{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/964 <br>KARAR NO\t: 2025/1715<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 05/03/2025<br>NUMARASI\t: 2024/593  E. -  2025/224  K.<br>DAVANIN KONUSU: Şirketin sicil kaydının ihyası<br>Taraflar arasındaki ihya davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; dava konusu edilen...Güm. Müş. Hizm. Ltd. Şti. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ...-0 sayılı sicilinde kayıtlı bir Limited Şirket iken, 03.02.2020 tarihinde tasfiyesine karar verildiğini, tasfiye kararı 19.02.2020 tarihinde tescil edilen söz konusu şirketin, 01.02.2020 tarihli genel kurul kararıyla tasfiyesinin sonuçlandırılmasına karar verildiğini ve 8 Aralık 2020 tarihli 10177 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde 484. sayfasında ilan olunduğunu, şirketin tüzel kişiliğinin ticaret sicilinden silinmesi ile sona erdiğini, tüzel kişiliğinin sona ermesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz bir şekilde yapılması gerektiğini, şayet tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususların eksik bırakılmış ise şirketin aktiflerinin ve pasiflerinin tasfiyesi gerektiği gibi yapılmadığı için şirket ortaklarının ve şirket alacaklılarının ve muhtemel alacaklılarının mefaatleri ağır bir şekilde ihlal edilmiş olacağını,  bu kapsamda ... Denizcilik ve Gemi Hizm. Tic. Ltd. Şti. firması tarafından işletilen ... kodlu antrepoya gidilerek Zeytinburnu Gümrük Müdürlüğünce oluşturulan heyet marifetiyle yapılan tespit neticesinde; ... sayılı antrepo beyannamesinin 1. Kalemi 249 Kap 4.022,5 kg olarak antrepoya alındığı, ancak aynı eşyanın 18 ayrı transit beyannamesi ile 249 kap 1.883,71-kg. olarak çıkışının yapıldığının tespit edildiğini, müdürlüğünce eksik çıkan eşya için 4458 sayılı Gümrük Kanununun 236/1. maddesi kapsamında...Gümrük Müşavirliği Hizmetleri Ltd. Şti.'ye ... sayılı ek tahakkuk kararı ile ... sayılı ceza kararı düzenlenerek 11.05.2019 tarihinde şirkete tebliğ edildiğini ve Bölge Müdürlüğüne itirazın zımnen reddi üzerine İstanbul 13. Vergi Mahkemesinde dava açıldığını, anılan mahkemenin 18.09.2020 tarihli ve  Esas:2019/2192 Karar:2020/1574 sayılı kararı ile “davanın kabulüne” karar verildiğini ve anılan karara karşı istinaf taleplerinin İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 5. Vergi Dava Dairesinin kararı ile reddedildiğini, akabinde mezkur karar hakkında temyiz talebinde bulunulduğunu, Danıştay 7. Dairesinin Kararı ile de dava sırasında davacının münfesih olması nedeniyle kararın bozulmasına karar verilerek dosyanın istinaf Mahkemesine gönderildiğini,  İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 5. Vergi Dava Dairesinin 20.09.2023 tarihli ve E:2023/3282, K:2023/4096 sayılı Kararı ile \"Dava dosyasının incelenmesinden; 03/02/2020 tarihi itibarıyla tasfiyesine karar verilen davacı şirketin, 08/10/2020 tarihinde Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde tescil ve ilan edilen 30/09/2020 tarihli genel kurul kararıyla tasfiyesinin tamamlandığını ve ticaret sicilindeki kaydının silindiğinin anlaşıldığını, bu durumda; münfesih tüzel kişiliğin yargı mercileri önünde temsil edilebileceğinden söz etmek mümkün olmadığından, 2577 sayılı Yasanın 26. maddesinin 1. fıkrası uyarınca münfesih şirket yönünden davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurmasına ve davalı idare bakımından temyiz başvurusu şartları oluşuncaya kadar dosyanın işlemden kaldırılması gerekmektedir .Açıklanan nedenlerle, dava dosyasının işlemden kaldırılmasına...\" şeklinde karar verildiğini, akabinde davacı şirketin tasfiye memurunca davanın devam ettirilmesi için talepte bulunulduğunu ancak talebin reddine karar verildiğini,  bunun üzerine müdürlüklerince söz konusu davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi için talepte bulunulduğunu ancak taleplerinin şirketin  münfesih olduğu şirket tüzel kişiliğinin ihya edilmek suretiyle yönetim ve temsil organının teşekkül ettirilmediği gerekçesiyle reddine karar verildiğini,  2577 sayılı Idari Yargılama Usulü Kanunu'nun 26. maddesinin 1. fıkrası uyarınca dosyanın davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurmasına kadar işlemden kaldırılmasına,\" karar verildiğini; bu kapsamda yargılamanın devam ettirilerek kamu alacağının sürümcemede kalmaması için adı geçen şirketin ihyasını talep etme zaruretinin hasıl olduğunu,  söz konusu asıl alacağın amme alacağı olduğunu anılan amme alacağının şirketin tasfiyesinin tamamlanması dolayısıyla tahsil edilememesi durumunda kamu zararı doğacağı aşikar olacağından idare açısından korunmaya değer bir menfaat olduğunun ortada olduğunu, esasen mevcut bir kamu alacağı varken tasfiyenin sona erdirilmemesi ve sonucuna göre davranılması tasfiye memurunun görevini gereği gibi yapmak yükümlülüğünün bir gereği olduğunu, usulsüz ve eksik tasfiye yapılarak tasfiyenin sona erdiğini, amme alacakları tahsil edilememiş olduğundan ek tasfiye kararı verilmesi gerektiğini, belirtilen hususlar doğrultusunda şirketin hukuki varlığının sona ermiş olması nedeniyle, şirketin ek tasfiye işlemlerinin yapılması suretiyle ihyasının ve yeniden tescilinin sağlanması ve amme alacağının anılan mevzuat uyarınca dava takibi yapılması ve devamında borçlu şirket adına kesinleştirilmesi ve kesinleştirmeden sonra şirketten tahsili yoluna gidilmesi, tahsil edilememesi durumunda sorumluluğu çerçevesinde şirket ortaklarına başvurulması gerektiğini iddia ederek; terkin kararının iptali ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlı...Güm. Müş. Hizm. Ltd. Şti. tüzel kişiliğinin ihyası ile yeniden tesciline, tasfiye memuru atanmasına karar verilmesini  talep ve dava etmiştir. Davalı Sicil Müdürlüğü vekili, savunmasında özetle; Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün, TTK.m.32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m.34 hükmü çerçevesinde işlem yapıldığını, Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün, Ticaret Sicili’ne tescil konusundaki taleplerini, ilgili yasanın kendisine verdiği yetki ve görev alanı içinde değerlendirdiğini ve sonuca bağlandığını, yargı merci gibi hareket edemediğini, tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluğun şirketin tasfiye memurunda olduğunu, dava konusu şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi durumunda TTK m. 547/2 gereğince tasfiye memuru atanmasının zorunlu olduğunu, TTK m. 547/2'ye göre, mahkemece istemin yerinde olduğuna kanaat getirilmesi durumunda şirketin ek tasfiye amacıyla ticaret siciline yeniden tescili ile birlikte bu işlemlerin yapılması için son tasfiye memurlarının veya yeni bir veya birkaç kişinin tasfiye memuru olarak atanması  gerektiğini, zira Kanun'un gerekçesinde de ifade edildiği üzere, önceki tasfiye memurlarının görevi terkin işlemiyle birlikte sona erdiğini, bir başka husus olarak da, ek tasfiye kapsamındaki işlemlerin gerçekleştirilmesi maksadıyla atanacak tasfiye memurunun/memurlarının TTK m. 536'da düzenlenen şartları haiz olması gerektiğini, buna göre atanacak temsile yetkili tasfiye memurlarından en az birinin Türk vatandaşı olması ve yerleşim yerinin Türkiye'de bulunmasının şart olduğunu, davalının davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle “yargılama giderleri” ve “vekalet ücreti”nden sorumlu tutulamayacağını, davalı sicil müdürlüğünün, dava açılmasına sebep olacak herhangi bir işlem yapmadığını, tasfiye sürecinde, eksik olarak yapıldığı iddia edilen işlemlerin muhatabının tasfiye memurları olduğunu, bu nedenle yasal hasım konumunda bulunan davalının, yargılama masraflarından sorumlu tutulamayacağını, davanın açılmasına sebebiyet vermeyip de davanın niteliği gereği ”Yasal hasım” konumunda bulunan davalı aleyhine yargılama giderlerine ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini savunarak davanın reddine, aksi halde  ise davalı müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Tasfiye Memuru ..., savunmasında özetle, müvekkilinin sorumluluğu olmadığını, kamu kurumlarına gerekli bildirimlerin yapıldığını, kusurunun olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, sicilden terkin edilen şirketin davacının taraf olduğu alacak davasına mahsus taraf teşkili amacıyla ihyası noktasında toplandığı, 6102 sayılı TTknun 547.maddesinde; \"(1) Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. (2) Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir. \" denilmekte olup, davacının ihyası talep edilen şirketler ile karşılıklı davası olduğu yaklaşık olarak ispat edildiğinden, anılan yasa hükmü gereğince  davacının ihya talebinin anılan dava ile sınırlı olmak üzere davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir.İhyası istenen şirket kayıtlarının geçmişe dönük incelenmesinden, davalı ...'ın şirketin son yetkililerinden olduğu, davacının tasfiye memuru tayin edilmesi maslahata uygun görülerek tasfiye memuru olarak atanması gerekmiştir.Ek tasfiye gerekip gerekmediği idari yargı davası sonunda anlaşılabileceğinden, bu aşamada tasfiye memurunun eksik tasfiye yapıp yapmadığı belli olmadığından yargılama masraflarının davacı üzerinde bırakılmasına karar vermek gerekmiştir...\" gerekçesiyle, davanın kabulüne, İstanbul Ticaret Sicil Müdürülüğü nezdinde ...-0 sicil numarası ile kayıtlı Tasfiye Halinde...Gümrük Müşavirlik Hizmetleri Limited Şirketi'nin İstanbul 13. Vergi Mahkemesinin 2023/1807 E sayılı dosyasındaki iş ve işlemlere münhasır ihyasına, tasfiye memuru olarak davalı ...'nun tayinine, karar kesinleştiğinde Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirilmesine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davalı ... vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davalı ... vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davanın açılmasında müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, ayrıca kendisinin görevlendirilmesinde de hukuki yarar olmadığından davanın reddi gerektiğini, müvekkilinin tüzel kişiliği sonlanmış olan şirketin yetkilendirilen gümrük müşaviri olarak görev aldığını, şirket tasfiye işlemlerinin TTK'nın ilgili hükümlerine uygun olarak yapıldığını ve 08.12.2020 tarihinde ticaret sicilden terkin edildiğini, davacının kamu alacağını tahsil edilemediği gerekçesiyle şirketin ihyasını talep ettiğini, ancak kamu alacağına ilişkin işlemlerin şirketin tasfiye sürecinde tamamlanmasının davacı idarenin sorumluluğunda olduğunu, ilgili kamu kurumlarına gerekli bildirimlerin yapıldığını, tasfiye memuru olarak müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, dava dışı şirket yetkilisinin beyanına göre işlemlerin müvekkili bilgisi dışında gerçekleştiğinin kabul edildiğini, bu beyanın müvekkilinin sorumluluklarını yerine getirdiğini ve kusurunun  bulunmadığını ortaya koyduğunu, tasfiye işlemleri sırasında şirketin borçlarının tasfiye edilmesi ve kamu alacaklarının tahsili için gerekli tüm adımların atıldığını, müvekkilinin kamu alacaklarının tahsil edilmesinde gecikme veya eksikliklerden dolayı hukuki sorumluluğunun bulunmadığını iddia ederek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE <br>Dava, TTK'nın 547. maddesi uyarınca, ek tasfiye işlemleri için şirket sicil kaydının ihyası istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı tasfiye memuru vekili tarafından, yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Ticaret sicilinden terkin edilen şirketlerin yeniden ihyasının sağlanması amacıyla 6102 sayılı TTK kapsamında iki farklı yol öngörülmüştür. Buna göre, tasfiye sürecine giren şirketlerin tasfiye işlemlerinde eksiklik olması hâlinde TTK'nın 547. maddesi kapsamında sicilden terkin edilen şirketin tekrar sicile kaydedilmesi mümkündür. Örneğin şirkete ait bir malvarlığının bulunması veya devam eden bir dava bulunması bu duruma örnek olarak gösterilebilir. Bir diğer yol ise TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca sicilden terkin edilen şirketlerin yeniden tescilidir. Buna göre asgari sermaye miktarına ulaşmayan, adres değişikliğini bildirmeyen şirketlerin re'sen kayıtlardan terkini halinde şirketin faal olması ve gerekli bazı koşulların da gerçekleşmesi halinde tekrar sicile kaydı mümkündür.İhya davasının TTK'nın 547. maddesi uyarınca talep edilmesi hâlinde şirketin tasfiye işlemlerini yapmış olan tasfiye memur ya da memurları ile birlikte bağlı bulunulan ticaret sicil müdürlüğünün davalı olarak gösterilmesi gerekmektedir. Diğer durumda ise esasen şirket tasfiye sürecine girmediğinden ve tasfiye memuru da bulunmadığından davalı olarak bağlı bulunulan ticaret sicil müdürlüğünün gösterilmesi yeterlidir. Başka bir ifadeyle TTK'nın 547. maddesine dayalı ihya davalarında davalı  taraf, şirket veya kooperatifin en son tasfiye memuru veya tasfiye kurulu ile yasal hasım konumunda bulunan ticaret sicili müdürlükleridir. Eldeki davada, şirketin tasfiye sonucu terkin edilmesi nedeniyle TTK'nın 547.maddesine göre ihya talep edildiği görülmüştür.İhyası talep olunan şirketin İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ...-0 sicil numarasında kayıtlı iken  tasfiyesinin sona erip  08.10.2020 tarihinde  tescil edilerek ticaret sicil kaydının terkin edildiği anlaşılmıştır.  Tasfiye memurunun davalı gösterilen  ...  olduğu anlaşılmıştır. Yapılan yargılama sonucunda verilen ihya kararı uyarınca tasfiye memuru olarak ...'un tasfiye memuru olarak tayin edildiği anlaşılmıştır. TTK'nın 547. maddesi, ek tasfiye başlığı altında; \"Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu  anlaşılırsa, son tasfiye memurları,  yönetim kurulu  üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret  mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir\"  düzenlemesini getirmiştir. Davacı vekili, dava dışı şirket tarafından işletilen antrepoya gidilerek heyet marifeti ile tespit yapıldığını, eksik çıkan eşya için 4458 sayılı Gümrük Kanunu kapsamında tasfiye sonucu terkin edilen şirkete ek tahakkuk  ile ceza kararı düzenlenerek 11.05.2019 tarihinde tebliğ edildiğini, Bölge Müdürlüğüne itirazın zımnen reddi üzerine, İstanbul 13. Vergi Mahkemesinde dava açıldığını, davanın kabul kararının İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 5. Vergi Dava Dairesinin kararı ile istinaf başvurusunun reddedildiğini, Danıştay 7. Daire kararı ile şirketin münfesih olması sebebiyle kararın bozulmasına dair karar verildiğini, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 5. Vergi Dava Dairesinin 20.09.2023 tarihli kararı ile şirketin tasfiyesinin tamamlandığı ve sicilden terkin edildiği, münfesih tüzel kişiliğin yargı mercileri önünde temsil edileceğinden söz etmenin mümkün olmaması nedeniyle 2577 sayılı Yasanın 26.maddesinin 1.fıkrası uyarınca münfesih şirket yönünden davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurmasına ve davalı idare bakımından temyiz başvuru şartları oluşuncaya kadar dosyanın işlem kaldırılmasına karar verildiğini, şirket tasfiye memurunca davanın devam ettirilebilmesi için talepte bulunulduğunu ancak davanın reddedildiğini, şirketin hukuki varlığının sona ermiş olması nedeniyle ek tasfiye işlemlerinin yapılması için ihyası ve yeniden tescilinin sağlanması ve amme alacağının anılan mevzuat uyarınca dava ve takip yapılması için şirketin ihyasına ve yeniden tescili ile tasfiye memuru atanmasına karar verilmesini talep etmiştir. Tasfiyenin kapatılması için tüm tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması, tasfiye hâlindeki şirketin taraf olduğu tüm uyuşmazlıkların neticelenmiş olması gerekir. Bu nedenle davalı vekilinin, şirketin tasfiyesinin usulüne uygun yapılmış olduğu,  ihya için gerekli koşulların bulunmadığı yönündeki istinaf nedenleri yerinde değildir.Davalı tasfiye memuru vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi soncunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararında yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı tasfiye memuru  vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddi gerektiğinden aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM    : Yukarıda açıklanan gerekçelerle; <br>1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı tasfiye memuru vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafça yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 06.11.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.<br>KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır. <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"946c66ade193b33f","SID":"86a0056e5857f0eb"}}