{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/646 <br>KARAR NO\t: 2025/1395<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 26/01/2023<br>NUMARASI\t: 2021/786 Esas -  2023/94 Karar<br>DAVA: Denkleştirme Tazminatı<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/10/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasında 11/01/2012 tarihli Perakende Dağıtım Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin süresinin 5 yıl olarak belirlendiğini, ancak davalının herhangi bir neden  göstermeden 01/08/2013 günü internet kanalıyla  yolladığı fesih mesajı ile sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiğini, buna göre sözleşmenin 40 ay öncesinden feshedildiğini, müvekkilinin taraflar arasındaki sözleşmeye güvenerek Zonguldak'ta orman işletmesine ait bir depoyu 3 yıllığına kiraladığını, depo içerisinde davalının isteği doğrultusunda tadilat yaptırdığını,  8 kişiyi istihdam ettiğini,9 adet el terminali aldığını,maddi ve manevi birçok yükün altına girdiğini, davalının  sözleşmeyi tek taraflı olarak feshederken müvekkilinin stoklarında bulunan ve parası ödenmiş kavanoz grubu gıdaları geri almayı reddettiğini, bundan dolayı da müvekkilinin zarara uğradığını, müvekkili şirketin sözleşmeye güvenerek 9 motorlu araç ve 10 personeli ile  şirketi donattığını, kısa süre içinde 1500 müşteriye ulaştığını, müvekkili şirketin 2012 net karının  293.078,16 TKL, aylık ise 24.423,16 TL olduğunu, müvekkilinin istihdam  edilen personelin sözleşmenin fesih edilmesi nedeniyle  maaşlarını ödeyemediğini, davalının  akdi feshetmesinin ardından  müvekkilinin deposunda bulunan ve parası ödenmiş sağlam  malların davalıya   01/08/2013 tarihinde iade edildiğini, ancak davalının  bu iadelerim  bedeli olan 459.279,38 TL'nin 54 gün sonra ödediğini, arada geçen 54 günlük ticari faizini de talep ettiğini, tüm bu talepler ile ilgili davacıya  Zonguldak 1. Noterliğinin 08/10/2013 tarih ve ... yevmiye  nolu ihtarnamesinin çekildiğini, ihtarnamenin 21/10/2013 tarihinde davalıya  tebliğ edildiğini beyanla, fazlaya  ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile; haksız fesih sebebiyle uğradıkları 37.202,23 TL zararın  ödetilmesine, kiralanan deponun  tadil ve tanzim edilmesi için harcanan  14.200,00 TL, fesihten sonra iade alınması gerektiği halde alınmayan  kavanoz grubu ürünlere ödenen 4.500,00 TL zarar, haklı sebep yokken Çaycuma  ve Devrek ilçe bayiliklerinin müvekkilinden alınarak Bartın bayiliğine  bağlanması sebebiyle  uğranılan 6 aylık zarar toplamı 28.500,00 TL, sözleşme gereğince müvekkili şirketçe  istihdam edilen 8 kişinin iş akitlerinin sona erdirilmesi sebebiyle ödenmiş bulunan 25.283,82 TL kıdem tazminatı zararı, sözleşmenin 01/08/2013 tarihinde feshedilmesi olması sonucu erken fesih sebebiyle 40 aylık munzam zarar karşılığı şimdilik 50.000,00 TL, sözleşmenin feshi ile iade alınan mal bedeli olan 459.279,38 TL'nin 54 günlük ticari avans faizinin, Davalıdan tahsili ile, alacaklara akdin feshi tarihinden itibaren ticari avans faizi yürütülmesine , yargılama giderleri ile  ücreti vekaletin davalıdan tahsiline karar verilmesini  İstanbul 24.Asliye Ticaret Mahkemesi nin 2014/238 E sayılı dosyasında talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP:<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı firma  ile  11/01/2012 tarihli dağıtım sözleşmesinin akdedildiğini, buna  göre Zonguldak bölgesinde sözleşme  konusu ürünlerin perakende satılması ve dağıtılması işini üstlendiğini, ancak davacı şirketin sözleşme  hükümlerine uygun hareket etmediğini, beklenen performansı göstermediğini, satış cirosunu yakalayamadığını, müvekkili şirket bakımından feshin haklı sebebe dayandığını, müvekkili şirketin  sözleşme  gereğince davacı tarafa gereği bildirimde bulunduğunu, bu hususta toplantılar yapıldığını, fesih konusunda anlaşma yapıldığını, taraflar arasındaki sözleşmenin tarafların mutabakatı ile  sona erdirildiğini, ancak karşı tarafın bakiye alacağını almasına rağmen ibraname  ve mutabakat metnini imzalamadığını, sözleşmenin ister geçerli sebeple isterse de haklı sebeple  feshedildiği yorumlansın; her iki durumda da tazminat koşullarının  meydana  gelmediğini, davacının  sözleşme gereğince yapmış olduğu yatırım bedellerini müvekkili şirketten  isteyemeyeceğini,davacı şirketin müvekkili şirket portföyüne  1500 adet müşteri kazandırdığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, mal iade işlemleri nedeniyle  ve mal tedarikinde yaşanan sıkıntılarında sözleşmenin ifasını imkansız hale  getirdiğini beyanla, davanın reddini, yargılama giderleri ile  ücreti vekaletin davacıdan tahsilini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :<br>İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" , ...Raporda özetle davacının davalı ile aralarındaki sözleşmenin feshinden sonra aynı nitelikte bir işi bulabilmesi için gerekli makul sürenin 9 ay olarak belirlendiği, Davacının sözleşmenin normal yürüdüğü 2012 yılında aylık ortalama net kârının 19.536,70 TL olup kâr kaybı zararının 19.536,70TL X 9 ay = 175.830,34 TL olacağı hesaplanmıştır. Mahkememizce davacının 9 aylık  makul süre için  aylık ortalama net kârı  19.536,70TL üzerinden yapılan hesaplamanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi 11/11/2021 tarih 2020/507 esas 2021/1365 karar sayılı kaldırma ilamını karşıladığı anlaşılmış davanın  175.830,34 TL üzerinden kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafından Zonguldak 1. Noterliği nin ... yevmiyeli temerrüd ihtarının davadan önce davalıya gönderildiği, ihtarda sözleşmenin haksız feshi nedeniyle uğranılan zararların tebliğden itibaren 7 gün içinde ödenmesinin ihtar edildiği, davalı tarafa 21/10/2013 tarihinde tebliğ edildiği, davalının 28/10/2013 tarihinde temerrüde düştüğü sabit bulunmuştur. Kabul edilen 175.830,34 TL kar mahrumiyeti tazminatına 28/10/2013 tarihinden itibaren ticari faiz yürütülmesine,\" karar verilmiştir.<br>Bu karara karşı davacı ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece bilirkişilerce tanzim edilen rapora dayanarak hüküm kurulduğunu,  bilirkişi raporunun eksik ve yetersiz olduğunu, bilirkişinin davacı tarafın talep ve beyanlarının hiçbirisini tartışmadığını,  eksik ve yetersiz rapora dayanılarak kurulan hükmün hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davalı lehine hükmedilen avukatlık ücretinin hatalı olarak hesaplandığını, davanın pilot/kısmi dava olarak açıldığını, bilirkişi raporuna dayanarak davanın ıslah edildiğini, istinafın giden dosya,\" hesaplama yöntemi yanlıştır\" denilerek bozulduğunu ve yeniden hesap yaptırılması için iade edildiğini, yeni bir bilirkişiye dosya teslim edildiğini ve bu defa 175.830,34 TL. olarak hesaplandığını, bilirkişi raporuna itiraz ettiklerini, ancak reddedildiğini, bozmadan önceki rakamla, sonradan hesaplanan  rakam arasındaki fark oranında vekalet ücreti çıktığını,  vekalet ücretinin davanın açılırken bildirilen miktar üzerinden hesaplanması gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  davacı şirket ile davalı şirket arasında akdedilen 11.01.2012 tarihli “dağıtım sözleşmesinin (perakende)” müvekkilce haklı sebebe dayalı olarak feshedildiğini, mahkeme tarafından 9 aylık makul süre üzerinden hesaplanan munzam zarar tazminatına hükmedilmesinin haksız olduğunu,  taraflar arasındaki ilişki sona erdirilmiş olduğundan artık kar kaybı vb. müspet zararlarının tazmininin istenmesinin mümkün olmadığını, her iki tarafı da tacir olan davaya konu sözleşmede bir tarafın bildirimle tek taraflı fesih yoluna gitmesi feshin haksız olduğu anlamına gelmeyecek olup bu nedenle de kar kaybı vb. müspet zararların tazmininin istenmesinin mümkün olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için farzı mahal karşı tarafın söz konusu tazminatları talep edebileceği düşünülse dahi, söz konusu kararda yer verilen 9 aylık süre üzerinden yapılan tazminat hesabından davalı şirketin karşı tarafa tanıdığı ihbar süresinin düşülmemesinin usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, bu nedenle verilen hükmün bozulması gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı şirket üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE :Asıl dava, perakende dağıtım sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle uğranılan menfi ve müspet zararın tazmini, birleşen davada ise, denkleştirme (portföy) tazminatı  istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, 20/12/2018 tarih 2014/1227 esas 2018/1363 karar sayılı karar ile; \"Davanın kısmen kabulü ile; 876.307,20 TL 'nin davalının temerrüt tarihi olan 28/10/2013'ten itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak  davacıya  verilmesine, fazla istemin reddine,\" karar verilmiştir.  Kararın  taraf vekillerince istinafı üzerine dairemizin 11/11/2021 tarih 2020/507 esas 2021/1365 karar sayılı ilamı ile ;\"........... taraflar arasındaki sözleşmenin haklı neden olmaksızın davalı tarafından feshedildiğinin kabulü gerektiğinden ilk derece mahkemesinin bu yöndeki gerekçesi ve değerlendirmesinde isabetsizlik bulunmadığından davalının bu yöndeki istinaf sebebi yerinde değildir.Ne var ki, sözleşmenin davalı tarafça haksız feshi halinde kural olarak davacının ifa menfaatine ilişkin kar kaybı zararı isteminde bulunma hakkı mevcut ise de, ilk derece mahkemesince, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, sözleşmenin sona ermesi gereken sürenin tamamı ve brüt kar esas alınarak mahrum kalınan kâr hesaplanmıştır. Başka bir ifadeyle, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında vurgulandığı üzere, davacının fesihten sonra aynı nitelikte bir işi bulabilmesi için gerekli makul bir sürenin tespit ettirilerek, belirlenecek bu süre için uğradığı kar kaybının hesaplanması, eğer davacı tespit edilen süreden önce aynı nitelikte bir iş bulmuşsa bu halde de fesihten söz konusu işi bulduğu tarihe kadar olan süre içinde uğradığı kar kaybı zararının davacının net karı üzerinden hesaplanarak hüküm altına alınması gerekirken yazılı şekilde kalan tüm sözleşme süresine ve brüt kara göre hesaplama yapılması doğru görülmemiştir. O halde, ilk derece mahkemesince, aralarında sektörden bir uzmanın da yer alacağı yeni bir bilirkişi kurulundan az yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda, gerekçeli ve denetime açık bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre bir karar verilmelidir.Öte yandan, asıl ve birleşen davalar bakımından hüküm fıkrasında ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken, kısa kararda “ Davanın kısmen kabulü ile 876.307,20 TL’nin davalının temerrüt tarihi olan 28/10/2013’ten itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla istemin reddine” denilerek HMK m.297 aykırı şekilde infazda tereddüt yaratacak şekilde hüküm tesisi de doğru değildir.Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile HMK 353(1).a.6 maddesi gereğince, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. \" gerekçesi ile kaldırılmasına karar verilmiştir. Taraflar arasında 11/01/2012 tarihinde 5 yıl süreli olarak Perakende Dağıtım Sözleşmesinin imzalandığı Sözleşmenin “Fesih” başlıklı 17. Maddesinde; “İşbu sözleşme 11.01.2012 tarihinde imzalanmış olup aşağıdaki sebeplerden biriyle feshedilmediği sürece ancak her durumda, imza tarihinden itibaren en fazla 5 yıllık bir süre boyunca geçerli olacaktır: 1-Taraflardan herhangi biri, sözleşme süresi boyunca herhangi bir zamanda en az 1 ay önceden yazılı olarak bildirimde bulunmak suretiyle sözleşmeyi tek taraflı olarak ve herbangi bir sebep göstermek zorunda olmaksızın feshetmek hakkına sahip olacaktır. 2-Dağıtıcı, bu sözleşmedeki yükümlülüklerinden herhangi birini ihlal ettiği takdirde ve söz konusu ihlal, giderilmesi mümkün bir ihlal olup da ...'nin ihlali bildiren ve ihlalin giderilmesi talebini içeren yazılı ihbarından itibaren 5 gün içinde düzeltilmezse ... bu sözleşmeyi derhal ve tek taraflı olarak feshetmek hakkına sahip olacaktır. 3-Dağıtıcı'nın (yeniden yapılanma ya da birleşme amacıyla yapılanlar hariç) zorunlu ya da ihtiyari iflası halinde ya da dağıtıcının aciz haline düşmesi, alacaklılarıyla konkordatoya girmesi, malların tamamı ya da esaslı bir kısmının idaresinin resmi bir görevliye verilmesi durumlarında ...’ nin bu sözleşmeyi tek taraflı olarak sona erdirme hakkına sahip olacağını,” hükmünün kabul edildiği, Davalı tarafça sözleşme süresi dolmadan 01/08/2013 tarihinde, sözleşmede verilen önel verilerek elektronik posta/mail yoluyla sözleşmenin feshedildiği, Davalı tarafın huzurdaki davada sunduğu cevap dilekçesinde, haklı fesih nedeni olarak davacının performans düşüklüğünü ileri sürdüğü ve sözleşmenin önel verilerek sona erdirildiği hususlarına dayandığı anlaşılmaktadır.Mahkemece kaldırma kararı doğrultusunda  oluşturulan  bilirkişi heyetinden alınan denetime elverişle hüküm kurmaya yeterli raporda özetle;  davacının davalı ile aralarındaki sözleşmenin feshinden sonra aynı nitelikte bir işi bulabilmesi için gerekli makul sürenin 9 ay olarak belirlendiği, Davacının sözleşmenin normal yürüdüğü 2012 yılında aylık ortalama net kârının 19.536,70 TL olup kâr kaybı zararının 19.536,70TL X 9 ay = 175.830,34 TL olacağı hesaplanmış olup mahkemece bu miktar üzerinden asıl davanın kabulüne karar verilmesinde reddedilen kısım yönünden davalı yararına AAÜT hükümlerince takdir edilen vekalet ücretinde  bir isabetsizlik yoktur. Taraflar arasında imzalanan 11/01/2012 tarihli sözleşmenin 2.maddesinde; \" Bölge  ; dağıtıcının aktif faaliyet alanı Zonguldak bölgesidir...İş bu sözleme ile dağıtıcıya tekel hakkı tanınmamış olduğundan ... ürünleri dilediği kuruluş ve kişilere satmakta/sattırmakta/ ve veya dağıtmakta/dağıttırmakta dilediği yerde ve sayıda dağıtıcılık vermekte serbesttir, dağıtıcı bu hususu şimdiden kabul eder\" hükmü mevcuttur.Bu hüküm gereğince davacı davalı şirketin tekel hakkına sahip tek satıcı/dağıtıcısı olmadığından  TTK 122 anlamında aranan tek satıcılık yasal koşulu oluşmadığından portföy tazminatına yönelik berileşen davanın reddine karar verilmesinde de bir isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: <br>1-Davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 359,80 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 255,60 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 3.002,74 TL harcın, alınması gerekli olan 12.010,97 TL harçtan mahsubu ile bakiye 9.008,23 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,4-Davacı ve davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,5-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy çokluğu ile karar verildi.  14/10/2025<br>MUHALEFET ŞERHİ<br> Sözleşmenin Fesih” başlıklı 17. Maddesinde; “İşbu sözleşme 11.01.2012 tarihinde imzalanmış olup aşağıdaki sebeplerden biriyle feshedilmediği sürece ancak her durumda, imza tarihinden itibaren en fazla 5 yıllık bir süre boyunca geçerli olacaktır: 1-Taraflardan herhangi biri, sözleşme süresi boyunca herhangi bir zamanda an az 1 ay önceden yazılı olarak bildirimde bulunmak suretiyle sözleşmeyi tek taraflı olarak ve herhangi bir sebep göstermek zorunda olmaksızın feshetmek hakkına sahip olacaktır.\" düzenlemesi ile tarafları tacir olan sözleşmenin 1 ay önceden haber vermek koşuluyla hiçbir sebep göstermeden feshedilebileceğinde kuşku yoktur. İlk derece mahkemesi ve dairemizin kaldırma kararında gerekçe göstermeden fesih hakkını düzenleyen bu maddenin TMK 2 maddesi uyarınca herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır hükmü gereği, davalının sözleşmeyle kendisine tanınan fesih hakkını dürüstlük kurallarına uygun kullanıp kullanmadığının değerlendirilmesi  gerektiği görüşü belirtilmiştir. Davalı tarafın sözleşme hükmüne dayalı olarak herhangi bir neden göstermeksizin sözleşmeyi önel vererek feshettiğini ileri sürmüş  ise de, yargılamada sunduğu cevap dilekçesinde, haklı fesih nedeni olarak davacının performansındaki düşüklüğü ileri sürmüş olması ispat yükünü yer değiştiren bir husus değildir. Şöyle ki;  Oysa davalının savunması sözleşmenin haklı sebeple feshi olmayıp 1 aylık önel verilerek sebepsiz fesih yapıldığı iddia edilmektedir. İlaveten sözleşmenin feshinde haklı sebebin de bulunduğu savunulmaktadır.  Mahkemenin ve dairenin burada araştırması gereken ilk  husus davalının sözleşmenin feshinde haklı olup olmadığı değil, önel verilerek yapılan feshin TMK 2 kapsamında dürüstlük kuralına aykırı kullanılıp kullanılmadığı, fesih hakkının açıkça kötüye kullanılıp kullanılmadığı  hususudur. Dürüst davranma (Objektif iyi niyet)  TMK 2 hakların ve borçların ifası aşamasıyla İlgili olup hakların kullanılması aşmasında ortaya çıkar. Orta zekada orta ahlakta bir kişinin göstermesi gereken davranışı ifade eder.  TMK 2/2 düzenlenen bir hakkın açıkça  kötüye kullanılması yasağı ise Hakkın dürüstlük kuralına apaçık aykırı kullanılması, bundan başkalarının zarar görmesi, yada zarar görme tehlikesi ile karşılaşmasıdır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir.  Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. Bu durumda  sözleşme hükmünce önel verilerek yapılan fesih  hakkın dürüstlük kuralına aykırı olarak  kötüye kullanıldığı vakıasından hak elde eden davacının bu hususu ispatlaması gerekir. Davacı  tarafça bu husus ispatlanmadığından sözleşmenin haksız feshinden bahisle açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiği,  davalının istinaf talebinin kabulü gerektiği görüşüyle çoğunluk görüşüne katılmıyorum. <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6b9cc2927869e3ea","SID":"42f157abe3b55f79"}}