{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/117 <br>KARAR NO\t: 2025/1487<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 20/11/2024<br>NUMARASI\t: 2023/756 Esas -  2024/1144 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/10/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında alım satıma dayalı ticari ilişki bulunduğunu, alım-satım işlemleri neticesinde taraflar arasında cari hesap ilişkisi doğduğunu, davalının müvekkilinden ürün satın aldığını, satın alınan ürünlerin bedelinin eksik ödendiğini, kur farkından vs. kaynaklanan fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla takip tarihi itibariyle 205.827,96 TL cari hesap alacağının tahsili amacıyla davalı aleyhine Bakırköy 6. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, takibe haksız olarak itiraz edildiğini, takibin durduğunu beyanla  itirazın şimdilik 57.000,00 TL'lik kısmı yönünden iptali ile takibin devamını, davalı aleyhine % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. <br>CEVAP : Davalı usulüne uygun meşruhatlı davetiyeye rağmen davaya cevap vermemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"İncelenen tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, bilirkişi raporu içeriğine göre; davacı tarafından Türkiye'de kurulmuş olan davalı şirketin, dava dışı yurt dışında bulunan şirketin acentesi olduğu, dava dışı şirketin Türkiye'de faaliyet gösterebilmesi için davalı şirketin alım ofisi olarak kurulduğu bu durumun web sitesi üzerinden de anlaşıldığı iddia edmişse de; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 26/11/2020 tarih, 2018/639 Esas, 2020/2078 Karar sayılı emsal nitelikteki ilamında \"Somut uyuşmazlıkta, davalı şirket ile Fransa'da kurulu şirket arasında organik bağ bulunduğundan bahisle eldeki davada husumet davalıya yöneltilmişse de, verildiği iddia edilen hizmet ile ilgili iddia ve anlatımların Fransa'da kurulu şirkete ilişkin olduğu, davalının yurt dışında kurulu şirketin acentası/temsilcisi şeklinde hareket etmek suretiyle davacı ile herhangi bir hukuki ilişki tesis etmediği, yurt dışındaki şirketle organik bağı bulunsa da davalının ayrı bir tüzel kişiliğe sahip olup pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı, mahkemece tesis edilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu\" gerekçesinden de anlaşılacağı üzere davalı şirketin pasif husumet ehliyeti bulunmadığından davanın reddine , ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  kararda gerekçe bulunmadığını, iddiaları ve dosyaya sunulan açık delillerin tartışılmadığını, davalının faaliyetleri, dosyada mübrez yazışmalar, şirketin ortaklık yapısı değerlendirilmemiş olup öte yandan davacı ile borçlu ... ... arasında ... Pazarlama ve Dış Ticaret Limited Şirketi üzerinden alım satıma dayalı ilişki bulunduğunu, süre gelen alım-satım işlemleri neticesinde taraflar arasında cari hesap ilişkisi doğduğunu, satın alınan ürünlerin bedelleri eksik ödenmekle takip tarihi itibariyle 205.827,96 TL cari hesap alacağı bulunduğunu ve davacı şirketin alacağının bilirkişi raporu ile de tespit edildiğini beyanla, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE : Dava, faturadan kaynaklı cari hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılan takibe vaki itirazın iptali davasıdır.İlk derece mahkemesince davalı şirketin pasif husumet ehliyeti bulunmadığından davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince süresinde istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, Mahkemece davanın pasif husumet nedeniyle reddine karar vermesinin yerinde olup olmadığı noktasındadır.Davacı takip alacaklısı tarafından, ... .... takip borçlusu hakkında,  Bakırköy 6. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında, \" 17/12/2021 tarihli satış faturalarından kaynaklanan cari alacak 205.827,96 TL \" sebebine dayalı olarak 205.827,96 TL asıl alacağın tahsili istemiyle 17/12/2021 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davada sıfat, tarafın, dava konusu maddi hukuk ilişkisinin süjesi olup olmamasıyla ilgilidir. Taraf sıfatı (husumet), maddi hukuka göre belirlenen, bir sübjektif hakkı dava etme yetkisini ya da bir sübjektif hakkın davalı olarak talep edilebilme yetkisini gösteren bir kavramdır. Dava şartı olan taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir.Taraf sıfatı dava şartı olmayıp, itirazdır. Çünkü bir kimsenin hak sahibi veya borçlu olup olmadığı davanın esasına girildikten sonra tespit edilebilir. Sıfat bir itiraz olduğundan, hakim diğer itirazlar gibi taraf sıfatını da dava dosyasından anlayabildiği sürece kendiliğinden nazara alır. Sıfat, davada taraflardan birinin davaya konu sübjektif dava hakkının bulunup bulunmadığı ile ilgili bir konudur. Tarafların sıfatının yargılama sonuna kadar devam etmesi zorunludur. Bir davada, taraflardan birinin, davacı ya da davalı sıfatının (aktif ya da pasif husumet ehliyetinin) olmadığı belirlenirse, artık bu davanın esasının çözümüne girilmeden, davanın husumet yokluğundan reddi gerekir.Bilirkişi raporluna göre, davacı şirkete ait ticari defterlere göre, davacı şirketin yurt dışı ... ...'den 205.827,96 TL alacaklı olduğu, davalı defterlerinin ibraz edilmediği, davacının faturaları yurt dışı firma adına düzenlediği, davalı firma adına düzenlenen faturanın bulunmadığı, ticaret sicil gazetesinden gelen cevaptan davalı şirketin en son tesciline göre tek ortaklı olduğu, bununla beraber, 28.9.2019 tarih 9939 sayılı ticaret sicil gazetesinde yayımlanan pay devrine ilişkin 16.10.2019 tarih 2019/1 sayılı karardan, ...'nun 600,00 TL sermaye karşılığı 24 payını ...'a devrettiği, son ortağın ... olduğu, 16.10.2019 tarihine kadar şirket ortağı durumunda olan ...'nun yurtdığı menşei olan ... ...'nin ortağı olup olmadığı hususunun ilgili ülke ticaret sicilinden araştırılması gerektiği, 442545 ve 442545-0 ticaret siciline ilişkin web sitesinde yapılan araştırmada, bu şirketin yurtdışı ... ...'nin şube/acente/distribütörü olduğuna dair bir belirtmenin yer almadığının görüldüğü, ancak, davacı şirket tarafından dava dilekçesine ekli olarak sunulan \"....com.tr\" adresinden alınan web sayfası çıktılarından davalı şirket  ile yurt dışı şirket olan ... ... İsviçre şirketinin bağlantılı şirketler olduğu, web sitesinden \"https://www.....ch/de/\" adresine bağlantı (geçiş imkanı) bulunduğu görüldüğü, keza, davalı şirket vekilinin son parti malın ayıplı çıktığını savunduğu, bu hususlar dikkate alındığında, ticaret sicil kayıtlarına göre, davalı şirket ile yurt dışı ... ... arasında şube/acente/distribütörlük bağı olduğuna dair bir belirleme yapılamamakta ise de, bu iki şirket arasında satış/pazarlama olarak bir bağlantı olduğunun söylenebileceği belirtilmiştir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 103/1-b maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti içinde merkez veya şubesi bulunmayan yabancı tacirler ad ve hesabına ülke içinde işlemlerde bulunanlar hakkında acenteliğe ilişkin hükümlerin uygulanacağı düzenlenmiştir.Acenteye, aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmelerle ilgili doğrudan hasım gösterilmek suretiyle acente aleyhine dava açılamaz. Ancak, TTK'nın 105/2. maddesine göre acentenin, aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı acenteye karşı dava açılabilir. TTK'nın 105. maddesine göre, aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı acentenin, müvekkili adına dava açabileceği hüküm altına alınmıştır.Davacı, borçlu ... ... merkezi İsviçre'de bulunan 140 mağazalı süpermarket zinciriyle faaliyetlerini sürdüren Anonim Şirket olduğunu, ürün almak için ... Pazarlama ve Dış Ticaret Limited Şirketi'ni alım ofisi olarak kurarak Türkiye pazarından ürün temin etmeye başladığını, bu durumun websitesin de de ifade edildiğini, şirketin kurucularından ...'in, ... ...'nin CEO'su yönetim kurulu başkanı olduğunu, bakiye borcun ödenip ödenmeyeceği noktasında İsviçredeki merkeze mail gönderildiğini, borçlu şirketin cevaben konu ile ilgili olarak ... ile iletişim kurulmasını istediğini beyan etmiştir.Somut olayda; davalının, tarafları sadece tanıştırdığını ve aracılık ettiğini beyan etmesi, \"....com.tr\" adresinden alınan web sayfası çıktılarından, davalı şirket ile yurt dışı şirket olan ... ... İsviçre şirketinin bağlantılı şirketler olduğu, web sitesinden \"https://www.....ch/de/\" adresine bağlantı (geçiş imkanı) bulunduğu, keza, davalı şirket vekilinin son parti malın ayıplı çıktığını savunduğu ve dava dışı şirketin davacıyı ... olan davalı şirketle görüşmesi için yönlendirdiği, davalının internet sitesi ve mail yazışmaları nazara alındığında aralarında yazılı acentalık sözleşmesi olmasa da davalının taraflar arasındaki ticari ilişkiye aracılık ettiği, dava dışı ... ... adına işlem yaptığının kabulü gerekir. TTK 103/1- b maddesi uyarınca yurt dışında bulunan yabancı tacirler ad ve hesabına ülke içinde işlemlerde bulunanlar hakkında da acentelik ile ilgili hükümlerin uygulanacağı düzenlemesi uyarınca ... Pazarlama ve Dış Ticaret Limited Şirketi'ne yurt dışında bulunan ... ... şirketine izafeten dava açılabileceğinden, Mahkemece, davalı şirketin pasif husumet ehliyeti bulunmadığından davanın reddine karar verilmiş olması isabetsiz görülmüştür.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece hatalı değerlendirme ve eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.<br>KARAR :Yukarıda açıklanan nedenlerle: <br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g  maddesi uyarınca  kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 23/10/2025<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2e76ff229622b6e2","SID":"48ee6ae878dab518"}}