{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/1898 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/1838 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>(... İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)<br>NUMARASI\t: 2014/496 Esas- 2025/386 Karar<br>TARİH: 16/05/2025<br>DAVA: İtirazın İptali<br>KARAR TARİHİ: 06/11/2025                                                       <br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... Sigorta A.Ş tarafından; 2001099 sayılı poliçe ile sigortalı ... A.Ş'ne ait somun emtiası, 200065 ve 2000066-2000067 sayılı poliçe ile sigortalı ... ... Mak. Yedek Parça Taş. San. Tic, Ltd. Şti.’ne ait sac makinesi emtiası, 2175 sayılı poliçe ile sigortalı ... ... Dökümcülük Tic. San. A.Ş'ne ait döküm emtiası, 2333 sayılı poliçe ile sigortalı ... İletişim A.Ş'ne ait data kablosu emtiası, 199982 sayılı poliçe ile sigortalı ... San. A.Ş'ne ait kumaş emtiası, 21534 ve ... sayılı poliçeler ile sigortalı ... A.Ş'ne ait mutfak-broşür emtiası nakliyat rizikolarına karşı sigorta kuvertürü altına alındığını, ayrıca ... plakalı araçlar için de kasko sigorta teminatı verildiğini, sigortalı emtia ve araçların, davalılardan ... İşl. A.Ş'ye ait ... ... adlı gemi ile nakliyesi esnasında, 06.02.2008 tarihinde gemide çıkan yangının sirayeti neticesinde hasarlandığını, geminin P&I sigortacısı Assuranceforeningen ... A.Ş olup, ... Marine Ltd. Şti.’nin de temsilcisi olduğunu, meydana gelen hasar neticesinde, sigortalılarına toplam 1.495.470,72 TL hasar tazminatı ödendiğini, sigortalılarına 1.495.470,72 TL ödeyen müvekkili şirketin TTK m 1472 gereğince sigortalılarının haklarına halef olduğunu ve davalılar aleyhine Beyoğlu 2. İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı dosyası ile takip yaptığını ancak takip itiraza uğramış olduğundan davanın açılması zarureti hasıl olduğunu beyanla davalıların... esas sayılı takibe vaki itirazlarının iptali ile takibin devamına, 1.495.470,72 TL'nin takip tarihinden itibaren işleyen yasal faizi, masraf, vekalet ücreti ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ... ... İşletmeleri A. Ş.'ne ait “... ...” isimli  ... gemisinin, Pendik (İstanbul-Türkiye) / Trieste (İtalya) seferini gerçekleştirmek üzere 03.02.2008 tarihinde Pendik Limanı'ndan hareket ettiğini, 06.02.2008 tarihinde saat 05.30 civarında geminin varma limanına ulaşmasına üç saat kala ana güvertede başlayan yangının 10-15 dakikalık bir süre içinde tüm gemiyi sardığını ve geminin içindeki yüklerle birlikte yanarak tamamen zayi olmasına neden olduğunu, müvekkili şirketin başlangıçtaki elverişsizlikten kaynaklanmayan yangından ileri gelen dava konusu zarardan TTK m. 1062 / II hükmü uyarınca mutlak şekilde sorumsuz olduğunu,  müvekkili şirketin bir an için herhangi bir sebeple iddia edilen zarardan sorumlu tutulabileceği düşünülse dahi, bu durumda tazmin borcu hakkında 1976 Londra Konvansiyonu'nun uygulanması gerektiğini, sorumluluğunun 1976 Londra Konvansiyonu'nun 6. maddesinin 1. Paragrafının b) bendi uyarınca hesaplanacak meblağ ile sınırlı olduğunu, Londra Konvansiyonu'nun 6. maddesinin 1. paragrafı uyarınca müvekkili donatanın tazmin borcunun 3.907.800 Hesap Birimi (Özel Çekme Hakkı - ÖÇH / Special Drawing Rights - SDR) ile sınırlı olduğunu, olay tarihi itibarı ile Özel Çekme Hakkı kuru ile hesaplanırsa müvekkili şirketin davacı vekilinin iddia ettiği zarar dahil gemideki tüm araç ve yüklerin yanmasından ileri gelen zararların tamamı için ödeyeceği tazminatın üst sınırının 1 SDR = 1.8761 YTL, 3.907.800.- SDR x 1.8761 = 7.331.423,58 YTL olduğunu, taşıma konusu konişmentonun arka yüzünde yer alan 19.maddedeki parça başına sorumluluk kuralı gereğince ünite veya birim başına taşıyanın sorumluğunun 100.00 TL (eski birim) ile sınırlandığını, davanın dava miktarı ve talebin fahiş olduğunu beyanla davanın reddine, TTK 1062/2’deki savunmaları kabul görmemesi halinde (kabul anlamında olmamak üzere) 1976 tarihli Londra Konvansiyonu hükümlerine göre Sınırlama Fonu tesis edilerek, hükme bağlanacak alacakların fondan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:<br>İlk Derece Mahkemesi'nin 16/05/2025 tarih 2014/496 Esas- 2025/386 Karar sayılı kararında;\"Dava; davalının maliki/donatanı olduğu... isimli ... gemisinin 202 adet tır ve römork yüklü olarak Pendik/İstanbul Limanından İtalya/Triesta Limanına gitmek üzere sefer yaptığı sırada Hırvatistan açıklarında gemide çıkan yangında davacı sigorta şirketi nezdinde sigortalı bulunan emtiaların zayi olması nedeniyle, dava dışı sigortalılara ödenen hasar bedelinin TTK m. 1472 gereğince gemi donatanı ve geminin P&I sigortacısı olan davalılara  rücu edilmesine ilişkin Beyoğlu 2. İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı icra takibine itirazın iptali davasıdır. Dava konusu uyuşmazlıkta davacı taraf, geminin yangına karşı koyma da teknik donanımı ile gemi adamlarının Ulusal ve Uluslararası kuralları gereğince alması gereken eğitim ve yeterlilikleri açısından denize, yola ve yüke elverişli olmadığından bahisle, davalı donatanın zarardan sorumlu olması gerektiğini iddia etmektedir. Davalı vekili ise, donatanın şahsi kusurundan kaynaklanmayan yangından doğan zarardan sorumsuz olduğunu, TTK'da taşıyan lehine kabul edilen sorumluluktan kurtuluş beyinelerinden yararlanmak için geminin teknik ve idari bakımdan sahip olması gereken tüm belgelerinin mevcut olduğu, gemi adamlarınında gerekli ehliyet ve sertifikalara sahip olduklarından donatanın sorumluluğuna gidilemeyeceğini savunarak davanın reddini  istemiştir. ... ... isimli ... gemisinde ortaya çıkan yangın hadisesinde zarar gören araç sahipleri/ yük ilgilileri ve sigorta şirketleri tarafından davalı gemi donatanına karşı mahkememizde çok sayıda davalar açılmış olup, bu dosyalardan 2008 /151 Esas sayılı dosya pilot dosya olarak seçilerek, diğer dosyalarda ve eldeki dosyada 2008/151 Esas sayılı dosyanın sonucunun beklenilmesine karar verilmiştir.Bekletici mesele yapılan dosyanın ... İhtisas Mahkemesinde aldığı ilk Esas numarası 2008/151 olup, bu esas üzerinden yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir. Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 18.07.2011 tarihli 1.bozma ilamı ile davacının bilirkişi raporuna yaptığı itirazların karşılanması konusunda yeniden rapor alınması gerektiğinden bahisle hüküm bozulmuş, bozmadan sonra İstanbul(Kapatılan) 51.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/411 Esasını alan dosyada yapılan yargılama sonucunda 19/12/2013 tarihli karar ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İş bu kararın Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 27/03/2015 tarihli 2. bozma ilamıyla bozulmasının ardından 2016/94 Esas üzerinden Direnme kararı verilerek dosya Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmiştir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 25.10.2018 tarihli, 2018/11-624 Esas ve 2018/1516 Karar sayılı oy çokluğu kararı ile;\"... bilirkişi raporları arasındaki geminin teknik donanımının yolculuğun başında denize ve yola elverişli olup olmadığı hususundaki çelişkinin yeniden bilirkişi raporu alınması suretiyle giderilmesi ile davalı taşıyan-donatanın gemi adamlarının kusurlarından dolayı sorumlu olup olamayacağının da yukarıda ispat yüküne ilişkin belirtilen ilkeler gözetilmek suretiyle yeniden değerlendirilmesi ile direnme kararının bu değişik gerekçe ile bozulması gerektiği kurul çoğunluğu tarafından kabul edilmiştir.\" gerekçesi ile yeniden bilirkişi raporu alınması gerektiğinden bahisle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bu aşamadan sonra 2019/211 Esas üzerinden yapılan yargılama neticesinde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında işaret edilen hususlarda bilirkişi raporu alındıktan sonra 17/03/2021 tarihli karar ile; \"... ... gemisinin ISM yöneticisi olan şirket hukuki açıdan taşıyanın yardımcısı konumunda olduğundan bu şirketin geminin yola elverişsizliğine neden olan kusurlu davranışının davalı taşıyanın kişisel kusuru sayılması gerektiği, saptanan elverişsizlik hali ile yangın olayı ile davacının ortaya çıkan zararı arasında illiyet bağının bulunduğundan yangında zayi olan davacıya ait 11 adet araç ile ilgili zararından davalı donatanın eTTK m.1019 ve 1062.gereğince  sorumlu olduğu, kar kaybı zararının ispatlanamadığı\" gerekçesi ile davanın Kısmen Kabulüne karar verilmiştir. İş bu karar davalı vekili vekili tarafından temyiz edildiğinden dosya yeniden Yargıtay'a gönderilmiştir. Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 23/02/2023 tarihli, 2021/4620 Esas ve 2023/1074 Karar sayılı ilamı ile; \"... iddia, savunma, bilirkişi raporları, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı uyarınca  dava konusu geminin yapısı, teknik donanımı, yangın algılama ve söndürme donanımı bakımından ulusal ve uluslararası normlara uygun olduğu, gemi adamlarının gemide çıkabilecek yangın konusunda eğitildikleri, tatbikatlarını yaptıkları, bu konuda gerekli ve yeterli belgelere sahip oldukları, yangın olayının  denizde karşılaşılabilecek en tehlikeli olay olarak kabul edilmesi gerektiği, gemi personelinin yangının çok hızlı ve kısa bir süre içerisinde yayılması ve büyümesi sonucu yangına müdahalede yetersiz kalmasının can korkusu ve panik duygusu gibi tamamen insani sebeplerle geliştiği, bu durumun geminin yolculuğun başında yola elverişsizliği sonucunu doğurmayacağı ayrıca aynı yangın olayı nedeniyle yanan treylerle ilgili olarak görülüp sonuçlandırılan ve davalıyı sorumlu tutan Landshut Eyalet Mahkemesinin (2.Ticaret Mahkemesi) ve temyizi inceleyen Münih Eyalet Yüksek Mahkemesinin kararına karşı karar düzeltme istemini inceleyen Federal Eyalet Mahkemesinin 15.12.2011 tarih... sayılı kararında da dava konusu gemide çıkan yangın riskinin, sadece açık denizdeki bir geminin başına gelebilecek bir riske dönüştüğü,  taşıyıcının mallarda yangın sebebiyle meydana gelen zarar ve ziyadan, kendi kastı ve ihmali yoksa sorumlu olmayacağı, davalı taşıyıcının kasıt veya ihmali ile ilgili maddi delil bulunmadığı, bu sebeple taşıyıcının sorumluluktan kurtulabildiği, davalının karar düzeltme talebinin kabulü ile davanın tamamen reddedilmesi gerektiği sonucuna varıldığı da  değerlendirildiğinde bir bütün olarak davalının meydana gelen zarardan sorumlu olmadığına karar vermek gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği\" gerekçesi ile hüküm davalı yararına bozulmuştur. Dosya Yargıtay'dan döndükten sonra 2024/215 nolu Esasını alan davada mahkemece Yargıtay Bozma İlamına uyularak, Bozma ilamında açıklanan gerekçelerle sonuç olarak davanın reddine karar verilmiştir.Böylelikle, bekletici mesele yapılan dosyada Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 23/02/2023 tarihli, 2021/4620 Esas ve 2023/1074 Karar sayılı son Bozma İlamı ile, eldeki dosyaya konu olan... isimli ... gemisinde meydana gelen yangın olayında gemi donatanının \"sorumlu olmadığına\" karar verilmiştir.Böylelikle, eldeki dosyaya konu olan... isimli ... gemisinde meydana gelen yangın olayında gemi donatanının \"sorumlu olmadığına\" karar verilmiş olduğundan, aynı yangından kaynaklanan zararların tahsili için davalı gemi donatanı ve geminin P&I sigortacısı  hakkında açılan iş bu davanın, anılan Yargıtay ilamı doğrultusunda reddine karar vermek gerekmiştir...\"gerekçesi ile ''Davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesinin işbu davaya konu, müvekkilinin talepleri özelinde herhangi bir inceleme yapmadığını, davaya konu istemlere dayanak yangın hadisesi ile ilintili, davacısı farklı kimseler olan birden fazla dava bulunması sebebi ile bir dosyasını \"pilot dosya\" olarak belirlediğini, bahse konu, 2024/215 E. sayılı pilot dosyada davanın reddine karar verilmiş olması gerekçesi ile de, henüz pilot dosyada tesis edilen karar kesinleşmemişken, bu davanın da reddine Mahkemece karar verildiğini, hem bu yönden hem de her halükarda uyuşmazlığın esası yönünden Yerel Mahkemece verilen kararın yerinde olmadığına dair istinaf kanun yoluna başvuru gerekçelerinin arz edildiğini; Bekletici mesele yapılan İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/215 E. sayılı dosyası temyiz incelemesinde olmakla henüz kesinleşmeden 2014/496 E. Sayılı işbu davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmayıp istinaf başvurusunun öncelikle salt bu gerekçe ile kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini, İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesince 2014/496 E. Sayılı işbu davanın 11.05.2016 tarihli celsesinde \"bekletici mesele yapılan dosyanın kesinleşmesi akabinde yeni duruşma gününün belirlenmesine\" karar verildiğini, bekletici mesele yapılan İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/215 E. sayılı dosyasının 2024/294 K. sayılı kararı henüz kesinleşmemişken yeni duruşma gününün, Yerel Mahkemenin anılı ara kararına da aykırı olacak şekilde belirlendiğini ve sözlü yargılamaya geçileceğinin taraflara bildirildiğini, bu yönden detaylı itiraz ve açıklamalara rağmen Yerel Mahkemece sözlü yargılamaya geçildiğini ve davanın reddine karar verildiğini;Gerekçeli karar incelendiğinde de görüleceği üzere; pilot dosyanın aşamalarda pek çok temyiz incelemesine konu olduğunu, gelinen noktada pilot dosyada Yargıtay'ın en son ilamına uygun olacak şekilde pilot davanın reddine Yerel Mahkemece karar verildiğini ve bu ret kararının ise henüz kesinleşmediği de belirtilerek işbu davanın reddine karar verildiğini, Yerel Mahkemece anılı, bekletici mesele yapılan dosyada her ne kadar Yargıtay'ın son bozma ilamı da nazara alınarak davanın reddine karar verilmişse de işbu ret kararının davacısı tarafından temyiz edildiğini, bu nedenle temyiz incelemesinin devam ettiğini, kararın henüz kesinleşmediğini, tesis edilen ret kararının bozulmasının usulü anlamda mümkün olduğunu, Yerel Mahkemece bekletici mesele yapılan dosyada verilen karar kesinleşmemişken davanın reddine hükmedilmesinin yerinde olmadığını; Bekletici mesele yapılan dosyada farklı heyetlerden alınan bilirkişi raporlarının içerikleri ve Yerel Mahkemenin aşamalardaki kararlarının içeriklerinin kendi içerilerinde birbirleri ile ciddi farklılıklar arz ediyor olması ve yine Yargıtay'ın aşamalarda verdiği kararların da değerlendirme ve sonuç açısından birbiri ile uyumlu olmadığı bir arada değerlendirildiğinde bahse konu, pilot dosya olarak belirlenen 2024/215 E. - 2024/294 K. sayılı kararın bozulmasının kuvvetli ihtimal olduğunun izahtan vareste olduğunu;Yargılamaya konu uyuşmazlıkta birden fazla konu yönünden detaylı araştırma ve detaylı değerlendirmenin yapılması gerektiğini, Yerel Mahkemenin farklı esas numaraları üzerinden, aşamalarda aldırdığı bilirkişi raporlarında birbirleri ile benzer olmayan değerlendirme ve tespitlere yer verildiğinin de görüldüğünü, yine aşamalarda Yerel Mahkemenin ve Yargıtay Dairesinin birbirinden farklı pek çok değerlendirme ve hukuki nitelendirme içerir kararlar tesis ettiğini, ezcümle, en son bozma kararı doğrultusunda davanın reddine karar verilmiş olmasının bekletici mesele yapılan bu davanın bu şekilde kesinleşeceğinin kesinlik arz ettiğini ne usul ne de esas yönünden göstermediğini, buna rağmen Yerel Mahkemece pilot dosyanın temyiz incelemesi sonucu beklenmeksizin işbu davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini;Müvekkilinin işbu davaya konu istemleri haklı nitelikte olup her halükarda davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili tarafından sigortalanan emtia ve araçların \"... ...\" isimli gemi ile nakliyesi esnasında gemide çıkan yangın neticesinde hasarlandığını, meydana gelen hasar neticesinde müvekkili tarafından sigortalılarına ödenen hasar tazminatının davalılardan tahsili maksadı ile Beyoğlu 2. İcra Dairesinin... E. Sayılı dosyasından başlatılan icra takibine itirazların iptali, takibin devamı ve davalıların icra inkar tazminatı ödemesi istemleri ile bu davanın ikame edildiğini, uyuşmazlığın esası incelendiğinde, müvekkilinin taleplerinden davalıların mesul konumunda olduklarının anlaşıldığını, bahse konu yangın hadisesi ve bu kapsamdaki hasarlanmanın tamamen karşı tarafın sorumluluğunda olduğunu, 2. kaptan ve vardiya zabitinin yangın hadisesini zamanında haber vermemesi ve genel alarmı çalıştırmaması sonucu, yangında hayati önem taşıyan erken müdahale imkanı kaybedildiğini ve çok önemli olan 15-20 dakikalık bir sürenin boşa harcandığını;Hiçbir kabul anlamına gelmemek kaydı ile bir an için geminin yola elverişli olduğunun kabulü halinde dahi yetersiz sayıda mürettabatla yangın yerine ulaşılmaya çalışılması ve orada da gemideki yangınla mücadele cihazlarının çalışamamasının, geminin fiili olarak yola, yüke ve denize elverişli olmadığını, işbu davanın haklı mahiyette olduğunu gösterdiğini, gemi adamlarının tecrübe, eğitim ve yeterliliklerinin noksan olduğunun dosya içerisindeki belgeler ile sabit olduğunu, nitekim gemici bulunması gereken köprü üstünde gemici bulunmadığı için yangının gözle doğrulamasının zamanında yapılamadığını, 2. kaptan yangın alarmını birkaç defa resetlemesine rağmen sadece ilk yangın alarmının alındığı bölümden değil, diğer bölümlere ilişkin de köprü üstünden yangın alarmı alındığını, 2. kaptan, gemici yanında olmadığından aradan ciddi bir süre geçmesi sonrası kaptana haber verdiğini, bu sırada geçen sürenin yangının büyümesinde büyük bir etken olduğunu;İlk alarm alındığında yangına müdahaleye başlansa idi belki de yangın büyümeden önlenebilecekken bu yönden bir başarı sağlanamadığını, bu hatalar silsilesi olmasa idi yangın yine de kontrol altına alınabilecekken 2. kaptanın durumu kaptana bildirmesi için makul sayılamayacak kadar çok uzun zaman geçtiğini, 2. kaptanın düştüğü tereddütü gemi kaptanına zamanında bildirmemesinin, yangına müdahalede gecikmenin ve zararın bu denli artmasındaki en önemli etkenlerinden olduğunu, zarar ile gemi adamlarının müdahaledeki fiili yetersizliği arasında kuvvetli bir illiyet bağı bulunduğunu, ...’ın ISM hükümlerinin tam olarak yerine getirilmediğini, gemi adamlarının öngörülemeyen tehlikeler karşısında müdahale edebilecek vasıflara sahip olmadıklarını, geminin başlangıçta elverişsiz sayılması ve elverişsizliğin taşıyana kişisel kusur olarak isnadı için yeterli olduğunu, önemli olanın ISM şirketi’nin yangına müdahale talimlerinde de yapılan önce hortumla müdahale; şayet sönmez ise yağmurlama sisteminin çalıştırılması şeklindeki yol göstermesi olup ...’ın ISM hükümlerinin tam olarak yerine getirilmemesi, gemi adamlarının tehlikeler karşısında müdahale edebilecek vasıflara sahip olmamalarının da zarara sebebiyet verdiğini;Tüm bu hususların taşıyana başlangıçta elverişsizlikle ilgili olarak kişisel kusur olarak isnad edilebileceğini ve bu durumda taşıyan TTK’nın taşıyanın sorumluluğu hükümlerinde kendisine yer verilen yangın istisnasından faydalanamayacağını, geminin teknik yönetim firması ve/veya ISM firması TBK anlamında ifa yardımcısı olarak donatan adına geminin teknik uygunluğunu yönetmekle yükümlü olduğunu, 2005 yılından sonra yeni kurallara göre inşa edilen gemilerin inşaasına da nezaret etmiş olduğu bilirkişilerce değerlendirildiğini, bu şirketin görevi gereği çıkan bütün yeni kurallardan haberi olmasının beklendiğini ancak yangın emniyeti bakımından yeni yapılan gemilerle ... ... gemisindeki riskleri eşit seviyede tutmak ve yine uygun eğitim ve önlemleri almayarak geminin kusurlu yönetilmesi sonucunu doğurduğunu, ISM, yönetici konumundaki şirket de nihayetinde hukuki manada davalının yardımcısı konumunda olduğundan bu şirketin yola elverişsizliğine sebep olan kusurlu davranışlarının taşıyanın kişisel kusuru niteliğinde olduğunu;Bekletici mesele yapılan anılı dava dosyasında Yargıtay tarafından son verilen bozma kararı içeriğinde işbu teknik meseleler yönünden neden iki farklı bilirkişi heyeti raporunda yer alan tespit ve değerlendirmelerin kabul görmediğinin açıklanmadığını, Yargıtay'ın bahse konu son bozma ilamı içeriğinde herhangi bir değerlendirme ve hukuki gerekçe yer almadığını, salt davanın reddi gerekeceği sonucuna varılmış olduğunun açık olduğunu beyanla İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16.05.2025 tarihli; 2014/496 E. - 2025/386 K. Sayılı ilamının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacının sigortalılarına ait emtiaların davalı taşıyana ait gemi ile nakliyesi esnasında gemide çıkan 06/02/2008 tarihli yangın sonucu tamamen zayi olması nedeniyle sigortalılara yapılan hasar ödemelerinin, davalı donatan ile gemi sigortacısından rücuen tahsili talebine ilişkindir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; iş bu dava bakımından bekletici mesele yapılan İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/211 Esas, 2021/140 Karar sayılı kararının kesinleşmesi beklenmeden karar verildiği, aynı olay ile ilgili olarak farklı bilirkişi raporları ile farklı kararların bulunduğu, 2. kaptan ve vardiya zabitinin yangın hadisesini zamanında haber vermemesi ve genel alarmı çalıştırmaması sonucu, yangında hayati önem taşıyan erken müdahale imkanının kaybedildiği, yetersiz sayıda mürettabatla yangın yerine ulaşılmaya çalışılması ve gemideki yangınla mücadele cihazlarının çalışamamasının, geminin fiili olarak yola, yüke ve denize elverişli olmadığını gösterdiği, gemi adamlarının yangına geç müdahale etmelerinden davalı donatanın sorumlu olduğu, davalının sınırlı sorumluluktan faydalanamayacağına ilişkindir. Somut olayda; davacının sigortalılarına ait emtiaların da içerisinde bulunduğu davalı ... ... ve Taşımacılık A.Ş.'nin donatanı olduğu ... ... isimli gemi varma limanı olan İtalya - Trieste'ye doğru ... Denizi'nde seyir halinde iken 06/02/2008 tarihinde, saat 05.30 civarında geminin ana güvertesinde nedeni tespit edilemeyen TIR araçlarının birinde yangın çıktığı ve yangına yapılan müdahalelerin başarısız kalması sonucunda geminin ve gemide yer alan tüm yükün yanarak zayi olduğu ihtilaf konusu değildir. Eldeki dava; bu yangında zarar gören yük ilgilileri ve sigortacıları tarafından davalı donatana karşı İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde ikame edilen davalardan biri olup, ilk derece mahkemesi tarafından bu davalar arasında ... Turizm Ticaret ve Nakliyat Anonim Şirketi tarafından donatana karşı açılan davada donatanın sorumluluğu yönünden pilot yargılama yapılarak, eldeki dava ile birlikte diğer tazminat davaları bakımından bu dosya bekletici mesele yapılmıştır. Bekletici mesele yapılan ve ... Turizm Şirketi tarafından İstanbul  ... İhtisas Mahkemesi'nde ikame edilen 2008/151 esas sayılı dava dosyasında; mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu 27/01/2011 tarihli ve 2011/20 karar sayılı karar ile  davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacının yaptığı temyiz başvurusunun  Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 18/07/2011 tarihli 2011/6376 esas, 2011/9220 karar sayılı ilamı ile davacının rapora itirazlarının karşılanmadığı gerekçesi ile kabul edildiği, bozma sonrası dosyanın İstanbul 51. (Kapatılan) Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/411 esasına kaydolunduğu, bu dosyada bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonucu 19/12/2013 tarihli ve 2013/331 karar sayılı davanın kısmen kabulüne karar verildiği,  karara karşı taraf vekillerinin temyiz yoluna başvurdukları, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2014/7243 esas, 2015/4347 karar sayılı ve 27/03/2015 tarihli ilamı ile; mahkemenin bozma öncesi aldığı ve  çoğunluğu gemi inşa-gemi makine mühendisi olan bilirkişilerden oluşan heyet raporu, bozma sonrası alınan ilk raporun gemi inşa, gemi makine mühendisleri ve uzak yol kaptanından oluşan çoğunluk görüşü ile bozma sonrası alınan ikinci raporun ayrık görüşünde, dava konusu geminin yapısı, teknik donanımı, yangın algılama ve söndürme donanımı bakımından ulusal ve uluslararası normlara uygun olduğunun bildirildiği, yine bu raporlarda  ... ... gemisi gemi adamlarının gemide çıkabilecek yangın konusunda eğitildiklerinin, tatbikatlarını yaptıklarının, bu konuda gerekli ve yeterli belgelere sahip olduklarının, ancak yangının denizde karşılaşılabilecek en tehlikeli olay olarak kabul edilmesi gerektiğinin ve bu tür olaylarda kusur değerlendirmesi yapılırken,  yangının çok hızlı ve kısa bir süre içerisinde yayılıp ve büyüdüğünün, gemi adamlarının eğitildikleri ve tatbikatını yaptıkları şekilde tamamen insani duygular ile ani gelişen bu olağanüstü duruma müdahalede yetersiz kalmalarının geminin yolculuğun başında yola elverişsizliği sonucunu doğurmayacağının belirtildiği,  tarafları farklı olmakla beraber dava konusu... isimli ... gemisinde taşınmakta iken yanan treyler(içindeki yükler) ile ilgili olarak taşımanın kara taşıması ayağı için ... Konvansiyonu hükümleri çerçevesinde görülüp sonuçlandırılan Federal Eyalet Mahkemesi’nin 15/12/2011 tarih... sayılı kararında da, dava konusu... gemisinde meydana gelen yangın riskinin, sadece açık denizdeki bir geminin başına gelebilecek bir riske dönüştüğünün kabul edildiği, buna göre mahkemece teknik uzmanlık gerektiren bu konularda, teknik bilirkişilerin görüşleri yerine, ilk rapordaki hukukçu bilirkişinin ayrık görüşü ve ikinci rapordaki hukukçu bilirkişilerin çoğunluk görüşüne itibar edilerek davalıya ait geminin, yolculuğun başında yola elverişli bulunmadığının kabul edilmesinin doğru olmadığı gerekçesi ile kararı davalı yararına bozduğu anlaşılmıştır. Bozma sonrası dosyanın İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin (... İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla) 2016/94 esasına kaydedildiği, mahkemenin 27/04/2016 tarihli ve 2016/189 karar sayılı kararı ile önceki kararda direndiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2018/11-624 esas, 2018/1566  karar sayılı ilamı ile;  geminin teknik donanımının yolculuğun başında yola ve denize elverişli olup olmadığı hususunda raporlar arasında çelişki giderilmeden karar verildiği, geminin teknik donanımının yolculuğun başında denize ve yola elverişli olup olmadığı hususundaki çelişkinin yeniden bilirkişi raporu alınması suretiyle giderilmesi ile davalı taşıyan-donatanın gemi adamlarının kusurlarından dolayı sorumlu olup olamayacağının yeniden değerlendirilmesi gerektiği gerekçesi ile direnme kararının bozulmasına karar verildiği tespit edilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun bozma ilamı sonrası mahkemece bozmaya uyularak yeniden bilirkişi raporu alınmış ve yapılan yargılama sonucunda 17/03/2021 tarihli ve2019/211 esas, 2021/140 karar sayılı karar ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, bu karara karşı taraf vekillerince yapılan temyiz başvurusu sonucu Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2021/4620 esas, 2023/1074 karar sayılı ilamı ile;  tüm dosya kapsamına göre;  dava konusu geminin yapısı, teknik donanımı, yangın algılama ve söndürme donanımı bakımından ulusal ve uluslararası normlara uygun olduğu, gemi adamlarının gemide çıkabilecek yangın konusunda eğitildikleri, tatbikatlarını yaptıkları, bu konuda gerekli ve yeterli belgelere sahip oldukları, yangın olayının  denizde karşılaşılabilecek en tehlikeli olay olarak kabul edilmesi gerektiği, gemi personelinin yangının çok hızlı ve kısa bir süre içerisinde yayılması ve büyümesi sonucu yangına müdahalede yetersiz kalmasının can korkusu ve panik duygusu gibi tamamen insani sebeplerle geliştiği, bu durumun geminin yolculuğun başında yola elverişsizliği sonucunu doğurmayacağı, ayrıca aynı yangın olayı nedeniyle yanan treylerle ilgili olarak görülüp sonuçlandırılan ve davalıyı sorumlu tutan Landshut Eyalet Mahkemesinin (2.Ticaret Mahkemesi) ve temyizi inceleyen Münih Eyalet Yüksek Mahkemesinin kararına karşı karar düzeltme istemini inceleyen Federal Eyalet Mahkemesinin 15.12.2011 tarih... sayılı kararında da dava konusu gemide çıkan yangın riskinin, sadece açık denizdeki bir geminin başına gelebilecek bir riske dönüştüğü,  taşıyıcının mallarda yangın sebebiyle meydana gelen zarar ve ziyadan, kendi kastı ve ihmali yoksa sorumlu olmayacağı, davalı taşıyıcının kasıt veya ihmali ile ilgili maddi delil bulunmadığı, bu sebeple taşıyıcının sorumluluktan kurtulabildiği gerekçesi ile davalının karar düzeltme talebinin kabulü ile davanın tamamen reddedilmesi gerektiği sonucuna varıldığı da  nazara alındığında,  davalının bir bütün olarak meydana gelen zarardan sorumlu olmadığına karar vermek gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesi ile ilk derece mahkemesi kararının davalı yararına bozulduğu anlaşılmıştır. Mahkemece bozmaya uyularak verilen 03/07/2024 tarihli 2024/215 esas, 2024/294 karar sayılı karara karşı davacının yaptığı temyiz başvurusu Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2024/5455 esas, 2025/4965 karar sayılı ve  08/07/2025 tarihli ilamı ile reddedilerek, bekletici mesele yapılan dosyada verilen davanın reddine ilişkin hüküm onanmıştır. Dosya içeriği belgelere göre; mahkemece bekletici mesele yapılan dosyada Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda davanın reddine dair verilen hükmün Yargıtay incelemesinden geçerek onanmış olması karşısında, davacının mahkemece bekletici mesele yapılan dosyanın kesinleşmesinin beklenmediğine yönelik istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davacı tarafından geminin denize, yüke ve yola elverişli olmadığına, yine donatan ve gemi adamlarının kusurlarının bulunduğuna, bu hususta bilirkişi incelemesi yapılmadan ve deliller toplanmadan karar verildiğine yönelik istinaf sebebi; bu uyuşmazlıklar hakkında bekletici mesele yapılan dosyada teknik bilirkişilerden oluşan birden fazla heyetten rapor alınmış olduğu ve geminin ulusal ve uluslararası normlara göre yüke, denize ve yola elverişli olduğu, gemi adamlarının yangın konusunda eğitilmiş oldukarı, gerekli tatbikatların yapılmış olduğu, yangının denizde meydana gelebilecek en tehlikeli olay kabul edilmesi gerektiği, gemi adamlarının yangının çok hızlı ve kısa bir süre içerisinde yayılması ve büyümesi karşısında, can korkusu ve panik gibi insani sebeplerle yangına müdahalede yetersiz kalmalarının, geminin başlangıçta yola elverişli olmadığını kabule yeterli olmayacağı, davalı donatanın bu nedenle yangın nedeniyle meydana gelen zararlardan bir bütün halinde sorumlu olmadığı hususlarının Yargıtay denetiminden geçen mahkeme ilamı ile tespit edilmiş olduğu ve bu ilam kuvvetli delil mahiyetinde olup aksinin ancak aynı nitelikte bir delil ile ispat edilmesinin gerektiği anlaşıldığından yerinde görülmemiştir.  Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından, davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 06/11/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. <br>\t<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"01e4affa93e6b75e","SID":"60ab8f0570d107c7"}}