{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO\t: 2023/2088 <br>KARAR NO\t: 2025/1953<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 01/06/2023<br>NUMARASI: 2016/653 Esas - 2023/440 Karar<br>DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 12/11/2025<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;      <br> GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ   :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 22.08.2007 tarihinde Büyükdere Caddesinde Sarıyer istikametine seyir halinde olan ... plakalı aracın, maliki ... sevk ve idaresindeyken aynı yöndeki mülkiyeti ... ...'e ait, ... ... sevk ve idaresindeki ... plakalı ticari taksiye arka sol kapı tarafından çarparak ticari taksiden inmekte olan müvekkilinin ayağının taksi ve kaldırım arasında kalarak sıkışıp kırılmasına ve malul kalmasına yol açtığını, müvekkilinin çalışma gücünü en az %40 oranında sürekli olarak kaybettiğini, bu nedenlerle fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak koşuluyla ve HMK m.107 uyarınca tahkikat aşamasında toplanacak delillerden sonra arttırılmak üzere; SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderleri, özel sağlık sigortası tedavi harcamaları, bakım giderleri, Kazanç kaybı ve Çalışma gücü kaybından kaynaklanan zarara ilişkin olarak 1.000,00-TL maddi tazminatın haksız fiilin vuku bulduğu 22.08.2007 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketlerinin poliçe limitleri ile sorumlu olması kaydıyla davalılardan müştereken ve müteselsilen  tahsiline,  100.000,00-TL manevi tazminatın, haksız fiilin vuku bulduğu 22.08.2007 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte sigorta şirketleri dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... (...) Sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; Mahkemede açılmış bulunan iş bu davada dava şartının yerine getirilmediğini, davacının dava öncesinde müvekkili sigorta şirketine herhangi bir başvurusu bulunmadığını, zaman aşımı def'inde bulunduklarını, müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, poliçe limitinin maddi olup manevi tazminatları içermediğini, müvekkili şirketin dava tarihinden itibaren yasal faizden sorumlu olabileceğini, çünkü müvekkili şirketin dava konu edilen olayda temerrüte düşmüş olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava şartının yerine getirilmemesi sebebiyle davanın usulden reddinin gerektiği, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, dava konusu olayın 22.08.2007 tarihinde meydana geldiğini ancak söz konusu davanın 15.06.2016 tarihinde açıldığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... ... cevap dilekçesinde özetle; 22.08.2007 günü saat 15:45 sularında sürücülüğünü yaptığı ... plakalı ticari taksi aracına bir yolcu aldığını, yolcuyu indirmeye çalışırken kullanmakta olduğu ticari taksinin sol tarafına ... plakalı aracın çarpması sonucu yolcunun ayağının araç ile kaldırım arasına sıkıştığını fark ettiğini, kaza sonucunda davacının olayda herhangi bir kusurunun olmadığını, olay yeri trafik polislerince tutulan kaza tespit tutanağında da sabit olmak üzere bütün kusurun ... plakalı araç sürücüsünde olduğunu, davacının uğradığı kazanın kendisi dışında üçüncü bir kişinin kusuru sonucu gerçekleştiğini, bu nedenle olayla arasındaki illiyet bağının kesildiğini, zaman aşımı itirazında bulunduğunu, 2 yıllık zaman aşımı süresinin geçtiğini  belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"1-Davacının ... Sigortaya karşı açtığı maddi tazminat davasının zamanaşımı nedeniyle Reddine, 2-Davacının ... ..., ... (...) Sigorta ve ... ... aleyhine açtığı maddi tazminat davasının ayrı ayrı Reddine, 3-Davacının ... aleyhine açtığı Maddi tazminat davasının Kısmen Kabulü ile; 1.574.390,64-TL sürekli iş göremezlik, 1.170,00 TL bakıcı gideri, 12.318,46 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 1.587.879,10 TL'nin 22/08/2007 haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den tahsili ile davacıya verilmesine, geçici iş göremezlik (kazanç kaybı) ve fazlaya dair istemlerin ayrı ayrı Reddine, 4-Davacının  ... ... ve ... ... aleyhine açtığı manevi tazminat davasının ayrı ayrı Reddine, 5-Davacının ... aleyhine açtığı Manevi tazminat davasının Kısmen Kabulü ile; 50.000,00-TL'nin 22/08/2007 haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin Reddine, 6-Arda ..., Bora ... ve Tuğba ...'nun  ek dava adı altında manevi tazminat olarak ileri sürülen talepleri hakkında usulüne uygun açılan bir dava bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ile davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı  vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Öncelikle davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden davanın zamanaşımı yönünden reddedilmesinin hatalı olduğunu, hüküm mahkemesince esastan reddine karar verilen diğer davalılar ..., ... (...) Sigorta ve ... ... yönünden yargılama sırasında alınan denetime elverişsiz ve yasa ve usule aykırı kusur bilirkişi raporları hükme esas alınarak bu davalılar yönünden davanın reddine karar verildiğini, oysa ki KTK m 58 sürücüler aksine bir işaret bulunmadıkça, araçlarını gidiş yönlerine göre yolun en sağ kenarında durdurmaya, yolcuların iniş ve binişlerini sağ taraftan yaptırmaya ve yolcular da iniş ve binişlerini sağ taraftan yapmaya zorunlu olduğunu, hükme esas alınan aktüer hesaplamada yasa ve usule aykırı şekilde yargıtay uygulamalarının dışına çıkılarak yapılmış hesaplama tablosu esas alınarak hüküm kurulduğunu, müvekkilinin %100 malul sayıldığı dönem ve iyileşme süreci 9 ay olarak Adli Tıp Kurumu raporu ile sabit olmakla bakıcı gideri de yine %100 malul sayılan tüm dönem için hükmedilmesi gerektiğini, maddi tazminat hesaplamasını yasa ve usule aykırı yapan ve olması gerekenden daha düşük miktarlarda tazminat tutarı belirlenen bilirkişi raporunu hükme esas alarak hataya düşüldüğünü, mahkemeye sunulan ek dava dilekçesi ile birlikte başvuru harçları da mahkemeye ödenmiş olduğundan talebinin reddi yerine bu dilekçenin yeni bir dava dilekçesi olduğu gerekçesiyle tevzi bürosuna gönderilmesine karar verilmesi gerektiğini, çok düşük miktarda tazminata hükmedildiğini, ... Sigorta ve ...Sigorta lehine AAÜT'ye göre ortak esastan red sebebi ile 80.000 TL poliçe limiti bulunduğundan 12.800 TL ücreti vekaletin ödenmesine hükmedildiğini, oysa ki AAÜT gereği maddi tazminat taleplerinin tümden reddi halinde maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının maddi tazminat taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davaya konu kazanın, yaralamalı trafik kazası olup, davaya konu yaralamaya bağlı zararlar bakımından zamanaşımı süresinin TCK md. 66/1-e hükmü uyarınca 8 yıl olduğunu, kusura ilişkin değerlendirmenin doğru olmadığını ,hesaplama yapılırken uygun ücret miktarı seçilip ona göre hesaplanma yapılması gerekirken bilirkişi tarafından bu hususta hiçbir şekilde dikkate alınmadığını, davacı tarafça verilen ıslah dilekçesi usulüne uygun verilmiş bir ıslah dilekçesi olmadığını, davacı tarafça daha önce 21.08.2019 tarihinde ıslah dilekçesi verilmiş olup 03.05.2023 tarihli verilen ikinci ıslah dilekçesini kabul etmediklerini, tarafların aynı davada yalnızca bir kez ıslah hakkı bulunduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.  Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat  istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/19844 Esas ve 2019/8286 Karar sayılı kararında; \"...Belirsiz alacak davasında davacı, alacağının tam ve kesin olarak belirlenmesinden sonra HMK'nın 107.maddesine dayalı olarak bir kez alacağını artırabilir. Ayrıca davasını HMK'nın 176. ve devamı maddelerine göre bir kez de ıslah edebilir.\tSomut olayda, dava tarihi 12.11.2012 olup, dava tarihinde yürürlükte olan HMK'ya göre belirsiz alacak davası olarak açılmıştır. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda zarar toplamı 68.815,51 TL olarak belirlenmiştir. Davacı vekili,  05.12.2013  tarihinde vermiş olduğu  dilekçe ile alacağını fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak  40.500,00 TL olarak ıslah etmiştir.Daha sonra ıslah edilmeyen 28.815,51 TL için tamamlama harcını 06.03.2015 tarihinde yatırmıştır. Belirsiz alacak davası olarak açılan davada harcını yatırarak bedel artırma talebinde bulunulabilir. Ayrıca bundan bağımsız olarak HMK'nun 176. maddesi gereği ıslah yapmak hakkı da mevcuttur. Mahkemece davacının ıslah dilekçesi ve bedel artırım talebi esas alınarak bir karar vermek gerekirken sadece ıslah dilekçesindeki  talep gibi karar verilmesi ve  bedel artırım talebinin dikkate alınmaması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.\" belirlemesinde bulunmuştur (Benzer yönde Yargıtay  4.  Hukuk Dairesinin  2021/6162 E. ve   2021/9730 K. sayılı kararı).Eldeki davada, davacı vekili, davasını belirsiz alacak davası şeklinde açmıştır. Mahkemece, bilirkişi raporu alınmadan  21/08/2020 tarihli ıslah dilekçesinden sonra 03/05/2023 tarihli bedel arttırım dilekçesine göre hüküm kurulmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.Somut uyuşmazlıkta 22/08/2007 tarihli kaza tespit tutanağında ... plaka sayılı araç sürücüsünün 06 kod ihlali nedeni ile asli kusur ihlali yaptığı açıklanmış, Mahkemece alınan kusur raporunda  ... plakalı araç sürücüsü  ...'nin olayda tam kusurlu olduğu belirlemiştir. Bu durumda kaza tespit tutanağı ile Mahkemece alınan kusur raporunun birbiriyle örtüştüğü ve olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.2918 Sayılı KTK.nun 109/1. maddesinde \"Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar\" hükmü, yine aynı Kanun'un 109/2. maddesinde ise  \"dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir\" hükmüne yer verilmiştir. Bu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından, sürücü ve diğer sorumlular arasında bir ayrım yapılmamış,  kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür.Ceza Kanunu'nda öngörülen daha uzun ceza zamanaşımı (uzamış zamanaşımı) süresi, olay tarihinden itibaren işlemeye başlar. Sürenin işlemeye başlaması için zarar görenin zararı ve onun failini öğrenmesi gerekmez. Ancak zarar ve onun faili, uzamış zamanaşımı süresinin bitmesinden sonra öğrenilmiş ise davanın, öğrenme tarihinden itibaren 2 yıllık süre içerisinde açılması gerekir. Zararın ve failin uzamış zamanaşımı süresinin bitmesinden sonra öğrenilmesi halinde, tazminat talebinin, öğrenme tarihinden itibaren 2918 sayılı yasanın 109. maddesindeki 2 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde ileri sürülmesi gerekmektedir. Öğrenme tarihinden itibaren, yeni bir uzamış zamanaşımı süresi işlemez (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 16/04/2008 Tarih 2008/4-326 E. 2008/325 K. sayılı kararı).Eyleme uyan taksirle yaralama suçunun ceza davası zamanaşımı süresi 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 66/1-e maddesine göre 8 yıl olduğundan açılan dava 8 yıllık dava zamanaşımı süresine tabidir.Haksız fiile dayanan tazminat isteminde zamanaşımının işlemeye başlayacağı tarih, zararın ve zarar sorumlusunun öğrenildiği andır. Zararın öğrenilmesi kavramıyla kastedilen ise haksız fiil nedeniyle oluşan bedensel zararın kapsamının öğrenilmesi olup, bu bedensel zararın sebep olacağı maluliyet oranının belirlendiği tarihin, zararın öğrenilmesi kavramına bir etkisi yoktur. Bedensel zararın (yaralanmanın) gerçekleşmesi ve bu yaralanmayla ilgili tedavinin tamamlanması ile zararın kapsamının belli olduğu kabul edilmelidir  (Yargıtay 4.  Hukuk Dairesinin 2021/4765  Esas ve 2021/7355 Karar sayılı kararı). Somut uyuşmazlıkta davalı ... Sigorta A.Ş. cevap dilekçesinde  süresinde  zamanaşımı defi ileri sürmüştür.  Yaralamalı trafik kazası 22/08/2007 tarihinde gerçekleşmiş, dava ise 15/06/2016  tarihinde açılmıştır. Davacının dava açtığı tarihte, kaza tarihinden dava tarihine kadar 8 yıldan fazla bir süre geçtiği ve bu şekilde uzamış zamanaşımı süresinin de dolduğu görülmektedir. Davacının olay nedeniyle uğradığı zararın devam ettiğine ilişkin   tedavi evrakı dışında belge sunulmadığı nedenle zararın kaza tarihinde yapılan operasyon ile   öğrendiğinin kabulünün gerektiği, davacı uzamış zamanaşımı süresi içerisinde dava açmadığı ve öğrenme tarihi uzamış zamanaşımı süresi içerisinde olduğu için KTK'nın 109/2. maddesindeki 2 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması olanağı da bulunmamaktadır. Mahkemece davalı ... Sigorta A.Ş yönünden zamanaşımı nedeni ile davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. HMK'nın 319.maddesine göre savunmanın değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin verilmesiyle başlayacağından, zamanaşımı defi cevap dilekçesi ile ileri sürülmelidir. Cevap dilekçesinde zamanaşımı defi ileri sürülmemiş ya da süresi içince cevap dilekçesi verilmemişse ilerleyen aşamalarda HMK'nın 141/2 maddesi uyarınca zamanaşımı defi davacının açık muvafakati ile yapılabilir. Eldeki davada davalı ...  vekili   cevap  dilekçesinde zamanaşımı defi ileri sürmediğine ve davacı tarafından açık muvafakati bulunmadığına göre istinaf aşamasında ileri sürülen zamanaşımı def'inin  nazara alınması olanaklı değildir.Davacı vekili tarafından 21/08/2019 tarihli ıslah dilekçesi ile ek dava olarak davacının eşi ve çocukları yönünden manevi tazminat talep edilmiş ise de usulüne göre açılmış bir dava bulunmadığı gözetilerek mahkemece hükme esas alınmamış olmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/8628 Esas 2022/801 Karar sayılı ilamında \" Çalışma gücünün kısmen kaybına ilişkin zarar talebi, kişinin tüm yaşamı boyunca katlanacağı, geleceğe yönelik zararının da giderimi amacını taşıyan bir talep olduğundan, kişinin hak kazanacağı tazminat miktarının doğru belirlenebilmesi bakımından, çalışma gücü kaybına yol açan kaza tarihindeki gerçek ve net gelirinin doğru belirlenmesi önemlidir. Somut olayda; karara esas alınan bilirkişi raporunda, kaza tarihinde davacının gelir getirici işte çalışmadığı gerekçesi ile tazminat hesabında asgari ücret esas alınmıştır. Oysa dosyaya sunulan ücret bordrolarına göre davacının kazadan sonra asgari ücretten daha fazla gelir getiren bir işte çalıştığı anlaşılmaktadır. Hesaplama yapılırken, davacının kaza tarihindeki ve hesap tarihine kadar ki gelirini gösteren belgelerin temin edilmesi, bu belgeler ile saptanan gelir üzerinden hesap tarihine kadar elde edilebilecek gelirlerin belirlenmesi,belirlenen gelirler üzerinden, işlemiş (bilinen) dönem zarar hesabının yapılması; işleyecek dönem hesabında ise davacının hesap tarihinde bilinen son gelirinin uygulanması hususlarına dikkat edilmelidir. Diğer bir ifade ile kaza tarihinden hesap tarihine kadar ay ay yapılacak hesaplamada davacının her ay kazandığı net gelirin tazminata esas alınması gerekmektedir. \" belirtilmiştir. Mahkemece hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunda, rapor tarihine kadar olan bilinen dönem hesabının yukarıdaki Yargıtay 4. Hukuk Dairesi ilamında anlatıldığı şekilde hesaplanmış olduğu görülmekle bu yöne değinen istinaf yerinde değildir. Davacının geçici bakıcı gideri tazminat talebi yönünden doktor bilirkişiden aldırılan rapor doğrultusunda tespit edilen 2 ay üzerinden hesaplama yapılmış olmasında da isabetsizlik bulunmamaktadır.Mahkemece manevi tazminat davasının reddedilen miktarı üzerinden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak davalı sigorta şirketleri yönünden maddi tazminat davasının tamamının reddine karar verildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan 2020 yılı AAÜT'nin 13/4.maddesi gereğince Tarifenin 2. kısmının 2. bölümüne göre  maktu vekalet ücreti belirlenmesi gerekirken  nispi  vekalet ücreti verilmesi doğru olmamıştır. Bu nedenle; davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında  yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere   :<br>A- Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun reddine,Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA, Buna göre:1-Davacının ... Sigortaya karşı açtığı maddi tazminat davasının zamanaşımı nedeniyle Reddine,2-Davacının ... ..., ... (...) Sigorta ve ... ... aleyhine açtığı maddi tazminat davasının ayrı ayrı Reddine,3-Davacının ... aleyhine açtığı Maddi tazminat davasının Kısmen Kabulü ile; 1.574.390,64-TL sürekli iş göremezlik, 1.170,00 TL bakıcı gideri, 12.318,46 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 1.587.879,10 TL'nin 22/08/2007 haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den tahsili ile davacıya verilmesine, geçici iş göremezlik (kazanç kaybı) ve fazlaya dair istemlerin ayrı ayrı Reddine,4-Davacının  ... ... ve ... ... aleyhine açtığı manevi tazminat davasının ayrı ayrı Reddine,5-Davacının ... aleyhine açtığı Manevi tazminat davasının Kısmen Kabulü ile; 50.000,00-TL'nin 22/08/2007 haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin Reddine,6-Arda ..., Bora ... ve Tuğba ...'nun  ek dava adı altında manevi tazminat olarak ileri sürülen talepleri hakkında usulüne uygun açılan bir dava bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına,7-Maddi Tazminat Talebi Yönünden;a-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 108.468,02-TL ilam harcından peşin alınan 6.122,97-TL'nin (21.08.2019 tarihli 3.911,00-TL ıslah harcı+15.06.2016 tarihli 344,97-TL peşin harç+1.867,00-TL tamamlama harcı toplamı) mahsubu ile eksik bakiye 102.345,05-TL ilam harcının davalı ...'den tahsili ile hazineye irat kaydına,b-Davacı tarafından yatırılan 3.911,00-TL ıslah harcı, 344,97-TL peşin harç, 1.867,00-TL tamamlama harcı, 29,20-TL başvuru harcı olmak üzere toplam 6.152,17-TL'nin davalı ...'den tahsili ile davacıya verilmesine,c-Davacı tarafından yapılan 5.503,90-TL yargılama giderinin red ve kabul durumuna göre takdiren oranlayarak 5.487,70-TL'nin davalı ...'den tahsili ile davacıya verilmesine; arda kalan bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, d-Davalılardan ... ... tarafından yapılan 50,00-TL yargılama giderinin, davacıdan tahsili ile iş bu davalıya verilmesine, e-Davalılardan ... (...) Sigorta tarafından yapılan 100,00-TL yargılama giderinin, davacıdan tahsili ile iş bu davalıya verilmesine, f-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan  A.A.Ü.T. göre hesaplanan 175.030,33-TL vekalet ücretinin davalı ...'den tahsili ile davacıya verilmesine,g-Davalılardan ..., kendisini vekille temsil ettirmiş olmakla, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.13/2 göre reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 4.688,46-TL ücret-i vekaletin davacıdan tahsili ile iş bu davalı tarafa verilmesine,ğ-Davalılardan ... Sigorta ve ... (...) Sigorta kendilerini vekille temsil ettirmiş olmakla, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre 9.200,00TL ücret-i vekaletin davacıdan tahsili ile iş bu davalılara verilmesine,8-Manevi Tazminat Talebi Yönünden;a-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 3.415,50-TL ilam harcının davalı ...'den tahsili ile hazineye irat kaydına,b-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan  A.A.Ü.T. göre hesaplanan 9.200,00-TL vekalet ücretinin   davalı ...'den  tahsili ile davacıya verilmesine,c-Davalı ..., kendisini vekille temsil ettirmiş olmakla, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 9.200,00-TL ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile iş bu davalıya verilmesine,9-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine,<br>B-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN ;<br>1-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine iadesine,2-a-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan 291,85 TL posta ve tebligat giderinden ibaret yargılama gideri ile 738,00 TL istinaf başvuru harcının davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,    b- Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 108.468,02 TL harçtan peşin alınan 27.119,07 TL harcın mahsubu ile bakiye 81.348,95 TL harcın davalı ...'den tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-Davacının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan  inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın  tebliğ tarihinden  itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.12/11/2025<br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"22cc2fcdb3eae9ce","SID":"854d55fb69f2f2f2"}}