{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1537 <br>KARAR NO\t: 2025/1385<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 29/03/2022<br>NUMARASI\t: 2019/607 Esas -  2022/226 Karar<br>DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/10/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirkete 14.04.2011 tarihli \"akaryakıt bayilik sözleşmesi\" imzalanmak suretiyle 5 yıl süreli bayilik hakkı verdiğini, taraflar arasında ayrıca 14.04.2011 tarihli \"ön protokol\" bağıtlandığını, sözleşme eki 14.4.2011 tarihli \"satış taahhütnamesi\" uyarınca davalının her yıl için 1.300 metreküp beyaz ürün, 1 ton madeni yağ satmayı kabul ve taahhüt ettiğini, eksik ürün alımı halinde son cari hesap üzerinden hesaplanacak oranın %5'i oranında, müvekkili şirketin satılamayan üründen dolayı mahrum kaldığı karı ödemeyi taahhüt ettiğini, buna göre 2011 yılı için 700.000 litre, 2012 yılı için 913.000 litre beyaz ürün almamak suretiyle sözleşme hükümerine aykırı davrandığını ve müvekkilini kardan mahrum bıraktığını, noter marifeti ile ihtarname keşide edilerek davalıya uyarı yapıldığını, davalının haksız şekilde 04.03.2013 tarihli ihtarnamesi ile sözleşmeyi feshettiğini, müvekkilinin hem fesih tarihine kadar geçen süre yönünden, hemde sözleşmenin feshin süresinden önce feshi nedeniyle sözleşme süresi sonuna kadarki dönem yönünden ayrı ayrı kar mahrumiyeti hakkı bulunduğunu belirterek şimdilik; 12.07.2012 fesih tarihinden 19.01.2016 sözleşmenin sona ereceği tarihe kadarki dönem için 10.000,00 -TL, sözleşmenin başlangıç tarihinden fesih tarihine kadarki dönem için eksik alınan beyaz ürün miktarı yönünden 40.000,00 -TL olmak üzere toplam 50.000,00 -TL kar mahrumiyeti ve cezai şart alacağının aylık %3 akdi faizi ile birlikte davalıdan tahsiline kadar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; sözleşmenin feshinin haklı nedene dayandığını, davacının sözleşmeden kaynaklanan edimini yerine getirmediğini, mal sevkiyatında aksamalar yaşandığını, düzenli mal alınamadığı için müvekkilinin zarara uğradığını, sözleşmenin yürürlükte kaldığı dönem için davacının tonaj taahhüdünü yerine getirmesi yönünde bir talepte bulunmadığını, yapılan satış miktarları konusunda taraflar arasında zımni bir mutabakatın oluştuğunu, bu aşamada ileri sürülmesinin iyi niyet kurallarına uymadığını, sözleşmede kar mahrumiyetine ilişkin hükümlerin genel işlem koşullarına uygun olmadığını, hem kar mahrumiyeti hem cezai şart isteminde bulunulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin davacı şirkete mal bedellerine ilişkin bir borcunun bulunmadığını, davacının iddiasında samimi olmadığını, müvekkilinin bayilik ilişkisinin yürürlükte olduğu süre içerisinde tüm yükümlülüklerni eksiksiz ve tam olarak yerine  getirdiğini belirterek davanın haksızlığını savunmuş ve reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :<br>İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" , ...Yukarıda yapılan tüm saptamalar ışığında, davalı tarafından davacıya dava tarihi öncesinde ödeme yapıldığının ispatlanamadığı, dava tarihi sonrası ise  26/06/2013 tarihinde 150.000,00-TL teminat mektubu tahsili ile 30/07/2013 tarihli 50.000,00-TL çek bedeli tahsilatının ispatlandığı, her ne kadar eldeki dava ceza-i şart alacağı davası olup, taraflar arasındaki cari hesap bu davanın konusunu teşkil etmese de,  kesin nitelikteki istinaf ilamı doğrultusunda yapılan inceleme sonucu, dava tarihinden sonra cari hesaba mahsuben yapıldığı ispat olunan 200.000,00-TL tahsilat ile taraflar arasında 31/12/2013 tarihinden sonra başkaca bir ticari ilişki bulunmadığı da nazara alındığında, davacının iş bu dava ile hüküm altına alınan ceza-i şart borcunu yargılama sırasında ödediğinin, 30/07/2013 tarihi itibariyle davanın konusuz kaldığına\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükümden önce bilirkişi raporuna karşı itiraz edildiğini, ancak dikkate alınmadığını ve eksik inceleme yapıldığını,  davacının ticari defter ve kayıtları incelendiğinde davacının 340. alınan sipariş hesabında davalı şirkete sadece 18.290,82 TL borçlu olduğunun kayıtlı olduğunu, diğer bir ifade ile de dava tarihi itibarıyla davalının alacak miktarının sadece 18.290,82 TL olduğunun görülmekte olduğunu, \"Konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına\" dair tesis edilen hükmün hatalı olduğunu ve kaldırılması gerektiğini, davacının 17.060,73 TL tutarında cezai şart sebebiyle alacaklı olduğu yönünde hüküm tesis edilmesi gerektiğini, davalı şirket lehine 30.704,44 TL vekalet ücretine hükmedilmesi de usul ve yasaya tümü ile aykırı olduğunu, davacının takas ve mahsup sonucunda 17.060,73 TL tutarında cezai şart sebebiyle alacaklı olduğu dikkate alındığında ise yine bu tutar üzerinden kabul kararı verilmek suretiyle davacı lehine ve davalı aleyhine vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmedilmesi gerektiğini, kararın bu yönü ile de usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE :Dava, bayiilik sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle kar mahrumiyeti ve alım taahhüdü ihlalinden kaynaklı cezai şart tahsiline ilişkindir.İlk derece mahkemesince, konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına  karar verilmiş, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacı tarafça, taraflar arasında bayilik sözleşmesinin davalı bayii tarafından haklı neden olmaksızın süresinden önce feshedildiğini iddia ederek sözleşmenin kalan süresi için fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 10.000 TL  kar mahrumiyeti ve davalının alım taahhüdünü yerine getirmemesinden kaynaklı 40.000 TL cezai şartın davalıdan tahsilini istemiş, davalı ise, feshin haklı olduğunu, zira, davacının sözleşmedeki edimlerini yerine getirmediğini, mal sevkiyatında aksamalar olduğunu, müvekkilinin bu yüzden zarar ettiğini   belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesinin 22/04/2013 tarihli tensip tutanağı 11. Maddesi ile dava değerinin belirlenebilir olduğu gerekçesiyle kısmi dava açılamayıp tam dava açılması gerektiği bu nedenle davacı tarafa bakiye harcı yatırmak üzere 1 haftalık kesin süre verilmesi üzerine davacı tarafça 10/05/2013 tarihli dilekçe ile dava değeri toplam 350.000 TL  olarak bildirilmiş ve eksik harç 10/05/2013 tarihide yatırılmıştır. İlk derece mahkemesince  2013/124 Esas - 2016/818  Karar sayılı ilamı ile; davanın kısmen kabulüne, 32.079,45 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren aylık % 3 oranında yürütülecek temerrüt faizi ile birlikte davacı yararına davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine dair verilen  kararın taraf vekillerince istinafı üzerine  İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16, Hukuk Dairesinin  2017/2968 Esas,  2019/2359 Karar sayılı ilamı ile:  Sözleşmenin davalı yanca feshedildiği tarafların kabulünde olup, davacı sözleşmenin haksız feshedildiğini, davalı ise haklı nedenle feshedildiğini iddia etmektedir. Davacı ve davalı kayıtları mahallinde ayrı ayrı incelenmiş, sözleşmedeki taahhütler ile tarafların bu taahhütlere uygun davranıp davranmadıklarının belirlenmesi açısından incelenmiş ve raporlar alınmıştır. Yine alınan raporların sektörel olarak değerlendirilmesi açısından da mahkemece birleştirici üçüncü rapor alınmıştır. Raporların ortak yönleri; her iki tarafın da akde aykırılıklarının olduğu, feshe kadar tarafların bu duruma sessiz kaldıkları ve ticari ilişkiye devam ettikleri noktasında birleşmiştir. Ancak davalı yanın akdin feshi için belirttiği hususlardan istasyonun geç teslimi dışındaki  diğer sebepler belge ve delillerle desteklenmemektedir. Bu durumda gerek bilirkişi raporlarının gerekse mahkemenin akdin feshini haklı bir fesih olarak kabul etmeme görüşü toplanan delillere göre doğru kabul edilmelidir.Yerleşik içtihatlara göre kar mahrumiyeti ve cezai şart açısından hesaplamalarda ; özellikle kar mahrumiyetinin  sözleşme sonuna kadar değil, yeni bir bayilik kurulmamış olsa bile kurulması için gereken makul süre kapsamında hesaplanması gerektiği prensibine göre rapor alınmış ve makul süreye göre yapılan hesaplamaların dosya içeriğine uygun düştüğü görülmüştür. Ancak; davalı yanın cevap dilekçesinde açık savunması bulunduğu üzere ve ayrıca istinaf dilekçesinde de belirttiği üzere  tamamı fesihten sonra olarak gerçekleşen her biri 50.000 TL den 100.000 TL çek tahsilatı ve 50.000 TL ve 150.000 TL olmak üzere 200.000 TL teminat mektubunun nakde tahvili yolu ile 300.000 TL lik tahsilatın yapıldığı ve cari hesap alacağı düşüldükten sonra  davalı kayıtlarına göre davalının 93.941,28 TL fazladan ödeme yaptığı  görülmektedir.Davacı defterleri incelenirken cari hesap açısından değil sadece tonaj taahhüdü açısından incelendiğinden davacının bu ödemelerinin hangi alacak kalemine mahsuben muhasebeleştirildiği belli değildir.Bu konuda ticari defterler üzerinde eksik görev tanımı ile eksik inceleme yapılmıştır. Bu durumda cari hesap dışında davacının bir alacağı bulunup bulunmadığı, bu tahsilatların nasıl muhasebeleştirildiği üzerinde durulup, eğer cari hesap alacağı bulunmuyorsa yapılan tahsilatlar ile kar mahrumiyeti ve cezai şart alacağının da tahsil edilmiş olup olmadığı sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği kabul edilmelidir. Bu nedenle özellikle davacı yan kayıtları bu açıdan incelenerek sonucuna göre talepler hakkında hüküm kurulması için kararın kaldırılması ve ilk derece mahkemesine gönderilmesi gerektiğinden ; davacı yanın istinaf başvurusunun reddine ancak davalı yanın istinaf başvurusunun kabulüne karar vermek gerekmiştir.\" gerekçesiyle kaldırılması üzerine ilk derece mahkemesince kaldırma ilamında eksik olduğu belirtilen hususlar tamamlanarak ve ayrıntılı gerekçe ile taraf delilleri de değerlendirilerek hüküm tesis edildiği anlaşılmaktadır.Kaldırma kararı sonrası dosyaya kazandırılan  22/02/2021 havale tarihli bilirkişi ek raporunda;  04.04.2013 Tarihinde tahsil edildiği beyan edilen 50.00,00.-TL Teminat Mektubu ile 30.05.2013 tarihinde çek karşılığı 50.000,00.-TL ve 30.07.2013 tarihinde çek karşılığı 50.000,00.-TL ye  ait davacı taraf defterlerinde herhangi bir kayda rastlanılmadığı, davacı defter kayıtlarında, sadece 26.06.2013 tarihinde 150.000,00.-TL Teminat Mektubu karşılığında tahsil edilen paranın, taraflar arasında mevcut cari hesap alacağına mahsup edildiği ve mahsup neticesinde, davacı tarafın davalı tarafa 340.Alınan Sipariş Hesabında 18.290,82.-TL borçlu olduğunun kayıtlı olduğu,\" 2\" Nolu bent de ki Teminat Mektubu ve çeklerin tahsil edilmiş olması halinde davacı tarafın davalı tarafa, yine davacı taraf defter kayıtlarına göre  168.290,82.-TL( 100,000.TL iki adet Çek + 50.000,00.-TL Teminat Mektubu + 340. Hesap Bakiyesi 18.290,82 TL — 168.290,82.-TL ) borçlu olacağı, ( ceza-i şart ve kar mahrumiyeti mahsup edilmemiş tutar) belirtildiği görülmektedir. Dava tarihi 18/04/2013'tür.  Davalı tarafından davacıya 04/04/2013 teminat mektubu karşılığı 50.000 TL, 30/05/2013 tarihinde  çek karşılığı 50.000,00-TL, 20/06/2013 tarihinde 150.000,00-TL bedelli teminat mektubunun tahsil edildiği ve  30/07/2013 tarihinde çek karşılığı 50.000 TL ödendiği savunulmaktadır. Davacı defter ve kayıtlarında yalnızca 150.000,00-TL bedelli teminat mektubunun tahsiline dair kaydın bulunduğu yaptırılan bilirkişi incelemesi ile anlaşılmıştır. Bu ödemenin dava tarihinden sonra olduğu da açıktır. Davalı defterlerinde kayıtlı olup davacı defterlerinde kayıtlı olmayan, 04/04/2013 tarihli teminat mektubu karşılığı 50.000,00-TL ödeme ve  30/05/2013 tarihli çek karşılığı 50.000,00-TL ödemeye ilişkin herhangi bir delil sunulmamış olmakla iddia edilen bu ödeme ispat olunmamıştır. Davacı tarafça sunulan 30/07/2013 keşide tarihli çek fotokopisi incelendiğinde; ... Sebze Meyve şirketini keşidecisi, ... Petrol şirketinin lehdarı olduğu, 50.000,00-TL bedelli 7059319 çek numaralı çekin ... Petrol tarafından davacıya ciro edildiği tespit edilmiş, bu çek ile ilgili ... 'e yazılan yazı cevabından çekin 30/07/2013 tarihinde takastan ibraz ediliğinin ve ödendiğinin bildirildiği görülmektedir. Bu haliyle dava tarihinden sonra davalı tarafça davacıya 26/06/2013 tarihinde 150.000 TL teminat mektubu bedeli ile 30/07/2013  tarihinde 50.000 TL çek ödemesi ispatlanmış durumdadır. İlk derece mahkemesinin  08/11/2016  tarih ve 2013/124 Esas  2016/818 karar sayılı kararı ile davacının hüküm altına alınan alacağı, 32.079,45-TL' olup davacının istinaf istemi İstanbul BAM16 HD'nin bahsi geçen kararı ile reddedilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmeye ile temerrüt faiz oranı aylık %3, yıllık %36  olarak kararlaştırılmıştır. Dava tarihi itibarıyla davacının alacağı  32.079,45-TL'dir. Bu miktara işletilecek faiz ile birlikte dava tarihinden sonra yapılan ödeme ile  davanın konusuz kaldığı anlaşılmakla davacının bu yönlere ilişen istinaf istemi yerinde değildir. Dava kısmi dava olarak 50.000 tl dava değeri bildirilerek açılmış olup davacı tarafça 10/05/2013 tarihli dilekçe ile dava değeri 300.000 TL daha artırılarak toplam 350.000 TL  olarak bildirilmiş ve eksik harç 10/05/2013 tarihide yatırılmıştır. Bu durumda davacı tarafın başlangıçta haklı olduğu  32.079,45-TL' üzerinden davacı yararına, başlangıçta da haklı olmadığı 317,920,55 TL üzerinden davalı yararına vekalet ücreti hükmedilmesinde yargılama giderlerinin buna göre dağıtımında da bir isabetsizlik yoktur.  HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: <br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan  80,70 TL harcın, alınması gerekli olan  615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.  14/10/2025<br>\t<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"63a558031f6a405f","SID":"f7ab72b6e7a17f64"}}