{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2023/1845 - 2025/2089<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/1845 <br>KARAR NO\t: 2025/2089<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 24/05/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/444 E.  -  2023/266 K.<br><br> UETS<br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 24/05/2023 Tarih ve 2022/444 Esas - 2023/266 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkilinin sahibi bulunduğu www.....com alışveriş sitesi üzerinden e-ticaret faaliyetleri gerçekleştirdiğini ve bu kapsamda tüketicilere satıcı sıfatıyla doğrudan kendisi ürün ve hizmet satışı yaptığı gibi aynı zamanda aracı hizmet sağlayıcı sıfatı ile de üçüncü kişi tacirlere ürünlerini tüketicilere ulaştırmak için gerekli alt yapı ve platformu sağladığını, davalı gerçek kişinin 2021/027271 sayılı \"...\" ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu başvurunun, müvekkili adına tescilli markalar ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olup karıştırılmaya sebebiyet vereceğini, dava konusu başvurudaki \"...\" ibaresinin, müvekkilinin \"... ibareli markalarından hiçbir farkı olmadığını, başvurunun asli unsurunu bu ibarenin oluşturduğunu, tüketicinin müvekkiline ait \"...\" markalarının zihninde kalan hatırası ile hareket ederek markalar arasında bağlantı kuracağını, dava konusu markayı da müvekkile ait yeni bir marka zannedeceğini, müvekkili şirketin “...+sözcük” kalıbı ile oluşturduğu 300’e yakın markası ile bir marka ailesi yarattığını, dava konusu ... markasının, müvekkilinin ... başta olmak üzere ... ibaresi ile oluşturulmuş markalarının kapsamında bulunan ürün ve hizmetler ile benzer olan 35. sınıf hizmetler için tescil edilmek istendiğini, söz konusu hizmetlerin ikame imkanı olup, eş zamanlı satışa sunulduğunu ve aynı amaca yönelik kullanıldığını, müvekkili şirkete ait “....COM” markasının tanınmış marka ve yoğun kullanım sonucu yüksek ayırt edicilik vasfına sahip olduğunu, \"...\" markasının tesciline izin verilmesinin müvekkilin emek ve zaman harcayarak itibar edindirdiği markalarının ayırt edici vasfının zedelenmesine neden olacağını, müvekkili markasının ününden yararlanılacağını, davalı tarafın da müvekkili ile aynı sektörde faaliyet göstermesi sebebiyle müvekkilini ve ... markasını bilmemesinin imkansız olduğunu, davalıya  ait başvurunun Türk Ticaret Kanunu anlamında haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2022-M-12424 sayılı kararının iptaline, tescili halinde dava konusu markanın  hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine  karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tDavalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>\tDavalı ... vekili, davacının pek çok marka başvurusu olduğunu, \"...\" ibareli markasının bulunmadığını, davacıya ait tescilli markaların tamamında hemen hemen aynı renkler ve aynı yazım biçiminin kullanıldığını, taraf markaları arasında herhangi bir benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığını, müvekkilinin davacı gibi e-ticaret alanında faaliyet göstermediğini, Foça’da bir dükkanda yeniden boyadığı, tamir ettiği mobilyaların satışını gerçekleştirdiğini, davacının markasını kullanarak menfaat, kazanç elde etmesinin söz konusu olmadığını, \"...\" ibareli başvuru ile \"...\" ibareli davacı markaları arasında görsel, işitsel, kavramsal ve bir bütün olarak ortaya çıkan izlenim bakımından benzerlik bulunmadığını, ilişkilendirme ve karıştırılma ihtimalinin olmadığını, SMK.m.6/5 koşullarının somut olayda gerçekleşmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.   <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak ilgili tüketici kesimi nezdinde ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi doğuracak derecede benzer olmadıkları, dava konusu markanın renk, şekil ve tertip tarzı itibariyle davacı markalarından farklılaştığı, başvuru markasını oluşturan \"...\" sözcüklerinin yanı sıra çember şeklindeki figürün içinde yer alan \"abajur, dekoratif çerçeveli ayna, üzerinde küçük bir saksı ve altında kitaplar bulunan sehpa\" çizimlerinin markanın genel görünümüne asgari düzeyde somut ayırt edicilik kattığı, davacı markalarının \"...+muhtelif kelime unsurları\" veya \"...\" şeklinde oluşturulduğu,  dava konusu markanın ise \"...\" sözcüğünden önce olacak şekilde \"...\" şeklinde dizayn edildiği, bu nedenle dava konusu marka başvurusunun, davacı markalarının serisi niteliğinde ilgili  tüketici kesiminde algılanmayacağı, dava konusu marka başvurusunun ayırt edici unsurunun bir bütün halinde \"...+Şekil\" unsurlarından oluştuğu, söz konusu umumi intiba nedeniyle bu marka başvurusunun davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar ile görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğunun söylenemeyeceği, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı, davacının \"...\" ibareli markasının, \"perakende satış hizmetleri\" açısından tanınmış marka olduğu, ancak bu durumun SMK.m.6/5 hükmünde yer alan haksız yarar sağlama, itibarına zarar verme veya ayırt edici karakterini zedeleme sonucunu otomatik olarak oluşturmayacağı, taraf markaları arasında işaret benzerliği bulunmadığından, davacı yanın \"...\" markasının tanınmışlık mertebesine ulaşması nedeniyle dava konusu marka bakımından SMK m.6/5 hükmü koşulunun somut olayda oluştuğunun söylenemeyeceği, davaya konu marka ile itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markaların iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmadıkları, bunun haricinde davalı şahsın kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu da ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasına dayalı istemlerin de yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.         <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, müvekkiline ait başta \"...\" markası olmak üzere \"...\" ibaresi ile oluşturulmuş markaları ve \"...\" ibaresi ile başlayan markaların müvekkili ile özdeşleştiği dikkate alındığında, \"...\" markasının, müvekkili markaları ile iltibasa yol açacağını, başvurunun, müvekkiline ait markaların serisi içinde yer alan yeni bir marka olduğu algısının doğacağını, bu marka ile sunulacak ürün/hizmetlerin, müvekkilinin başka bir seri marka yaratarak sunmaya başladığı ürün/hizmetler olduğunun düşünüleceğini, mahkemece taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali olmadığı gerekçesiyle tanınmışlık faktörünün işbu davaya etkili olmadığını kabul ettiğini, ancak bu değerlendirmenin yerinde olmadığını, dava konusu olayda bütünsel değerlendirme yapılması gerektiğini ve benzer olan markalarda müvekkilinin tanınmışlık düzeyinin markaların karşılaştırılmasında önemli bir rol oynadığını, davalının da müvekkili ile aynı sektörde faaliyet göstermesi sebebiyle müvekkili markasını bilmemesinin ve dava konusu markayı tesadüfen seçmesinin mümkün olmadığını, dolayısıyla davalının kötü niyetli olduğunun ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne  karar verilmesini istemiştir.    <br> <br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tİşlem dosyasının incelenmesinden; davalı ...'in, 19.02.2021 tarihinde 2021/027271 sayılı \"...+şekil\" ibareli marka başvurusunda bulunduğu, başvuru kapsamında 35. sınıf hizmetlerin yer aldığı, davacı Şirket tarafından \"...\" ve \"...\" ibareli markalara dayalı olarak SMK'nın 6/1 ve 6/5 maddeleri gerekçeleriyle başvuruya itiraz edildiği, davacının itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddine karar verildiği, davacının bu karara itirazının da YİDK'in 29.09.2022 tarih, 2022-M-12424 sayılı kararıyla reddedildiği, ret kararının 30.09.2022 tarihinde davacıya tebliğ edildiği anlaşılmıştır.  <br>\tİlk derece mahkemesince, yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olup davacı vekilinin istinaf itirazları gözetildiğinde, istinaf incelemesine konu uyuşmazlık, YİDK kararının iptali davası açısından dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca karıştırılma tehlikesinin bulunup bulunmadığı ve aynı Kanun'un 6/5. maddesindeki koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği, hükümsüzlük davası yönünden ise ayrıca başvurunun SMK'nın 6/9. maddesi anlamında kötü niyetle yapılıp yapılmadığı hususlarına ilişkindir. <br>\t6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1. maddesi uyarınca, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408-409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. <br>\tBu açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde, dava konusu başvuru kapsamında yer alan 35. sınıf hizmetlerin tamamının, davacının itirazına mesnet markaların kapsamlarında aynen yer aldığı dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda açıklanmış olup, Dairemizce de bu yönden anılan raporda yapılan açıklamalar yerinde görüldüğünden, emtia benzerliğine ilişkin koşulun gerçekleştiği kabul edilmiştir. <br>\tTaraf marka işaretlerinin karşılaştırılmasına gelince; dava konusu başvuru,  iç içe yerleştirilmiş iki çember, iç dairenin merkezine konumlandırılmış yüksek ayaklı bir abajur/lamba, dekoratif çerçeveli bir ayna ve üzerinde küçük bir saksı ve altında kitaplar bulunan bir sehpa çizimi/grafik unsurları ile bu çizimlerin üst ve alt tarafında kavisli/eğri yazılmış \"...\"  ibaresi ve iki siyah noktadan oluşmaktadır. Başvuruda yer verilen şekil unsuru, ayırt edicilikte geri planda olup, bu haliyle tali unsur konumundadır. Buna göre başvurunun asli unsurunu, ayrı ayrı yazılmış \"...\" ve \"...\" ibareleri oluşturmaktadır. Davacının itirazına mesnet markaları ise  \"...\" ve \"...\" ibareli olup bu ibarelere eklenen diğer kelimeler, tanımlayıcı ya da ayırt edicilikte geri planda olduğundan, davacı markalarının asli unsuru da \"...\" ve \"...\" ibarelerdir. O halde \"...\" asıl unsurlu başvuru ile davacının \"...\" ve \"...\" asıl unsurlu markalarının karşılaştırılması gerekmektedir. <br>\tDavacının itirazına mesnet markalarının asli unsurunu oluşturan \"...\" ibaresi dava konusu başvuruda da asli unsur olarak kullanılmış olup, bu haliyle davacı adına tescilli \"...\" asıl unsurlu markalar ile davalının \"...\" ibareli markası arasında görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu kabul edilmiştir. Zira Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 11/09/2019 tarih, 2018/3504 E. 2019/5281 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere \"Bir markanın tek ve münhasıran ayırt edici nitelikte olan unsuruna, bir başka  ayırt edici unsur eklenmesi markayı ayırt edici kılmaya yetmez.\" Aksinin kabulü, bir başkasına ait markanın tek asli unsurunun, başkaca asli unsurlarla birlikte başka kişiler adına tesciline yol açar ki böyle bir durumda, markanın temel fonksiyonlarından olan ayırt edicilik fonksiyonunun zedeleneceği açıktır. Öte yandan, davacı yanın \"...+sözcük\" unsurları ile oluşturduğu seri marka ailesi ve yine \"...\" şeklinde doğrudan tanınmış markasının varlığı karşısında, taraf markaları arasında ayniyeti tespit edilen 35. sınıf hizmetlerin tamamı bakımından, dava konusu \"...\" esas unsuru ile oluşturulmuş markanın da davacı yanca oluşturulmuş yeni bir marka olduğu yönünde algı yaratılabileceği, çünkü 35. sınıftaki hizmetlerin, davacı yan markalarının yüksek tanınmışlığının bulunduğu hizmetler oldukları, piyasa koşullarında firmaların, bilinen markalarının sonuna yeni ekler getirerek markalarını güncelledikleri ve farklı ürün ve hizmet seçenekleri için bu şekilde seri marka yaratma yoluna gittikleri gerçeği karşısında, davacı markaları ile aynı hizmet grubunda tescil edilmek istenilen dava konusu marka ile bahsi geçen hizmetlerde karşı karşıya kalan tüketicinin, taraf markalarının aynı iktisadi – idari kaynağa ait olduğunu düşünebileceği, davacı yanın “...” ibareli markasının tanınırlığının taraf markaları arasındaki karıştırılma ihtimalini kuvvetlendirdiği, dava konusu başvuruda davacı markalarından farklı olarak yer alan \"...\" ibaresi ile şekil unsurlarının, başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, özellikle davacı markalarının tanınmış oldukları da gözetildiğinde ortalama tüketicilerin, dava konusu başvuruyu davacının seri markalarından biri olarak algılayabilecekleri gibi başvuru konusu işaret ile davalı markası arasında işletmesel bağlantı bulunduğunu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletmeler tarafından piyasaya sunulan hizmetler olduğunu düşünebilecekleri, bunun da karıştırılma tehlikesinin kabulü için yeterli bulunduğu, açıklanan nedenlerle SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının somut olayda gerçekleştiği değerlendirilmiş, aksi yöndeki ilk derece mahkemesi kararı yerinde görülmemiştir. <br>\tYargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporuna itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir. <br>\tDavacı tarafça tanınmışlık vakıasına da dayanılmış olup, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda da, davacı tarafından sunulan mevcut delillerden, davacının “...” ibareli markasının “perakende satış hizmetleri” açısından tanınmış marka olduğu açıklanmıştır. Ayrıca, davacının \"Şekil+....com\" ibareli ve T/02598 sayılı markasının, davalı Kurum tarafından 24.12.2014 tarihinde tanınmış marka olarak tespitine karar verilmiştir. Buradan hareketle, Dairemizce de davacının \"...\" ibareli markasının, \"Perakende satış hizmetleri\" yönünden tanınmış marka olduğu kabul edilmiş, davacı markasının tanınmışlık düzeyi, davacı markasının tanınmış olduğu hizmetler ile dava konusu başvuru kapsamındaki 35. sınıf hizmetler arasındaki yakın ilişki ve taraf markalarının benzerlik seviyesi dikkate alındığında, SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının da, başvuru kapsamındaki tüm hizmetler yönünden oluştuğu kanaatine varılmıştır. <br>\tHer ne kadar dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığı ileri sürülmüş ise de, taraf markalarının karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzer olması dışında davalı gerçek kişinin kötü niyetle hareket ettiğine dair herhangi bir bilgi ve delil sunulmadığı, sırf marka başvurusunun, davacı markaları ile karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzer olmasının ise kötü niyet olarak değerlendirilemeyeceği anlaşıldığından, kötü niyete ilişkin davacı iddiası yerinde görülmemiştir. <br>\tYukarıda açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesince, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, ayrıca SMK'nın 6/5 maddesinde düzenlenen koşulların da oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, Dairemizce, HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br><br><br><br> <br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 24/05/2023 gün ve 2022/444 Esas - 2023/266 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t2-Davanın KABULÜ ile YİDK'in 29.09.2022 tarih, 2022-M-12424 sayılı kararının İPTALİNE,<br>\t3-Dava konusu 2021/027271 sayılı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜ ile sicilden TERKİNİNE,<br>\t4-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>\t5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 55.000,00.TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t6-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 3.500,00.TL bilirkişi ücreti, 319,42.TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 187,00.TL tebligat ve posta giderleri, 738,00.TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı toplamı 4.744,42.TL yargılama giderine 80,70.TL peşin harç, 80,70.TL başvurma harcı tutarı eklenerek oluşan toplam 4.905,82.TL'nin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>\t7-Davalılar tarafından ilk derece mahkemesinde ve istinaf aşamasında herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,<br>\t8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),<br>\t9-Davacıdan peşin olarak alınan 269,85.TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>\t10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 06/11/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06/11/2025 <br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br> <br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"afa2c81064d2e41b","SID":"26a975b11a35a31d"}}