{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/1122 <br>KARAR NO\t: 2025/1725<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 05/03/2025<br>NUMARASI\t: 2024/203 Esas -  2025/207  Karar<br>DAVANIN KONUSU: Şirket yöneticisinin azli<br>Taraflar arasındaki davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; ...Metal Sanayi ve Dış Ticaret Limited Şirketi'nin iki ortaklı olduğunu ve ortaklarının müvekkili ... ... ile davalı ... olduğunu, tarafların ticari faaliyetlerini davalı şirket üzerinden 2013 yılından beri sürdürdüğünü, ancak gelinen noktada, davalı ...'ün müvekkilinin imzasını taklit ederek çıkardığı genel kurul kararı ile kendisine şirketi münferiden temsile yetkili sıfatını hukuka aykırı biçimde kazandırdığı için \"haklı sebep\" meydana geldiğini, iki ortaklı şirkette müvekkiline haber ve bilgi verilmeksizin 20.05.2022 tarihinde genel kurul düzenlendiğini, işbu genel kurulda müvekkilinin bulunmadığı halde imzası taklit edilerek genel kurula katılmış gibi gösterildiğini, aynı genel kurulda, karar defterinde yazdığı üzere davalı ...'ün tek yetkili kılınmasına ilişkin karar alındığını, müvekkilinin 20.05.2022 tarihli genel kurula katılmadığını ve imzasının taklit edildiğini, teknik açıdan incelemeye muhtaç olduğu için HMK'nın 293.maddesi uyarınca uzman görüşü alındığını, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle incelenen imzanın müvekkili ... ...'ün eli ürünü olmadığı uzman mütalaası ile tespit ve ispat edildiğini, taraflarınca 01.08.2024 tarihinde Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/719 E. sayılı dosyası ile işbu usulsüz genel kurul kararının yokluğunun tespiti için dava açıldığını ve davanın derdest olduğunu, yasal yollara başvurma hakkı kapsamında başta ceza hukuku bağlamında özel belgede sahtecilik suçlarından ve sair suç teşkil eden eylemlerden Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu, davalı ...'ün münferiden temsil yetkisini hukuka aykırı yollarla elde ettikten sonra, şirketi borçlandırmak suretiyle içini boşaltmaya başladığını, şirkette metal panel işi yapılmasına rağmen tekstil firmalarına 2.500.000,00 TL bedelli senetler verildiğini, dava sonuçlanıncaya değin şirket yönetimine devam eden davalının; şirket için geri dönüşü mümkün olmayan işlemlerde bulunmasının mümkün olduğunu, bu nedenle ihtiyati tedbir taleplerinin olduğunu,  davalı müdürün görevde kalmasının şirket için geri dönülmez zararlar doğuracağı ve çekilmez bir hâl aldığından  ihtiyati tedbir taleplerinde bulunulduğunu iddia ederek; davalı ...'ün ...Metal Sanayi ve Dış Ticaret Limited Şirketi'ndeki müdürlük görevinden alınmasına, HMK'nın 389. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir taleplerinin kabulü ile davalı şirketin temsil yetkisinin müvekkiline verilmesine, aksi kanaatte ise temsil yetkisini haiz kayyım atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkili ...'ün, ...Metal Sanayi ve Dış Ticaret Limited Şirketi'nin eski ortağı olduğunu, huzurdaki davanın açıldığı tarihte ve halihazırda söz konusu şirketin ortağı, yetkilisi veya müdürü olmadığını, huzurdaki davanın hiç esasa girilmeden husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini talep ettiklerini, bir an için aksi varsayılsa dahi huzurdaki davanın yasal süresi içinde açılmadığını, zamanaşımı/hak düşürücü süre itirazlarının bulunduğunu, davanın zamanaşımı/hak düşürücü süre sebebiyle reddine karar verilmesini,  yine işbu davanın açıldığı tarihte ve halihazırda davalı müvekkilinin şirket ortağı, yetkilisi veya müdürü olmadığına yönelik itirazları saklı kalmak kaydıyla,  20.05.2022 tarih ve 2022/01 sayılı genel kurul kararındaki imzanın ya bizzat davacı ya da herhalukarda davacının muvafakati ve talimatı ile bizzat yetkilendirdiği kişi tarafından atıldığını, davacının, 20.05.2022 tarih ve 2022/01 sayılı genel kurul kararı ile davalı müvekkili ...'ün ... şirketine müdür olarak atandığından ve Sebahattin'e şirketi her hususta münferit imzası ile temsil yetkisi verildiğinden haberdar olduğunu, söz konusu genel kurul kararının bizzat davacının onayı ile alındığını, 20.05.2022 tarih ve 2022/01 sayılı genel kurul kararının alındığı tarih öncesi ve sonrasında, davacı ile o dönemdeki diğer şirket ortağı davalı müvekkili ... arasında yapılan telefon arama, SMS ve Whatsapp yazışmalarında, davacının, 20.05.2022 tarih ve 2022/01 sayılı genel kurul kararı ile davalı müvekkili ...' ün ... şirketinin tek yetkilisi olarak atandığını bildiğini ve bunu kabul edip onay verdiğini belirtmiş olduğunu, söz konusu arama ve yazışma içerik ve kayıtları celbedildiğinde aksi yöndeki davacı iddialarının ve imza itirazının haksız ve kötüniyetli olduğunun açıkça ortaya çıkacağını, davacının bizzat onayı ile alınan 20.05.2022 tarih ve 2022/01 sayılı genel kurul kararı doğrultusunda davalı müvekkili ...'ün, ... şirketine müdür olarak atandıktan ve Sebahattin' e şirketi her hususta münferit imzası ile temsil  yetkisi verildikten sonraki dönemde davacının, ... şirketi adına kendisi veya yakınlarının lehine olacak birçok iş ve işlemlerde bulunduğunu ve bu işlemler sırasında  müvekkili ...' ün, şirketin tek yetkilisi olduğunu bildiğini, telefon arama, SMS ve Whatsapp yazışmalarında açıkça ikrar ettiğini, hal böyleyken şuan ise  müvekkili Sebahattin'e duyduğu husumet nedeniyle ,20.05.2022 tarih ve 2022/01 sayılı genel kurul kararındaki imzanın kendisine  ait olmadığını,  davalı Sebahattin'in şirkete tek yetkili olarak atandığından haberinin olmadığını,  bunu yeni öğrendiğini, söz konusu genel kurul kararını iptalini talep ettiğini, davacı iddialarının kötüniyetli ve haksız menfaat sağlamaya yönelik olduğunu,  itibar edilebilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu savunarak, davanın reddine  karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Hukukî yararın bulunması dava şartı, sadece dava açılırken değil, nihai karar verilinceye kadar mevcudiyetim devam ettirmelidir. (Arslan, Ramazan Yılmaz, Ejder/Ayvaz Taşpınar, Sema/ Hanağası, Emel: Medeni Usul Hukuku, Ankara 2020, s. 316; Budak, Ali Cem/ Karaaslan, Varol: Medeni Usul Hukuku, İstanbul 2021, s. 176; Postacıoğlu, İlhan: Medeni Usul Hukuku, İstanbul 1975, s. 204; Karslı, Abdurrahim: Medeni Muhakeme Hukuku, İstanbul 2012, s. 466; Alangoya, Yavuz: Medeni Usul Hukuku Esasları, İstanbul 2000, s. 170-178). Yukarıda belirtilen sicil kayıtlarından anlaşıldığı üzere; davalı ... , dava dışı şirkette dava tarihi itibariyle ortak ve yetkili (müdür) değildir. Davacının, dava dışı şirketin 07.08.2024 tarih ve 2 sayılı genel kurul kararının yokluğunun tespiti ile pay devrinin iptali istemli açmış olduğu Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/854 E. sayılı davanın sonucunun beklenilmesi talebinin değerlendirilmesi neticesinde; mahkememizdeki iş bu davanın açıldığı tarihte davacının hukuki yararının bulunmadığı, davalının şirket yetkilisi (müdürü) olmadığı, ileride doğacağı şüpheli bir yararın hukuki yarar olamayacağı, hukuki yarar dava şartının tamamlanabilecek bir dava şartı da olmadığı, hüküm tarihi itibariyle de hukuki yararın mevcut olmadığı görülmekle ilgili davanın neticesi beklenilmeden hüküm kurulmuştur.Hukuki yarar dava şartı gerçekleştikten sonra iş bu davanın açılması mümkündür. Ancak bu aşamada, hukuki yarar dava şartı gerçekleşmeden iş bu davanın açıldığı (mevsimsiz dava) görülmekle açılan davanın hukuki yarar dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine dair...\" gerekçesiyle,  davanın HMK'nın 114/1-h ve 115/2 hükümleri gereğince hukuki yarara ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Dava dışı ... Yapı ... Ltd Şirketinin müvekkili ile davalı olmak üzere iki ortaklı bir şirket olduğunu, tarafların ticari ilişkisinin 2013 yılından itibaren sürdüğünü, davalının tüm paylarını 27.08.2024 tarihli tasdikli noter işlemi ile 07.08.2024 tarihli genel kurul kararı ile dava dışı ...'a devrettiğini, oysa TTK 595.maddesi uyarınca devrin yazılı şekilde yapılması gerektiği ve imzaların noterce onanması gerektiğini, müvekkili şirketin diğer ortağı olarak devren onay vermediğini, devirden haberdar dahi olmadığını, oy birliği sağlanmadığından yok hükmünde olduğunu, buna dair Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/854 Esas sayılı dosyasında açmış oldukları davanın derdest olduğunu, bekletici mesele yapılması taleplerinin yenilendiğini ancak kabul görmediğini, HMK 165.maddesi gereğince bekletici mesele hususunun düzenlendiğini, davalı şirket ortağının bir zincir oluşturarak sorumluluktan kurtulmak ve davaları atıl bırakmak amacıyla bilinçli hareket ettiğini, neticeleri birbirine bağlı iki hatta üç davanın bekletici mesele yapılmamasının hukuka aykırı olduğunu, pay devrinin iptali istemi ile açılmış olan Bakırköy 5 ATM'nin 2024/854 Esas sayılı dosyasının halen derdest olduğunu, bu aşamada davanın reddi halinde ileride Bakırköy 5 ATM dosyasında iptal kararı verildiğinde davanın aynen yeniden açılmasına neden olacağını, söz konusu davanın bekletici yapılması gerektiğini iddia ederek,  kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE <br>Dava, TTK'nın 630/2. maddesi uyarınca limited şirket ortağının yönetim hakkının kaldırılması (azli) istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, hukuki yarara ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya kapsamından, dava dışı ...Metal Dış Ticaret Ltd. Şirketi'nin iki ortakları oldukları, davalının 20.05.2022 tarihli genel kurul kararı ile müdürler kurulu başkanı olarak seçildiği, münferiden yetkili olduğu, davalının Bakırköy 37. Noterliğinin 27.08.2024 tarihli ve tasdikli kararı ile şirketin 07.08.2024 tarihli genel kurul kararı sonucunda 4540 adet payını hukuki ve mali yükümlülükleri ile dava dışı ...'a devrettiği, müdürlük görevinin sona erdirildiği, müdür olarak ...'ın seçildiği, TTK'nın ilgili hükmü uyarınca 09.09.2024 tarihinde bu hususun tescil edildiği, davacı tarafça davalı hakkında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına  TCK 207.maddedeki özel belgede sahtecilik suçlaması ile 25.09.2024 havale tarihli dilekçe ile şikayet ettiği, söz konusu dilekçede; ticari ortaklıklarının 2013 yılından itibaren sürdürülse dahi şüphelinin şirketi yasal olmayan yollarla ele geçirmek istediğini, genel kurul toplantılarında imzalarının taklit edilerek genel kurula katılmış gibi gösterdiğini, Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 2024/30964 Soruşturma nolu dosyasında suç duyurusunda bulunulduğunu, 09.09.2024 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği üzere 07.08.2024 tarihli 2 sayılı genel kurul kararında müvekkilinin imzasının taklit edildiğini, özel belgenin düzenlenmesi ve kullanma unsurlarının bir arada gerçekleşmesi sonucunun oluştuğunu, suçun işlendiğinin tespiti için imzanın incelenmesinin gerektiğini belirterek şikayette bulunduğu ayrıca dava dışı Aslı ... ve davacının Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığına ibraz etmiş olduğu 17.05.2024 tarihli dilekçe ile davalıdan şikayette bulunulduğu, dolandırıcılık eyleminin Küçükçekmece İcra Müdürlüğünün 2023/3598 Esas sayılı dosyası üzerinden gerçekleştirildiği ve mağdur olduklarının iddia edildiği, davacının Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/719 Esas sayılı  dosyasında dava dışı şirkete kayyım atanmasına dair dava açtığı, davadaki ileri sürülen hususun Bakırköy 37. Noterliğinin 02.06.2022 tarihli 2022/01 sayılı genel kurul  kararının yokluğunun tespitine dair olduğu, söz konusu davanın 01.08.2024 tarihinde açılmış olduğu, Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesine ayrıca 07.08.2024 tarihli 2 sayılı genel kurul kararının yokluğunun tespitiyle pay devrinin iptali talepli olarak 28.10.2024 tarihinde dava açtığı, söz konusu davaların derdest olduğu, davacı vekili tarafından 06.11.2024 tarihli ön inceleme duruşmasında hesapta geçen beyanında genel kurul kararının iptali için Bakırköy 7. ATM'nin 2024/719 Esas nolu dosyasında dava açtıklarını, daha sonra davalının payını 3.kişiye devrettiğini, bu devre yönelikte Bakırköy 5. ATM'nin 2024/854 Esas sayılı dosyasında dava açtıklarını, her iki dosyanın neticesinin beklenmesi gerektiğini, savcılık dosyasında imza incelemesi yapılacağını belirtildiği, mahkemece ilgili dosyaların celp edilip incelenmesi sonrasında yukarıda yer verildiği üzere davanın usulden reddine karar verilmiş olduğu anlaşılmıştır. TTK'nın 630. maddesinde; görevden alma, yönetim ve temsil yetkisinin geri alınması ve sınırlandırılması düzenlenmiştir. Maddenin 2. fıkrasında, ''Her ortak, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir.'' düzenlemesine yer verilmiştir. Dava tarihi itibari ile davalı şirket ortağının şirket payının tamamını devrettiği ve müdürlük görevinin sona erdiği tartışmasızdır. Dava dilekçesi 19.08.2024 tarihli  ise de mahkeme tevzi formu 12.09.2024'tür. Dava tarihi itibariyle davalı dava dışı şirketin ortağı olmadığı gibi şirket müdürü de değildir.  Taraf sıfatı, dava konusu sübjektif hakka ilişkindir. Bir sübjektif hakkı dava etme yetkisi kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir davanın tarafları o davada gerçekten davacı veya davalı olarak taraf sıfatına sahip değilse, mahkeme, dava konusu hakkın esasa hakkında inceleme yapıp karar veremez; davanın sıfat yokluğundan reddine karar verilir. Taraf sıfatı bir dava şartı değildir. Çünkü sıfat, usul hukuku sorunu olmayıp dava konusu hakka ilişkin bir maddi hukuk sorunudur. Sıfat yokluğu bir defi olmayıp davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olan bir itirazdır. Bu sebeplerle, ilk derece mahkemesince dava tarihi itibariyle davalının davalı şirket ortağı ve müdürü olmadığı dikkate alınarak davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir iken hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden ret kararı verilmesi usule aykırı bulunmuş, kararın bu nedenle resen düzeltilmesi gerekmiştir.Diğer taraftan. davacı tarafça her ne kadar söz konusu alınan kararların yoklukla butlan ve geçersiz olduğuna dair dava açılmış ve savcılığa şikayette bulunulmuş ise de her dava dava açıldığı tarih itibari ile değerlendirileceğinden, ilgili dava dosyalarının bekletici mesele yapılmasına gerek bulunmamaktadır.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2, 33 ve 355. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, kararın resen düzeltilmesi gerektiğinden, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine ve yukarıda açıklanan gerekçeyle davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;\t<br> HMK'nın 353/1.b.2, 33 ve 355. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, kararın resen düzeltilmesi gerektiğinden, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda; 1-Davanın pasif husumet ehliyeti (davalı sıfatı) yokluğu nedeniyle reddine, 2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40 TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafça yatırılan ve yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Karar resen düzeltildiğinden, ilk derece karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,5-Davacı tarafça yatırılan gider avansından tüm tebligat işlemleri yapıldıktan sonra arta kalan miktarın, karar kesinleştiğinde, yatıran tarafa iadesine,7- İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:a-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; ilk derece kararı kaldırılıp yeniden hüküm verildiğinden, davacı  tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, karar kesinleştikten sonra ve talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,b-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 8-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 06.11.2025  tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3117a865e5afa084","SID":"77facfd911ae1ab1"}}