{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/102 <br>KARAR NO\t: 2025/1427<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 07/10/2021<br>NUMARASI\t: 2018/591 Esas -  2021/717 Karar<br>DAVA: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/10/2025<br>Taraflar arasındaki Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı ve davalı ... vekilince tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 2014 yılından beri \"... Kırtasiye\" adı altında kırtasiye işlettiğini, davalının ise \"... Kırtasiye Dağıtmı\" şahıs şirketinin sahibi olarak kırtasiyelere ve okullara toptan kitap satışı yaptığını, davalının uzun zamandan beri ... Yayınlarımın Kartal ve Pendik bölgesinin bayiliğini yaptrğını, kırtasiyelere ve okullara topum kitap temin ettiğini, M.E.B.tarafından okullarda yardımcı kitap niteliğinde olan kitapların satışrnın yapılması ve öğretmen, müdürlerin çeşitli kitapları önermesinin yasaklandığını, müvekkilinin Kartal Soğanlıkta yer alan kırtasiyesine 2016-2017 eğitim öğretim yılının başında toptancıdan aldığı ... Yayınlandın kitaplarını satamadığını ve büyük zarara uğramış olduğunu, bunun nedeninin kırtasiyelere ... Yayınları kitaplarını toptan şekilde satan Yayınevinin bayilerinin civar okullarda, yasak olmasına rağmen kırtasiyelere sattıkları kitapları  kırtasiyede satılan fiyatından daha indirimli şekilde okul yöneticileri ile anlaşarak okulda öğrencilere sattıklarını, bu nedenle müvekkilinin sene başında aldığı kitapları sene içinde satamadığını ve müvekkilinin ağır zarara uğradığını, müvekkilinin gerekli mercilere şikayetlerde bulunduğunu, ertesi yıl Kartal Bölgesinin kitap satışını üstlenen bayi ...'in o sene basılan kitaplardan müvekkiline vermediğini, müvekkilinin talebine rağmen satışını yapmadığım, başka bölgelerdeki ... Yayınevinin bayilerinden alamadrğı kitapları satın almak isteyen müvekkiline, diğer bayiler de -bölge dışındaki kırtasiyelere kitap vermiyoruz- gerekçesi ile kitap satmadıklarım, müvekkilinin 2018 yılı kitap satamayarak geçirdiğini, müşteri kaybına uğradığını, satışlarının oldukça düştüğünü ve kâr edemediğini, açıklanan nedenlerle; taleplerinin kabulüne, davalıların fiilinin haksız rekabet olduğunun tespitine, davalıların haksız rekabetinin önlenmesine, davalıların kusurundan dolayı şimdilik 2.000 TL maddi zararın tazminine, davalılardan kusurundan dolayı fazlaya ilişen hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 2.000 TL manevi tazminata mahkum edilmesine, müvekkilinin bu haksız eylemlerden dolayı fazlaya ilişkin hakları saklı  kalmak kaydıyla şimdilik 1.000 TL yoksun kaldığr kazancın davalılardan tahsiline, yargılama giderleri ile ücreti vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini iddia ve talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı ... Tic. Ltd. Şti. Vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil ile diğer davalı ... arasında bayilik sözleşmesi yapıldığını, bu kapsamda müvekkil firma tarafından çıkartılan ve çıkartılacak basılı dokümanların Kartal ve Pendik ilçeleri ile sınırlı olmak üzere tanıtılıp pazarlanması, satış vc teslimi hususunda ...'in yetkilendirildiğini, Milli Eğitim Bakanlığının 25.09.2018 tarihli yayın aldırılmaması konulu duyurusunun ve 16.01.2017 tarihli duyurusunun müvekkile şirkete yöneltilen dava konusuyla bir ilgisinin bulunmadığını , haksız rekabet iddialarının kabul edilmediğini, her ne kadar davacr haksız rekabet nedeniyle 2018 yılında zarara ettiğini iddia etse de dosyaya sunulu 2015-2016-2017 takvim yıllarına ait vergilerin matrahsız olduğunun anlaşıldığı, yani davacmın zaten daha önceki yıllarda da zarar etmiş olduğunu, bu nedenle davacının zarar etmesinin haksız rekabet ile ilgisinin bulunmadığından hareketle davanın redddini savunmuştur.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" ...Manevi zararın tazmini konusu ile ilgili olarak, somut uyuşmazlıkta; yapılan haksız rekabetten dolayı davacının manevi zarara uğradığı ve bunun tazmini gerektiği iddia edilmekle birlikte, gerek tanık ifadesi ve gerekse dosyadaki bilgi ve belgeler dikkate alındığında, davacının dosyaya kazandırmış olduğu diğer bayiiler ile yapılan whatsapp görüşmelerinden davacının kendisine kitap satışının gerçekleşmemesinden kaynaklı girdiği çaba, gayret ve aşırı ticari efor ile birlikte bir takım idari mercilere yapılan başvurular dikkate alındığında davacının  manevi zararının oluştuğu yönünde kanaate varılmakla davacının davalı ... hakkındaki manevi tazminat isteminin kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin2015/2112 esas ve 2015/7408 karar sayılı ilamında; \"Dava marka hakkına tecavüzün tespiti, maddi, manevi tazminat ve itibar tazminatı istemlerine ilişkindir. Bu şekilde davacının davalıya karşı olan birden fazla istemini aynı dava dilekçesinde ileri sürerek istemesi mümkün olup, buna objektif dava birleşmesi denilmektedir.  Esasen her biri ayrı bir dava konusunu oluşturan bu istemlerle ilgili olarak verilen kararların herbirinin ayrı vekalet ücretini gerektirmesine  rağmen, mahkemece reddedilen manevi tazminat ve itibar tazminatı yönünden davalı yararına ayrı ayrı vekalet ücreti yerine tek vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamış, hükmün açıklanan bu nedenle davalı yararına bozulmasına karar verilmiştir.\" şeklinde gerekçelere yer verildiği görülmüştür. Mezkur Yargıtay kararının ışığı altında davaya konu \"haksız rekabetin tespit ve men’i\", \"maddi tazminat\" ve \"manevi tazminat\" istemlerine ilişkin talepler hakkında ayrı ayrı hüküm kurulmakla davacının davalı ... Tic. Ltd. ŞTi.'ye karşı açmış olduğu davanın esastan reddine, davacının davalı ... hakkında açmış olduğu dava bakımından haksız rekabetin tespitine, bu şekilde haksız rekabet teşkil eden eylemleri yönünden bu davalının haksız rekabetinin men'ine, davacının maddi zararını ispatlayamaması nazara alınarak maddi tazminat ve yoksun kalınan kazanç kaybı taleblerinin reddine, davacının manevi tazminat isteminin davalı ... yönünde kabulü ile 2.000,00 TL manevi tazminatın davalı ...'ten alınarak davacıya verilmesine \"  karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı ile davalılar arasında herhangi bir bayilik sözleşmesi veya kitap satış anlaşması bulunmadığını, davacı, davalılardan kitap talep ettiğine dair dahi hiçbir belge sunamadığını, sunduğu whsatsapp yazışmalarının da davalılara ait olmadığını, bu durumda haksız rekabet oluşmadığını, davacı tanıkları, kitapların fiyatlarını belirtmediği halde fiyatların kırtasiyeden düşük olduğunu söylemesi çelişkili olup tamamen davacıyla anlaşmalı olarak söyletilmiş söylemler olduğunu  ve hükme esas alınamayacağını, mahkemenin kendi gerekçesiyle dahi çeliştiğini, müvekkilince okulda kitap satışı yapılıp yapılmadığının dahi araştırılmadığını , taraflı tanık beyanlarına itibar edildiğini, mahkeme'nin esas aldığı haksız rekabetin ne olduğu gerekçeden net olarak anlaşılamadığını, Mahkemenin davacının sunduğu evrakları ne de tanık beyanlarını düzgün bir şekilde incelemediğini , toplanması elzem olan delillerin toplamadığını ve eldeki delilleri de düzgün şekilde yorumlayamadığını, davanın müvekkili yönünden reddi gerekmekte iken davanın usul ve yasaya aykırı olarak kabul edildiğini,  İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/591 Esas - 2021/4717 Karar sayılı dosyasından verdiği kararın kaldırılmasına, haksız rekabetin oluşmaması sebebiyle davanın reddine ve manevi tazminat ile sair taleplerin reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili katılma yoluyla istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı ...'in istinaf sebeplerinin tümünün asılsız olup reddi gerektiğini, davalı ... yayın evinin de bu haksız fiilden dolayı müteselsil olarak sorumlu olduğunu, müvekkilinin uğramış olduğu zarar tespit edilememiş olsa da davalının eylemlerinin haksız rekabet yarattığına kanaat getirilmekle davacının uğradığı zararı tazmin amacıyla 818 sayılı BK'nın 42. Maddesi kapsamında hakkaniyete uygun bir maddi tazminatın mahkemece tayin ve takdiri gerekirken taleplerinin reddinin Yargıtay kararları ışığında da doğru olmadığını, mahkeme her ne kadar davalının haksız rekabet fiilini gerçekleştirdiğini tespit etmiş olsa da maddi tazminat taleplerinin tümüyle reddedilmesinin hukuka ve adalete aykırılık teşkil ettiğini, ... yönünden verilen haksız rekabetin tespitine ve manevi tazminata hükmedilmesine dair mahkeme kararının onanmasını, karşı istinaf talepleri ile katılma yoluyla istinaf taleplerinin kabulüne karar verilerek, davalı ... yönünden reddedilen maddi tazminat talebi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda maddi tazminata hükmedilmesini, davalı ... Yayınevi yönünden verilen haksız rekabet oluşmadığına dair red kararının kaldırılarak müteselsilen sorumlu olduğu gerekçesiyle haksız rekabetin tespit edilmesine karar verilmesini, davalı ... Yayınevi  yönünden reddedilen maddi ve manevi tazminat kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesine, tüm yargılama giderleri ve karşı vekalet ücretinin davacının üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. <br>GEREKÇE :Dava, haksız rekabet teşkil eden eylemlerin tespiti, önlenmesi ve bu eylemler sebebiyle uğranıldığı iddia olunan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı ve davalı ... vekilince  istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinafa konu uyuşmazlık temelde,  taraflara  isnat edilen eylemlerin gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği, gerçekleştirilmiş ise Türk Ticaret Kanunu (TTK) 54 ve devamı maddelerindeki düzenlemeler gereği haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı, haksız rekabet oluşturması halinde davacının bu yüzden uğradığı maddi ve manevi zararın bulunup bulunmadığı noktasındadır.Haksız rekabeti düzenleyen TTK'nun 54/2 maddesi \"Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır.\" şeklinde haksız rekabeti tanımlamış, 55. Maddesinde sayılan bazı hallerin haksız rekabet hallerinin başlıcaları olarak örnek kabilinden sayılmıştır. Aynı yasanın 56.  Maddesi ise  \"Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse; a) Fiilin haksız olup olmadığının tespitini, b) Haksız rekabetin men'ini, c) Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını,   d) Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini,  e) Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların  bulunması halinde manevi tazminata verilmesini isteyebilir. Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir. Davacı lehine ve (d) bendi hükmünce tazminat olarak hâkim, haksız rekabet sonucunda davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına da karar verebilir. \" düzenlemesini içermektedir. Haksız rekabet kuralları, rekabet hakkının dürüstlük kuralları çerçevesinde kullanılmasını sağlamak ve rekabet hakkının kötüye kullanılmasını engellemek amacı ile sevk edilmiştir. Bu kurallar genel nitelikli ve her alanda uygulanabilecek hükümler içermekle birlikte rekabet hakkının, Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesi gereğince dürüstlük kurallarına uygun şekilde kullanılmasını sağlamaya çalışmaktadır (Arkan, Sabih: Ticari İşletme Hukuku, Ankara 2018, s. 350).Haksız rekabetten bahsedebilmek için iki unsurun bir arada bulunması gerekir. Bunlar tarafların ekonomik rekabet etme hakkının bulunması ve dürüstlük kuralına aykırılıktır. Yani haksız rekabetten söz edilebilmesi için ekonomik rekabetin dürüstlük kuralına aykırı olarak bozulması veya kötüye kullanılması gerekir. Haksız rekabet varlığı için rekabet ilişkisi, yarar sağlama, kusur ve zarar gerekli olmamakla birlikte tazminat davaları bakımından davalının kusuru aranmaktadır. Diğer dava türleri için ise kusur aranmaz. Yine tespit, men ve eski hale iade davaları bakımından zararın varlığı  dava şartı değildir. Zararın varlığı sadece tazminat davaları bakımından rol oynar (TK 56/1-d).Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir.  Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalı tarafın iddia olunan eylemlerinin haksız rekabet teşkil edip etmediği noktasındadır. Davacı tarafça davaya konu iddialar kapsamında whatsapp kayıtları, köşe yazısı, Cimer başvurusu ve tanık deliline dayanılmıştır.Dosya kapsamına alınan bilirkişi raporunda, Milli Eğitim Bakanlığı'nca yapılan 16.01.2017 ve 25.09.2018 tarihli duyurularında, ders kitapları dışında kalan yardımcı kaynakların okullarda tanıtım ve reklamlarının yapılmasının, öğrencilere aldırılmasının, almalarını zorlayıcı tutum sergilenmesinin ve satılmasının yasak olduğu, bu yasağın TTK'nın 55/1-e bendi kapsamında bir iş hayatı şartı olduğu, tanık beyanlarından, davalı ... için net olmamakla birlikte diğer davalı ...'in iş hayatı şartına rağmen, yasak olmasına rağmen okullarda kitap sattığı, bu eylemin TTK'nın 55/1-e maddesinde düzenlenen haksız rekabet halini oluşturduğu, davalıların 2018 yılında davacıya yardımcı kaynak kitap satmadıkları iddiası yönünden yapılan incelemede, davacı ile davalılar arasında bayilik ilişkisinin bulunmadığı, davalıların davacıya kitap satmasını zorunlu kılan bir sözleşme ilişkisi bulunmadığı, davalıların yardımcı kaynak kitaplar pazarında hakim durumunda olduklarının iddia ve ispat edilmediği, Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun \"hakim durumun kötüye kullanılması\" başlıklı 6/1-b anlamında ürün verme yükümlülüklerinden veya “ayrımcılık yapmama” yasağından da söz edilemeyeceği, davaya konu ürünlerin temel  ihtiyaç maddesi olmadığı gibi davacının da tüketici olmadığı, davalıların satış yapmama konusundaki kararlarının sözleşme serbestisi içinde değerlendirmek gerektiği, incelenen davacıya ait  ticari defterlerde 2016-2017 yıllarında  büyük zarara uğradığı iddiasının yerinde olmadığı, zira davacının yıllar itibariyle hiçbir dönemde kar elde etmediği, 2018 yılına kadar satış ve zarar oranlarında ciddi dramatik düşüşlerin yaşanmadığı, zira davacının 2016 yılı satışlarının bir önceki  yıllara  göre %1,42, 2017 yılı satışlarının ise bir önceki yıla göre %30,35 oranında artış sağladığı, anılan yıllardaki zarar tutarının da satışlara bağlı olarak ciddi şekilde olumlu yönde gerilediği, buna karşın 2018 yılındaki satışların bir önceki yıla göre %99 oranında azaldığı, zarar durumunun da bir önceki yıla göre %32 oranında arttığının görüldüğü belirtilmiştir.<br>Eldeki davada davalılar arasında bayilik ilişkisi mevcut olup, davalı ...  Kartal ve Pendik ilçelerinde davalı ... Tic. Ltd. Şti. tarafından çıkartılan veya çıkartılacak tüm basılı dokümanları tanıtılıp pazarlanması, satış ve teslimi hususunda yetkilendirilmiştir. Anılan bayilik sözleşmesine göre davalı ... sorumluluk bölgesi dışında satmamayı kabul ve taahhüt etmiş iken davalı ... Tic. Ltd. Şti. de davalının bilgisi dışında, özel kurumlar haricinde satış yapmamayı kabul ve taahhüt etmiştir. TTK’nın 55/1-e maddesi “İş şartlarına uymamak; özellikle kanun veya sözleşmeyle, rakiplere de yüklenmiş olan veya bir meslek dalında veya çevrede olağan olan iş şartlarına uymayanlar dürüstlüğe aykırı davranmış olur” hükmünü haizdir. Bu hüküm uyarınca aynı meslek dalında faaliyet gösteren kimselerin tamamının uyması zorunlu olan ve kanun veya sözleşme hükümleri ile tespit edilmiş olan veya bir meslek dalında genel geçerliliği olan iş şartlarına uymamak haksız rekabet olarak kabul edilmiştir. Hüküm ile rakiplerin kanun, sözleşme veya ticari örf ve adet ile belirlenmiş iş şartlarına uymamak suretiyle haksız bir avantaj sağlamaları engellenmek istenmektedir. Bu bakımdan TTK’nın 55/1-e. maddesi anlamında haksız rekabetten bahsedebilmek için bir meslek dalında rakiplerin de uymakla yükümlü olduğu kuralların bulunması ve bu kurallardan birine aykırı davranıştan söz edilmesi gerekmektedir. Davalı ... Tic. Ltd. Şt yönünden;Somut olayda; davacı tarafça davalı ...nin bilgisi ve talimatı dahilinde okullarda kitap satışı yapıldığını ispatlar herhangi bir delil sunulmamıştır. Dosya kapsamından  davalı ... Tic. Ltd. Şti.'nin  okullarda kitap satışı yapılmayacağına yönelik iş şartlarına uymayarak TTK'nın 55/1-e maddesinde yer alan haksız rekabet eylemini gerçekleştirdiği ispatlanmamıştır. Davalı ...ile davacı  arasında sözleşmesel bir ilişki olmayıp, davalı, diğer davalıyla imzalamış olduğu bayilik sözleşmesinde davalı bayinin bilgisi dışında özel kurumlar haricinde satış yapmamayı kabul ve taahhüt etmiştir. Bu durumda davalının istisnalar haricinde doğrudan  satış yapmaması objektif haklı gerekçeye dayanmakta olup, bu durum davalının hakim durumun kötüye kullanılması olarak değerlendirilemez. Ayrıca dosya kapsamında davalının hakim durumda olduğuna dair somut bir delil bulunmamasına göre 4054 sayılı  Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 6.maddesinde düzenlenen hakim durumun kötüye kullanılması hallerinin somut olayda gerçekleştiği de söylenemez. Buna göre davalı ... Tic. Ltd. Şti.'nin  TTK'nın 54 vd. Maddeleri uyarınca haksız rekabet oluşturacak bir eyleminin söz konusu olmadığı anlaşılmakla mahkemece davalı ...yönünden haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin  davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. Davalı ... yönünden;Davacı ile davalı ... arasında sözleşmesel bir ilişki bulunmayıp, davalının hakim durumda olduğunun ispat edilmemesine göre davalının davacıya kitap satışı yapmadığına yönelik iddiası yönünden 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 6.maddesinde düzenlenen hakim durumun kötüye kullanılması hallerinin gerçekleştiği söylenemez. Buna göre davacıya kitap satışı yapılmamasına ilişkin iddia yönünden davalının haksız rekabet  oluşturacak bir eylemi söz konusu değildir.Bununla birlikte dosya kapsamında Milli Eğitim Bakanlığı'nca yapılan 16.01.2017 ve 25.09.2018 tarihli duyurularına göre yasak olmasına rağmen davalı ...'in okullarda kitap satışı yaptığına ilişkin tanık beyanları mevcuttur. Aslolan çağrılan tanığın doğruyu söylemesi olup, HMK'nın 255 ve 264. Maddeleri kapsamında herhangi bir iddia ve ispat bulunmamasına göre  davalının  TTK'nın 55/1-e maddesinde yer alan haksız rekabet eylemini gerçekleştirdiğinin kabulü gerekir. Bu durumda mahkemenin davalının okullarda kitap satışı yapmasının haksız rekabet teşkil ettiğinin kabulü yerinde ise de davalının hakim durumunu kötüye kullandığı yönündeki kabulünde isabet yoktur.TTK'nın 58.maddesinde haksız rekabet nedeniyle zarar gören kimsenin maddi tazminat isteyebileceği belirtilmiştir. Kural olarak böyle bir istemin kabul edilebilmesi için  haksız rekabeti oluşturan eylemin ve davacının uğradığı zararın  kanıtlanması gereklidir. Bu şekildeki tazminat davasında asıl olan, haksız rekabet nedeniyle davacının aktifinde azalma olduğunun iddia ve ispat edilmesidir. Ancak, bu tür zararın ispat edilmesindeki güçlüğü dikkate alan kanun koyucu, TTK'nın 58/e maddesinde eylemin mali bakımından karşılıksız kalmaması bakımından haksız rekabette bulunanın davranışı sonucu elde etmesi mümkün bulunan menfaatin karşılığını da maddi tazminat olarak hükmetme yetkisini hakime vermiştir. Haksız rekabette davacının maddi tazminat istemine konu ettiği zararı, davalının elde ettiği kar miktarı olmayıp, davalının haksız rekabeti nedeniyle davacının elde etmekten mahrum kaldığı kar miktarıdır. Bu zarar, kural olarak tarafların ticari defterleri ve diğer kanıtlarıyla beraber bilirkişi incelemesiyle tespit edilir. Haksız rekabet eylemi neticesinde oluşan davacının zararının, elde etmekten mahrum kaldığı “kâr” miktarı olduğu gözetilerek bir hesaplama yapılması gerekir.Bu şekilde bir tespit yapılamaz veya davacının kazanç kaybına uğramadığı anlaşılsa bile haksız rekabetin varlığında hakim, TTK'nın 58-e maddesine göre tazminatı belirler, yine Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 50. maddesi gereğince de olayların olağan akışına ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak tayin eder. Somut uyuşmazlıkta buna göre bir inceleme yapılmaksızın maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur. Diğer yandan TBK'nın  58/1 maddesinde kişilik hakkının zedelenmesinden zarar görenin, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebileceği düzenlenmiştir. Haksız rekabet fiilinin davacının kişilik haklarına zarar vermiş olması halinde davacının manevi tazminat isteme hakkı bulunmakta ise de somut olayda yasak olmasına rağmen okullarda kitap satışı yapmak suretiyle haksız rekabette bulunan davalının bu eylemiyle davacının kişisel hakkının zedelendiğinden bahsedilemez. Mahkemenin kabul gerekçesinde belirttiği davacının kendisine kitap satışının gerçekleşmemesinden kaynaklı girdiği çaba, gayret  ve idari mercilere yapılan başvuruların manevi tazminat isteminin dayanağı olamayacağı anlaşılmakla  davacının kişilik haklarının davalı tarafça zedelendiğinin davada ispat edilememesine göre davalı yönünden manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece manevi tazminata hükmedilmesi isabetsiz olmuştur.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, davacı ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, işaret edilen hususlarda davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.<br>KARAR :Yukarıda açıklanan nedenlerle: <br>1-Davacı ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,2-Davacı ve davalı tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının istem halinde kendilerine iadesine,3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca  kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.16/10/2025<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"23d6e1da8d0ff649","SID":"3c8e3c438ae410ce"}}