{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/568 <br>KARAR NO\t: 2025/1522<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET   MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 19/10/2021<br>NUMARASI\t: 2017/849 Esas -  2021/1108 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/10/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Davacının yurt dışında mukim ihracatçı olduğunu, davalı şirketin siparişi üzerine 30.09.2014 tarihli 24.312,96 Euro bedelli, 16.02.2016 tarihli 14.797,- Euro bedelli faturalar muhteviyatı emtia gönderdiğini, bu emtia bedellerinden kaynaklı 34.109,- Euro alacağını tahsil edememesi üzerine İstanbul Anadolu 16. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının süresinde itiraz ederek takibin durdurulduğunu; müvekkili şirketin Hollanda'da mukim oluşu sebebiyle Lahey Anlaşmasının 17. Maddesi gerğince teminat gösterme yükümü bulunmadığını, alacaklarını halen tahsil edemediklerini iş bu davanın ikame edildiğini belirterek fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla davalı şirketin haksız ve kötüniyetli itirazlarının iptali ile duran takibin devamına, haksız ve kötüniyetli davalı yanın %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama masrafları ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP:<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  müvekkili şirketin davacı şirkete hiçbir borcu bulunmadığını, davacı tarafından teminat yatırılmaksızın takip başlatıldığını ve teminat şartına uyulmaksızın haksız davanın huzurda ikame edildiğini, 5718 Sayılı MÖHUK madde 48/1'e göre yabancı tüzel kişiliğin dava açabilmesi için mahkeme tarafından belirlenecek teminatı yatırmak zorunda olduğunu, dava şartlarından olan teminat gösterilme hususunun noksanlığı nedeniyle Yargıtay'ın 2017 tarihli yeni içtihatı da göz önünde bulundurulduğunda davalı tarafından teminat gösterilmeksizin açılan davanın HMK 114/1-8 maddesi gereğince usulden reddinin gerektiğini; davacının, 30.09.2014 tarihli 24.312,96 Euro bedelli ve 16.02.2016 tarihli 14.797,00 Euro bedelli faturalardan kaynaklı alacağı olduğunu beyan ettiği faturalara istinaden hiçbir sevk irsaliyesi sunamadığını, davacının mevcut iddiasını ispat edemediğini, davacı tarafından usule aykırı şekilde ikame edilen huzurdaki davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini; müvekkili şirketin davacı şirkete hiçbir borcu bulunmadığını belirterek davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar verilmesini, aksi takdirde davacı tarafından haksız ve hukuki mesnetten yoksun iddialara konu iş bu davanın reddine karar verilmesini, kötüniyetli davacı hakkında tazminata hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :<br>İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" , ...Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü amacıyla yapılan yargılama ve yargılama sırasında bilirkişilerden alınan denetime elverişli rapor içeriklerine göre; davacı/takip alacaklısının davalı/takip borçlusu hakkında faturaya dayalı olarak takip başlattığı, davalı/takip borçlusunun tebliğ edilen ödeme emri üzerine takibe borca ve fer'ileri yönünden süresinde itiraz ettiği ve takibin durduğu, eldeki itirazın iptali davasının  süresinde açıldığı, taraflar arasındaki ihtilafın sözleşme ilişkisi bulunup bulunmadığı, var ise takip dayanağı belgeye konu malın teslim edilip edilmediği hususundan kaynaklandığı, davacı tarafından düzenlenen 30.09.2014 tarihli 24.312,96 Euro bedelli, 16.02.2016 tarihli 14.797,- Euro bedelli faturalara dayalı takip başlatıldığı, davalı tarafından yurt dışında mukim davacı şirketten ithalat yapılıp yapılmadığı, taraflar arasında ticari ilişki olup olmadığı, 30.09.2014 tarihli, 24.312,96 EURO  bedelli, 14160008 nolu  fatura konusu ürünlerin ülkeye ithal edildiğine dair davalının bildirimi olup olmadığı konusunda Gümrükler Genel Müdürlüğü Bilgi İşlem Servisi'ne  müzekkere yazıldığı, yazı cevabında bahse konu faturanın 10/11/2014 tarihli ...tescil numaralı ithalat beyannamesi ekinde yer aldığının tespit edildiğinin bildirildiği, bu haliyle   30.09.2014 tarihli, 24.312,96 EURO  bedelli fatura konusu malların davalı tarafça teslim alındığı,  16.02.2016 tarihli 14.797,- Euro bedelli  fatura içeriği mallar ile ilgili davacı vekilince bu ürünlerin davacı için özel üretildiği, davalının yükümlülüklerini yerine getirmediğinden gönderilmediği, gümrükte işlem görmediği, davalının bu fatura bedelini de ödemekle yükümlü olduğunu beyan etmiş, davacı vekiline verilen sürede uluslararası inceleme işlemi yapılmasının istenmediği, e-posta içerikleri gözetilmesi gerektiğini ileri sürmüş, uyuşmazlığın halli ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin tespiti için defter incelemesine karar verildiği, davacının yabancı şirket olması nedeniyle defter sunamadığı, cari hesap dökümü, faturaları ve taşıma belgelerinin sunulduğu, bu belgelere göre  davalıdan takip tarihi itibariyle  39.109,96 Euro alacaklı olduğunun tespit edildiği, davalının ticari defterlerini sunmadığı,  HMK. 221. maddesi gereği (BA) formlarının resen dosyaya kazandırılması gerektiği (Yargıtay 19. HD. 2013/17556 E. 2014/14166 K.), davalının  2014 yılı B/A bildirimlerine göre takibe konu   30.09.2014 tarihli, 24.312,96 Euro bedelli faturanın davalı tarafından vergi dairesine bildirildiği, bu halde davalının B/A formlarının aksini ispatlaması gerektiği,  borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. maddesi  uyarınca alacağını ispatladığının  kabul edilmesi gerektiği (Yargıtay 23. HD'nin 10/02/2016 tarih ve  2015/4576 Esas - 2016/621 Karar sayılı ilam), davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtların aleyhine delil teşkil edeceği (Yargıtay 19.HD'nin 09/11/2016 tarih ve  2016/3391 Esas - 2016/14472 Karar sayılı ilam), davalının kendi ticari defter kayıtlarının aksini yazılı delille ispatlaması gerektiği, dosyada böyle bir ispat aracının bulunmadığı, davacının ise 16.02.2016 tarihli 14.797,- Euro bedelli  fatura içeriği ürünleri davalı için özel ürettiğini ve davalının yükümlüğünü ihlal ettiğini ispatlayamadığı kanaatiyle davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 24.312,96 EURO alacaklı olduğunun sabit olduğu, alacağın ise likit olduğu yönünde oluşan tam ve bağımsız vicdani kanaat ile davanın kısmen kabulüne,\" karar verilmiştir.<br>Bu karara karşı davacı ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yargılama aşamasında davalı tarafın dosyada mübrez, e-mail yazışmalarını inkar ettiğini, gümrük giriş kaydı tespit edilemeyen fatura ile aynı tarihli e-mail mesajı ve sonraki yazışmalar içeriğinden işbu faturaya davalının herhangi bir itirazı olmadığını, borcu kabul ettiğinin ve ödeme gayreti içinde olduğunun açıkça görülmekte olduğunu,  bilirkişi raporunun e-mail yazışma içeriklerinin yer aldığı 5.sayfasından 16.02.2016 tarihli yazışmalar dökümünün yer aldığını, içerikleri incelendiğinde bu hususun açıkça görüleceğini, davalı şirketin, 16.02.2016 tarihli 14.797,00.-EUR bedelli faturadan kaynaklı olarak da davacıya borçlu olduğunun dosya içeriği belgeler ile sabit olduğunu, buna rağmen bu fatura yönünden davanın reddine karar verilmiş olmasının usule ve yasaya aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının davasını ispat edemediğini, fatura konusu malların teslimine ilişkin dosyada hiçbir delil bulunmadığını, davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkemenin  16.02.2016 tarih 1620001 numaralı 14.797 Euro bedeli fatura yönünden davanın reddine karar vermesinin hukuka uygun olduğunu, davacının teslim etmediği kesin olan 14.797,00 Euro bedelli faturayı da icra takibine konu ederek kötü niyetli davrandığını, bu nedenle davacı aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata da hükmedilmesinin talep edildiğini, ancak Yerel Mahkemenin tazminat talebi yönünden hüküm kurmadığını, bu hususun da hukuka aykırı olduğunu, davacının kötü niyetli olarak icra takibine konu ettiği söz konusu meblağ yönünden davacı aleyhine tazminata hükmedilmesi gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE :Dava, ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan  fatura alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller  ile davanın  kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı ve davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile  istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacı tarafça davalı hakkında, İstanbul Anadolu 16. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile 24.312,96 Euro ve 14.797,00 Euro bedelli fatura\" borcun sebebi gösterilerek  34.109,00 Euro alacağının  tahsili istemiyle ilamsız  takip başlatıldığı, takibe fatura suretlerinin eklendiği,   borçlunun itirazı üzerine  itirazın iptaline ilişkin iş bu davanın açıldığı görülmektedir.Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir.  Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. Fatura düzenlenmesi ve dayanağı kanıtlanamayan faturalar davacı defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz(Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih,  2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Davada ispat külfeti faturalar nedeniyle alacaklı olduğunu iddia eden davacının üzerindedir. Davacının faturalara konu malları davalıya teslim ettiğini usulüne uygun delillerle ispatlaması gerekir(Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 22/02/2016 Tarih, 2015/13357 Esas ve 2016/2695 Karar Sayılı İlamı). 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan  bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza  uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu  sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Borçlu taraf,  faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil edecek olup, bu ticari defter kayıtlarının aksinin aynı nitelikte yazılı delil ile ispatlanması gerekmektedir.  Somut olayda; davacının yurt dışında mukim şirket olup ticari defter ibraz etmediği ve mahkemece verilen sürelerde yurt dışında istinabe yolu ile yapılacak inceleme için gerekli işlemleri yapmadığı, davalı tarafın ise HMK 220/3 hükmünce yapılan ihtara rağmen ticari defterlerini ibraz etmediği, davalının bağlı bulunduğu vergi dairesine yazılan müzekkereye verilen cevapta takibe dayanak   2 adet faturadan 30/09/2014 tarihli 24.312,96 Euro tutarlı faturanın BA formları ile vergi dairesine bildirildiği ve aynı zamanda gümrükler genel müdürlüğü yazısına göre bu fatura münderecatı  malların gümrük işlemlerinin davalı tarafça yapıldığı sabit olmakla bu fatura içeriği malların davalıya teslim edildiği anlaşılmaktadır. Takibe dayanak yapılan 16/02/2016 tarihli 14.797 Euro bedelli faturanın ise BA formu ile beyan edilmediği gibi gümrük işleminin de yapılmadığı, davacı vekilince bu ürünlerin davacı  tarafça davalıya  özel üretildiği, davalının yükümlülüklerini yerine getirmediğinden gönderilmediğini bu sebeple bedelinin ödemesi gerektiği beyan edilmesi karşısında bu ürünlerin davalıya teslim edilmediği sabittir.Davacı tarafça delilleri arasında takibe konu ettiği 2 adet fatura ve hesap özeti sunmuş hesap özetinde yapılan incelemede sadece takip konusu 2 adet faturanın  davacı alacağı olarak kayıtlı olduğu  ve hemen bunun altında alacak dekontu no 14160010 tazminat talep maliyeti açıklaması  ile 5.000 Euro kaydedilerek davalı borcundan mahsup edilerek alacak miktarının 34.109 Euro olarak kaydedildiği bu miktarın takip  talebi ile de bire bir uyumlu olduğu görülmektedir. Davacı tarafın davalıya teslim etmediği  14.797 Euro bedelli fatura yönünden de alacaklı oldukları yönündeki iddiasının mallar alıcıya teslim edilmediği, davacının bu bedeli tahisilinin gerektirir başkaca iddiasının ispatlanmadığı anlaşılmakla yerinde görülmemiştir. Davalı vekili ürünlerin kendisine teslim edilmediğine dair istinaf sebebi gümrük dairesi yazı cevabı ve kendisinin sunduğu BA formları ile  24.312,96 Euro bedelli fatura içeriği malları telim aldığı anlaşılmakla bu yöne ilişen  istinaf istemi yerinde değildir. Ancak davacının sunduğu cari hesap kaydından davalı tarafça takibe dayanak yapılan 2 fatura için 5.000 Euro tahsil edildiği, bakiye  34.312,96 Euro alacağı kaldığı, icra takibinde de bu miktarın talep edildiği, bu durumda davacının davalıya teslim ettiği sabit olan  24.312,96 Euro alacağından tahsil edilen 5.000 Euronun mahsubu ile bakiye 19.31296 Euro yönünden davanın kabulü gerekirken hatalı değerlendirme ile 24.312,96 Euro üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.  İcra ve İflas Kanunu'nun 58/3.maddesinde  alacağın, yabancı para cinsinden olması halinde hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiğinin takip talebinde gösterilmesi zorunlu olup, bu takibe yapılacak itiraz halinde takibe konu borç yabancı para borcu olsa bile hüküm altına alınan yabancı para cinsinden alacağın takip tarihindeki TCMB efektif satış kuruna göre TL karşılığının bulunarak TL cinsinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi  gerekir.  Somut olayda dairemizce  hüküm altına alınan  19.31296 Euronun  takip tarihindeki TCMB efektif satış kuruna göre 1 USD = 3.5546 TL kur üzerinden yapılan hesaplamada 68.649,84 TLnin % 20’si olan 13.729,96 TL icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmiştir. (Yargıtay 19.HD.06.07.2020 tarih  2019/152 - 2020/1326 Esas ve Karar sayılı kararı)Yabancı para üzerinde yapılan takipler ve açılan itirazın iptali davalarında  yargılama giderleri,  vekalet ücreti ve  kesinlik sınırı  dava tarihindeki kur esas alınarak, İcra inkar ve kötü niyet tazminatları ise takip tarihindeki kur esas alınarak belirlenir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin  istikrarlı bir şekilde kabul ettiği üzere, yabancı para borcu ile ilgili alacaklarda talep edilen yabancı paranın dava tarihindeki efektif döviz kuru karşılığı Türk Lirası üzerinden karar tarihindeki tarifeye göre vekalet ücreti ile nisbi karar ve ilam harcının hesaplanması gerekmektedir.(Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 14.12.2022 Tarih ve 2021/8284 E.- 2022/9092 K. sayılı; 19.09.2011 Tarih ve 2010/966 E. - 2011/10441 K. Sayılı kararları).Somut uyuşmazlıkta dava edilen 34.312,96 Euro'nun dava tarihi olan 01/08/2017 tarihinde merkez bankası efektif satış kuru 1 Euro= 4.1695 TL üzerinden yapılan hesaplamada dava değeri 143.067,88 TL'dir. Kabul edilen 19.31296 Euro ise nun 80.525,38 TL reddedilen kısım ise 62.542,49 TL olup yargılama giderleri ve vekalet ücreti bu rakamlar esas alınarak yapılmıştır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; mahkemece kurulan hüküm isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf isteminin reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: <br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,3-Davacının davasının KISMEN KABULÜ İLE; İstanbul Anadolu 16. İcra Müdürlüğünün ... takip sayılı icra dosyasında davalının yaptığı itirazın 19.312,96 EURO  yönünden itirazın İPTALİNE;  takibin  bu miktar üzerinden aynen devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca Devlet bankalarının EURO cinsi döviz ile açılmış (1) yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanmasına, fazlaya dair talebin reddine,4-Asıl alacağın %20 si oranında 13.729,96 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Alınması gereken 5.500,68 TL harçtan davacı tarafça yatırılan 1.595,44 TL  harcın mahsubuyla bakiye 3.905,24 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,6-Davacı tarafından yatırılan 1.595,44 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,7-Davacı tarafça yapılan 31,40 TL başvuru harcı, 190,40 TL tebligat, 850,00 TL bilirkişi ücreti toplamı 1.071,80 TL yargılama giderinin davanın kabul ret oranı dikkate alınarak 603,25 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,8-AAÜT gereğince hesap edilen 30.000,00 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya  verilmesine,9-Reddedilen kısım üzerinden hesap edilen 30.000,00  TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,10-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,11-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;a-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,b-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,c-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 162,10 TL, posta ve tebligat gideri 50,00 TL olmak üzere toplam ‬212,10 TL yargılama masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,d-Davacı istinaf aşamasında yargılama gideri yapmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,12-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.  30/10/2025<br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2a06e74538ad49f9","SID":"12ac87d29eb25271"}}