{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/29 - 2025/1420<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t: 2024/29 <br>KARAR NO\t: 2025/1420<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R  <br><br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 19.10.2023<br>NUMARASI\t\t: 2021/226 Esas 2023/874 Karar<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 20.11.2025<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 19.12.2025<br><br>\tİlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacı vekili, 02.11.2017 tarihinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı araç ile davacının yolcu olarak bulunduğu ... plakalı aracın karıştığı kazada davacının ağır şekilde yaralandığını, ceza yargılamasında alınan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi raporunda sigortalı araç sürücüsünün tali kusurlu olduğunun belirtildiğini, geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı talebiyle davalı sigorta şirketine başvuru ve arabuluculuk aşamasından sonuç alınamadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında geçici iş göremezlik tazminatı talebini 6.034,06 TL, sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 42.757,45 TL olarak ıslah etmiştir.<br>\tDavalı vekili, davacı tarafça usulüne uygun başvuru yapılmadığından davanın usulden reddi gerektiğini, Anayasa Mahkemesi iptal kararının uyuşmazlık bakımından dikkate alınamayacağını, sigortalı araç sürücünün kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığını, Adli Tıp kurumundan kusur ve maluliyete ilişkin rapor alınması gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı talebinin poliçe kapsamında olmadığını, davacının emniyet kemeri takılı olup olmadığının belirlenerek müterafik kusur nedeniyle indirim yapılması gerektiğini, faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, davanın trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olduğu, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan 05.08.2021 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün % 20 oranında, sürücü ...'nın % 80 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik uyarınca düzenlenen 22.06.2022 tarihli raporda davacının özür oranının % 10 olduğu, iyileşme süresinin 18 ay olduğunun belirlendiği, aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen rapor ve 01.08.2023 tarihli ek rapordaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak davanın kabulü ile 42.757,45-TL sürekli iş göremezlik, 6.034,06-TL geçici iş göremezlik zararının temerrüt tarihi olan 13.02.2021 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline  karar verilmiş, hükme karşı davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ\t<br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının emekli olduğunun belirtildiğini ve geçici iş göremezlik tazminatı talebinin reddi gerektiğini, poliçe tanzim tarihi itibariyle geçici iş göremezlik tazminatının poliçe kapsamı dışında olduğunu, tazminat hesabının Genel Şartlar uyarınca TRH 2010 yaşam tablosu ile teknik faiz esas alınarak hesaplama yapılması gerektiğini, Anayasa Mahkemesi iptal kararının somut uyuşmazlık bakımından uygulama olanağı bulunmadığını, ıslah edilen tutar bakımından faiz başlangıç tarihinin ıslah tarihi olması gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.\t<br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>\t6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;<br>\tDavacı vekili, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı araç ile davacının yolcu olarak bulunduğu aracın karıştığı kazada davacının yaralandığını belirterek geçici iş göremezlik tazminatı ve sürekli iş göremezlik tazminatı taleplerinde bulunmuş, mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>\t1-Dosya içeriğinden 02.11.2017 tarihinde kaza tespit tutanağına göre sürücü ... idaresindeki ... plakalı araç ile seyir halinde iken kavşak içine kontrolsüz girmesi neticesinde sürücü ... idaresindeki ... plakalı araca çarpması sonucunda kaza meydana geldiği ve sürücü ...'nın 2918 sayılı Kanun'un 84/h maddesi kuralını, sürücü ...'nın 2918 sayılı Kanun'un 52/1-a maddesi kuralını ihlal ettiğinin belirtildiği, kazada ... plakalı araçta yolcu konumunda bulunan davacının yaralandığı, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan 05.08.2021 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün % 20 oranında, sürücü ...'nın % 80 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik uyarınca düzenlenen 22.06.2022 tarihli raporda davacının özür oranının % 10 olduğu, iyileşme süresinin 18 ay olduğunun belirlendiği anlaşılmıştır. <br>\t  Olay tarihinde yürürlükte olan 2918 sayılı Karayolları Trafik kanunun 90. maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” Şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 E-2020/40 K. sayılı kararı ile  Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresi Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir.<br>Anayasa Mahkemesinin iptal kararı ile davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK'nın ve 6098 sayılı TBK'nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir. Mahkemece davacının geçici iş göremezlik tazminatı ve sürekli iş göremezlik tazminatı talebi yönünden hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporu ve 01.08.2023 tarihli ek raporunda Yargıtay tarafından kabul edilen TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak hesaplama yapılmış olmasında isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. <br>\t2-Davalı vekili, geçici iş göremezlik tazminatından davalı sigorta şirketinin sorumlu olmadığı yönünde istinaf itirazında bulunmuştur. Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 Esas - 202/40 Karar sayılı iptal kararı nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK'nın ve 6098 sayılı TBK'nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun Bedensel zarar başlıklı 54. maddesinde \"Bedensel zararlar tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak belirtilmiş ve bedensel zarara uğrayan kimse tamamen veya kısmen çalışamamasından ve ilerde ekonomik yönden uğrayacağı yoksunluktan kaynaklanan zarar ve ziyanı ile bütün masraflarını zarar verenlerden isteyebileceği\" belirtilmiştir.<br>Bunlar doktrin ve Yargıtay uygulamaları ile; geçici işgöremezlik nedeniyle iş ve kazanç kaybı, sürekli işgöremezlik (kalıcı sakatlık yada maluliyet ) nedeniyle çalışma gücü ve kazanç kaybı, tedavi giderleri ve tüm iyileşme sürecinde yapılan her türlü masraflar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak kabul edilmektedir. <br>Yukarıda belirtilen maddelerden de anlaşılacağı üzere, geçici işgöremezlik tazminatı, yaralanan kişinin iyileşme süresince çalışamaması nedeniyle ortaya çıkan zarar olup TBK'nın 54. maddesinde sayılan bu zararlardan, zarar sorumluları KTK'nın 85. maddesi ve 91. maddesi gereğince araç işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortası sorumlu olduğundan ve KTK.nın 98. maddesinde belirtilen SGK'nın sorumlu olduğu sağlık hizmet bedeli kapsamında geçici işgöremezlik zararı bulunmadığı, Kanun ile düzenlenmeyen hususun zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ile düzenlenmesi mümkün olmadığı gibi kanun maddesine aykırı genel şart hükümleri de getirilemeyeceğinden davalı sigorta şirketinin geçici işgöremezlik zararından sorumlu olmayacağı yönündeki istinaf gerekçesi yerinde değildir.\t<br>\t3-Davalı vekilinin faiz başlangıç tarihine ilişkin istinaf nedenlerinin incelenmesinde,  26.04.2016 tarihinde 2918 Sayılı Yasanın 99. maddesinde yapılan değişiklik ile getirilen \"Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası Genel Şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar.\" düzenlemesi gereğince, sigortanın temerrüdü için sigorta şirketine müracaat zorunludur. Somut olayda davadan önce davacı tarafça sigorta şirketine 03.02.2021 tarihinde başvuruda bulunulduğu,  2918 sayılı Kanun'un 99. maddesi uyarınca ve başvuru tarihine göre hüküm altına alınan tazminatlara için faiz başlangıç tarihinin 13.02.2021 olarak belirlenmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.<br>\t 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun aynı Kanun'un 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. <br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle,<br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması  gereken 3.332,94  TL istinaf harcından peşin alınan 833,23 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.499,71 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,<br>3-Davalı tarafından yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>4-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi uyarınca ilgilisine iadesine, <br>5-Kararın usulüne uygun olarak taraflara tebliğine, <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren iki  haftalık süresi içerisinde  TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 20.11.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br> <br><br>Başkan <br>Üye <br>Üye <br>Katip <br> <br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f130482cfd0caf9a","SID":"e93e52c7557ca14d"}}