{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  37. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2025/3795 - 2025/2857<br>T.C<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>37. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: 2025/3795 <br>KARAR NO\t: 2025/2857<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 22/09/2025<br>NUMARASI\t\t: 2025/709 Esas - 2025/595 Karar<br><br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)<br><br>Asliye Ticaret Mahkemesince yukarıda tarih ve numarası yazılı İtirazın İptali davasında verilen karara yönelik, davacı tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla; dosyadaki tüm kaYıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalılar arasında 17/09/2020 tarihli Protokol ve 18/09/2020 tarihinde imzalanan Maden Rödovans Sözleşmesi uyarınca, davalı şirketin ... ilçesi dahilinde bulunan 200711044 ruhsat sayılı IV:Grup maden ruhsatına sahip maden sahasında üretim yapma hakkını kazandığını, taraflar arasında 17/09/2020 tarihli protokolde c bendinde maden ruhsat sahasının değeri 1.500.000 USD olarak belirlendiğini, davalılar tarafından ilgili resim kurumlara yatırılması gereken yükümlüklerini yerine getirmediklerini, taraflar arasında sözleşme ile belirlenen ödemelerde sorun yaşanması üzerine, 12/12/2022 tarihinde imzalanan fesihname ile sözleşmenin feshedildiğini, davalıların kusurlu ve sözleşmeye, fesihnameye aykırı davranışları sebebiyle müvekil şirketin ruhsat hakkını tamamen kaybettiğini, maden işletmesinden elde edeceği kazançtan mahrum kaldığını, idareye ödemek zorunda kaldığı harç ve borçları yüklendiğini belirterek davalıların kötüniyetli olarak borçlarını ödemedikleri ve üçüncü şahıslara mal kaçırma ihtimali bulunduğundan, HMK ilgili hükümleri kapsamında tensip üzerinden teminatsız olarak, müvekkilinin sözleşmeye dayalı alacağının ve zararının tazmini zımnında davalıların menkul, gayrimenkul ve 3.şahıslardaki hak ve alacakları üzerinde ihtiyati haciz uygulanmasına, davalıların Ankara 7. İcra Müdürlüğü'nün 2025/44311 Esas sayılı dosyasına haksız ve kötüniyetli itirazlarının iptali ve takibin devamı ile davalıların kusurlu davranışı sonucu dava konusu maden ruhsatının iptali nedeniyle şimdilik 100.000 USD'nin dava tarihinden işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Mahkemece; davanın mahkemenin görevsiz olması nedeniyle HMK'nun 114/1-c delaleti ile 115/2  md. gereğince dava şartı noksanlığından usulden reddine karar verilmiştir. <br> Davacı;Sulh Hukuk Mahkemesi’nin görev alanının kiralama ilişkileriyle sınırlı olduğunu, rödövans sözleşmelerinin öncelikli olarak Maden Kanunu’na ve Yönetmeliğine onda hüküm bulunmadığı takdirde Ticaret Kanunu hükümlerine, şayet bu hükümler de tam olarak konunun çözümlenmesine yetmiyorsa TBK’nın ürün kirası ile adi kira sözleşmesine ilişkin genel hükümlere başvurularak yorumlanması gerektiğini, görevsizlik kararının kaldırılmasını bildirerek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.<br>Kira sözleşmesi 6098 sayılı TBK.nun 299 vd. maddelerinde düzenlemiş olup, 299. maddesinde kira sözleşmesinin tanımı \"Kira sözleşmesi, kiraya verenin bir şeyin kullanılmasını veya kullanmayla birlikte ondan yararlanılmasını kiracıya bırakmayı, kiracının da buna karşılık kararlaştırılan kira bedelini kiraya verene ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.\" şeklinde yapılmıştır. <br>Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir. (6100 sayılı HMK m.33).<br>Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenine ilişkindir. (HMK 1 m.) Nitekim Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c maddesi görevi dava şartları arasında saymıştır. Bu itibarla görev kuralları tarafların ileri sürmesine gerek olmaksızın hâkim tarafından ve yargılamanın her aşamasında resen gözetilir.<br>6100 Sayılı HMK’nın 2.maddesinde dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarda asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu belirtilmiş olup 4/1-a maddesinde ise kiralanan taşınmazların, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalarda sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğu düzenlenmiştir.<br>6100 Sayılı HMK’nın 1 ve devam maddelerine göre mahkemelerin görevinin dava konusuna göre belirlendiği anlaşılmaktadır. Dava konusu ise dava dilekçesinde ileri sürülen vakıalar ve talep sonucundan anlaşılır. Davalı tarafından ileri sürülen hususlar savunma mahiyetinde olup dava konusunun belirlenmesine esas alınamaz.<br>01.07.2012 tarihi itibariyle yürürlükten kaldırılan 6570 Sayılı Kanunun 12.maddesinde; \"Kiracı, mukavelede hilafına sarahat olmadıkça, kiralanan yeri kısmen veya tamamen başkasına kiralayamaz yahut istifade hakkını veya mukavelesini başkasına devredemez veyahut kendisi gayrimenkulü bırakmış olduğu halde hiç bir sebeple bu yeri kısmen veya tamamen başkalarına işgal ettiremez. Kira akdinin esas gayesi itibariyle başkalarına kiralanması lazım ve mütat olan (Otel, pansiyon, talebe yurdu ve benzerleri) gayrimenkuller bütün gayrimenkulün devri veya kiralanması hali müstesna olmak üzere yukardaki fıkra hükmüne tabi değildir. Bu maddenin birinci fıkrası hükmüne riayet etmeyerek bir gayrimenkule kiracı veya devir alan sıfatiyle girenler veya bu gayrimenkulü işgal edenler hakkında hiç bir ihtara hacet kalmaksızın sulh mahkemelerinde tahliye davası açılabilir. Fuzuli şagiller hakkında 5917 sayılı kanun hükümlerinin tatbikı da istenebilir.\" hükümleri düzenlenmiştir.<br>6101 Sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun<br>un Geçici 1. maddesinde; \"Bu Kanunla yürürlükten kaldırılan 6570 sayılı Kanunun 12.maddesinin 3.fıkrası uyarınca açılmış ve henüz karara bağlanmamış olan davaların, sulh hukuk mahkemelerinde; bunlardan temyiz aşamasında bulunanların ise Yargıtayın ilgili dairesinde ayrıca bir işlem yapılmasına ve karar verilmesine gerek olmaksızın görülmelerine devam olunur.\" düzenlemesi ile 6100 Sayılı TBK sonrasında, kiralananın kullandırılması, alt kiraya verilmesi veya sözleşmenin devri durumunda, bunlara (sözleşmenin tarafı olmayanlara) karşı açılacak davalarda sulh hukuk mahkemelerinin görevli olmayacağı düzenlenmiştir.<br>01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK'nun 2. maddesine göre dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarda görevli mahkeme aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk Mahkemesidir. 6100 Sayılı HMK.nun 4/1-a maddesine göre ise; Kiralanan taşınmazların, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalarda Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir. Mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkin kurallardan olup, yargılamanın her aşamasında istek üzerine ya da re'sen gözetilmesi gerekir.<br> 6100 Sayılı HMK'nun 4/1-a maddesi gereğince kira sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir. Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir. (HMK m.1) Nitekim Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c maddesi görevi dava şartları arasında saymıştır. Bu itibarla görev kuralları tarafların ileri sürmesine gerek olmaksızın hâkim tarafından ve yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Davacı ile davalı taraf arasında kira ilişkisi bulunduğundan sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğunun kabulü gerekir. Görev dava şartı olup yargılamanın her aşamasında resen gözönüne alınması gerektiğinden yerel mahkemece görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya uygun bulunduğundan, bu nedenle davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvuru isteminin esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br><br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>Dosya kapsamına, toplanan delillere, Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/09/2025 tarihli ve   2025/709 Esas - 2025/595 Karar sayılı hükmünde mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre,  davacının istinaf kanun yolu başvuru isteminin 6100 Sayılı HMK'nin 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harcın peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,<br> HMK 27. maddesi gereği, tarafların hukuki dinlenilme hakkı nedeniyle ve 04/08/2017 tarihinde yürürlüğe giren 7035 sayılı Yasanın 27. maddesi ile HMK 302. maddesine eklenen 5.fıkrası uyarınca hükmün ilk derece mahkemesince taraflara tebliğ edilmesine, <br>Dosya üzerinde yapılan incelemede 27/11/2025 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.<br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİHİ :  28/11/2025<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br><br>Üye<br><br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br> <br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b5296e4168037d53","SID":"efbcd28b2ea0692d"}}