{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2022/1260 <br>KARAR NO\t: 2025/1681 <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 30/03/2022<br>NUMARASI\t: 2021/331 Esas - 2022/247 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Maddi tazminat<br>KARAR TARİHİ: 12/11/2025<br>Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;       <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle;  20/03/2016  tarihinde davalı sigorta şirketi tarafından sigortalı, ...  araç ile sürücü Kerim ...'in yaptığı tek taraflı kazada hayatını kaybettiğini, söz konusu trafik kazasının oluşumunda müteveffanın kusuru olsa da müvekkillerinin bu kazada zarar gören üçüncü kişi konumunda olduklarından müteveffanın kusurunun müvekkillerin destekten yoksun kalma tazminatı hakkını etkilemediğini belirterek  şimdilik 1.000'er TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep  etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde, davanın reddini savunmuştur.İlk derece mahkemesince; davanın kabulü ile, davacı...yararına 44.331,98 TL, davacı ...yararına 31.059,55 TL destekten yoksun kalma tazminatının 20/04/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine karar verilmiştir.Davalı vekili, sürücünün kendi kusuruyla sebep olduğu kazada üçüncü kişilerce destekten yoksun kalma tazminatı talep edilemeyeceğini,  kabul anlamına gelmemekle beraber davacıların destekten yoksun kalma zararının TRH-2010 yaşam tablosu ve %1,8 teknik faize göre belirlenmesi gerektiğini, hatalı ve hukuka aykırı hesaplama yapıldığını belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1. maddesinde; “Bir motorlu aracın  işletilmesi  bir  kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.\", aynı Kanun'un 85/son maddesinde ise; \"İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiştir.Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, zorunlu mali sorumluluk sigortasının; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 92. maddesinde, zorunlu mali sorumluluk sigortası dışında kalan hususlar düzenlenmiş olup, araç sürücüsünün veya yakınlarının talepleri 92. madde kapsamında yer almamakla birlikte, uygulama ve yargı kararları ile sigortacının sorumluluğu kapsamında kabul edilmiştir.Destekten yoksun kalma tazminatı, TBK'nin 53/3. maddesinde ölüm halinde uğranılan zararlar arasında gösterilmiştir.Araç sürücüsü miras bırakanın, ister kendi kusuru, ister bir başkasının kusuru ile olsun salt ölmüş olması, destekten yoksun kalanlar üzerinde doğrudan zarar doğurup; bu zarar gerek Kanun, gerek poliçe kapsamıyla teminat dışı bırakılmamış olduğundan, desteklerinin kusurunun olması davacıların hakkına, etkili bir unsur olarak kabul edilemez ve destekten yoksunluk zararından kaynaklanan hakkın sigortacıdan talep edilmesi mümkündür.Davacıların uğradığı zarara bağlı olarak talep ettikleri hak, salt miras yoluyla geçen bir hak olmayıp, bilimsel ve yargısal içtihatlarda kabul edildiği üzere destekten yoksun kalanın şahsında doğrudan doğruya doğan, asli ve bağımsız bir talep hakkıdır. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2014/17669 (E) - 2017/919 (K), Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.6.2011 gün ve 2011/17-142 (E) - 411 (K), 22.2.2012 gün  ve 2011/17-787 (E) - 2012/92 (K),  16.1.2013 gün ve 2013/17-1791 (E) - 2013/74 (K) sayılı ilamları )Dava konusu olayda, davacılar desteğinin sevk ve idaresindeki araçla meydana gelen trafik kazası neticesinde vefat ettiği, davacılar, mirasçı olarak değil, zarar gören 3. kişi konumunda bulunduklarından, miras bırakanın kusurunun davacılara yansıtılamayacağı, belirlenen tazminattan davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğu anlaşılmaktadır.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 55. maddesine göre, destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1451. maddesine göre, bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde, sigorta sözleşmeleri hakkında Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır.2918 sayılı KTK'nin 95. maddesine göre, sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez.01/06/2015 tarihli Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ile, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat talepleri teminat dışında bırakılmış ise de, Genel Şartlar hükümlerinin, kanunlara ve yerleşik yargı kararlarına aykırı olamayacağı, 6704 sayılı Kanun ile değişiklikten önce, Karayolları Trafik Kanunu'nda teminat dışı bırakılmayan bir hususun, Genel Şartlar ile teminat kapsamı dışına çıkartılmasının mümkün olmadığı, yasanın emredici hükümlerine aykırılık olması halinde, Genel Şartlar'a göre değil, Kanun'un emredici hükümlerine göre karar verilmesi gerekmektedir.26/04/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanun ile, 2918 sayılı KTK'nin 92. maddesinde değişiklik yapılmıştır. Yapılan bu değişiklik ile, teminatın kapsamına yönelik Genel Şartlar'da düzenlenen hükümler uygulanabilir hale gelmiştir. Dolayısıyla, ancak bu tarihten sonra meydana gelen olaylarda, Genel Şartlar'da  yer alan teminatın kapsamına ilişkin ilkelerinin dikkate alınması gerekmektedir.Somut olayda, ZMSS poliçesi 22/04/2015 tarihinde düzenlenmiştir. Bu durumda, yerleşik Yargıtay uygulamasında kabul edildiği üzere, poliçenin düzenlendiği tarih itibarıyla  davacıların destekten yoksun kalma tazminatı talepleri ZMSS teminatı kapsamında kalmaktadır.Yargıtay 17. (kapatılan) ve 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesi'nin 17/07/2020 tarih ve 2019/40 (E) - 2020/40 (K) sayılı kararı sonrasında vermiş olduğu güncel  kararları gereğince tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da \"progresif rant\" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/6135 E. ve 2022/10604 K., 2021/16078 E. ve 2022/10550 K., 2021/13398 E. ve 2022/10498 K.,Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin  2020/2598 E. ve 2021/34 K., 2019/3713 E. ve 2020/2420 K. sayılı kararları).Bu nedenle, Anayasa Mahkemesi iptal kararı gereğince genel şartlarda belirtilen 1,8 teknik faiz esas alınarak hesaplama yapılması olanaklı değildir.Toplanan delillerin ilk derece mahkemesinin kararı ile birlikte istinaf başvuru nedenleri de göz önüne alınarak incelenmesi ve değerlendirilmesi neticesinde; dosyadaki bilgi ve belgelere, ilk derece mahkemesince delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırılık olmamasına, göre, istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince  esastan reddine,2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 5.150 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 1.288 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.862 TL istinaf karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle sarf ettiği yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.12/11/2025<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"344a4209ed75eb8d","SID":"32f1e3654eba7085"}}