{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/688 <br>KARAR NO\t: 2025/1324<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 22/12/2022<br>NUMARASI\t: 2020/741 E. - 2022/1046 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/10/2025<br> Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA DİLEKÇESİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  davalı ... Nakliyat İnşaat Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. tarafından müvekkili hakkında İstanbul 3. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatıldığını, takip dayanağı olarak icra dosyasına sunulan 06/05/2013 tanzim tarihli, 15/09/2017 vadeli ve 500.000 TL bedelli bonoya ilişkin olarak müvekkilinin davalı şirkete hiçbir borcunun olmadığını, müvekkili ile davalı şirket arasında borç doğurucu hiçbir hukuki ilişkinin bulunmadığını, müvekkili tarafından davalı şirkete böyle bir senedin teslim edilmediğini, davalı şirketin tacir olduğunu, davalı şirketin tacir olmasından kaynaklı bütün işlerinin ticari olduğunu, müvekkilin ise vatandaş olduğunu, müvekkili ile davalı şirket arasında hiçbir hukuki ilişki olmadığını, davalının ticari defter ve belgelerinde, davalı şirketin müvekkilden alacağı olduğuna dair hiçbir kaydın olmadığını, bu hususa ilişkin olarak müvekkilinin davalı şirketin ticari defter ve belgelerine delil olarak dayanmakta olduğunu,  davalının alacaklı şirket tarafından takibe konu bonoyu haksız ve usulsüz surette ele geçirildiğini ve yine muhteva itibariyle sahte olarak tanzim edilerek müvekkilini borçlu gösterilmeye çalışıldığını, takibe konulan senet üzerinde \"bedeli nakden alınmıştır\" kaydının mevcut olduğunu, esasen davalı şirketin tacir olması ve tüm işlerinin ticari olmasına göre, VUK. ve TTK. hükümlerine göre tüm ticari işlerinin ve hukuki işlemlerinin ticari defterlerinde kayıtlı olması gerektiğini, VUK. genel tebliğine göre, 8.000 TL üzerindeki ödemelerin ve alacaklarını banka üzerinden yapmak zorunda olduğunu ve yine bunu banka kayıtlılarına yansıtmak zorunda olduğunu, takibe konu senedin müvekkilinin rızası hilafında sahte olarak düzenlenmiş bir senet olduğunu, takip konusu bononun davalı şirket tarafından sahte surette oluşturulmuş bir senet olduğunu, müvekkili aleyhine haksız ve kötüniyetle icra takibine konulduğunu, takibin haksız olarak başlatıldığını, haksız surette ele geçirilen senedin muhteva itibariyle sahte surette oluşturulması ile bu sahte senede dayalı olarak haksız menfaat elde etmek için bonoya dayalı müvekkili aleyhine başlatılan takibin haksız ve kötüniyetli olarak yapıldığını belirterek, müvekkilinin İstanbul 3. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden yürütülen takip konusu senede ilişkin davalı şirkete bir borcu olmadığının tespiti ile takibin iptaline karar verilmesini ve %20 oranında  tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP DİLEKÇESİ:<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  davacının  dava dilekçesinde hiçbir hukuki ilişki ve borç olmadığını iddia ettiğini, hukuki niteliği bakımından bononun, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedi olduğunu, bağımsız borç ikrarını içerdiğini, senedin TTK hükümlerince geçerli ve zorunlu şekil şartlarını taşımakta olduğunu, borçlu davacının da bunun aksine bir iddiasının bulunmamakta olduğunu, davacının davasını ispat etmek zorunda olduğunu,  haksız ve hukuka aykırı bu davanın Yargıtay kararları ve Hukuk Genel Kurulu Kararları dikkate alınarak reddi gerekmekte olduğunu, icra dosyasına konu senet davacıya nakden şantiye kurulumu için yapılan ödemenin karşılığında bizzat müvekkili şirkette imzalanıp müvekkili şirket yetkilisine teslim edildiğini, kefil ...da iş bu senedi bizzat davacı ile aynı anda kefil sıfatıyla ve şirketi adına ciranta olarak imzaladığını, ... ve şirketi İmsan ile gayri resmi ortak olan davacının gerçeğe aykırı beyanlarda bulunarak borcun varlığını inkar ettiğini, müvekkil ile hiçbir ticari bağ ve irtibatı olmadığını iddia eden davacının ...ın kendisine ne sıfatla kefil olduğunu beyan etme ihtiyacı dahi hissetmediğini, İmsan şirketi yetkilisi ...'ın şahsen kefil olduğunu ve şirketi adına da senedin arka yüzünü ciroladığını, davacının bu hususa değinmemiş olmakla birlikte senedin gerçeğe aykırı şekilde sahteliğini ileri sürdüğünü, davacıya yapılan icra takibinin kesinleştiğini, davacının imza inkarında ve borç inkarında bulunmadığını, dosya kapsamı incelendiğinde davacının icra dosyasına yaptığı bir itirazının ve imza inkarının olmadığının görüleceğini, senedin sahteliğine yönelik bir şikayetinin olmadığının da görüleceğini, davacının dilekçesi incelendiğinde gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunu, davacı tarafa kefil olan ...ın şirketi ile müvekkili şirket arasında imzalanan Taşeronluk sözleşmesinde de ve eklerinde görüleceği üzere ciranta İmsan şirketi ve yetkilisi ... ve gizli ortak ... taraflar arasındaki taşeronluk sözleşmesine binaen şantiye kurulumu için nakden aldıkları bedele karşılık bu senedi müvekkili şirket ofisinde düzenlendiğini, sözleşmede imzalar ve eklerinde imzalar ve kaşelerden anlaşılacağı üzere senet üzerindeki kaşe ve imzanın ... şirketi ve yetkilisi ...a ait olduğunu, davacı ...'in imza örneklerinin resmi kurumlardan celbi ile imza örneklerinin alınarak bilirkişi incelemesi yapılmasını talep etme ve iş bu gerçeğe aykırı beyanlar karşısında imza incelemesi yapılmasını talep etme zorunluluğunun doğduğunu, ayrıca davacının müvekkili ile aralarında hiçbir borç doğuran hukuki ilişkinin olmadığını iddia etmişse de; ...ın ve şirketinin gayri resmi gizli ortağı olan davacı ...'in ... ile ortak karar ile iş bu senedi imzaladığını, müvekkili şirket ile yapılan Taşeronluk sözleşmesindeki edimlerini vadesinde ve gereği gibi ifa etmeyen ...n şirketi ile yapılan sözleşmenin müvekkili şirket tarafından gönderilen ihtar ile fesh edildiğini, Orman ve Su İşleri Bakanlığı yazısı gereği edimlerini eksik ve gereği gibi ifa etmedikleri ve müvekkilinin itibarını zedeleyerek, müvekkilini zarara uğrattıklarının sabit olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini ve %40'dan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>İlk Derece Mahkemesi kararıyla; \" Yargıtayın yerleşik içtihatlarında belirtildiği üzere, Bono mücerret borç ikrarına havi bir belge olup lehtarın ticari defterinde kaydı bulunmaması o bono ile alacaklı olmadığını göstermeyeceği gibi bonodan doğan alacağın ispat külfetini de alacaklıya yüklemez. Diğer yandan davacı, delil olarak münhasıran davalının ticari defterlerine dayanmamış, farklı deliller de (banka kayıtları, isticvap, bilirkişi incelemesi, icra dosyası, tanık, yemin, sair yasal deliller) bildirmiştir. Buna göre davacının iddiasını yazılı belge ile ispat etmesi gerekir. Yine usul hükümlerine göre senede karşı ileri sürülecek her türlü iddiaların yazılı belge ile ispatı gerekir.Davacı bonodaki imzasını inkar etmemiş bilakis imzasını içeren boş bononun haksız surette ele geçirildiğini, bononun  lehtar kısmına davalı şirketin ismini yazarak sahte surette oluşturulduğunu iddia etmiş ise de; ispat külfeti kendisinde olan davacı bu iddialarını kesin delillerle ispat edememiştir.Davacı taraf iddiasını usulüne uygun şekilde yazılı belge ile ispat edemediğinden davacı tarafa dava dilekçesinde dayandığı yemin teklifi hakkı olduğu hatırlatılmış, davacı taraf davalıya süresi içerisinde yemin teklifinde bulunmamıştır.Açıklanan nedenlerden dolayı davacı iddiasını yasal delillerle ispat edemediğinden davanın reddine, Mahkememizce ihtiyati tedbir kararı verilmiş ise de; davacı tarafından teminat yatırılmadığından ihtiyati tedbir kararı fiilen uygulanmadığından,\" 1-Davanın REDDİNE,2-Davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine, karar verilmiştir. <br>İSTİNAF:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  takip dayanağı olarak icra dosyasına sunulan 06/05/2013 tanzim tarih, 15/09/2017 vadeli ve 500.000,00 TL bedelli bonoya ilişkin olarak  müvekkilinin davalı şirkete hiçbir borcu olmadığını, aralarında hiçbir hukuki ilişki de olmadığını, müvekkili tarafından davalı şirkete böyle bir senet teslim edilmediğini, davalının tacir bir şirket olduğunu, bütün işlerinin ticari olduğunu davalı şirketin ticari defter ve belgelerinin celp ve tetkiki halinde müvekkil ile davalı şirket arasında hiçbir hukuki ilişki olmadığının tespit edileceğini, davalı şirketin müvekkilden alacağı olduğuna dair hiçbir kayıtta olmadığını, bu durumda ispat yükünün davalıda olduğunu, davalı alacaklı şirket tarafından takibe konu bono haksız ve usulsüz surette ele geçirildiğini ve yine muhteva itibariyle sahte olarak tanzim edilerek müvekkili borçlu gösterilmeye çalışıldığını, takibe konulan senet üzerinde Bedeli Nakden alınmıştır kaydı mevcut olduğunu, talepleri üzerine mahkemece davalı yanın ticari defter ve kayıtlarında yapılan araştırma sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda  \"Takip konusu senedin davalı kayıtlarında yer almadığı huzurdaki itirazın iptali davasında, davalı ... NAKL. İNŞ.SAN VE TİC.LTD. ŞTİ.’nin 31.12.2014 tarih itibariyle ticari defterleri incelendiğinde  davacı ...’in cari hesabına yada senet tutarına ait borca rastlanılmamış olduğundan \"davalının senet karşılığı asıl alacağının olmadığı\" açıkça tespit edildiğini,  yapılan yargılama sırasında işbu senede mesnet hiçbir ticari ilişki ve alacak kaydı sunulamadığını ve dahi iddialarını ispat zımnında hukuken kabul edilebilir hiçbir delil sunulmadığını, davalı şirket iddialarını ispat edemediğini,  davalı şirket temsilcisinin  Mahkemece celp ve İSTİCVABI ile davalı şirketin müvekkile bu miktar nakdi, ne zaman, nerede, nasıl ve ne sebeple verdiğinin aydınlatılmasına ilişkin talepleriyle ilgili bir değerlendirme ve inceleme yapılmadan eksik inceleme ile davanın reddine karar verildiğini,  takip konusu bono davalı şirket tarafından sahte surette oluşturularak  müvekkili aleyhine haksız ve kötüniyetle icra takibine konulduğunu belirterek istinaf isteminin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.\t\t\t                               <br>İSTİNAFA CEVAP:<br>Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacı gerek ilgili icra dosyası gerek ise mahkeme dosyasında imzaya ve borca itirazda bulunmadığını, istinaf başvuru dilekçesine konu edilen beyanın hiçbir hukuki geçerliliği bulunmadığını, haksız ve hukuka aykırı istinaf başvurusunun  Yargıtay kararları ve Hukuk Genel Kurulu Kararları dikkate alınarak reddi gerektiğini, senet davacıya nakden şantiye kurulumu için yapılan ödemenin karşılığında bizzat müvekkili şirkette imzalanıp müvvekkili şirket yetkilisine teslim edildiğini, kefil ...da iş bu senedi bizzat davacı ile aynı anda kefil sıfatıyla ve şirketi adına ciranta olarak imzaladığını, ... ve şirketi İmsan ile gayri resmi ortak olan davacı gerçeğe aykırı beyanlarda bulunarak borcun varlığını inkar ettiğini, müvekkili şirket DEVLET nezdinde iş yapan, ticari itibarı yüksek ve saygı değer bir kurum ve yetkilileri de aynı şekilde saygı değer iş adamları olduğunu, böyle bir itham müvekkilinin ticari itibarını zedeleyerek maddi ve manevi kayıplara sebebiyet vereceğinden istinaf isteminin reddi ile mahkeme kararının onanmasını talep etmiştir.        <br>GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.  Davanın konusu İİK 72 maddeye göre açılan menfi tespit davasıdır.    Davacı vekili dava dilekçesi ile icra takibine konu bononun haksız ve usulsüz surette ele geçirildiğini ve yine muhteva itibariyle sahte olarak tanzim edildiğini, senet üzerinde \"bedeli nakden alınmıştır\" kaydının mevcut olduğunu, senedin davalının tacir olması sebebi ile defterlerine kayıtlı olması gerektiğini, belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı cevap dilekçesinde,  icra dosyasına konu senet davacıya nakden şantiye kurulumu için yapılan ödemenin karşılığında bizzat müvekkili şirkette imzalanıp müvekkili şirket yetkilisine teslim edildiğini, kefil ...da iş bu senedi bizzat davacı ile aynı anda kefil sıfatıyla ve şirketi adına ciranta olarak imzaladığını, ... ve şirketi İmsan ile gayri resmi ortak olan davacının gerçeğe aykırı beyanlarda bulunarak borcun varlığını inkar ettiğini, belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 13/07/2022 tarihli bilirkişi  raporunda özetle; takip konusu senedin davalı şirket kayıtlarında yer almadığı, davalı şirketin 31.12.2014 tarih itibariyle ticari defterleri incelendiğinde davacı ...'in cari hesabına yada senet tutarına ait borca rastlanılmamış olduğundan davalının senet karşılığı asıl alacağının olmadığını belirtmiştir.Menfî tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat, davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır: Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki İlişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü, hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (HMK m. 190; MK m.6). Fakat, senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. - Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru,  s:143).Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde davacı tarafından icra takibine konu bononun sahte olduğu davalı şirket ile aralarında herhangi bir ilişki bulunmadığını ileri sürdüğü senetteki imzaya açıkça bir itirazının bulunmadığı, istinafında da imza incelemesine yönelik bir istinafı bulunmadığı, senedin davalı şirketin kayıtlarında işlenmemiş olması borcun olmadığı anlamına gelmeyeceği, davalının imzası inkar edilmeyen senedi görünüşüne göre muntazam ciro silsilesine göre iktisap ettiği yetkili hamil olduğu anlaşılmakla,  davacı tarafından ispat yükümlülüğünü yerine getirilmediğinden sübut bulmayan davanın reddine karar verilmesi isabetlidir.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla  yapılan inceleme neticesinde davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1- Usûl ve yasaya uygun  İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/12/2022 tarih ve 2020/741 E., 2022/1046 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 16/10/2025<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"264013fbab76b223","SID":"5447ee5093518d1f"}}