{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"><br>T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO\t: 2025/42 <br>KARAR NO\t: 2025/2922<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali<br>KARAR TARİHİ: 18/11/2025\t<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; dava dışı .... San. Tic. Ltd.Şti.'nin (... Tekstil) davacı banka nezdindeki 1453-9094478 no.lu hesabına, dava dışı ... Tekstil-Promet, ... No tarafından 21.815,64 EUR transferi için EWİFT SWİFT yoluyla verilen talimata istinaden gelen döviz cinsi meblağın, transfer talimatı gereğince dava dışı ...Tekstilin hesabına aktarılması gerekirken, sehven davalının 1453-9092825 no.lu hesabına aktarıldığını, davalı hesabına sehven alacak kaydedilen meblağın iadesi için ulaşıldığını, ancak davalının gerek şifahi görüşmeler ve gerekse de ihtarat  gönderilmesine rağmen paranın iadesine  yanaşmadığını, davalının kendisine ait olmayan parayı TBK'nun 77 m. uyarınca sebepsiz zenginleştiğinden  iade etmekle yükümlü olduğunu, yapılan icra takibinde davalının borca  haksız itiraz ettiğini  beyanla,itirazın iptaline, takibin devamına ve %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesi talep ve dava etmiştir.    Davalı temsilcisi cevap dilekçesinde ;davacının talep ettiği alacağın yasal tarafı olmadıklarını, davacı bankanın ilgili şube çalışanı ...'ın şirket yetkilisi ... ile yaptığı görüşmede Swift mesajı üzerinden gelen paranın doğrudan İBAN hesabına geçtiğini söylediği, gerçekten de 30-45 dakika içinde olaydan haberdar olunduğu ve banka yetkilisine bu  durumun  bildirildiğini, Swift sistemi üzerinden gelen paranın hesaplarına direkt olarak alacak kaydedilmiş olması nedeniyle bunun iadesinin söz konusu edilemeyeceğini, hesaba geçen paranın zenginleşme yaratabilecek büyüklükte bir para olmadığını, davacının güven verici ve ikna edici bir adım atmadığı için paranın iade edilemeyeceğini belirterek, davanın reddine,kötüniyet tazminatına  karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda ;  davacı bankanın IBAN doğrulamasında hataya düşmesi neticesinde 21.815,64 euronun davalı hesabına yatırıldığı, 06/03/2023  tarihinde davacının 21.815,64 euroyu gerçek alıcıya ödediği, bu durumda davalının davacı aleyhine sebepsiz zenginleştiği, davacı bankanın kişisel verilerin korunması kapsamında gerçek alıcı bilgilerini davalıya bildirmemesinin yerinde olduğu, davalının 21.815,64 euro parayı davacıya iade etmesi gerektiği gerekçesiyle ,Davanın Kabulü   ile Davalının İstanbul Banka alacakları İcra Dairesi ...  esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin aynen devamına  devamına,-Devamına karar verilen 21.815,64-EURO alacağa  takip tarihinden itibaren yasal  faizi uygulanmasına,Alacağın likit olması nedeniyle 21.815,64-EURO alacak üzerinden %20 oranında hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,karar verilmiştir.Mahkemece verilen kararı, davalı vekili istinaf etmiştir.Davalı vekilince verilen  istinaf dilekçesinde ; \"Yerel mahkeme tarafından yargılama süresince hiçbir itirazımız dikkate alınmamıştır. Bu sebeple  müvekkil şirket mağdur olmuştur. Davanın husumet  ve hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken sayın mahkeme tarafından işin esasına girilmesi hatalıdır. Davacı banka müvekkil şirketin hesabına gönderilen paranın tarafı değildir. Kabul anlamına gelmemek şartıyla belirtmek gerekir ki bir an için bir alacağın varlığından bahsedilse dahi bu alacağın muhatabı davacı değil parayı gönderen dava dışı gönderici şirkettir. Davacı bankanın,  kanunen kendisine yüklenen sorumluluğu yerine getirmemesi , basiretli bir tacir gibi davranmayıp dikkat ve özen yükümlülüğüne uygun davranmaması müvekkil şirketin değil davacının sorumluluğundadır... Davacı banka bahse konu işlemden tam 45 gün sonra müvekkil şirket ile iletişime geçmiştir. Sayın mahkemenizin de malumu olacağı üzere bu transferin bankanın hatalı işleminden kaynaklanması durumunda bankanın derhal iletişime geçeceği bunun için 45 gün boyunca beklemeyeceği aşikardır. Müvekkil şirketin sebepsiz zenginleşmesi gibi bir durum  söz konusu değildir. Dava konusu olayda sebepsiz zenginleşmeye çalışan davacı bankadır. Müvekkil şirket uzun yıllardır faaliyet gösteren saygın ve köklü bir şirkettir. Burada dikkat edilmesi gereken husus müvekkilin niyetidir. Müvekkil defaatle bankadan parayı gönderen şirketin bilgilerini talep etmiş, gönderici ile iletişime geçmek istemiştir. Fakat  banka bu bilgileri müvekkile vermekten imtina etmiştir. Basiretli bir tacir olan müvekkilin kendisine gönderilen parayı göndericisinin onayını almadan üçüncü bir kişiye gönderebilmesi mümkün değildir. Aksi durum müvekkilin borçlu duruma düşmesine neden olacaktır. Banka ne usulüne uygun bir temlik sözleşmesi ne de gönderici bilgilerini müvekkille paylaşmamış kötüniyetli olarak icra takibi başlatmıştır. Burada bankanın kişisel veriler gereğince ilgili kişiye ait bilgileri paylaşmasının yerinde olduğuna yönelik olarak yapılan tespitin de hatalı olduğunu belirtmek isteriz. Zira bir hakkın kullanılması için ve  hukuki bir yükümlülüğün yerine getirilmesi gerektiğinde veri paylaşımına KVKK çerçevesinde izin verilmiştir. Ayrıca mahkeme müvekkil şirkete KVKK gibi bir gerekçe de bildirmemişken  mahkemece yapılan bu tespitin tarafımızca kabulü mümkün değildir.Öyle ki müvekkil şirket,  herhangi bir temlik sözleşmesi ve göndericiden gelen bir onay olmamasına rağmen kendisini de koruma altına alma ve borçlu konuma gelmeme gayesiyle davacı bankadan bir ibra protokolü hazırlamasını, paranın bankaya gönderilmesiyle birlikte müvekkil şirketten herhangi bir alacak kalmayacağının açıkça belirtilmesini talep etmiştir. fakat davacı banka bu şekilde bir ibraname de vermemiş yalnızca ve ısrarla para talebinde bulunmuştur. AYrıca dava dilekçesiyle birlikte gönderici firmaya ait bilgilerin  tarafımızca öğrenilmesininin akabinde gönderici firma ile iletişime geçilmiştir.  gönderici firma ile yapılan görüşmelerde davacı bankayı tanımadığını bu banka ile çalışmadığını, bu banka ile temlik sözleşmesi yapmadığını belirtmiştir. bu husua ilişkin sunmuş olduğumuz deliller değerlendirilmemiştir. İnternet üzerinden yapılacak küçük bir araştırmada dahi banka üzerinden para gönderilmesi durumunda sorumluluğun göndericide olduğu görülebilecektir.Mahkeme tarafından karar verilirken Türk Parasının Korunması Hakkındaki Kanun uyarınca icra takibinin döviz ile başlatılmış olduğu hususu da göz ardı edilmiştir. Dvacı tarafça başlatılan takip açıkça usul ve yasalara aykırıdır.Ayrıca, davacının müvekkil şirket nezdinde doğmuş/doğacak bir alacağı olduğunu kabul anlamına gelmemek şartıyla belirtmek gerekir ki, icra takibinde faiz türü ve faiz başlangıç tarihi hatalı olmasına rağmen mahkemece verilen karar da bu hususa da değinilmemiştir.  Faizin başlangıç tarihinin müvekkil şirketin hesaplarına paranın gönderildiği tarih olarak kabul edilebilmesi mümkün değildir. Sırf bu sebeple dahi kararın ortadan kaldırılması gerekmektedir. \" şeklindeki istinaf sebepleri ile  kararın usul ve hukuka aykırı olduğu  ileri sürülerek,kaldırılması istenmiştir.HMK.nun 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan  inceleme  sonucunda; dava , itirazın iptali      talebine ilişkindir.Davanın dayanağı olan  İstanbul Banka Alacakları İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra takip dosyasınında; alacaklının ...i Bankası Anonim Şirketi  borçlunun  ...Ticaret Limited Şirketi olduğu, takibe konu alacağın 21.815,64 euro cinsinden  olduğu, (borcun sebebi kısmında aynı miktarın TL olarak yazıldığı,ancak bu miktarın sözkonusu yabancı paranın  TL karşılığı olmadığı ) borçlunun ödeme emrine itirazı sebebiyle   takibin durdurulduğu görülmüştür.    TBK'nın  99 uncu maddesinin üçüncü fıkrası; \"Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiili ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir.\" hükmünü içermektedir.Yine 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 58 nci maddesinin üçüncü fıkrasında ise; alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarının ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı günün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiğinin ve faizinin, takip talebinde belirtilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Buna göre; alacaklı, yabancı para alacağının TL karşılığını, takip talebinde göstermek zorunda olup, buna bağlı olarak bu zorunluluğun ödeme emrinde de yerine getirilmesi gerekmektedir. Bu noksanlık kamu düzeni ile ilgili olup, takibin her safhasında re'sen göz önünde tutulmalıdır (HGK'nın 12/05/1999 tarih ve 1999/12-271 E. - 99/301 K.sayılı kararı).Eldeki dosyada, hem takip talebinde hem de ödeme emrinde   takip konusu borç yabancı para  cinsinden belirtilmiş ,  TL karşılığının gösterilmediği tespit edilmiştir. Bu noksanlık kamu düzenine ilişkin olup, takibin her safhasında re'sen göz önünde tutulmasının gerektiği ve Devletin hükümranlık hakları ile ilgili olduğu,  bu  haliyle ortada usulen yapılmış bir takip, dolayısıyla dava şartı  bulunmadığı, bu eksikliğin tamamlanabilen bir eksiklik olmadığı anlaşılmaktadır. (Yargıtay 12. HD'nin 2024/7762 E. 2025/1018 K.   Ve 2024/6378 E., 2025/200 K. Nolu ilamları da bu yöndedir.)O halde HMK 1142 ve 115/ 2 maddesi gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar  verilmesi gerekirken ,yazılı şekilde karar verilmesi usul ve hukuka aykırı olmuştur.Kabule göre de ;Mahkemece \"Alacağın likit olması nedeniyle 21.815,64-EURO alacak  üzerinden %20 oranında hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine\" karar verilmiştir.Yabancı para cinsinden alacağın tahsili içinbaşlatılan icra takibine itirazın iptali olmakla İİK 67/2. Madde uyarınca hükmedilecek icra inkar tazminatının ,takip konusu yabancı paranın  T.C. Merkez Bankasının takip tarihindeki döviz kurlarına göre belirlenecek Türk Lirası karşılığı tesbit edilip bu miktar üzerinden tazminata hükmedilmesi gerekeceği hususu da  gözardı edilmiştir.Böylece, mahkemece verilen karar  usul ve hukuka aykırı olmakla,davalı istinafının kabulü ile ,kararın HMK 353/1-b/2 madesi uyarınca kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında aşağıda yazılı olduğu  şeklinde  karar verilmesi gerekmiştir.<br>K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>Davalının istinaf talebinin kabulü ile karar HMK 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılarak yeniden esas hakkında;<br>1-Davanın HMK 114/2 ve 115/2 maddesi gereğince, dava şartı yokluğu nedeniyle  usulden reddine,<br>Koşullar oluşmadığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine,2- Harçlar Yasası gereğince alınması gerekli  615,40 TL karar ve ilam harcının , peşin alınan 5.866,09  TL harçtan  mahsubu ile bakiye 5.250,69 TL'nin  karar kesinleştiğinde ve talep halinde  davacıya iadesine,(davalıdan önceki karar gereğince bakiye karar ve ilam harcı tahsil edilmiş ise ,iade talebi olduğu takdirde bu hususta ilk derece mahkemesince karar verilmesine )<br>3-Davacının yargılama sırasında yapmış olduğu masrafın üzerinde bırakılmasına,5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihindeki AAÜT uyarınca 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,6-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısımların kararın kesinleşmesi halinde yatıran taraflara ilk derece mahkemesince iadesine,İstinaf incelemesiyle ilgili olarak;Peşin alınan istinaf karar harcının, istinaf edene isteği halinde ilk derece mahkemesince iadesine,Davalının istinaf aşamasında yapmış olduğu 238,00 TL istinaf masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa, karar kesinleştiğinde istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 18/11/2025<br>\t<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"15f1688cb8f2ad53","SID":"0bd3910c255c20c5"}}