{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/630 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/1279<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 14/12/2022<br>NUMARASI\t: 2021/232 E. - 2022/217 K.<br>DAVANIN KONUSU: Markanın Hükümsüzlüğü<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/10/2025<br> Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :<br>DAVA DİLEKÇESİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkili şirkete ait otel işletmesi olan “... ... Hotel” isimli otelin uzun yıllardır İstanbul’da konaklama hizmeti verdiğini, “... ... Hotel” markasıyla müvekkili şirkete ait otel işletmesinin piyasada var olan ve belli bir tanınmışlık seviyesine ulaşmış bir işletme, İstanbul’un maruf eski otellerinden olduğunu, müvekkili şirketin sahibi olan ...’ın mülkiyetinde bulunan “... ... Hotel” isimli otel işletmesi müvekkili şirketin sahibi ... ve ailesi tarafından kurulduğunu, “...”' ifadesinin davacı müvekkili şirketin sahibi ...’ın babası ...’ün lakabı olduğu için otele bu isimin verildiğini, müvekkili şirkete ait “... ... Hotel” isimli otelin davalı ...’ne ve şirket yetkilisi ...’e 15.03.2017 tarihinde kiralandığını, davalı kiracı şirket yetkilisi ile kiralayan ...’ın ailesi arasında davalı şirket yetkilisinin kira bedellerini ödememesi ve davalı şirket yetkilisinin olumsuz davranışları nedeniyle çeşitli sorunlar yaşandığını, aralarındaki uyuşmazlığın husumet derecesine ulaştığını, davalı şirketin “... ... Hotel” işletmesi için muaccel hale gelen kira alacaklarını ödemediğini, kiralayan ... tarafından İstanbul 23. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2021/73 Esas sayılı dosyası ile tahliye davası açıldığını ve 10.06.2021 tarihinde İstanbul 23.İcra Hukuk Mahkemesi tarafından kiracı davalı şirket ve işletmecisinin tahliyesine karar verildiğini, davalı şirketin yetkilisinin, müvekkili şirket sahibi ...’ı ve ailesini zor durumda bırakmak amacıyla hiçbir hakkı, yetkisi ve korunmaya değer menfaati olmadığı halde mülkiyeti kendisine ait olmayan, kendisi oteli kiralamadan önce de otel işletmesinin markası “... ... Hotel” olmasına rağmen müvekkili şirkete ait “... ... Hotel” markasını 03.09.2020 tarihinde kötü niyetli olarak davalı şirket adına tescil ettirdiğini,  tescil numarası ile davalı yan adına tescilli bulunan “... ... Hotel+şekil” ibareli markanın ... nezdinde tutulan sicil kaydına, 556 Sayılı KHK 16 ve 76 maddeleri uyarınca, dava sonuçlanıncaya dek 3.kişilere devri önleyecek şekilde teminatsız olarak tedbir konulmasına, davalıya tebligat yapılmaksızın; müvekkilinin haklarının acilen ve etkinlikle korunması gereği ve oluşabilecek zararın telafisinin ilerde mümkün olmaması nedeniyle 03.03.2020 başvuru tarihi 2020/26839 tescil numaralı 43.sınıfta tescilli davalı şirket adına kayıtlı “... ... Hotel” markasının hükümsüzlüğüne karar verilmek sureti ile sicilden terkinine  karar verilmesini, gerekçeli kararın hüküm fıkrasının ülke çapında yayın yapan bir gazetede masrafları davalıya ait olmak üzere ilanına,  karar verilmesini talep etmiştir.  <br>CEVAP DİLEKÇESİ:<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirket ile müvekkili şirket yetkilisi ... arasında davacı tarafından da dava dilekçesinde kabul edildiği üzere “Şahsuvar Mah. Kadırga Meydanı Dönüş Sok. ... Küçükayasofya-.../İstanbul” adresinde bulunan taşınmazı “iş yeri” olarak kullanılmak üzere 15.03.2017 tarihinde 5 yıllık kira sözleşmesi akdedildiğini, söz konusu kira sözleşmesine konu taşınmaz ile ilgili olarak kira sözleşmesinde bildirildiği üzere tesliminin sağlanamaması ve tam kullanım gerçekleştirilememesi nedenleri ile kira bedelindeki  murazaanın giderilmesi, fazladan ödenen kira bedellerinin iadesi ve sair sebepler ile İstanbul 9.Sulh Hukuk Mahkemesi’nin, 2020/583 Esas sayılı dosyası ile dava ikame edildiğini, dolayısı ile kira sözleşmesinde ihtilaf var iken ve ayıplı olarak müvekkili kullanımına bırakılan taşınmazla ilgili olarak dava dilekçesinde yazılı kira bedellerin ödenmediğinden bahisle sunulan beyanların kabulünün mümkün olmadığını ... ... Hotel’de kiracı olarak bulunan, davalı şirket yetkilisi ... tarafından söz konusu markanın tescil edildiğini, kiracı olarak bulunulduğu sürede, davacı şirket tarafından “... Hotel” adı ile Türk Patent ve Marka Kurumu’na başvuruda bulunulduğunu, itirazları sonucu müvekkilinin haklı bulunduğunu, başvurularının reddolunduğunu, davalı müvekkili kiracıyken ve “...  ... Hotel” ismiyle otelini işletmeye devam ederken davacı taraf kötü niyetli bir şekilde “... ... ...” ismiyle kötü niyetli bir şekilde instagram hesabı açıldığını, logo hazırlandığını, davacı şirketin “... ... ... Sultanahmet” adı ile ...’ye başvurduğunu, müvekkili şirketin itirazları doğrultusunda reddedilmesine karar verildiğini, müvekkili şirketin, Ankara’da da pek çok işyeri vb. mekan adının da “...” olmasının da etkisiyle, binbir güçlükle ve uzun uğraşlar sonucunda markasını tescil ettirebildiğini, bu süreçte oldukça fazla para ve mesai harcandığını, otelin internet sitesinin masraflarını hala müvekkili tarafından karşılandığını, otelin konumu vb. tüm kullanım haklarının davalı müvekkili üzerine olduğunu, 2017’den beri medyadaki bütün reklam anlaşmalarının müvekkili tarafından yapıldığını ve giderlerinin müvekkili tarafından karşılandığını, otelin tanınmasını, gözde bir otel olmasını, bugünlere gelmesini sağlayan kişinin yirmi iki yıllık turizm emekçisi olan müvekkili olduğunu, davacının ise müvekkilinin oteli bugün olduğu konuma getirene kadar otelle ilgilenmediğini, ... ... Hotel’in eski isminin ... ... olduğunu, davacının babasının lakabının ... olduğu iddiasının doğru olmadığını, tamamen açılmış olan davayı kazanmak adına ortaya atılmış olan asılsız bir iddia olduğunu, eski adı ... ... iken “... ... Hotel” markasını almaya çalışan davacının  kötü niyetli olduğunu, hukuki dayanaktan yoksun  davanın reddine,  karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>İlk derece mahkemesi  2021/232  esas, 2022/217 karar sayılı,  14/12/2022 tarihli kararı ile;  ''Dosya kapsamında bulunan deliller, marka tescil belgesi, sunulu fatura , HMK 266 madde kapsamında dosyadaki deliller ile uyumlu bilirkişi raporu nazara alındığında;  ticari defter ve kayıtlar üzerinde yapılan incelemelere göre davacı taraf 2015 yılında anlaşmalı matbaaya bastırdığı faturalarda“... ...” ibaresini kullandığı için ve yapılan inceleme ve dosya kapsamında davalı taraf ... ibaresine ilişkin daha eskiye dayalı bir kullanım ibraz etmemiş olduğundan ve davalı ...'nin 23.02.2017 tarihinde otel vb. konaklama yerleri faaliyetinde bulunmak üzere 23.02.2017 tarihinde kurulduğu nazara alındığında davalı şirketin kuruluşu dahi bu  kullanımdan sonraki tarihli olduğundan ''...'' ibaresi üzerinde davacı tarafın eskiye dayalı bir üstün hakkı bulunduğu gerçek hak sahibi olduğu ve ilk kullanımı gerçekleştirdiği, sunulu delillere göre davalının tescilde kötüniyetli olduğu da gözetilerek (SMK 6/9 ve 6/6) davalı adına tescilli 2020/26839 nolu markanın tescil edildiği 43.sınıf yönünden HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, karar kesinleştiğinde ilamın sicile işlenmesi için kararın  TÜRK PATENT VE MARKA KURUMU’na  bildirilmesine, hükümsüzlük istemlerinde yüksek yargı uygulamalarına göre hükmün ilanına karar verilemediğinden bu yöndeki istemin reddine\" karar vermiştir.<br>İSTİNAF:<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;\tmahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu,  taraflar arasında iş yeri\" olarak kullanılmak üzere 15/03/2017 tarihinde 5 yıllık kira sözleşmesi akdedildiğini,  söz konusu kira sözleşmesine konu taşınmaz ile ilgili olarak, kira sözleşmesinde bildirildiği üzere teslimin sağlanamaması ve tam kullanım gerçekleşmemesi nedeniyle kira bedelindeki murazaanın giderilmesi ve fazla ödenen kira bedellerinin iadesini  dava ettiklerini, kira sözleşmesinin imzalanmasından evvel de söz konusu Hotel adının ... olduğundan bahisle müvekkili şirket adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne karar verildiğini, davalı şirket yetkilisi tarafından  söz konusu markanın tescil edildiğini,  kiracı olarak bulunulduğu sürede, davacı şirket tarafından \"... hotel\" adı ile türk patent ve marka kurumu'na başvuruda bulunduğunu ve itirazı sonucu müvekkilinin haklı bulunduğunu, ve başvurularının red edildiğini,  davacı ve davalı müvekkili arasında kira döneminde söz konusu taşımazla ilgili pek çok sorunla uğraşmak zorunda kaldığını,  davacı şirket yetkilisi,  binanın ruhsatının çıkarılması için müvekkili ile görüştüğü ve resmi kurumlarda işlemlere başlamasını istediğini, normalde davacı şirket yetkilisi tarafından yürütülmesi gereken işlemler tamamen iyiniyetli olarak müvekkili tarafından yürütüldüğünü, tekrar ruhsat yaptırdığı ve ücretini kendisi ödemek durumunda kaldığını, müvekkili kiracı olarak bulunduğu taşınmazda, otelin bütün problemleriyle ilgilenmiş, halkın gözünde saygın ve tanınan bir mevkiye getirdiğini, usul ve yasaya aykırı olarak müvekkili adına tescilli...nolu markanın tescil edildiği 43. sınıf yönünden hükümsüzlüğüne karar verildiğini beyan ederek, İstanbul 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 14/12/2022 tarih 2021/232 Esas 2022/217 Karar sayılı kararın kaldırılmasına,  haksız ve kötüniyetli açılan davanın REDDİNE, karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAFA CEVAP:<br>Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin yetkilisi, müvekkili şirket sahibi ...'ı ve ailesini zor durumda bırakmak amacıyla hiçbir hakkı, yetkisi ve korunmaya değer menfaati olmadığı halde, mülkiyeti kendisine ait olmayan, kendisi oteli kiralamadan önce de otel işletmesinin markası ''... ... Hotel '' olmasına rağmen müvekkili şirkete ait ''... ... Hotel'' markasını 03.09.2020 tarihinde kötü niyetli olarak davalı şirket adına tescil ettirdiğini, müvekkili şirketin sahibi ...'ın ailesine ait olan ''... Hotel'' isimli bir otel daha mevcut olduğunu, davalı şirket yetkilisi ...'ın kardeşi ...'e ait olduğunu, davalı şirket yine hiçbir hak, yetkisi ve korunmaya değer menfaati olmamasına rağmen bu otelin markasını da kötü niyetli olarak tescil ettirdiğini, dava konusu marka, tescil tarihinden çok önce müvekkili şirket tarafından, ihdas ve istimal edildiğini, markayı piyasada maruf hale getiren davacı müvekkili şirket olduğunu, gerçek hak sahibinin müvekkili şirket olduğu dosyada mevcut olan bilirkişi raporu ile  kanıtlandığını beyan ederek,  İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî  Haklar Hukuk Mahkemesinin 14.12.2022 tarih ve 2021/232 E. 2022/217 K. sayılı ilamın onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; SMK'nın 6/3 ve 6/9 maddelerine dayalı olarak davalı adına tescilli 2020/26839 numaralı markanın (... ... Hotel+şekil) hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verildiği, davalı vekili tarafından taraflar arasında ''iş yeri\" olarak kullanılmak üzere 15/03/2017 tarihinde 5 yıllık kira sözleşmesinin akdedildiğini,  söz konusu kira sözleşmesine konu taşınmaz ile ilgili olarak, kira sözleşmesinde bildirildiği üzere teslimin sağlanamaması ve tam kullanım gerçekleşmemesi nedeniyle kira bedelindeki murazaanın giderilmesi ve fazla ödenen kira bedellerinin iadesini dava ettiklerini, markaya değeri davalının kazandırdığını beyan ederek istinaf kanun yoluna başvurduğu görülmüştür. Markanın hükümsüzlüğü halleri SMK'nın 25/1. maddesinde düzenlenmiş olup SMK'nın 5. ve 6. maddelerinde sayılan hallerden birinin mevcut olması halinde Mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verileceği belirtilmiştir. Huzurdaki davada; gerçek hak sahipliğine dayalı olarak SMK'nın 6/3 ve marka başvurusunda kötüniyet iddiasına dayalı olarak SMK'nın 6/9 maddesi kapsamında davalı markasının hükümsüzlüğü talep edilmiştir. Dosyanın tetkikinde; taraflar arasında 15/03/2017 tarihli kira sözleşme ilişkisinin tesis edildiği ihtilafsız olup uyuşmazlığın ''... ... Hotel+şekil'' markası yönünden gerçek hak sahibinin hangi taraf olduğu ve davalının marka başvurusunda kötüniyetli olup olmadığının tespiti noktasında toplandığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesi tarafından davanın kabulüne ilişkin hükümde esas alındığı görülen bilirkişi raporunda, davacı ...ne, Küçük Ayasofya Mah. Dönüş Sk. ... .../İstanbul adresli işyeri için ... Belediye Başkanlığı tarafından 22/06/2012 tarihinde ... No’lu “Otel” faaliyeti konusunda İş yeri Açma ve Çalışma Ruhsatının verildiği, davacı şirketin 2015 yılında anlaşmalı matbaaya bastırdığı faturalarda işletme adı olarak “... ...” adını kullandığının tespiti yapılmış ve bu kapsamda davacının gerçek hak sahibi olduğu kanaatine varılmış ise de iş yeri ruhsatı üzerinde yalnızca otel ibaresinin yer aldığı, otel isim /markasının yazılı olmadığı, yalnızca 2017 tarihli faturanın mevcut olduğu, ancak 2015 tarihli faturaya dosya kapsamında rastlanılmadığı gibi davacı tarafın 2015 yılına ait ticari defterleri tetkik edilmediğinden hükümsüzlük istemli markanın, tescil yılı olan 2017 tarihinden öncesinde  davacı tarafından kullanıldığı iddiasının ispatına yönelik olarak fatura ve ticari defter kayıtlarına ilişkin raporun denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olmadığı saptanmıştır. Belirtilen eksikliklerin giderilmesinden sonra davacının gerçek hak sahibi olup olmadığının değerlendirilmesi ve neticesine göre davalının marka başvurusunda kötüniyetli olup olmadığının incelenmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi isabetsiz bulunmuştur. Tüm bu nedenlerle, davacının 2015 tarihli faturaları ile 2017 öncesine ait ticari defterlerinin sunulması ve  incelenmesi için mali bilirkişi marifeti ile ek rapor alınarak neticesine göre değerlendirme yapılması gerektiği anlaşılmakla; davalı vekilinin istinaf başvurusunun  6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kısmen kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile;<br>2-İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 14/12/2022 tarih, 2021/232 E. 2022/217 K. sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 09/10/2025<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1835cbaa9936eac8","SID":"613f8448a5ae7f80"}}