{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/1302 <br>KARAR NO\t: 2025/1397<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 22/04/2025<br>NUMARASI\t: 2024/83 Esas -  2025/265 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/10/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ... ... Yönetim Anonim Şirketi ve davalılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı banka tarafından ... ... Pazarlama ve Tanıtım Hizmetleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi lehine diğer davalılar...Matbaacılık ve ... Malzemeleri Makine Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi, ...Ambalaj Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi, ... ... ve ... ...’ın müşterek borçlu ve müteselsil kefaletleri ile genel kredi sözleşmelerine istinaden kullandırılan kredilerin 03.02.106 tarihinde kat edildiğini, bunun üzerine Beyoğlu 17.Noterliğinin 03.02.2016  tarih ... yevmiye nolu hesap kat İhtarının borçluların sözleşmede gösterilen adreslerine gönderildiğini, borcun ödenmemesi üzerine borçlular hakkında İstanbul 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/201 değişik iş sayılı dosyası ile ihtiyati haciz kararı alınarak, İstanbul 36.İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası üzerinden tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla icra takibine geçildiğini, kredi borçlusu ... ... Pazarlama ve Tanıtım Hizmetleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin İstanbul Anadolu 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/115 esas sayılı dosyasından iflasın ertelenmesi başvurusu ve mahkemece takip yapılmaması yönünde tedbir kararı bulunduğundan asıl borçlu için takip yapılamadığını, asıl borçlunun iflas erteleme talebinin sözleşmenin 4.2.5. maddesi gereği temerrüdün oluşması için yeterli olduğunu, yapılan icra takibinde alacağın sadece 350.000,00 TL. lık kısmının talep edildiğini, davalıların itirazı üzerine takibi durduğunu beyanla, icra takibine yapılan aksız ve yasal dayanaktan yoksun itirazın iptali ile takibin devamına, davalılar hakkında %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderlerinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu borcun ... ... Pazarlama ve Tanıtım Hizmetleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından kullanılan iskonto kredisine ilişkin olduğunu, müvekkillerinin bu kredinin kefili konumunda olduğunu, kullanılan bu kredi karşılığında, kredi borçlusu şirket ... ... Pazarlama ve Tanıtım Hizmetleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin alacaklı bankaya birebir borç tutarı kadar müşteri çekleri verdiğini ve günü geldikçe bu çeklerle borcun ödendiğini, yani borçlu firma ... ... Pazarlama ve Tanıtım Hizmetleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin bankaya borcunun kalmadığını, borcun tamamen tahsil edildiğini, bu süreçte karşılıksız çıkan bir çek ve geciken taksitinin olmadığını, dolayısıyla borçlu şirketin temerrüde düşmediğini, bu sebeple yapılan icra takibinin haksız olup ve hukuka aykırı olduğunu, ayrıca kefillere takip yapmak için gerekli yasal şartların oluşmadığını, alacaklıya başvurmadan doğrudan kefile icra takibi yapılmasının da hukuka aykırı olduğunu beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :<br>İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" , ...İbraz edilen ve hükme esas alınan bilirkişi raporu ile ; Kullandırılmış iskonto kredileri için alınmış olan çeklerin tahsil edilip edilmediğinin denetlenebilmesi için temlik veren  davacı...A.Ş. Mecidiyeköy Şubesi’nde yerinde yapılan inceleme ve tespitler sonucu ;davaya konu 932747 – 13 NO. lu iskonto kredisi yönünden ; Kullandırılmış kredi  anapara tutarı 270.000,00 TL. lık krediye ait çeklerin tamamının tahsil edilmiş ve davalı borçluların herhangi bir borcunun bulunmadığı,  932747 – 15 No.lu  iskonto kredisi için alınmış tüm çeklerin tamamının tahsil edilmiş olması nedeniyle davalıların herhangi bir borcuna rastlanılamadığı, 932747 – 18 No.lu  iskonto kredisi için alınmış tüm çeklerin tamamının tahsil edilmiş olması nedeniyle davalıların herhangi bir borcuna rastlanılamadığı,  iskonto kredilerinin teminatında bulunan çeklerden dolayı toplam 1.330.240,06 TL tutarında tahsilat sağlandığı, hesap kat ihtarıyla talep edilen alacak tutarı da  1.330.240,06 TL olduğunun tespit edildiği , hesap kat ihtarına konu edilen kredi miktarı ile  yapılan tahsilat miktarı birebir aynı olup hesap kat ihtarına konu edilen iskonto kredilerinin tamamının tahsil ve tasfiye edildiği, iskonto kredilerinin faizi daha kredinin ilk kullandırımı sırasında peşinen tahsil edilmiş olduğu için,  vade günleri takip ile dava tarihi aralığına denk gelen çeklerden dolayı sağlanan tahsilatın TBK’nun 101 m. 102.m.uyarınca doğrudan kredi borcuna mahsup edilmesi gerektiği iskonto işlemlerinde temel bir kural olmakla beraber,   takip konusu alacağın iskonto kredisi olması nedeni ile  faiz ve fer’ilerin peşin tahsil edilen bir kredi türüne ilişkin  olduğu için,  mükerrer tahsilat olmaması adına TBK’nun 100 m. uygulanmasının yerinde olamayacağı , Gayrinakdi çek taahhüt bedeli öncelikle takibe konu edilmediği, bu kapsamda  davacının talep edebileceği ne bir anapara ve nede bir faiz alacağı bulunmadığı anlaşılmakla Davalı kefiller ... ... ve ... ... hakkında takip kesinleşmiş olduğundan bu davalılar yönünden davanın hukuki yarar yokluğu nedeni ile reddine, diğer davalı şirketler aleyhine açılan davanın reddine, BAM 43. HD belirttiği üzere Koşulları oluşmayan kötüniyet tazminat talebinin reddine,\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı ... ... Yönetim Anonim Şirketi ve davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davacı ... ... Yönetim Anonim Şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle; davada öncelikle irdelenmesi ve araştırılması gereken hususun, takibe konu alacağın en geç takip tarihi(07.02.2016) itibariyle borçlular için muaccel olup olmadığının tespiti olduğunu,  bilirkişi raporunda, temerrüt tarihinin 05.02.2016 olduğu gözetilmeden, bu tarihten sonra yapılan ödemeler dikkate alınarak faiz hesabı yapılmadığını, bilirkişi raporunda esaslı bir hata olarak, icra takibinin açıldığı 05.02.2016 tarihi itibarıyla davalıların borçlu olmadıklarının ileri sürüldüğünü, oysa ki, taraflar arasındaki 07.04.2015 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan krediler bakımından muacceliyet ve temerrüt, asıl borçlu tarafından yapılan iflasın ertelenmesi başvurusuyla doğmuş ve 03.02.2016 tarihli ihtarname ile hesap kat edildiğini, bu işlemin, sözleşmenin 4.2.5. maddesi uyarınca davacının alacağını tahsil etme hakkını doğurduğunu, dolayısıyla icra takibinin başlatıldığı tarih itibarıyla davacı tarafın, davalılardan alacaklı konumunda olduğunu, bilirkişi raporunda, istinaf kararının gereğinin yerine getirilmediğini, ödemelerin baz alındığını, ancak faiz hesaplaması yapılmadığını ve mahsup sırasının gözetilmediğini,  davanın reddine dair kararın yasa ve içtihatlara açıkça aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalılar ... ... ve ... ... aleyhine açılan davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiş ise de ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmediğini,  tek vekalet ücretine hükmedildiğini, davalılar lehine İcra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini,  dava konusu borcun kredi ilişkisinden kaynaklandığını ve likit olduğunu, alacaklının inkar tazminatı ile sorumlu olabilmesi için kötü niyetli  yani kusurlu olması şart bulunmadığını, ancak, ödeme emrine karşı itirazda bulunan kişinin veli, vasi veya mirasçı olması durumunda icra inkar tazminatına hükmolunabilmesi için bunların kötü niyetinin ispatının gerektiğini,  Çeklerden hiç biri asıl borçluya ait olmadığı gibi karşılıksız da çıkmamıştır.  icra inkar tazminatının şartları oluştuğunu, bu nedenle davacı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, yasaya ve hukuka aykırı olan mahkeme kararının kaldırılması ve iki davalı yönünden de ayrı ayrı iki tane 30.000 TL   vekalet ücretine diğer davalılar yönünden de icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE :Dava; genel kredi sözleşmesine dayanarak kullandırılan iskonto kredisinden  kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince 2016/297 E. 2020/108 K sayıl ilamı ile; bir kısım davalı yönünden davanın reddine, bir kısım davalı yönünden dava açmakta hukuki yarar bulunmadığından davanın reddine ilişkin verilen karara  karşı davacı ve davalılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine  Dairemizin E: 2020/1748 -K:2023/1544 . Sayılı kararı  ile;  Yargıtay 19 HD'nin 06/11/2018 tarih, 2017/2059 Esas ve 2018/5532 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere takipten sonra dava tarihinden önce yapılan ödemeler yönünden; temerrüt tarihi ile  takipten sonra ilk ödemenin yapıldığı tarihe kadar asıl alacağa temerrüt faizi işletip yapılan ödeme önce faizden,  geriye kalanı da asıl alacaktan düşüp sonra eğer varsa ilk ödeme tarihinden ikinci ödeme tarihine kadar geriye kalan asıl alacağa faiz işletilmesi şeklinde hesaplama yapılması gerekir. Bu şekilde tüm ödemeler için hesap yapıldıktan sonra son ödeme tarihindeki borç durumuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir. Dava tarihinden sonra yapılan ödemelerin ise infaz aşamasında dikkate alınması gerekmektedir. Eldeki uyuşmazlıkta; davacının takip ettiği 350.000,00 TL'lik alacağın ait olduğu kredi belirtilmediği gibi iskonto kredisinde kullanılan çeklerin hangisine dayanıldığı da belirtilmemiştir. Bu durumda mahkemece 6098 sayılı TBK'nun 100 ve devamı maddelerinde belirtilen mahsuptaki sıra dikkate alınarak davalının takipten sonra yaptığı ödemelerin takibe konu edilen alacak yönünden yukarıda Yargıtay uygulamalarında belirtilen şekilde bilirkişi tarafından tek tek hesaplaması yapılarak sonucuna göre takibe itiraz eden borçlular yönünden bir karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile takibe itiraz eden borçlu davalılar yönünden davanın reddine karar verilmesi isabetli görülmemiştir. Davalılar vekillerinin istinaf talepleri yönünden yapılan değerlendirmede; İİK 67 maddesi gereği kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için davalı tarafça bu hususta talepte bulunulması gerekir. 6100 sayılı HMK'nun 129. maddesi gereği de cevap dilekçesinde talep sonucunun açık bir şekilde yer alması gerekir. Yine cevap dilekçesi verilmesi veya cevaba cevap dilekçesi verilmiş ise 2. cevap  dilekçesinin verilmesi ile savunmanın genişletilmesi yasağı başlar. Cevap dilekçesi sunulmaz ise HMK 128 maddesi gereği davacının dayandığı vakıalar inkar edilmiş sayılır. Bu süreden sonra yapılacak kötü niyet tazminatı talebi ise savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamı içindedir.Somut uyuşmazlıkta; itirazın iptali davası açılması üzerine davalılara usulünce  tebligat yapılmış, süresinde cevap dilekçesi sunulmamış, davalılar vekillince cevap süresi geçtikten sonra, 14/03/2017 tarihli  beyan dilekçesi sunulmuş, davalı vekilince 25/09/2019 tarihinde sunulan ıslah dilekçesi ile davacı tarafın kötü niyetli olduğu belirtilerek kötü niyet tazminatı talebinde bulunulmuştur. 6100 sayılı HMK'nun 176. maddesinde taraflardan her birinin yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebileceği açık bir şekilde ifade edilmiştir. Bu nedenle cevap dilekçesinin ıslahı için öncelikle yapılması gereken usul işlemi davaya cevap vermekten ibarettir. Cevap dilekçesinin hiç verilmemiş olması halinde ortada ıslah edilmesi mümkün bir usul işleminin varlığından söz edilemez. Aksi halde, suskun kalınarak hiç cevap verilmemiş olması halinin bir usul işlemi olarak kabulü gerekir. Bu çerçevede süresi geçtikten sonra yapılan ve karşı çıkılan savunmanın da hiç yapılmamış gibi olduğunu ve aynı hukuki sonucu doğuracağını belirtmek gerekir. Usul işleminin ıslahla düzeltilmesi öncelikle geçerli bir hukuki işlemin varlığını gerektirdiğinden, yapılmamış hükmünde sayılan bir usul işleminin ıslahla düzeltilmesi de düşünülemez. Bu durumda davalı tarafça süreside verilmiş bir cevap dilekçesi bulunmadığından usulünce yapılmış bir ıslahtan da bahsedilemez (Emsal Yargıtay Hukuk Genel Kurulu  2017 / 1093 Esas - 2017 / 1090 k. Sayılı ilamı). Bu durumda davalı tarafça ilk derece mahkemesinde usulünce yapılmış bir kötü niyet tazminatı talebi bulunmadığından davalı tarafın bu yöne ilişen istinaf talebi yerinde değildir. Kabule göre de; davalılar vekilinin haklarındaki dava hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddedilen müvekkilleri lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine yönelik istinaf istemi yönünden yapılan değerlendirmede: ilk derece yargılamasının karara bağlandığı 04/02/2020 tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 3. maddesi \"(2) Müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur.\" düzenlemesini içermektedir. Bu durumda süresinde borca itirazları bulunmayan davalılar ... ... ve ... ... lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan tarife gereği ayrı vekalet ücreti takdir edilmemesi isabetli olmamıştır.\" Gerekçesi ile kaldırılmıştır.  İlk derece mahkemesince kaldırma kararı sonrası dosyaya alınan denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli  bilirkişi raporu ile ; Kullandırılmış iskonto kredileri için alınmış olan çeklerin tahsil edilip edilmediğinin denetlenebilmesi için temlik veren  davacı...A.Ş. Mecidiyeköy Şubesi’nde yerinde yapılan inceleme ve tespitler sonucu; davaya konu 932747 – 13 NO. lu iskonto kredisi yönünden ; Kullandırılmış kredi  anapara tutarı 270.000,00 TL. lık krediye ait çeklerin tamamının tahsil edilmiş ve davalı borçluların herhangi bir borcunun bulunmadığı,  932747 – 15 No.lu  iskonto kredisi için alınmış tüm çeklerin tamamının tahsil edilmiş olması nedeniyle davalıların herhangi bir borcuna rastlanılamadığı, 932747 – 18 No.lu  iskonto kredisi için alınmış tüm çeklerin tamamının tahsil edilmiş olması nedeniyle davalıların herhangi bir borcuna rastlanılamadığı,  iskonto kredilerinin teminatında bulunan çeklerden dolayı toplam 1.330.240,06 TL tutarında tahsilat sağlandığı, hesap kat ihtarıyla talep edilen alacak tutarı da  1.330.240,06 TL olduğunun tespit edildiği , hesap kat ihtarına konu edilen kredi miktarı ile  yapılan tahsilat miktarı birebir aynı olup hesap kat ihtarına konu edilen iskonto kredilerinin tamamının tahsil ve tasfiye edildiği, iskonto kredilerinin faizi daha kredinin ilk kullandırımı sırasında peşinen tahsil edilmiş olduğu için,  vade günleri takip ile dava tarihi aralığına denk gelen çeklerden dolayı sağlanan tahsilatın TBK’nun 101 m. 102.m.uyarınca doğrudan kredi borcuna mahsup edilmesi gerektiği iskonto işlemlerinde temel bir kural olmakla beraber,   takip konusu alacağın iskonto kredisi olması nedeni ile  faiz ve fer’ilerin peşin tahsil edilen bir kredi türüne ilişkin  olduğu için,  mükerrer tahsilat olmaması adına TBK’nun 100 m. uygulanmasının yerinde olamayacağı, Gayrinakdi çek taahhüt bedeli öncelikle takibe konu edilmediği, bu kapsamda  davacının talep edebileceği ne bir anapara ve nede bir faiz alacağı bulunmadığı belirlenmiştir. Bu durumda ilk derece mahkemesince davalı kefiller ... ... ve ... ... hakkında takip kesinleşmiş olduğundan bu davalılar yönünden davanın hukuki yarar yokluğu nedeni ile reddine, diğer davalı şirketler aleyhine açılan davanın reddine, davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine ilişkin verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamakla davacının istinaf istemlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.  Davalı tarafça süresinde verilen bir cevap dilekçesi ile kötü niyet tazminatı istenmemiş olmakla bu talebin reddine ve red sebebi ortak olan davalı kefiller lehine tek vekalet ücreti takdirinde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin istinaf istemlerinin reddine karar vermek gerekiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı ... ... Yönetim Anonim Şirketi ve davalılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: <br>1-Davacı temlik alan ... ... Yönetim Anonim Şirketi vekili ile davalılar vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Temlik alan davacı ... ... Yönetim Anonim Şirketi tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davalılar tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,4-Temlik alan davacı ... ... Yönetim Anonim Şirketi ve davalılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,5-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.  15/10/2025<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d00c90921ff085ae","SID":"dfdea9ce90c701dd"}}