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine kararı verilmesini, yargılama giderleri ile ücret-i vekaletin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin takibe konu kredi borcu ile ilgisinin bulunmadığı, dava dosyasına kredi sözleşmelerinde müvekkilin kefil olarak imzası bulunmakta ise de bu kredi sözleşmelerinin 1997 yılında ... Un ve Makarna Sanayi ve Ticaret AŞ. için oluşturulmuş olan bankomat hesaplarına ait olduğu, Müvekkilin kefil olarak imzasının bulunduğu kredilerinde icraya konu kredi ile ilgisinin bulunmadığı, İstanbul 9. icra müdürlüğü dosyasından icraya konulmuş olan kredinin, müvekkil tarafından kefil sıfatıyla imzalanmış olan kredi ile bir ilgisinin bulunmadığı, Müvekkilin kefil sıfatıyla sorumluluğu sınırlı olup davalı ... Un ve Makarna şirketin bankomat hesaplarına bağlı olarak çekilen tüm kredilerinden sorumlu olmadığı, Borçlar Kanunu madde 589'de kefilin, her durumda kefalet sözleşmesinde belirtilen azami miktara kadar sorumlu olduğunun açıkça belirtildiği, Müvekkili aleyhinde aynı kredi sözleşmesine bağlı olarak şuan açılmış 3 ayrı dava dosyasının ( İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/373 Esas sayılı dosyası, İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/439 Esas sayılı dosyası ile mahkemeniz dosyası) olduğu, alacaklı tarafça neden asıl borçlu olan Besine Un ve Makarna Sanayi Şirketine karşı itirazın iptali davasının açılmamış olduğu, bu şirketten tahsilat yapılıp yapılmadığı, borcun devam edip etmediğinin dahi netleştirilmediği, borcun zaman aşımına uğradığını, davacı tarafça sunulmuş olan kredi sözleşmeleri 1997 tarihli olup müvekkiline de 1998 yılında gönderildiğinden bahisle bir ihtarname sunulduğu, Kredi sözleşmesinin tarihi 1997 olduğu görülmekle icra takibine konu borcun zaman aşımına uğradığı, somut olayda zaman aşımının 10 yıl ile sınırlı olduğu, Zira borcun doğum tarihi olan 1997 yılı itibariyle 10 yıllık zaman aşımının geçerli olduğu, her ne kadar 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile fon alacaklarında zaman aşımı 20 yıl olarak belirlenmiş ise de bu kanunun yürürlük tarihi 2005 olup icra takibine konu borcun doğum tarihinin ise 1997 olduğu, iş bu sebep ile icra takibine konu borcun zaman aşımı 10 yıl olup borç 2007 yılında zaman aşımına uğradığı, İş bu borçtan dolayı ilk defa icra takibinin ise 2013 yılında başlatıldığı, Borç zaman aşımına uğradıktan 6 yıl sonra ilk defa icra takibi başlatıldığı, İş bu husus yanı sıra kefil sıfatı ile icra takibi başlatılan müvekkilin borçtan sorumluluğunun 10 yıl olduğunu,  hükmüne yer verilerek kefaletin 10 yıl ile sona ereceğinin belirlendiğini, alacaklı kötü niyetli olduğunu, alacaklı tarafça sunulan belgelerden borcun doğum tarihinin 1997 olduğu anlaşılmakta olup alacaklı tarafça da müvekkile 1998 yılında hesap kat edilmek için ihtarname gönderildiğinin iddia edildiğini, 1998 yılında müvekkiline ihtarname gönderilmiş ise borcun icra takibine 2013 yılında konulması ve anapara borcu 63.373,03 TL iken Bu borca 279.587,72 TL faiz işletilerek alacak talebinde bulunulmasının kötü niyetlilik taşıdığını, yine icra takibi 2013 yılında başlatılmış iken icra takibinde işlem yapılmayarak bekletildiğini ve 2023 yılında iş bu davanın açıldığını, alacaklının taraf 20 yıllık zaman aşımı olduğunu düşünerek hareket ettiğini ve bu sebeplerle de zaman aşımının sonuna kadar bekleyerek yüksek oranda faiz talebinde bulunabilmeyi amaçladığını, müvekkilinin kefil sıfatı ile borçtan sorumluluğu yalnızca 10 yıl ile sınırlı olduğunu, Tüm bu hususların yanı sıra müvekkilinin kefil sıfatıyla borçtan sorumluluğunun Borçlar Kanunu madde 598 ile 10 yıl ile sınırlı olup müvekkili açısından bu 10 yıllık zaman aşımı süresinin de çoktan dolduğunu, müvekkiline icra takibi öncesi ihtarname gönderilmediğini, bildirimde bulunulmadığını, hesap kat edilmediğini, davalı hakkında mesnetsiz ve kötü niyetli olarak başlatılan davanın reddine, davalı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleriyle vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:<br>İlk Derece Mahkemesi 25/03/2025 tarih ve 2023/467 Esas - 2025/289 Karar sayılı kararında;\"Mahkememizce verilen ara karar gereğince bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup 16/05/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle;Dava dışı ... TAŞ Galata Şubesi ile dava dışı ... Un ve Makarna San ve Tic. AŞ arasında 13.150,00 TL'lik Umumi Kredi Taahhütnamesi/Genel Kredi Sözleşmesinin imzalandığı, davalının sözleşmeyi müşerek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış olduğu, sözleşmeye istinaden dava dışı asıl borçlu firmaya kredi kullandırıldığı, dava dışı ... A.Ş.'nin dava dışı ... Un ve Makarna San ve Tic. A.Ş.'nin riskinden, Tekirdağ Gümrük Müdürlüğü lehine vermiş olan 10.11.1997 tarihli 1664 referans nolu 13.083,00.YTL'lik teminat mektubunun, 05.05.2004 tarihinde (Gümrük Vergisi, KDV, ithal harcı ve faizleri dahil) nakde dönüşmesinden kaynaklanan toplam 63.018,22 TL ile tahsil edilemeyen teminat mektubu komisyon ve ferileri tutarı 354,80 TL'nin ilavesi ile toplam 63.373,03 TL alacak için ihtarname keşide ettiği, davacı ... ... Yön. A.Ş. tarafından 14.04.2023 tarihinde davalı borçlular aleyhinde İstanbul 9. İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosya ile takibe geçildiği,  İş bu takipte;4863.373,03 Asıl Alacak, 279.587,72 İşlemiş Faiz, 413.979,39 BSMV, 4356.940,14 Toplam Olmak üzere asıl alacağa takip tarihinden itibaren 6 27,50 faiz talep edildiği, kefilin sorumluluğunun kapsamını düzenleyen TBK 589. maddenin 1. Fıkrasında “Kefil, her durumda kefalet sozlesmesinde belirtilen azami miktara kadar sorumludur.” hükmü ile kefilin sözleşmede belirtilen azami miktar ile sorumluluğunun sınırlı olduğunun düzenlendiği, takibe konu edilen tazmin olan teminat mektubu Asıl Alacak tutarının (işleyen faiz ve ferilerinin de dahil edildiği) 63.018,22 TL olduğu, ancak davalı kefilin Umumi Kredi Taahhütnamesi'nde 13.150,00 TL kefaletinin olması sebebi ile davacı yanın iş bu kefalete istinaden davacı kefilden 13.150,00 TL talep edebileceği; başka bir deyişle; davalı kefilin temerrüt tarihindeki kefalet limitinden ve kendi temerrüdünün sonuçlarından sorumlu olacağından (kefalet limit kadar) 13.500,00 TL asıl alacak üzerinden sorumlu olması gerektiği kanaatine varılmış olup, takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğunu belirtmiştir.Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre;Dava, davacı alacağının tahsili için başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.Davacı taraf davadışı banka ile davalı arasında imzalanan sözleşme uyarınca davalıya kredi kullandırdıklarını, ihtarnameye rağmen ödeme yapılmadığı için davalı hakkında icra takibi başlattıklarını ileri sürmekte, davalı ise davacıya borcu olmadığı söylemektedir.  Dava dışı ...Bankası T.A.Ş.  ile dava dışı  asıl borçlu  “... Un ve Makarna San. Ve Tic. A.Ş. ” arasında, 10/11/1997 tarihli 2.850,00 TL limitli Umumi Kredi Taahhütnamesi imzalandığı, yapılan limit artırımı sonucunda iş bu sözleşmenin limitinin 13.150,00 TL'ye ulaştığı,  sözleşmeye ... ve ...’ın müşterek borçlu ve  müteselsil kefil olarak imzaladıkları anlaşılmıştır.Davacı vekili, davalı tarafa icra takip dosyasını başlatanın ilk şirketin ...Yönetim A.Ş. olduğunu, ...Bankası T.A.Ş.'nin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) 'ye 2002'de devredildiğni, TMSF'nin mezkur bankanın tüm alacaklarını 02/02/2006'da ...Yönetim A.Ş.'ye temlik ettiğini, davacı ... .....A.Ş'nin 06/03/2017'de ...Yönetimi A.Ş. İle birleştiğini, ...Yönetim A.Ş. Bu birleşme ile tasfiyesiz infisah ettiğinden bu tarih itibariyle yönetim bünyesindeki tüm alacakların takibi ... ... Yönetim A.Ş.'ye geçtiğini, temlik eden ...Bankası T.A.Ş. tarafından \"Genel Kredi Sözleşmeleri\"ne istinaden, davalı/ borçlu şirket ve gerçek kişi müşterek borçlu ve müteselsil kefaleti ve icra takibindeki diğer borçluların müşterek borçlu ve müteselsil kefaleti ile teminat mektupları kredisi uyarınca borçlu kişi ...'ın fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla takipte kesinleşen asıl alacak tutarı olan 356.940,14 TL tutar ile sorumlu olduğu, temlik eden ...Bankası T.A.Ş. tarafından borçluya gönderilen Beyoğlu 14.Noterliğinin ... yevmiye numaralı 14.08.1998 gönderim, 20.08. 1998 tebliğ tarihli ihtarnamesi ile genel kredi sözleşmeleri gereğince borçlunun kat edilen hesapları uyarınca nakdi kredi borcu ve gayri nakdi kredi borcunun tebliğden itibaren 1 gün içinde ödenmesi ihtar edilmiş olmasına rağmen davalı borçlu tarafından işbu borç tutarı ödenmeyerek temerrüte düştüğünü, davalı hakkında İstanbul 9. İcra Dairesi ... E. (Eski esas 2020/8458 E.) sayılı icra dosyası ile yenilenip icra takibine devam edildiğini, icra takip dosyasına davalının 28/04/2023 tarihinde, haksız, mesnetsiz, usul ve yasaya aykırı olarak itiraz ettiğini beyan ederek davanın kabulüne karar verilmesini, davalı vekili müvekkilinin borcu olmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.6098 sayılı TBK'nin 598/3. maddesine göre, bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak 10 yıl geçmesi ile kendiliğinden ortadan kalkar. Davalı kefilin sorumluluğuna gidilebilmesi için dava konusu alacağın dayanağı olan kredi sözleşmesinin 10/11/1997 tarihinde akdedilmiş olduğu,  10/11/2007 tarihi itibariyle bu sözleşmeden kaynaklanan kefalet yükümlülüğünün kendiliğinden sona erdiği kabul edilmelidir. 6101 sayılı TBK'nin Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 1. maddesine göre kural olarak, TBK'nin yürürlüğü girdiği tarihten itibaren önceki fiil ve işlemlere bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmiş ise uygulanması gerektiği ancak temerrüt, sona erme ve tasfiye konularında TBK'nin uygulanacağı düzenlemesi getirilmiştir.6101 sayılı kanunun 5. maddesine göre, TBK'nin yürürlüğü girmesinden önce başlamış hak düşürücü süreler ile zamanaşımı süreleri eski kanun hükümlerine göre tabi olmaya devam eder, ancak bu sürelerin henüz dolmamış kısmı TBK'de öngürülen süreden uzun ise yürürlüğünden başlayarak TBK'de öngörülen sürenin geçmesiyle hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi dolmuş olur.6101 sayılı kanunun 5/2. maddesine göre, TBK ile hak düşürücü süre veya özel bir zamanaşımı süresi ilk defa öngörülmüş olupta başlangıç tarihi itibariyle bu süre dolmuşsa, hak sahipleri TBK'nin yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıllık ek süreden yararlanırlar, ancak bu ek süre TBK'de öngörülen süreden daha uzun olamaz.6101 sayılı kanunun 6. maddesine göre, bu kanunun 5. maddesi uygun düştüğü ölçüde TBK'de öngörülen diğer süreler hakkında da uygulanır. 6101 sayılı kanunun 6.maddesinin gerekçesinde de; \"süreye bağlı hak\" ile \"hak düşürücü süre\"lerin  farklı kavramlar olduğu, süreye bağlı haktaki sürenin, kanunda bu hakkın varlığını sürdürmesi için öngörülmüş olan bir süre olduğu, \"süreye bağlı hak\"taki sürenin, ne zamanaşımı süresi ne de hak düşürücü süre olduğu, bu nedenle de Türk Borçlar Kanununda süreye bağlı haklar için öngörülen süreler hakkında 5 inci maddesinin kıyas yoluyla uygulanacağı ve hak sahibinin, bir yıllık ek süreden yararlanabileceği...\" vurgulanmıştır.Yukarıdaki yasal düzenlemeleri somut olay yönünden değerlendirmek için öncelikle  TBK ile ilk kez getirilen 10 yıllık kefalet süre sınırlamasının hukuki niteliğinin saptanmasında zorunluluk bulunmaktadır.Konu ile ilgili öğretide ortaya konan görüşlere göz atacak olursak;\"...10 yıllık  süre bir zamanaşımı süresi olmadığı için kesilme ve durma söz konusu olmaz. 10 yıllık sürenin tamamlanması ile birlikte kefilin yükümlülüğü kendiliğinden (yasa gereği ortadan kalkar).. Kefalet süresinin dolduğu yargıç tarafından görevinden ötürü göz önünde tutulur..\" (Prof.Dr. C.Yavuz Borçlar Hukuku s.1472 vd)\"... 10 yılın geçmesi ile borç kendiliğinden ortadan kalkar, kefalet için getirilen yasal en yüksek (azami) süreye ilişkin düzenleme başka bir hiçbir hukuk sisteminde bulunmamaktadır. Amaç, kefili belli bir süre geçtikten sonra kefillik bağından kurtarmaktır...\" (Nihat Yavuz, Kefalet Sözleşmesi s.3085 ) \"... Kefilin sorumlu tutulabileceği 10 yılık süre kefalet sözleşmesinin meydana geldiği andan itibaren işlemeye başlar... 10 yıllık süre bir zamanaşımı süresi olmadığına göre kesilme ve durma da söz konusu olmaz...\" (Doç. Dr. Burak Özen Kefalet Sözleşmesi s. 578 vd) \"... Yeni Borçlar Kanununda sona ermeyle ilgili emredici nitelikte hükümler varsa bunlar -sözleşmede örneğin feragat ile ilgili hüküm olsa da olmasa da - 01/07/2012 tarihinden sonraki sona ermelerde uygulanacaktır... (kefalet sözleşmesinde ) 10 yıllık süre daha önce sona ermiş ise yürürlük yasasının 5. Maddesi göz önünde tutulacaktır... Gerçek kişilerin verdiği kefaleti sona erdiren 10 yılın hak düşürücü süre olarak kabul edilip edilmemesi 5. Maddenin uygulanması bakımından farklı sonuçlar verecektir...Hak düşürücü süre olarak kabul edilirse 01/07/2012 tarihinden önce 10 yılı dolduran kefaletlerde alacaklı 5. Maddenin tanıdığı 1 yıllık ek süreden yararlanacak ve 01/07/2013 tarihine kadar kefili dava edebilecektir...(Prof. Dr. Seza Reisoğlu-TBK'nin Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun Bankacılık İşlemleri Açısından Değerlendirilmesi- İstanbul, 15/06/2012-Türkiye Bankalar Birliği Yayını)\"....6101 sayılı TBKYUŞHK'un 5/2. Maddesine göre TBK ile hak düşürücü süre veya özel bir zamanaşımı süresi ilk defa öngörülmüş olup da başlangıç tarihi itibariyle bu süre dolmuşsa, hak sahipleri TBK'nin yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıllık ek süreden yararlanır. Aynı kanunun 6. maddesine göre bu kanunun 5. Maddesi uygun düştüğü ölçüde TBK'de öngörülen diğer süreler hakkında da uygulanacağı belirtilmiştir.(...) Bu iki hüküm birlikte değerlendirildiğinde 01.07.2012'den önce kurulmuş bulunan gerçek kişilerin kefil olduğu kefalet sözleşmeleri derhal 10 yıllık süreye tabi olur(...) bu tarihten önce 10 yıllık süre dolmuşsa(...) alacaklı 01.07.2013 tarihine kadar kefili takip edebilecektir.Bu tarihte ise kefalet sözleşmesi hükümden düşer....\"(Y.Doç.Dr.Serkan Ayan-Kefalet Sözleşmesinde Kefilin Sorumluluğu)Davaya konu somut olayda, yukarıda ifade edildiği gibi  kefaletin oluştuğu tarih 10/11/1997 'dir. Başka bir ifade ile TBK'nın 598. maddesindeki 10 yıllık süre, TBK'nın yürürlüğü girmesinden önce dolmuştur.Yasanın düzenleniş şekli ve öğretideki görüşler dikkate alındığında, 10 yıllık sürenin zamanaşımı süresi olmadığı, 10 yıllık sürenin geçmesi ile kefaletin kendiliğinden ortadan kalktığı kabul edilmelidir Bu sürenin hak düşürücü süre mi yoksa kefaletten kaynaklanan talep hakkının, süreye bağlı bir hak  mı olduğu hususu tartışmalı ise de her iki halde de sonucun değişmeyeceği, zira kefaletteki 10 yıllık sürenin, hak düşürücü süre olduğu kabul edildiğinde  6101 sayılı kanunun 5. maddesinin doğrudan, süreye bağlı hak olduğunun kabulü halinde ise aynı kanunun 6. maddesi yollamasıyla dolaylı olarak uygulanması gerektiği açıktır. TBK'nın yürürlüğe girmesinden önce 10 yıllık sürenin geçmesi sebebiyle kefaletin TBK'nin 598/3. maddesi gereğince kendiliğinden ortadan kalktığı, 6101 sayılı kanunun 5. maddesi gereğince ek sürenin de 01/07/2013 tarihi itibariyle dolduğu,icra takibinin 14/04/2023 tarihinde başlatıldığı, 01/07/2013 tarihinden sonra başlatıldığı anlaşılmakla, davanın  hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmiştir.(İstanbul Bam 13. H.D. 2018/506 esas, 2019/331 karar)\"gerekçesi ile, '' 1-Davanın hak düşürücü süre yönünden REDDİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/467E. 2025/289K. Sayılı 25/03/2025 tarihli ilamında; \" davanın hak düşürücü süre yönünden reddine\" karar verildiğini; eksik ve hatalı değerlendirme neticesinde tanzim edilen yerel mahkeme kararının  usul ve yasa hükümlerine aykırılık teşkil etmekte olduğunu, Yerel Mahkemece kefaletin 10/11/1997 tarihinde oluştuğu, TBK'nun yürürlüğe girmesinden önce 10 yıllık sürenin geçmesi sebebiyle kefaletin TBK'nun 598/3. maddesi gereğince kendiliğinden ortadan kalktığı, 6101 sayılı kanunun 5. maddesi gereğince ek sürenin de 01/07/2013 tarihi itibariyle dolduğu,icra takibinin 14/04/2023 tarihinde başlatıldığı, 01/07/2013 tarihinden sonra başlatıldığı gerekçesiyle davanın  hak düşürücü süre yönünden reddine karar verildiğini, Mahkemenin hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine ilişkin gerekçesi Kanuna, dosyada bulunan delillere ve hukuka aykırı  olduğunu, Davalı/ kefil hakkındaki takibi ve süreleri kesen diğer  hususlar  dikkate alındığında Mahkemenin  6198 sayılı Borçlar Kanunu'nun 146. maddesini huzurdaki uyuşmazlıkta uygulamasının hukuka açıkça aykırı olduğunu, Davalı yönünden  zamanaşımının sözkonusu olmadığını; zamanaşımı sürelerini kesen çok sayıda sebep bulunmakta olduğunu; dosyaya ibraz edilen delilleri arasında  bulunduğu üzere davalı aleyhine 27/06/2013 tarihinde icra takibine  başlandığını; İSTANBUL 9. İCRA MÜDÜRLÜĞÜ ... E. (EK-1) bu takip  daha sonra yenilenerek ... esasına kaydedildiğini; dolayısıyla Yerel Mahkemenin takibin 14/04/2023 tarihinde, 01/07/2013 tarihinden sonra başlatıldığı yönündeki gerekçesinin hatalı olduğunu, Açılan davada  hak düşürücü süre veya zamanaşımı def'i söz konusu olmadığı, banka alacağının 20 yıllık zamanaşımı süresi  tabi olduğu  ve süreyi kesen sebepler ile birlikte 20 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, kefillerin kefalet sözleşmesinin kurulmasından itibaren  süre ile bağlı olmakla birlikte  bu sürenin kefilin ödenmeyen borç nedeni ile kendi temerrüdüne kadar geçerli bir süre olduğu kefilin temerrüde düşmesi ile birlikte kefalet sözleşmesinin bu süreye bağlı olmaksızın zamanaşımı süresi boyunca  takibin mümkün olduğunun kabulü gerektiğini, TMSF iştiraki olan ... Yönetimi müvekkili kurum ile ilgili  özel yasalar değil de genel hükümlerin uygulanacağı kabul edilse bile dahi, Borçlar Kanunu'nun  müteselsil kefalet hükümleri çerçevesinde  borçtan sorumlu olan ve  bu kanunun yürürlükte  olduğu sürelerde hakkında kanuni işlemler yapılan borçlu/davalı hakkında, borcun tamamından sorumlu olduğu, gerek kendisi gerekse asıl borçlu hakkındaki ihtar, icra takibi, ikrar ve kısmi ödeme nedenleri ile zamanaşımının kesildiği ve alacağın zamanaşımına uğramadığı tespit edilerek,  itirazın iptaline karar verilmesi gerekirken, davanın  reddinin hukuka aykırı olduğunu, Müvekkili Şirket yönünden Genel Hükümler değil, özel hükümler uygulanması gerektiğini,  Yasaların uygulanması hususu değerlendirilir iken  özel kanun önce, genel kanun sonra yürürlüğe konulmuşsa korunan menfaatler dengesi ve özellikle kanun koyucunun amacı dikkate alınarak yorum yapılması gerekir iken 5411 sayılı Bankacılık Kanunu, 4389 sayılı Bankalar Kanunu ile müvekkil kurum için de uygulanan özel hükümler, 2012 yılında çıkan 6098 sayılı yasa ile tamamen kaldırılmış gibi değerlendirilerek hüküm tesis edildiğini,   (YARGITAY 19. HUKUK DAİRESİ E. 2015/16882 K. 2016/6587T. 14.4.2016)   Bu anlamda müvekkili alacağı için özel yasal düzenleme olmasına karşın borçlar kanunu genel hükümlerinin dikkate alınması ve davalı-kefilin sorumluluğuna mahkeme kararı ile son verilmesinin yasal dayanaktan yoksun ve hakkaniyetten uzak olduğunu,    5411 sayılı yasanın geçici 11. Maddesinde “Bu Kanunun yayımı tarihinden önce 26.12.2003 tarihine kadar temettü hariç ortaklık hakları ve yönetim ve denetimi Fona intikal eden ve/veya bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izin ve yetkileri ilişkili Bakan, Bakanlar Kurulu veya Kurul tarafından kaldırılarak tasfiyeleri fon eliyle yürütülen veya Fon tarafından tasfiye işlemleri  başlatılan bankalar hakkında başlatılan işlemler sonuçlanıncaya ve her türlü fon alacakları tahsil edilinceye kadar bu kanunla yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı kanunun 14,15,15/a,16,17,17/a ve 18. Maddeleri, ek 1,2,3,4,5,6. Maddeleri ile geçici 4. Maddesi hükümlerinin uygulanmasına aynen devam edilir…” ifadesi yer almakta olduğunu, 4389 sayılı yasaya 5020 sayılı yasa ile eklenen ek 3 madde gereğince \"bu Kanundan kaynaklanan Fon alacaklarına ve bu Kanuna göre Hazine alacağı sayılan alacaklara ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresi yirmi yıldır. Fon alacakları ve bu Kanuna göre Hazine alacağı sayılan alacaklar bakımından bu sürenin başlangıcı Fon tarafından ödeme yapılmasına veya yapılacak olmasına sebebiyet veren kişilerin fiillerinin gerçekleştiği tarihten itibaren başlar.\" bu anlamda ZAMANAŞIMI hususundaki yerel mahkeme değerlendirmesinin de hukuka aykırı olduğunu,  Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/15-169 E. 2013/1365 K.sayılı içtihadı birleştirme kararında da zamanaşımına ilişkin; \"BK m. 133/1 (TBK 154/1)'e göre borçlunun borcunu kabul ettiğini gösteren, borcun kısmen ödenmesi, güvence verilmesi gibi fiiller bizzat borçlu tarafından veya onun onayı ile üçüncü şahıs tarafından yapıldığı takdirde zamanaşımı kesilir. \" denilmiştir. Tüm ... şirketlerine temlik ettirilen borçlar niteliği gereği TMSF (Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu) kapsamında olduğundan, bu borçlara ilişkin zaman aşımı süresi 20 yıl olmaktadır. 12.12.2003 günlü 5020 sayılı Kanun'un 27. maddesiyle 4389 sayılı  Bankalar Kanunu'na eklenen ve 26.12.2003 tarihinde yürürlüğe giren ek 3. maddeyle, Fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresi yirmi yıl olarak öngörüldüğünü; bu yönü ile de alacağın TMSF alacağı olduğunu, 27/06/2013 tarihli icra takip dosyasını başlatan ilk şirketin ...Yönetim A.Ş. olduğunu;  ...Bankası T.A.Ş. , Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) 'ye 2002'de geçince, TMSF, mezkur bankanın tüm alacaklarını 02.02.2006'da ...Yönetim A.Ş.'ye temlik ettiğini ... ... ise ekte sunduğumuz Ticaret Sicil Gazetesi birleşme evrakında görüldüğü üzere 06.03.2017'de ...Yönetimi A.Ş. ile birleştiğini; ...Yönetim A.Ş. Bu birleşme ile tasfiyesiz infisah ettiğinden bu tarih itibariyle yönetim bünyesindeki tüm alacakların takibi ... ... Yönetim A.Ş.'ye geçtiğini, Temlik eden ...Bankası T.A.Ş. tarafından \"Genel Kredi Sözleşmeleri\"ne istinaden, davalı/borçlu şirket ve gerçek kişi müşterek borçlu ve müteselsil kefaleti ve icra takibindeki diğer borçluların müşterek borçlu ve müteselsil kefaleti ile teminat mektupları kredisi uyarınca davalı/borçlu fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla takipte kesinleşen asıl alacak  tutarı ile sorumlu olduğunu; temlik eden banka tarafından borçluya gönderilen Beyoğlu 14.Noterliğinin ... yevmiye numaralı 14.08.1998 gönderim, 20.08.1998 tebliğ tarihli ihtarnamesi ile genel kredi sözleşmeleri gereğince borçlunun kat edilen hesapları uyarınca nakdi kredi borcu ve gayri nakdi kredi borcunun tebliğden itibaren 1 gün içinde ödenmesi ihtar edilmiş olmasına rağmen davalı borçlu tarafından işbu borç tutarı ödenmeyerek temerrüte düşüldüğünü, Temlik eden ... A.Ş. tarafından borçlulara gönderilen Zeytinburnu 3.Noterliğinin ekte sundukları 12.11.1998 tarihli ihtarnamesi ile genel kredi sözleşmeleri gereğince borçluların kat edilen hesapları uyarınca nakdi kredi borcu ve gayri nakdi kredi borcunun tebliğden itibaren 1 gün içinde ödenmesi ihtar edilmiş olmasına rağmen davalı borçlular tarafından işbu borç tutarı ödenmeyerek temerrüte düşüldüğünü; kredinin zamanında ödenmemesi üzerine dava dışı banka tarafından kredi hesapları kat edildiğini ve borçluların bankaya bildirdiği adresine ihtarnameler gönderildiğini ve Genel Kredi Sözleşmesi hükümleri mucibince temerrüt gerçekleştiğini; dosyaya sunulan genel kredi sözleşmesi ve davalılara keşide edilen ihtarnameden görüleceği üzere davalıya gönderilen kat ihtarının 20.08.1998 tarihinde davalıya bizzat tebliğ edildiğini, Ayakta bırakılan eski yasa hükümleri ile 5411 sayılı Bankacılık Kanununun birlikte değerlendirilmesi gerektiğini; bu durumda yasal düzenleme gereği fon alacaklarına sağlanan haklardan birebir faydalanan müvekkili kurum alacağına (TMSF ALACAĞI) ilişkin açılmış işbu dava ve takipler de, 5020 sayılı kanunla 4389 sayılı kanuna eklenen  ek madde 3 de yer alıp 5411 sayılı yasanın 141. Maddesinde de aynen kabul edilen 20 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, (Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 21.10.2015 tarih 2015/23457 ve 2015/30866 K sayılı kararı ) Mahkeme Kararının, kanunun olaya uygulanmasında hata ihtiva etmesi nedeniyle kaldırılması gerektiği kanaatinde olduklarını, İleri sürerek, yukarıda açıklanan ve Mahkemece re'sen gözetilecek nedenlerle; İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/467E. 2025/289K. Sayılı 25/03/2025 tarihli kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması ve yeniden yargılama yapılarak davanın kabulü ile itirazın iptaline  karar verilmesini,  aksi takdirde yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın yerel mahkemeye gönderilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, dava dışı ...Bankası T.A.Ş. ile dava dışı asıl borçlu ... Un ve Makarna San. Ve Tic. A.Ş. arasında akdedilen, davalının müteselsil kefil olduğu 10/11/1997 tarihli genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  6098 sayılı TBK'nın 598. Maddesinde \"Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar. Kefalet, on yıldan fazla bir süre için verilmiş olsa bile, uzatılmış veya yeni bir kefalet verilmiş olmadıkça kefil, ancak on yıllık süre doluncaya kadar takip edilebilir. Kefalet süresi, en erken kefaletin sona ermesinden bir yıl önce yapılmak kaydıyla, kefilin kefalet sözleşmesinin şekline uygun yazılı açıklamasıyla, azamî on yıllık yeni bir dönem için uzatılabilir.\" hükmünün düzenlendiği, 6101 sayılı TBK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 5.maddesinde ise \"Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan hak düşürücü süreler ile zamanaşımı süreleri, eski kanun hükümlerine tabi olmaya devam eder. Ancak, bu sürelerin henüz dolmamış kısmı, Türk Borçlar Kanunu'nda öngörülen süreden uzun ise, yürürlüğünden başlayarak Türk Borçlar Kanunu'nda öngörülen sürenin geçmesiyle, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi dolmuş olur. Türk Borçlar Kanunu ile hak düşürücü süre veya özel bir zamanaşımı süresi ilk defa öngörülmüş olup da başlangıç tarihi itibarıyla bu süre dolmuşsa, hak sahipleri Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıllık ek süreden yararlanırlar. Ancak, bu ek süre, Türk Borçlar Kanununda öngörülen süreden daha uzun olamaz.\"şeklinde düzenlendiği, söz konusu hükümlere göre, kefaletteki 10 yıllık hak düşürücü süre ilk kez 6098 sayılı TBK'nın 598. maddesiyle getirilmiş olup, davaya konu genel kredi sözleşmesinin ve kefalet sözleşmesinin 10/11/1997 tarihli olduğu, TBK'nın  yürürlük tarihi olan 01/07/2012 tarihi itibariyle 10 yıllık sürenin dolmuş olduğu, davacının anılan kefaletnameye dayalı olarak 1 yıllık ek süre içinde takipte bulunma hakkı olup, 01/07/2013 tarihinden sonra bu belgeye dayalı olarak kefile başvurmasının mümkün olmadığı, davacı tarafından davalıya karşı başlatılan icra takibinde takip tarihinin 27/06/2013 tarihi olduğu ve bu tarih itibariyle 1 yıllık ek sürenin dolmadığı anlaşılmış olup, Mahkemece yenilenen icra takip tarihinin dikkate alınarak hak düşürücü sürenin dolduğundan bahisle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmamıştır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 27/12/2022 tarih, 2021/5621 esas ve 2022/9487 karar sayılı ilamı)Sonuç itibariyle;  davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a4 maddesi uyarınca kaldırılmasına dosyanın kaldırma ilamı doğrultusunda mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/03/2025 tarih ve  2023/467 Esas ve 2025/289 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a4 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde  yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,   Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 06/11/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. <br>\t<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c34ed7bf06648dd2","SID":"3617b58124960dcd"}}