{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/281 <br>KARAR NO\t: 2025/1472<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 21/09/2021<br>NUMARASI\t: 2020/576 Esas -  2021/693 Karar<br>DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/10/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekillerinin istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının ... İlçesi İçmeler Mahallesi ... Ada 2 Parsel sayılı taşınmazın maliki olduğu, taşınmaz üzerinde 14.10.2005 tarihli protokol gereğince davalının intifa hakkı bulunduğunu, taşınmazı 2015 yılı Şubat ayında satın almış olup bu protokole ve sözleşmeye taraf olunduğunu, bu sözleşme ve protokol gereğince aylık 5.000,00 USD ya da karşılığı TL bedelin 01.12.2019 tarihine kadar her ay eksik ödendiğini, beyan edilerek, ... İlçesi, İçmeler Mahallesinde kayıtlı taşınmaza ilişkin eksik ödenen intifa bedelleri olan şimdilik 1.000,00 USD' nin fiili ödeme günündeki TL/USD efektif satış kuru üzerinden muacceliyet tarihlerinden itibaren her aya ilişkin USD intifa bedeline 3095 sayılı Yasanın 4/A maddesi uyarınca uygulanacak faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi talep ve dava  edilmiştir.<br>CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  Davalı vekili dilekçesinde özetle, davacının 14.10.2005 tarihli bir sözleşme kapsamındaki tüm hak ve taleplerinin zamanaşımına uğradığını, belirsiz alacak davasının şartlarının oluşmadığını,  Davaya konu taşınmaz mülkiyetinin ... Belediyesi'nden davacıya geçtiğini, ... Belediyesi Encümeni'nin 09.08.2005 tarih ve 478 sayılı Kararı ve 14.10.2005 tarihli Protokol'e istinaden davalı şirket lehine 15 yıl süreli intifa hakkı tesisine karar verildiğini,  ... Tapu Sicil Müdürlüğü'nün 07.06.2006 tarih ve ... yevmiye no.lu resmi İntifa Senedi ile taşınmaz üzerinde toplam 2.550.000TL bedelle 15 yıl süreli intifa hakkı tesis edildiğini,  Davalı şirket ile ... ... İnşaat Turizm Ticaret Ltd. Şti. arasında 15.03.2007 tarihinde 5 yıl süreli... A.Ş. İstasyonlu Bayilik Sözleşmesi akdedildiğini, taraflar arasında 12.03.2012 tarihli ve 5 yıl süreli yeni bir... A.Ş. istasyonlu Bayilik Sözleşmesi ile LPG satışı konusunda aynı tarih ve süreyle... Otogaz Bayilik Sözleşmesi akdedildiğini, ... Belediyesi’nin 06.03.2015 tarihli yazısı ile intifa bedellerinin taşınmaz mülkiyetinin devredildiğini ... ...'e ödenmesi gerektiğinin bildirildiğini, ... ... de 06.03.2015 tarihli yazısı ile taşınmazı iktisap ettiğinden bahisle intifa bedellerinin kendisine ödenmesini talep ettiği ve müteakiben tahakkuk eden intifa bedellerini de tahsil ettiğini,  İddiaya dayanak intifa hakkı sözleşmesinin hukuken geçersiz olduğunu, sözleşmenin bir intifa hakkı tesisi vaadi sözleşmesi olup tapuda düzenlenmediğini, 2006 yılında tapuda tesis edilmiş intifa hakkına ilişkin tüm hak ve taleplere ilişkin zaman aşımı süresinin 2011 yılında sona erdiği 14.10.2005 tarihli protokolün geçerlilik süresinin rekabet kurumu ve yargı kararları uyarınca 5 yıl olduğunu,  2020 yılında davalı şirket tarafından intifa terkin işlemi yapılması için terkin vekaletnamesi hazırlanarak ilgililere teslim edildiğini, 01.06.2020 tarihinde intifa hakkı terkini gerçekleştirildiğini,  İntifa terkin bedeli olarak vekaletnamede 83.233,29-TL bedel tayin edildiğini, davacı şirketin, davalıya borçlu olduğu,  intifa bedelinin Türk Lirası üzerinden belirlendiğini, USD olarak açılan davanın reddi gerektiğini, protokol kapsamında tüm ödemelerin eksiksiz ve hatta fazlasıyla yerine getirildiğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" Davalı her ne kadar tarafların ödenen miktar üzerinde mutabık olduklarını davacının ödenen bedellere  itirazı olmadığını bu sebeple borcu olmadığı savunmasında bulunmuş ise de ;Konusu aynı olmamakla beraber, edimin ifası yönünden dava konusu intifa sözleşmesine benzeyen Kira Sözleşmelerinde, aylık bedelin yazılı belge ile ortaya konulması gerekmekte olup, sözleşmedeki kira artışı oranının aksini ortaya koyan bir bedel olmaması durumunda, mutad ödemeler de taraflar arasında fiili bir anlaşma gerçekleştiği şekilde yorumlanmamaktadır.  Bu kapsamda davacının yapılan eksik ödemeleri istemesinde ( davalının dağıtıcı güçlü şirket -davalının bayi olduğu nazara alınarak ) dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması bakımından hukuka aykırı bir durum  söz konusu değildir. Bu sebeple edim miktarını gösteren protokole binaen aylık ödeme miktarı 5.000 USD kabul edilmiş ve fiili ödemdeler arasındaki farkların tespiti için bilirkişi raporu aldırılmıştır. Alınan rapora göre ödemelerin Merkez Bankası Efektif Döviz Satış Kuru üzerinden dövize çevrilmesi halinde,  toplam 64.426,07 USD eksik ödendiği belirtilmiştir. Davacı bu tutarlardan KDV’ nin de düşülmesini talep etmişse de, taraflar arasındaki resmi senet ve protokolde intifa bedellerine ilişkin ayrıca bir KDV ödeneceğine dair bir hüküm bulunmamaktadır. Yapılan ödemelerin KDV’ yi içerdiğine dair de, banka kayıtlarında herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. Sözleşmelerde ödenecek bedele ayrıca KDV tahakkuk edeceği kararlaştırılmadığından, sözleşmedeki bedellerin KDV dahil tutar oldukları, ödemelerde de ayrıca KDV ödendiği belirtilmediğinden, KDV için eksik bir ödeme yapılmadığı kabul edilmiştir.  Davacı alacağı 64.226,07 USD belirlenmiş ise de davacı 30.08.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile alacak miktarını 58.065,06 USD eksik ödenen intifa bedeli ve 1.000,00 USD KDV alacağı olarak ıslah etmiş olup taleple bağlılık gereği  davacının eksik ödeme ve ödenmeyen KDV için yapmış olduğu toplam 59.065,06 USD’ nin, sadece eksik ödeme ile ilgili 58.065,06 USD lik kısmının talep edilebileceği anlaşılmış olup;  davanın kısmen kabulüne kısmen reddine , ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalının istinaf dilekçesinde tapu dairesinde düzenlenen resmi senetlerin aksinin yine aynı derece ve kuvvette resmi senetle ispat edilebileceğini savunduğunu ancak davalının kendi savunmaları işbu iddiasını çürüttüğünü, davalının tapu senedinde intifa bedelinin aylık 6.000 tl olarak belirlendiğini savunduğunu, bu durumda sorulacak sorunun basit olduğunu, intifa bedeli aylık 6.000 TL ise davalı taraf neden intifa bedelini 2015-2020 yılları arasında her ay sabit şekilde 14.614,30 tl olarak ödediğinin sorulması gerektiğini, protokol geçersiz ise  davalı yan tape senedinde yazan 6.000 tl'den farklı bir miktarda ödemeyi neden yaptığının sorulması gerektiğini, bu husus bile davalının haksızlığını açıkça ortaya koyduğunu, davalı şirket lehine tesis edilen intifa hakkının ve taraflar arasındaki hukuki ilişkinin 14.10.2005 tarihli protokole dayandığı davalı şirketçe yanıt dilekçesinde kabul edildiğini, davalının şirket ile davalı şirket arasındaki hukuki ilişkinin varlığı kabul edilmiş olup işbu hukuki ilişkinin dava dilekçemizde belirtildiği üzere 14.10.2005 tarihli protokole dayandığı açıkça ortaya konulduğunu, davalının 2005 tarihli protokolün geçerlilik süresinin 5 yıl olduğunu ileri sürmekte ise de, intifa sözleşmesinin ve hukuki ilişkinin 2020 yılına kadar sürmüş olması karşısında bu beyanın geçersiz ve kabul edilemez olduğu izahtan vareste olup, tapuda TL cinsinden tesis edilen intifa hakkı bedelinin USD karşılığının protokolde belirlenen bedele karşılık geldiğini, dava konusu olayda; protokolde toplam intifa hakkı bedeli olarak 1.900.000 USD kararlaştırılmış olup işbu bedel tapuda 2.550.000 YTL olarak tescil edildiğini, söz konusu protokolde 1.900.000 usd, 13.10.2005 tarihindeki merkez bankası amerikan doları döviz satış kuru olan 1,3679 karşılığı TL'ye çevrilmiş ve 2.599,010 YTL üzerinden damga vergisi hesaplanıp davalı şirketçe ödendiğini, bu hususun da; intifa hakkı bedelinin protokolde belirlenen bedel üzerinden kurulduğunu ortaya koymakta olup davalının davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını ileri sürmüşse de, zaten davanın belirsiz alacak davası olarak açılmadığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  ... ... de 06.03.2015 tarihli yazısı ile taşınmazı iktisap ettiğinden bahisle intifa bedellerinin kendisine ödenmesini talep etmiş ve müteakiben tahakkuk eden intifa bedellerini de tahsil ettiğini, 2020 yılında davalı Şirket tarafından intifa terkin işlemi yapılması için terkin vekaletnamesi hazırlanarak ilgililere teslim edildiğini, karara esas olan tek gerekçenin hukuka aykırı olduğunu, tacir veya değil, borç ilişkilerinde esas önemli olan tarafların karşılıklı, birbirine uygun irade beyanı olup bir uygulamanın hayatın olağan akışı içerisinde, itiraza uğramadan devam ediyor olması, tarafların karşılıklı irade beyanlarının bu yönde olduğunu gösterdiğini, iradelerin muhakkak yazılı şekilde ortaya konması gerektiğini, iradeler zımni olarak ortaya konmuşsa da, bu yönde zımnen yapılan anlaşmanın varlığının kabulü gerektiğini, işbu durumda senetlerdeki intifa bedelinin fiili uygulamayla zımnen revize edildiğinin kabulü gerektiğini, zira resmi senetle adi senedin ispat gücünün aynı olmadığını, her halükarda,  tapu dairesinde düzenlenen resmi senetlerin aksi yine aynı derece ve kuvvette resmi senetle ispat edilebildiğini, resmi sicil ve senetlerin aksinin ispatının yine resmi senetle yapılması kabul edildiğini, olayda şerh edilen İntifa hakkına dair tapu senedinin aksinin yine resmi senetle ispatı gerektiğini, davacı şirket ile davalı Şirket arasında imzalanan Protokol resmi senet niteliğinde olmadığı için kesin delile karşı ispat bakımından geçersiz olup dolar cinsinde açılan davanın reddi gerekir, zira dosya içerisindeki tapu senedinde, intifa hakkının toplam 2.550.000 TL üzerinden tesis edildiği, 1.362.000 TL peşin ödendiği, bakiye 1.188.000 TL’ nin ise aylık 6.600 TL taksitler halinde ödeneceği kararlaştırılmış, iddiaya dayanak intifa hakkı sözleşmesi hukuken geçersiz bir sözleşme olduğunu, tesisi vadine mütedair resmi senetler tapu sicil müdürü veya tapu sicil görevlileri tarafından tanzim edildiğini, ancak bahse konu intifa tesis vaadi sözleşmesi şekil şartına uygun olarak tapuda düzenlenmediğini, davacının iddiaları her halükarda geçersiz bir sözleşmeyi dayanak aldığını, Bir an için aksi kanaatte olduğu düşünüldüğünde;14.10.2005 tarihli protokol’ün geçerlilik süresi rekabet kurumu ve yargı kararları uyarınca 5 yıl olduğunu, 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara ilişkin Grup Muafiyeti Tebliği gereğince bayilik sözleşmeleri ve bununla bağlantılı tapuya şerh edilmiş kira ve intifa haklarına ilişkin sözleşmeler süre beş yıl ile sınırlandırıldığını, 14.10.2005 tarihli Protokol'ün geçerlilik süresi 5 yıl olup işbu Protokol'ün 14.10.2010 tarihinde sona erdiğini, davacının taşınmazı 2015 yılında iktisap ettiği düşünüldüğünde, huzurdaki davanın reddi gerektiğini, davacıya hiçbir zaman dolar cinsinden ve/veya dolar endeksli ödeme yapılmadığı gibi 5 yıllık türk lirası ödemeleri esnasında da dolar kuru veya türk lirası itirazı yapılmadığını, dolayısıyla taraflar arasında 5 yıldır hiçbir şekilde dolar ve/veya dolar endeksli alışveriş yapılmamışken davanın dolar üzerinden açılması davacının kötü niyetini gösterdiğini, davacının belirsiz alacak davası ikame etmekte hukuki yararı bulunmadığını, davacının elindeki verilere dayanarak uyuşmazlığa konu alacak miktarını hesaplayabileceği ortadayken hukuki yararı bulunmadan  belirsiz alacak davası ikame etmesi sebebiyle davanın reddi gerektiğinehukuki yarar bulunmaması nedeniyle huzurdaki davanın reddi gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE : Dava, eksik ödenen intifa bedelinin tahsili davasıdır.<br>İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, intifa bedelinin miktarı noktasındadır.Davalı ile ... Belediyesi arasında, 14/10/2005 tarihinde imzalanan protokolün 4. Maddesinde, PO lehine 15 yıllık süre ile intifa hakkı tesis edileceği intifa ivazı olan 1.900.000,00 USD'nin 1.000.000,00 USD'sinin  tapuda intifa tesisinden sonra ve yol giriş çıkışına ilişkin taahhütlerin yerine gelmesi ile ödeneceği, kalan 900.000,00 USD'nin aylık 5.000,00 USD taksitler halinde ödeneceği düzenlenmiştir. 29/12/2015 tarihli ek protokol ile de 1.000.000,00 USD'nin ödeme şekline ilişkin düzenleme yapılmıştır.... Tapu Müdürlüğünce düzenlenen 07/06/2006 tarih ve ... YN'lu resmi senede göre, taşınmaz üzerine 2.550.000,00 TL bedel karşılığında intifa hakkı tesis edilmiş ve intifa bedelinin 1.362.000,00 TL'sinin peşin olarak ödendiği, kalan 1.188.000,00 TL'nin aylık 6.600,00 TL taksitler ile ödeneceği düzenlenmiştir.İntifa hakkına konu taşınmazın ... Belediyesi tarafından davacıya devredildiği ve 06/03/2015 tarihinden itibaren intifa bedelinin davacı ... ...'e ödenmesinin bildirildiği ihtilaf konusu değildir.Davacı tarafça, taşınmazı devraldıktan sonra intifa bedelinin her ay eksik ödendiği iddiasıyla eksik ödenen kısmın tahsiline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda, davacıya intifa bedeli olarak 07/04/2015 tarihinden itibaren aylık 14.614,30 TL'nin sabit olarak ödendiği tespit edilmiştir. Bu tutar resmi senette yazılı aylık 6.600,00 TL tutardan fazladır. Davalı tarafça, resmi senetteki tutarın aylık 6.600,00 TL olduğu ve protokolün geçersiz olduğu ileri sürülmüştür. Ancak, intifa bedeline ilişkin olarak resmi senedin aksi başka bir yazılı belge ile ispat edilebilir. Taraflar arasındaki protokolde intifa bedeli belirlenmiş olup, protokol tarihindeki kur itibariyle tapu senedindeki tutarların protokol ile belirlenen tutarların yaklaşık Türk Lirası karşılığı olduğu nazara alındığında intifa bedeli yönünden protokolün esas alınması gerekir.Davacının, 07/04/2015-25/02/2020 tarihleri arasında kendisine yapılan aylık 14.614,30 TL ödemeye itiraz etmemesi, fazlaya dair alacağından feragat ettiği anlamına gelmeyeceğinden ve bu yönde açık bir beyanı da bulunmadığından sözleşmenin revize edildiği anlamına gelmeyecektir. Bunun yanı sıra davalı tarafça, 14/10/2005 tarihli protokolün geçerliliğinin 5 yıl olduğu ve 14/10/2010 tarihinde sona erdiği ileri sürülmüş ise de, intifa hakkı daha sonra terkin edildiğinden protokolün intifa bedeline ilişkin hükümlerinin uygulanmasına bir engel bulunmamaktadır. Davacı yana hiçbir zaman dolar cinsinden ve/veya dolar endeksli ödeme yapılmadığı gibi 5 yıllık Türk Lirası ödemeleri esnasında da dolar kuru veya Türk Lirası itirazı yapılmadığı ileri sürülmüş ise de, protokolde, ödeme günündeki Türk Lirası karşılığının ödeneceği düzenlendiği nazara alındığında davalının söz konusu savunması dinlenebilir değildir. Bilirkişi raporunda, döviz efektif alış kurunun esas alınmasında esaslı bir eksiklik bulunmamakta olup, protokolde KDV'ye ilişkin bir düzenleme de bulunmadığından davacının itirazları da yerinde görülmemiştir. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince davanın hükümde yazılı olduğu gibi kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı ve davalı vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR  : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 7.897,24  TL harcın, alınması gerekli olan 31.588,99 TL harçtan mahsubu ile bakiye 23.691,75 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,5-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.  23/10/2025<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"40318792224fa837","SID":"1cc5b687c8a88753"}}