{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/1506 <br>KARAR NO\t: 2025/1305<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 27/08/2025<br>NUMARASI\t 2025/625 Esas 2025/548 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Rücuen Tazminat)<br>KARAR TARİHİ: 19/11/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi ;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVA:<br>Davacı vekili dava dilekçesi ile;  05.09.2023 tarihinde, meydana gelen sel su baskını/ yağış sonrası davalı ...'nin alt yapı ve teknik donanım yetersizliği nedeniyle biriken sel suları, İkitelli Organize Sanayi Bölgesinde bulunan dava dışı sigortalı işletmeye sirayet ederek muhtelif emtialarda hasara sebebiyet verdiğini,  bu doğrultuda müvekkili şirketin, sigortalı iş yerinin gerçek zararını bağımsız ve tarafsızca tanzim edilen ekspertiz raporu doğrultusunda tazmin etmiş olduğundan sigortalısına ödediği sigorta tazminatını davalı yandan rücuen tahsil etme hakkına sahip olduğunu, TTK 1472. Madde kapsamında rücuen tazmini için öncelikle arabuluculuk başvurusunda bulunulduğunu, anlaşma sağlanamadığını, açıklanan sebeplerle dava dışı sigortalının tacir olması, davalı ...'nin tacir sıfatı nedenleriyle mahkememiz nezdinde iş bu alacak davasını açma zarureti doğduğunu, bunun dışında müvekkili şirketin, bir yandan sigortalının haklarına halef olarak ve bir yandan da sigortalı tarafından imzalanan ibraname/temlikname vasıtasıyla Türk Borçlar Kanunu’ndaki alacağın devri hükümlerine dayanarak işbu davayı açtığını, davalı idare tarafından gerekli önlemler alınmadan, alt yapı ve üst yapı çalışmaları yapılmadan, suyun doğal akışını gerçekleştirecek teknik donanım oluşturulmadığından davalının sorumluluğunun söz konusu olduğunu bildirip, fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla davanın kabulü ile, davalı ...’den, şimdilik 124.506,00 TL  TL'nin, 05.10.2023 ödeme tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP: <br>Davalıya usulünce dava dilekçesi tebliğ edilmeden dosya üzerinden karar verilmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece;  hizmet kusuruna dayanılarak davalı aleyhine açılmış olan bu davada, HMK 114/1-b maddesi gereğince yargı yolu caiz olmadığından HMK 115/2 maddesi gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine kararı verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; İlk derece mahkemesi tarafından Türk Ticaret Kanunundaki tacir sayılma kıstasları değerlendirilmeden salt kamu hizmeti sırasında haksız fiilin meydana geldiği gerekçesiyle idari yargı yolunu caiz görmesi hukuka aykırı olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurul kararında davalı ...'nin özel hukuk hükümlerine tabi tacir olduğu kabul edildiğinden huzurdaki davanın adli yargı makamlarında görülmesi gerektiğini beyanla mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE<br>HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, işyeri sigorta poliçesi gereği sigortalısına ödeme yapan davacının ödediği bedelin, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1472. maddesine göre, zarardan sorumlu olduğu iddia olunan davalıdan rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesi, uyuşmazlığı idari yargıda çözümlenmesi gerektiği gerekçesi ile davanın usulden reddine karar vermiştir.Yargı yolu kavramı, bir hukuk sisteminde, herhangi bir davanın o hukuk sistemine dahil yargı kollarından hangisinde bakılacağını ifade eder. Uyuşmazlığın hangi yargı kolunda bakılacağı hususu, davanın genel koşullarından olup mahkemece resen dikkate alınması gereklidir. Dava, rücu talebine dayanmakta olup, rücu ve halefiyet Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 22/03/1944 tarih E. 37, K. 9, R.G. 03/07/1944 sayılı kararında \"Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava olmayıp; aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası içinde söz konusudur.\" şeklinde vurgulanmaktadır. 6102 sayılı TTK'nun \"Halefiyet\" başlığı altındaki 1472.maddesinde ise \"Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder.\" hükmüne yer verilmiştir. Buna göre; davacı sigorta şirketinin sigortalısı hangi görevli ve yetkili mahkemede dava açabilecek ise, sigorta şirketinin de halefiyet gereğince, aynen sigortalı gibi o mahkemede dava açabileceğine işaret edilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2012/168 E. 2012/397 K. sayılı ve 15/06/2012 tarihli ilamında 23/11/1981 tarih ve 17523 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü'nün Kuruluş ve Görevleri Hakkında Yasa gereğince ...'nin; Genel Kurul, Yönetim Kurulu ve Genel Müdürlükçe yönetileceği, denetçileri vasıtasıyla denetim yapılacağı, yıllık faaliyet ve yatırımlarının bilançolarda belirlenip, Genel Kurulların tasvibine sunulacağı ve bütçesinin Kamu İktisadi Teşekküllerinde uygulanan formüle göre tanzim olunacağının belirtildiği, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 18/1.maddesinde \"Ticaret şirketleriyle, gayesine varmak için ticari bir işletme işleten dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince hususi hukuk hükümleri dairesinde idare edilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere devlet, vilayet, belediye gibi amme hükmi şahısları tarafından kurulan teşekkül ve müesseseler dahi tacir sayılırlar.\" hükmünün yer aldığı, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 11, 12, 13. 18/1.maddesi dikkate alındığında ... (İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi) Genel Müdürlüğünün 2560 Sayılı Kanun ile kurulmuş olması TTK'nun 18/1.maddesinde özel hukuk hükümlerine göre idare edilen bir kamu kuruluşu olması, ticari şekilde veya iktisadi esaslara göre işletilmekte olup yaptığı işler itibariyle de ticarethane sayıldığından tacir sıfatı taşıdığı, tacir olduğu kabul edilen ...'ye karşı açılan haksız fiilden kaynaklanan davaya adli yargı yerinde bakılacağı, bu nedenle dava konusu uyuşmazlıkta adli yargının görevli olduğu kabul edilmiştir.6102 sayılı TTK'nın 16/1 bendinde; \"Ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar  da tacir sayılırlar.\" düzenlemesi yer almaktadır.2560 sayılı Kanuna tabi olan ...'nin gördüğü hizmetin kamu hizmeti olmasına rağmen, özel hukuk hükümlerine tabi olduğu, TTK'nın 16/1 maddesi anlamında tacir sayılacağı ve tacir olan davalı ile davacı arasındaki haksız fiilden kaynaklanan davaya bakma görevinin adli yargının görevine girdiği Yargıtay içtihatları ile benimsenmiştir. Açıklanan nedenlerle, tacir olan ...'nin iddia olunan haksız fiili sonucu kaynaklanan tazminat davasının adli yargıda bakılması gerekirken hukuki yanılgı ile idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle yargı yolu dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi hatalı olduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince dosyanın mahkemesine iadesine, karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; <br>1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile, İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 27/08/2025 tarihli ve 2025/625 Esas 2025/548 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,3-Davacının tarafından yatırılan başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, karar harcının istemi halinde davacıya iadesine,4-Davacının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.19/11/2025<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c4212c721e1bb4f7","SID":"49b0750aac231240"}}