{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br> İSTANBUL<br> BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO\t: 2025/1615 <br>KARAR NO\t: 2025/1914<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 23/05/2025<br>NUMARASI: 2025/350 Esas - 2025/395 Karar<br>DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 06/11/2025<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;    <br>   GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;10.05.2024  tarihinde davacının Tahtakale E-80 karayolu üzerinde yürürken beyaz renkli kasası çadırlı transit model bir araç davacının yanında durarak, sürücüsü müvekkili gideceği yere bırakabileceğini beyan ederek müvekkili aracına almış akabinde yaşanan tartışma sonrası müvekkili araçtan itmesi ve aracın müvekkilin bacağının üzerinden geçmesi sonucu davaya konu yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, kazada davacının ağır şekilde yaralanmış olup geçici bakıcı ihtiyacı doğduğu,  trafik kazasının meydana gelmesinde  müvekkilinin kusuru bulunmadığını, aracın plakası, dolayısı ile sigortası ve sigortalısı tespit edilemediğini, kaza sonrasında Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesinde tedavi görmüş ve çeşitli cerrahi operasyonlar geçirdiğini, HMK madde 107/2 uyarınca belirsiz alacak davası niteliğinde  kalıcı iş göremezlik bedeli olarak şimdilik, 100,-TL, geçici iş göremezlik bedeli olarak şimdilik, 100,-TL, bakıcı gideri tazminatı olarak şimdilik, 100,-TL olmak üzere toplam 300,-TL’nin kaza tarihi olan 10.05.2024 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalı ... Hesabı’ndan (teminat limiti ile sorumlu olmak üzere) tahsili ile  davacıya ödenmesine karar verilmesini talep  etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,  \"Davanın pasif husumet dava şartı yokluğundan HMK 114/1-d ve 115/2 maddeleri uyarınca usulden reddine, \" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İşletilme halinde olan bir aracın 3. bir kişiye verdiği zarar trafik kazası olarak nitelendirilmekle birlikte, trafik kazalarının taksir  ile meydana gelmesinin yanında kasten de  meydana gelebileceğinin kabulü gerektiğini, sigorta şirketlerinin ve dolayısıyla ... Hesabının sorumluluğunun kapsamı belirlenirken kanunda araç ile 3. bir kişiye zarar verilmesi olarak belirlenmiş  olmakla birlikte bu kazanın taksir ile yani istenmeden meydana gelmesine sorumluluk kapsamında herhangi  bir sonuç bağlanmadığını,  yargılamaya konu olayın ceza hukuku bağlamında kasten yaralama suçuna vücut vermesi  davacının yargılamaya konu olay nedeniyle yaralanması, geçici ve kalıcı iş göremezliğe uğraması ile bakıcı ihtiyacı doğması kaynaklı maddi zararları doğduğu gerçeğini değiştirmeyeceği ve bu zararlarının tazminine halel getirmeyeceğini, bu nedenle müvekkilin bahse konu olay nedeniyle yaralanması, geçici ve kalıcı iş göremezliğe maruz kalması dolayısıyla bakıcı ihtiyacı doğması nedeniyle uğramış olduğu maddi zararların tazmininden davalı ... Hesabı'nın sorumluluğunun devam ettiğini, tam kusuru ile sebebiyet veren aracın plakası, dolayısı ile sigortası ve sigortalısı tespit edilemediğinden 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 14/2-a ve ... Hesabı Yönetmeliği’nin 9/1-a maddeleri uyarınca ... Hesabına başvurulabileceğini,  davalı ... Hesabı ile araç sürücüsü- işleteni ile aralarındaki iç ilişkinin ve rücu durumunun davacının tazminat hakkına halel getirmeyeceğinden İlk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.   Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Hukuki dinlenilme hakkı, Anayasa'nın 36. maddesi ile düzenlenen iddia ve savunma hakkının kullanılmasına olanak tanınması ilkesinin doğal bir sonucu ve aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının da en önemli unsurudur. Bu hak ayrıca 6100 sayılı Kanunun 27. maddesinde “Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Bu hak, yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, Mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerir.” şeklinde düzenlenmekle birlikte, bu ifadeleri de kapsayan çok daha geniş bir anlama sahiptir. Kamu düzeni ile ilgili olan bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur.Somut uyuşmazlıkta İlk Derece Mahkemesince HMK hükümlerine göre dava dilekçesi tebliğ edilmeden gerekirse davacıya davasını ve talebini açıklamak  üzere mehil verilmeden ve duruşma açılmadan dosya üzerinden\"... dava dilekçesinde açıkça davacının dava dışı araç sürücüsü tarafından araçtan itildiği ve araçla üzerinden geçildiği beyan edilmiş olup, olayda kaza (istenmeden gerçekleşen olay) değil kasıtlı bir eylem bulunduğunun iddia edildiği görülmektedir. Bu hali ile, dava konusu somut olay bakımından bir trafik kazasının varlığından söz etmek mümkün değildir. Dolayısı ile trafik kazası niteliği bulunmayan olayda davalı ... Hesabının pasif husumetinin bulunmadığı anlaşılmakla, davanın pasif husumet dava şartı yokluğundan usulden reddine\" karar verilmiş olması hukuki dinlenilme hakkının ihlali niteliğinde olup usul ve yasaya aykırı olmuştur. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 22.11.2022 tarihli, 2021/14497  E. ve  2022/15164 K. Sayılı   ilamında belirtildiği gibi; \" ...Ceza dosyasında bulunan müşteki ve tanık ifadelerinde sürücünün kasıtlı olarak aracı ile davacının üzerinden  üç  kez geçerek davacıyı yaraladığı belirtilmiştir. Bu kapsamda sürücü Hüseyin'in aracı ile davacıya  çarparak yaraladığı sabittir.  İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekilinin kararı istinaf etmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince  araç sürücüsünün, davacıyı kasten araçla ezerek yaraladığının sabit olduğu,  dava konusu olayın trafik kazası olmadığı ve 2918 sayılı Yasa kapsamına girmediği ve Uluslararası Motorlu Taşıt Sigortası bulunmayan aracın olayda silah olarak kullanılması nedeniyle ... Hesabının sorumluluğunun bulunmadığı, sonucuna ulaşılarak davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının  kaldırılmasına, HMK'nun 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulması gerektiğinden, davanın reddine karar verilmiştir. Ancak Bölge Adliye Mahkemesince yapılan değerlendirme ve varılan  sonuç hatalı olmuştur.  Davaya konu kaza, Karayolları Trafik Kanununun 86. maddesinde sayılan mücbir sebep,  zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan kaynaklanmamıştır.Aracın işletilme halinde olması, zarar verici fiil, zarar ve uygun illiyet bağı sorumluluk için aranan şartlardan olup somut olayda  hepsi mevcuttur.Araç işleteninin veya sürücüsünün  kasıtlı eylemi teminat dışı hallerde düzenlenmemiş olup, rücuya tabi hallerde düzenlenmiş olduğundan, sürücünün  sorumluluğu ortadan kalkmayacaktır.\" şeklinde karar verilmiştir.  2918 sayılı KTK'nın 85.maddesine göre; Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.Somut uyuşmazlıkta olayın davacının yol kenarından bindiği ve yolcu olarak bulunduğu araçta, araç sürücüsünün tartışma üzerine davacıyı araçtan itmesi ve aracı ile davacının bacağının üzerinden geçmesi  suretiyle gerçekleştiği iddia edildiğine göre karayolunda işletme halinde olan bir aracın davacının bedensel zararına sebep olduğu anlaşıldığından  2918 sayılı Yasa kapsamında  trafik kazası meydana geldiği halde  İlk Derece Mahkemesince yanılgılı değerlendirme ile davanın esasına yönelik açıklama yapılarak ancak \" trafik kazası niteliği bulunmayan olayda davalı ... Hesabının pasif husumetinin bulunmadığı\" gerekçesiyle  usulden reddine karar verilmesi   doğru olmamıştır.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana  iadesine,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,     5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf aşaması için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,  Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda  HMK'nın 353/1-a maddesi uyarıncakesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.06/11/2025<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fee60f8e229a5776","SID":"15030fb44b830933"}}