{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/1110 <br>KARAR NO\t: 2025/1196<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO\t: 2018/6<br>KARAR NO\t: 2020/650<br>DAVA TARİHİ: 03/01/2018<br>KARAR TARİHİ: 24/11/2020<br>DAVA: İtirazın İptali (Kooperatif Üyeliğinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 05/11/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 24/02/2005 tarihinden beri kooperatif üyesi olduğunu, 30/12/2009 tarihinde ise E blok ... taşınmaz için nama yazılı ortaklık senedi düzenlendiğini, müvekkiline davalı kooperatif tarafından Fatih Mah. Yakacık Cad. Demirci Sok. ... Ortadağ/Samandra/Sancaktepe/İstanbul adresindeki konutun yaklaşık 5 yıl önce teslim edildiğini, müvekkili tarafından taşınmazın bu zaman zarfında çeşitli kişilere kiraya verildiğini ve kira geliri elde edildiğini, davalı borçlu kooperatifin 3.kişilere olan borçlarından dolayı icra takibine maruz kaldığını ve 3.kişiler tarafından kooperatifin adına kayıtlı bulunan üyelere ait dairelerin bir kısmının cebri icradan satıldığını, müvekkiline tahsis edilen dairenin ise İstanbul Anadolu 2. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası üzerinden cebri icra ile satıldığını, müvekkilinin kusuru ve kabahati olmaksızın taşınmazının satılmasından dolayı davalı kooperatife Bakırköy 2. Noterliğinin 31/10/2017 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini, ihtarname ile aynı değer ve özelliklerde başka bir dairenin kendisine verilmesi, bu mümkün değil ise satılan taşınmazın rayiç bedelinin müvekkiline ödenmesinin talep edildiğini, davalı kooperatifin göndermiş olduğu cevabi yazısında gerekçe göstermeksizin talepleri kabul etmediklerini bildirdiğini, müvekkilinin internet ortamı ve gayrimenkul danışmanları ile görüşerek taşınmazın rayiç bedelinin 300.000,00 TL olduğunu belirlediğini, bu bedel üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalının icra takibine itiraz ettiğini ileri sürerek icra takibine haksız ve kötü niyetli itirazının kaldırılmasına ve takiben devamına, davalı borçlunun % 20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davanın hukuki yarar dava şartı noksanlığı sebebiyle usulden reddi gerektiğini, Kooperatifi'nin 2016 yılına ait 21/10/2017 tarihli olağan genel kurul toplantısının 10.maddesinde ayrıca önceki tarihli muhtelif genel kurullarda alınan kararlarda Kooperatifler Kanununun 17/2. Maddesi uyarınca ödemelerin 3 yıl ertelenmesine karar verildiğinden davanın süre yönünden reddi gerektiğini, davalıya karşı ikame edilmiş olan bir takım davalardan da görüleceği üzere müvekkili kooperatifin davalara konu olan dairelerin geri alınması amacıyla her türlü hukuki mücadeleyi verdiğini, davalarda kabul kararı verildiğini, temyiz başvuruları nedeniyle kararların henüz kesinleşmediğini, davacının 28.200,00 TL borçlu olduğunu, 2016 yılına ait 21/10/2017 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan genel kurul kararında 2016 bütçe dönemi içerisinde çıkan ve çıkarılan ortağa yapılacak iade ödemelerin Kooperatif Kanununun 17/2 maddesi uyarınca 3 yıla kadar ertelenmesine karar verildiğini, tüm bu nedenlerle davanın reddine, açılan icra takibinin iptaline, % 20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece; \"...Mahkememizce tarafların tüm delilleri celp olunmuş ve bir kooperatif uzmanı ve bir mali müşavir ve bir inşaat mühendisi bilirkişiden rapor alınmasına karar verilmiş olup, bilirkişiler dosyaya sunmuş oldukları raporlarında özetle; davalı kooperatifin ticari defter ve kayıtlarını incelemeye ibraz etmediğini, dava konusu taşınmazın güncel rayiç değerinin 258.000,00 TL, dava tarihindeki rayiç değerinin 178.315,82 TL, icra takip tarihindeki değerinin ise 174.192,69 TL olduğu, dosya kapsamından davalı kooperatifin davaya konu E blok Kat 2 daire 8 adresindeki konutun davacıya fiilen teslim edildiği, ancak tapuda teslimin söz konusu olmadığı, henüz ferdileşme tamamlanmadan tapuda davalı kooperatif adına kayıtlı gayrimenkulun davalı kooperatif adına kayıtlı gayrimenkulu cebri icra ile 05/10/2015 tarihinde dava dışı ...'ya satıldığı, kooperatifin üyesine gayrimenkul teslim borcu inşaatların tamamlanması ve gayrimenkulun tapusunun ilgili üye adına tescili ile sona ereceği, huzurdaki dava da ise davalı kooperatif henüz dava konusu gayrimenkulun tapusunu üye adına tescil etmeden dairenin kooperatif borçları nedeniyle üçüncü şahsa satıldığı, bu satış nedeniyle davacının konutu fiili kullanımı ve buradan kira geliri elde etme imkanının son bulduğunu, davacı yanın davalıya herhangi bir borcu olmaması halinde rayiç bedeli tazminat olarak talep edebileceği, yönünde rapor tanzim edilmiş ve rapor usulüne uygun olarak taraflara tebliğ edilmiştir. Davalı tarafça davacının kooperatife 28.200,00 TL tutarında aidat borcu olduğunu iddia etmesi nedeniyle davacının kooperatife aidat borcu olup olmadığının tespiti yönünden kooperatif defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmiş olup, bilirkişiler dosyaya sunmuş oldukları ek raporunda davalı kooperatif ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucu davalı kooperatifin toplam 59.720,00 TL borç kaydettiği, bunun 4.850,00 TL sinin dava tarihinden sonra kaydedildiği, karşılığında 26.670,00 TL ödeme aldığı, icra takip tarihi olan 17/11/2017 ve dava tarihi olan 03/01/2018 tarihi itibariyle davacıdan 28.200,00 TL alacaklı olduğu yönünde rapor tanzim edilmiş ve rapor usulüne uygun olarak taraflara tebliğ edilmiştir. Dairemizin yerleşik uygulamasına göre adına konut tahsisi yapılamayan ortağa ödenecek tazminatın belirlenmesine ilişkin hesap yöntemine göre;a-Ortaklara verilen taşınmazın dava tarihindeki rayiç değeri tespit edilmelidir. b-Normal ödemesini yapan diğer ortaların ödeme tarihleri de nazara alınarak toplam ödemeleri, paranın istia gücünün azalması ve sair etkenler nazara alınarak rayiç değerin tespit edildiği tarihe taşınarak ödemelere tekabül eden miktar belirlenmeli. c-Böylece normal ödeme yapan ortakların rayiç değer tespit edilen tarihte ödemelerin karşılığı olan miktar itibariyle ve rayiç değer nazara alınarak taşınmaza malik olmakla elde ettikleri menfaat miktarı bulunmalı. d-Davacı ortağın diğer ortalara göre eksik ödeme yaptığı miktar nazara alınarak, davacının yaptığı ödeme miktarı ve tarihleri gözönünde tutularak bu miktarın yine rayiç değer tespit edilen tarihe taşınarak gerçek karşılığı bulunmalı. e-Normal ödeme yapan diğer ortakların ve davacının rayiç değer tespit tarihinde tespit edilen ödeme karşılıklarının birbirinden çıkarılması suretiyle davacının diğer ortaklar kadar bir yararlanma sağlanması için ödemesi gerekin miktar saptanmalı. f-Bu surette yapılan hesaplama sonunda elde edilen rayiç değerden diğer ortakların ödemelerinin gerçek karşılığı çıkarılarak bulunacak yararlanmak miktarından davacının diğer ortalara denk bir ödemeye varması için hesaplanan eksik ödeme miktarı çıkarılmak suretiyle davacıya, kooperatif tarafından ödenecek olan tazminat miktarı bulunması gerekirken yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı karar verilmesi doğru değildir. (Yargıtay 11. H.D 2007/126345 E, 2007/14499 ) Bu tür davalarda Yargıtay kararları ile hesaplama şekli içtihat haline gelmiş olup dosyamız yönünden takip tarihi itibariyle (dava itirazın iptali davası olarak açılmış olup dava tarihi değil takip tarihindeki değer hükme esas alınmıştır) dairenin rayiç değerinin tespit edildiği, takip tarihi itibariyle daire sahibi olup da tüm borçlarını ödemiş olan, (borcu bulunmayan) ve aynı tür daireyi alan bir ortağın ödediği para tespit edilerek bu ortağın ödediği para tespit edilen dava konusu dairenin rayiç bedelini gerektiriyor ise davacının yapmış olduğu eksik ödeme hangi bedeli gerektiriyor şeklinde kurulacak oran orantı ile davacının talep edebileceği miktar tespit edilir. Mahkememizce alınan bilirkişi raporuna, dosyadaki nama yazılı ortaklık senedine göre davacının davalı kooperatif üyesi ve ortağı olduğu ve bu çerçevede davacıya fiilen taşınmazın teslim edildiği, ancak davalı kooperatifin borçları nedeniyle davacıya tahsis edilen dairenin İstanbul Anadolu 2. İcra Müdürlüğü'nce yapılan takip sonucu dava dışı üçüncü kişiye satıldığı ve davalı kooperatifçe davacıya başka bir daire tahsis edilmediği ve tahsis edilecek mevcut bir daire olmaması nedeniyle davacının taşınmazın dava tarihindeki rayiç değerini davalıdan talep edebileceği, kooperatif defterleri üzerinde yapılan mali müşavir bilirkişi incelemesi sonucu dava tarihine kadar davalı kooperatifçe davalıya toplam 54.970,00 TL borç kaydedildiği, davacı tarafından toplam 26.670,00 TL ödeme yapıldığı ve davacının kooperatife 28.200,00 TL tutarında borçlu olduğu, davalı kooperatifçe de davacının 28.200,00 TL borçlu olduğunun beyan edildiği, bu beyana göre davacı 28.200,00 TL borcunu ödemiş olsa idi kooperatifçe dairenin davacıya teslim edileceğinin anlaşıldığı, davacı tarafından 24/11/2020 tarihli duruşmada da bu borcu kabul edildiğine yönelik beyanda bulunulduğu anlaşılmış olup, bu borcun 30/09/2014 - 10/10/2015 - 31/10/2017 tarihlerinde tahakkuk ettirilen borçlar olduğu, şayet davacı 28.200,00 TL kooperatif borcunu ödemiş olsa idi dava tarihindeki taşınmazın rayiç bedelini talep edebilmeye hak kazanacaktı, 28.200,00 TL ödeme ile kooperatif tarafından toplam 54.970,00 TL tahsil edilmiş olacak ve karşılığında dava konusu daire davacıya teslim edilecek idi. Dolayısıyla dava konusu dairenin bedeli davalı kooperatifçe 54.970,00 TL tespit edilmiş olup yukarıda belirtilen ayrıntılı açıklamalar sonrası oran orantı işlemi yapıldığında 54.970,00 TL ödeme yapıldığında dairenin dava tarihindeki (icra takip tarihindeki) rayiç değeri 174.192,63 TL ye tekabül etmekte olup, davacının kooperatife yapmış olduğu 26.670,00 TL nin karşılığı ise 84.667,74 TL ye tekamül etmekte olup, davacının yapmış olduğu ödemeler karşılığında bu tutarda talepte bulunabileceği sonuç ve vicdani kanaatine varılmakla davanın kısmen kabulü kısmen reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. Alacağın varlığı ve miktarı mahkememizce yapılan yargılama sonucu tespit edilmiş olmakla icra inkar tazminatı hüküm ve koşullarının oluşmadığı anlaşılmıştır. \" gerekçesiyle; \"1.Davanın Kısmen KABULÜ KISMEN REDDİ İLE, Davalının İstanbul Anadolu 7. İcra müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına vaki itirazın 84.667,74 TL yönünden iptaline, 2-Asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, 3-Şartları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine, 4-Şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine\" karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davalı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili Kooperatifin kendi ihmal ya da kusurundan kaynaklanmayan birtakım nedenlerle 3. şahıslar ile hukuki ihtilaflara düştüğünü ama hiçbir şekilde davacı dahil herhangi bir üyesinin hakkına tecavüz etmediğinden davacının huzurdaki davayı açmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu ve hukuki yararı olmadığını, bu nedenle davanın usulden reddi gerektiğini, Kooperatifin 2016 yılına ait 21/10/2017 tarihli olağan Genel Kurul toplantısında 10. Maddesinde ve ayrıca önce tarihli muhtelif genel kurul kararlarında ödemelerin Kooperatifler Kanunu'nun 17/2 maddesi uyarınca 3 yıla kadar ertelenmesine karar verildiğinden alacağın muaccel olmadığını ve süre yönünden davanın reddi gerektiğini, Davalı kooperatifin, 3. kişilere karşı olan ve fakat bir kısmının kanuna aykırılığı nedeniyle muhtelif yargı mercilerinde yargılaması devam eden bazı borçlarından ve onların konu olduğu bu yasal takipler ve davalar sebebiyle üyelerine karşı herhangi bir kusurlu eylemi olmadığını, İstanbul Anadolu 15. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/300 E., İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/931 E., İstanbul Anadolu 7. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/64 E., ve 2015/476 E. sayılı dosyalarında dairelerin geri alınması amacıyla hukuki mücadele verdiğini, mahkemece bu dosyaların bekletici mesele yapılması gerekirken bu yöndeki taleplerinin reddedildiği, 31/03/2017 tarihinde kooperatif üyesi olmuş olan davacının söz konusu tarihten itibaren kooperatif üye taahhüt borcunun bir kısmının ödemesine rağmen kooperatife 10/11/2017 tarihi itibariyle fer'ileri hariç olmak üzere 28.200,00 TL borçlu olmasının işbu davanın haksızlığını ve kötü niyetini ortaya koyduğunu,Yapı kooperatifleri ancak kat mülkiyetine geçiş ile tasfiye edilebileceğinden, müvekkili kooperatifin kat mülkiyetine geçiş sürecindeki inşaat faaliyetleri hukuken ve fiilen devam ettiğinden, kat mülkiyetine geçiş sürecinde kooperatif üyeleri hakkında tahakkuk edecek olan üye taahhüt borçlarının meblağının hali hazırda belirli olmayıp bu hususun kooperatif ana sözleşmesinde de belirlenmediğini, yani iskana giden süreçte kooperatif tarafından üyelerine fazlaya dair kooperatif üye taahhüt borçları tahakkuk etme ihtimali bulunduğunu buna rağmen dava tarihi itibariyle tahakkuk etmiş üye taahhüt borçlarının karşılığının bir bağımsız bölüm / daire olduğuna dair hüküm kurulmasının hukuka aykırılık teşkil ettiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının ancak yasal koşulların oluşması ve davalı kooperatifin kusurlu bulunması durumunda üye muavin hesabına göre bakiye miktarı talep edebileceğini,Kabul anlamına gelmemek kaydıyla ödemelerin 3 yıl ertelenmesine dair genel kurul kararı uyarınca bir ödeme planı düzenlenmesi ve ödemelerin ise 21/10/2017 tarihli genel kuruldan 3 yıl sonra başlayacak şekilde tespit edilmesi gerektiğini, takip tarihinden sonraki faize de itiraz ettiklerini, temerrüt oluşmadığından \"işlemiş yada takip sonrası faiz\" adı altında bir bedel talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu,Tüm bunların yanı sıra, davaya konu... numaralı bağımsız bölümün davacıya teslim edilmesiyle kooperatifin üzerine düşen tüm yükümlülükleri tam ve eksiksiz yerine getirdiğini, davacı tarafından anılan bağımsız bölüme ilişkin olarak 3. şahıslar ile kira sözleşmesi yapılarak kira geliri dahi elde edildiğini,Reddedilen kısma ilişkin davacı kötüniyetli olduğundan tazminat istemlerinin reddinin de hukuka aykırı olduğunu beyan ederek; kararın kaldırılmasını, davanın reddini ve müvekkili lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. <br>Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde; davalı tarafın istinaf isteminin reddine, tazminat istemlerinin mahkemece reddedilmiş olması sebebiyle bu kısım yönünden karar kaldırılarak müvekkili lehine tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiş olması sebebiyle, Dairemizce dilekçesinin katılma yoluyla istinaf istemine yönelik olduğu değerlendirilerek, Dairemizin 28/05/2025 tarihli geri çevirme kararı ile istinaf harç ve gider avansını yatırmak üzere davacı vekiline muhtıra çıkartılması, süresinde yatırılmadığı takdirde istinaf başvurusundan vazgeçmiş sayılmasına dair karar verilmesi ve bu kararın tebliğ edilmesi istenilmiştir. Mahkemece davacı vekiline muhtıra çıkartılarak masrafların yatırılması istenilmiş ise de kesin sürede harç ve gider avansı yatırılmadığından 25/06/2025 tarihli ek kararı ile istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilerek, davacı vekiline tebliğ edilmiş olup, ek karara karşı istinaf yoluna başvurulmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf dilekçesinde belirtmiş olduğu nedenlerle sınırlı olarak inceleme yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki \"İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz\" kuralı nazara alınmıştır.\t<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>Dava, kooperatif üyesi olan davacıya konut teslim edilmemesi sebebiyle tazminat istemine ilişkindir. İstanbul Anadolu 7. İcra Dairesi'nin ... E sayılı dosyası ile davacı tarafından, davalı aleyhine 300.000,00 TL alacağın takip tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte tahsili istemiyle 17/11/2017 tarihinde takip başlatılmıştır. Borcun sebebi; \"31/10/2017 tarihli ihtarnamede belirtilen ve kooperatiften alacaklı 3.kişiler tarafından icraen sattırılan dairenin rayiç bedelidir. 300.000,00 TL\" şeklinde açıklanmıştır. Ödeme emrinin 11/12/2017 tarihinde tebliğ üzerine, davalı vekili 14/12/2017 tarihli dilekçesi ile takibe itiraz etmiş, dava İİK'nın 67.maddesi uyarınca bir yıllık hak düşürücü sürede açılmıştır. Beyoğlu 12. Noterliğinin 24/02/2005 tarih ve ... yevmiye no.lu kooperatif devir sözleşmesi ile...'ın D Blok Kat:4 Daire:15'teki kooperatif ortaklığının davacıya devredildiği,Davacının 31/03/2007 tarihinde kooperatife ortak olmak için başvuruda bulunduğu ve 31/03/2007 tarihli Üye Giriş Beyannamesi düzenlendiği, bu beyannamede dairenin E Blok ...olarak belirtildiği, ayrıca davacı hakkında 30/12/2009 yenileme yazılı nama yazılı ortaklık senedi düzenlendiği, bu senet üzerinde de davacıya tahsis edilecek dairenin İstanbul ili, Sancaktepe ilçesi, Ortadağ bölgesi, ... ada 1 parsel,  E Blok ...olarak belirtildiği anlaşılmıştır. Davacı vekili tarafından Bakırköy 2. Noterliğinden keşide edilen 31/10/2017 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarnamede; davacıya üyeliği nedeniyle 31/03/2007 tarihinde teslim edilen E Blok 2.kat 8 no.lu dairenin, davacı zilyetliğinde iken kooperatifin borcu nedeniyle icra yoluyla satılarak elinden alındığı, bu nedenle davacının zarara uğratıldığı belirtilerek, aynı değer ve özellikte bir başka dairenin bir hafta içinde verilmesi yada rayiç değerinin ödenmesi ihtar edilmiştir.İstanbul Anadolu 2. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile dava dışı ... tarafından 300.000,00 TL ve 500.000,00 TL bedelli bonolara dayanarak davalı kooperatif hakkında başlatılan icra takibi nedeniyle, davacıya tahsis edilen ve davacının kullanımında olan ancak tapuda kooperatif adına kayıtlı bulunan İstanbul ili, Sancaktepe ilçesi, ... ada 1 parsel, ...no.lu bağımsız bölümün  05/10/2015 tarihinde dava dışı ...isimli kişiye 106.050,00 TL bedelle ihale edildiği tespit edilmiştir. İstinaf sebeplerinin incelenmesi;Davalı vekili açılan bir kısım davaların sonuçlarının bekletici mesele yapılması gerektiğini ileri sürmüş ise de, dosyalar UYAP sisteminden incelendiğinde;İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/931 E. Sayılı dosyası ile açılan davanın, davacıya tahsis edilen dairenin icra yoluyla satışının yapıldığı İstanbul Anadolu 2. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası nedeniyle menfi tespit istemine ilişkin olduğu ancak işbu dosya kapsamında taşınmaz 3.kişiye satılarak tescil edildiği için sonucunun işbu davaya etkisinin olmadığı, İstanbul Anadolu 7. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin  2015/476 E. Sayılı dosyasında, kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereği bir kısım taşınmazların tapu iptal ve tescil istemine ilişkin olduğu ancak davacıya tahsis edilen taşınmazla ilgisinin olmadığı anlaşılmıştır.İstanbul Anadolu 7. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/64 E. Sayılı dosyasının, kooperatif tarafından 3.kişiye karşı açılan ve ... ada 1 nolu parsel üzerindeki C blok 1.kat 4 bağımsız bölüm no.lu taşınmazın tapu iptal ve tescil istemine ilişkin olduğu, davacıya tahsis edilen taşınmazla ilgisinin olmadığı gibi mahkemece davanın kabul edildiği Yargıtay denetiminden geçerek 12/10/2022 tarihinde karar düzeltme isteminin reddi ile kesinleştiği tespit edilmekle, bu yöndeki talebi yerinde görülmemiştir. İstanbul Anadolu 15. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/300 E. Sayılı dosyasının, kooperatif tarafından 3.kişiye karşı açılan ve ... ada 1 nolu parsel üzerindeki D blok, 5. kat, 19 bağımsız bölüm no.lu taşınmazın tapu iptal ve tescil istemine ilişkin olduğu, davacıya tahsis edilen taşınmazla ilgisinin olmadığı gibi mahkemece davanın kabul edildiği Yargıtay denetiminden geçerek 24/12/2020 tarihinde karar düzeltme isteminin reddi ile kesinleştiği tespit edilmekle, bu yöndeki talebi yerinde görülmemiştir. Yine davalı vekili 21/10/2017 tarihli genel kurulda alınan 10 no.lu karar gereği alacağın muaccel hale gelmediğini savunmakta ise de anılan genel kurulda \"2016 bütçe dönemleri içerisinde çıkan ve çıkarılan ortağa yapılacak iade ödemelerin kooperatifimizin mevcudiyetini tehlikeye sokacak, kooperatifimizin amacını tehlikeye sokacak kooperatifimizin amacına ulaşmasını engelleyecek ve bütçemin bu ödemeleri yapamayacak durumda olması dolayısı ile bu ödemelerin Kooperatifler Kanunu'nun 17/2 maddesi uyarınca 3 yıla kadar ertelenmesi hususunda yönetim kuruluna yetki verilmesine\" karar verilmiştir. Kararda açıkça \"çıkan ve çıkartılan ortak\" ibaresi yer aldığı gibi Kooperatifler Kanunu'nun 17.maddesi ise \"Kooperatiften çıkan veya çıkarılan ortakların kendilerinin yahut mirasçılarının kooperatif varlığı üzerinde hakları olup olmadığı ve bu hakların nelerden ibaret bulunduğu anasözleşmede gösterilir. Bu haklar, yedek akçeler hariç olmak üzere, ortağın ayrıldığı yıl bilançosuna göre hesaplanır. Kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye düşürecek nitelikteki iade ve ödemeler, anasözleşmede daha kısa bir süre tespit edilmiş olsa bile genel kurulca üç yılı aşmamak üzere geciktirilebilir. Bu durumda kooperatifin muhik bir tazminat isteme hakkı saklıdır. Çıkan veya çıkarılan ortaklar ile mirasçılarının alacak ve hakları bunları isteyebilecekleri günden başlayarak beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Çıkan veya çıkarılan ortağın sermaye veya mevduatından kısmen veya tamamen yoksun kalacağı hakkındaki şartlar hükümsüzdür\" şeklinde olup yine ortaklıktan çıkan veya çıkartılan ortaklar hakkında düzenleme getirilmiştir. Davacının ortaklığı devam etmektedir. Ayrıca talep ettiği bedel ise çıkma payı olmadığından bu yöndeki istinaf talebi de yerinde görülmemiştir. Davacının kooperatif ortağı olduğu ve kendisine tahsis edilen dairenin, kooperatifin borçları nedeniyle icra yoluyla satıldığı hususlarında ihtilaf bulunmadığından, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmaktadır. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ve taraf beyanlarına göre davacının kooperatife tüm ödemelerini yapmadığı, bir kısım borcunun olduğu ise sabittir. Bu durumda davacıya yapılacak ödemenin nasıl bir yol izlenerek hesap edilmesi gerektiği Yerleşik Yargıtay kararlarında aşağıdaki şekilde açıklanmaktadır; Yapı kooperatifinin ana amacı ortakların akçalı yükümlülüklerini yerine getirmeleri karşılığında anasözleşmeye uygun, konut ya da işyeri teslim etmektir. Konut karşılığı tazminat isteyebilmesi için, kooperatifin inşaatlarının bitirilip konut tahsisi aşamasına gelindiği ve diğer üyelere tahsis ve teslim yapıldığı halde davacıya konut tahsis ve tesliminin yapılmaması gerekir. Bu husus, bu tazminatın istenebilmesinin ön koşuludur. Bu ön koşulun gerçekleşmesinden sonra, davacı için çeşitli nedenlerle konut ya da işyeri tahsisi imkânsızlığı ortaya çıktığında ortağın uygun bir tazminat isteme hakkı bulunmaktadır. Normal ödemesini yapıp konut sahibi olan üyelerle eşit miktarda ödemesi bulunduğu tespit  edilen, ancak kendisine konut tahsis ve teslimi yapılamayan ortağın, ödemesi eksik olmayan diğer üyelere verilen emsal bir konutun dava tarihi itibariyle rayiç değerini talep edebileceği, hiç ödemesi yok ise konut karşılığı tazminat isteminin reddi gerektiğinin kabulü gerekir. Eksik ödemesi olan bir üyenin ise, konut karşılığı tazminat talep hakkı olup, alacağının hesaplanma şekli aşağıdaki gibi formüle edilmiştir:a-Önce ortaklara tahsis edilen konutun dava değeri itibariyle rayiç değeri hesaplanmalıdır.b-Davalı kooperatife normal ödentilerini gerçekleştiren bir ortağın ödemelerinin ödeme yaptıkları tarihler itibariyle toplam ödemeleri dava tarihine kadar (toptan eşya fiyat endeksi \"TEFE\" artış ortalama rakamları esas alınarak) taşınarak güncel değeri bulunmalıdır.c-Bundan sonra yukarıda (a) maddesinde bulunan değerden (b) maddesinde bulunan değer çıkarılarak kooperatife normal ödeme yapan bir ortağın bu ödemelerine karşı ne miktarda yararlanma elde ettiği ortaya çıkarılmalıdır. d-Bunu takiben eksik ödeme yapan davacı ortağın ödentileri (b) maddesindeki ilkelere göre dava tarihine taşınarak eksik ödeme miktarı güncelleştirilmelidir. e-Bu hesaplamalardan sonra normal ödentilerini gerçekleştiren bir ortağın yukarıda (b) maddesinde bulunan ödemelerinin güncel değerinin karşılığı yine yukarıda (c) maddesinde bulunan bir yararlanmayı sağladığına göre davacının (d) maddesinde eksik ödemelerinin güncel değerinin ne miktarda yararlanması gerektiği orantı kurallarına göre  belirlenmelidir.  Yani sonuç olarak (d) maddesinde bulunan miktar (c) maddesinde bulunan değerle çarpıldıktan sonra bulunan rakamın (b) maddesinde bulunan miktara bölünmesi sonucu bulunacak miktarın (d) maddesinde bulunan davacı ödemelerinin güncel değerinin ilave edilmesi sonucu bulunacak miktar davacı ortağın davalı kooperatiften talep etmesi mümkün olan zarar tutarıdır. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 03/10/2024 tarihli 2023/3907 E. 2024/3198 K. sayılı kararı)Bu açıklamalar ışığında dosya kapsamı değerlendirildiğinde; bilirkişi raporunda, dairenin rapor tarihi itibariyle güncel rayiç değeri belirlenerek dava ve takip tarihleri itibariyle ÜFE (TEFE) oranına göre rayiç değer tespiti yapılmış ise de, (b), (c) ve (d) maddelerinde yer alan hesaplamaların da yapılması sonrasında ancak orantı yapılarak davacının tazminat tutarının belirlenmesi mümkündür. Ancak raporda (b) maddesinde belirtildiği gibi konut tahsis edilen ve ödemelerin tam olarak yapan bir üyenin ödediği tutarın takip tarihi itibariyle TEFE oranları esas alınarak güncellenmediği, (c) maddesinde belirtildiği gibi ödemelerini tam olarak yapan ortağın yararlanma oranının bulunmadığı, (d) maddesinde belirtildiği gibi davacının yapmış olduğu ödemelerin de aynı yöntemle takip tarihi itibariyle güncellenerek değerinin bulunmadığı, nihai olarak (e) maddesi uyarınca oranlama suretiyle davacının zararının hesaplanmadığı açıktır.Mahkemece bir hesaplama yapılmış ise de, yukarıda yer verilen hususlar tespit edilmeden, oran/orantı kurularak yapılan hesaplama Yargıtay içtihatlarında belirtilen formüle uygun değildir. Bu nedenle davalı vekilinin istinaf isteminin kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacının takip talebinde işlemiş faiz istemi yer almamaktadır. Takip tarihi itibariyle  temerrüt oluştuğundan davalı tarafın takip tarihinden itibaren işleyecek faize yönelik itirazları ile davacı taraf takibinde kötüniyetli olmadığından, davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğine dair itirazları ise yerinde görülmemiştir.  Açıklanan nedenlerle mahkemece bilirkişi heyetinden ek rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmiştir.<br>H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/6 E. 2020/650 K. sayılı 24/11/2020 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,3-Davalı tarafça yatırılan  istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,5-Davalının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 05/11/2025<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9bdb934cb2728484","SID":"b2f48677dcd7a8c0"}}