{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/746 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/1372<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 16/12/2021<br>NUMARASI\t: 2019/392 E. - 2021/1176 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/10/2025<br>  Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :<br>Tarafların İddia ve Savunmaları: <br>Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin mütaahhitlik yaptığını ve dava dışı ... ile aralarında kat karşılığı inşaat sözleşmesi bulunduğunu, bu sözleşmenin teminatı olarak  dava dışı ...'a 150.000,00-TL miktarlı bono verdiğini, müvekkilinin inşaatın birinci katını tamamladığında ... iş bu bonoyu müvekkilinin kardeşi olan ve müvekkilinin işlerini takip eden davalı ...’ye teslim ettiğini, ikinci katı çıkan müvekkilinin  ...'a bu bonoyu sorduğunu ve onun da bonoyu  davalı kardeşi ...’ye teslim ettiğini söylediğini, kardeşi ...’nin müvekkilinin vekaletini kötüye kullandığını tespit eden müvekkilinin  kendisini vekaletten  azledip hakkında  dava açtığını, davayı kazandığını, bunun üzerine davalı ...'nin  kendisine ... tarafından teslim edilen bononun boş kısımlarını doldurmak suretiyle diğer davalı ...’e verdiğini, bu davalının da iş bu bonoya dayalı olarak Bakırköy 4. İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası ile icra takibi yaptığını, davalıların birlikte hareket ederek muvazaalı işlemler yaptıklarını, icra takibinde ...'nin gerçek adresine ödeme emri gönderilmediğini ileri sürerek müvekkilinin davalılara takip ve dava konusu bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine ve takibin iptali ile %20 oranında kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; dava ve takip konusu bononun davacıdan olan alacağına karşılık verildiğini, diğer davalıya ciro edildiğini, davacının teminat iddiasıyla senedi ...'a teslim ettiğine ilişkin ididasının doğru olmadığını savunarak davanın reddini  ve kötüniyet tazminatına  karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile diğer davalı arasında daire satışı konusunda anlaşmaya varıldığını, müvekkilinin bu davalıya 200.000,00-TL peşinat verdiğini, ne var ki kararlaştırılan dairenin teslim edilmediğinden ödediği paranın bir kısmı nakit ve bir kısmı için de dava konusu senedi aldığını, davacının ididalarının doğru olmadığını savunarak davanın reddini ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararı ile;  TTK m. 687 uyarınca şahsi defilerin, bonoyu iyi niyetle devralan hamile karşı ileri sürülemeyeceğin,  yalnızca hamilin borçlunun zararına olacak şekilde bile bile hareket ettiğinin kanıtlanması halinde bu defilerin geçerli olabileceği, davacı taraf her ne kadar, icra takibinin geç başlatılması, taraf vekillerinin aynı olması ve takibin hayatın olağan akışına aykırılığı gibi unsurları kötü niyet göstergesi olarak ileri sürmüşse de, mahkeme bu iddiaların tek başına kötü niyetin veya birlikte hareketin kanıtı olarak kabul edilemeyeceği,  davacının ...’in bonoyu kötü niyetle devraldığını veya borçlunun zararına hareket ettiğini kanıtlayamadığı,  bedelsizlik defisinin şahsi defilerden olduğu, dolayısıyla ancak lehtara (...’ye) karşı ileri sürülebileceği, hamil (...) kötü niyetli olmadığı sürece bu definin kendisine karşı ileri sürülemeyeceği, tedbir kararı uygulanmadığından tedbir tazminatına hükmedilmediği   gerekçeleri ile   \"Davanın KISMEN KABULÜNE KISMEN REDDİNE, Davacının, 15/02/2015 düzenleme tarihli, 30/05/2016 ödeme tarihli, 150.000,00-TL bedelli, düzenleyeni ..., lehtarı ... olan bonodan dolayı davalı ...'ye borçlu olmadığının tespitine, davalı ... aleyhine açılan davanın REDDİNE,\" karar verilmiştir.<br>İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:<br>Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin ...'ye borçlu olmadığının tespit edildiğini,  kararın bu yönden  hukuka uygun olduğunu, ancak davalı ... yönünden davanın reddinin hatalı olduğunu, dosyadaki bilirkişi raporu, tanık beyanları ve belgelerle senet üzerindeki yazının... tarafından yazıldığının tespit edildiğini ve davalıların iddialarının soyut olup hiçbir somut delille desteklenmediğini, davalı ...’nin savcılıktaki beyanı ile mahkemedeki beyanının çeliştiğini, buna rağmen mahkemenin ... yönünden davayı reddetmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalıların aralarında muvazaalı daire satışları gerçekleştirdiklerini, vekaletnamenin kötüye kullanılarak müvekkiline ait dairelerin yakın kişilere devredildiğini, senedin tanzim tarihinin bu devirlerden önceye denk geldiğini, her iki davalının aynı avukat tarafından temsil edilmesinin, senedin 150.000 TL gibi yüksek bir tutarda olup uzun süre sonra takibe konulmasının ve ...’in ... aleyhine hiçbir işlem yapmamasının kötü niyetin açık göstergesi olduğunu,  ...’in senede ilişkin hiçbir ödememe protestosu göndermemiş olmasının, davalıların birlikte hareket ettiklerinin ve müvekkilinden haksız kazanç sağlama amacı güttüklerinin açık delili olduğunu belirterek, istinaf başvurusunun kabulü ile davalı ... yönünden de davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçe ve hüküm kısmının Anayasa, HMK ve yerleşik içtihatlara aykırı olduğunu, gerekçenin dosya içeriğiyle uyuşmadığını ve bozma ilamındaki eksiklikler giderilmeden önceki kararın adeta kopyalanarak oluşturulduğunu, davacıyla ortak müteahhitlikten kaynaklı alacak verecek ilişkileri bulunduğunu, davacının Gaziosmanpaşa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2015/289 E. sayılı dosyasında aleyhine açtığı tapu iptali davasının da kendisi aleyhine sonuçlandığını, davaya konu bononun alacağına karşılık kendisine verilmiş olup daha sonra diğer davalı ...’e devredildiğini, daire teslim edilemediği için bononun kısmen nakit, kısmen senetle iade edildiğini, bononun teminat mukabili verildiği iddiasının ve ...’a verildiği yönündeki beyanların gerçeği yansıtmadığını, bono metninden bunun açıkça anlaşıldığını, ...’dan senedi aldığına dair bir belge bulunmadığını, mahkemenin taraflar arasında husumet ve güvensizlik bulunduğu yönündeki değerlendirmesinin doğru olmadığını, davacının bonodaki imzaya itiraz etmediğini ve aksine iddiasını destekleyecek yazılı bir delil sunmadığını, buna rağmen mahkemenin soyut ve yoruma dayalı gerekçelerle davayı kısmen kabul etmesinin hatalı olduğunu, dava konusu takibi arabuluculuk görüşmeleri sırasında öğrendiğini, muvazaa ve danışıklık iddialarının asılsız olduğunu belirterek  kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; mahkemenin 16.12.2021 tarihli kararın davalı ... yönünden hukuka uygun olduğunu ve bu nedenle ...'nin istinaf başvurusunun reddi gerektiğini, müvekkilinin inşaat teminatı olarak 150.000 TL’lik bonoyu düzenleyip dava dışı ...’a teslim ettiğini, Yaman’ın da bu senedi işleri takip eden ...’ye verdiğini, ancak ...’nin senedi kaybettiğini söylediğini, tanık beyanları, bilirkişi raporu ve belgelerle bu hususun doğrulandığını, bononun güvene dayanarak ...’ye verildiğini, müvekkilinin bilgisi dışında ...’e ciro edildiğini, senet üzerindeki yazıların... tarafından yazıldığının bilirkişi raporuyla tespit edildiğini, ...’nin savcılık ve mahkeme beyanlarının birbiriyle çeliştiğini, daire satışı iddiasının ve peşinat ödemesi savunmasının iskan belgesiyle çürütüldüğünü, taraflar arasında muvazaalı işlem yapıldığını, her iki davalının aynı vekille temsil edilmesi, adres yakınlığı ve ...’in ... aleyhine hiçbir işlem yapmaması gibi unsurların davalıların birlikte hareket ettiğini gösterdiğini, ödememe protestosunun da çekilmediğini belirterek, müvekkilinin davalılara borcu bulunmadığından ...’nin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Gerekçe ve Sonuç:<br>HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava  İİK'nın 72/1. maddesi uyarınca icra takibinden  sonra  açılan menfi tespit istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkilinin müteahhit olduğunu, dava dışı ... ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi bulunduğunu ve bu sözleşmenin teminatı olarak ...’a 150.000 TL bedelli bono verdiğini, ...’ın bu bonoyu davacının kardeşi ve işlerini takip eden davalı ...’ye teslim ettiğini, ...’nin vekâletini kötüye kullandığını tespit ederek vekaleti azlettiğini ve dava açıp kazandığını, buna rağmen ...’nin bononun boş kısımlarını doldurarak diğer davalı ...’e verdiğini, bu kişinin ise  Bakırköy 4. İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyada icra takibi başlattığını, davalıların birlikte hareket ederek muvazaalı işlem yaptıklarını beyanla  müvekkilinin bu bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitini ve %20 kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Bakırköy 4. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında, davalı ... tarafından  davacı ve davalı ... aleyhine 21.02.2019 tarihinde  kambiyo senetlerine özgü takip başlattığı, takibin dayanağının  15/02/2015 düzenleme, 30/05/2016 ödeme tarihli, düzenleyenin davacı  ..., lehtarının davalı ..., lehtarın cirosu ile  hamilinin  davalı ... olan  150.000,00-TL bedelli yasal unsurlara havi  bono olduğu anlaşılmaktadır. Bakırköy CBS'nin 2019/26263 Soruşturma sayılı dosyasında davalılar hakkında davacının şikayeti üzerine yürütülen soruşturma sonunda KYOK kararı verildiği görülmektedir. Davacı tarafından, keşideci sıfatıyla, davaya konu bono üzerinde bulunan  imzaya itiraz edilmediği, ancak davaya konu bononun  zorunlu unsurları dahil sonradan doldurulduğu iddia edilmiş ise de, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun,  680.maddesinde \"Tedavüle çıkarılırken tamamen doldurulmamış bulunan bir poliçe, aradaki anlaşmalara aykırı bir şekilde doldurulursa, bu anlaşmalara uyulmadığı iddiası, hamile karşı ileri sürülemez; meğer ki, hamil poliçeyi kötü niyetle iktisap etmiş veya iktisap sırasında kendisine ağır bir kusur isnadı mümkün bulunmuş olsun\" hükmü bulunmaktadır.Yerleşik Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere, bu hüküm uyarınca açığa senet düzenlenmesi mümkündür. Senedin boş olan kısımlarının sonradan anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasının yazılı delille kanıtlanması gerekir.( Yargıtay 19. H.D E. 2011/8731,K. 2011/11501 T. 27.9.2011 ) Davacı bu hususta  yazılı delil sunamamış, senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğunu ispat edememiştir. Teminat senedi (bedelsizlik)  iddiası ise, Türk Ticaret Kanunu’nun 687. Maddesi kapsamında   kişisel defidir. Burada, kambiyo senedinden doğan kambiyo ilişkisi dışındaki nedenlere (temel borç ilişkisine) dayanılmaktadır. Bedelsizlik, bir kişisel defi olduğundan keşideci tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Çünkü keşidecinin sadece lehtarla arasında bir temel borç ilişkisi vardır.   Fakat borçlu, senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak koşuluyla hamile karşı da bedelsizlik def’ini ileri sürebilir  ve bu iddiaların yazılı delil ile ispatı gereklidir. Somut olayda  hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığı iddiası davacı tarafından ispat edilememiştir. Tüm dosya kapsamına göre,  davacının, dava konusu  bono  dolayısıyla, davalılara  borçlu olmadığının  tespitini talep etmiş ise de, davacının, imzanın kendisine ait olmadığına ve senet borcunun ödendiğine ilişkin bir iddiasının  bulunmadığı, bononun , zorunlu unsurlarının sonradan doldurulduğu teminat senedi olduğu, bedelsiz bir senet olduğu iddiasını TTK.680. madde gereğince yazılı delil ile ispat edemediği, yine hamilin senedi  bilerek borçlu zararına kötüniyetle iktisap edilmiş olduğunun ispatlanamadığı  anlaşıldığından,  davacının davasının tümden reddi yerine, davalı ... yönünden kabulüne  karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf talebinin reddine, davalı ...'nin  istinaf talebinin kabulüne karar verilmesi  gerektiği anlaşılmıştır. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine ,Davalı ... 'nin  İstinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, yeniden esas hakkında davanın her iki davalı yönünden reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1- Davacı vekilinin istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, davalı ...'nin istinaf başvurusunun KABULÜNE,2- BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİnin 16/12/2021 tarih, 2019/392 E., 2021/1176 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3- Davanın REDDİNE,4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar harcının peşin alınan 3.428,49 TL'den mahsubu  ile fazladan yatan 2.813,09 TL harcın talebi ve isteği halinde davacıya iadesine,4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4/c-Davalı ... tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan,  6,40 TL vekalet harcı ve 10,10 TL vekalet pulu olmak üzere toplam 16,50 TL yargılama giderinin davacıdan tahsiliyle davalı ...'e verilmesine, 4/ç-Davalı ... tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan,  60,80 TL vekalet harcının davacıdan tahsiliyle davalı ...'ye verilmesine, 4/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine 13/(1). maddesine göre 30.000,00  TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle kendini vekille temsil ettiren davalı ...'e verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;<br>5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı ... tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davalı ... tarafından yapılan 492,00 TL istinaf yoluna başvurma harcının davacıdan tahsiliyle davalı ...'ye verilmesine,5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 23/10/2025<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d09c00809950e8f7","SID":"1f938e3ee339524f"}}