{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2022/1076 <br>KARAR NO\t: 2025/1675 <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 23/09/2021<br>NUMARASI\t: 2018/1255 Esas - 2021/1022 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Maddi ve manevi tazminat<br>KARAR TARİHİ: 12/11/2025<br>Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;       <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... 'ın sürücüsü olduğu ... plakalı aracı ile davacı yaya ... ...'a çarpması sonucunda yaralandığını belirterek 1.000TL maddi tazminatının kaza tarihi olan 19/09/2018  tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, 50.000 TL  manevi tazminatın kaza tarihi itibari ile  işleyecek yasal faizi ile birlikte sigorta şirketi hariç olmak üzere diğer davalılardan müştereken ve müteselsilen alınmasını talep etmiştir.<br>Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi  vekili cevap dilekçesinde, davanın reddini savunmuştur.Davalılar ... ve  ...  vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın Asliye Hukuk mahkemesinde açılması gerektiğinden dolayı davanın görev yönünden itiraz edildiğini belirterek davanın reddini istemiştir.İlk derece mahkemesince;  maddi tazminat talebinin kabulü ile; 27.786,47 TL’nin davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden (26/10/2018) dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile, diğer davalılar yönünden (19/09/2018) kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; 20.000 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...’den (19/09/2018) kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine; fazlaya ilişkin kısmın reddine karar verilmiştir.Davalı Sigorta Şirketi vekili, hesaplamaya esas alınan maluliyet oranı hatalı olduğunu, sigorta şirketinin sorumlu tutulacağı tazminat miktarının hesaplanmasının, TBK'nun 49 ila 56. maddelerinden farklı kurallara tabi kılındığını, bu nedenle sigortalı ile sigortacının sorumluluğunun aynı kabul edilmesi ve buna göre tazminat hesaplanması kabul edilemeyeceğini, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının iş bu uyuşmazlık bakımından geçerli olduğu kabul edilse dahi bu durum eski tarihli Yargıtay kararlarında uygulanan usul ve esasların uygulama alanı bulacağı anlamına gelmediğini, hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminatları teminat dışında kalan hallerden olduğunu, davaya konu trafik kazasının oluşumunda sigortalı aracın kusuru bulunmadığını, kusuru bulunmayan sigortalı nedeniyle müvekkil şirketin poliçeden kaynaklanan herhangi bir sorumluluğu olmadığını söz konusu kazanın iş kazası olup olmadığının, davacı tarafa peşin sermaye değerli gelir bağlanıp bağlanmadığının, herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığı hususunun sorulması, ödeme yapılması durumunda ödenen miktarın tazminat bedelinden düşülmesi gerektiğini,hükmedilen tazminat fahiş olduğunu, zarar ve kusur miktarlarına ilişkin olarak yapılan değerlendirmenin de hatalı yapıldığını belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi, manevi tazminat talebine ilişkindir.Mahkemece hükme esas alınan kusura ilişkin  bilirkişi raporunda davalı sürücünün %50, davacı yayanın ise %50 oranında kusurlu olduğu bildirilmiştir. Kaza tespit tutanağı ve savcılık aşamasında alınan bilirkişi raporu(ATK) ile uyumlu, olayın meydana gelmesine neden olan kusur durumları dayanaklarıyla birlikte, eylemler ile sonuç arasında bulunan nedensellik bağını ortaya koyacak biçimde, dosya kapsamından anlaşılan oluşa, bilimsel ölçütlere, usul ve kanuna uygun olarak saptandığının anlaşılması karşısında, HMK'nin 279. maddesine uygun düzenlenen ve dosya kapsamına uygun somut olgu ve ölçütlere dayanan, yeterli gerekçeyi de taşıyan  bilirkişi raporunun hükme esas alınmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.Davacının maluliyet durumunun, Adli Tıp 2. İhtisas Dairesi'nin uygun yönetmelik hükümlerini gözeterek düzenlediği raporla belirlendiği anlaşılmaktadır. Anılan raporda davacının kaza sonrası tedavilerine ilişkin kayıtların ve raporların irdelenerek kaza ile maluliyet arasında uygun nedensellik bağının kurulduğu, raporun yetkili heyetçe ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli olarak düzenlenmiş olduğu anlaşılmakla, bu konudaki davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.Yargıtay 17. (kapatılan) ve 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesi'nin 17/07/2020 tarih ve 2019/40 (E) - 2020/40 (K) sayılı kararı sonrasında vermiş olduğu güncel  kararları gereğince tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da \"progresif rant\" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/6135 E. ve 2022/10604 K., 2021/16078 E. ve 2022/10550 K., 2021/13398 E. ve 2022/10498 K.,Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin  2020/2598 E. ve 2021/34 K., 2019/3713 E. ve 2020/2420 K. sayılı kararları).Bu nedenle, Anayasa Mahkemesi iptal kararı gereğince genel şartlarda belirtilen 1,8 teknik faiz esas alınarak hesaplama yapılması olanaklı değildir.Davacının kaza tarihinde 18 yaşından küçük olduğu, ilk işe giriş tarihinin kazadan sonra olduğu göz önüne alındığından SGK rücuya tabi ödeme bulunmadığının kabulünde isabetsizlik yoktur.Bu durumda, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunun  davacı için belirlenen kalıcı maluliyet oranı, geçici maluliyet süresi, kaza tarihindeki yaşı,  geliri esas alınarak, TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant formülüne göre düzenlendiği ve kusur oranında tazminatın belirlendiği anlaşılmakla  usule, yasaya ve Yargıtay içtihatları ile belirlenmiş hesaplama yöntemine göre tazminat hesabı içeren aktüerya raporunun hükme esas alınmasında ve sigorta şirketinin sürekli iş görmezlik giderinden poliçe limitiyle sorumluluğunun belirtilmesinde  isabetsizlik bulunmadığından bu hususlara değinen istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince  esastan reddine,2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken  1.898,09 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 749,65 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.148,44 TL istinaf karar ve ilam harcının davalı ... Sigorta Anonim Şirketinden tahsili ile Hazineye gelir kaydına,3-İstinafa başvuran tarafından istinaf başvurusu nedeniyle  sarf ettiği yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.12/11/2025<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2929aefaec75966d","SID":"0f55f7c8d1eabc77"}}