{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2023/1836 - 2025/2084<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/1836 <br>KARAR NO\t: 2025/2084<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 26/05/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/423 E.  -  2023/276 K.<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 26/05/2023 Tarih ve 2022/423 Esas - 2023/276 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkili Derneğin ... yılında kurulduğunu, 119 yıllık köklü bir geçmişe sahip olduğunu, 13’ten fazla spor branşında faaliyet gösterdiğini, \"...\" ibaresi ve figürünün yıllar içerisinde müvekkili ile özdeşleştiğini ve müvekkilinin simgesi haline geldiğini, \"...\" ibaresi ve figürünün akla gelebilecek her alanda müvekkili tarafından etkin bir şekilde kullanıldığını, müvekkili adına kayıtlı çok sayıda \"...\" esas unsurlu markanın tescili olduğunu, davalı gerçek kişinin 2021/03153 sayılı \"... ...\" ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın, davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkili adına tescilli markaların ortalama tüketicilerce karıştırılacağını, ortalama tüketicilerin \"... ...\" ibaresini gördüklerinde, akıllarına doğrudan ... Kulübünün ve kulüp ile bağlantılı bir ... organının geleceğini, bu durumun ise \"... ...\" adı altında verilecek her türlü hizmetin, satılacak her türlü ürünün, ortalama tüketicilerce müvekkili ile özdeşleştirilmesi sonucunu doğuracağını, müvekkilinin \"...\" ibaresini içeren çok sayıda seri markasının da olduğu dikkate alındığında, ortalama tüketicilerin \"... ...\" markasını, müvekkilinin yeni bir seri markası olarak algılayacaklarını, müvekkilinin esas faaliyet alanı olan spor alanı dışında itiraza konu markanın başvuru sınıflarında da etkin şekilde faaliyet gösterdiğini, aynı zamanda basılı yayınlar, radyo ve televizyon hizmetleri, eğitim ve öğretim hizmetleri alanlarında da çok sayıda sponsorluk ve işbirliği anlaşmasının bulunduğunu, dava konusu başvurunun, müvekkili markaları ile aynı/benzer sınıfları kapsadığını, \"... ...\" ibareli marka tescil başvurusunun, SMK m.5/1-ç ve SMK m.6/1 hükümleri gereği reddedilmesi gerektiğini, dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK'in  2022-M-12260 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tDavalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, davacının, itirazına mesnet markalarını Türkiye’de ciddi biçimde kullandığını ispatlamaya yeterli delil sunmadığını, bu nedenle SMK 6/1 kapsamında yapılacak incelemede söz konusu markaların değerlendirmeye alınamayacağını, YİDK iptal davası yönünden YİDK aşamasında sunulmayan delillere dayanılamayacağını, davacının kötü niyet iddiasını da ispatlayamadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.  <br>\tDavalı ... vekili, davacının yalnızca YİDK kararının iptalini talep ettiğini, dava kapsamında yalnızca YİDK kararının verildiği zamandaki durum ve şartlara göre kararın hukuka uygun olup olmadığının incelenmesi gerektiğini, davaya dayanak markaların, tescil kapsamlarındaki tüm mal ve hizmetler için kullanım ispatı taleplerinin bulunduğunu ve kullanım ispatı talebini yinelediklerini, davacının ... nezdinde süresi içerisinde sadece ve yalnızca dosyaya sunduğu delillerin incelemede dikkate alınabileceğini, söz konusu markaların kullanımının ispatlanamadığını, itiraza dayanak markalar ile müvekkili markası arasında görsel, işitsel ve anlamsal benzerlik bulunmadığını, kötü niyet iddialarının ispatlanamadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>   \t<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalı tarafça marka işlem dosyasına sunulan 18.06.2021 tarihli karşı görüş dilekçesi ile 2011/04676, 2010/50270, 2009/25949, 2004/30879, 2004/22998, 2004/22995, 2004/22996 sayılı markalar açısından kullanım ispatı talebinde bulunulduğu, davacının 01.09.2021 tarihli “Marka Kullanım İspatı Sunma” dilekçesi ile dosya kapsamına kullanım ispatına yönelik deliller sunduğu, bu delillere dayalı olarak davacının, itiraza gerekçe markaları kapsamındaki mal ve hizmetler bakımından ciddi markasal etki yaratacak düzeyde bir kullanımının bulunduğuna kanaat getirilemeyeceği, marka kullanımının ispat edilemediği, dolayısıyla 2011/04676, 2010/50270, 2009/25949, 2004/30879, 2004/22998, 2016/65723, 2004/22995, 2004/22996 sayılı davacı markalarının, SMK m.6/1 kapsamında yapılacak değerlendirmede mesnet alınamayacakları, davacıya ait 2016/65723 sayılı markanın kullanmama def'ine tabi markalardan olmadığı, zira bu markanın tescil tarihi ile dava konusu marka tescil başvuru tarihi arasında en az beş yıllık süre bulunmadığı, salt söz konusu markanın SMK m.6/1 hükmü bağlamında yapılacak incelemede dikkate alındığı, dava konusu başvurunun kapsamında yer alan 16, 38, 41. sınıftaki mal ve hizmetlerin tamamının, davacının önceki tarihli ve tescilli 2016/65723 sayılı markasının kapsamı ile aynı/aynı tür ya da benzer olduğu, mal ve hizmetler arasında benzerlik düzeyinin artması halinde markalar arasındaki iltibas tehlikesinin bertaraf edilmesi için markaları oluşturan işaretler arasındaki farklılık derecesinin artmış olmasının gerekeceği, dava konusu markanın \"... ...\" ibaresinden, itiraza mesnet markanın ise \"...\" ibaresinden oluştuğu, her iki marka arasında \"...\" sözcüğünün müşterek olduğu, bu ibarenin, davaya konu mal ve hizmetlerden bir kısmı bakımından somut ayırt edici olmayan, diğer bir kısmı bakımından ise zayıf karakterli bir ibare niteliği taşıdığı, itiraza mesnet markada yer alan \"...\" rakamının, davacı ... Kulübünün kuruluş yılına atıfta bulunduğu, başvuru markasında yer alan \"...\" sözcüğünün ise yırtıcı bir kuş türü olup, aynı zamanda bu sözcükte İstanbul iline bağlı ilçe de olduğu, \"...\" ibaresinin, aynı zamanda ... Kulübünün, \"...\" şeklinde adlandırmasına da atıf içerdiği, \"...\" sözcüğünün, davacı ...'ın sembolü olduğu, daha önce itiraza mesnet \"...\" markasını gören, işiten, bu markalı mal ve hizmetlerden yararlanan ilgili tüketici kesiminin algısında söz konusu markanın \"... Kulübü\" ile ilişkilendirileceği, söz konusu tüketici kesiminin daha sonra davaya konu \"... ...\" markasını, itiraza mesnet marka kapsamında yer alan mal ve hizmetlerle aynı/aynı tür mal ve hizmetler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, algısında İstanbul ilinin ... ilçesine nazaran ... Kulübüne ilişkin çağrışım olacağı, zira ... Kulübünün Türkiye ölçeğinde sportif faaliyetler alanında, toplumun her kesimince bilinen bir spor kulübü olduğu, gerek \"...\" yılının, gerekse \"...\" sözcüğünün adı geçen kulüp ile özdeşleştiği, dolayısıyla başvuru markasını gören ilgili tüketici kesiminin algısında ... Kulübünün çağrışım oluşturmasının kaçınılmaz bulunduğu, bu nedenle, başvuru markasını gören veya işiten ilgili tüketici kesiminin, davaya konu mal ve hizmetlerden faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, bu markayı itiraza mesnet marka ile ilişkilendireceği, her iki markanın da aynı ticari kökenden geldiği hususunda yanılsamaya düşerek tüketim tercihinde bulunacağı, bir kısım tüketici kesiminin markaların farklı ticari kökenleri işaret ettiğini algılama ihtimalinde dahi bu kez marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde yanılsamaya düşebileceği, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu, davaya konu marka ile itiraza mesnet markalardan birinin iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmalarının haricinde davalı şahsın kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasına dayalı istemlerin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 2022-M-12260 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmiştir.     <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:  Davalı ... vekili, mahkeme tarafından 2021/03153  sayılı dava konusu marka ile davacının 2016/65723 sayılı markası arasında benzerlik olduğu sonucuna varılarak, başvuru kapsamında yer alan mal ve hizmetler yönünden YİDK kararının iptaline karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bir bütün olarak okunup algılanacak davalı markası ile davacı markası arasında, ilgili tüketicilerin ilişki kurmasının mümkün olmadığını, ortalama tüketici kitlesinin, taraf markalarını karıştırmayacağını, yine ortalama tüketici kitlesinin, davacı markalarını taşıyan ürünleri satın almak isterken davalı markasına yönelmeyeceklerini, aksi kabulün hayatın olağan akışına aykırı olacağını, davalı marka başvurusu kapsamında yer alan tüm mal ve hizmetler yönünden ortalama tüketici kitlesinin dikkat ve algı düzeyinin yüksek bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.  \t<br>\tDavalı ... vekili, mahkemece karşılaştırmaya esas alınan \"... ...\" ibareli davacı markası ile müvekkili başvurusu arasında iltibas yaratacak düzeyde bir benzerlik bulunmadığını, bu hususun dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda da tespit edildiğini, bilirkişi raporunda ifade edildiği üzere markaların görsel, işitsel ve anlamsal yönden benzer olmadığını, raporun aksi yönünde karar verilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.  <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tİşlem dosyasının incelenmesinden, davalı ...'ın 08.01.2021 tarihinde, 2021/03153 sayılı \"... ...\" ibareli marka başvurusunu yaptığı, başvuru kapsamında 16. sınıf mallarla, 38 ve 41. sınıftaki bir kısım mal ve hizmetlerin yer aldığı, davacının 2011/04676, 2010/50270, 2009/25949, 2004/30879, 2004/22998, 2016/65723, 2004/22995, 2004/22996 sayılı markalarına dayalı olarak SMK 6/1 ve 6/9 maddeleri uyarınca başvuruya itiraz ettiği, davalının itiraza mesnet 2011/04676, 2010/50270, 2009/25949, 2004/30879, 2004/22998, 2004/22995, 2004/22996 sayılı markaların kullanımının ispatını talep ettiği, davacının marka kullanımına ilişkin delillerini sunduğu, Markalar Dairesi Başkanlığı'nca itirazın reddine karar verildiği, davacının bu karara yönelik itirazının da YİDK'in 16.09.2022 tarih, 2022-M-12260 sayılı kararı ile reddedildiği, bu kararın davacıya 19.09.2022 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır.<br>\tİlk derece mahkemesince, davacının itirazına mesnet olan ve kullanım ispatı talebinde bulunulan markaların kullanıldığının ispat edilemediği, buna karşılık davacının 2016/65723 sayılı markasının, tescil tarihi itibariyle kullanım ispatına tabi bulunmadığı, bu marka ile davalı marka başvurusu arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma tehlikesi olduğu, kötü niyet iddiasının ise yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş olup, karara karşı sadece davalılar tarafından istinaf yoluna başvurulduğu gözetildiğinde, istinaf incelemesine konu uyuşmazlık, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet 2016/65723 sayılı marka arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.<br>6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409).  İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Öte yandan, markaların ayırt edicilik güçlerinin de iltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde dikkate alınması gerekmektedir. Zira, ayırt edici niteliği zayıf olan markalar yönünden iltibas ihtimali daha düşük olacaktır. Diğer bir deyişle, tescili istenilen mal ve hizmetleri, diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt etme gücü düşük kalan, zayıf marka olarak nitelendirilebilecek markaların koruma alanı daha dar bulunmaktadır. Böyle durumlarda, küçük farklılıklar dahi tescil olunmak istenen markaya ayırt edicilik kazandırabilecektir.<br>\tBu açıklamalardan sonra somut uyuşmazlığa dönüldüğünde; dava konusu başvuru kapsamında 16. sınıf mallarla, 38. ve 41. sınıf hizmetler yer almaktadır. Davacının 2016/65723 sayılı markasının kapsamında da aynı mal ve hizmetler aynen bulunduğundan, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere somut olayda, emtia benzerliğine ilişkin koşul gerçekleşmiştir.    <br>\tTaraf marka işaretlerinin karşılaştırılmasına gelince; dava konusu başvuru \"... ...\" ibaresinden, davacının itirazına mesnet 2016/65723 sayılı marka ise \"...\" ibaresinden oluşmaktadır. Görüldüğü üzere taraf markalarında \"...\" ibaresi ortak olarak yer almakta olup, bu ibare \"İletişim veya yayın organlarıyla verilen bilgi. Bir olay, bir olgu üzerine edinilen bilgi, <br>salık\" anlamlarına gelmektedir. Açıklanan anlamı itibariyle \"...\" ibaresinin, başvuru kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden ayırt edici olduğu söylenemeyeceğinden, taraf markalarında bu ibarenin ortak olarak kullanılmasının, markaların karıştırılmasına yol açması mümkün görülmemiştir. Bunun dışında, davacı markasında yer alan \"...\" ibaresi ile dava konusu başvuruda yer verilen \"...\" ibaresi arasında görsel, işitsel ve kavramsal bir benzerlik bulunmadığı da açıktır. Her ne kadar ilk derece mahkemesince, hem davacı markasında yer alan ve davacı Derneğin kuruluş yılı olan \"...\" rakamının, hem de başvuru markasında yer verilen ve davacının simgesi olan \"...\" ibaresinin, davacıya atıf içerdiği gerekçesiyle taraf markaları arasında karıştırılma tehlikesinin bulunduğu kabul edilmiş ise de, \"...\" sözcüğünün, yırtıcı bir kuşun adı olduğu, ayrıca İstanbul ilinde \"...\" adlı bir ilçenin bulunduğu, davacının \"...\" ibareli markalarının kullanımının ispat edilememesi nedeniyle işbu davada değerlendirilmelerinin mümkün olmadığı ve \"...\" ibaresinin, davacının tekeline bırakılacak bir sözcük olarak değerlendirilemeyeceği gözetildiğinde, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet \"... ...\" ibareli marka arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı kanaatine varılmış, aksi yöndeki ilk derece mahkemesi kararı yerinde görülmemiştir. <br>Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesince, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet 2016/65723 sayılı marka arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, Dairemizce, HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br><br><br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 26/05/2023 gün ve 2022/423 Esas - 2023/276 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t2-Davanın REDDİNE,                                    <br>\t3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40.TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 80,70.TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70.TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t4-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 55.000,00.TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,<br>\t5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t6-Davalı şirket tarafından istinaf aşamasında yapılan 738,00.TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalı şirkete verilmesine, \t\t<br>\t7-Davalı  ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 122,50.TL posta masrafı ve 738,00.TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 860,50.TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalı ... verilmesine, \t<br>\t8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),<br>\t9-Davalılardan peşin olarak alınan 269,85'er.TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalılara ayrı ayrı iadesine,<br>\t10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 06/11/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06/11/2025 <br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br> <br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"980ecb9d8e4c16e3","SID":"ee94640f505d9e7a"}}