{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/615 <br>KARAR NO\t: 2025/1534<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 07/01/2022<br>NUMARASI\t: 2019/43 Esas -  2022/8 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/10/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi özetle; Müvekkili şirkete borcundan dolayı davalı firma aleyhine Gaziosmanpaşa 6. İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyasıyla icra takibi başlatılmış ve borçlunun itirazı üzerine takibin durduğunu, davalı şirket ile müvekkili arasında çeşitli dönemlerde mal alım satımı nedeniyle ticari iş ilişkisi bulunduğunu, şirket muhasebe kayıtları ve taraflar arasında düzenlenen faturalar incelendiğinde, müvekkilinin alacaklı olduğunun görüleceğini, davalı şirket tarafından yapılan itirazın, haksız, mesnetsiz ve bütünüyle takibi sürüncemede bırakma amacına matuf ve kötü niyetli bir itiraz olduğunu, belirterek davalı borçlu şirketin Gaziosmanpaşa 6. İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına,  kötü niyetli ve haksız itirazı nedeniyle davalının %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine,  yargılama giderleri ve ücreti vekâletin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP:<br>Davalı vekili cevap dilekçesi özetle;Davacı şirket ile Müvekkili şirket arasında Distribütörlük ilişkisi bulunduğunu,  davacı şirketin, müvekkili şirket tarafından üretimi ve satışı yapılan yumuşak şeker ürünlerinin distribütör olarak piyasada satışını yaptığını, davacı ile müvekkili şirket arasındaki ticari ilişkinin 2010 yılında başladığını,  2018 yılı Ağustos ayında sona erdiğini,   Müvekkili şirketin tüm distribütörlerine liste fiyatı üzerinden %15 iskonto, %5 ciro primi uygulayarak 60 gün vade ile satış yaptığını, ayrıca bedelsiz ürün desteği, plasiveı masrafı, aktivite bedeli, yerel zincir market desteği, araç desteği, diğer muhtelif giderler başlığı altında destekler yapıldığım, bu desteklerin hepsinin bütün distribütörlere veya hepsi bir distribütöre yapılmayıp karşılıklı çalışma kapsamın hangi desteğin verileceği distribütör ile müvekkili şirket arasında zaman ve duruma göre kararlaştırıldığını, özel müşterilerde çalışma şekli olarak; her zaman olduğu gibi davacı şirkete satılan malların %100 üzerinden %15 fatura altı İskonto, iskontodan sonra kalan değer üzerinden ise yine %5 ciro primi olmak üzere toplamda % 19,25 üzerinden iskonto yapıldığını, müvekkili davalı şirket normal bayi ilişkisi içerisinde yapılan fatura altı iskonto dışında özel müşteriye yapılan iskontonun bir kısmına katıldığını, yapılan iskonto sonrası ortaya çıkan Toplam Net Satış Rakamı üzerinden her ay sonunda % 5 iskonto hesaplanarak Müvekkili davalı şirkete fatura edildiğini ve alacak borç mutabakatı yapıldığını, davacının satışın artırmak amacıyla özel müşterilere yapılan iskontonun tümüne Müvekkil Davalı şirketin katılması amaçlandığını, 2018 yılı başında özel müşteriye yapılan tüm iskonto tutarının Davalı Şirkete fatura edilmesi karşılığında Satış Toplam Bürüt fiyatın %5'ni katılım payı olarak Müvekkili Şirkete Davacı Şirketin fatura etmesinin istendiğini, davacı Şirket yetkililerine yeni sisteme geçme ile ilgili sözlü bilgilendirme yapıldığını, dönüş alınamayınca mail gönderildiğini, ancak Davalı Şirket tarafından ne sözlü bilgilendirmeye ne de gönderilen maile hiç bir şekilde dönüş yapılmadığını, davacı şirket müvekkili şirkete özel müşterilerde uygulanan iskonto oranları dahilinde fatura düzenleyerek göndermesi gerekirken  2018 yılı ocak ayından başlamak ve 5 Mayıs'ta sona ermek üzere yapılan 1.262.083,41  TL Satış Toplam Bürüt Fiyat Üzerinden özel müşteriye yapılan 133.417,3 TL iskonto düşüldükten sonra kalan 1.128,666,10 TL Toplam Net Fiyat üzerinden %5 katılım payı tutarı olan 56.433,30 TL + 4.514,66 TL  KDV= 60.947,96 TL fatura düzenlemesi gerekirken özel müşteri katılım payı ofarak toplamda 150.067,70 TL + 12.005,41 TL  KDV= 162,073,120 TL fatura düzenleyerek Müvekkili Şirkete gönderildiğini, Müvekkili şirketin, davacı Şirket çalışanları bu şekilde yanlış düzenlenen faturaların her iki sistem açısından da yanlış olduğunu anladığını ancak bu yanlışlığın ikinci sistem çerçevesinde davacı Şirkete fatura edilerek düzeltileceğini düşünerek iade etmediğini, daha sonra bu faturaların yanlış olduğunu mail yoluyla Davacı Şirkete bildirildiğini, davacı şirketin karşılıklı mutabakattan kaçınarak yanlış kesilen faturaları bir türlü düzeltme yoluna gitmediğini, müvekkili şirketin davacı  şirket ile mutabakat yapmadan 28/08/2018 tarihli, 100.026,36 TL bedelli faturayı düzenleyerek davacı tarafa gönderdiğini,  Davacı Şirketin anında sistem üzerinden faturayı reddettiğini, Davacı daha sonra Müvekkili Şirket aleyhine 03.10.2018 tarihinde İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi nin 2018/915 Esas sayılı dosyasından teminat mektubunun iadesi talepli dava açtığını, bu dava ile birlikte Müvekkili Davalı Şirket çalışanları, Davacı Şirket yetkililerinin kötü niyetli olduğunu yanlış düzenlenen faturalardan alacaklı olmaya çalıştıklarını anladığını, akabinde Beyoğlu 45, Noterliği'nın 17.10.2018 tarihli ... yevmiye nolu İhtarnamesi ile 15.10,2018 tarihli 114.677,2911 bedelli fatura düzenleyerek tekrar Davacı Şirkete gönderildiğini, Davacı Şirket bu faturaya da itiraz ederek iade ettiğini, dava konusu edilen teminat mektubu Davacı Şirkete 16.10.2018 tarihinde iade edilmiş düzenlenen iade faturası sonrasında kalan bakiye borç tutarı 87.874.17 TL 17.10.2018 tarihinde Davacı Şirkete ödendiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :<br>İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" , ...Alınan tüm bilirkişi kök ve ek raporları dosya kapsamıyla birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki cari hesap ilişkisinin \"2017 yılı distribütör çalışma koşulları\" başlıklı belgeye dayandığı, tarafların uzun yıllar birlikte üretici-bayi ilişkisi içinde çalıştıkları, gerek davacının gerekse de davalının ibraz olunan e-defter beratlarının süresinde oluşturulduğu, tarafların 2017 - 2013 yılı ticari defterlerinin sahibî lehinde delil vasfına haiz olduğu, taraf ticari defterlerindeki kaydi verilere göre davacının takip ve dava tarihi itibariyle 114.676,71 TL davalıdan alacaklı göründüğü, davacının takibe konu alacağının ''Destek\" faturalarına dayandığı, söz  konusu faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmakla T.T.K 21/2 anlamrnda davalı aleyhine borç doğurduğu, ancak davacının takibe konu alacağının dayanağı olan faturaların taraflar arasında sözleşme niteliğinde olan \"2017 yılı distribütör çalışma koşulları\" başlıklı belgede yazılı olan koşullara uygun olarak düzenlenmediğinin gerek söz konusu belge gerekse de tarafların 2017 yılı ticari defter kayıtları ve dayanağı belgeleri ile 2018 yılı ticari defterlerin dayanağı belgelerin karşılaştırmalı kıyas incelemesi sonucu bilirkişi heyetince tespit edildiği, davacının 2018 yılında, davacının müşterilerine düzenlediği %12,8 oranındaki iskonto sonrası net fatura tutarı 1128,666,10 TL olduğu, davacının bu tutarın %5'i oranında 56.433,31 TL + KDV destek faturası düzenlemesi gerekirken 150,067,79 TL + 12.005,42 TL KDV = 162.073,12 TL fatura düzenlediği, dolayısı ile davacının düzenlemesi gerekenden 101.125,15 TL fazladan fatura düzenlediği, bu itibarla davacının takip ve dava tarihi itibariyle 114.676,71 TL (taraf defterlerindeki kaydi alacak tutarı) - 101.125,15 TL =13,551,56 TL davalıdan alacaklı olduğu, takipten önce temerrüt oluşmadığından işlemiş faiz talebinin yersiz olduğu anlaşıldığından, davanın kısmen kabulü ile  takibin 13.551,56  TL asıl alacak üzerinden devamına, alacak miktarı bilirkişi incelemesi sonucu tespit edildiğinden icra inkar talebinin reddine,\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin kararına esas aldığı 11.01.2021 tarihli bilirkişi raporundaki tespit ve hesaplamaların kıyas yoluyla ve sübjektif değerlendirme sonucu tespit edildiğini, bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmediğini, yerel mahkemece yemin delilinin hatırlatılmadan karar verildiğini, taraflar arasındaki defter kayıtlarının birbiriyle uyumlu olduğunu ve delil niteliğinde olduğunu, bu durumun her iki bilirkişi raporuyla da sabit olduğunu, ayrıca taraflar arasındaki destek faturalarının, resmi yapılan mutabakatlara ve mail yazışmalarına uygun olarak düzenlendiğini, faturaların sözleşmeye aykırı düzenlendiğininde yazılı delille ispatlaması gerektiğini, ancak davalı tarafça bu hususta hiç bir yazılı delil sunulamadığını, yerel mahkeme kararında da kıyas yoluyla oluşturulduğu kabul edilen 11.01.2021 tarihli bilirkişi raporunda da, kıyas, yorum yoluyla ve sübjektif değerlendirme ile hareket edilerek yanlış hesaplama yapıldığını, bu nedenle ... programı verileri ve kıyas ve yorum yoluyla sabit iskonto oranı tespit edilen 11.01.2021 bilirkişi  raporunun, kesin ve yazılı delile dayanmayıp sübjektif yorumları oluşturulduğunu, hükme esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu  beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE :Dava;  taraflar arasındaki bayilik/distribütörlük sözleşmesinden kaynaklanan  açık hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine karar verilmiş, davacı vekili tarafından yukarda yazılı sebepler ile  istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; dosyada toplanan delillerin hüküm kurmaya elverişli olup olmadığı, mahkemenin delilleri değerlendirmede hataya düşüp düşmediği noktasındadır. Davacı tarafça davalı hakkında, Gaziosmanpaşa   6. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile \"10.08.2018 Tarihli alacak\" borcun sebebi gösterilerek 114,676,71TL asıl alacak ve 8.087,06 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 122.763,77 TL alacağın  tahsili istemiyle ilamsız  takip başlatıldığı,   borçlunun itirazı üzerine itirazın iptaline ilişkin iş bu davanın açıldığı görülmektedir. Taraflar arasında davalının ürettiği ürünlerin dağıtım ve satışı konusunda 2010 yılında başlayan distribütörlük ilişkisi bulunduğu, 2018 yılı ağustos ayında ilişkinin sonlandığı, dosyaya tüm dönemleri kapsayan yazılı bir bayilik/distribütörlük sözleşmesi sunulmadığı, 2017 yılı distribütör çalışma koşulları başlıklı davacının imzasını taşıyan yazılı belge sunulmadığı görülmektedir. Tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi ile; Davalı ile bayiler arasındaki tüm sistem “...” isimli program üzerinden yürütüldüğü, perakende satış noktalarına satılan ürünlerin bilgileri bayiler tarafından sisteme girildiği, davalının ise bunların kontrolünü yaptığı, tüm faturalaşma işlemlerin de bu sistemdeki veriler üzerinden yapıldığı ve sistemdeki verilerin çok taraflı kontrolünün mümkün olduğu, bayi tarafından girilen müşteri net satış fiyatı üzerinden hesaplanması gereken faturaların da tamamen bayi tarafından girilen bu bilgiler üzerinden yapıldığı mahkemenin 15.06.2020 tarihli ara kararı kapsamında yapılan yerinde incelemede tespit edildiği, davalı vekili 2017 yılı sonunda 2018 yılında uygulanmak üzere yeni çalışma sisteminin davacı'ya tebliğ edildiğini beyan etmiş ise de yeni sistemin davacı tarafırıdan kabul edildiği yönünde dosyaya sunulu bir bilgi ya da belge bulunmaması nedeniyle 2017 yılına ilişkin çalışma koşullarının 2018 yılında da uygulanması gerektiği kabul edilerek hesaplamalar yapıldığı, tarafların 2017 yılı ticari defter kayıtları yine tarafların düzenlediği faturalar, “...” isimli program kayıtları karşılaştırılarak incelendiği, 2018 yalının ticari defter kayıtlarına dayanak faturalar ve “...” isimli program kayıtları taraflar arasında ihtilafsız olan 2017 yılı kayıtları ile kıyaslanmak suretiyle, davacının takibe konu alacağının dayanağı  olan faturaların, taraflarca imza altına alınmış olan “2017 yılı distribütör çalışma koşulları  başlıklı belgeye uygun olarak düzenlenip düzenlenmediği yönünde rapor hazırlandığı, her iki tarafın ticari defterlerinin sahibi lehine delil olma niteliğinde bulunduğu, Davacı yanın kendi ticari defter kayıtları ve cari hesap durumuna nazaran 20.12.2018 takip tarihi itibarıyla davalı yandan 114.676,71 TL alacaklı göründüğü, Davalı yanın kendi ticari defter kayıtları ve cari hesap durumuna nazaran 20.12.2018 takip tarihi itibarıyla davacı yana 114.677,29 TL borçlu göründüğü, Davacının takibe konu alacağının   ''Destek\" faturalarına dayandığı ; ,... Şekerleme Sanayi tic. Ltd. Şti. - 12.03.2018  Tarih li  -... nolu 10.285,92 TL bedelli ve ...   70.472,11 TL bedelli ve 09.04.2018 Tarihli ...  81.315,09  Bedelli toplam 162.073,12-TL faturalar davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmakla T.T.K 21/2 anlamrnda davalı aleyhine karine oluştursa da  ;Davacının takibe konu alacağının dayanağı olan faturalar taraflar arasında sözleşme niteliğinde olan \"2017 Yılı Distribütör Çalışma Koşulları\" başlıklı belgede yazılı olan koşullara uygun olarak düzenlenmediği,  gerek söz konusu belge gerekse de tarafların 2017 yılı ticari defter kayıtları ve dayanağı belgeleri ile 2018 yılı ticari defterlerin dayanağı belgelerin karşılaştırmalı kıyas incelemesi sonucu anlaşıldığı, Davacının 2018 yılında müşterilerine düzenlediği %12,8 oranındaki iskonto sonrası net fatura tutarı 1.128,666,10 TL olup, davacının bu tutarın %5'i oranında 56.433,31 TL + KDV destek faturası düzenlemesi gerekirken 150,067,79 TL + 12.005,42 TL KDV = 162.073,12 TL fatura düzenlediği, dolayısı ile davacının düzenlemesi gerekenden 101.125,15 TL fazladan fatura düzenlediği, Bu itibarla davacının takip ve dava tarihi itibariyle 114.676,71 TL (taraf defterlerindeki kaydi alacak tutarı) - 101.125,15 TL (davacının fazladan düzenlediği fatura tutarı) 13,551,56 TL- davalıdan alacaklı olabileceği, kanaati  belirtilmiştir. Hazırlanan rapor denetime elverişli hüküm kurmaya yeterli olup daha önce hazırlanan bilirkişi raporu ile taraf ticari defterlerindeki rakamlar yönünden bir çelişki bulunmamakta, son raporda ilk raporda değerlendirilmeyen davacının düzenlediği faturaların sözleşmeye uygunluğu konusundaki görüşler raporlar arasında çelişki olduğu anlamına gelmediğinden davacının bu yönlere ilişen istinaf istemi yerinde görülmemiştir.  Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih,  2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı).  Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir.  Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır.  Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla  ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen   adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin  geçirilmesi bu hususları yazılı delil     haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu  ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille  bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.) Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da  imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin  kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra  iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun Faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra  itiraz ve iade etmiş olması) halinde  alacaklının (hizmet vermiş  olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi  uyarınca alacağını ispatladığının  kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir. (Emsal Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2015/2467 E.  2015/7975 K. Sayılı ilamı)Taraflar arasındaki sözleşme yazılı şekilde düzenlenmiş ise de, herhangi bir şekil şartına tabi olmadığı, sözleşmede öngörülen iskonto oranının taraflarca değiştirildiği,  davalı bu faturaları ticari defterlerine kaydetmiş olmakla bu hususun bilgisi dahilinde olduğu, davalı her ne kadar bu değişikliğe açıkça onay vermemiş ise de, bu oranlardan düzenlenen faturalara süresi içerisinde itiraz etmeyerek ticari defterlerine kaydettiği, ticari defterlerine kaydedilen faturaların sözleşmeye aykırı olarak düzenlendiğini iddia etmesinin hukuken korunamayacağı, 6100 Sayılı HMK 222 maddesindeki şartları sağlayan ticari defterlerdeki kayıtların aksinin senet veyahut kesin delillerle ispatlanmış olması halinde delil olarak değerlendirilemeyeceği, somut uyuşmazlıkta her iki tarafın yasa maddesinde belirtilen şartları sağlayan ticari defterlerine yapılan kaydın aksinin davalı tarafça senet veyahut kesin delillerle ispatlanmadığı gözetildiğinde, ilk derece mahkemesinin kararı ve gerekçesi yerinde değildir. Davalının, davacı tarafından düzenlenen faturaları  ticari defterlerine kaydetmiş olduğu, bu faturalara süresinde itiraz ve iade ettiğine ilişkin savunma ve delilleri sürmediği,  dikkate alındığında, davacının alacağının varlığının HMK'nın 222. maddesi uyarınca ispatlanmış olduğunun kabulü gerekmektedir.Bu durumda davacı ve davalı ticari defterlerinde aynen kayıtlı olan davacı faturaları esas alınmak üzere yapılan hesaplama ile takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan 114.676,71 TL alacaklı olduğu bilirkişi raporları ile belirlenmiş olmakla bu miktar üzerinden davanı kabulüne karar vermek gerekirken hatalı değerlendirme ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi isabetli olmamıştır. Dosyaya sunulan e-mail yazışmalarında davalı tarafça davacıya uyuşmazlık konusu bakiye alacağın 10/08/2018 tarihinde ödeneceğine dair ödeme planı sunulduğu, davacı tarafça da bu tarihten itibaren faiz talebinde bulunulduğu,  6098 sayılı TBK 117/2 hükmünce ifa tarihinin taraflarca belirlenmiş olması gerektiği, ancak sunulan e maillerde bu hususta açık bir kabul veyahut anlaşma görülmediği gibi sunulan e mailler ödeme ihtarı mahiyetinde de olmadığı anlaşılmakla takip tarihi öncesi faiz talep edilemeyceği sonucuna uluşalımşıtır. İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Eldeki davada, fatura alacağına ilişkin olup davalı defterlerinde kayıtlı olan alacak  likit (belirlenebilir) olup, hüküm altına alınan miktar üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuş bulunmakla davacı yararın hüküm altına alınan miktarının  %20 si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmiştir. Davanın işlemiş faiz talebi yönünden reddine karar verilmiş olmakla birlikte davacının takip başlatmasında ve itirazın iptali davası açmasında kötü niyetli olduğu ispat edilmediğinden kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.  HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece verilen isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne dair  aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: <br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Davanın KISMEN  KABULÜ ile, davalının Gaziosmanpaşa 6.İcra Dairesinin  ... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın 114.676,71 TL asıl alacak yönünden iptaline, takibin bu miktar üzerinden   takip talebindeki şartlar ile devamına,3- Takip tarihine kadar işlemiş faiz yönünden davanın reddine,  4--Kabulüne karar verilen alacağın % 20'si olan  22.935,34 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5- Davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, 6- Alınması gerekli 7.833,56 TL karar ve ilam harcından  başlangıçta peşin olarak alınan 1.482,68 TL harcın mahsubu ile eksik  6.350,88‬ TL  harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,7-Davacı tarafından yatıralan  1.482,68 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,8-Davacı tarafın yargılama sırasında yapmış olduğu başvuru harcı 44,40 TL, posta ve tebligat gideri 200,00 TL, bilirkişi ücreti 1.400,00 TL olmak üzere toplam 1.644,40 TL yargılama masrafının davanın kabul ve red oranına göre 1.536,07 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,9-Davalı tarafından yapılan 1700 TL bilirkişi ücreti, 25,00 TL tebligat masrafı olmaz üzere toplam 1.725,00 TL'nin davanın kabul ve red oranı dikkate alınarak 113,21 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına,  10-Davacı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 30.000,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,11-Davalı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 8.087,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,12-Suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.320 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve ret  oranına göre 1.233,04 TL'sinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 86,95 TL'sinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,13-Karar kesin olduğundan  HMK 333.maddesi ve Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının ilgilisine iadesine, 14-İstinaf yargılaması yönünden harç ve yargılama masrafları;a-Davacı  vekilince  yatırılan istinaf karar harcının  istemi halinde kendisine  iadesine,b-Davacı tarafından yatırılan  istinaf başvuru harcı 220,70 TL ile istinaf aşamasında yapılan posta ve tebligat gideri 57,60 TL olmak üzere toplam 278,30 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,15-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.  30/10/2025<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e8e8b98985ebd55e","SID":"c41aeeb0484250bf"}}