{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2025/1090 - 2025/2092<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2025/1090 <br>KARAR NO\t: 2025/2092<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                    K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK \t\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 27/03/2025<br>NUMARASI\t\t: 2023/433 E.  -  2025/118 K.<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka Hakkına Tecavüzün Tespiti, Önlenmesi,  Durdurulması,<br>\t\t   Maddi ve Manevi Tazminat<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 27/03/2025 tarih ve 2023/433 E. - 2025/118 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkiline ait 2019/07710 sayılı \"...\" ibareli markanın 43. sınıfta tescilli olduğunu, davalı tarafın müvekkili markasını taklit etmek suretiyle \"... ... ...\" ibaresini işletmesinde, tabelalarında, broşürlerinde, sair evrak, emtia ve tanıtım araçlarında aktif bir şekilde kullandığını, davalının kullanımlarında \"...\" ibaresinin ayırt edici unsur olarak ön planda olduğunu, bu durumun müvekkili markasına tecavüz oluşturduğunu ve tüketici nezdinde şube veya bayi izlenimi algısı yarattığını, davalının kullanımlarının müvekkili markasının tescil kapsamında bulunan 43. sınıf yiyecek ve içecek sağlanması hizmetlerini kapsadığını, söz konusu hizmetlerin ortalama tüketicilere hitap ettiğini, davalı kullanımlarının müvekkili markası ile karıştırılma veya ilişkilendirme ihtimaline yol açacağını ileri sürerek,  müvekkiline ait 2019/07710 sayılı markaya tecavüzün tespitine, önlenmesine, durdurulmasına,  kaldırılmasına, şimdilik 1.000,00 TL maddi, 10.000,00-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek olan reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 07.04.2025 tarihli talep artırım dilekçesi ile maddi tazminat talebini 559.388,71 TL'ye yükseltmiştir.   <br>\tDavalı vekili, müvekkili Şirketin %65 oranında pay sahibi ve yetkilisi olan ... ...’in, SMK'nın 7/5 maddesi çerçevesinde kendi ad ve soyadını, aynı punto ve yazı karakteriyle, davacının markasından tamamen farklı bir şekilde ön plana çıkarmadan dürüstçe kullanmasının engellenemeyeceğini, müvekkili kullanımlarında \"...\" ibaresinin çok daha büyük, baskın, ayırt edici ve gösterişli bir şekilde yazılmak suretiyle kullanıldığını, broşürler incelendiğinde \"... ...\" ibaresinin neredeyse okunamadığının görüleceğini, müvekkili kullanımlarının davacı markası ile benzerlik içermediğini savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalının kullanımlarının davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiği, davalı Şirketin, davacının 2019/07710 sayı ile tescilli \"...\" markasını izinsiz kullanması nedeniyle 2021 yılı net faaliyet kazancının 673,89 TL, 2023 yılı net faaliyet kazancının 558.714,82 TL olmak üzere toplam 559.388,71 TL olabileceği, olayın oluş şekli, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, ihlal süresi dikkate alındığında 10.000,00 TL manevi tazminatın hakkaniyete uygun bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının, davacıya ait marka hakkına tecavüzünün tespitine, önlenmesine, durdurulmasına, kaldırılmasına, 10.000,00 TL manevi, 559.388,71 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.         <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili, ilk derece mahkemesince verilen kararda SMK'nın 7/5 maddesinin gözetilmediğini, müvekkilinin \"...\" ibaresini ön plana çıkarıp çıkarmadığı değerledirilerek dürüstçe kullanımın mevcudiyetinin sorgulanmadığını, oysa Kanun'da açıkça şahısların isim ve soy isimlerini dürüstçe olmak koşuluyla marka olarak kullanmalarına izin verildiğini ve bu iznin hiçbir surette engellenemeyeceğini, müvekkilinin kullanımının ad soyad şeklinde olup tamamen farklı bir algı oluşturduğunu, Yargıtay'ın dürüstçe kullanımı, görsel olarak belirgin hale getirip getirmeme bakımından incelediğini, bu kapsamda AB düzenlemesinde de isim ve soy isim kullanımlarında, üçüncü kişilerce gerçekleştirilen sınai ve ticari konular ile ilgili dürüst uygulamalara uygun kullanımların marka sahibince engellenemeyeceğinin belirtildiğini, \"... ...\" ibaresinin hemen yanında görece daha baskın “...” ibaresinin bulunduğunu, işbu ibare ve içerdiği figüratif unsur ile birlikte davacının “... dürüm, pide kebap salonu” ibareli markasından tamamen farklı bir algı oluşturduğunu, bütüncül değerlendirmede müvekkilin kullanımının ad soyad şeklinde ve yanına aldığı  figüratif unsurdan oluştuğunu, davacı markasının ise yalnızca “...” baskın unsuru ile yanına aldığı “dürüm, pide, kebap salonu” ibaresinden meydana geldiğini, müvekkili kullanımlarının davacının tescilli markasındaki ibarelerden tamamen farklılaşarak belirgin bir şahsa işaret eden, kavramsal ve bütünsel açıdan tamamen farklı ve ayırt edici niteliği olan ibare haline dönüştüğünü, ortalama tüketici nezdinde bıraktıkları genel izlenim itibariyle davaya dayanak yapılan marka ile karıştırılma ihtimali bulunmadığını, davacı ... ...'in marka hakkı sahibi olarak markasının korunmasını talep etme hakkı olmakla birlikte markasını fiilen kullanmadığını ve kullanımdan dolayı gelir elde etmediğini, markayı ticari faaliyetleri için kullanan ... Restoran Gıda İşl. San. ve Tic. Limited Şirketi zarar iddiasında bulunabilecek iken davacının, dilekçesinde iddia ettiği zararların hiçbirinin kendisinin ileri sürebileceği zararlar olmadığını, davacının uğradığı bir zararın bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.   <br><br>GEREKÇE\t:Dava, marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulması, kaldırılması, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. <br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\t\"Dava Konusunun Devri\" başlıklı HMK'nın 125/2. madesi \"Davanın açılmasından sonra, dava konusu davacı tarafından devredilecek olursa, devralmış olan kişi, görülmekte olan davada davacı yerine geçer ve dava kaldığı yerden itibaren devam eder. (Ek cümle:22/7/2020-7251/11 md.) Bu takdirde dava davacı aleyhine sonuçlanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur.\" şeklindedir. Somut uyuşmazlıkta da, davaya dayanak 2019/07710 sayılı marka, dava açıldıktan ve ilk derece mahkemesince hüküm kurulduktan sonra 04.07.2025 tarihli marka devir sözleşmesi ile ... ... tarafından ... Restoran Gıda İşletmeciliği Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine devredilmiş, anılan Şirket vekili tarafından dosyaya sunulan 04.11.2025 tarihli dilekçe ile de HMK'nın 125/2. maddesi uyarınca işlem yapılması talep edildiğinden, davaya dayanak markayı devralan anılan Şirketin davacı yerine geçtiği kabul edilmiş ve yargılamaya kaldığı yerden devam edilmiştir.  <br>\tMarkalar Dairesi Başkanlığı tarafından davaya dayanak 2019/07710 sayılı markanın, tescilli olduğu tüm mal/hizmetler yönünden 21.02.2025 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere kullanmama nedeniyle iptaline karar verildiği anlaşılmakta ise de bu durumun eldeki davaya bir etkisi bulunmamaktadır. Zira, SMK'nın 27/2 maddesi uyarınca markanın iptaline ilişkin karar, iptal talebinin Kuruma sunulduğu tarihten itibaren etkili olup, somut olayda davaya dayanak markanın iptali talebi 21.02.2025 tarihinde yapılmıştır. Eldeki dava ise 12.09.2023tarihinde açıldığından, dava tarihi itibariyle davaya dayanak marka hüküm ifade etmektedir. Bu itibarla, markanın kullanmama nedeniyle iptaline ilişkin kararın beklenilmesine gerek olmadığı gibi bu kararın kesinleşmesi halinde de eldeki davaya bir etkisi yoktur. <br>\tSomut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı Kanun'un 29/1-a maddesi uyarınca, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka hakkına tecavüz sayılır. Atıf yapılan 7. maddenin ikinci fıkrasının (b) maddesinde ise tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması halinde marka sahibinin, bu fiillerin önlenmesini talep hakkının bulunduğu açıklanmıştır. Bunun yanında, SMK'nın 149/1. maddesinde sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibinin ileri sürebileceği talepler sayılmış olup, hak sahibinin mahkemeden tecavüz fiillerinin durdurulması, kaldırılması ile maddi ve manevi tazminat talep etme hakkı bulunmaktadır. <br>\t\tDavacının 2019/07710 sayılı ve \"...\" ibareli, 43. sınıf hizmetleri kapsayan markası bulunmaktadır. Markada yer alan diğer unsurlar tanımlayıcı ya da tali unsur konumunda olduğundan, markanın asli unsurunu \"...\" ibaresi oluşturmaktadır. Davalının tespit edilen markasal kullanımı ise \"... ... ...\" şeklindedir. Görüldüğü üzere davalı kullanımındaki asli unsurlardan birini de \"... ...\" ibaresi oluşturmaktadır. Davalının markasal kullanımına konu \"... ...\" ibaresi, davacının \"...\" esas unsurlu markasını aynen içermektedir. Bu kullanımın tüketici tarafından isim ve soy isim şeklinde algılanabileceği, ancak tüketicinin algısının \"...\" ibaresi üzerinde toplanacağı, zira \"...\" isminin ülkemizde yaygın olarak kullanılan bir isim olduğu, \"...\" ibaresinin \"...\" ibaresine kıyasla ayırt edici niteliği daha yüksek bulunduğu, tüketicinin söz konusu kullanımı gördüğünde davacının markası ile işletmesel ve idari olarak bağ kurmasının kuvvetle muhtemel olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacı markası ile davalının kullanımına konu ibare arasında işaret bakımından işitsel, görsel ve kavramsal benzerlik bulunduğu değerlendirilmiştir. <br>\t\t\t\t\t\tDavalının yukarıda açıklanan kullanımının restoran hizmetleri sunumunda kullanıldığı, davacı markasının kapsamındaki 43. sınıf \"Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri\" ile aynı/aynı tür olduğu, bu durumda davalı kullanımlarının, davacının marka tescilinden doğan haklarına tecavüz oluşturduğu kabul edilmiş, aynı yönde değerlendirmeler içeren ilk derece mahkemesi kararı yerinde görülmüştür. <br>\t\t\t\t<br>\tHer ne kadar davalı tarafça, davalı kullanımlarının SMK'nın 7/5 maddesi kapsamında kaldığını savunmuş ise de anılan hükümde, açıkça gerçek kişilerin kendi ad veya adresini, dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde belirtmesinin, marka sahibi tarafından engellenemeyeceğinin düzenlendiği, oysa somut olayda markasal kullanımların, ... ...'den ayrı bir tüzel kişiliği haiz davalı Şirket tarafından gerçekleştirildiği, bu nedenle anılan hükmün somut uyuşmazlığa uygulanamayacağı, kaldı ki davalının kullanım şekli itibariyle de SMK'nın 7/5 maddesinin uygulanması koşullarının somut olayda bulunmadığı, zira anılan ibarenin öne çıkarılacak biçimde markasal kullanımın gerçekleştiği gözetildiğinde, davalının anılan savunması yerinde görülmemiştir.  <br>\t\t<br>\tDavacı tarafça SMK'nın 151/2-b maddesi kapsamında maddi tazminat talep edilmiş, ilk derece mahkemesince de davalının toplam 559.388,71 TL kazancının olduğu kabul edilerek, bu miktar hüküm altına alınmıştır. Ancak, dosya kapsamında alınan ilk bilirkişi raporunda, davalı tarafın tespit edilen ilk kullanımının 11.09.2023 tarihli olduğu belirtilmiş olup, davalının savunması da bu yöndedir. Buna rağmen, ilk derece mahkemesince davalının 2020,2021,2022 ve 2023 yıllarında elde ettiği kazanç dikkate alınarak hüküm kurulmuştur. Bu durumda, davacının markaya tecavüz tarihinin belirlenmesi, öte yandan her davanın açıldığı tarihteki şartlara göre değerlendirilmesi gerektiğinden, tecavüz tarihi ile dava tarihi arasındaki dönem için davacının talep edebileceği tazminatın hesaplatılması gerekirken, davalının hangi tarihten itibaren davacı adına tescilli markaya tecavüzde bulunduğu tam olarak belirlenmeden ve dava tarihinden sonraki dönemi de kapsar şekilde yapılan tazminat hesabına göre hüküm kurulması doğru görülmemiştir.<br>\t<br>\tYukarıda belirtilen hususların araştırılması işbu dava yönünden esasa etkili delil niteliğinde bulunduğundan, davalı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülebilmesi için mahkemesine iadesine, kararın niteliğine göre, davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.<br> <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; <br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6  maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 27/03/2025 gün ve 2023/433 E. - 2025/118 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,<br>\t3-Davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,<br>\t4-Davalı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 9.723,74-TL nispi istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davalıya iadesine, <br>\t\t<br>\t5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\t6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, <br>\t<br>\t7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,\t<br>\t\t<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 06/11/2025 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06/11/2025 <br> \t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br> <br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br>  <br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bb8d18b748d60e04","SID":"1486e20931d6a35c"}}