{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1068 <br>KARAR NO\t: 2025/1751<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 22/02/2022<br>NUMARASI\t: 2020/567 E. - 2022/130 K. <br>DAVANIN KONUSU: Alacak <br>Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin  davalılardan 01.11.2018 düzenlenme tarihli, 30.06.2019 vade tarihli  ve 50.000 TL meblağlı bonodan kaynaklanan 34.231,13 TL bakiye alacağı kaldığını, alacağın davacının  davalı şirkete yaptığı sac işine dayalı olduğunu,  davalılardan ... de şirket yetkilisi olarak bonoyu şahsi olarak imzaladığını,  Bakırköy 6. İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyası ile davalılar aleyhine başlattıkları icra takibine davalıların süre kazanmak ve alacağı  sürüncemede bırakmak için yetki ve teminat senedi itirazında bulunduklarını,  icra mahkemesince davalıların yetki itirazlarının kabul edildiğini,  davacının alacağının  faturaya dayalı ticari bir alacak olduğunu, davalılar kısmı ödemeler  sonrasında bakiye 34.231,13 TL'yi ödememek  ve  sürüncemede bırakmak için icra takibine yönelik teminat senedi itirazında bulunduğunu,  bu nedenlerle bonodan kaynaklanan bakiye alacak  için icra takibinden sonra ticari davalarda zorunlu arabuluculuğa başvurulduğunu, anlaşma sağlanamadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 01.11.2018 düzenlenme tarihli, 30.06.2019 vade tarihli 50.000 TL meblağlı bonodan kaynaklanan 34.231,13 TL bakiye alacağın temerrüt tarihi olan vade tarihinden (30.06.2019) itibaren ticari avans avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini taleo ve dava etmiştir. Davalılar vekili, savunmasında özetle; takibe konu senedin teminat senedi olduğunu, senedin arkasında ''Cari alımlarımıza istinaden teminat olarak verilmiştir.'' ibaresi bulunduğunu, senet arkasındaki şerhlerden dolayı ve senet şarta bağlı olamayacağından kambiyo senedi vasfını yitirdiğini,  TTK 688/2 gereğince senedin bono vasfını taşıyabilmesi için kayıtsız ve şartsız muayyen bir bedeli ödemek vaadini içermesi gerektiğini, ayrıca taraflar arasında akdedilen 01.11.2018 tarihli sözleşmede '' Cari çalışabilmek için ... 01.11.2018 tarihinde ... a  30.06.2019 vadeli 50.000 TL teminat senedi vermiştir. İlgili senet cari bakiye çek veya nakit olarak ödendiği tarihte hükmünü kaybedecek ve ...'a geri iade edilecektir.'' şeklinde ibare bulunduğunu,  Yargıtay Kararları ışığında takibe konu senedin teminat senedi olarak verilmesi,  senet arkasında ki şerhlerden dolayı, senet şarta bağlı olamayacağından kambiyo senedi vasfını yitirdiğini,  01.11.2018 tarihli sözleşmede takip konusu senede atıf yapılarak senedin teminat senedi olarak verildiğinin belirtildiğini, taraflar arasındaki cari hesap ilişkisine istinaden de davacının müvekkillerinden herhangi bir alacağı bulunmadığını, davacının  davalılardan alacaklı olduğunu iş bu teminat senedine dayanarak ispat edemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"... Tüm dosya kapsamı ve toplanılan delillerin bir bütün halinde değerlendirilmesi sonucunda; her ne kadar mahkememiz ara kararı ile belirlenen inceleme gününde taraflarca ticari defter ve belgeler ibraz edilmemiş ise de, davacı tarafça dosya kapsamına toplam bedeli 41.481,13 TL olan teslim alan isim ve imzalı irsaliyeli faturaların sunulmuş olduğu, davalı yanın cevap dilekçesinde ticari ilişkinin varlığı kabul edilmekle birlikte, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında malların teslim edilmediğine dair savunmada bulunulmadığı ve cari hesap ilişkisi kapsamında davacıya olan borçların ödediğinin de ileri sürülmediği gibi ödeme belgesi sunulmadığı, yine davalı yanca cari hesap ilişkisine istinaden davacının alacaklı olmadığı savunmasını ispata elverişli delil de ibraz edilmediği, mahkememizce irsaliyeli faturalar konusu malların teslim alınıp alınmadığı ve fatura bedellerinin davacıya ödenip ödenmediği hakkında isticvap edilmek üzere davalı şirket ve asile isticvap davetiyesi çıkarıldığı ancak davalı şirketin yetkilisi ve aynı zamanda davalı asil olan ...'ün isticvap edileceği duruşma gün ve saatinde mahkememiz duruşma salonunda hazırda bulunmadığı, davalı vekili tarafından sunulan dilekçe ile davalının rahatsızlığı sebebiyle mazeretli sayılması talep edilmiş ise de, dilekçenin ekinde sunulan ayaktan muayene sonucu verildiği anlaşılan ilaç reçetesinin davalının yaşı da dikkate alındığında duruşmaya iştirake engel olmadığı ve geçerli bir özür olarak değerlendirilemeyeceğinden mazeretin reddine karar verildiği, böylece HMK'nun 171/2. maddesi gereğince isticvap davetiyesine rağmen duruşma gelinmemesinin sonucu olarak isticvap konusu vakıaların davalı yanlarca ikrar edilmiş sayılmasının gerektiği, böylece dosya kapsamındaki irsaliyeli faturalara göre malların teslim alındığının ancak fatura bedellerinin davacıya ödenmediğinin ikrar edildiği nazara alınarak, davalının cari hesap borcunun ödenmemesinin teminatı olarak verilen dava konusu senedin teminat fonksiyonunun gerçekleşmiş olduğu, bu suretle davacının senetten kaynaklı alacak talebine ilişkin davasında haklı olduğu kanaati ile davanın kabulüne, senet vade tarihinden itibaren alacağa avans faizi işletilmesine dair açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.\"  gerekçesiyle, davanın kabulü ile, 01/11/2018 düzenleme tarihli 30/06/2019 vade tarihli 50.000 TL bedelli teminat senedinden doğan 34.231,13 TL bakiye davacı alacağının 30/06/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.  Bu karara karşı, davalılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davalılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece, eksik inceleme ile sonuca varıldığını, cevap dilekçelerinde delil kısmında \"ticari defterler\"  deliline dayandıkarını, aayrrıca, aynı şekilde davacı tarafın da  ticari defter deliline dayandığını,  buna  rağmen davacının ticari defterlerini sunmaktan imtina ettiğini, davacının ticari defterlerini incelemeyen bilirkişinin  bu eksikliğe rağmen rapor sunduğunu,  kanaatini bildirdiğini,  bu nedenle bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağını,   teminat olarak verilen senedin davalının elinde bulunmasının tek başına, davacının  cari hesap alacağının bulunduğu sonucunu doğurmayacağını, davacıya ait ticari defterler incelenmiş olsa, cari hesap alacağının bulunmadığının ortaya çıkacağını,  iddiasını ispat ile yükümlü olan davacının, ticari defterlerini sunmayarak haksız bir alacak talep ettiğinin  ortaya çıktığını, davalılardan ...'ün isticvap edileceği duruşmaya sağlık  nedenleri ile katılamadığını,  bu konuda  mazeret dilekçesi sunduklarını,  davalı  ..., gittiği sağlık kuruluşundan rapor talebinde bulunduğunu, ancak emekli olması ve rapor talep ettiği dönemde sigortalı çalışan olmaması sebebiyle kendisine rapor verilmediğini,  mazeret dilekçesinin ekinde ilaç reçetesini sunmalarına  rağmen, mahkemenin bunu geçerli bir mazeret saymadığını, bu durumun geçerli bir mazeret sayılmamasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalının korona dönemlerindeki rahatsızlığının, duruşmaya katılmasına engel bir durum olup, mazeretinin esasen geçerli olduğunu,   bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine  karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE<br>Dava, bono bedelinden kalan bakiye alacağın tahsili istemine  ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalılar vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili; davacının davalı şirket ile arasında  sac işine dayalı  ticari ilişki bulunduğunu,   davacının alacağının  faturaya dayalı ticari bir alacak olduğunu, bu ticari ilişki kapsamında davalılardan 01.11.2018 düzenlenme, 30.06.2019 vade tarihli  ve 50.000 TL meblağlı bono alındığını, davacının bonodan  34.231,13 TL bakiye alacağı kaldığını ileri sürerek, bakiye alacağın tahsilini istemiştir. Davalılar vekili ise; senedin teminat senedi olduğunu,  şarta bağlı olduğunu, bu sebeple kambiyo senedi vasfı taşımadığını, cari hesaptan dolayı da  davalıların davacıya bir borcu bulunmadığını savunmuştur. Dava konusu bononun 01.11.2018 düzenlenme tarihli, 30.06.2019 vade tarihli  ve 50.000 TL meblağlı olduğu, davalı şirket tarafındna  davacı lehine keşide edildiği, nakden kaydı içerdiği, davalı gerçek kişinin de senedi kefil olarak imzaladığı,  bononun arkasında ''cari alımlara istinaden teminat olarak verilmiştir.'' ibaresinin bulnduğu, davalının imza ve kaşesinin bulunduğu, davalı yanca sunulan ve imzası tarafların kabulünde olan 01.11.2018 tarihli  sözleşmede ''Cari çalışılabilmek için ... 01/11/2018 tarihinde ...'a 30.06.2019 vadeli 50.000 TL teminat senedi vermiştir.İlgili senet cari bakiye çek veya nakit olarak ödendiği takdirde hükmünü kaybedecek ve ...'a geri iade edilecektir''' ibaresinin bulunduğu görülmekte olup buna göre davacının dayandığı dava konusu senedin teminat senedi olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece de bu husus isabetli şekilde tespit edilmiştir. Kambiyo senedi niteliğinde olan bono, düzenlenmesine esas teşkil eden temel ilişkiden bağımsız, karşı edimin ödenmesi şartına bağlanamayan, kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi taahüdünü içeren mücerret (soyut) bir borç ilişkisini ifade etmektedir. Kambiyo senetlerinde soyutluk prensibinin en önemli işlevi ispat açısından kendisini gösterir. Buna göre, bir kambiyo senediyle borç altına giren kimse, borçlu olmadığını iddia ediyor ise bu hususu  ispat etmekle yükümlüdür. Kambiyo senedinin teminat amacıyla verildiği iddiası, temelinde bedelsizliğe dayalı bir iddiadır. Ancak kural olarak kambiyo senedinin teminat olarak verilmesi senedin doğrudan bedelsizliğine yol açmaz, teminat altına alınan borcun yerine getirilmesi ve teminat ihtiyacının ortadan kalkması ile senet bedelsiz hâle gelir. Bu bilgilere göre somut olayda, tarafların kabulünde olan ticari ilişki kaspsamında teminat senedi olarak verilen senedin teminat işlevinin yerine gelip gelmediğinin, bir diğer deyişle davacının davalıdan alacağı bulunup bulunmadığının tespiti gerekmektedir.Mahkeme gerekçeli kararında da belirtildiği üzere, davalının ticari ilişkiyi inkar etmediği, davacının teslim alanın isim ve imzası bulunan irsaliyeli faturaları sunduğu, davalının malların teslim edilmediğine dair bir savunmasının bulunmadığı, mahkemece irsaliyeli faturalara konu malların teslim alınıp alınmadığı ve fatura bedellerinin davacıya ödenip ödenmediği hakkında isticvap edilmek üzere davalı şirket ve  davalı şirket yetkilisi asile usulüne uygun şekilde isticvap davetiyesi çıkarıldığı ancak davalı şirketin yetkilisi ve aynı zamanda davalı asil olan ...'ün isticvap edileceği gün duruşmaya katılmadığı,  katılmama konusundaki mazeretinin belgeye dayalı olmadığı, sunulan reçeteye göre soğuk algınlığı rahatsızlığı bulunduğu, bunun duruşmaya katılmaya engel olmadığı,  bu nedenle mazeretinin geçerli olmadığı,  bu haliye  isticvap konusu vakıaların ikrar edildiği,  bir diğer deyişle davacının dayandığı faturalara konu malların teslim edildiği ve bedellerinin ödenmediğinin ikrar edildiği, davacının defterlerini sunup sunmamasının sonuca bir etkisinin bulunmadığı, zira mevcut delillerle alacağını ispatladığı  ve davalıların borcu ödediğine dair bir belge sunamadığı, ticari ilişki kapsamında davalının cari hesap borcunun ödenmemesinin teminatı olarak verilen dava konusu senedin teminat fonksiyonunun gerçekleşmiş olduğu nazara alındığında mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş ve davalılar vekilinin istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davalılar vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; <br>1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalılar tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 1.753,75 TL istinaf nispi karar harcının davalılardan tahsiline,3-Davalılar tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.06.11.2025<br>KANUN YOLU HMK'nın 362/1.a. maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre  karar kesindir.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e423c6b08807bb6e","SID":"5b8c397c82716844"}}