{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/795 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/1395<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 20/02/2023<br>NUMARASI\t: 2022/128 E. - 2023/130 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit ( Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/10/2025<br> Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :<br>DAVA DİLEKÇESİ:<br>Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ... Kimya San.ve Tic.Ltd.Şti. aleyhine İstanbul 27.İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davacı şirketin Kurtköy Mah. Başkok Sok. ... Pendik/İstanbul adresinde 22/02/2022 tarihinde haciz tatbik edildiğini, davacı şirketin alacaklı görünen firma ile hiçbir ticari ilişkisi bulunmadığını, davacı şirket yetkilisi ...'ın dolandırıldığını, işbu çekin bedelsiz bir çek olduğunu ve dolandırıldığı kişiler hakkında Anadolu C.Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğunu, davacı şirket yetkilisinden kötü niyetli 3.kişilerin hile ile elinden söz konusu çeki zor kullanarak aldığını, davacının uyarılara rağmen çeklerin iade edilmediğini, bu nedenle menfi tespit isteminin kabulü ile öncelikle söz konusu çekle ilgili dava sonuna kadar teminatsız olarak veya uygun bir teminat alınarak tedbir verilmesini,  %40'dan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP DİLEKÇESİ: <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; alacağa konu kambiyo takibine dayanak çek 150.000 TL bedelli olmasına karşın davacıların Amasra Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/32 esas sayılı çek iptali davasında çek bedelini 3.050 TL olarak bildirerek çekin kaybolduğunu belirttiklerini, davacılar tarafından çekin çalıntı olduğunun ve bu hususunda davalı tarafından bilindiğinin, buna rağmen bile bile çekin devir alınarak tahsil için bankaya ibraz edildiğinin, dolayısıyla bir kötüniyet bulunduğunun ispatı gerektiğini, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını, davacının söz konusu davada imzasını inkar etmeyen keşideci olup davalının ise iyiniyetli meşru hamil olduğunu, çekin aval tarafından çaldırıldığı iddiasının nispi defi olduğunu, davaya konu çekteki ciro silsilesinde bir kopukluk bulunmadığını, dava konusu çekin davalı tarafın kötü niyetle iktisap edildiği veya iktisapta ağır kusuru bulunduğu hususlarının ispatlanamadığını, çekin aval tarafından çaldırıldığı iddiası ile menfi tespit davası açmasının da mümkün olmadığını, bu nedenlerle davanın reddine, %40'dan az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>İlk derece mahkemesi 2022/128  esas, 2023/130 karar sayılı, 20/02/2023 tarihli  kararı ile; \"Çek, bir ödeme aracı olup, mevcut bir borcun tasfiyesine yönelik olarak verildiğinin kabulü gerekir. Davacı taraf bu karinenin aksini iddia ettiğinden somut olayda ispat yükü davacıdadır. Davacı taraf iddialarının usulüne uygun delillerle kanıtlayamamıştır. Bu nedenlerle ispat edilemeyen davanın REDDİNE\" karar vermiştir.<br>İSTİNAF:<br>Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilin ... ile Nonokim ve ...'in şirketinin, davalı şirket ile hiçbir ticari ilişki içinde bulunmadığını, bununla ilgili tüm resmi kayıtların mevcut olduğunu, müvekkilinin 14 yıllık bir şirket olduğunu ve piyasalarda güvenilirliği ile bilindiğini, müvekkili ...'ın kötü niyetli kişiler tarafından söz konusu çeki zor kullanarak alındığını ve iade edilmediğini, mahkemece yapılan BA/BS formlarına ilişkin incelemelerde davalı yönünden kayıt bulunduğu belirtildiği fakat söz konusu çek ile ilgili müvekkilin yetkilisi olduğu şirket ve diğer ciro silsilesinde bulunan şirketlerin BA/BS formlarının incelenmediği fakat bu haliyle eksik inceleme ile karar verildiğini, müvekkilinin elinden zorla alınan dava konusu çekte bulunan ciro silsilesindeki kişilerin birlikte hareket edip etmediklerinin incelenmediği ve kağıt üzerinde işlem yapılıp yapılmadığının araştırılmadığını, ... ve ... hakkında kesinleşmiş iflas kararı bulunduğunu, İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/289 E sayılı dosyası ile yetkilisi olduğu şirket hakkında konkordato davası açıldığını, söz konusu davada 18/07/2022 tarihli karar ile müvekkilin yetkilisi olduğu şirketlerin iflasına karar verildiğini, usuli eksiklerin giderilmediğini beyan ederek, itirazları doğrultusunda  İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/128E. 2023/130K.  Sayılı 20/02/2023 tarihili kararının ortadan kaldırılmasına, davanın kabulüne, karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAFA CEVAP:<br>Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketlerin iflası nedeni ile vekilin görevinin sona erdiğini, davacı tarafça söz konusu şahsi defi çeki düzgün ciro silsilesi ile devir alan ve yetkili hamil olan davalıya karşı ileri sürüleyeceğini,  iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu hususları da ispatlanamadığını beyan ederek, davacıların istinaf başvurusunun ve tüm taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; İİK'nın 72. maddesine dayalı olarak çekin bedelsizliğine ilişkin menfi tespit istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verildiği, davacılar vekili tarafından davacı şirketlerin iflasına dayalı olarak usule ve esasa yönelik sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurduğu görülmüştür.  Dosyanın tetkikinde; davanın 23/02/2022 tarihinde açıldığı, ancak yargılama sırasında davacı şirketler ... ve ... hakkında İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/289 E. 2022/606 K. sayılı dosyası kapsamında 18/07/2022 tarihli karar ile iflaslarına karar verildiği, kararın 19/09/2022 tarihinde kesinleştiği, buna rağmen ilk derece mahkemesi tarafından yargılamaya devam edilerek hüküm kurulduğu görülmüştür. İİK'nın 194. maddesi;  \"Acele haller müstesna olmak üzere müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davaları durur ve ancak alacaklıların ikinci toplanmasından on gün sonra devam olunabilir\" şeklinde düzenlenmiş olup somut olayda, davacı şirketler hakkındaki iflas kararının yargılama sırasında 19/09/2022 tarihinde kesinleşmesine rağmen yargılamaya devam edildiği saptanmıştır. Ayrıca vekil aracılığı ile takip edilen davalarda, vekilin davaya vekalet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekaletnamesinin bulunması HMK’nın 114. maddesi hükmü gereğince “dava şartı” olup, yargılamanın her aşamasında mahkemece, re'sen gözetilmesi zorunludur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 513. maddesi hükmü gereğince, sözleşmeden veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça sözleşme, vekilin veya vekalet verenin ölümü, ehliyetini kaybetmesi ya da iflası ile kendiliğinden sona ermiş olur. Bu durumda, somut olayda, davacı şirketler hakkındaki iflas kararı ile vekaleti ve müflis şirketleri temsil yetkisi sona eren vekilin, vekalet ehliyetinin bulunmadığı da anlaşılmıştır. Dolayısıyla ilk derece mahkemesi tarafından İİK'nın 194. maddesi kapsamında iflas müdürlüğüne yazılacak yazı ile iflas sürecinin sorulması ve iflas idare memurlarının tespiti ile gerekli tebliğ işlemlerinin yapılması, iflas idaresi tarafından verilmiş bir vekaletname olup olmadığının araştırılması ve taraf teşkili sağlandıktan sonra uyuşmazlığın hükme bağlanması gerektiği anlaşılmakla, eksik incelemeyle esasa yönelik karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. Tüm bu nedenlerle vekalet ilişkisinin sona erdiği tespit edilen önceki vekilin davacı şirketler yönünden istinaf başvurusu hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacı asil yönünden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-4,6. maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın belirtilen eksikliklerin giderilmesi için ait olduğu mahkemeye iadesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve  sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;2-İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20/02/2023 tarih, 2022/128 E. 2023/130 K. sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-4,6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, HMK'nın 353/1-a-4,6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 23/10/2025<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"432d0df6b2038fd8","SID":"16821a365686e390"}}