{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1009 <br>KARAR NO\t: 2025/1386<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 23/03/2022<br>NUMARASI\t: 2021/217 Esas -  2022/225 Karar<br>DAVA: Alacak (Bayilik Sözleşmesinden Kaynaklı)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/10/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı  vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirketin, müvekkili şirket ile 05.09.2011 tarihinde akdettiği Bayilik Sözleşmesi ile beş yıl süreyle, müvekkili şirketin ... bayiliğini yürütmeyi taahhüt ettiğini, ancak davalı şirketin keşide ettiği, Beyoğlu 27.nci Noterliğinin 14.05.2013 tarih ve ... yevmiye no'lu İhtarnamesi ile tek yanlı olarak bayilik sözleşmesini feshettiğini ihbar ettiğini, Bayilik Sözleşmesi beş yıl süreyle akdedildiği için davalının fesih ihbarının haksız ve mesnetsiz olduğunu, davalı şirketin bayilik sözleşmesi uyarınca 04.09.2016 tarihine kadar müvekkili şirket bayiliğini sürdürmeyi taahhüt ettiğini, sözleşmenin davalı tarafından haksız feshi nedeniyle müvekkili şirket sözleşmenin normal olarak hitam bulacağı 04.09.2016 tarihine kadar ... satışlarından elde edeceği kardan mahrum kaldığını, 14.09.2011 ‘de yapılan ilk ikmal ile 13.05.2013 tarihinde yapılan son ikmalarasında geçen 20 aylık dönemde davalının toplam satışlarının 2.497,87 Kg.ve aylık satış ortalamasının 124,89 Ton olduğunu, sözleşmenin normal hitam süresine 40 aykaldığını, bu sürede satılacak ... miktarının 4.995.72 Ton olacağını, Fesih tarihinde ...'ın ... alış fiyatının 3.443,46.-TL. ve davalıya beher ton satış fiyatının 3.620,94.-TL. Olduğunu, beher tonda elden edilen kazanç 177,48 TL. ve buna göre, 4.995,72 Ton X 177,48 TL = 886.640,38 TL olduğunu, müvekkili şirketin, davalı şirketin haksız feshi nedeniyle, 886.640,38 TL tutarında kar mahrumiyeti tazminatı talebine hak kazandığını, davalı şirketin, 16.05.2013 tarihi itibariyle, faiz hariç müvekkili şirkete 111.705,51 TL borçlu bulunduğunu, davalı' ya cari hesap borcu ve kar mahrumiyeti alacağının tediyesi için keşide olunan, Beyoğlu lO.ncu Noterliğinin 20.05.2013 Tarih ve ...4 yevmiye no.lu İhtarnamesinin semeresiz kaldığını, açıklanan sebeplerle, 121.705,51 TL'nin 23.05.2013 tarihinden itibaren, davalıdan avans faiziyle tahsiline karar verilmesini, Yukarıda arz olunan nedenlerle, fazlaya ilişkin hak ve talepleri saklı olmak üzere 10.000.-TL. kar mahrumiyeti ve 111.705,51 TL cari hesap alacağı olmak üzere toplam 121.705,51 TL. Alacağın 23.05.2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline, muhakeme giderleri ile avukatlık ücretinin de davalıya yüklenmesine karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında 05.09.2011 tarihli, 5 yıl süreli Bayilik sözleşmesi olduğunu, bu sözleşmenin süresinden önce müvekkil tarafından haksız şekilde fesih edildiğini iddia ederek, söz konusu sözleşmeye dayalı olarak Kar Mahrumiyeti adı altında taleplerde bulunulduğunu, Oysa ki delil listesi ekinde sunduğu bayilik sözleşmesinde de sabit olduğu üzere taraflar arasında 02.08.2011 tarihli Bayilik sözleşmesi ve devamında imzalanan bu bayilik sözleşmesine ek protokol dışında başkaca bir sözleşme bulunmadığını, hal böyle olmakla davacı yanın dilekçesinde talep ve iddialarını dayandırdığı 05.09.2011 tarihli sözleşmeyi kabul etmediklerini, davacı yan kar mahrumiyeti talebini taraflar arasındaki 5 yıl süreli sözleşmenin müvekkil/davalı tarafından süresinden önce haksız şekilde fesih edildiğini dayandırmış olup, bu nedenle de sözleşme süresi sonuna kadar mahrum kalacakları karı talep ettiklerini, oysa ki, taraflar arasında kurulu bulunan bayilik sözleşmesi müvekkil şirket tarafından haklı nedenlerle fesih edildiğini, Şöyle ki; Müvekkil, bayilik sözleşmesi içerisinde tüm edimlerini yerine getirmekte iken, 22.02.2013 tarihinde, davacı yanca davalı müvekkiline ... plakalı araçtan 092650-092651 İrsaliye no ile ikmal edilen 9200 KG ...'nin sulu olduğunu, bu ...'nin satışının yapıldığı ... plakalı araçlarda arızalar meydana geldiğini ve tutanak altına alındığını, Söz konusu araçlarda yaşanan arızaların müvekkil şirket tarafından araç sahiplerine ödendiğini, Esasen daha öncede ufak çaplı böyle hadiseler yaşanmış olsa da bu hadiselerin kaynağının davacı yandan ikmal edilen ...'nin standart dışı olduğu müvekkilce bilirkişi raporuna kadar bilinemediğini, bunun üzerine müvekkili şirketin pompalarda bir arıza olduğunu düşünüp pompaların yetkili servisini çağırdığını, Yetkili servisin yapmış olduğu incelemede pompaların içindeki filtrelerde buz kütlelerinin olduğunu, Keza bu olayın devamında müşteri kaybı yaşanmaya başlandığını, Hal böyle olması üzerine, müvekkil tarafından davacı yandan ikmal edilen söz konusu ...'nin standart dışı olup olmadığı hususunda, Konya 4.ncü Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/ 11 D. İş sayılı dosyası ile tespit yaptırıldığını, söz konusu tespitte davacı yandan ikmal edilen ...'nin içinde su mevcut olduğunu, bir başka ifade ile davacı yandan tedarik edilen ...'nin standartlara aykırı olduğunun tespit edildiğini, bu tespite dair bilirkişi raporu davacı yana da tebliğ edildiğini, davacı yanın müvekkilinin ticari hayatına maddi ve manevi olarak zarar veren kusurlu davranışları nedeni ile müvekkil şirketin taraflar arasında kurulu bulunan bayilik sözleşmesini, Beyoğlu 27. Noterliğinin 14.05.2013 tarih, ... Yevmiye sayılı ihtarı ile haklı nedenlerle fesih ettiğini, keza zaten yukarıda da ifade ettiğimiz üzere taraflar arasında 02.08.2011 tarihli, ... ile Çalışan Karayolu Taşıtları İçin İkmal İstasyonu Bayilik Sözleşmesi imzalanmasına müteakip, bu sözleşmeye ek olarak Ek Protokol düzenlendiğini, Bu protokolün Bayilik Süresi Başlıklı 3. Maddesinde\" İş bu sözleşme toplam 5 yıl yapılmış olmakla birlikte, taraflar 1 yıl sonunda uzatma veya fesih etme hakkına sahiptir\" hükmü içermekte olduğunu, Bu protokol hükmü uyarınca müvekkil davalının kurulduktan 1.nci yılın sonundan itibaren sözleşmeyi fesih yetki ve hakkının zaten bulunduğunu,Tüm bu hususlar davacı yana Beyoğlu 54.ncü Noterliğinin 23.05.2013 tarih, ... Yevmiye sayılı cevap ihtarı ile de izah edildiğini, hal böyle olmakla da, taraflar arasında kurulu bulunan bayilik sözleşmesi müvekkil davalı tarafından haklı nedenle fesih edildiği için, davacı yanın kar mahrumiyeti talebi haksız ve mesnetsiz olduğunu, bir başka açıdan ise, hiçbir şekilde kabul anlamı taşımamakla birlikte davacı yanın Kar Mahrumiyeti talebi müspet zarar kalemi olup davacı yanın kar mahrumiyeti hesap tarzı menfi zarar hesabı olduğunu, davacı yanın kar mahrumiyeti talebi bir nevi Cezai Şart mahiyetinde olup, esasen fahiş ve müvekkilin ekonomik olarak mahvına sebep olabilecek düzeyde olduğunu, Bir an için davacı yanın kar mahrumiyeti talebi kabul edildiği düşünülse dahi fahiş talebin tenkisini talep ettiklerini, davacı yanın dilekçesinde; müvekkili şirketin 16.05.2013 tarihi itibari ile faiz hariç olmak üzere davacı yana 111.705,51 TL. Borcu olduğunu, bu borcun ödenmesi hususunda müvekkiline ihtar çekmelerine rağmen semeresiz kaldığını iddia ettiklerini, Müvekkilinin davacı yanın iddiasının aksine belirtilen miktarda muaccel olmuş hiçbir borcu bulunmadığını, Taraflar 10.01.2013 tarihli mutabakat ve ekindeki cari hesap özeti faksı ile 31.12.2012 tarihi itibari ile müvekkili şirketin davacı yandan 68.479,28 TL alacağı olduğunu kat edildiğini, ekte sunulan müvekkil şirkete ait Muavin defterinde de görüleceğe üzere müvekkili şirketin 15.05.2013 tarihi itibari ile davacı yana3.711,73 TL borcu bulunduğunu, esasen taraflar arasında ticari ilişki bayilik sözleşmesinden önce başladığını, Şöyle ki; Bayilik sözleşmesinden önce müvekkil şirkete ait ...plakalı ...Marka ... tankerinin ve tankere ilave ... Tankı-Pompası, Tüm Tesisat Pano Elektrik ve sistemleri ile birlikte davacı yana satışı konusunda ARAÇ KATİ SATIŞ PROTOKOLÜ yapılmış olduğunu, Söz konusu protokolde aracın ve araca monte edilen ... Tankı-Pompası, Tüm Tesisat Pano Elektrik ve sistemleri gibi ilavelerin bedelinin ödenmesi, taraflar arasındaki bayilik ilişkisinin kurulmasına müteakip bilahare anlaşılacak bir değer üzerinden alıcı (... ...) tarafından satıcıya (... ...) ... oto-gaz vererek yapılacağı kararlaştırılmış olduğunu, Bu protokol gereği de söz konusu ... tankeri 28.07.2011 tarihinde davacı yana teslim edildiğini, daha sonra taraflar arasında bayilik sözleşmesi kurulmuş olup, müvekkili davalının söz konu aracın ve araca ilave Tank, pompa gibi ilavelerin bedelini davacı yandan, bir kısmını fatura karşılığı nakit olarak bir kısmını da davacı yandan almış olduğu ... bedelinden mahsup ederek tahsil etmiş olduğunu ve bunu ticari defterlerine işlediğini, Hal böyle olmakla davacı yan iddiasını ispat külfeti altında olduğunu, davacı yanın tüm iddia ve taleplerini kabul etmediklerini, davanın reddine, yargılama harç ve masrafları ile yasal ücreti vekaletin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :<br>İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" , ...Tanker araç bedeli bakımından; taraflar arasında ...plaka sayılı tanker araç için Araç Kati Satış Protokolünün düzenlendiği, protokol uyarınca 28/07/2011 tarihinde aracın alıcı / davacı şirkete teslim edildiği, aracının bedelinin ödenmesine yönelik olarak protokolde aynen \"taraflar arasındaki bayilik ilişkisi kurulması müteakip, bilahere anlaşılacak bir değer üzerinden alıcı satıcıya ... ... vererek yapılacaktır\" denildiği, bu bağlamda araç için protokolde açıkça bir bedelin kararlaştırılmadığı anlaşılmıştır. Dosyaya delil olarak sunulan resmi araç satış sözleşmesi uyarınca Konya 1. Noterliğinin 09/08/2011 tarihli ve ... yevmiye numaralı satış sözleşmesinde, aracın davalı tarafından 77.800,00 TL (KDV Dahil) bedelle davacı şirkete resmi olarak satıldığı, hatta davalı şirketin ibraz edilen fatura suretinden aynı tarihte yani 09/08/2011 tarihinde 77.800,00 TL (KDV Dahil) fatura düzenleyerek davacı şirkete tebliğ ettiği belirlenmiştir. Bu halde, hem protokol, hem noter huzurunda yapılan resmi satış sözleşmesi hem de davacının tek taraflı ve bizatihi kendisinin düzenlediği fatura uyarınca aracın bedelinin artık 77.800,00 TL olduğunun ve tarafların bilahere bu bedeli kararlaştırdıklarının kabulü zorunludur. Kaldı ki davalı taraf, araç bedelinin bu tutardan daha fazla olmak üzere kararlaştırıldığını resmi ya da yazılı başkaca hiçbir belge ile ispat da edememiştir. Öte yandan; resmi araç satış sözleşmesi ve davalının düzenlediği faturadan beş gün öncesinde taraflar araç bedeli konusunda anlaştığından (protokole göre bilahere taraflar 77.800,00 TL olarak belirlemişleridir) devir öncesinde davacı şirket banka havalesi yoluyla 04/08/2011 tarihinde 89.504,00 TL ödeme yapmıştır. Dosyaya ibraz edilen banka dekontunun açıklama kısmında tanker alımı ile ilgili ödeme yapıldığı açıkça ve ayrınca şerh edilmiştir. Dolayısıyla, mevcut havale işleminin tanker araç bedeli için yapıldığı tartışmasızdır. Davacı şirketin araç bedeli olarak toplam 89.504,00 TL ödeme yaptığı, taraflar arasında bilahere anlaşılan araç bedelinin ise yukarıda gerekçeli olarak ifade edildiği üzere 77.800,00 TL olduğu, ödeme yapılan tutardan araç bedeli mahsup edildiğinde bakiye alacağın 11.704,00 TL olduğu anlaşılmıştır. Araç bedeli (bakiye 11.704,00 TL) ve avans ödemesi (100.000,00 TL) toplandığında davacının ticari defter ve belgelerinde olduğu üzere cari hesaptan kaynaklanan toplam 111.704,00 TL cari hesap alacağının bulunduğu tespit edilmiştir. Aynı tespit ve değerlendirme, denetime elverişli ve hükme esas alınan 09/11/2017 ve 24/05/2018 tarihli bilirkişi raporlarında kapsamlı olarak sebepleri ile birlikte vurgulanmıştır. Nihayetinde; İstinaf Mahkemesi ilamında gösterilen kaldırma sebepleri doğrultusunda Mahkememizce gerekli inceleme ve araştırmalar yapılmış, detaylı anlatım ve gerekçe oluşturulmuş, kar mahrumiyeti alacağı yönünden tüm miktar karar yerinde (gerekçede) gösterilmiş, yine ilamda belirtildiği üzere hükmün infazına elverişli şekilde her bir talep (kar mahrumiyeti ve cari hesap alacağı) yönünden ayrı ayrı hüküm kurularak davanın kabulüne,\" karar verilmiştir.<br>Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının hiçbir itiraz ve savunmalarının irdelenmeden dosyada mübrez bilgi ve belgelere hilaf şekilde verilmiş olması sebebi ile usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, davacı şirket yetkililerinin beyan ve ikrarlarını içeren 20.08.2014 tarihli bilirkişi raporu varken yerel mahkemece “taraf defterli üzerinde yapılan inceleme neticesinde; davacının davalıdan 111.704,00TL alacaklı olduğu, davalının bu miktardan mahsubu gereken bir bedel bulunduğu hususunu ispat edemediği, mahsubunu istediği tutarın mahsup edilemeyeceği davalı tarafından sunulan cevap dilekçesi ve dosya kapsamında anlaşılmakla'' şeklindeki gerekçe ile takas mahsup taleplerinin reddi ile davanın kabulüne karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, usul, yasa ve yerleşik Yargıtay İçtihatlarına aykırılık teşkil eden yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE :Dava, bayiilik sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle kar mahrumiyeti ve cari hesap alacaklarının tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince süresi içerisinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacı tarafça, taraflar arasında bayiilik sözleşmesinin davalı bayii tarafından haklı neden olmaksızın süresinden önce feshedildiğini iddia ederek sözleşmenin kalan süresi için hesaplanan  886.640,38 TL kar mahrumiyeti alacağından şimdilik 10.000 TL’nin ve cari hesaptan dolayı 111.705,51 TL’nin davalıdan tahsilini istemiş, davalı ise, feshin haklı olduğunu, zira, davacıdan tedarik edilen malın ayıplı olduğunu, ayrıca feshin protokol hükümlerine uygun usulüne uygun olarak yapıldığını, cari hesaptan dolayı borcun bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesince  2013/182 Esas - 2018/873  Karar ayılı ilamı ile davanın kabulüne dair verilen kararın taraf vekillerince istinafı üzerine dairemizin  2020/148 E.  2021/84 sayıl ilamı ile; \" kar mahrumiyeti alacağı yönünden açılan kısmi davada, davacının kar mahrumiyeti alacağının bulunup bulunmadığı varsa alacağın tümünün karar yerinde gösterilmesi, davacının talebiyle bağlı olunduğundan talepte istenen tutara hükmedilmesi gerekir. Ayrıca, davacının iki ayrı talebi bulunduğundan, bu taleplerin her biri hakkında hüküm kurulması gerekirken infazda tereddüt yaratacak yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı görülmüştür. Öte yandan ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararında, tarafların iddia ve savunmalarının özeti yapılarak, dosyada birden fazla bilirkişi kök ve ek raporları alınmış olmasına karşın, anılan raporlardan ve içeriğinden bahsedilmemiş, tarafların iddia, savunma ve toplanan delilleri üzerinde durulup tartışılmamıştır.\" gerekçesiyle kaldırılması üzerine ilk derece mahkemesince kaldırma ilamında eksik olduğu belirtilen hususlar tamamlanarak ve ayrıntılı gerekçe ile taraf delilleri de değerlendirilerek hüküm tesis edildiği anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşmenin  05/09/2011 tarihinde düzenlendiği, ayrıca yapılan  ek protokolün 3. Maddesi ile \" İş bu sözleşme toplam 5 yıl için yapılmış olmakla birlikte, taraflar 1 yıl sonunda uzatma veya fesih etme hakkına sahiptir\" şeklinde düzenleme bulunduğu, bu düzenlemenin  bayilik sözleşmesinin 1. yıl sonunda sözleşmenin devamını isteme yahut sona erdirme noktasında hak ve imkan sunduğu, bu haliyle  1 yıllık dönemler sonunda fesih hakkının tanındığı, ilk dönem sonu olan   05/09/2012 tarihinde taraflarca herhangi bir fesih / sözleşmeyi sonlandırma iradesi bulunmadığı,  aksine, cari hesaptan kaynaklanan mal alım satımına dayalı ticari ilişkinin devam ettiği, davalının sözleşmeyi 14/05/2013 tarihinde tek taraflı feshettiği, fesih ihbarnamesinde kendisine satılan malların ayıplı olduğuna yönelik bir gerekçe ileri sürmediği, dava aşamasında ileri sürdüğü bu iddiasının ispatlanmadığı, tek taraflı olarak Konya 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde yaptırdığı tespitte  makine mühendisi tarafından düzenlenen raporun uzmanlık alanı ve 5307 sayılı Sıvılaştırılmış ... Gazları (...) Piyasası Kanunu uyarınca analiz, numune alma, muayene, ölçüm, bu işlemler sırasında tutulacak tutanaklar, hatta bu konuda yapılacak ihbar ve şikayetler ile lisans ve dağıtım faaliyetleri hem anılan Kanunda hem de bu kanuna göre çıkartılan yönetmeliklerde belirtilen usullere uyulmadan, numune alınıp laboratuvar ortamında inceleme yapılmadan düzenlenen rapora dayanarak ürünün ayıplı olduğunu kabul imkanı olmadığı anlaşılmaktadır. Davalı tarafın, davacının ayıplı ürün verdiği gerekçesiyle sözleşmenin haklı feshedildiğine yönelik savunmasına itibar edilmemiş olması yerinindedir.  Ek protokolün 3. Maddesini lafzı ile de 1 yıllık dönem sonu dışında taraflara dilediği zaman sözleşmeyi feshetme yetkisi vermediği açık olmakla davalı tarafça sözleşmenin haklı olarak feshedilmediğinin kabulünde ve buradan hareketle davacı lehine \"makul süre\" kar mahrumiyetine karar verilmesinde  bir isabetsizlik yoktur. İlk  derece mahkemesince yargıtay uygulamaları ve  sektör uzmanı bilirkişinin denetime elverişli raporu doğrultusunda   makul sürenin 3 ay olarak kabulü ile 3 aylık toplam kar mahrumiyetinin   22.535,01 TL olarak belirlenmesinde ve davacının talep sonucu ile bağlı kalınarak 10.000,00-TL kar mahrumiyetine hükmedilmesinde de bir isabetsizlik yoktur. Davacının davalı tarafa 100.000 TL avans verildiği tarafların kabulünde olup davalı taraf bu bedelin iade edildiğine dair kendi ticari defterlerinde yaptığı kaydın gerçeği yansıtmadığı, banka aracılığıyla ödeme yapıldığına dair savunmasının belge ile ispatlanmadığı, ticari defter kayıtlarında ödeme yapıldığına dair kayda rağmen kayda dayanak belgenin sunulmadığı, kaydın gerçeği yansıtmadığı anlaşılmaktadır. Davalının davacıya sattığı araç bedelinin resmi noter satışı ile davalı tarafça  düzenlenen fatura içeriği ile 77.800,00 TL olduğu, araç satışı için davcı tarafça davalıya sipariş avans olarak gönderilip banka dekontunda da açıklama bulunun  89.504,00 TL ödeme yapılan tutardan araç bedeli mahsup edildiğinde bakiyenin 11.704,00 TL olduğu,  neticede davacının davalı şirketten toplamda 111.704,00 TL alacaklı olduğu anlaşılmakla ilk derece mahkemesince verilen kararda herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: <br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 2.078,40 TL harcın, alınması gerekli olan 8.313,60 TL harçtan mahsubu ile bakiye 6.235,20 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.  14/10/2025<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"96b162ced71e25cb","SID":"c894fb34f7eea3bd"}}