{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1525 <br>KARAR NO\t: 2025/1428<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 18/04/2024<br>NUMARASI\t: 2023/84 Esas -  2024/377 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/10/2025<br>Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın usulden reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava konusu icra takip dosyasına da sundukları takibe dayanak ... Numaralı Fatura doğrultusunda; faturada belirtilen mal ve hizmetler açısından; davalı borçluya 295.267,86 USD fatura kesildiğini, davalı borçlu tarafından yapılan kısmi ödeme doğrultusunda 277.590,21 USD ödenmeyen bakiye alacak için yukarıda ayrıntılı yazılı icra takibinin başlatıldığını, davalının asıl alacağın vadesi gelmediğinden bahisle itiraz ettiğini, fatura incelendiğinde görüleceği üzere, her ne kadar TTK hükümleri çerçevesinde aksine bir anlaşma olmadığı sürece Fatura vadesi 8 gün olarak belirtilmiş ise de şirketler arasındaki anlaşma ile faturada ilgili faturanın vadesinin 30 gün olduğunun görüleceğini, yine TTK 1525/1 Madde hükmü uyarınca \"Tarafların açıkça anlaşmaları ve 18 inci maddenin üçüncü fıkrası saklı kalmak şartıyla, ihbarlar, ihtarlar, itirazlar ve benzeri beyanlar; fatura, teyit mektubu, iştirak taahhütnamesi, toplantı çağrıları ve bu hüküm uyarınca yapılan elektronik gönderme ve elektronik saklama sözleşmesi, elektronik ortamda düzenlenebilir, yollanabilir, itiraza uğrayabilir ve kabul edilmişse hüküm ifade eder.\" Bu bakımdan da söz konusu faturanın elektronik fatura olduğu gözetileceği üzere borçlunun itirazının yersiz olduğunu, davalının faturayı teslim almadığına dair bir itirazı bulunmadığını, davalının takibe avans faizi işletilemeyeceği, anılan takip USD takibi olduğundan dolayı Kamu bankalarınca uygulanan azami faiz oranında faiz işletilebileceği iddiasına itirazında yer verdiğini icra müdürlüğü tarafından gönderilen ödeme emrinde; alacak kalemlerinin yanına bu yönde bir talepleri olmaksızın avans faizi yazılmış olmakla beraber, yine aynı ödeme emrinin alt bölümünde aylar ve işletilen faiz kısmında asıl taleplerinin zaten Kamu bankalarınca uygulanan azami faiz oranı olduğu, avans faizinin yalnızca alacak kalemlerinin yanına icra müdürlüğünce sevhen yazıldığını. neticede; davalının itirazını iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Müvekkili şirketin yeni kurulmuş bir şirket olup, davacı şirketten ... kurulumu için gerekli makinelerden bazılarını satın almak konusunda anlaştıklarını, anlaşmanın davacı şirketin göndermiş olduğu proforma fatura üzerinden kurulduğunu, İşbu proforma incelendiğinde görüleceği üzere; ödeme şekli olarak 12 ay vadeli, teslimat süresinde 60 gün yazıldığının görüleceğini, müvekkılının teslimatın GÜ gün içerisinde gerçekleştirilecek olması ve ödeme için 12 ay vade şartları sebebiyle davacı şirketten faturaya konu cihazları satın almaya karar verdiğini, müvekkilinin iştigal konusu \"teknik test ve analiz faaliyeti\" olmakla bu konuda faaliyette bulunabilmek için Sağlık Bakanlığı'ndan akreditasyon alması gerektiğini, müvekkili şirketin faaliyetini gerçekleştirebilmesinin ancak akreditasyon alması akabinde gerçekleşebileceğini, davacı şirketin 60 günlük teslimat süresi vermesi ve ödeme vadesini de 12 ay olarak belirterek anlaşması müvekkil için uygun geldiğinden bahse konu proformaya onay vererek siparişi onayladığını, davacının 60 gün içinde teslimat gerçekleştirmesi halinde, müvekkilinin akreditasyon için denetim başvurusunda bulunacak böylece Haziran 2022'de müvekkil şirkette denetim yapılacak ve ortalama 2 ay içinde akreditasyon verilmesi akabinde müvekkilinin en geç Ağustos ayında akreditasyon almasıyla birlikte faaliyetine başlayabileceğini, davacı şirketin proforma onayından ancak 4 ay sonra faturaya konu makinelerin bir kısmını teslim edebildiğini, proforma faturada bulunan yazıcıların ise halen teslim edilmediğini, müvekkilinin davacı şirketin geç teslimatı yüzünden akreditasyon başvurusunda bulunamadığını ve böylece faaliyete geçemediğini, müvekkilinin bu süreçte faaliyete başlamaksızın kirasını, çalışanların maaşlarını ve tüm giderlerini karşılamak zorunda kaldığını, zarara uğradığını, davacı şirket tarafından gönderilen maillerde de gecikmenin yaşandığının ikrar edildiğini, 11.04.2022 tarihli test raporuyla sabit olduğu üzere davacı şirketin teslimatını yaptığı makinelerin kurulumunun bu tarihte gerçekleştiğini, Proforma faturada belirtilen 60 günlük teslimat süresi Ocak ayı sonuna denk gelmesine rağmen davacı şirketin test raporunu 11.04.2022 tarihinde yapabildiğini, taraflar arasında dava konusu faturaya ilişkin Red-21-00144 seri nolu proforma fatura dışında herhangi bir sözleşme bulunmadığını, sözleşme ilişkisinin sözleşmenin esaslı unsurları üzerinde tarafların karşılıklı ve birbirine uygun iradelerinin birleşmesi ile kurulduğunu, bunun için de sözleşmenin taraflarından birinin teklifinin (icabının, önerisinin) diğeri tarafından kabul edilmesinin yeterli olduğunu, ticari teamülde de sözleşmelerin tarafların çeşitli kanalları kullanarak icap ve kabul iradelerini birbirine iletmeleri ile kurulduğunu, davacı şirketin müvekkile iletmiş olduğu proforma faturaya karşılık müvekkilinin sipariş onayı geçmesi ile taraflar arasında sözlesmenin kurulmus olduğunu. taraflar arasındaki sözleşmeye müvekkilinin davacı şirkete ödemeyi makine teslimatından 10 ay sonra yapmakla yükümlü olacağını, sözleşmeye (proforma fatura) göre onaydan 60 gün sonra satıcı teslimat yapılacak, alıcı da 12 ay vadeli olarak ödeme yapacağını, müvekkilinin kendi üzerine düşen ifa borcunun muaccel hale gelmesi için hakkaniyet ve ticari teamüller uyarınca davacının kendi edimini tam ve zamanında yerine getirmesi gerektiğini, gerek faturada yer alan yazıcıların halen teslim edilmemiş olması gerek davacının 60 gün değil 4 ay sonunda makineleri teslim etmiş olması sebebiyle davacı edimini tam ve zamanında yerine getirmediğini, proforma faturadaki şartlara göre teslimin akabinde ödeme süresi olarak 10 avlık daha vade belirlendiğinden davacının ödeme talebinin ancak tam teslim tarihinden itibaren 10 ay geçtikten sonra muaccel hale geleceğini, neticede; davanın reddine, davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...satış sözleşmesinde sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcının borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlü oldukları,somut ihtilafta yazılı şekilde akdedilmiş herhangi bir sözleşmenin bulunmadığı,ancak davacı tarafından davalıya gönderilen 25.11.2021 tarihli Proforma faturanın tutarı 295.267,00 USD olup, proforma faturada Teslimat “60 gün”, ödeme vadesi“12 ay Vade” şeklinde şerhin yazılı olduğu; bu yönü ile somut olayda edimin ifa sırasının ilk olarak 60 günlük süre içerisinde davacıda, telimin gerçekleştirilmesini müteakip satım konusunun bedelini ödeme yükümlülüğünün ise 12 aylık vadenin ardından davalıda olduğunun ifade edilebileceği,dosya münderecatından davacının ürünlerin tamamını tesliminden bahsetmenin mümkün olmadığı, bu hususun davacı şirketin de kabulünde olduğu, bu yönü ile davacının 60 günlük sürede teslim yükümlülüğünü  yerine getirmediğinin ifade edilebileceği; buna karşın her ne kadar davacı ifa yükümlülüğünü gereği gibi yerine  getirmemişse de davalıya teslim ettiği satım konusu cihazların bedellerini vade tarihinin dolmasını müteakip talep etme hakkını haiz olacağı,teslim tarihinin montajın tamamlandığı tarih olarak kabul edilmesi halinde ifa talebini 12 aylık vadenin sona erdiği 21/03/2023 tarihinde n itibaren ileri sürebileceği,oysa davacının 26/10/2022 tarihinde icra takibine başladığı gözönüne alındığında davacının ifayı talep etme zamanı gelmeden yani borç muaccel olmadan icra takibine giriştiği anlaşıldığından davanın,HMK'nın 114/2 ve 115/2.maddeleri uyarınca usulüne uygun icra takibine ilişkin  özel dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine, davalı vekilinin kötüniyet tazminat talebinin koşulları oluşmadığından reddine ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın muaccel olmayan bir alacak için icra takibine giriştiği bu nedenle usulüne uygun bir icra takibinin bulunmadığı anlaşıldığından davanın,  özel dava şartı noksanlığı nedeniyle HMK'nın 114/2 ve 115/2 nci maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmiş, icra inkar tazminatına hükmedilmemiş ve müvekkili lehine maktu olarak 17.900TL vekalet ücretine hükmedildiğini, Mahkemenin kararının hukuka uygun olmadığını, itirazın iptali davasında muaccel olmayan bir alacaktan dolayı açılan itirazın iptali davasında davanın dava şartlığı yokluğundan değil henüz muaccel bir alacak bulunmadığından davanın esastan reddine karar verilmesi gerektiği ve bu nedenle de maktu değil nisbi vekalet ücreti üzerinden hüküm kurulması gerektiğini, ancak mahkeme kararına bakıldığında icra takibinin kötüniyetli bir şekilde muaccel olmadan alacaklı yani davacı tarafından açılmış olmasına rağmen davanın muaccel olmayan bir alacaktan dolayı açılmış olduğundan esastan reddi yerine HMK 114 ve 115 maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan reddetmesi ve de icra takibi hesabına göre nispi vekalet ücreti hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesi kanuna ve içtihatlara aykırılık teşkil ettiğini, Mahkeme kararına bakıldığında kötüniyet tazminatı şartları oluşmadığından davacının kötüniyet tazminatına hükmedilmediğini, ancak dosya içeriği ve bilirkişi raporuna bakıldığında davacının sipariş sözleşmesinde 12 ay vade konusunda anlaşmaya varılmasına rağmen 12 ay dolmadan çok öncesinde müvekkili hakkında icra takibi yapmış olması yargılamayı gerektirecek bir husus olmayıp açıkça davacının kötüniyetini gösterdiğini, bu sebeple mahkeme tarafından müvekkili lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken şartları oluşmadığından reddine karar verilmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini, açıklanan nedenlerle Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi  2023/84 E. 2024/377 K. Sayılı kararının kaldırılarak davanın muaccel olmayan alacağın işleme koyulması nedeniyle esastan reddine, müvekkili lehine icra takibi hesaplamasına göre nispi vekalet ücretine hükmedilmesine ve davacının icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili katılma yoluyla istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece dosyada bulunan proforma fatura nedeniyle; \"25.11.2021 tarihli Proforma faturanıntutarı 295.267,00 USD olup, proforma faturada Teslimat “60 gün”, ödeme vadesi“12 ay Vade” şeklinde şerhin yazılı olduğu;\" şeklinde gerekçe ile vadesinden önce icra takibi yapıldığından gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verdiğini, zira; mahkemece verilen kararın doğruluğunun somut olay nezdinde tartışılabilmesi için kanaatlerince proforma faturaların hukuki niteliği ve bağlayıcılık unsurlarının nasıl oluştuğu üzerinde durulabilmesi gerektiğini, ilgili proforma fatura incelendiğinde proforma faturada yazılı teklif tarihi 25/11/2021 Tarihi olduğunu, bu teklifte 12 Ay vade ve Teslimat Süresi 60 gün olarak belirlendiğini, ne var ki; davalı yanca bu teklife olumlu bir irade sergilenmediğini,  bu teklifin kabul edilmediğini ve sözleşmenin ifasına geçilemediğini, davalı firma müvekkili firma ile konuşarak teklifi o şekilde kabul etmemiş olsalar da ilgili cihazları yine de satın alacaklarını belirttiklerini  ve müvekkilince fatura düzenlenmek suretiyle ilgili malların davalı firmaya satıldığını, bu sebeple icra takibine ve davaya konu edilen E-Faturanın düzenlenme tarihi 06/07/2022 Tarihli olduğunu, yani aradan 8 Ay geçtikten sonra müvekkili firma ile davalı firma arasında ticari işin ifasına ilişkin Elektronik Fatura düzenlendiğini, aksi düşünce hayatın olağan akışına aykırılık teşkil etmekle beraber, davalı firmaca proforma faturaya ilişkin teklifin kabul edildiğine ilişkin bir emare de bulunmadığı gözetildiğinde davalı firma ile ilgili ticari ilişkinin proforma faturaya istinaden kurulmadığının açık olduğunu, proforma faturanın sanki takibe ve davaya etki eder mahiyette taraflar arasındaki 06/07/2022 Tarihli ana faturaya ek olarak değerlendirilmesinin hatalı olarak yalnızca müvekkilinin mağduriyetini katladığını, yapılan bilirkişi incelemesi ile takibe dayanak faturada 60,00 USD bedelli bir adet yazıcı dışında malların teslim edilmesine rağmen davalı yanca ödemenin aradan 2 yıl geçmesine rağmen müvekkiline icra takibi sonrası yapılan 5.379,81 USD ödeme dışında herhangi bir ödeme yapılmadığının ortada olduğunu, davalının 60,00 USD'lik yazıcı dışında tüm malları teslim aldığı ve kullanmaya devam ettiği  bakiye 272.150,40 USD borcunu ödemediği ortada iken alacağın muaccel hale gelmediği şeklinde davanın reddedilmiş olmasının kabul edilemeyeceğini, yalnızca hatalı değerlendirme ile vadesi gelmeyen borç olarak değerlendirilen uyuşmazlığın usulden reddolunduğunu, öyle ki; davalının davanın esastan reddine dair talebinin yerinde olmadığını, yapılan defter incelemesi ile davalının dava konusu faturaları defterlerine işlediğini, faturalara itiraz etmediğini, 60,00 USD bedelli bir yazıcı dışında diğer malların teslim edildiğini, hesaplama yapılırken bu 60,00 USD bedelli yazıcının düşülüp bakiye 272.150,40 USD'lik faturaya ilişkin  alacağın her iki şirketin defter ve kayıtlarında gözüktüğü  konusunda bir ihtilaf olmadığını, mahkemece, vade gelmeden alacağı talep ettikleri düşündüğünden davayı HMK 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca usulden reddettiğini, açıklanan nedenlerle katılma yolu ile istinaf başvurularının kabulü ile; Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mah.  2023/84E. 2024/377K. Sayılı Dosyada verilen hukuka aykırı ve müvekkilinin mağduriyetine yol açan kararın kaldırılmasına, haklı davalarının kabulüne, davalının hukuka aykırı istinaf başvurusunun reddine, tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE :Dava; satım ilişkisinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın usulden reddine   karar verilmiş, karara karşı  taraf vekilleri tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; dava ve takibe konu alacağın muaccel olup olmadığı, davalı yararına nispi vekalet ücretine ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesi  gerekip gerekmediği  noktasındadır.Davacı tarafından davalı hakkında, Büyükçekmece\t1. İcra Dairesi'nin...Esas sayılı takip dosyası ile \"Fatura Numarası ... olan 06/07/2022 Tarihli Fatura kaynaklı bakiye alacağa istinaden yürütülen takip\" sebebine dayalı olarak 277.590,21 USD asıl alacak ve 5.338,86 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 282.929,07 USD  alacağın tahsili istemiyle 26.10.2022 tarihinde ilamsız  takip başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Somut olayda taraflar arasında muhtelif ... cihazları satışı hususunda ticari ilişki bulunduğu ihtilafsızdır. Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer   tarafın  ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2. fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir.Taraf  ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda; usulüne uygun tutulan davacı ticari defterlerine göre davalıya 295.267,86 USD tutarında fatura düzenlendiği, takip tarihine kadar davalının davacıya toplam 17.677,65 USD ödeme yaptığı, takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 277.590,21 USD alacaklı olduğu, takip tarihinden sonra davalının davacıya 5.379,81 USD daha ödeme yaptığı, buna göre dava tarihinde davacının davalıdan 272.210,40 USD alacaklı olduğu, davalının ticari defterlerinin eksik kayıtlar içerdiği, davalı ticari defterlerinde davacının 5.009.927,89 TL tutarındaki faturasının kayıtlara alındığı ve davalının davacıya 5.009.927,89 TL borçlu gözüktüğü, davalının davacıya yapmış olduğu demelerin kendi ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı tespit edilmiştir.Dosya kapsamına alınan bilirkişi raporunda, davacı tarafından davalıya gönderilen 25.11.2021 tarihli Proforma faturanın tutarı 295.267,00 USD olup, proforma faturada teslimatın \"60 gün\", ödeme vadesi \"12 ay Vade\" şeklinde şerhin yazılı olduğu, davacının ürünlerin tamamını teslim etmesinden bahsetmenin mümkün olmadığı, bu hususun davacının da kabulünde olduğu, buna göre davacının 60 günlük sürede teslim yükümlülüğünü yerine getirmediği ancak davalıya teslim ettiği satım konusu cihazların bedellerini vade tarihinin dolmasını müteakip talep etme hakkını haiz olacağı,  satım konusu cihazların davacıya hangi tarihte teslim edildiği anlaşılamamakla birlikte dosyaya sunulan servis formundan cihazların 10.01.2022-21.03.2022 tarihleri arasında montajının tamamlandığı, davacının teslim edip montajını tamamladığı bu cihazlar yönünden teslim tarihinin 21.03.2022 (montajın tamamlandığı tarih) olduğu kabul edildiğinde ifa talebini 12 aylık vadenin sona erdiği 21.03.2023 tarihinden itibaren ileri sürebileceği kanaati bildirilmiştir. Bilindiği gibi sözleşme ilişkisi, sözleşmenin esaslı unsurları üzerinde tarafların karşılıklı ve birbirine uygun iradelerinin birleşmesi ile kurulur (Türk Borçlar Kanunu  m.1/I ve 2/I). Bunun için de sözleşmenin taraflarından birinin teklifinin (icabının, önerisinin) diğeri tarafından kabul edilmesi yeterlidir. Sözleşmenin esaslı olmayan unsurlarının (ikincil hususların) bu aşamada kararlaştırılması şart değildir, bir diğer deyişle bunların kararlaştırılmamış olması hâlinde dahi sözleşme kurulmuş sayılır. Ticari teamülde de sözleşmeler tarafların çeşitli kanalları kullanarak icap ve kabul iradelerini birbirine iletmeleri ile kurulmaktadır. Proforma fatura gerek Türk Ticaret Kanunu (m.23) ve gerek Vergi Usul Kanunu (m.229 vd) anlamında bir fatura olmayıp, satıcının, satım konusu malın niteliklerini ve özellikle satış tutarını gösterdiği bir metindir (aynı yönde HGK, 14.11.1970 gün ve 1966/T-1586 E., 1970/619 K.). Yukarıda gösterilen ilkeler çerçevesinde bu metin sadece sözleşmenin asli unsurlarını gösteriyor ve karşı yanın (alıcının) karşı tekliflerinin de dikkate alınabileceği yönünde açıklık içeriyor veya bunun mümkün olduğu metinden anlaşılıyorsa, borçlar hukuku bakımından \"icaba davet\" sayılabilirken; satım sözleşmesine konu malın niteliklerine ve semenin tartışmasız, net tutarı gibi asli ve teslim yer ve şekli ile ödeme koşulları gibi tali tüm unsurları içeriyor ve alıcının karşı tekliflerini sunmasına imkân vermiyorsa \"icap\" sayılabilir (bkz. Ünal, O. K.: Fatura ve İspat Kuvveti, 4.b., Ankara 2006, s.33 vd.). Metnin bu ilkeler çerçevesinde değerlendirilmesi üzerine icaba davet niteliğindeki bir proforma fatura bakımından alıcının iradesini açıklaması \"icap=öneri\" sayılır; oysa proforma fatura tam anlamıyla icap niteliğinde ise alacaklının iradesini açıklaması ile sözleşme kurulmuş sayılmalıdır. Sınırlı biçimde sayılmış birkaç sözleşme türü dışında, icap ve kabulün mutlak suretle sarih bir irade açıklaması yolu ile yapılması şart değildir. Gönderilmiş malın alınıp kabul edilmiş ya da tüketilmiş olması, bedelinin ödenmesi, hizmetin kullanılması gibi davranışlar da sözleşmenin kuruluşunu sağlayan irade açıklamaları olarak yorumlanabilmektedir.  Davacı tarafından davalıya gönderilen 25.11.2021 tarihli proforma faturanın tutarı 295.267 USD olup, takibe dayanak fatura tutarı da 295.267,86 USD'dir. Her ne kadar davaya konu edilen alacağın dayandığı fatura tarihi 06.07.2022 ise de dosyaya sunulan servis formundan, satışa konu cihazların 10.01.2022-21.03.2022 tarihleri arasında kurulumunun tamamlandığı ve taraflar arasında başkaca bir yazılı sözleşme bulunmadığı gözetildiğinde taraflar arasında proforma faturadaki icaba uygun olarak zimni kabul ile sözleşmenin kurulduğu açıktır. TBK'nın 207/2. maddesi gereğince, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir adet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Yasal düzenlemeden anlaşılacağı üzere satım sözleşmesi ani edimli sözleşme olup, alıcı ve satıcının borçlarını aynı anda ifa etmesi esastır. Diğer bir anlatımla malın teslimi anında sözleşme bedelinin alıcı tarafından kural olarak aynı anda ödenmesi gerekir; ödenmemesi halinde alacağın bu tarih itibariyle muaccel olduğu kabul edilmelidir. Ancak, bu düzenlemenin aksi kararlaştırılabilir. Somut olayda taraflar arasındaki ilişkide  teslimatın \"60 gün\", ödeme vadesinin \"12 ay\" olduğu kabul edilmiş olup, 60 günlük süre içerisinde davacı tarafça teslimin gerçekleştirilmesi gerektiği açıktır. Dosyaya sunulan servis formlarından cihazların 10.01.2022-21.03.2022 tarihleri arasında kurulumunun tamamlanmasına göre en geç 21.03.2022 tarihinde teslimin gerçekleştiğinin  kabul edilebileceği gözetildiğinde davacı,  kararlaştırılan vadeden önce satım bedelini davalıdan talep edemez. Davacı tacir, TTK'nın 18/2.maddesi maddesi uyarınca basiretli bir iş adamı gibi hareket etmekle yükümlüdür. Bu durumda, dava ve takibe konu alacağın takip tarihi itibariyle muaccel (talep edilebilir) olmadığı anlaşılmakla mahkemece davanın  usulden reddine  karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacının takip tarihinde muaccel olmayan alacak nedeniyle icra takibine girişmesi nedeniyle eldeki dava, erken açılan dava niteliğindedir. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7/2.maddesinde “davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve  husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur” düzenlemesi bulunmakta olup, tarifenin açıklanan 7/2. maddesi hükmü gereğince davanın usulden reddine ilişkin kararda, vekalet ücreti nispi tarifeye göre takdir edilir; ancak, bu nispi vekalet ücretinin miktarı, maktu vekalet ücretini geçemez. Bu düzenleme doğrultusunda mahkemece davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesinde de isabetsizlik yoktur.Kötüniyet tazminat talebi bakımından; itirazın iptali davasında davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için davacının takibinde kötüniyetli olması şarttır. Somut olayda davalı aleyhine yapılan takip haksız ise de  davacının kötüniyetli olduğunun ispatlanmadığı anlaşılmakla mahkemece davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi isteminin reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.<br>HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı ve davalı vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR  : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2-Davacı ve davalı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.  16/10/2025<br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"286ce45d37aa434a","SID":"4e8336610c0b1189"}}