{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/662 <br>KARAR NO\t: 2025/1536<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 23/11/2021<br>NUMARASI\t: 2021/542 Esas -  2021/879 Karar<br>DAVA: Tazminat ( Yetkili Servis Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/10/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı  vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında  uzun bir dönemdir ) devam eden yetkili servis sözleşmesi uyarınca, devam eden ticari bir ilişki bulunduğunu, yetkili servis sözleşmesinin her 5 yılda bir yenilenmek suretiyle devam ettiğini, en son sözleşme yenilenmesinin 05.03.2014  tarihinde yapıldığını, davalı şirketin Beyoğlu 34. Noterliği’nin 02.01.2019 tarih, ..yevmiye nolu ihtarı ile sözleşmeyi  yenilemek istemediğini ve 05.03.2019  tarihi itibariyle sözleşmenin yürürlükten kalkacağını bildirdiğini, taraflar arasındaki akdedilen sözleşmenin 13. maddesinde “  ancak uzayan dönemlerde birlikte işbu sözleşme imza tarihinden itibaren hiçbir şekilde 5 yıldan fazla bir süre yürürlükte kalmayacak, 5 yıllık sürenin sonunda  hiçbir ihtar ve ihbara gerek kalmaksızın kendiliğinden yürürlükten kalkacaktır” hükmü yer almakla birlikte, taraflar arasındaki yetkili servis sözleşmeleri yıllarca bu hükme rağmen devam edip, müvekkil şirketin sözleşme hükümlerine aykırı hiçbir fiili veya akdi davranışı olmamasına rağmen, en son sözleşme döneminde makul bir süre hususuna uyulmadan sözleşmenin feshi iradesi iyiniyetli veya sözleşmeye uygun bir davranış olarak nitelendirilemeyeceğini, müvekkilinin sözleşmenin 05.03.2019 tarihinden sonra da devam edeceği inancı ile yetkili servis olarak yatırımlarına devam ettiğini, davalının müvekkilinin 24 yıldır devam eden  bayiliği nedeniyle ciddi bir müşteri portföyü oluşturduğunu ve bu portföy vasıtasıyla ileride ciddi bir kazanç elde edeceğini beyan ile  davalı şirketin taraflar arasında 25 yıldır devam eden servis sözleşmesinin  devam edeceği yönünde müvekkili şirket nezdinde oluşturduğu güven ve  taraflar arasında oluşan ticari teamül gereği müvekkilinin sözleşmenin davalı yan tarafından tek taraflı feshi neticesinde davalı şirkete sağladığı müşteri çevresi nedeniyle davalının feshi sonrasında elde ettiği kazancın bir miktarı olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzer şimdilik 10.000 TL portföy(Denkleştirme) tazminatının davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  müvekkilinin Bosch ve Buderus marka kombilerin üretim, satış ve pazarlaması alanında faaliyet gösterdiğini,  mevzuat gereğince yetkili servis istasyonlarının kendileri kurabileceği gibi kurulu bulunan servis istasyonlarından da faydalanabildiğini, müvekkilinin bu yasal zorunluluk ve müşteri memnuniyeti çerçevesinde, satış sonrası hizmetlerin yerine getirilmesi adına bir çok yetkili servis ile birlikte davacıyla da yetkili servis sözleşmesini akdettiğini, burada dikkat edilmesi gereken en önemli hususun davacının “kombi” satışı yapmadığı, sadece daha önce satışı yapılmış kombilere bakım ve onarım hizmeti verdiği olduğunu,  bu hususun taraflar arasındaki sözleşmenin 1.3. maddesinde açıkça ortaya konduğunu, dolayısıyla davacı yanın TTK 102 ve devamı maddelerinde tanımlanan “acente” tarifine uymadığının her türlü izahtan vareste olduğunu, bu sebeple acente olmayan davacı yanın TTK 122. Maddesinde acentelerin talep edebileceği  denkleştirme isteminde bulunmasının mümkün  olmadığını,  sözleşmenin 05.03.2019 tarihi itibariyle sona erdiği konusunda bir tereddüt bulunmaması ve davacının ilk olarak 08.10.2020 tarihinde İstanbul Arabuluculuk Bürosuna müracaat etmesi karşısında  gerek arabuluculuk müracaatı gerekse dava tarihi itibariyle bir yıllık süre geçmiş olduktan sonra talepte bulunulduğundan davanın öncelikle zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini, , Türk Ticaret Kanunu 122. maddesinin 1. fıkrası gereğince denkleştirme tazminatının şartları oluşmadığını, müvekkil şirketin, davalının yaptığı iş sebebiyle kazanç elde etmediğini, sözleşmenin yenilenmeme isteminde kanuna aykırı bir durum söz konusu olmadığını beyan ile usul ve esas yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :<br>İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" , ...Taraflar arasındaki sözleşme 05/03/2014 tarihli olup, davalı tarafça  02.01.2019 tarihinde noter kanalı ile gönderilen ihtar ile  05.03.2019 tarihinde sona erdirileceği davacıya bildirilmiştir. Sözleşme 13. maddesi 1 nolu bendi düzenlenmesinde yer aldığı şekilde, birinci yılının dolduğu 05/03/2015 tarihinden sonra feshe kadar geçen sürede birer yıllık dönemlerce uzatılmıştır. Sözleşmenin 13. maddesi 2 nolu bendinde sözleşmenin hiçbir şekilde beş yıldan fazla bir süre ile yürürlükte kalmayacağı düzenlenmesine göre sözleşme 05/03/2019 tarihinde her halükarda  sona erecektir. Ayrıca 13. madde 2 nolu bendinde bu beş yıllık sürenin sonunda ihbar ve ihtara dahi gerek olmadığına hükmedilmiştir. Dolayısı ile taraflar arasındaki sözleşme, davalı tarafça iki ay evvelinde bildirilerek noter ihtarı ile feshedilmese dahi 05/03/2019 tarihinde sona erecektir. Davalının, sözleşmeyi feshinin 13. maddesine uygun ve haklı olduğu, ayrıca 13.2 maddesine göre sözleşmenin 05/03/2019 tarihinde sona ereceği hususunun sözleşmenin imzalandığı 05/03/2014 tarihi itibariyle davacı tarafın da kabulünde olduğu, dolayısı ile davacının sözleşmenin 05/03/2019 tarihinden sonra da devam edeceği inancı ile yetkili servis olarak yatırımlarına devam ettiğine yönelik iddialarının ve portföy tazminat taleplerinin yerinde olmadığı kanaatine varılmakla, davacının davasının reddine,\" karar verilmiştir.<br>Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin sözlü yargılamaya geçeceği yönünde ihtaratta bulunduktan sonra taraflara esasa karşı beyanlarını hazırlamaları noktasında yeni bir duruşma günü tayin etmek suretiyle tahkikatı sonlandırmak yerine 23.11.2021 tarihli duruşmada alelacele karar verilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, davacının teamüle uygun olarak sözleşmenin 05.03.2019 tarihinden sonra da devam edeceği inancı ile yetkili servis olarak yatırımlarına devam ettiğini, davalı şirketin  yönlendirmesi ve zorlama uygulamaları ile de bosch markası yönünden ciddi mali külfet altına girecek yatırımlar yaptığını,  deliller arasında sunulan “yetki servis denetim raporlarında” davacı şirketin sürekli yüksek notlar almak suretiyle davalı şirketin en başarılı yetkili servislerinden birisi olduğunu, bu nedenlerle  sözleşmenin yenilenmemesinin hakkaniyet açısından kanuna uygun olmadığını, mahkemenin ise bu iddialar yönünden değerlendirme yapmadan, ilk sözleşme 05.03.2014 tarihinde akdedilmiş gibi düşünerek, bu tarihten 5 yıl sonrayı sözleşmenin 13. Maddesine göre kıyaslama yaparak, davalı yanın sözleşmeyi feshini haklı görmesinin kabul edilemez olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin 24 yıldır devam ettiğini,  üst üste  5 dönem sözleşmenin devam ettirilmesiyle davacı nezdinde davalı yanın haklı bir güven oluşturduğunu, davacının yatırımlara devam etmesine sebebiyet verdiğini,  Yerel Mahkemenin eksik değerlendirme ve inceleme neticesinde karar verdiğini ve bu kararın açıkça hukuka aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE :\t<br> Dava, yetkili servis sözleşmenin feshi nedeniyle  denkleştirme (portföy) tazminatı istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçe doğrultusunda davanın  Reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Taraflar arasında 05/03/2014 tarihli Yetkili Servis sözleşmesi imzalandığı, davacı tarafça bu ilişkinin 24 yıldır devam ettiğinin iddia edildiği,  davalı tarafından  Beyoğlu  34. Noterliğinin 02/01/2019  tarih  ve... yevmiye numaralı ihtarı ile sözleşmeyi yenilemek istemediğini 05/03/2019 tarihi itibarıyla sözleşmenin yürürlükten kalkacağını bildirmiştir. Portföy tazminatı hukukumuzda ilk kez 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK 122. maddesinde düzenlenmiş olmakla birlikte bu kanunun yürürlüğe girmesinden önce 6762 sayılı eski TTK'nın yürürlükte olduğu dönemde de, doktrinde çoğunlukla kabul edildiği gibi yerleşik yargı kararları ile uygulama alanı bulmaktaydı.  Öte yandan 6102 sayılı TTK'nın Uygulanma Usulüne ilişkin 6103 sayılı yasanın 2/c maddesine göre,Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten sonra meydana gelen olaylara Türk Ticaret Kanunu hükümleri uygulanır. Aynı yasanın 4. maddesi uyarınca, eski hukuk yürürlükte iken gerçekleşmiş olup da, Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girdiği tarihte henüz herhangi bir hak doğurmamış olaylara Türk Ticaret Kanunu hükümleri uygulanır. Somut olayda, davalının fesih ihtarının 2016 tarihinde sonuç doğurduğunun kabul edilmesine göre, sözleşmenin sona ermesine bağlı olarak talep edilebilecek portföy tazminatı isteme koşulları ve miktarının tespitinde yeni kanun hükümlerinin uygulama alanı bulacağı  anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere, portföy tazminatı, acentenin, sözleşmenin devamı süresince ticari faaliyetleri sonucu bir müşteri çevresi oluşturmuş veya genişletmişse, sözleşmenin feshinden sonra vekil edenin bu müşteri çevresinden yararlanmasının söz konusu olduğu hallerde vekil edenden talep edilebilecek bir tazminat türü olup, 6102 sayılı TTK 122. maddesinde düzenlenmiştir. TTK 122/5 maddesi uyarınca; portföy tazminatı hakkaniyete aykırı düşmedikçe tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi hâlinde de uygulanacaktır.Acente  6102 sayılı TTK 102. Maddesinde \" (1) Ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya işletmenin çalışanı gibi işletmeye bağlı bir hukuki konuma sahip olmaksızın, bir sözleşmeye dayanarak, belirli bir yer veya bölge içinde sürekli olarak ticari bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmeyi veya bunları o tacir adına yapmayı meslek edinen kimseye acente denir. \" şeklinde tanımlanmıştır. Somut olayda taraflar arasındaki sözleşme acentelik sözleşmesi olmadığı gibi  tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşmelerden de değildir. Bahsi geçen sözlemelerin portföy tazminatına esas olmasının gerekçesi bu sözleşmelere dayalı yapılan faaliyetler soncu davacının satış veya hizmet verdiği çevrenin genişlemesi, kazandırılan müşteri çevresi ile yeniden satış veya hizmet ilişkisi kurulabilmesidir. Taraflar arasındaki ticari ilişki ise  satış sonrası davalının vereceği servis hizmetinin davacı tarafça yerine getirilmesine ilişkin bir sözlemedir. Bu durumda yasal dayanağı bulunmayan portföy tazminatına ilişkin istemin reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: <br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.  30/10/2025<br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"565a66da27749cdd","SID":"42ead31f0f5043af"}}