{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/301 <br>KARAR NO\t: 2025/1411<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET  MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 29/09/2020<br>NUMARASI\t: 2018/1432 Esas -  2020/436 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/10/2025<br>Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında hava yolu taşımacılığı faaliyeti konusunda ticari faaliyette bulunulduğunu, davacı tarafın üzerine düşen edimlerini yerine getirmesine rağmen hak etmiş olduğu navlun alacağı alamayarak zarara uğradığını, bu nedenle davalı aleyhine İstanbul Anadolu 15.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyası ile takip başlatıldığını, ancak davalının işbu icra dosyasını itiraz ederek takibi durdurduğunu, davalının itirazının haksız ve mesnetsiz olduğunu, borcun kesilen faturalarla sabit olduğunu, faturaların yapılan taşımalara ilişkin olan navlun bedeli olduğunu, anılan nedenlerle davalının haksız itirazının reddi ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından açılan işbu davada davacı iddialarının tamamen gerçek dışı olduğunu, davacının kötü niyetli olduğunu, davacı şirketin iddia ettiği iddiaları ispatla mükellef olduğunu, davalı şirketin herhangi bir borcu bulunmadığını, davacı tarafın %20'den az olmayacak şekilde tazminata hükmedilmesini, dava masrafları ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Yargı yetkisini, Anayasanın 9. Maddesine göre, Türk Milleti adına kullanan Mahkememizce, uyuşmazlık konusu hakkında, yapılan açık duruşmalar ve yargılama sonunda(Ay. m.141), toplanan/sunulan deliller, ticaret sicil kayıtları, fatura, SGK kaydı, sevk irsaliyesi, takip dosyası, bilirkişi raporu, iddia ve savunmalar ile tüm dosya mündericatı incelenip hep birlikte değerlendirildiğinde; davacı şirketin davalı şirket ile aralarındaki ticari ilişki gereği 14/11/2017 tarihli 10.645,40 USD bedelli, 30/11/2017 tarihli 14.760,78 USD bedelli, 14/03/2018 tarihli 1.431,19 USD bedelli olmak üzere üç adet fatura kestiği, bu faturalardan 14/11/2017 tarihli 10.645,40 USD bedelli ve 30/11/2017 tarihli 14.760,78 USD bedelli faturaların davalının ba bildirimlerinde yer aldığı böylece davacının, bu faturalara konu işi yaptığını ispat ettiği, davalının bu faturalara konu borcu ödediğini ispata yarar belge sunamadığı; 14/03/2018 tarihli 1.431,19 USD bedelli iade faturasının ise dosyaya sunulmadığı gibi davalının ba bildirimlerinde de yer almadığı, davalıya bu fatura yönünden yemin delili hatırlatılmasına rağmen yemin deliline dayanmadığı, böylece bu faturanın neden kesildiğini ispat edemediği, davacı tarafça takipte işlemiş faiz talep edilmiş ise de davacı tarafça davalının takipten önce temerrüte düşürüldüğü ispat edilemediğinden işlemiş faize ilişkin takibe davalının itirazının haklı olduğu, 14/03/2018 tarihli 1.431,19 USD bedelli fatura yönünden davalının takibe itirazının haklı olduğu, 14/11/2017 tarihli 10.645,40 USD bedelli ve 30/11/2017 tarihli 14.760,78 USD bedelli faturalar yönünden davalının takibe itirazının haksız olduğu, bu faturalar yönünden alacağın faturaya dayanması nedeniyle likit olduğu ve % 20 oranında icra inkar tazminatına hükmetmek gerektiği sonuç ve  vicdani kanaatine(Ay. m.138) varılarak davanın kısmen kabul kısmen reddine, davalı/takip borçlusunun, İstanbul Anadolu 15. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına vaki itirazının 25.406,18 USD asıl alacak yönünden iptaline, kabulüne karar verilen asıl alacağa 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca takip tarihinden itibaren Devlet Bankalarınca USD cinsinden açılmış bir yıl  vadeli mevduat hesabına işlenen en yüksek faiz oranının uygulanmasına, kabulüne karar verilen alacağın takip tarihi itibarı ile  TL cinsinden değeri olan  99.510,92  TL' nin % 20' si olan 19.902,18 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece reddedilen alacağa dayanak 1.431,19 USD değerli fatura vade farkı faturası olduğunu, taraflar arasında taşıma işinin gerçekleştiğinin ispat edildiğini , Mahkeme kararı ile de bu husus sabit hale geldiğini, müvekkili şirketin taşıma işini eksiksiz gerçekleştirdiğinin ve davalıdan alacaklı olduğunun görüldüğünü, müvekkili şirketçe davalıdan talep edilen asıl alacağın kaynağının navlun olduğunu, davalı taraf faturayı kabul edip, itiraz etmemesine rağmen müvekkili şirkete hiçbir ödeme yapmadığını, vade farkından kaynaklanan alacaklarının 1.431,19 USD olduğunu, bu hususun icra takibindeki taleplerinde de ticari defterlerinde de açık olduğunu, düzenlenen faturaların üzerinde yabancı para alacağı olduğundan %2 vade farkı tahakkuk ettirileceği ibaresinin açıkça yazdığını, davalı tarafın faturalara itiraz etmeyerek vade farkı ödemeyi de kabul ettiğini, kesilen faturaların üzerinde geç ödeme halinde vade farkı taahhuk edileceği ihtarı yazıldığı gibi dosyaya sunulu mailleşmelerde de ödeme konusunda sürekli davalı şirketle yazışma yapıldığını, bu sebeple vade farkı alacaklarının sahih olduğunu, taraflar arasında da geçmişten gelen bir ticari ilişki olduğundan davalı taraf vade farkı istenmesini garipsemediğini ve örtülü şekilde kabul ettiğini, Mahkeme, davanın kabul edilen kısmı için işletilecek faizin icra takip tarihinden başlatılacağı yönünde karar verdiğini, ancak dosyaya sunmuş oldukları taraflar arasındaki yazışmalarda müvekkili şirketin davalı şirketi temerrüde düşürdüğünün açık olduğunu, bu sebeple temerrüd tarihi olarak takip tarihini kabul ederek faizi bu tarihten başlatmanın hukuka ve hakkaniyete uygun olacağını, açıklanan nedenlerle davanın reddilen kısmına ilişkin istinaf başvurularının ve tehiri icra taleplerinin kabulüne, Mahkeme kararı ile reddilen kısma ilişkin kararın ortadan kaldırılmasına, davanın tüm taleplerinin ile kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. <br>GEREKÇE :Dava, taşıma ilişkisinden kaynaklanan faturaya dayalı alacağı tahsili istemiyle başlatılmış olan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra  istemine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında,  İstanbul Anadolu 15.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında, \"30/11/2017 tarihli diğer 14.760,78 USD, 14/11/2017 tarihli diğer 10.645,40 USD, 14/03/2018 tarihli diğer 1.431,19 USD\" sebebine dayalı olarak 26.837,27 USD asıl alacak ve  356,64 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam  27.193,91 USD'nin tahsili istemiyle 16.03.2018 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Dosya kapsamına göre taraflar arasındaki anlaşma doğrultusunda davalıya ait malların hava yoluyla taşınması işinin yapıldığı ihtilafsız olup, davacı tarafından navlun ve vade farkı faturası düzenlenmiştir. İstinafa gelen uyuşmazlık, takibe konu vade farkı faturası nedeniyle davacının alacaklı olup olmadığı, davalının icra takibinden önce temerrüde düşürülüp düşürülmediği noktasında toplanmaktadır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer   tarafın  ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.  Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde  ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir. Somut uyuşmazlıkta tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede, takibe dayanak 14/11/2017 tarihli 14.645,40 USD bedelli ve 30/11/2017 tarihli  14.760,78 USD bedelli iki navlun faturasının her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve davalı tarafça BA formuyla ilgili vergi dairesine bildirildiği, davalı tarafça yapılan 4.000 USD tutarındaki ödeme düşüldükten sonra 14/11/2017 tarihli fatura yönünden davacının 10.645,40 USD alacaklı olduğu, davalı tarafından başkaca bir ödemenin yapılmadığı, davacı defterlerine göre takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 26.837,27 USD alacaklı olduğu, takibe dayanak vade farkına ilişkin faturanın ise davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı, BA formuyla ilgili vergi dairesine bildirilmediği tespit edilmiştir. Vade farkı istenebilmesi için yanlar arasında bu yönde yazılı bir sözleşmenin ya da bu doğrultuda oluşmuş bir teamülün bulunması şarttır (YİBK.'nun 27.6.2003 gün ve E:2001/1, K:2003/1 Sayılı ilamı). Teamülün mevcut olduğunun kabulü için ise en az iki ya da daha fazla vade farkı faturasının davalı tarafça itirazsız olarak ödenmiş olması gerekmektedir.(HGK'nın  2004/19-470 E. 2004/462 K. Sayılı Kararı)Somut olayda davacı tarafça,  davalının vade farkı faturasına itiraz etmeyerek vade farkı ödemeyi  kabul ettiği ve taraflar arasında geçmişten gelen ticari ilişki olması nedeniyle  vade farkı istenmesinin davalı tarafça örtülü şekilde kabul edildiği ileri sürülmüş ise de  taraflar arasında vade farkı konusunda  akdedilmiş bir sözleşme bulunmadığı gibi vade farkı ödeneceğine dair bir teamülün varlığı da kanıtlanamamıştır. Faturanın zorunlu içeriğine dahil olmadığından faturada yer alan vade farkı ödeneceğine ilişkin kayıtlar da alacak talebinde bulunmaya yeterli değildir. Bu nedenle mahkemece vade farkı faturasına dayalı talep yönünden davanın reddine karar verilmesi  doğrudur.Diğer yandan, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 117. maddesine göre, muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur.Davacı tarafça, davalının taraflar arasındaki yazışmalarla temerrüde düştüğü ileri sürülmüş ise de yazışmaları içeriklerinin temerrüt ihtarı niteliğinde olmadığı anlaşılmakla  davalının takip öncesi temerrüde düştüğü ispatlanmamıştır. Bu nedenle mahkemece  takip tarihine kadar işlemiş faiz talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>KARAR  : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 16/10/2025<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7ab424370b837516","SID":"d7f8217aecdc1ae9"}}