{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/763 <br>KARAR NO\t: 2025/1374<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 23/02/2023<br>NUMARASI\t: 2019/406 E. - 2023/41 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Maddi Tazminat İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/10/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Tarafların İddia ve Savunmaları: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ..., Türk Patent Enstitüsünden alınan Marka Tescil Belgesi uyarınca, 2013 37024 Marka no ile 22.04.2013 tarihinden itibaren  39.sınıfta 10 yıl müddetle ... markasının sahibi iken 09.11.2016 tarihinde başvuruda bulunarak 2016/89641 no ile 43.sınıfta ... markasının sahibi olduğunu, davacı, hem şirket unvanında hem de markasında ... adını kurulduğu tarihten bugüne kullanmakta, ... unvanı ve markası ile tanındığını, ... kelimesi sözlük anlamıyla harabe demek olduğunu,  bu konu ile ilgilenen Turizm ve Tarih konuları ile ilgilenenlerin kişilerin ilgisinde ve bilgisinde olmasına rağmen, bir işletme için tercih edilecek bir isim olmadığını, davacı ortaklarından Fatma Hanım, Turizmci olduğundan ve nihai hedefinin otel işletmeciliği olması nedeniyle bu ismi şirketin ismi olarak seçmiş ve şirket 2013 yılında kurulurken otel hizmetlerinde görev alacağı açıklaması kuruluş sözleşmesinde yer aldığını, davacının tanınırlık elde etmiş olduğu Sancaktepe ilçesinde ve hemen aynı cadde üzerinde ... markası ile faaliyete geçmeye çalışan davalı şirket, ... markası ile tabela asmış, ... markası ile internet sitesi açmış (www.damatrispalacehotel.com) ve reklamlarında ... markasını kullandığını, davalının markamıza yönelik tecavüz teşkil eden davranışları yasalarla korunan haklarımıza tecavüz teşkil edip, haksız rekabet oluşturmakta olduğundan ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'na aykırılık teşkil etmekte olduğundan markalarına yaptığı tecavüzün durdurulması davalı tarafa önce ihtarname çekildiği ancak tecavüzünü devam ettirmiş olması nedeniyle aleyhinde dava açıldığını, açılan davamızın kabulüne karar verilerek kararın kesinleştiğini, Davalı şirket 26.01.2017 tarihinde kurulmuştur. Kurulduğu tarihten itibaren tecavüzün durdurulmasına karar verilinceye kadar ... markası ile faaliyet gösterdiğini, İstanbul Anadolu 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2017/45 D.İş sayılı dosyasının 04.05.2017 tarihli bilirkişi raporunda, otelin henüz faaliyete geçmediği ve ancak asmış olduğu tabelalar, yaptığı reklamlar ve açtığı internet sitesi ile markamıza tecavüz etmekte olduğu tespit edildiğini, aynı iş kolunda faaliyet göstermekte olan şirketler karıştırılmış ve davalı şirkete yapılacak iş başvurularında işçi adayları şirketimize gelmiş ve bazı sitelerden davalıya gönderilmesi gereken faturalar dahi şirket maillerine gönderildiğini,  davacının markasının hükümsüzlüğüne dair dava dahi ... markasını davacıdan alabilmek için her yolu denediğini,  davacı hakkında olumsuz söylemlerde bulunulmuş, yaptığı iş sorgulanmış, bazen aşağılanmıştır. Davacı şirketin gelirindeki düşme, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik krizin yanı sıra hem müvekkillerin süreçte psikolojik olarak yıpratılmaları hem de hakkındaki olumsuz reklamın sürdürülmüş olduğunu, markalarına yapılan tecavüz nedeniyle uğradıkları zararların ve davalının markalarını  kullanmak suretiyle elde ettiği gelirin hesaplanmak suretiyle tarafımıza maddi tazminat ödemesine ve manevi olarak verdiği zararları tazmin etmesine karar verilmesini talep ettiği ... markalarına yapılan tecavüz nedeniyle uğradığı  zararların ve davalının markalarını kullanmak suretiyle elde ettiği gelirin hesaplanmak suretiyle fazlaya dair talep ve dava hakları  saklı tutularak 100.000 TL maddi, tazminat ödemesine, Yargılama masrafları ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesini talep ve dava ettiği anlaşıldı.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  davacı taraf \"2013 37024 marka no ile 22.04.2013 tarihinden itibaren 10 yıl müddetle ... markasının sahibidir” demiştir. Davacı taraf bu beyanıyla Mahkemenizde yanlış bir algı yaratmaya çalışmaktadır zira davacının bu ifade ile iddia ettiği \"...\" markası sınıf 39'da tescil edilmiş bir marka olduğunu, sınıf 39; \"kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri (tur düzenleme, seyahat için yer uyarlama, kurye hizmetleri dahil). Araba parkları hizmetleri, garaj kiralama hizmetleri. Tekne barındırma hizmetleri” alanlarında geçerli bir tescil olduğunu,  davalının “... ... Hotel\"nin faaliyet gösterdiği 'geçici konaklama hizmetleri' alanında davacı adına tescilli olmadığını,  davalı şirket “... ... Hotel” markasını sınıf 43 kapsamında Mayıs 2016'dan bu fiilen kullandığını,  \"hoteldamatris.com\", \"damatrishotel.com\", “damatrispalacehotel.com” alan adlarının 26.05.2016 tarihinde alındığı, yine \"damatrispalace.com”, “damatrispalacehotel.net” ve “....net” alan adlarının da müvekkil şirket tarafından satın alındığı görüldüğünü,  Vestel'den gönderilen bir başka 24.08.2016 tarihli e-postada “Samandıra da yapmakta olduğunuz otel projeniz ... ... Hotel için alımını düşündüğünüz...” denildiğini, bu durum Samandıra'da ... ... Hotel isimli bir projenin işbu yazışma tarihi baz alınsa dahi en geç 24/08/2016 tarihi itibariyle fiilen mevcut olduğu ve bu projenin üçüncü kişiler tarafından da bilindiğini gösterdiğini davalı şirket “... ... Hotel\" ismiyle yer almakta olan otelini fotoğraflarıyla birlikte Mayıs 2016'dan bu yana sosyal medyada da kullanıcılarla paylaşmakladır. Dolayısıyla davalı şirket tarafından \"... ... Hotel” markasının en geç Mayıs 2016'da fiilen kullanılmaya başlandığı düşünülse dahi bu tarihte davacı şirket tarafından \"konaklama hizmeti\" sınıfında tescil edilmiş bir markası olmadığı görüleceğini, davacı taraf, davalı şirketin \"... ... Hotel\" markasını kullanmaya başlayıp bu anlamda başvurular yapma süreci devam ederken haksız ve kötü niyetli olarak, davalı şirkete zarar verme amacıyla  tescil başvurusunda bulunduğunu, davalı şirket, davacı tarafından yapılan başvurunun sürecinden çok geç haberdar olduğundan bu yönde itirazda bulunamamış ve davacının huzurdaki davada olduğu gibi kötü niyetli ithamlarıyla karşı karşıya kaldığını, davalı şirket çıktılardaki yazışmaların tarihi esas alınsa dahi en geç Mayıs 2016 tarihinden bu yana \"... ... Hotel” markasını fiilen kullanmakta olup  davacının 'geçici konaklama hizmeti' sınıfında tescili ya da başvurusu yapılmış bir markası da bulunmadığından davacının markasına tecavüzü asla oluşturmadığını, davalı şirketin \"... ... Hotel\" markası için Sınai Haklar Kanunu m. 6/3 anlamında hak elde ettiğini,  haricen yapılan incelemelerde davacının Sancaktepe bölgesinde faaliyet gösteren ... Turizm isimli küçük bir turizm şirketi olduğu, içerisinin boş olduğu, dışardan bakıldığında fiili bir çalışması olup olmadığının bile anlaşılamadığı, müvekkil şirketin \"... ... Hotel\" markasını fiilen kullanmaya başladığı dönemlerde davalı şirketin tamamen farklı bir sınıfta bu marka içeriğindeki \"...” ibaresini kullandığı görülmüştür. Bilindiği gibi marka hakkına tecavüzden  bahsedebilmek için en basitinden mütecaviz tarafından kullanılan işaretin tescil edilmiş bir markanın aynısı veya onun benzeri olması ve tescil edilmiş markanın tescil edildiği mal ve hizmetlerde kullanılmasının gerektiğini,  davalı şirket tarafından kullanılan \"... ... Hotel” markasının davalı şirketin turizm şirketi olarak faaliyet gösterdiği alanla aynı alanda kullanılmıyor olması da zaten ortada davalının sınıf 39 yaptırdığı marka hakkına bir tecavüz olmadığını da göstermektedir. Yine davalı şirketin kurmuş olduğu otelin büyüklüğü ve dikkat çekiciliği, davalı tarafın turizm ofisi ile kıyaslandığında davalı şirketin davalı tarafın ismine ya da markasına ihtiyaç duymasının mantıklı bir nedeni olmadığı da görüleceğini, davacı tarafın davalı şirkete ait otelin ortaya çıkması ve \"... ... Hotel” isminin fiilen kullanılmasından çok sonra tamamen farklı bir alanda kullandığı markasına güvenerek haksız şekilde tescil talebinde bulunduğunu,  davacı tarafın davalı şirketten ilk talebi 5.000.000,00 USD'lik bir marka hakkı  bedeli olduğunu, davalı şirket davacının bu taleplerine olumlu yanıt vermeyip hukuka aykırı bir tutum içinde olmadığını ifade ettiğinde taraf bu kez de 5.000.000,00 USD'lik sözde marka değeri üzerinden pazarlık yapmaya giriştiğini, davacı taraf davalı şirketin otel olmasından bahisle haksız kazanç çalıştığını, davacı tarafın \"geçici konaklanın hizmeti\" alanıyla ilgili hiçbir faaliyetleri olmamasına rağmen sadece davalı şirketten daha önce TPE nezdinde marka başvurusunda bulunmuş sebebiyle davalı şirketin fiili kullanımının hiçe sayılmasının adalete aykırı olacağını, davalı şirketin \"... ... Hotel\" markasını bir bütün olarak kullanması, öncelikle ... kelimesinin Bizans imparatorluğu dönemindeki \"sarayı\" çağrıştırması sebebiyle olduğunu,  davacı tarafın \"...\" markasının, davalı şirketin isminden ya da şanından faydalanmak isteyeceği derecede tanınmış, bilinen bir marka olmadığı da görülebileceğini, davalı şirket bu çağrışımdan yola çıkarak kuracağı otele bu ismi vermiş ve Türkiye'de kullanım kolaylığı olması adına \"Damatrys” değil de \"... ... Hotel” olarak kullanmıştır. Zaten davacı taraf nedense Temmuz 2014 ten bu yana farklı alanda tescilli olan markasını, davalı şirket \"... ... Hotel'* isimli bir otel kurup faaliyete başladıktan sonra bu kez de konaklama hizmetleri için tescil ettirmek istediğini, davalı şirketin herhangi bir kötü niyeti olmadığı gibi davacı tarafın, \"... ... Hotel” markasının fiilen nerdeyse bir yıl boyunca kullanılmasından, bu anlamda alan adlarının alınmasından çok sonra davalı şirket ile aynı hizmet alanında başvuru yapmış olması ve bu başvuru neticesinde edindiği sözde hakkını kötüye kullanması açıkça kötü niyetli olduğunu, davalı şirkete ait \"... ... Hotel” 300 yatak kapasiteli oldukça üst düzey bir otel olup tüm reklam faaliyetlerini, rezervasyon ve tanıtımlarını internet sitesi üzerinden yapmaktadır, haksız ve kötü niyetli davanın reddine karar verilmesini talep ettikleri,  davacının haksız ve kötü niyetli davasının reddine karar verilmesini talep ettikleri şeklinde cevap sundukları görüldü.İlk Derece Mahkemesi kararı ile;  İncelenen dosya kapsamı, mevcut deliller, bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; dava markaya yönelik tecavüz nedeniyle maddi tazminat talebine ilişkin olup davacının 2013/37024 numaralı ... markasının 39. Sınıfta ve 2016/89641 numaralı ... markasıın 43. Sınıfta tescilli sahibi olduğu, İstanbul Anadolu 1. Fikri Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/513 esas sayılı dosyası ile taraflar arasında görülen marka hakkına tecavüz davasında dosyamız davalısı tarafından davacının marka haklarına yönelik tecavüzün tespitine, durdurulmasına ve önlenmesine karar verildiği, kararın 26/09/2019 tarihli karar ile 17/09/2019 tarihinde kesinleştiği, buna göre huzurdaki davada daha önce marka hakkına tecavüz iddiası yönünden yapılan yargılamada tecavüz iddiasının kesinleşmiş mahkeme kararı ile ispatlanmış olması sebebiyle mahkememizce sadece maddi tazminata ilişkin yargılama yapılmış buna göre de 6769 sayılı SMK nun 149. Maddesi uyarınca marka hakkının tecavüze uğrayanların maddi tazminat talebinde bulunabileceği davacı tarafından SMK 151/2.b maddesi uyarınca tazminat talebinde bulunulduğu, bunun üzerine davalı şirketin ticari defterleri üzerine yapılan incelemede tecavüz dönemi olan 01/01/2017 tarihi ile dava tarihi olan 19/04/2019 tarihi arasında elde ettiği net gelirin 250.860,88 TL olarak hesaplandığı, hesaplamanın dosya kapsamına uygun olduğu bu sebeple maddi tazminat yönünden hükme esas alındığı, bu şekilde davacının maddi tazminat talebinin kabulüne karar vermek gerektiği, fakat dava devam ederken davacı şirketin ticari ünvan değişikliği yaptığı, ayrıca davaya konu \"...\" markalarının da dava dışı ...'a devrettiğinin anlaşıldığı, mahkememizce her ne kadar sehven ... marka sahibi olarak davacı sıfatıyla  eklenmiş ise de  23/02/2023 tarihli celsesinde taraf değişikliği talebinin reddine karar verildiği, davacı vekilinin ticari ünvan değişikliğinden önce dosyaya koymuş olduğu vekaletnamenin halen geçerli olduğu, yeni bir vekaletname sunması gerekmediği, bu sebeple davacı vekili olarak davayı takip edebileceği, taraf değişikliği yönünden ise haksız eylem davacı şirkete yönelik olarak yapılmış olup eylem markanın dava dışı ...'a devrinden önce gerçekleşmiş olup tazminatta bu döneme ilişkindir. Marka hakkına tecavüzden zarar gören davacı \"...\" Ltd. Şti olup ...'ın bu yönüyle dosyamıza taraf olması mümkün olmadığından taraf değişikliğinin reddine karar verilerek neticeden \"Davanın KABULÜ ile, 250.860,88 TL' nin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,\" karar verilmiştir.<br>İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:<br>Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; davacının geçici konaklama hizmeti sınıfında bir marka başvurusu dahi yokken müvekkili ... ... Hotel markasını fiilen kullandığını, müvekkili şirketin fiilen kullanmış olduğu markanın tescili için sonradan başvuran davacının açıkça kötü niyetli olduğunu, davacı şirketin tazmin edilecek bir maddi kaybı olmadığından maddi tazminat talebinin reddi gerektiğini, dosya kapsamında davacının uğradığını iddia ettiği zarar ile ilgili bir adet dahi somut evrak bulunmadığını, davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, SMK 157.maddesinde Sınai Mülkiyet hakkından doğan taleplerde TBK'nin zaman aşımına ilişkin hükümlerinin uygulanacağının belirtildiğini, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>Gerekçe ve Sonuç:<br>HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava,  davacı adına tescilli  ... markasına tecavüz edildiği iddiasıyla maddi tazminat istemine  ilişkindir. Davacı vekili ; ... Turizm Ltd. Şti.’nin 2013 ve 2016 yıllarında “...” markasını tescil ettirdiğini, bu markayı unvan ve ticari faaliyetlerinde sürekli kullandığını, davalı şirketin ise 2017’de kurulup aynı isimle tabela, internet sitesi ve reklamlar yaparak markaya tecavüz ettiğini bu durumun haksız rekabet oluşturduğunu beyanla 100.000 TL maddi  tazminata karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili; Davacının 2013 tarihli “...” marka tescilinin yalnızca sınıf 39 (taşımacılık ve ilgili hizmetler) kapsamında geçerli olduğunu, oysa davalının faaliyet alanı olan geçici konaklama hizmetleri (sınıf 43) için tescilli markası bulunmadığını , davalının “... ... Hotel” adını Mayıs 2016’dan itibaren fiilen kullandığını, alan adlarını bu tarihlerde aldığını, davalı şirketin markayı davacıdan önce fiilen kullandığını, davacının ise sonradan kötü niyetle tescil başvurusunda bulunduğunu  davacının 2016’ya kadar konaklama hizmetlerinde bir tescili olmadığından tecavüzden söz edilemeyeceğini   davacının davasının haksız ve kötü niyetli olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.07/04/2021 tarihli bilirkişi raporunda; davacı şirketin 2019 yılında ortak değişikliği yaptığı ve 2020 yılında unvanını “... Turizm Ticaret Ltd. Şti.” olarak değiştirdiği, seyahat acentesi faaliyetleri kapsamında faaliyetine devam ettiği; davalı ... Otelcilik A.Ş.’nin ise 2017’de kurulduğu, otel ve konaklama hizmetleri alanında çalıştığı, 2019 yılında ... Hotel Group ile franchise sözleşmesi imzalayarak “...” markası altında faaliyetini sürdürdüğü, davalının faaliyetlerinin davacının “...” markasından doğan hakların ihlali ve haksız rekabet niteliğinde olduğu, SMK 151/2-b maddesi uyarınca davacının talep edebileceği maddi tazminat miktarı 250.860,88 TL olarak hesaplandığı  belirtilmiştir. İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2017/513 Esas sayılı dosyasında taraflar arasında görülen davada, davalının davacıya ait marka haklarına tecavüzde bulunduğu tespit edilmiş, tecavüzün durdurulmasına ve önlenmesine karar verilmiş, karar 17/09/2019 tarihinde kesinleşmiştir. 2013/37024 numaralı “...” markasının 39. sınıfta ve 2016/89641 numaralı “...” markasının 43. Sınıfta davacı adına tescilli olduğu, İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2017/513 Esas 2019/166 Karar sayılı dosyasında taraflar arasında görülen davada, davalının davacıya ait marka haklarına tecavüzde bulunduğunun  tespiti ,  tecavüzün durdurulmasına ve önlenmesine karar verildiği kararın  17/09/2019 tarihinde kesinleşmiş olduğu, dolayısıyla, huzurdaki davada marka hakkına tecavüz olgusu kesinleşmiş mahkeme kararı ile sabit olduğundan, davacının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 149. maddesi uyarınca, maddi tazminat talep etme hakkı bulunduğu, davacının SMK m.151/2-b uyarınca, tecavüz edenin elde ettiği net kazanca göre tazminat talep ettiği , bilirkişi raporu ile , davalı şirketin ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede, davalı şirketin 26.01.2017 tarihinde kurulduğu tecavüz dönemi olan 2017 ile marka kullanımını sonlandırdığı 19/04/2019 tarihi arasındaki net kazancın 250.860,88 TL olduğunun hesaplandığı bu hesaplamanın dosya kapsamına uygun olduğu raporun hükme esas alınması gerektiği, tecavüz fiillerinin  2017–2019 arasında gerçekleştiği tazminat istemli davanın 2019’da açıldığı, TBK m.72 uyarınca zamanaşımının söz konusu olmadığı  anlaşılmıştır. Sonuç olarak, davacının marka hakkına tecavüz nedeniyle uğradığı zararın ispatlandığı, davacının tazminat talebinde haklı olduğu mahkemece  davanın kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı istinaf talebinin reddi gerektiği kanaatine varılmıştır. Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 23/02/2023 tarih ve 2019/406 E., 2023/41 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 17.136,30 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 4.300,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 12.836,30 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,  6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 23/10/2025<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9bc06af697c8d75b","SID":"28ccc27e37a23422"}}