{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/44 - 2025/1455<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t: 2024/44 <br>KARAR NO\t: 2025/1455<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 07.07.2022<br>NUMARASI\t\t: 2018/11 Esas 2022/545 Karar<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>KARAR TARİHİ\t: 21.11.2025<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 11.12.2025<br><br>\tİlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili (adli yardım talepli olarak), davalı ... ... Sigorta Şirketi vekili ve davalı ... Sigorta AŞ vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, davacının adli yardım talebi de Dairemizce oy birliği ile kabul edildiğinden başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile  anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; <br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tAsıl davada, davacı vekili dava dilekçesinde; 26.10.2012 tarihinde davalı ... Sigorta AŞ tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı, dava dışı sürücü ... sevk ve idaresindeki aracın, yolda bulunan başıboş hayvan  grubuna çarpması sonucu karşı yol bölümüne geçen hayvana, davacının yolcu olarak bulunduğu, davalı ... ... Sigorta Şirketi tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı, dava dışı  sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki aracı ile çarptığını, meydana gelen kazada davacı ...'ın hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandığını, davalı şirketlerin davacının zararlarından müşterek ve müteselsilen sorumlu olduklarını, ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL maddi tazminatın ve 500,00 TL tedavi masraflarının (bakıcı masraflarının), dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesinin talep etmiştir. <br>\tBirleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; asıl davaya konu kazada,  davacının daimi iş ve güçten yoksun kalma tazminatı ile tedavi masraflarının asıl davadaki miktarın üzerinde hesaplandığını, fazlaya ilişkin kısımdan da davalıların sorumlu olduğunu, savunarak  500,00 TL sürekl iş göremzlik tazminatı, 500,00 TL tedavi gideri ve 500,00 TL asıl davada  istenmeyen faiz alacağının tahsiline karar verilmesinin talep etmiştir. <br>\tDavacı vekili, 18.02.2021 tarihli ıslah dilekçesinde; asıl davada sürekli iş göremezlik tazminatı talebinin 225.000,00 TL, bakıcı gideri tazminatı talebinin 225.000,00 TL olduğunu, 11.03.2022 tarihli ıslah dilekçesinde birleşen dosya yönünden sürekli iş göremezlik tazminatı talebinin 225.000,00 TL, bakıcı gideri tazminatı isteminin 225.000 TL, faiz isteminin 124.384,92 TL olduğunu belirterek, davalılardan tahsilini istemiştir. <br> \tAsıl davada davalı ... Sigorta vekili cevap dilekçesinde; davalının sorumluluğunun poliçe limiti ve sigortalı araca atfedilebilecek kusur ile sınırlı olduğu, davacının müterafik kusurunun dikkate alınmasını, hesaplanacak tazminattan müterafik kusur indirimi yapılmasını, hatır taşımasının araştırılmasını, hakkaniyete uygun indirim yapılmasını, davacı yanın kazaya ilişkin maluliyet iddialarının değerlendirilebilmesi için Adli Tıp Kurumuna sevk edilerek maluliyet durumu ve maluliyetin kaza ile illiyeti hakkında rapor alınmasını talep ettiklerini, bakıcı tutup tutulmadığının ispatının gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. <br>\tAsıl davada davalı ... Sigorta AŞ vekili savunmasında; davalının sorumluluğunun poliçe limiti ve  sigortalı araca atfedilebilecek kusur ile sınırlı olduğu, kusur durumunun belirsiz olduğunu, davacının kalıcı bir sakatlığının olup olmadığının tespitini, geçici iş göremezlik ve bakıcı giderlerinden sorumlu tutulamayacağını, bu ödemelerden SGK'nın sorumlu olduğunu, davacının gelir durumunun somut belgelerle tespiti gerektiğini,  dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilebileceğini savunarak davanın reddini istemiştir. <br>\tBirleşen davada davalı ... Sigorta vekili savunmasında; davaya konu talebin zamanaşımına uğradığını, aynı talepler ile aynı davacılar tarafından davalı şirket aleyhine mahkemenin 2018/11 Esas sayılı dosyasının halen derdest olduğunu, bu dava kesinleşmeden huzurdaki davanın ikame edilmesinin aynı talepler ile iki dava açılması sonucunu doğurdurduğunu, bu sebeple işbu davanın derdestlik sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca sigortalı araç sürücüsünün atfı kabil kusuru bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. <br>\tBirleşen davada davalı ... Sigorta AŞ  vekili savunmasında;  Poliçe Genel Şartları ve Karayolları Trafik Kanunu gereğince sigorta sözleşmelerinden doğan tazminat taleplerinin kaza tarihinden itibaren işleyen 2 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, zarar görenin tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren başlayan 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolması nedeni ile dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığını, HMK'nın 114. maddesi uyarınca aynı davanın daha önceden açılmış olan Mahkemenin 2018/11 Esas sayılı dosyasında talep ettiği faizi ikinci kez farklı bir davada istemesi nedeniyle açılan işbu davanın  derdestlik nedeniyle reddi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.  <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; asıl davanın, 26.10.2012 tarihinde meydana gelen çift taraflı trafik kazası nedeniyle davalı Sigorta şirketlerinden ZMMS poliçesi kapsamında sürekli iş göremezlik ve bakıcı gideri tazminatı  istemi;  Birleşen davanın, aynı kazaya ilişkin kaza tarihinden asıl dosya dava tarihine kadar faiz istemine ve asıl davada talep edilmeyen  sürekli iş göremezlik ve bakıcı gideri tazminatı istemine ilişkin olduğu; Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp ABD Başkanlığından alınan raporda;  davacının dava konusu trafik kazasına bağlı yaralanması nedeniyle genel vücut çalışma gücünden %100 oranında kaybettiği, sürekli olarak iş göremezlik halinde kaldığı ve devamlı surette başka birinin bakımına muhtaç olduğunun tespit edildiği;  Muş Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2012/4106 numaralı soruşturma dosyasının eksiksiz bir suretinin UYAP üzerinden celbi sağlandığı, soruşturma dosyası kapsamında alınan 26.11.2012 ve 14.10.2013  tarihli raporlarda ... plakalı araç sürücüsünün ve ... plakalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığı tespit edilmiş olduğu; trafik tespit tutanağında dava konusu kazada tarafların kusuruna ilişkin bir tespitte bulunulmadığının görüldüğü,  Ankara 10. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 02.02.2015 tarihli kusur raporunda telef olan eşek sahibinin %60,  ... plakalı araç sürücüsünün (... Sigorta) %15, ... plakalı araç sürücüsünün (... Sigorta) %25 oranında kusurunun bulunduğu tespit edilmiş olduğu; Mahkemece alınan 10.11.2020 tarihli raporda ise sigortalı araç sürücülerinin kusurunun bulunmadığının tespit edildiği; raporlar arasındaki çelişki nedeniyle 12.02.2021 tarihli kusur bilirkişi heyetinden alınan raporda; telef olan eşek sahibinin %60,  ... plakalı araç sürücüsünün (... Sigorta tarafından sigortalı)  %15, ... plakalı araç sürücüsünün (... Anonim tarafından sigortalı) %25 oranında kusurunun bulunduğunun tespit edildiği; aktüer ve kusur bilirkişisinden alınan 06.03.2022 tarihli 4. ek raporda özetle; davalı ... ve ... sigorta şirketlerinin ortaklaşa olarak tek bir poliçedeki teminat limitinden sorumlu olduğunun kabulü halinde, davalı lehine, 225.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 225.000,00 TL bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 450.000,00 TL ile sorumlu olacaklarını, ancak hesaplanan zarar miktarlarının poliçe limitini aşması halinde, davalı ... sigorta şirketi ile davalı ... sigorta şirketinin kendi düzenlemiş oldukları poliçe limitleriyle ayrı ayrı (sigortalı araç sürücülerinin kusuru oranında) sorumlu olduklarının kabulü halinde, (poliçe limiti dikkate alınarak) davalı ... sigorta şirketinin sorumluluğunun, 225.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 225.000,00 TL bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 450.000,00 TL olduğu, davalı ... sigorta şirketinin sorumluluğunun, 225.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 225.000,00 TL bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 450.000,00 TL olduğu, birleşen dosyada, davalı ... Sigorta şirketinin 31.03.2017 tarihinde temerrüde düştüğünün kabulü halinde, 04.01.2018 dava tarihine kadar, sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri tazminatı olarak hesaplanan 225.000,00 TL'nin yasal faizi (ayrı ayrı) (225.000,00 x 9 : 36500 x 279) 15.478,77 TL, davalı ... Sigorta şirketinin 10.12.2014 tarihinde temerrüde düştüğünün kabulü halinde, 04.01.2018 dava tarihine kadar, sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri tazminatı olarak hesaplanan 225.000,00 TL'nin yasal faizi (ayrı ayrı) (225.000,00 x 9 : 36500 x 1121) 62.192,47 TL olarak hesaplandığı;Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 30.01.2018 tarih, 2015/6361 esas ve 2018/455 karar sayılı ilamın da; \"belirsiz alacak davasında zamanaşımı yalnızca dava açılan kısım için değil, tüm dava için kesilir. 6100 sayılı HMK hükümleri gereğince davacının iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın, davanın başında belirtmiş olduğu alacak talebini HMK 107/1. maddesi hükmüne göre bilirkişi raporu ile tam ve kesin olarak belirlendiği anda arttırmasının mümkündür.HMK 107/2. maddesi gereğince yapılacak bu artırım bir ıslah olmadığı gibi, bu artırım nedeniyle zamanaşımının da gerçekleştiğinden söz edilemez.\" şeklinde olup bu itibarla asıl davada davalının zamanaşımı itirazına itibar edilmediği; Asıl davada davalı ... Sigorta AŞ 'nin cevap dilekçesi süresinde olmadığından itirazlarına itibar edilmediği; birleşen davada davalı derdestlik itirazında bulunmuş ise de; birleşen dosyada asıl dosyada talep edilmeyen faiz isteminde ve bakiye  tazminat talebinde bulunulduğundan itiraza itibar edilmediği, davalı ... Sigorta AŞ hatır taşıması indirimi talep etmiş ise de; davacının sigorta şirketi nezdinden sigortalı olan araç sürücüsü ...'ın yengesi olduğu, yakın aile bireylerinde ücretsiz taşıma ahlaki bir ödev niteliğinde olduğundan, davalı tarafın hatır taşıması indirimi itirazına itibar edilmediği; ayrıca davacının müterafık kusuru ispat edilemediğinden davalının müterafık kusur yönünden yapılan itirazına itibar edilmediği; Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; asıl davada ve birleşen davada davacı vekili, 26.10.2021 tarihinde gerçekleşen  trafik kazasında davalı sigorta şirketlerine ZMMS poliçesi ile sigortalı araç sürücülerinin kusurlu olduğu, davacının söz konusu kazada kusurunun bulunmadığını ve kaza nedeniyle maluliyetinin oluştuğunu belirterek sürekli iş göremezlik ve bakıcı gideri tazminatı ve işlemiş faizin tahsil edilmesine karar verilmesini talep ettiği, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı' nın raporunda; davacının dava konusu trafik kazasına bağlı yaralanması nedeniyle genel vücut çalışma gücünden %100 oranında kaybettiği, sürekli olarak iş göremezlik halinde kaldığı ve devamlı surette başka birinin bakımına muhtaç olduğunun tespit edildiği, 06.03.2022 tarihli bilirkişi 4. ek  raporunda, davacının kusurunun bulunmadığı, davalı ... sigorta şirketinin sorumluluğunun, 225.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 225.000,00 TL bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 450.000,00 TL olduğu, davalı ... sigorta şirketinin sorumluluğunun, 225.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 225.000,00 TL bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 450.000,00 TL olduğu, birleşen dosyada, davalı ... Sigorta şirketinin 15.478,77 TL, davalı ... Sigorta şirketinin 62.192,47 TL faiz bedelinin sorumlu olduğunun belirtildiği; Usul ve yasaya uygun, denetime elverişli bilirkişi 4. ek raporun kısmen hükme esas alındığı, dosyadaki mevcut bilirkişi raporları ve davacının talep artırım dilekçesi,  kazaya neden olan her iki aracın zorunlu mali sorumluluk sigortalarının müteselsilen, ayrı ayrı poliçe limitleri kadar sorumlu olduğu, davalı ... Sigorta AŞ'nin hasar dosyasının açıldığının belirtildiği 8 iş günü ilavesiyle 31.03.2017 tarihinde temerrüde düştüğü, davalı ... Sigorta AŞ'nin tazminat talebini reddettiği tarihe 8 iş günü ilavesiyle 10.12.2014 tarihinde temerrüde düştüğü, göz önünde bulundurularak asıl davada davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği; Davacının birleşen davadaki talepleri yönünden; 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 109/2 maddesinde ise, ''Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.'' hükmüne yer verildiği,  TCK’nın 66/1-e maddesine göre ise, 89/1 maddesinde düzenlenen taksirle yaralama suçu için öngörülen ceza süresi ve miktarı gözönüne alındığında  söz konusu hükümde belirtilen suçun zamanaşımı süresinin 8 yıl olarak düzenlendiği, dava konusu trafik kazasının  26.10.2012 tarihinde meydana geldiği, eylemin aynı zamanda TCK. m. 89/1'e göre taksirle yaralama suçunu oluşturduğu, Türk Ceza Kanununun 66/1-e. maddesi gereğince uzamış zamanaşımı süresi 8 yıl olup kaza tarihinden itibaren bu süre nazara alındığında birleşen davanın  zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığı ve davacının sonradan oluşan bir maluliyetinin olmadığı, davalıların süresinde zamanaşımı itirazında da bulunduğu anlaşıldığından, birleşen davada maddi tazminat istemine ilişkin talebin zamanaşımı nedeni ile reddine, asıl davanın fer'isine yönelik talep edilen faiz yönünden zamanaşımı işlemeyeceğinden faiz isteminin kabulüne karar vermek gerektiği gerekçesiyle; “A) asıl dava yönünden; Davanın kabulü ile, 225.000 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 225.000 TL bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 450.000 TL'nin (Davalı ... Sigorta AŞ Yönünden 417.978,84 TL ile sınırlı olmak üzere) dava tarihi olan 04.01.2018'den işleyecek yasal faizi ile davalılardan müteselsilen tahsil edilerek davacıya ödenmesine,B) Birleşen Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/502 Esas Sayılı Dosyası Yönünden; Davacının sürekli iş göremezlik ve bakıcı gideri tazminatına yönelik davasının zamanaşımı nedeniyle reddine,  Davacının faize yönelik davasının kabulü ile, 124.384,93 TL'nin (Davalı ... Sigorta AŞ Yönünden 30.957,44 TL ile sınırlı olmak üzere) davalılardan müteselsilen tahsil edilerek davacıya ödenmesine,” karar verilmiş hüküm davacı vekili, davalı ... Sigorta AŞ  vekili ve davalı ... ... Sigorta Şirketi vekili tarafından istinaf edilmiştir. <br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tAsıl ve birleşen davada, davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; (Birleşen dava yönünden kararı istinaf etiğini belirterek) Birleşen davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, kazada davacının kızının vefat ettiğini, kendisinin de yaralandığını, bu nedenle mahkemenin zamanaşımı değerlendirmesinin hatalı olduğunu, vekalet ücretinin nispi takdir edilmesinin da hatalı olduğunu, belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>\tAsıl ve birleşen davada; davalı ... ... Sigorta Şirketi vekili, istinaf başvuru dilekçesinde; sigorta şirketleri yönünden kusur paylaşımı yapılmadan, limiti aşan tutarlar üzerinde hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, kararda ... Sigortanın sorumlu olduğu miktar gösterilmiş iken, müvekkili olan davalı ... Sigorta AŞ’nin hüküm fıkrasında adı dahi geçmeksizin, limiti aşar şekilde zarardan sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu; gerekçeli kararının açık ve anlaşılır olmadığını, davalının icrada daha fazla ödeme tehditi altında olacağını, her halükarda davalının sigorta limiti ile sınırlı olarak kusur oranında sorumlu tutulacağı miktarın gösterilmesi gerektiğini; kazanın meydana gelmesindeki kusuru da kabul etmediklerini, kazanın başıboş eşekler nedeniyle gerçekleştğini, gece vakti, sigortalı araç sürücüsünün hızlı gittiğine dair delil bulunmadığını, olay yerinin, hayvancılığın yaygın olduğu bölge olduğunu ve hayvanların karıştığı kazalar olmasına rağmen, Karayollarına Genel Müdürlüğüne kusur izafe edilmemesinin hatalı olduğunu, hesaplama yönteminin hatalı olduğunu, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve 1,8 teknik faiz uygulanması gerektiğini, raporda, kaza ile illiyet bulunmayan arazlar bulunduğunu, raporun karar vermeye elverişli olmadığını, bakıcı gideri ve tedavi giderinin teminat kapsamında olmadığını, hesaplamanın rapor tarihine göre yapılmasına rağmen, hesaplamanın yapıldığı tarihten öncesi için faiz tahakkukunun hatalı olduğunu, hesaplanan tazminatın da fahiş olduğunu; aktif dönem ve pasif dönem hesaplarının hatalı olduğunu, hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, dava tarihinden itibaren faiz hesaplamasının hatalı olduğunu, faiz türünün de hatalı olduğunu, vekalet ücreti, yargılama gideri ve harçların hatalı hesaplandığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>\tAsıl ve birleşen davada, davalı ... Sigorta AŞ vekili, istinaf başvuru dilekçesinde; davalının kusur oranında sigorta limiti ile sınırlı zarardan sorumlu olması gerektiğini, tüm tazminattan sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, nitekim kazada esas alınan kusur raporuna göre %25 kusurlu olan diğer davalı ... ... Sigorta şirketinin tazminattan sorumlu olduğu miktarın açıkça gösterilmesinin karışıklığa neden olacağını; müvekkili olan davalının %15 oranında kusurlu olması nedeniyle maddi tazminatın tamanından sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, yerel mahkemece kabul edilen kusur oranlarının da uygun olmadığını, kusurun afaki olarak tespit edildiğini, davacı tarafından sigortalı araç sürücüsüne kusur izafe edilmesinin afaki olduğunu, davalı tarafından alınan raporlarda, kazanın meydana gelmesinde kusur oranının uygun olmadığının belirtildiğini, çelişkinin giderilmesi için İTÜ ya da Karayolları Fen Heyetinden rapor alınması gerektiğini; Mahkemece hükme esas alınan raporlarda hesaplamanın fahiş olup, gerçeği yansıtmadığını, maluliyet oranın da afaki olduğunu; hesaplamanın da 01.06.2015 tarhinden sonraki Genel Şartlara göre yapılması gerektiğini;\tyargılama gideri, vekalet ücreti ve harçlardan sorumluluğunun da, poliçe limiti, kusur ve zarar ile sınırlı olduğunu, kararda bu hususlara riayet edilmediğini, oranlama yapılmadan giderlerden sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, bakıcı giderinden de sorumlulukları olmadığını, belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>\tMahkemece verilen kararda, kamu düzenine aykırılıklar gözetilerek, istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak HMK'nın 355. maddesi gereğince yapılan istinaf incelemesi neticesinde;<br>\tAsıl ve birleşen dava, ölümlü ve yaralamalı meydana gelen trafik kazasında, cismani zarar nedeniyle iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri istemidir. Davacı, birleşen davada ayrıca, asıl davaya konu alacak kısmına yönelik, asıl davada  faiz talep etmemiş olduğundan bahisle, asıl davada talep eden kısım yönünden, sigorta şirketlerine başvuru tarihinden, asıl dava tarihine kadar faiz alacağının tahsilini istemiştir.<br>\tMahkemece; asıl davanın kabulüne, birleşen davada, bakiye tazminat alacağına yönelik talebin zamanaşımı nedeniyle reddine, tazminat alacağından bağımsız talep edilen faiz alacağının ise kabulüne karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından birleşen davaya yönelik olmak üzere, tüm taraflarca istinaf edilmiştir.<br>\t26.10.2012 tarihinde, davalı ... Sigorta AŞ  tarafından ZMMS ile sigortalı aracın, gece karayolunda seyri sırasında, olay yerinde taşıt yolunda duran başıboş eşeğe çarparak, karşı yönden gelen araçların şeridine fırlatması sonucunda, karşı yönden gelen, davacının yolcu olarak bulunduğu, davalı ... ... Sigorta Şirketi tarafından ZMMS ile sigortalı aracın, yol üzerindeki eşeğe çarparak, direksiyon hakimiyetini kaybetmesi şeklinde meydana gelen kazada, davacının ve kızı ...'ın yaralandığı ve ...'nin kaldırıldığı Muş Devlet Hastanesinde vefat ettiği, kaza tespit tutanağı, olay  yeri inceleme tutanağı ve krokisi, savcılık soruşturma dosyası, UYAP Sisteminde kayıtlı olan, davacının kızının ...'ın vefatı nedeniyle Muş 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 19.10.2015 tarih, 2013/638 E. 2015/789 K. Sayılı gerekçeli kararı, söz konusu kararın onanmasına ilişkin Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 14.11.2018 tarih 2016/706 E. 2018/10698 K. Sayılı ilamı ve tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır.<br>\tKaza Tespit Tutanağında, kazanın oluş şeklinin tespiti ile yetinilerek, kusura yönelik bir tespit yapılmadığı, olaya ilişkin Muş Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından trafik kusur bilirkişisinden ve Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden soruşturma dosyasında alınan raporlarda, araç sürücülerinin kusuru olmadığının belirtilmesi, ilk derece mahkemesince makina mühendisi kusur bilirkişisinden alınan 10.11.2020 tarihli raporda, araç sürücülerinin  kusurunun olmadığının belirtilmesi, Yargıtay incelemesinden de geçerek kesinleşen Muş 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin   19.10.2015 tarih, 2013/638 E. 2015/789 K. Karar sayılı dosyasında mahkemece olaya uygun görülmeyen İTÜ Öğretim Üyelerinden alınan kusur raporunda araç sürücülerinin kusuru olmadığına yönelik rapor ile söz konusu dosyada hükme esas alınan Karayolları Fen Heyetinden alınan ... Sigorta tarafından sigortalı araç sürücüsünün %15, ... ... Sigorta Şirketi tarafından sigortalı araç sürücüsünün %25 kusurlu olduğu, telef olan eşek sahibinin de %60 kusurlu olduğunun mütala edildiğine yönelik raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için, Karayolları Trafik Fen Heyetinde görev yapmış üç kişilik bilirkişi heyetinden alınan, 12.02.2021 tarihli raporda, dosyadaki tüm raporlar, soruşturmada alınan beyanlar ve soruşturma dosyasında tutanak ve belgeler değerlendirilmek suretiyle; olayın gece koşullarında olduğu değerlendirilerek, ... Sigorta AŞ tarafından ZMMS ile sigortalı araç sürücüsünün aydınlatmanın bulunmadığı, gece şartlarında seyir halinde iken, seyir yönüne göre yolun solundan sağına doğru başıboş eşek sürüsünü gördüğü anda aracın hızını azaltması ve gerekli önlemleri alması gerektiğinden, trafik durumunun gerektirdiği şartlara uyarak yola gereken dikkat ve özeni göstermemesi nedeniyle tali %15 oranında, davalı ... ... Sigorta Şirketi tarafından sigortalı araç sürücüsünün ise; kendi yol bölümüne savrulan hayvanı gördüğü ve  fren tedbirine başvurarak 27 m. fren yaptığı ve çarpmayı önleyemediği, çarpmanın etkisi ile takla attığının tespitine göre meskun mahal dışında aydınlatmanın bulunmadığı gece şartlarında yakın çevresine araç farlarının etkili aydınlatma mesafesi ve ışık hüzmesi açısı dikkate alınarak hızını azaltmadığı, yola gereken dikkat ve özeni göstermediği için meydana gelen olayda tali %25 oranında kusurlu olduğu, kazanın meydana gelmesinde asli etkenin ise yola başıboş bırakılan hayvanlar olduğunu ve hayvan sahibinin %60 kusurlu olduğunun mütala edildiği görülmüştür.<br>\tİlk derece mahkemesince; Karayolları Fen Heyetinden alınan raporun, daha önce Yargıtay temyiz incelemesinden geçen dosyada, hükme esas alınan kusur raporu ile de uyumlu olduğundan bahisle  raporlar arasındaki çelişkiyi giderdiği kabul edilerek, alınan maluliyet raporu ve aktüer raporu değerlendirilmek suretiyle davanın esası hakkında karar verilmiştir. <br>\t1-Adil yargılanma hakkı Anayasa'mızın 36/1. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bazı kararları ile Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuruya ilişkin bazı kararlarında gerekçeli karar hakkının adil yargılanma hakkının somut görünümlerinden olduğu belirtilmiştir. Anayasa'nın 141/3. maddesine göre, bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Adil yargılanma hakkının sağlanması kapsamında kararların gerekçeli olmasıyla ilgili kamu düzenine ilişkin hükümlere 6100 sayılı HMK'da da yer verilmiştir.<br>\t6100 sayılı HMK 297/1-2. maddesinde; “(1) Hüküm \"Türk Milleti Adına\" verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar;…<br>\tc) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri…..<br>\t(2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” düzenlemesi mevcuttur. <br>\tAnayasa ve 6100 sayılı Yasa hükmü birlikte değerlendirildiğinde, mahkeme kararlarının içermesi gereken gerekçenin ilgili ve yeterli olması, çelişki, tereddüt ve şüphe içermemesi gerektiği sonucuna varılmaktadır. Karar gerekçesinin, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.\tBu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hâl, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hatta giderek denebilir ki, dava içinden davalar doğar. Hükmün hedefine ulaşmasını engeller, kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz.<br>\tSomut olayda davacı, dava dilekçesinde; asıl davada sürekli iş görmezlik ve bakıcı giderine yönelik olarak zararını, sigorta limiti ile sınırlı olarak talep etmiş iken, birleşen davada (ayrı ayrı iki poliçe olduğundan bahisle) yine sigorta limiti ile sınırlı olarak zararlarını davalılardan talep etmiştir. Mahkemece  gerekçeli kararda alınan rapor ve ek raporlardan bahsedilerek  davacının tazminat miktarının hangi rapor çerçevesinde belirlendiği açıklanmadan, ancak davada aktüer bilirkişiden  06.03.2022 tarihli 4. ek rapor alındığı halde ve bu rapordan da kararda bahsediliği halde, tazminat belirlenmesinde 08.12.2021 tarihli raporu esas alarak (kabul edilen miktara göre), sigorta şirketinin asıl davadaki sorumluluklarını bu rapordaki hesaplamaya göre belirlemiş, ancak davacının birleşen davadaki (asıl davadaki alacağa yönelik olarak) faiz alacağında 06.03.2022 tarihindeki belirleme nazara alınmıştır. Bu nedenle HMK'nın 297. Maddesine uygun denetime elverişli bir karar da bulunmamaktadır. Yine davacı, teminat limiti kadar zararını asıl davada, talep etmiş iken, birleşen davada, sigorta şirketlerinin ayrı ayrı sorumluluğu olduğundan bahisle aynı limitler kadar sigorta şirketlerinden zararı temerrüt faizi ile talep etmiş ve ayrıca söz konusu davada asıl davada aynı miktarda talep ettiği tazminatın, işlemiş faizini talep etmiştir. Asıl davada teminat limitinin tamamı kadar sorumluluğuna karar verilen dosyada, birleşen davada hem asıl davaya ilişkin talep açısından, hem de birleşen davadaki talep açısından ayrı ayrı faiz talep edilip edilemeyeceği, talep edilebilecekse ne şekilde kabulü gerektiği kararda belirtilmemiş olduğundan infazda tereddüt yaratacak şekilde karar verilmiş olması da doğru olmadığından kararın bu nedenle kaldırılması gerekmiştir.<br>\tBu durumda öncelikle, davacıya dava dilekçesindeki talepleri de açıklatılarak, her ne kadar davacı  iki ayrı sigorta poliçesi olduğundan bahisle eldeki davayı açtığını ileri sürmüş ise de, her bir sigorta teminat limiti açısından, kısmi talepte bulunduğuna yönelik bir açıklama olmaması aksine asıl davada her bir davacıdan limit dahilinde zararın talep edilmiş olmasına göre, her iki dava yönünden de, davacının tazminat taleplerinin haklı olduğunun kabulü halinde, hangi dosyada davacının ne miktarda tazminat talebinden, davalıların ne miktarda ve nasıl sorumlu oldukları, tüm zararın asıl dava dilekçesi ve açıklama dilekçesi çerçevesinde asıl davada hüküm altına alınıp alınamayacağı, davacının birleşen davada iş göremezlik zararlarından ve bakıcı giderlerinden, yine aynı limitle sorumlu olarak işlemiş faizi ile zararının tazminini istediğinden, aynı teminat kapsamında sorumluluğu çerçevesinde asıl davadaki talepleri yönünden faiz alacağı talep edip edemeyeceğinin değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı görülmüştür.<br>\t\t2-Davacı vekilinin, birleşen davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinin hatalı olduğuna yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde;  Trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat davalarında, uygulanacak zamanaşımı, KTK'nın 109. maddesinde \" (1)Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. (2)Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.\" denilerek düzenlemiştir. Ceza kanunda zamanaşımı süresinin belirlenmesinde, cezayı gerektiren fiil için öngörülen zamanaşımı esas alındığından, tazminat taleplerinde, uygulanacak zamanaşımı süresinin belirlenmesinde de, failin, zarar görene yönelik eylemi değil, failin meydana gelen olay neticesinde cezayı gerektiren eylemi nazara alınır. Dolayısı ile ölümlü ve yaralanmalı trafik kazasında, tazminat talep eden kaza neticesinde sadece yaralanmış dahi olsa, failin eylemi taksirle ölüm ve yaralamaya neden olma olduğunda, tazminat davasında, failin bu eylemi nedeniyle ceza kanununda  öngörülen zamanaşımı süresi uygulanacaktır. <br>\tSomut olayda; mahkemece, kaza neticesinde davacı yaralandığından bahisle ceza kanununda öngörülen zamanaşımı süresinin 8 yıl olduğu kabul edilerek, birleşen davada talep edilen iş göremezlik tazminatı talebinin ve bakıcı giderine yönelik talebin, davalıların yasal süresi içerisinde zamanaşımı def'inde bulunmaları nedeniyle reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Meydana gelen olay taksirle ölüm ve yaralamaya neden olmak olduğundan, meydana gelen eylem nedeniyle TCK'nın 66/1-d maddesi gereğince ceza konusundan öngörülen zamanaşımı süresi 15 yıl olduğundan, 26.10.2012 tarihinde meydana gelen kaza nedeniyle 01.09.2021 tarihinde açılan birleşen dava zamanaşımı süresi içerisinde açıldığından, ilk davada talep edilmediği belirtilerek ek dava ile talep edilen iş göremezlik tazminatı ve bakıcı giderine yönelik davanın zamanaşımına uğradığından  bahisle reddine karar verilmiş olması doğru olmadığından birleştirilen dava dosyasında davacının talepleri değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi için kararın kaldırılması gerekmiştir. <br>   \tYukarıda açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin birleşen davaya yönelik; davalılar vekilleririnin ayrı ayrı asıl ve birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, İlk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, davacının  birleşen davada talep edilen sürekli iş göremezlik ve bakıcı giderine yönelik talepleri, zamanaşımına uğramadığından, bu talepleri de değerlendirmek suretiyle, ancak davacı her ne kadar asıl davada, sadece 450.000,00 TL zararını sigorta şirketinden talep ettiğini belirtmiş ise de, her bir sigorta şirketinin asıl davada bu tazminat miktarı için  bu limit kadar sorumluluğu çerçevesinde, zararın karşılanmasını talep ettiğinden, davalıların asıl ve birleşen davada sorumluluklarının infazada tereddüt oluşturmayacak şekilde (ne miktarda zarar için, ne kadar teminatla sınırlı olacağı değerlendirmek suretiyle) ve ayrıca birleşen davada teminat limiti kadar işlemiş faiz ile sorumluluğuna karar verilmesi halinde, asıl davadaki talep yönünden ayrıca işlemiş faiz talep edip edemeyeceği, edecekse ne miktarda talep edebileceğinin, asıl ve birleşen davadaki talepler açısından infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde hüküm altına alarak, usuli kazanılmış hakları da gözeterek karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine;  kaldırma sebebine göre istinaf eden taraf vekillerinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. <br>\tHÜKÜM \t\t: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin, davalı ... Sigorta AŞ  vekilinin ve davalı ... ... Sigorta Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,<br>Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, <br>2- İstinaf kanun yoluna başvuran taraflarca yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine, <br>3-İstinaf yoluna başvuran tarfalarca yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,<br>4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 21.11.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.\t<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye <br>Üye <br>Katip <br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c4409a26f17a0133","SID":"7f4897f9930ad4a9"}}